Jump to content

Nuri Kara

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    417
  • Katılım

  • Son ziyaret

İletiler bölümüne Nuri Kara kullanıcısının eklediği dosyalar


  1. Odamdaki bitki çok mutsuz, sulamadımda. Hani hayvanlarla empatiyi bir yere kadar anlarım ama bitkiyle empati kurmak, vauv. Bitkiyi kendiniz gibimi zannediyorsunuz? Yakında bitkileri suçlamaya başlarsınız, neden oraya kök saldı diye. Bitki üzülmüyorsa sulamamışım onane. Durun tek tek yapraklarını yolayım, vahşi Allah izin verdi, işkence edecem. Uzun lafın kısası bitki bu, ot yani, ot gibi yaşar.


  2. 5 saat önce, Buzul yazdı:

    Bakın, bu acımasız düzeni yaratan benim, canlıları parçalatıp, onlara acı çektiriyorum, volkanlar patlatıyor onları kavuruyorum, yangınlar çıkarıp onları yakıyorum, hastalıklar verip, onları kıvrandırıyorum, yaşama içgüdüsü olan, ölümden korkan canlılara ölüm süreci ve psikolojisini yaşatıyorum. Ama bu yaşamla ilgili, yani önemsiz olanla ilgili bir durum.

    Sonunda anladın.


  3. 12 saat önce, Buzul yazdı:

    İlk önce yazılanları bir oku, anla, sonra yorum at. İslama göre şu acımasızlıklara, kötülüklere neden olan, canlıları birbirine parçalatan yaşamın var olmasına neden olan allahtır. O yüzden islamın koşullarından biri de yaşamın varlığını övüp, yüceltmektir. Örnek olarak canlıların birbirini parçalamasını eleştirirsen, islama göre allahı da eleştirmiş oluyorsun. Bu da seni cehennemlik biri yapıyor. 

     

    -Eğer bunlara neden olan bir tanrı varsa, o da islamın allahı ise, o bunlara neden olarak kötülük, merhametsizlik yapmıştır. İslama göre bunları da eleştiremezsiniz, övüp, desteklemeniz gerekir.

     

    Ama islam dünya oyun ve eğlenceden ibarettir diyor. Ahiret ahiret diye çabalıyor.

     

    -Ne alaka ?

     

    Cehenneme girmek o kadar kolay değil, en azından kimse bunu söylemez. Ancak ot olanlar bunu eleştirmez, vahşiliği. Aklı olan herkes cehennemlik değil.

     

    Ne alaka? Şu alaka, önem vermeyin dünya hayatına deyip duruyor. Önemsiz dediğini eleştiriyorsun.


  4. On 09.01.2020 at 15:27, Yaratici yazdı:

    İyilik ve kötülük insanların ahlak düzenine ve geleneklerine göre şekillenmiş kavramlar.Yani iyilik ve kötülük göreceli şeyler yani once bahsettiğin tanrı neye iyi neye kötü diyor onu söyle

    Birisi birşey yaptığında onu toplumuna göre yapar, toplum ne derse o olur. Yav he he. Bazıları çevresine rağmen ateist olur, kafan aldımı?


  5. İnanmayanlar yaratıcı olsaydı dendiğinde hep kötülükleri görüyorlar, inananlar ise sadece iyilikleri görüp, kötülükleride görmezden geliyorlar. Olduğu gibi görseydik yani hem iyi yönleri hem kötü yönleri nasıl gözükürdü. Bu insanmıki iyi yönleride kötü yönleride olacak? Tutarsız olurdu. Bu tutarsızlığı bir kenara bırakırsak, kimse tanrıya kötü diyemez. Sonuçta verende o alanda o. Bunu senden o aldı, ama o vermişti. Yalanın icadı diye bir filmde: tanrı iyi ama aynı zamanda biraz piçte. Bence bu tutarsızlıktan varılabilecek sonuç tanrının kötü olduğu değil, olmadığıdır. Bence bu dünyada yaptıklarını aklamak saçmalık. Gerçekten piç yani. Ancak ahiret inancı bu dünyayı oyun ve eğlenceden ibaret gösteriyor. Tabiiki sikerler böyle oyunu. Böyle eğlenceyi ise çok fena sikerler, acılarım ve acılarınız hiç eğlenceli değil. Yinede ahiretde yapacağını söylediklerini göz ardı ederek tanrıyı değerlendirmek, eksik olur.


  6. 11 saat önce, Sundance yazdı:

     

    Bencil birinin fedakarlıkta bulunmasına bir örnek: Bencil biri herkese karşı bencilken, sevdiği biri için fedakarlıkta bulunabilir. Örneğin çocuğu.

     

    Bencil biri başkalarına gösteriş olsun diye fedakarlıkta bulunabilir veya sadece bir an yoğun duygu duyup normalde yapmayacağı bir fedakarlık yapabilir.

     

    İnsan makine değil. Motamot yaklaşım doğru değil. Bir çok hali var insanın. Hani derler ya insanlık hali.

     

     

     

    Peki o zaman, 60 yıl çekilen acıyı iyiler için sonsuz mutluluk var ve dünyada yaşanan 60 yıllık acının bunun karşısında lafı bile olmaz diyordun, acının var olma sebebini, gerekliliğini bu şekilde açıklıyordun. O halde bu 60 yıllık bir sürede iyi değil sıfatını alan insanların acı çekmesini nasıl yorumluyorsun?

     

    Diyelim ki bu insanlar sonsuza kadar acı çekiyor. Bu durumda aynı mutluluk gibi bunların da dünyada yaptıklarının bir etkisi olmadığı gibi bir durum ortaya çıkacak. Bir hiç yüzünden (dünyada yaşananları sonsuzluk karşısında bir hiç gibi görüyorsak) tanrı tarafından sonsuza kadar acı çekmeye mahkum edilmiş olacaklar. 

     

    Böyle bir tanrı için iyi diyebilir misin?

     

     

    iyi de bu durum sadece insana özgü değil ki, hayvanlar da ölmek istemiyor. Bu durumda aynı iddiaları onlar için de yapabilirsin.

     

    İnsanın hayal kurma ihtiyacı da var, şimdi insanın hayal kurma ihtiyacı olması kurduğu hayallerin gerçek olacağına bir delil olabilir mi?

     

    İnsanın öğrenme ihtiyacı da var. Şimdi insanın öğrenme ihtiyacı olması sonsuz bilgiye sahip olmak zorunda olmasına delil olabilir mi?

     

     

     

    Öyleyse oğluna karşı bencil değil. Bencil biri başkasına gösteriş olsun diye fedakarlıkta bulunduğunda bunu kendisi için yapmıştır. Yoğun duygu duyamaz, zira böyle bir yönelimi yok. Tutarsızlık yok yani.

     

    Ben diyorum sonsuz hayatta acı çekecek sen ise 60 yılı nasıl yorumluyon diye soruyorsun?

     

    Dünyada yaşananlar bir hiç filan değil, geçici olan var kalıcı olan var. Bencil biri sonsuza kadar bencil, dünya bunu tescil ediyor. Zaten şöyle birşey mümkün olmazdı. Bir insana kendini anlatamazsın, kendi yapıp görmeli. Etrafta ben iyimişim ben kötümüşüm diyemi gezecekti insanlar. Yinede sonsuz acıya mahkum eden bir tanrı için iyi denilebilirmi sorusu var. Seviyesine göre değişir, en mutlu insanın bile acıları var. Demek istediğim çok fazla kahrolacak kadar bir acıyla karşılaşacaklarını sanmıyorum. Bu vahşilik olurdu.

     

     

    Hayvanlar ölmek istemiyorlarda ölümü fark etmiyorlar. Ölümü düşünüp üzüldüklerinimi düşünüyorsun? Hayvanlar için bir ihtiyaç değil.

     

    İhtiyaç bir delil olabilir. İnsan mümkün olmayan birşeyi isteyemez. Hayalin gerçekleşmesi sonsuz bilgi hep mümkün şeyler. Yeterince düşünen birisi için ölümden sonra bir dirilişin olması gerekliliktir.


  7. 1 saat önce, Sundance yazdı:

     

    Neden bulunmasın? Bencil biri fedakarlıkta bulunamaz mı?

     

     

    Nedir peki iddian?

     

    Ne olacak iyi olmayanlara?

     

     

    Elbette kabullenmek, benim kastettiğim kabullenme durumunda zaten böyle bir ihtiyaç duyulmadığı.

     

    Doğru yok olmayı istemem, aynı zamanda çok mutlu olmayı isterim, çok zengin olmayı, çok beğenilmeyi, çok başarılı olmayı isterim.

     

    Ama hayattan istediklerimin hepsinin gerçekleşmesi gibi bir beklentim yok.

     

     

    Bencil biri fedakarlıkta blunabilirmi? Nasıl. Birazda sen cevapla.

     

    İyi olmayanlar iyi olmadıkları için acı çekecekler. Bu kadar yani. Yerken içerken acı çekecekler.

     

    Haklısın, bende beklemiyorum. Ama bu bir ihtiyaç olmadığını göstermez. Ölümden sonra dirilmek bir ihtiyaçtır. Çünkü mesele sadece yaşamını sürdürmek değil, yeyip içmek yeterli olmazdı. Bu hayat da yeterli değil. Bu ihtiyaç bir delil. Madem ihtiyacım var, ahiretde var. Bu yüzden inanıyorum.


  8. 3 saat önce, Sundance yazdı:

     

    İnsan nasıl tutarsız bir varlık değil?

     

    Bir örnek: Kuzenimin yaşadığı yerde, mahallede çok iyi bilinen bir adam, herkese yardım eden, yardım kurumlarında gönüllü çalışan bir adam, pedofili çıktı. Evinde çocuk pornoları ile yakalandı.

     

    Bakarsın bencil birisi yeri gelir çok büyük fedakarlıkta bulunur. 

     

    Bir insanın bir anı bir anına uymadı diye, kişiliğinde değişiklik gösterdi diye insan sınıfından çıkaramazsınız ki

     

     

    Tamam onu diyorum işte, diyelim kötüler, kendi dünyalarını cehenneme çevirdiler. Şimdi bu sizin en başta, tanrının dünyayı sonsuz mutluluktan önce acının öğrenileceği yer olarak yarattığı iddianıza ters değil mi?

     

     

    Evrimin bilinçli bir tasarım yapma gibi bir özelliği yok. Ortada bilinçli bir tasarım da yok. İyilik - kötülük kavramları da öznel kavramlar. Basitçe belirli bir tür, türünü devam ettirme yolu olarak akıl geliştirmiş.

     

     

     

    Saygı duyuyorum. 

     

    Ben bunu kendi kendini kandırmak olarak değerlendiriyorum, böyle bir ihtiyaç da duymuyorum.

    Bencil biri neden büyük fedakarlıklarda bulunsun. Çıkartırım yani. Neden?

     

    Kötüler için sonsuz mutluluk? İyi olmadıkları için acı çekeceklerine inanıyorken, böyle bir iddiam yok.

     

    Türünü devam ettirmesi için geliştirdiği akıl kendisine ihanet etmiş. Akıl=seçim=mutluluk.

     

    Böyle bir ihtiyaç duymamak değilde kabullenmektir seninki. Kendin dedin, yok olmayı istemem diye.


  9. 13 saat önce, mirasyedi yazdı:

    Tanrı iradesinden  vazgeçerse herşey yok olur.Düzen bozulur.

    Düzen bozulmaz dersen düzeni sağlayan şeyi tanrılaştırmış olursun.Buda şirktir.

    insanın suçu olamaz.Çünkü insanın iradesi tanrıya bağımlıdır.

    İnsanı  tanrı tasarlamıştır.Çevresini tanrı tasarlamıştır.

    İnsan program dışına çıkıp hareket edemez.

    Eder dersen gene insanı tanrılaştırmış olur.

    İnsan sorumlu tutulabilmesi için  kendisi dışında  hiçbirşeye bağımlı olmamalıdır.ezeli ve ebedi olmalıdır.Tasarlanmamış olmalıdır.

    Tasarlanmış şeylerde sorumluluk ve suç tasarlayana aittir.

    Akıl yürütmende bozukluk var.

     

     

     

     

     

     

    Olmam. Şirkte değildir. Senin akıl yürütmen iyimiş. Böyleyse böyledir.


  10. 15 saat önce, mirasyedi yazdı:

    Bir insan neden iyi veya kötü olur?

    1-Tanrı insanı yanlış programlamıştır.

    2-Tanrı insanı doğru programlamıştır.Ama çevre şartlarını değişken yarattığı için insanlar iyilik kötülük arasında bocalayıp duruyorlar.
    3-Tanrının hakimiyeti yoktur.Bazı olaylar tanrının iradesi dışında  olur.(Bu ise tek tanrılı dinlerde şirktir.)

    4-İyi tanrılar dışında kötü tanrılar vardır.Birbirlerine gücü yetmediği için insanlar iyilik kötülük arasında bocalayıp duruyorlar.

    Aklıma gelen seçeneklerden bazıları bunlar.

    Bu seçeneklerin hiçbirinde insanın suçu yoktur.Yaptıklarından dolayı cezalandırılamaz.
    Tanrı veya benzeri varlıklar yoktur irademe hiçbir varlık(doğa madde,enerji vb) müdahele edemez   dersen yaptıklarından sorumlu olursun. :)

    Bu seçeneği mantıksız buluyorum.Çünkü insan ezeli ve ebedi değildir.sonradan oluşan bir varlıktır.Kendisini ve çevresini tasarlamamıştır.Çevresine enerji madde bilgi olarak bağımlıdır.

    Senin aklına başka seçenekler geliyorsa yaz öğrenelim.

     

     

    İradesinden isteyerek vazgeçmiştir. 3. seçenekte insanın suçu olurdu.

     

    5 saat önce, Sundance yazdı:


    Niyetim seni yargılamak veya inancını değiştirmeye zorlamak değil, öne sürdüğün kavramı irdeliyorum.


    Yoksa ortada ne ahiret var, ne de insanlar hakkında hüküm veren bir ilahi güç. Olmasının mümkünlüğünü tartışıyoruz.

     

    Realite iyilerle kötüleri ayırmak gibi basit bir şey değil. Star Wars evrenindeki gibi karanlık taraf ve aydınlık taraf diye ayrılmıyor gerçekte. İyilik ve kötülüğün birbirine girdiği gri, kaotik bir durum var. Ortada iyilik veya kötülük olmasını yönünde bir irade, bilinç yok.

     

    Kötü insanlar için cehennem yok ama herkesin birbirine kötülük yaptığı ayrı bir dünya var diyelim. Bu da bir nevi cehennem olmuyor mu? İyi dünyayı boş ver, kötü dünyada insanlar kötülük yapmaya devam ediyorsa en baştaki kötülüğün sonsuz mutluluk için öğrenilmesi gereken bir şey olması şartı yine bozulmuş oluyor.

     

    Ölmeyi, yok olmayı elbette istemiyorum. Canlıların hemen hepsi de istemiyor. Tüm canlılar ölümden kaçacak şekilde hareket ediyor. Bunun sebebi de evrimsel olarak böyle olmak zorunda olmaları. Canlının türünü devam ettirebilmesi için ölümü istememesi, ölümden kaçmaya çalışması doğal bir şey elbette.

     

    Ahiret inancı da bu dürtüden doğmuş olamaz mı? Ölümü reddetmek, ölümden sonsuza kadar kaçmaya çalışmak dürtüsü.

     

    İnsan fantezi yaratabilen bir canlı sonuçta. Hayal kurmaya varınca süpermenden tut da, elfler, periler, noel baba gibi uydurabildiği sınırsız fantezi var. Bunlar da insana psikolojik olarak mutluluk verebilir. Ahiret de bunlardan farklı değil. 

    Realitede grilik yok, siyah beyaz, iyi var kötü var. Çok zor değil yani bencilmi değilmi, grilik yok, ya bencildir, ya değildir. İnsan tutarsız bir varlık değil, bir yerde onun için birşeyi isteyip, başka bir yerde tersini yapamaz. Mümkün değil, insan olmazdı.

     

    Cehennem iyi bir yer olsa bile cehenneme çevirenler olabilir. Ancak ahirette ölüm yokken, yokluk yokken nasıl yapabilirlerki? Bence kötüler iyi olmadıklarından pişman olacaklar, bu acı cehennemdir. Bence yani.

     

    Dünyada sadece acı olsaydı türünü devam ettirmek için yaşamazdı kimse. İnsanlar mutlu olmak için yaşıyorlar, evrim iyi hoşta bu kadar değil. Akıl böyle işte. Evrim aklı vermeden düşüncekti.

     

    Ahiret inancı kesinlikle bu yüzden doğabilirdi. Bende bu yüzden inanıyorum zaten. İhtiyacımı görmezden gelmiyorum.


  11. On 03.01.2020 at 20:13, Sundance yazdı:

     

    Evet iki hafta boyunca sabah öğle akşam en sevdiğin yemeği ye, ikinci haftanın sonunda sıkılırsın. Sıkılmazsan o yemeği değiştirmen için her hangi bir dürtü olmaz. Sonsuza kadar aynı yemeği yer durursun. Hani diyordun ya "ot gibi" işte aynen öyle.

     

    Kaldı ki süre sınırlı değil, sonsuzluktan bahsediyoruz burada. 2 milyar üssü 7 milyar üssü 17 milyar yıl boyunca her öğün aynı yemeği yemek bile sonsuzluğun yanında solda sıfır. İfadesiz. Eğer en ufak bir sıkıntı olma ihtimali var ise, bu ihtimalin yanındaki çarpan "sonsuzluk" oluyor. Yani en ufak bir sıkıntı bile sonsuz sıkıntı demek.

     

    Düşün ki ahirette ilk gördüğün muhteşem bir manzara seni mest ediyor. Hiç sıkılmadan, sonsuza kadar o manzarayı seyredip duruyorsun. Sıkılmıyorsun ki gözünü çevirip de başka ne var diye bakasın. O ilk gördüğün manzaranın mutluluk anında takılıp kalmış, kaskatı kalıveriyorsun sonsuza kadar. Odun gibi. Sıkıntı yok sonuçta. En başta diyordun ya "tanrı kötülüğü yok etmek istemiyor çünkü acı olmazsa insan ot gibi olur" işte ahirette acı olmaması durumu "ot gibi" yani. Madem "ot gibi" olacaktı eninde sonunda, dünyada niye "ot gibi" olmaması için acıyı verdi?

     

     

    İyilik, kötülük, seçim, özgür irade bunların hepsi birbirine bağlı olan şeyler. İnsanlar yaşadıkları tecrübelere bağlı olarak seçim yapıp, karar veriyor. Eğer ahirette bir bilinç, bir etkileşim, bir tecrübe ve bunlardan oluşan bir deneyim ve değişim söz konusu ise,  bu değişimi sonsuzluğa tabi tutarsan elde edeceğin sonsuz bir değişim olacaktır. Bu şu manaya gelir, hayali ahiretinde değişime izin var ise, olması muhtemel herhangi bir tecrübe gerçekleşecektir. Hem de sonsuz kez, sonsuz tekrar ile. Yok ise, sonsuza kadar donuk, robot olmaya mahkum olmak gibi bir durum ortaya çıkar. 

     

    Bu arada sizin öne sürdüğünüz ahirette sadece iyiler mi yer alıyor? Niye "biri iyi olmaktan sıkılıp kötü olmaya karar versin" örneğini verdiniz ki, "cehennem yok, safsata" dediğiniz için ben kötülerin de ahirette olacağı gibi bir izlenim edindim, yanılıyor muyum yoksa?

     


    Tanrı 2 yaşındaki bir bebeğin kendi babası tarafından tecavüze uğrarken iç organlarının parçalanıp, ölmeyi öğrenmesini mi istiyor o bebeğin sonsuz mutluluğu yaşaması için? Bu bebeğin yaptığı bir seçim filan da yok. Böyle bir acıyı yaşamasının nedir izahı?

     

    İnsan ne acı yaşarsa yaşasın, sonuçta sonsuz mutluluk olmuyor mu elde ettiği? Sonsuz mutluluk karşısında da yaşadığı acıların etkisi tamamen kaybolmuyor mu? Eeee madem tanrı eninde sonunda insana sonsuz mutluluğu verecek ve yaşanan acıların hiç bir önemi kalmayacak, o sonsuz mutluluğu vermek için ne diye acıyı öğretiyor? En başta verse ya.

     

    "Tanrı benim acıyı öğrenmemi istiyor, bu hayatta acı çekmeliyim, tecavüze uğrayıp, soyulmalı, işkenceden geçmeli, öldürülmeliyim. Böylece bunların ne olduğunu öğreneceğim. (Bunları hiç birini yaşamayan insanlar da ne olduklarını biliyor gerçi ama hadi öğrenmekten kastettiğiniz şeyin insanın başına gelmesi olduğunu kabul edelim) Tanrı bana bunları öğrettikten sonra bana sonsuz mutluluğu verecek, bu mutluluğun sonsuzluğunda ben yaşadığım bu acıların etkisinden kurtulup bunları yaşadığım için hayıflanmayı bırakacağım. Yaşadığım acıların hiç bir etkisi kalmamış bir şekilde sonsuz mutluluğumu yaşayacağım."

     

    İyi de madem ben eninde sonunda sonsuz mutluluğu yaşayacaktım, en başta bu tanrı ne diye benim eziyet çekmemi sağladı? 

     

    Madem çektiğim eziyetin bir etkisi yok ne diye çektim ben onca eziyeti?

     

     

     

     

    Sen ölmeyi yok olmayı istiyorsan, sonsuzluk sadece bir üzüntü kaynağı olacaksa, boşver. Sıkılırsın sen orada. En iyisi yok olmak.

     

    Ben iyilerin kötülerden ayrılacağına inanıyorum, ama bu ayrılık kötüleri yakmaya yollamak değil, en basitinden iki dünyanın biri kötülere biri iyilere. Zaten bu dünyada bile herkes iyi olsaydı herşey muazzam derecede kolaylaşırdı.

     

    Sana en başta versin sonsuz mutluluğu, ben böyle iyiyim. Pardon birşey bilmeyenlere sormuyormuş, orada sana anlatırdım şöyle acı böyle acı, ne kadar güzel acı yok burada. Sende vav diyip hemen anlardın.

     

    Tartışmaya gerek yok ya, beni anlaman yeterli, bende seni anlasam yeterli. Kimseyi inan inan diye zorlayacak değilim, ben böyle inanıyorum, sende öyle.


  12. 17 saat önce, Sundance yazdı:

     

    Niye insan fikir değiştiremez mi? Sıkılamaz mı? Karakteri değişemez mi?

     

    Sonsuzluktan bahsediyorsun yeterince süre geçtikten sonra deneyimlenmesi mümkün her şey deneyimlenecek ve sonsuz bir tekrara girecek.

     

    İnsanın bir seçim yapıp sonsuzluk boyunca o yaptığı seçime mahkum olması gibi bir durum mu var?

     

    Eğer öyle ise ahirette özgür irade mi yok?

     

    Bu arada acı insanın bir şeyler öğrenmesi veya seçim yapması için zorunlu mudur?

     

    İnsana öğretmek veya seçim yaptırmak için acı dışında bir alternatif yok mudur?

     


    Eeee ahirette hiç bir değişiklik olmayacak o zaman. Sonsuza kadar tekrar.

     

    Peki madem kötülük hiç bir şey ifade etmiyor madem öyle “dünyada isteyen istediğini yapsın, ensardakiler çocuklara tecavüz etsin farketmez” niye diyemiyorsun?

     

     

    İki haftada bir en sevdiğin yemeği yemekten sıkılıyormusun?

     

    Bir seçime mahkum olmak filan yok, ben iyi olmaktan sıkılıp kötü biri olmaya karar verdim, bumu yani? Artık sevdiğim insanlara acı çektireceğim, mutlu olmaları sıktı, artık mutlu olmayı istemiyorum sıkıldım. Ahirette özgür irade var, ama herşey oturmuş.

     

    Acı bir insanın öğrenmesi için zorunlu değildir, o şeyi öğrenmesi için zorunludur. Hmm, yalnızlığı öğrenmeliyim, yalnız kalmadan.


  13. 56 dakika önce, Mantık yazdı:

    Yani sen "Allah denen tanrı insan uydurması Ve Her şeyin Yaratıcısı El-Abuzeretta ya hakarettir" lafından ALLAH ve EL-Abuzeretta Aynı tanrı, sadece isim farkı vardır sonucunu çıkarıp senin de El-Abuzeretta ya inandığını söylüyorsun!!! 

     

    Islam üzerinden konuşmuyorum deyip İslam Tanrısının ismini sayıklıyor ve Allah isimli İslam tanrısı vaatleri ile ahiret inancın olduğunu savunuyorsun.

     

    Önceki mesajımda Demişim ki:

    Bu savunma bile aslında tanrının

    1: Ya ifade özürlü olduğunu ve kendi nedenlerinin sonuçlarını bile bilmeyen bir ifade özürlü olduğunu 

     

    Ya da

     

    2: Tanrının aldatıcılığı nedeni ile vahşete neden olmasından dolayı Kötü olduğunu

     

    Kabul etmektir.

     

     

    Size kendi sözleriniz ile Kendi içinizde bile sürekli çeliştiğinizi Göstermeye çalışıyorum. Sonrasında kaale alıp tartışabiliriz. 

    Aksi takdirde siz "ama ben öyle anlıyorum" misali duracaksın. 

    Ben ise aslında bu ifadenin tanrının ifade özürlü kötü bir tanrı olduğu demek olduğunu gözünüzün önüne getirip duracam ve siz de onu görmezden geleceksiniz kısır döngüye göreceğiz. 

    Umarim anlatabilmişimdir

    İsmine mi takıldın yani, benim bildiğim insanlar yaratıcıyı Allah diyede adlandırıyorlar.

     

    Hangi tanrıyı önüme getirip duracan? Konuşacaksan yarattıkları yani ben öyle inandığım için yaptıkları üzerinden konuş, başkalarının veya kendinin anlamlar yüklediği tanrı üzerinden değil.

     

    34 dakika önce, Sundance yazdı:

     

    1- Benim sorduğum sorunun cevabı değil yalnız bu, ben tanrının sonsuz mutluluk sağlama gücü var ise acı tattırmasına ne gerek var? diye soruyorum.

     

    Sorduğum 1. soru bu. "Sonsuzluk karşısında 60 sene acıdan kim hayıflanır" diyorsunuz. 

     

    Sonsuzluk karşısında 60 senenin esamesi okunmaz ise, sonsuzluk karşısında bu 60 sene acının hiç bir etkisi olmuyor ise bu 60 senelik acı niçin gerekli diye soruyorum.

     

    "Acılar çeşit çeşit ve sınırlı. Eğer amacı öğretmek ve seçim yaptırmak ise neden aynı acıyı iki kere tattırsın, bir kere yeterli olur."

     

    Sorduğum sorunun cevabı değil.

     

    2- Eğer acının varlığı gerekli ise sonsuz mutluluk nasıl oluyor? Sonsuz mutlulukta acı olmayınca insanların öğrenmesi, kavraması, keşfedebilmesi, ot gibi olması problemi yine geçerli olmayacak mı diye soruyorum.

     

    Verdiğiniz cevap bu sorunun da cevabı değil.

     

    3. soruma cevap vermeyi tercih etmişsiniz ama bu verdiğiniz cevap da tamamen ahiret odaklı, dünyada ne yaşandığının hiç bir önemi yok. İsteyen istediğini yapsın, çalsın çırpsın, yaksın, yıksın, öldürsün, tecavüz etsin... Bir önemi yok. 60 seneden sonra sonsuz mutluluk başlayacak. Sonsuz mutluluk karşısında bunların hiç bir manası kalmıyor. 

     

    Öyle mi?

     

    Bu verdiğiniz cevap ile İslam'ın alakası yok.

     

    Müslüman olmayabilirsiniz, benim inancımda cehennem yok diyebilirsiniz elbette.

     

    Dediğim gibi ben inancınıza saygı duyarım neye isterseniz ona inanın ama bu inancınızın doğru olduğu manasına gelmez.

     

    Dünyada fantezi ürünü dünya kadar eser var. Elfler, periler, gülyabaniler, cinler, Noel babalar, süpermanler.

    Bir kere insanın karşısına birşey yüzkerede çıksa insan ilk seçimini uygular, birşeyler değişmediği sürece bu böyle. Amacının öğretmek ve seçim yaptırmak olduğunu söylüyorum, birinci soruya cevabım bu kadar.

     

    Gereken herşeyi yani acıyla ilgili kısmı bu dünyada öğretir, öğrendiğimiz için ot gibi olmayız, ikinci sorunun cevabıda bu.


  14. 28 dakika önce, Sundance yazdı:

     

    1- Eğer tanrının insanlara sonsuz mutluluk sağlama gücü var ve bunu istiyor ise o halde 60 yıl acıya ne hacet?

     

     

    2- @poiuz 

    A- Tanrı kötülükleri yok edemiyor?

    B- Tanrı kötülükleri yok etmek istemiyor?

    diye sormuş

     

    Siz de "B-Tanrı kötülükleri yok etmek istemiyor çünkü acıyı bilmezse seçimleri muallak olur, ot gibi olur öküzün trene baktığı gibi etrafa bakar. Değer bilmez. Keşfedemez."

     

    demişsiniz. 

     

    Şimdi tanrı insanlar böyle olmasın diye kötülükleri yok etmek istemiyorsa sonsuz mutluluk ne menem bir şey oluyor!? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

     

    3- Bir de işin öteki yüzü var.

     

    Siz sanki sonsuz mutluluk garantiymiş gibi yorumlamışsınız, ya sonsuz acı olursa?

     

    O durumda ne olacak?

     

    Tanrının sonsuz acı verdiği insanlar için de, 60 yıl hayattan sonra sonsuz acıya kavuşmalarını normal karşılıyor musunuz?

     

    60 yıl acıyı telafi edecek bir sonsuz mutluluk yoksa, yerine sonsuz acı olduğu zaman ne olacak?

     

    Madem tanrı kötülükleri insanlar için yok etmek istemiyor o halde bu sonsuz acı ne oluyor?

     

    Öyle değil mi, en azılısından tut da herkes kendine sonsuz mutluluğu yakıştırıyor ama işin bir de sonsuz acı kısmı var. 

     

    Madem tanrı kötülüğü karşısında sonsuz mutluluk olduğu için yok etmek istemiyor, bu sonsuz acı da nereden çıkıyor?

    Acılar çeşit çeşit ve sınırlı. Eğer amacı öğretmek ve seçim yaptırmak ise neden aynı acıyı iki kere tattırsın, bir kere yeterli olur. Sonsuz mutluluk gayet mantıklı. Aynı mutluluğu yüz kere tatmak iyidir.

     

    Sonsuz acı hakkında birşey diyemem ama sonsuza kadar cayır cayır yakma işi saçmalık, safsata.


  15. 57 dakika önce, Mantık yazdı:

    Yine döndük dolandık ve aynı yere geldik. 

    Sonsuzu tanımla desem aklımız almaz dersin ama Absürt inancında ölünce sonsuz yaşam olduğuna inandığın için hayattaki tüm her şeyi anlamsız-gereksiz-meşru kabul ediyorsun... 

    Bu senin absürt inancın her kesi bağlamaz. Uzaylılara inanan biri inancı için Kabul edilemez şeyleri aklamaya çalışsa idi muhtemelen sen de ona karşı aynı şekilde "Absürt inancın bizi bağlamaz. Bu yüzden Yaptığınız Kabul edilemez Davranışları absürt inancın ile aklayamazsın...." derdin. 

     

    "Demezdim" diyor isen buyur! 

     

    Bu arada önceki mesajıma cevap vermemiş, görmezden gelmişsiniz?

    Abuzerettat benim tanrım zaten. Savunulcak birşey yok. Ha Allah demişiz ha Abuzerettat isim farketmez konuştuğum tanrı bir yaratıcı, bitti gitti. İslam üzerinden konuşmuyorum, koca kitabı iki sayfada anlatamam. Bu yüzden cevap vermedim.

     

    Ben ikisini aynı kabül ediyorum, eğer ahiret inancım olmasaydı sizin yanınızda yer alırdım. Bu ikisi ayrılmaz bir bütün. Eğer sen diyorsan ben ahiret inancını kaale almadan tartışırım, konuşmaya gerek yok.


  16. 12 saat önce, bayşapka yazdı:

     

    Kalıplara inanmayanlar:

    Ne idüğü belirsiz, tartışmalara katacakları değerin sıfıra yakın olmasından çekindiğim için yazışmaktan kaçındığım, her an her kelimeyi tanımından farklı algılayabilecek olan ve pek de güven vermeyen tipler.

     

    Tam beni anlatmışsın. Bazı kelimeleri öyle anlamlandırıyorumki şaşarsın. Yalnız bir fark var kafama göre çevirmiyorum, bir gün bu böyle deyipde ertesi gün hayır böyle değil demem.

     

    Kalıplara inananlar: birbirlerinin kopyalarıdırlar. Genelde düşünmeyi pek sevmezler, biri söyler onlarda kabül eder.


  17. 11 saat önce, Sundance yazdı:

     

    Bir acının unutulmasının mümkün olması, tanrının acı faydalı olduğu için kötülüğü yok etmek istememesi sonucunu çıkartmaz yalnız.

     

    Sizin şahsi tecrübeleriniz veya bir şeye inanmanın insanların psikolojisi üzerindeki etkisi tanrının varlığına kanıt olamaz.

     

    Ateistler olarak ahiret inancının psikolojik olarak insanı rahatlatabileceğini anlamadığımızı da nereden çıkardınız anlıyoruz elbette, bilinmeyen bir konu değil ki bu. Ama bir şeyin psikolojik olarak telkin edici olması o şeyin gerçek olmasını veya gerçek sayılması gerektiğini sağlamıyor.

     

    Ben sizin şahsi inancınıza saygı duyarım ama şahsi inancınıza saygı duyuyor olmam şahsi inancınızın doğruluğunu onayladığım manasına gelmiyor.

     

    Ayrıca intiharı düşünecek kadar büyük acılar çekip de ahirete inandığınız için intihar fikrini tolere edecek durumda iseniz yanlış forumda yazı yazdığınızı düşünüyorum.

     

    Bir an önce psikolojik destek almanızda fayda var.

    Madem ahiret inancını anladığını söylüyorsun, 60 yıl acıdan sonra sonsuz mutluluğa kavuşan biri acı çektiklerinden hayıflanır mı?


  18. 7 saat önce, bayşapka yazdı:

    Örneğin bence senin savunduğun evlilik dışı ilişkiye 100 kırbaç yanlış. İlkel ve beyinsizce bir ceza. 

     

    Ben böyle birşeyi savunmuyorum.

     

    7 saat önce, bayşapka yazdı:

     

    Neden inanmıyorsun diyen kişiyi ikna etmek için dinde yanlış olduğunu söyleyebilir. Örneğin bence senin savunduğun evlilik dışı ilişkiye 100 kırbaç yanlış. İlkel ve beyinsizce bir ceza. Ama inanmama sebebi bu değil. İnanmama sebebi, inandırıcı olmaması. Ailenin ve okulunun sen büyürken üzerinde yarattığı etkilerden kurtulup zihinsel olarak yeterince geliştiğin zaman onların masallarını tekrar gözden geçirebiliyorsun. Ebabil kuşları inandırıcı değil. Cinler, şeytanlar inandırıcı değil. Evrenin yaratıcısının sözcüsüne ayetlerle çevresindeki kadınların "helal kılınması" gerçekçi değil. 

     

    Bunlar gerçekçi ve inandırıcıysa burada yazarsan sevinirim. 

     

    Haklısın gerçekçi bulmayıp inanmayanlar olabilir. Bir kısmı değil ama. Bazıları gerçekçiliğini değil saçmalığını sorguluyor. Bu din aklı köreltiyor deyipde bırakıyor. Böyle olmasa bile eğer dine böyle bakmasalardı, bakmasaydın dini bu kadar eleştirmez uyum sağlardınız. Tartışmalar şiddetlenmezdi.


  19. 5 saat önce, Sundance yazdı:

     

    Kolu kopmuş adamın nasıl olacak yani? Yeniden kolu mu çıkacak? İleride "İyi ki kolum kopmuş yaw" dediği bir an mı olacak? Tecavüze uğrayan bir kız, "Ohhh iyi ki tecavüz edip tüm iç organlarımı parçalamışlar" mı diyecek? Cüzdanındaki 50 TL için boğazı kesilen nine ölürken "50 sene sonra bu yaşadığım acının bir etkisi kalmadığı zaman bu başıma gelenin bana faydalı olduğunu göreceğim" mi diyecek?

     

    Kolu kopan adamın kolu yeniden çıkmasa bile bunu kabüllenebilir. Eğer kanadımız veya başka bir uzuvumuz olsaydı ve kopsaydı bunuda kabüllenmemiz gerekirdi. Kabüllenince şuan nasıl kanadım yok diye üzülmüyorsan oda artık kolu olmadığından üzülmeyebilir.

     

    Kesinlik yok ama, ben sadece mümkün diyorum. Yoksa ömür boyu belki acısı azalsada acı çeker, buda mümkün.

     

    5 saat önce, Sundance yazdı:

     

    Kolu kopmuş adamın nasıl olacak yani? Yeniden kolu mu çıkacak? İleride "İyi ki kolum kopmuş yaw" dediği bir an mı olacak? Tecavüze uğrayan bir kız, "Ohhh iyi ki tecavüz edip tüm iç organlarımı parçalamışlar" mı diyecek? Cüzdanındaki 50 TL için boğazı kesilen nine ölürken "50 sene sonra bu yaşadığım acının bir etkisi kalmadığı zaman bu başıma gelenin bana faydalı olduğunu göreceğim" mi diyecek?

     

    Bu insanlar adına başkasının "bu çektikleri acılar gelip geçici, ileride psikolojik veya başka bir etki kalmadığı zaman bu acılar yok sayılacak" demesi benim için kabul edilebilir değil.

     

    Olaya o kadar yüzeysel bakıp kötülüğü görmezden gelmeye çalışıyorsunuz ki.

     

    Kendi acımdan konuşayım o zaman, üstü kapalı bir şekilde. İntiharı düşündüm ben, sebebi artık acı çekmemekti. Hala daha tam toparlayamadım kendimi. Ahirete inandığımdan tolere ediyorum. Acı nedir bilmeden atıp tutmuyorum yani.

     

     

    Siz ateistlerin anlamadığı ahiret inancının birçok şeyi tolere edebileceği.


  20. 4 saat önce, bayşapka yazdı:

    Arkadaşlar forumda gördüğüm kadarıyla kendilerine belli başlı isimler veren insanların inançları konusunda varsayımlarda bulunuluyor.  

    Bunları netleştirmek daha iyi iletişim kurmamız için hepimizin işine yarayacak.

     

    Müslümanım diyenler:

    Kuran'da tanımlanan Allah'ın evreni yarattığına, her şeyi bildiğine, kaderi tasarladığına,

    İslamiyetin Allah'ın gönderdiği son din olduğuna,

    Muhammed'in bu dinin peygamberi olduğuna,

    Kuran'ın bu dinin kitabı olduğuna (bkz. ilk madde),

    Meleklerin, cinlerin, şeytanların varlığına inanır. 

    Bu tanımın dışında kalanlar müslüman değildir.

     

    Ateistim diyenler: 

    Hiç bir dinin tanrısının varlığına şahsen inanmaz. 

     

    İslamiyet sözkonusu ise, islamiyetin anlattıklarını, cinleri, melekleri, şeytanları, allah'ı ve muhammed'in gösterdiği iddia edilen mucizeleri şu veya bu sebeple icat edilen masallar olarak görürler. 

    Hristiyanlık sözkonusu ise adem ve havva'yı, yılan şekline giren şeytanı, büyük tufanı, isa'nın gösterdiği iddia edilen mucizeleri geçmişten gelen masallar olarak görürler.

    Yani dinler ve masallar arasında doğrudan bağlar kurarlar.

    Bu tanımın dışında kalanlar ateist değildir.

     

    Agnostiğim diyenler:

    Tartıştığımız konu dahilinde herhangi bir konuda kesin bilgimiz olabileceğine inanmaz.

    Tanrı konusunda, ister deizmin tanrısı, isterse herhangi bir dinin tanrısı olsun, herhangi bir kesin bilgiye sahip olabileceğimize inananlar agnostik değildir.

     

    Elimi taşın altına koyup bu tanımlamaları yaptım, sizlerin de fikirlerini merak ediyorum. 

     

    Üçe ayırmışsında neyi anlatıyoki bu? İkiye ayırmalıydın, Allah var diyenler, Allah yok diyenler. Ortak nokta bu sadece. Ateistler birbiriyle tartışabilir, müslümanlar zaten apayrı bir dünya. Ben kalıplara pek inanmıyorum. Yani ben Allah'a inanıyorum diye beni tanımışmı oldun, sen ateistsin diye ben seni tanımış olmadım.

×
×
  • Yeni Oluştur...