Jump to content

jynx

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    27
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

jynx Hakkında

  • Derece
    Member

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    İnterenete bakmadım. Biliyorum kuralı. Ayrıca bunu yabancıya öğretmenin zorluğunu ne, gerçekten anlamadım. Suffix kullanımının çokta net bir kuralı yok dedin. Ama gördüğün gibi var.
  2. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Peki siz kesin olarak yaşamadığını mı düşünüyorsunuz?
  3. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Çünkü muhammedin yaşadığı dönemde okuma yazma oranı %1-2. Sözlü edebiyat gelişmiş. Yazıya aktarma geleneği yok. O zaman kullanılan arapçanın yazı için uygun olmaması da sebep olabilir. Emevilerle birlikte araplar devlet haline geldi. Ve sikkelerde muhammed adı görülmeye başlandı. Kuran eğer kolektif bir bilincin ürünü olsaydı, yazılma şekli tevrat veya incil gibi olurdu. Tevrat ve incil, bahsedilen peygamberin sözde yaşadığı tarihten sonra yazılmıştır. Şurda yaşadı, şunları yaptı, şurda öldü gibi geçmişe yönelik anlatımlar vardır. Kuran'daysa "muhammed şurda yaşadı, şurda öldü" gibisinden geçmişe yönelik anlatımlar yoktur. Bir vahiy kitabıdır. Anlatan peygamberin kendisidir. Hatta sorulara bile cevapları vahiy olarak aktarır. Geleceği yönelik savaş taktikleri verilir ve bir süre sonra bu taktikler geçmiş zaman kipiyle kritik edilir. Ayrıca tevrat ve incilde, musa ve isanın yaptığı mucizelerden de bahsedilir. Onlar geçmişe yönelik bir kitap olduklarından, mucizelerin kanıtlanması mümkün değildir. Kuran'daysa Muhammed'in yaptığı mucizelerden bahsedilmez. Hatta insanların ondan mucize istediğini, muhammed'inde mucize olarak sadece kuran'ı gösterdiğini görürüz. Kuran, geçmişe yönelik bir kitap olmadığı için, peygamber olduğunu iddia eden muhammed o an yaşadığı için insanlara mucize gösterememektedir. Muhammed'in mucizeleri, yaşadığı tarihten 200-300 yıl sonra yazılan hadislerde gösterilir. Onlarında muhammed'i diğer peygamberler gibi kutsallaştırmak için yazıldığı bellidir. Eğer kuranı kerim toplumun bir ürünü olsaydı muhammedin yaptığı mucizelerden de bahsedilirdi. Muhammed'in hangi kadınları kendine eş seçebildiğine, cinsel hayatı gibi konulara da girilmezdi.
  4. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Sert ünsüz yumuşaması kuralı çok basit. Sonu ç, k, p, t ile biten bir sözcüğe ek geldiğinde ç c'ye, k ve g ğ'ye, t d'ye, p b'ye dönüşür. Sadece bazı sözcüklerde istisna olarak bu yumuşama görülmüyor o kadar. Ama yumuşamanın olduğu sözcüklerde harf değişiminde, istisnasız tüm kelimelerde yukardaki kural geçerlidir. Yani ç her zaman c'ye dönüşür. İstisnası yoktur. Bence gayet basit bir kural. Ve ingilizcenin başka bir zorluğu telafuzu birbiriyle aynı ya da çok benzeyen çok fazla kelime var. Ve her bir sözcüğün onlarca eş anlamlısı ve yakın anlamlısı var. Ne kadar kelime ezberlersen ezberle, bir ingilizce yazı okuduğunda hep bilmediğin kelimeler çıkıyor.
  5. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Türkçe'nin gramer yapısının batı dillerinden farklı olması, onun zor olduğunu göstermez. Sadece o dillerden farklı olduğunu gösterir. O suffix'lerinde hepsinin kuralı var. Ayrıca sanki 30 yıl ingilterede yaşayan türklerin aksanı aynı ingiliz gibi mi oluyor hayır. Eğer türkçe gibi eril-dişi kavramı (bazı dillerde nötr cinsiyette var, almanca gibi) olmayan, düzensiz fiil diye bir şey olmayan, gramer kurallarının düzenli olduğu, çok az istisnanın olduğu, yazıldığı gibi okunan, her harfin bir sese sahip olduğu, kelime sayısının çoğu dile göre daha az olduğu, cümledeki kelimelerin sırasını anlam bozulmadan kullanıp devrik cümle kurabildiğiniz, telafuzun zor olmadığı bir dili zor olarak kabul ediyorsanız, hangi dili kolay kabul ediyorsunuz merak ediyorum.
  6. jynx

    Dünyadaki sınav adaletli mi?

    Ülkemizde her sene üniversite sınavı yapılıyor. Herkesin kaderini etkileyen bir sınav. Peki sınavda neden herkese aynı sorular soruluyor? Adaletli olması için. Eğer herkese farklı sorular sorulursa adaletli olmaz. Çünkü mesela önündeki soruları yapamadığı için üniversite sınavını kazanamayan bir öğrenci düşünelim. Bu öğrenciye belki de önüne başka bir öğrenciye gelen sorular gelseydi o soruları yapacaktı ve üniversite sınavını kazanacaktı. O yüzden üniversite sınavında herkese aynı sorular sorulur ve adalet sağlanır. Dünya hayatına baktığımızda kimi fakirlik, sefalet ve açlıkla yaşarken başkası zenglinlik ve ferahlık içinde yaşıyor. Müslümanlar bu duruma "herkesin sınavı farklı, herkes farklı şeylerle sınanıyor" diyor. Ama zaten herkesin farklı şeylerle sınanıyor olması bu durumu adaletsiz yapmaz mı? Zenginlik içinde yaşayıp allahın sınavını kazanan biri, fakirlik içinde yaşasaydı belki allaha isyan edip sınavı kaybedecekti. Ya da fakirlik içinde yaşayıp sınavı kaybeden biri, zenginlik içinde yaşasaydı allaha inanıp sınavı kazanacaktı. Burda bir adaletsizlik yok mu? Eğer dünya bir sınav yeri olsaydı ve bu sınav adaletli olmuş olsaydı herkes aynı şeyle sınanıyor olurdu. Nasıl öğrencilere sınav yapılırken herkese aynı sorular soruluyorsa, allahında insanlara eşit koşullarda sınav yapması gerekir.
  7. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Üçüncü tekilde "arabasını" diycektim yanlış olmuş. n kaynaştırma harfi s ye dönüşmüyor. İkinci tekil iyelikte "ın, in un, ün" değil sadece "n" iyelik eki geldiği için ve üçüncü tekil iyelikte, isimle iyelik eki arasına da "s" kaynaştırma harfi girdiği için çekimler farklı oluyor ve karışıklık olmamış oluyor.
  8. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Onu bilmiyorum ama "geldin mi" de şahıs ekinden zaten kime söylendiği anlaşılıyor. Onun üçüncü tekil şahıs hali "geldi mi" dir. Ve fiildeki şahıs ekinden sonra hal eki de dahil hiçbir ek gelemeyeceği için karışıklık yaşanmaz. Benim bahsettiğim durum iyelik ekinden sonra hal eki gelmesi. Eğer dediğin gibi n çeşitlerini kaybetmekten kaynaklanıyorsa, ikinci tekil iyelik eki "n, ın, in, un , ün" deki "n" yle, kaynaştırma harfi olan "n" nin farklı söylenmesi gerekiyor. Çünkü karışıklık ordan kaynaklanıyor. Bu arada bu karışıklık için ismin sonu ünsüzle bitmesi gerekir. Eğer ünlüyle biterse araya giren kaynaştırma harfi "s" olacağı gireceği için karışıklık yaşanmaz. (Arabanı, arabası mesela)
  9. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Bence türkçe en kolay dillerden biri. Eril-dişil kavramı yok. Düzensiz fiil diye bir şey yok. %99 yazıldığı gibi okunuyor. Gramer kuralları son derece mantığa uygun. İstisna çok az sözcük var. Ve telafuzu da kolay. Ama bazen yanlış anlaşılmalara sebep verebiliyor. Ya da kimden bahsedildiği belli olmayabiliyor. Örneğin "Yalanını ortaya çıkaracağım." dediğimizde, sözü söylediğimiz kişinin yalanı mı yoksa başka bir kişinin yalanından mı bahsettiğimiz belli değil. Çünkü ikinci tekil şahıs iyelik eki + hal ekinin çekimiyle üçüncü tekil şahıs iyelik eki + hal ekinin çekimi aynı. ikinci tekil şahıs: -ın (iyelik eki) + ı (hal eki) üçüncü tekil şahıs: ı (iyelik eki) + n (kaynaştırma harfi) + ı (hal eki) O yüzden bu tür durumlarda yanlış anlaşılmayı engellemek için "senin" "onun" kişi zamirlerini kullanmak gerekiyor.
  10. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Baptizati'nin yazmasında bahsi geçen söz şu. "Kardeşimin yazdığına göre, bir sahte peygamber ortaya çıkmış. (Sergius) Kandidatus sarazenler tarafından öldürüldüğünde Ceasaera'ydayım dedi İbrahim. Ve yahudiler (buna) çok sevindiler. Dediler ki, sarazenlerle birlikte gelen peygamber gözüktü, ve Mesih İsa'nın yolda olduğunu haber veriyor" Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Baptizati'nin sahte peygamber ve yaydığı din hakkında birinci elden bir bilgisi yok. Bir kardeşinin, bu peygamber hakkında Yahudiler'den duyduğu bilgileri aktarıyor. Muhammed, Mesih İsa'nın yolda olduğunu hiç müjdelememiş olabilir. Fakat Kuran'da İsa hakkında övücü ve onun peygamberliği destekleyici ayetler ve öğretiler var. Belli ki Kuran'ın bu öğretisini Yahudiler yanlış algılamışlar. Bu çok olağan bir durum. Ve "Mesih isa'nın yolda olduğunu haber veriyor "ifadesi de bahsedilen peygamberin Muhammed olduğunu desteklemektedir. Çünkü Muhammed, İsa'yı övmüş ve onurlandırmıştır. Bunu o dönemde yapmış ve başarılı olmuş başka bir peygamber yoktur. İslam'ın ilk yıllarında Müslümanlar'a komşu milletlerin, İslam ve Müslümanlar hakkında eksikiz ve tam bir bilgiye sahip olmalarını beklemeniz çok hatalı bir bakış açısıdır. Bırakın 7.yy Suriye ve İran halklarını, 18. ve 19.yy Avrupa halkları bile İslam hakkında doğru ve tam bir bilgiye sahip değillerdir. Müslümanlardan bahsederken hep "Moheammedans" kelimesini kullanmışlardır. İslam'ın ilk yıllarında komşu milletlerin de müslümanlara "Muhammed'in Arapları" demesi son derece mantıklıdır. Papaz Thomas'ın kroniğinde, Muhammed'le ilgili olan bölüm sonradan eklenen kısımda değildir. Thomas eserin sonunda "Yeni başlangıcın başladığı yerde bitmiştir" diye not düşmüştür. Ve eserin 640'ta bittiği kesindir. Çünkü eser, tarihi olayları listeleyen bir eserdir. Ve 641'deki Hereaklios'un ölümünü yazmaz. O esere sonradan bazı sayfalar eklenmiştir. Ama eklenen sayfalar bellidir. Yazarın bitti dediği yerden sonraki sayfalardır. Ama Muhammad adının geçtiği kısım, 640 yılından önce yazılan bölümdedir. Muhammed yaşamadığı iddiasını ortaya Robert Spencer, kitabında bu bilgiyi sansürlemiş, sadece "esere sonradan ekleme yapılmış" demiştir. Ayrıca bir önceki mesajda o sikkelerden de hiç bahsetmemiştir. Robert Spencer'in iddiaları akademik çerçevede kesinlikle ciddiye alınmaz. Amerika'daki Islamophobia'dan maddi çıkar sağlayan bir şahıstır. Sebeos'un kroniğine gelince, o esere sonranadan eklemeler yapılması, içindeki her bilginin yanlış olduğunu göstermez. Arkeoloji bilimi, sizin sandığınız gibi "kurunda yanında yaş da yanar" mantığıyla ilerlemez. Sonradan ekleme yapılan eserler, detaysal olarak yanlış olabilir ama yüzeysel olarak doğru kabul edilir. Sebeos'un kroniğinin, Muhammed'in yaşadığını desteklediğini tüm saygın tarihçiler kabul eder. Muhammed'in yaşamadığı teorisini ortaya atan ilk kişi olan Patrica Crone bile sonradan Muhammed'in yaşadığını kabul etmiştir. Patrica Crone dünya üzerinde en çok tanınan ve saygı gören akademisyenlerden biridir. Ve aşağıdaki makalesinde muhammed'in yaşadığına delil olarak, sebeos'un kroniğini kaynak olarak vermiştir. Eğer sebeos'un eseri, muhammed'in yaşadığı konusunda güvenilir bir kaynak olmasaydı patrica crone o kaynağı delil olarak sunmazdı. https://www.opendemocracy.net/faith-europe_islam/mohammed_3866.jsp Gerçek bilgileri çarpıtarak Muhammed'in yaşamadığını iddia eden Robert Spencer gibi kişiler hristiyandır. Yani adamların amaçları, İslam'ın aslında bir hristiyan mezhebi olduğunu söyleyerek müslümanları dininden döndürüp hristiyan yapmak. Bir hristiyan propagandasından başka bir şey değil. Zaten islamda hristiyan kökenli bir şey de yoktur. İbadetleri, ritüelleri, haram-helal'leri birbirinden farklıdır.
  11. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Muhammed'in yaşadığı dönemde, daha sadece arap yarımadasına yayılmış bir islam devleti var. Bizanslılarla yapılan ilk savaş zaten 629 yılında oluyor. Onu da müslümanlar kaybediyorlar. 631'de Heraklios, islamiyet'in yayılmasını engellemek için arap yarımadasına sefer düzenliyor. O savaşı müslümanlar kazanıyor. Bu durumda muhammed'ten bahseden ilk yabancı kaynakların 633'te başlaması çok ta anormal değil. Ayrıca Antik ve Klasik çağlar sözel anlatımların güçlü olduğu çağlardır. Yazılı anlatım fazla gelişmemiştir. Dini yazmalar haricinde, içinde bulunduğu dönemin olayları hakkında bilgi veren fazla bir eser yoktur. O dini yazmalarda da muhammed'ten bahsedildiği açıktır. "634 yılında Baptizati adlı hristiyan bir yazarın yazısında, sarakenler arasında çıkan sahte bir peygamberden bahseder" Saraken terimi, muhammed'ten çok daha önce Romalı tarihçiler tarafından Arap yarımadasında yaşayanlar için kullanılmış bir terimdir. Hicaz'ın kuzey bölgelerinde yaşayan Arapları ve diğer Sami kabileleri Saraken olarak adlandırmışlardır. Bunun nedeni ise bu kabilelerin Roma ordularına karşı Arap yarımadası'nın kuzeyinde şiddetli bir mücadele vermesidir. Baptizati'nin bahsettiği dönemde, peygamberlik iddiasında bulunmuş ve bu iddiası en çabuk şekilde yayılmış kişi Muhammed olduğuna göre o sahte peygamberin Muhammed olduğu açıktır. "636 yılında Mark ve Matta incillerinin olduğu bir kodekste Muhammed'in arapları'nın yaptıklarından bahseder." "640 yılında Papaz Thomas'ın eserinde, 634 yılında Muhammed'in araplarınından yaptığı savaştan bahseder." Muhammed'in ölümünden sonra müslümanlarla karşılaşan komşu devletlerin onlara "muhammed'in arapları" demesi son derece mantıklı. 660 yılında Sebeos'un yazdığı kronikte, Muhammed isimli bir tüccarın peygamber olarak ortaya çıktığı, arapları birleştirdiğinden, putlara tapmayı bıraktığından bahseder. Buna bir şey yazmaya gerek yok heralde. İslam devletini kuran Muhammed'ten bahsettiği apaçık. 680 yılında adına bastırılmış sikkeler de var. https://www.acsearch.info/search.html?id=352700
  12. jynx

    Ateistlerin Gözünden Yaşam ve Ölüm

    Bana göre doğmadan önce nasıl bir 'hiç' sek öldükten sonra da öyle olacağız. Siz doğmadan önce ne olduğunuzu hatırlıyor musunuz. Hatırlamıyorsunuz çünkü bir hiçtiniz. Öldükten sonra da bir hiç olacaksınız.
  13. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Muhammed'in yaşadığını gösteren yabancı kaynaklar var. 634 yılında Baptizati adlı hristiyan bir yazarın yazısında, sarakenler arasında çıkan sahte bir peygamberden bahseder. 636 yılında Mark ve Matta incillerinin olduğu bir kodekste Muhammed'in arapları'nın yaptıklarından bahseder. 640 yılında Papaz Thomas'ın eserinde, 634 yılında Muhammed'in araplarınından yaptığı savaştan bahseder. 660 yılında Sebeos'un yazdığı kronikte, Muhammed isimli bir tüccarın peygamber olarak ortaya çıktığı, arapları birleştirdiğinden, putlara tapmayı bıraktığından bahseder.
  14. jynx

    İslam kendinden önceki dinlerin bozulmuş halidir.

    Şöyle bir yorum buldum. Yanlış anlaşılma olmasın bunları kabul ettiğimden değil, müslümanların tüm iddialarının çürütülmesi için buraya koyuyorum. ay kültü iddiasıbu iddianın ilk çıkış noktası fanatik hıristiyanlardır. islam dinin karalama çalışmasıyla bu iddiaları ortaya atmaktadırlar. buna göre allah ismi, kuran’ın gelişinden de önce vardı. araplar, islam dininden önce de allah’ı biliyorlardı. bu iddiaya göre allah yani el- ilah ay tanrısının adıydı.islam inancı da ay kültünden gelmekteydi. bu iddiaların ışığında diğer semavi dinlerle hiçbir ilgisinin olmadığını, arkeolojik bulgularda bulunmuş bazı kabartma resimleri delil olarak öne sürmektedirler.bu iddiaların tümü açık bir saptırmadır. bu iddialar detaylı incelendiğinde gerçek bir temelinin olmadığı ortaya çıkacaktır. şimdi madde madde bu iddialara bakalım: 1-arapların islam öncesi allah inancı olduğu fikri yeni bir buluş değildir. peygamberimizin babasının adı bizzat “abdullah” ( allah’ın kulu) dur. kuran’da bu gerçek, bir çok ayette ifade edilir. bunlarda birisi şöyledir:39/3- haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca allah'ındır. o'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "biz, bunlara bizi allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." bu ayetten de anlaşılacağı gibi peygamberimizin döneminde müşrikler allah’ı biliyordu; ama “putlara bizi allah’a yakınlaştırsın diye tapıyoruz” diyorlardı. onlarda allah’ı tümüyle bir inkar söz konusu değildi. sadece bazı putları ona ortak koşuyorlardı.allah inancı islam öncesi diğer hak dinlerden geliyordu. islam dininin ilk geldiği dönemde ibrahim dininden gelen “hanef” dini de bu ortamda bulunmaktaydı. bunlar dinlerini dejenere etseler de ibrahim’in dininden gelen birçok ibadeti ve inancı korumayı başarmışlardı. o yüzden islam öncesinde de allah inancı ve hac, namaz, oruç gibi ibadetler de bozulsa da hala mevcuttu. dolayısıyla islam geldiğinde bu kavram ve ibadetleri onlardan almamış, aksine onları ilk defa insanlara buyuran allah, hataları düzelterek tekrar hz. muhammed vasıtasıyla tüm insanlara emretmiştir. detay için tıklayınız 2-bu konuda delil olarak gösterilmeye çalışılan arkeolojik bulgularda kasıtlı olarak çarpıtılmaktadır. bu bulgular mekke bölgesinde değil oradan çok daha uzak güney arabistan bölgesinde bulunmuştur. bu bulgular kasıtlı olarak kuzey arabistan’da bulunmuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. 3- ay tanrısı arkeolojik bulgularda “sin” olarak geçer. allah (el-ilah) kelimesinin ay tanrısı olduğu iddiasını destekleyecek hiçbir kanıt yoktur. buna rağmen bu tarz iddialarda birkaç resim koyup altına böyle bir yorum yazarak ay tanrısının allah olduğunu iddia ederler. eğer biraz bunun kökeni soruşturulsa, bu iddiaların fanatik din düşmanlarının vehmi olduğu ortaya çıkacaktır. 4- camilerin kubbesinde ay sembolünün bulunması ay kültünün bir uzantısı olduğunun delili olarak sunulmaktadır. bu da oldukça desteksiz bir iddiadır. camilerin tepesine ay sembolü konması peygamberimizin döneminde kullanılan bir sembol değildir. hatta halifeler döneminde de kullanılmamıştır. bu adeti ilk yapanlar emeviler de olmamıştır. bu adet ilk defa araplar tarafından değil, türkler tarafından uygulanmıştır. alparslan 1064'te ani'yi fethedince camiye çevrilen katedralin kubbesindeki büyük haç indirilip yerine büyük bir hilal konulmuştur. ve bundan sonra bu uygulama gelenek haline gelmiştir. müslümanların ay takvimi kullanmasının yine ay kültüyle alakası yoktur. islam geldiğinde var olan takvim budur. ve müslümanlar da bunu kullanmışlardır. sonradan bu takvime geçmemişlerdir. bu iddiaların hiç birinin temeli yoktur. sadece akla gelen her şey, temelsizce bu şekilde vehimlerle açıklanmaya çalışılmıştır. yoksa herhangi bir akli ve bilimsel bir dayanağı yoktur. 5- bu konuda en açıklayıcı nokta ise allah kelimesinin kökeni ile ilgilidir. allah kelimesi “el-ilah”tan gelir. “el” takısı ingilizcedeki “the” gibidir. allah (el- ilah) “the god” anlamına gelir. yani allah el- ilah belli bir ilahtır. bu kelime sadece arap dilinde yoktur. arapçanın mensubu olduğu sami dillerinde de bu kelime vardır. örneğin ibranice’de “elohim” ( tanrı) kelimesi bu kökten gelir. ayrıca yine aynı dil ailesinden gelen ve hz.isa’nın ana dili olan aramicede de aynı kelime vardır. hem de arapçadaki “ilah” kelimesiyle aynı kelimedir. okunuşu da aynıdır. bu konuda aramice bir sözlüğe ulaşamayanlara bir filmi kaynak olarak gösterebiliriz. mel gibson’un yönettiği “passion” filminde, konu orijinali gibi olması için o dönemde konuşulan diller seçilmiştir. filmde, isa rolünde oynayan kişi de aramice konuşmaktadır. bu filmde bir çok yerde tanrı kelimesi kullanırken aramice “ilah” şeklinde telaffuz edilir. ( bu filmi seyretme imkanı bulunanlar, hz. isa rolündeki kişinin çarmıha gerildiği sahnede, aramice allah’a dua ederken “ilah” diye seslendiğini duyabilirler, yine benzer bir şeyi yahudi rolündeki kişinin hz. isa’yı sorgularken, “sen allah’ın oğlu musun?” diye sorarken, yine aramice “ilah” kelimesini söylediğini duyabilirsiniz.”)bu gerçek fanatik hıristiyanların iddialarını tümüyle boşa çıkartmaktadır. eğer el- ilah ay tanrısıysa, hz. isa’da bu tanrıya inanıyordu. ona bu isimle dua ediyordu. böyle bir şey söz konusu değildir. hz. muhammed’in seslendiği allah ile hz. isa’nın seslendiği allah aynıydı. ve o her şeyin yaratıcısı olan eşi ve benzeri olmayan yüce allah’tır.dolayısıyla bu iddiada bulunan hıristiyanlar bilmeden kendi kendilerini yalanlamaktadırlar. bu iddialarda bulunanlar kendi dinlerini bilmeden, aramicede tanrının ne demek olduğundan haberleri olmadan, isa’nın konuştuğu dilin farkında olmadan bu vehimleri söylemişlerdir. 6-bu tip çalışmalar yukarıda da söylediğim gibi fanatik hıristiyanlar tarafından ortaya atılmaktadır. bağımsız bilim adamları bu iddialara destek vermez. bu konuda türkiye’de ateist çevrelerin destek olmasının sebebi, olayın bilimsel temellerine dayanması değildir. adeta “düşmanıma atılan çamur benim çamurumdur.” mantığında bu iddialara sahip çıkmaktalar. bu çevreler için söylenenlerin bilimsel olup olmaması önemli değildir. önemli olan dine bir saldırıda bulunulmasıdır. aynı çevreler islam’ın kökeni “güneş kültü”dür diye de iddialarda bulunmaktadırlar. işine geldiğinde işine gelen şeyleri söylemekten çekinmezler. onlara göre, bunların bilimsel bir alt yapısı olmasına gerek yoktur.sonuç olarak, bu iddialar tümüyle gerçek dışıdır. islam tevhid dinidir. bu din adem’den günümüze kadar yeryüzünde hep var olmuştur. allah elçileri vasıtasıyla bu dini insanlara ulaştırmıştır. allah kuran’da insanları aya güneşe değil sadece allah’a tapmaları gerektiğini şöyle vurgulamaktadır:41/37- gece, gündüz, güneş ve ay o'nun ayetlerindendir. siz güneşe de, aya da secde etmeyin. alah’a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. eğer o'na ibadet edecekseniz.
  15. jynx

    İslam kendinden önceki dinlerin bozulmuş halidir.

    Mesajında paganizm ve putperetsliğin islama benzediği, önceki toplumlarda peygamberlere ait bir kanıt olmadığını, gusül, oruç ve namaz gibi uygulamaların islam öncesi araplarda da olduğunu yazmışsın. Ama sorun şu. Müslümanlar da bunun zaten aksini iddia etmiyor. Onlar da bunu "onlara da hak dini ve peygamber gönderilmiştir, o yüzden oruç, namaz gibi uygulamaların onlarda da olması normal" diyerek çürütmeye çalışıyor. Onların inancında tek tanrı diye bir kavramın olmamasına da hak dini bozdukları için olduğunu söylüyorlar.
×