Jump to content

jynx

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    29
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

jynx Hakkında

  • Derece
    Member

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. Herkesin bildiği gibi semavi dinlerin sümer mitolojisiyle bir sürü benzerliği vardır. Ateistler, semavi dinlerin o mitolojilerden kopya çektiğini savunurken, müslümanlar da onlara da bir peygamber geldiğini ve bir hak dinini bildirdiğini ama sonra o toplulukların o dini tahrif ettiği için bu benzerliklerin oluştuğunu savunur. Ama müslümanların bu bakış açısının neden doğru olamayacağını aşağıdaki örneklerle söyleyeceğim. Şimdi o benzerliklerin bazılarına bakalım. Sümerlilerde kadınlar tarlaya benzetilir. Tevrat ve Kuran'da da bu benzetme vardır. Bu benzerliğe diyelim ki onlara da peygamber gelmiş, kadınların tarlaya benzediği ile ilgili bir şey söylemiş, onlarda peygamberin bu söylediğini almış. O yüzden onlarda da bu benzerlik var dedik. Ok bunda sorun yok. Sümer mitolojisinde yer altı dünyasının 7 kapısı var. Kuran'da 7 kat gök, cennetin 7 kapısı var. Burda 7 sayısı aynı olmasına rağmen küçük bir farklılık var. Ama hadi bu benzerliğe de diyelim ki sümerlilere peygamber gelmiş. 7 kat gökten, cennetin 7 kapısından olduğundan bahsetmiş. Ama sümerliler bunu çarpıtıp yer altı dünyasının 7 kapısı yapmış. Bunda da bir sorun yok diyelim. Sümerliler, dünyadaki bütün olayların ve tanrıların isteklerinin gökte yıldızlarda yazılı olduğuna inanırlardı. Kuran'da aynı inanış Levhi Manfuz adlı kader levhası olarak vardır. Hadi bunu da zorladık. Buna da dedik ki sümerlilere gelen peygamber, böyle bir kader levhası olduğundan bahsetmiş. Ama onlar bunu çarpıtıp bu kaderin gökteki yıldızlarda yazılı olduğunu düşünmüş. Hadi bunda da sorun yok diyelim. Şimdi can alıcı yere gelelim. Peygamberlerinin hayatınında bu mitolojik hikayelere benzediği yerlere. Sümer aşk tanrıçası İnanna bir bahçede uyurken, bir bahçıvan tarafından tecavüze uğradıktan sonra kızıp ülkeye felaketler verir. Bütün sular kana döner. Halk sefalet içinde kalır. Firavun, Musa'nın bildidiği Allah inancına inanmaz. Bunun üzerine Allah'ın isteği üzerine Musa asasını ırmağa vurur. Su kana dönüşür. Ve mısırlılar susuz kalır. Sümer bilgelik tanrısı Enki, tufanın olacağını Nuh'un karşılığı olan Ziusudra'ya duvar arkasından söyler. Tevrat ve Kuran'da Tanrı Musa'yla perde arkasından konuşur. Ve tufan olayı vardır. Bu benzerliklere müslüman bakış açısıyla "Onlara da peygamber gelmiştir ama onlar hak dini bozup peygamberin yaptıklarını, inandıkları tanrılar yapıyormuş gibi lanse ettirmişlerdir." demeye çalışalım. O zaman bu topluma bir peygamber gelmiştir. Ama bu topluma gelen peygamber Musa olamaz. Öyleyse başka bir peygamber gelmiştir. Bu peygamber tanrının emriyle suyu kana bulamış, tanrıyla perde arkasından tufanla ilgili konuşmuş, ama sümerliler bunu çarpıtıp, tanrıları bunu yapıyor gibi göstermiştir. Ama o peygamberden çok sonra gelen Musa da ne hikmetse bu peygamberin yaptıklarının aynısını yapmıştır. Böyle bir durum mantıksal olarak saçma olacağından olamaz. O zaman onlara peygamber ve hak dinin gelmediğini, semavi dinlerin onların mitolojilerinden kopya çekip, tanrılarının bazı özelliklerini peygamberlere aktardığını söyleyebiliriz.
  2. En güçlü içgüdümüz hayatta kalma içgüdümüz olarak gösteriliyor. Ama birçok insan kendi hayatını başkası için feda edebiliyor. Bu hayatta kalma içgüdüsüne ters bir şey değil mi? İnsanın önce kendi hayatını düşünmesi gerekmez mi?
  3. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    İnterenete bakmadım. Biliyorum kuralı. Ayrıca bunu yabancıya öğretmenin zorluğunu ne, gerçekten anlamadım. Suffix kullanımının çokta net bir kuralı yok dedin. Ama gördüğün gibi var.
  4. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Peki siz kesin olarak yaşamadığını mı düşünüyorsunuz?
  5. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Çünkü muhammedin yaşadığı dönemde okuma yazma oranı %1-2. Sözlü edebiyat gelişmiş. Yazıya aktarma geleneği yok. O zaman kullanılan arapçanın yazı için uygun olmaması da sebep olabilir. Emevilerle birlikte araplar devlet haline geldi. Ve sikkelerde muhammed adı görülmeye başlandı. Kuran eğer kolektif bir bilincin ürünü olsaydı, yazılma şekli tevrat veya incil gibi olurdu. Tevrat ve incil, bahsedilen peygamberin sözde yaşadığı tarihten sonra yazılmıştır. Şurda yaşadı, şunları yaptı, şurda öldü gibi geçmişe yönelik anlatımlar vardır. Kuran'daysa "muhammed şurda yaşadı, şurda öldü" gibisinden geçmişe yönelik anlatımlar yoktur. Bir vahiy kitabıdır. Anlatan peygamberin kendisidir. Hatta sorulara bile cevapları vahiy olarak aktarır. Geleceği yönelik savaş taktikleri verilir ve bir süre sonra bu taktikler geçmiş zaman kipiyle kritik edilir. Ayrıca tevrat ve incilde, musa ve isanın yaptığı mucizelerden de bahsedilir. Onlar geçmişe yönelik bir kitap olduklarından, mucizelerin kanıtlanması mümkün değildir. Kuran'daysa Muhammed'in yaptığı mucizelerden bahsedilmez. Hatta insanların ondan mucize istediğini, muhammed'inde mucize olarak sadece kuran'ı gösterdiğini görürüz. Kuran, geçmişe yönelik bir kitap olmadığı için, peygamber olduğunu iddia eden muhammed o an yaşadığı için insanlara mucize gösterememektedir. Muhammed'in mucizeleri, yaşadığı tarihten 200-300 yıl sonra yazılan hadislerde gösterilir. Onlarında muhammed'i diğer peygamberler gibi kutsallaştırmak için yazıldığı bellidir. Eğer kuranı kerim toplumun bir ürünü olsaydı muhammedin yaptığı mucizelerden de bahsedilirdi. Muhammed'in hangi kadınları kendine eş seçebildiğine, cinsel hayatı gibi konulara da girilmezdi.
  6. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Sert ünsüz yumuşaması kuralı çok basit. Sonu ç, k, p, t ile biten bir sözcüğe ek geldiğinde ç c'ye, k ve g ğ'ye, t d'ye, p b'ye dönüşür. Sadece bazı sözcüklerde istisna olarak bu yumuşama görülmüyor o kadar. Ama yumuşamanın olduğu sözcüklerde harf değişiminde, istisnasız tüm kelimelerde yukardaki kural geçerlidir. Yani ç her zaman c'ye dönüşür. İstisnası yoktur. Bence gayet basit bir kural. Ve ingilizcenin başka bir zorluğu telafuzu birbiriyle aynı ya da çok benzeyen çok fazla kelime var. Ve her bir sözcüğün onlarca eş anlamlısı ve yakın anlamlısı var. Ne kadar kelime ezberlersen ezberle, bir ingilizce yazı okuduğunda hep bilmediğin kelimeler çıkıyor.
  7. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Türkçe'nin gramer yapısının batı dillerinden farklı olması, onun zor olduğunu göstermez. Sadece o dillerden farklı olduğunu gösterir. O suffix'lerinde hepsinin kuralı var. Ayrıca sanki 30 yıl ingilterede yaşayan türklerin aksanı aynı ingiliz gibi mi oluyor hayır. Eğer türkçe gibi eril-dişi kavramı (bazı dillerde nötr cinsiyette var, almanca gibi) olmayan, düzensiz fiil diye bir şey olmayan, gramer kurallarının düzenli olduğu, çok az istisnanın olduğu, yazıldığı gibi okunan, her harfin bir sese sahip olduğu, kelime sayısının çoğu dile göre daha az olduğu, cümledeki kelimelerin sırasını anlam bozulmadan kullanıp devrik cümle kurabildiğiniz, telafuzun zor olmadığı bir dili zor olarak kabul ediyorsanız, hangi dili kolay kabul ediyorsunuz merak ediyorum.
  8. Ülkemizde her sene üniversite sınavı yapılıyor. Herkesin kaderini etkileyen bir sınav. Peki sınavda neden herkese aynı sorular soruluyor? Adaletli olması için. Eğer herkese farklı sorular sorulursa adaletli olmaz. Çünkü mesela önündeki soruları yapamadığı için üniversite sınavını kazanamayan bir öğrenci düşünelim. Bu öğrenciye belki de önüne başka bir öğrenciye gelen sorular gelseydi o soruları yapacaktı ve üniversite sınavını kazanacaktı. O yüzden üniversite sınavında herkese aynı sorular sorulur ve adalet sağlanır. Dünya hayatına baktığımızda kimi fakirlik, sefalet ve açlıkla yaşarken başkası zenglinlik ve ferahlık içinde yaşıyor. Müslümanlar bu duruma "herkesin sınavı farklı, herkes farklı şeylerle sınanıyor" diyor. Ama zaten herkesin farklı şeylerle sınanıyor olması bu durumu adaletsiz yapmaz mı? Zenginlik içinde yaşayıp allahın sınavını kazanan biri, fakirlik içinde yaşasaydı belki allaha isyan edip sınavı kaybedecekti. Ya da fakirlik içinde yaşayıp sınavı kaybeden biri, zenginlik içinde yaşasaydı allaha inanıp sınavı kazanacaktı. Burda bir adaletsizlik yok mu? Eğer dünya bir sınav yeri olsaydı ve bu sınav adaletli olmuş olsaydı herkes aynı şeyle sınanıyor olurdu. Nasıl öğrencilere sınav yapılırken herkese aynı sorular soruluyorsa, allahında insanlara eşit koşullarda sınav yapması gerekir.
  9. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Üçüncü tekilde "arabasını" diycektim yanlış olmuş. n kaynaştırma harfi s ye dönüşmüyor. İkinci tekil iyelikte "ın, in un, ün" değil sadece "n" iyelik eki geldiği için ve üçüncü tekil iyelikte, isimle iyelik eki arasına da "s" kaynaştırma harfi girdiği için çekimler farklı oluyor ve karışıklık olmamış oluyor.
  10. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Onu bilmiyorum ama "geldin mi" de şahıs ekinden zaten kime söylendiği anlaşılıyor. Onun üçüncü tekil şahıs hali "geldi mi" dir. Ve fiildeki şahıs ekinden sonra hal eki de dahil hiçbir ek gelemeyeceği için karışıklık yaşanmaz. Benim bahsettiğim durum iyelik ekinden sonra hal eki gelmesi. Eğer dediğin gibi n çeşitlerini kaybetmekten kaynaklanıyorsa, ikinci tekil iyelik eki "n, ın, in, un , ün" deki "n" yle, kaynaştırma harfi olan "n" nin farklı söylenmesi gerekiyor. Çünkü karışıklık ordan kaynaklanıyor. Bu arada bu karışıklık için ismin sonu ünsüzle bitmesi gerekir. Eğer ünlüyle biterse araya giren kaynaştırma harfi "s" olacağı gireceği için karışıklık yaşanmaz. (Arabanı, arabası mesela)
  11. jynx

    Türkçe güzel bir dil mi?

    Bence türkçe en kolay dillerden biri. Eril-dişil kavramı yok. Düzensiz fiil diye bir şey yok. %99 yazıldığı gibi okunuyor. Gramer kuralları son derece mantığa uygun. İstisna çok az sözcük var. Ve telafuzu da kolay. Ama bazen yanlış anlaşılmalara sebep verebiliyor. Ya da kimden bahsedildiği belli olmayabiliyor. Örneğin "Yalanını ortaya çıkaracağım." dediğimizde, sözü söylediğimiz kişinin yalanı mı yoksa başka bir kişinin yalanından mı bahsettiğimiz belli değil. Çünkü ikinci tekil şahıs iyelik eki + hal ekinin çekimiyle üçüncü tekil şahıs iyelik eki + hal ekinin çekimi aynı. ikinci tekil şahıs: -ın (iyelik eki) + ı (hal eki) üçüncü tekil şahıs: ı (iyelik eki) + n (kaynaştırma harfi) + ı (hal eki) O yüzden bu tür durumlarda yanlış anlaşılmayı engellemek için "senin" "onun" kişi zamirlerini kullanmak gerekiyor.
  12. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Baptizati'nin yazmasında bahsi geçen söz şu. "Kardeşimin yazdığına göre, bir sahte peygamber ortaya çıkmış. (Sergius) Kandidatus sarazenler tarafından öldürüldüğünde Ceasaera'ydayım dedi İbrahim. Ve yahudiler (buna) çok sevindiler. Dediler ki, sarazenlerle birlikte gelen peygamber gözüktü, ve Mesih İsa'nın yolda olduğunu haber veriyor" Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Baptizati'nin sahte peygamber ve yaydığı din hakkında birinci elden bir bilgisi yok. Bir kardeşinin, bu peygamber hakkında Yahudiler'den duyduğu bilgileri aktarıyor. Muhammed, Mesih İsa'nın yolda olduğunu hiç müjdelememiş olabilir. Fakat Kuran'da İsa hakkında övücü ve onun peygamberliği destekleyici ayetler ve öğretiler var. Belli ki Kuran'ın bu öğretisini Yahudiler yanlış algılamışlar. Bu çok olağan bir durum. Ve "Mesih isa'nın yolda olduğunu haber veriyor "ifadesi de bahsedilen peygamberin Muhammed olduğunu desteklemektedir. Çünkü Muhammed, İsa'yı övmüş ve onurlandırmıştır. Bunu o dönemde yapmış ve başarılı olmuş başka bir peygamber yoktur. İslam'ın ilk yıllarında Müslümanlar'a komşu milletlerin, İslam ve Müslümanlar hakkında eksikiz ve tam bir bilgiye sahip olmalarını beklemeniz çok hatalı bir bakış açısıdır. Bırakın 7.yy Suriye ve İran halklarını, 18. ve 19.yy Avrupa halkları bile İslam hakkında doğru ve tam bir bilgiye sahip değillerdir. Müslümanlardan bahsederken hep "Moheammedans" kelimesini kullanmışlardır. İslam'ın ilk yıllarında komşu milletlerin de müslümanlara "Muhammed'in Arapları" demesi son derece mantıklıdır. Papaz Thomas'ın kroniğinde, Muhammed'le ilgili olan bölüm sonradan eklenen kısımda değildir. Thomas eserin sonunda "Yeni başlangıcın başladığı yerde bitmiştir" diye not düşmüştür. Ve eserin 640'ta bittiği kesindir. Çünkü eser, tarihi olayları listeleyen bir eserdir. Ve 641'deki Hereaklios'un ölümünü yazmaz. O esere sonradan bazı sayfalar eklenmiştir. Ama eklenen sayfalar bellidir. Yazarın bitti dediği yerden sonraki sayfalardır. Ama Muhammad adının geçtiği kısım, 640 yılından önce yazılan bölümdedir. Muhammed yaşamadığı iddiasını ortaya Robert Spencer, kitabında bu bilgiyi sansürlemiş, sadece "esere sonradan ekleme yapılmış" demiştir. Ayrıca bir önceki mesajda o sikkelerden de hiç bahsetmemiştir. Robert Spencer'in iddiaları akademik çerçevede kesinlikle ciddiye alınmaz. Amerika'daki Islamophobia'dan maddi çıkar sağlayan bir şahıstır. Sebeos'un kroniğine gelince, o esere sonranadan eklemeler yapılması, içindeki her bilginin yanlış olduğunu göstermez. Arkeoloji bilimi, sizin sandığınız gibi "kurunda yanında yaş da yanar" mantığıyla ilerlemez. Sonradan ekleme yapılan eserler, detaysal olarak yanlış olabilir ama yüzeysel olarak doğru kabul edilir. Sebeos'un kroniğinin, Muhammed'in yaşadığını desteklediğini tüm saygın tarihçiler kabul eder. Muhammed'in yaşamadığı teorisini ortaya atan ilk kişi olan Patrica Crone bile sonradan Muhammed'in yaşadığını kabul etmiştir. Patrica Crone dünya üzerinde en çok tanınan ve saygı gören akademisyenlerden biridir. Ve aşağıdaki makalesinde muhammed'in yaşadığına delil olarak, sebeos'un kroniğini kaynak olarak vermiştir. Eğer sebeos'un eseri, muhammed'in yaşadığı konusunda güvenilir bir kaynak olmasaydı patrica crone o kaynağı delil olarak sunmazdı. https://www.opendemocracy.net/faith-europe_islam/mohammed_3866.jsp Gerçek bilgileri çarpıtarak Muhammed'in yaşamadığını iddia eden Robert Spencer gibi kişiler hristiyandır. Yani adamların amaçları, İslam'ın aslında bir hristiyan mezhebi olduğunu söyleyerek müslümanları dininden döndürüp hristiyan yapmak. Bir hristiyan propagandasından başka bir şey değil. Zaten islamda hristiyan kökenli bir şey de yoktur. İbadetleri, ritüelleri, haram-helal'leri birbirinden farklıdır.
  13. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Muhammed'in yaşadığı dönemde, daha sadece arap yarımadasına yayılmış bir islam devleti var. Bizanslılarla yapılan ilk savaş zaten 629 yılında oluyor. Onu da müslümanlar kaybediyorlar. 631'de Heraklios, islamiyet'in yayılmasını engellemek için arap yarımadasına sefer düzenliyor. O savaşı müslümanlar kazanıyor. Bu durumda muhammed'ten bahseden ilk yabancı kaynakların 633'te başlaması çok ta anormal değil. Ayrıca Antik ve Klasik çağlar sözel anlatımların güçlü olduğu çağlardır. Yazılı anlatım fazla gelişmemiştir. Dini yazmalar haricinde, içinde bulunduğu dönemin olayları hakkında bilgi veren fazla bir eser yoktur. O dini yazmalarda da muhammed'ten bahsedildiği açıktır. "634 yılında Baptizati adlı hristiyan bir yazarın yazısında, sarakenler arasında çıkan sahte bir peygamberden bahseder" Saraken terimi, muhammed'ten çok daha önce Romalı tarihçiler tarafından Arap yarımadasında yaşayanlar için kullanılmış bir terimdir. Hicaz'ın kuzey bölgelerinde yaşayan Arapları ve diğer Sami kabileleri Saraken olarak adlandırmışlardır. Bunun nedeni ise bu kabilelerin Roma ordularına karşı Arap yarımadası'nın kuzeyinde şiddetli bir mücadele vermesidir. Baptizati'nin bahsettiği dönemde, peygamberlik iddiasında bulunmuş ve bu iddiası en çabuk şekilde yayılmış kişi Muhammed olduğuna göre o sahte peygamberin Muhammed olduğu açıktır. "636 yılında Mark ve Matta incillerinin olduğu bir kodekste Muhammed'in arapları'nın yaptıklarından bahseder." "640 yılında Papaz Thomas'ın eserinde, 634 yılında Muhammed'in araplarınından yaptığı savaştan bahseder." Muhammed'in ölümünden sonra müslümanlarla karşılaşan komşu devletlerin onlara "muhammed'in arapları" demesi son derece mantıklı. 660 yılında Sebeos'un yazdığı kronikte, Muhammed isimli bir tüccarın peygamber olarak ortaya çıktığı, arapları birleştirdiğinden, putlara tapmayı bıraktığından bahseder. Buna bir şey yazmaya gerek yok heralde. İslam devletini kuran Muhammed'ten bahsettiği apaçık. 680 yılında adına bastırılmış sikkeler de var. https://www.acsearch.info/search.html?id=352700
  14. jynx

    Ateistlerin Gözünden Yaşam ve Ölüm

    Bana göre doğmadan önce nasıl bir 'hiç' sek öldükten sonra da öyle olacağız. Siz doğmadan önce ne olduğunuzu hatırlıyor musunuz. Hatırlamıyorsunuz çünkü bir hiçtiniz. Öldükten sonra da bir hiç olacaksınız.
  15. jynx

    Muhammed’i gören var mı?

    Muhammed'in yaşadığını gösteren yabancı kaynaklar var. 634 yılında Baptizati adlı hristiyan bir yazarın yazısında, sarakenler arasında çıkan sahte bir peygamberden bahseder. 636 yılında Mark ve Matta incillerinin olduğu bir kodekste Muhammed'in arapları'nın yaptıklarından bahseder. 640 yılında Papaz Thomas'ın eserinde, 634 yılında Muhammed'in araplarınından yaptığı savaştan bahseder. 660 yılında Sebeos'un yazdığı kronikte, Muhammed isimli bir tüccarın peygamber olarak ortaya çıktığı, arapları birleştirdiğinden, putlara tapmayı bıraktığından bahseder.
×
×
  • Yeni Oluştur...