Jump to content

Las Seis Flechas

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    108
  • Katılım

  • Son ziyaret

Las Seis Flechas kullanıcısının paylaşımları

  1. https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/siddet-goren-kadina-diyanetten-tavsiye-tepki-verme-sabret-uzaklas-5644351/ Kadına şiddetle mücadeleye destek olması amacıyla Diyanet'e bağlı olarak kurulan aile ve dini rehberlik büroları tarafından şiddet gören kadınlara verilen tavsiyeler maalesef amacından çok uzak. Şiddeti kabullenmeyi, hatayı kendinde aramayı ve meseleleri aile içinde çözmeyi tavsiye eden bürolar, resmi kurumlara başvurmayı ise en son yapışacak iş olarak telkin ediyor. Kadın hakları savunucularına göre gelen tavsiyeler kimi zaman kadın hakları için veriler mücadeleyi zorlaştırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı son dönemde kadına şiddetle mücadele konusunda da faaliyetlerde bulunuyor. 2011’de kadına yönelik şiddetle mücadelede toplumun bilinçlendirilmesine yönelik Aile Bakanlığı ile imzalanan protokolden beri, benzer işbirlikleri yıllar içinde arttı. Diyanet, aile içi soruları çözme amacıyla kurduğu aile ve dinî rehberlik bürolarında şiddete uğrayan kadınlara tavsiyelerde bulunuyor. Ancak Diyanet’ten gelen yanıtlar, kadın hakları savunucularına göre kadın hakları için verilen mücadeleyi zorlaştırıyor. Deutsche Welle Türkçe servisinden Burcu Karakaş dini rehberlik bürosundan verilen tavsiyelerin neler olduğunu araştırıp haberleştirdi. Şiddet gören bir kadın olarak aranan ve tavsiyeleri istene Konya Müftülüğü’ne bağlı aile ve dini rehberlik bürosu 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne (ŞÖNİM) yönlendirme girişiminde bulunuyor, ancak merkezin isminden emin değil. Telefondaki vaize “ŞÖNİM herhalde, yanlış olmasın, kadını anında şeyapma merkezi… Tam açılımını bilmiyorum ama” yanıtını veriyor. Vaizeye, şiddet nedeniyle boşanmayı düşündüğünü ileterek tavsiye isteyen kadına dinî bilgiler ışığında sabretmenin önemini anlatılıyor ve şu tavisiye veriliyor: “Dayanılmaz hale geldiyse büyüklerinizle istişare edin. Allahüteâlâ Nisa suresinde buyurur ki; kadın ve erkeğin birer büyükle sıkıntıyı gidermeye çalışsınlar. Gençler kestirip atabiliyor. Biz diyoruz ki aile büyükleriyle sıkıntıyı aşmaya çalışın.” “VURURSA SUÇLAYICI KONUŞMA, ORADAN UZAKLAŞ Bir sonraki telefon, Çorum Müftülüğü’ne. Bu kez kocasının sözlü hakaretlerine maruz kalan ve “Elini kaldırdı, daha vurmadı ama endişe ediyorum” diyen bir kadına vaize bize şu yanıtı veriyor: “Uygun dille sebebini sorun. Çok büyük bir sorun değil bu, konuşarak çözebilirsiniz. Akşam mesela sevdiği şeyleri yaptınız, çayın yanında sakince konuşun.” ‘Şiddet gördüğümde ne yapmam gerekir’ diye soran kadına ise “Vurursa tepki vermeyin, oradan uzaklaşın. Odanıza çekilin. ‘Nasıl istiyorsan öyle yapayım’ diye olayı örtmeye çalışın, ama uygun zamanda açın. Suçlayıcı dille konuşmayın. ‘Nasıl istiyorsun, bilemedim. Bilsem öyle yapardım’ gibi konuşun” deniliyor. ‘Peki, polisi aramak gerekir mi?’ diye sorulduğunda ise telefondaki kişi “Yok, bu tür şeyleri çözersiniz inşallah. Allah’a emanet olun…” yanıtını veriyor. 407 DİNİ BÜRO AKTİF Diyanet İşleri Başkanlığı da kurumun kadına şiddetle mücadele konusundaki rolü hakkında bilgi edinme çerçevesinde yapılan başvuruya, Diyanet’in kadına yönelik şiddetin çözümüne katkı sağlanmasında aktif rol üstlendiğini belirterek “Ailenin kurulması, korunması ve güçlendirilmesine yönelik 81 il müftülüğü ve 326 ilçe müftülüğü bünyesinde aile ve dinî rehberlik bürosu hizmet vermektedir” yanıtını verdi. Yani Türkiye genelinde kadınların sorunlarını çözmeye yönelik Diyanet’e bağlı 407 birim bulunuyor. Bu bürolarda görev alan kişilerin kim olduğu sorusuna ise “Dini yüksekokul mezunu Vaiz, Din Hizmetleri Uzmanı, Kur’an Kursu Öğreticisi ve İmam-Hatip unvanlarında görev yapan personel çalışmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi projelerinde gerekli alan eğtimlerinin uzman personel tarafından verildiği vaiz gibi unvanlarda görev yapan personel tercih edilmektedir” bilgisi verildi. SIĞINMA EVLERİNDE DE DİYANET GÖREVLİLERİ VAR Diyanet kadrosunda çalışan vaizelerin görevlendirildiği tek yer aile ve dini rehberlik büroları değil. Diyanet görevlileri kadın sığınma evlerinde de çalışıyor. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Gülsun Kanat Dinç, dini değerleri benimseyen çok sayıda insanın yaşadığı Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da kadına şiddetle mücadelede rol alması gerektiğini, ancak izlenen yöntemlerin eşitlikçi olmadığını düşünüyor. Kanat Dinç, “İmamların da şiddet karşıtı bilgileri paylaşması gerekir çünkü insanlar destek almaya gidiyor. Ancak maalesef Diyanet kadroları kadınları, idare etmeleri gereken, şiddet konusunda sorumluluğu kadına atfeden bir yaklaşımla yönlendiriyor” diyor. Türkiye’de resmi verilere göre 145 kadın sığınma evi bulunuyor. Kanat Dinç’e göre aile ve dinî rehberlik bürolarına ayrılan bütçe, sığınaklara ve sosyal hizmetlere ayrılabilir. Kanat Dinç sözlerini “Sığınağa vaize alınıyor. Vaize ya da psikoloğa ihtiyaç varsa karşılanmalı ama dışarıdan karşılanabilir. Sığınağın içinde psikolog olması gerekmediği gibi vaizeye de yok. Sosyal çalışmacılara ihtiyaç var” şeklinde sürdürüyor. “İSLAMİ HAYATIMIZI YOLUNA KOYARSAK DÜZELİR” Aranan yerlerden biri de Niğde Müftülüğü. Aile ve dini rehberlik bürosunda o esnada kadın görevli olmadığı için telefon bir erkek görevliye aktarılıyor. Vaiz arayan kadının, şiddet görme nedenini sorguluyor: “Şiddet göstermesinin sebebi ne? Erkeğin eşinden beklediği nedir? Akşam geldiğinde güler yüz, yemeğinin hazırlanması… Elinden geleni yapmana rağmen yaranamıyorsan farklı şeyler olabilir. Başka ilişkisi olabilir mi?” Telefondaki görevliye, “Bazen saçımdan çekiyor. Korkuyorum. Polis çağırsam mı?” diye sorulması üzerine görevli, polise başvurmadan önce iyi düşünülmesi gerektiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Dayanamayacak duruma geldiyse müracaat edebilirsiniz ama genellikle erkeğe üç beş ay evden uzaklaştırma veriyorlar. Onun için önce polise müracaat etmeden çözmenin yoluna başvuracağız. Siz acaba ters mi davranıyorsunuz?” Görevli, bu sözlerin ardından kocanın inanç açısından nasıl biri olduğunu anlamaya çalışıyor. “Siz namaz kılıyor musunuz? Ya eşiniz” diye sorduktan sonra, “Beş vakit namaz kılmaya gayret edelim. Kur’an-ı Kerim okuyalım. İslami hayatımızı yoluna koymaya gayret etsek inşallah düzelir” diye sözlerini sonlandırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve Dinî Rehberlik Daire Başkanı Sedide Akbulut, şiddetle mücadelede dinî referanslarla eğitim planladıklarını belirterek “Şiddetle Kur’an’ın ilkeleriyle baş edebiliriz” demişti. Diyanet’in 2018 faaliyet raporunda da aile ve dinî rehberlik bürolarının sayısı artırılması gerektiği önerisi yer alıyor. Aynı raporda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın geçen sene “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi” konulu 3 bin kitap bastığı görülüyor. Öte yandan, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve din görevlilerinin katkısının sağlanması amacıyla 476 personele hizmet içi eğitim semineri düzenlendiği de yer alıyor. “DİYANET’TEN ÜÇ TERİM: EMANET, İTAAT VE FITRAT” Türkiye’nin taraf olduğu, toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ortadan kaldırmayı amaçlayan İstanbul Sözleşmesi ise kadına şiddetin önlenmesinde açısından hayati önem taşıyor. Ancak sözleşmenin feshedilmesi gerektiğini savunan bazı muhafazakâr çevreler nedeniyle kamuoyunda tartışmalar yaşanıyor. Kadın hakları alanında çalışan avukat Funda Ekin’e göre, kadına şiddetle mücadele karnesi zayıf olan Türkiye’de Diyanet’in verdiği mesajlar mücadeleyi zorlaştırmaktan öteye gitmiyor. Ekin, “Diyanet’in verdiği mesajlarda kadın için kullanılan terimler, ‘emanet’, ‘itaat’ ve ‘fıtrat’. Hutbe veriliyor, eşitlik denilmiyor. Eşitlik anlayışı olmadığında iş, tokatı, hakareti önemsiz görmeye dönüyor. Bütünlüklü mücadele şart” diyor. Şiddet mağduru kadınların kolluk kuvvetlerine başvurdukları zaman ya koruma tedbiri alınmadığını ya da kararların uygulanmadığına dikkat çeken Ekin, “2014’te imzalanan İstanbul Sözleşmesi’ne göre hiçbir şey yapılmadı, en basitinden halen bir tane tecavüz kriz merkezi yok. 2014’ten beri sığınaklar açılıyor mu? Hayır” diye sözlerini sürdürüyor. (DW Türkçe Burcu Karakaş)
  2. Las Seis Flechas

    Roman/hikaye okumak sizce gerçekten faydalı mı?

    Soruma pek cevap olmamış bence bu. Ben kitap okumanın faydasını sorgulamadım. Kitap okumak tabii ki çok faydalıdır. Benim sorduğum şey roman ve hikaye gibi olay çevresinde gelişen sanatsal metinleri okumanın, bunlarla vakit harcamanın faydasının olup olmadığı. Küçük yaşlarda demişsiniz mesela. Okunacak sayısız romandan hangi birisini okuyacak mesela? Zaman yetecek mi? Dersleriyle uğraşması gereken zamanı bunlara harcamak ne derece mantıklı? Ha tamam küçükken okuma alışkanlığı kazanmasını sağlıyorsa gerçekten o zaman güzel ama koca koca adamların roman ya da hikaye okuması mantıki mi? Aynı şekilde bilimsel, felsefi, sosyolojik, tarihi ve politik konularda okunması gereken sayısız kitap dururken kalkıp da aşk meşk romanlarını okumak, o değerli vakti ve eforu bunlara harcamak mantıki mi? Celal Şengör, İlber Ortaylı ya da Halil İnalcık gibi adamların insana kattıklarını bunlar katar mı?
  3. Çocukluğumuzdan beri hepimize kitap okumanın ne kadar faydalı bir şey olduğunu söylediler. Ancak o kitap dedikleri de genellikle roman ve hikaye gibi olay çevresinde oluşan kurmaca metinlerdi. Peki gerçekten de bunları okumanın, bunlara vakit harcamanın bir faydası olduğunu düşünüyor musunuz? Açıkçası bana vakit kaybı gibi geliyor. Sonuçta bunlar sanatsal metin. Bunların amacı öğretmek değil, haz vermek. Ha bu da tabii ki fayda sağlayabilir insana. Ama rahatlatıcı bir boş zaman aktivitesinin sağladığı fayda kadardır bana göre. Öyle abartıldığı kadar faydalı olabileceğini düşünmüyorum. Öğretici metin okumak çok daha faydalıdır. Esas zaman harcanması gerekenler bunlardır elbette ki.
  4. Arap, Kürt, Rum, Ermeni vb. Türk dışında her şey olabilir.
  5. İyi o zaman. Ülkenin adını Arabistan Cumhuriyeti yapın. Türklüğe dair her şeyi silin. Özerk Kürdistan da kurarsınız mis gibi. Arapların ve Kürtlerin olur ülke. Türkler zaten sığıntı burada.
  6. Las Seis Flechas

    AKP'nin hedefinde şimdi de Fenerbahçe mi var?

    Umarım bu kriz büyür, böylelikle AKP Fenerbahçe camiasını da karşısına alıp oy kaybeder.
  7. A Haber'den Fenerbahçelileri kızdıran Berat Albayrak haberi Yandaş A Haber, Fenerbahçelileri kızdıran, skandal bir habere daha imza attı. 'Belgesel' gibi seslendirilen haberde 'Mesele Futbol Değil, Mesele Başka..." iması yapıldı. Trabzonspor'un sahasında Fenerbahçe'yi 2-1 mağlup ettiği karşılaşmanın ardından hakem hataları gündeme gelirken, söz konusu durumdan Berat Albayrak sorumlu tutuldu. Bunun üzerine Fenerbahçe'nin sahasında Alanyaspor ile 1-1 berabere kaldığı maçta tribünlerden Berat Albayrak protesto edildi. Fenerbahçeliler AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı "Damat istifa" sloganları ile istifaya davet etti. A Haber'de yer alan haberde ise "Türkiye'nin güçlenmesinden neden rahatsızlar?" denildi. Öte yandan "Mesele daha özel, daha duygusal" denilerek Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Başkanı iş insanı Ali Koç'un görüntüleri gösterildi. Ayrıca "Faizden eskisi kadar kazanamıyorlar. Bankalar üzerinde eskisi kadar at oynatamıyor, dev kasalara hortumlar koyamıyorlar" ifadeleri kullanıldı. Berat Albayrak ile Fenerbahçeliler arasındaki gerilim yaz aylarında Albayrak'ın Trabzon ziyareti sırasında başlamıştı. Trabzonspor'un yeni sezon forması hediye edilen Berat Albayrak, "Yanlız bu forma 2010-2011 sezonunun formalarıymış. Yani Şampiyon sezonun formaları" diyerek “2010-2011 sezonunun şampiyonunun Trabzonspor olduğunu” iddia etmişti.
  8. Gecenin bir saati, başka kimselerin olmadığı, kuytu köşe bir yerde tecavüze uğrayan bir kadın görsen ne yapacaksın? Polisi mi arayacaksın?
  9. Benzer bir olay daha önce de yaşanmış. Herif karısını ölesiye dövüyor. Kadın kocasını şikayet etmek yerine videoya çekenleri şikayet ediyor. "Biz severek evlendik, gayet mutluyuz" diyor. Şiddet gören kadına duyarsız kalsan suçlu oluyorsun, yok duyarsız kalmayıp yardım edersen de bu sefer kadın "Kocam değil mi sever de döver de" moduna giriyor ve satışa getiriyor. Zaten bu tür kadınlar normal insanlar olsalar böyle psikopatlara aşık olup evlenmezler. "Kadınların efendi erkek yerine piç erkek tercihi" tezini doğruluyorlar sürekli. Kadın milleti iyilikten anlamıyor, kötülüğe maruz kalınca da şikayet ediyor hâlinden. Ne istediklerini bile bilmiyorlar. Zaten bu yüzden dini erkeklerden çok kadınlar sahipleniyor. Bakıyorsun kadınlar ellerinde pankartlarla "Şeriat isterük" diye eylem yapıyorlar. Şeriat kadına bir sokak köpeği kadar bile değer vermiyor ama bakıyorsun kadınlar şeriat istiyor Bence kadın milleti İslam'ı hak ediyor.
  10. Kadir’in kurtarırken katil olduğu kadından şoke eden sözler Konya'da, Özgür Duran’ı (32) sevgilisi Ayşe D.’yi (35) döverken engellemek istediği sırada çıkan arbedede kalbinden bıçaklayarak öldüren Kadir Şeker'in (20), tutukluluğuna itiraz edildi. Şeker'in avukatı tarafından üst mahkemeye verilen itiraz dilekçesinde, tahliye kararı alınması istendi. Ayşe D. ise, ''Olay günü Özgür alkollüydü. Tartışıyorduk, beni dövmüyordu. Oturduğumuz kameriyeye eliyle vuruyordu. İsmini sonradan öğrendiğimiz Kadir yanımıza geldi. Beni dövdüğünü düşünmüş ama Özgür bana vurmuyordu'' dedi. Ayşe D. ölen Özgür D. için "Özgür ile çok güzel günlerimiz oldu. Bir insanı geçmişiyle yargılamamak gerekir. 19 suç kaydı olması, bir insanı kötü yapmaz." diye konuştu. Tıp fakültesinde okumak için üniversite sınavlarına hazırlanan Kadir Şeker, 5 Şubat Çarşamba akşamı, tramvaydan inip evine giderken Özgür Duran’ın, Ayşe D.’yi dövdüğünü gördü. Duran’a engel olmak istedi. Ancak çıkan arbedede Kadir’in cebinden çıkardığı bıçak Duran’ın kalbine saplandı. Özgür Duran hayatını kaybederken, Kadir Şeker, ‘kasten adam öldürme’ suçundan tutuklandı. Şeker’in avukatı, tutukluluk kararına bir üst mahkeme olan 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği’ne dilekçe vererek itiraz etti. Avukat, Kadir Şeker’in tahliye edilmesini istedi. Soruşturma kapsamında, Kadir Şeker’in olayda kullandığı bıçak, 6136 Sayılı ‘Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’ kapsamında inceleme altına alınırken, Özgür Duran’ın otopsisinde bıçağın nasıl saplandığının belirlenmesi bekleniyor. Öte yandan Kadir Şeker’in olayın ardından cezaevinde okumak için kitaplarını istediği öğrenildi. KADİR’İN KURTARDIĞI KADIN: BENİM DARP EDİLDİĞİMİ DÜŞÜNMÜŞ Olayın ardından Antalya’ya giden Ayşe D., adli işlemler için Duran’ın ailesiyle birlikte Konya’ya geri döndü. DHA’ya konuşan Ayşe D., Özgür Duran’ı sevdiğini belirterek, ”Ben Özgür’le severek birlikte oldum. Onun için üç çocuğumu bıraktım. Bir süre Eskişehir’de yaşadık. Dört ay önce Konya’ya geldik. Olay günü Özgür alkollüydü. Evde kavga ettik. Evden çıkıp, parka gittim. Tek başıma ağlıyordum. Özgür'e ‘Aramızdaki sorunu konuşup, halledelim' dedim. Özgür yanıma geldi. Bağrışmaya başladık. Özgür kameriyeyi yumrukluyordu. O sıra yanımıza ismini sonradan öğrendiğim Kadir geldi. Muhtemelen bizim kavga ettiğimizi düşündü. Özgür’e ‘Neden bayanı rahatsız ediyorsun?' dedi. Özgür de ‘Biz birlikteyiz’ diye yanıt verdi. ‘Nikahlı karın mı?' diye sordu. Ben de ‘Evet ablacım, o benim eşim sen git' dedim. Kadir’in elinde siyah renkli bıçak vardı. Elindeki bıçakla yanımıza geldi. Karşılıklı bir şeyler söylerken, aralarında boğuşma yaşandı” dedi. ‘GÜZEL BİR BİRLİKTELİĞİMİZ VARDI’ Arbede sırasında Özgür Duran’ın yere düştüğünü belirten Ayşe D., şunları kaydetti: ”Boğuşma esnasında Özgür yere düştü. Özgür’den kan geliyordu. Ortada bıçaklamayı gerektirecek bir durum yoktu. Karı-koca arasında yaşanabilecek bir tartışmaydı bizim ki. Olaydan sonra polis eşliğinde hastaneden darp raporu aldım. Ancak vücudumda herhangi bir darp söz konusu değil. Dayak yemiş olsam, Özgür bana vurmuş olsa, illaki darp izi olurdu. Kadir Özgür’ün kendisini darp ettiğini söylüyor ama Özgür de de darp izleri var. Görünen o ki o da Özgür’e vurmuş. Özgür’ün yüzünde darp izleri vardı. Ortada bıçak çekecek bir durum kesinlikle yoktu. Üniversiteye hazırlanan bir çocuğun üzerinde bıçağın ne işi var? Özgür ile çok güzel günlerimiz oldu. Bir insanı geçmişiyle yargılamamak gerekir. 19 suç kaydı olması, bir insanı kötü yapmaz. Ne yaptıysa uyuşturucu yüzünden yaptı. Ama ben elimden geleni yapıp, onu bu durumdan kurtardım. Bana bu konuda her zaman minnettardı. Güzel bir birlikteliğimiz vardı.” DHA Yayınlanma Tarihi: 16:48, 11 Şubat 2020
  11. Las Seis Flechas

    CHP, Kudüs Mitingi'ne katıldı

    İyi de, bunu neden illa CHP'de uygulama gereksinimi duyuyorsunuz ki? Gidin kurun kendinize mis gibi yeni bir parti, her kesimden insanı kucaklayın. Sizi tutan mı var? Sizdeki bu CHP'li gibi görünme inadı neyden kaynaklanıyor?
  12. Las Seis Flechas

    BiZ ENAYININ EN ENAYISIYIZ

    İşin daha kötüsü Türkiye'ye gelen Almancılar da Almanya'yı kötüleyip Tayyip'i de övüyorlar. Geçen yaz bir Almancı kadınla konuşmuş annem mesela. Yok kiralar 1200 avrodan başlıyormuş, her şey çok pahalıymış, geçinemiyorlarmış falan... Almancılar genelde çok şerefsiz ve ikiyüzlü insanlar oluyor zaten. Hepsi demeyeyim de geneli öyle.
  13. Las Seis Flechas

    CHP, Kudüs Mitingi'ne katıldı

    İşte siz de Araplara kölelik ediyorsunuz ya. Bu başlıkta ona dikkat çekmişim zaten. AKP'ye domalmışlar resmen, onunla aynı yörüngede hareket ediyorlar. "Bize ne Kudüs'ten, bize ne Filistinlilerden?" diyemiyorlar çünkü yemiyor. Başka pek çok dillendiremedikleri şey var. 17-25 Aralık dönemi bunların ne kasetleri, tapeleri çıkmıştı. Montaj bunlar dediler, millet de yedi. Peki muhalefet daha sonraları bunları ağzına alabildi mi? Hepsi unutuldu gitti işte. Sanki Tayyip hırsız değilmiş, her şey rüyaymış gibi devam ediyorlar hayatlarına. AKP'nin artıkları zaten CHP'e dolaşıyor. Abdullah Gül itini bile aday göstermeye uğraşıyorlar. Sizler hala AKP'ye muhalif olduğunuzu zannediyorsunuz. Strateji falan da uygulamıyorum. Sadece her kesime nefretimi kusmaktan zevk alıyorum. Umrumda falan değil ülke. AKP zaten yıktı cumhuriyeti, neyi kurtaracaksın? Zamanında AKP'ye özgürlükçü falan diye yağ çeken lümpen solcular da bugün başımıza muhalif kesildi, kendilerinden olmayan herkese aktroll iftirası atıyorlar. AKP ile el ele, omuz omuza ulusalcıları yani gerçek Atatürkçüleri hapislerde çürüten onlar ama şimdi biz ulusalcılar yalaka oluyoruz. S..mişim Tayyo'yu da akapeyi de.
  14. Las Seis Flechas

    BiZ ENAYININ EN ENAYISIYIZ

    Rakıyı bilmem ama genel olarak alkollü içecekler kıyaslanamayacak kadar ucuz. Adamlar birayı kasayla alıyor mesela. Evet fiyatlar genel olarak pahalı bize göre ama asgari ücret üzerinden hesap yaparsan Almanya'daki alım gücü her türlü bizimkini ezer geçer.
  15. Las Seis Flechas

    BiZ ENAYININ EN ENAYISIYIZ

    Evet bu halk enayidir, aptaldır, salaktır. Deve diken, Türkiye halkına...
  16. Las Seis Flechas

    CHP, Kudüs Mitingi'ne katıldı

    Görürüz değişip değişmeyeceğini. Bugüne dek daima muhalefete oy verdim ama bir daha kimseye oy vermeyeceğim. Kendi çöplüğünde boğulsun ülke umrumda değil. Bu ülkenin sorunu aptal ve çomar Türkiye halkıdır. Ona buna aktroll demek gibi ucuz demagojilerinizi de kendinize saklayın. Onu zaten aktroller de yapıyor.
  17. Las Seis Flechas

    CHP, Kudüs Mitingi'ne katıldı

    Benim zaten bu ülkeden umudum olmadığı için önemsemiyorum bu siyasi hamleymiş, zartmış, zurtmuş... Sanki AKP gidince her şey düzelecek, süper güç olacağız, uçacağız falan zannediyor bu muhalifler. Halbuki değişen bir şey olmayacak. AKP gider, yerine başka bir AKP gelir. Tıpkı DP'nin yerine AP'nin, ANAP'ın, RP'nin ve sonra da AKP'nin gelmesi gibi. Cumhuriyet yıkıldı zaten haberiniz yok. Muhalefetin de cumhuriyeti tekrar kurmak gibi bir derdi yok. Asıl önemli sorun bu ülkenin insanının ezici çoğunlukla çomar ve koyun olmasıdır. İşte bu aptal solcular da sürekli bu çomar sürülerini baş tacı yapıp şımartıyor, onlara yağ çekip duruyor. O çomarlar da kendilerini bir halt zannediyorlar, çomar olduklarını idrak edemiyorlar. Bu ülkeye Celal Şengör gibi kimseden çekinmeden doğruları pat pat söyleyen adamların zihniyeti lazım. Başka türlü adam olmaz bu ülke.
  18. Las Seis Flechas

    CHP, Kudüs Mitingi'ne katıldı

    Temel Karamollaoğlu denilen adam Madımak Katliamı öncesi belediye başkanı sıfatıyla "Gazanız mübarek olsun" diye müminleri cihata teşvik eden kişi. HÜDA-PAR da Hizbullahçıların partisi. Başka söze gerek yok artık. Yakında "Kadir Mısıroğlu'nu sevmek AKP'lilerin tekelinde mi sanki" diyerek Fesli Kadir'i de anmaya başlarlar.
  19. © Fotoğraf : Saadet Partisi Yenikapı'da Büyük Kudüs Mitingi: 'Bugün Kudüs'e sahip çıkamazsak yarın İstanbul'u gündeme getirecekler' 13:32 09.02.2020(Güncellendi 20:34 09.02.2020) Abone ol Saadet Partisi, ABD’nin ‘Yüzyılın Anlaşması’ adı altında açıkladığı plana tepki için İstanbul Yenikapı Meydanı’nda miting düzenledi. Kılıçdaroğlu ve Davutoğlu'nun da katıldığı mitingde konuşan Karamollaoğlu, "Bugün Kudüs'e sahip çıkamazsak yarın İstanbul'u gündeme getirecekler, Türkiye’nin bütünlüğünü savunmakla karşı karşıya bırakacaklar" dedi. Saadet Partisi'nin 60 sivil toplum kuruluşunun desteğiyle düzenlediği 'Büyük Kudüs Mitingi' için halk Yenikapı'daki alanda toplandı. Mitinge Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun yanı sıra, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Hüda Par Genel Başkanı İshak Sağlam da katıldı. İmamoğlu: Bu plana bu ülkede 'evet' diyecek hiçbir siyasi parti ve lider yoktur Mitingde konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu şu ifadeleri kullandı: "Sözümona İsrail ile Filistin arasında bir ‘barış’ planından bahsedildi. Fakat Filistin orada yoktu. Kendileri çalıp kendileri oynadılar. Kudüs’ün statüsü aynı zaman İslam dünyasının ortak mücadelesidir. Güçlü olan her zaman haklı değildir. Ne Kudüs ne görülen bu statü bizim için kullanılabilir olmaz. 70 yılı aşkın süredir akan kanı durdurması beklenemez. Bu planın bölgeye ve dünyaya huzur getirmesi de beklenemez. İlk günden beri mazlum Filistin halkının yanında olduk, yanında olacağız. Bölgede kalıcı bir barış sağlanmasının da yanında olduk. Bu plana bu ülkede 'evet' diyecek hiçbir siyasi parti ve lider yoktur." Karamollaoğlu: Bugün Kudüs'e sahip çıkamazsak yarın İstanbul'u gündeme getirecekler Ardından Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu sahneye çıktı: - Hani 'Yüzyılın Anlaşması' diyorlar ya, biz 'Yüzyılın Paçavrası' diyoruz buna. - (ABD Başkanı Donald) Trump ve (İsrail Başbakanı Benyamin) Netanyahu tarafından dayatılan şu plan Filistin'i siyonist İsrail'e peşkeş çekmektedir, uluslararası hukuku ayaklar altına almaktadır. Huzura ve barışa değil kaosa ve savaşa zemin hazırlamaktadır. Yüzyılın ihaneti, zorbalığı, paçavrasıdır. Bu paçavrayı Allah'ın izniyle tarihin çöplüğüne atacağız. Çünkü hak ettiği tek yer tarihin çöplüğüdür. © Sputnik / Emre Öz © Sputnik / Emre Öz © Sputnik / Emre Öz - Necmettin Erbakan'ın dediği gibi "Hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan siyonist uşaklar." - Bu planın asıl adı Büyük İsrail Projesi'dir. - Eğer bugün Kudüs'e sahip çıkamazsak yarın İstanbul'u gündeme getirecekler. Irkçı emperyalizm adım adım ilerlerken biz neler yapıyoruz? Kendi coğrafyasında kendi planlarını yapamayanlar başkalarının planlarının sadece figüranı olurlar. Bugün bizim yaptığımız günde 40 defa Allahu Ekber deyip sonra Trump'a teslim olmaktır. İttifaklarımızı güçlendirerek bu gidişi engelleyebiliriz. O yüzden zaman süslü laflar değil icraat zamanıdır. Irkçı emperyalizm laftan değil güçten anlar. Şimdi görev siyasi iradededir. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Sözde kınamalar İsrail'i daha da güçlendirmekten başka işe yaramıyor. - Aslında yapılması gerekenler bellidir. Kısa vadede G-8'ler başta olmak üzere içinde yer aldığımız bütün ulusal ve bölgesel kuruluşlar harekete geçirilmelidir. İslam ülkeleri İsrail ile olan diplomatik ilişkilerini askıya almalı, ciddi yaptırımlar devreye sokulmalıdır. İslam ülkelerinin kara ve hava sahaları İsrail'e kapatılmalıdır. - Burada koyduğunuz asil duruş inanıyorum ki şafağın işaretidir. - Sözlerimi Erbakan'ın sözleriyle bitirmek istiyorum: "Zulüm ebedi olamaz. Kötülük er ya da geç hüsrana uğrayacaktır. Hiçkimse Müslümanların bugünkü dağınıklığından dolayı İslam Birliği kurulamayacağını zannetmesin. Allah'ın izniyle İslam Birliği kurulacaktır. Unutmayın ki zafer inananlarındır ve zafer yakındır." Kılıçdaroğlu: Her firavunun bir Musa'sı vardır, bizler günümüzün firavunlarına karşı hepimiz birer Musa'yız Karamollaoğlu'nun ardından CHP lideri Kılıçdaroğlu konuştu, sözlerine Kudüs'ün tarihini anlatarak başladı: - Bizim ilk kıblemiz Mescid-i Aksa, Kudüs'te bulunmaktadır. 3 semavi din için de önemli olan Kudüs'ün barışın merkezi olması gerekmektedir. Çağımızın Haçlı zihniyetiyle Kudüs Müslümanların ve Filistinlilerin elinden alınmak isteniyor. Trump'ın açıkladığı sözde barış planıyla Kudüs'ün ortasına bomba konmuştur ama o bombanın etkisini gidermek hepimize düşüyor. - Kimlik üzerinden, inanç üzerinden, yaşam tarzı üzerinden bizi bölmeye çalışıyorlar. Emperyalizme karşı birleşmek bizim ahdimizdir. - Siyasi olarak farklı görünen iki hareketi bir araya getiren bir davadır Kudüs. - Erbakan'ı saygıyla ve rahmetle anıyorum. - Her firavunun bir Musa'sı vardır, bizler günümüzün firavunlarına karşı hepimiz birer Musa'yız. Adalet, hak ve hukuku Filistinli kardeşlerimizle birlikte inadına koruyacak ve savunacağız. Davutoğlu: Keşke herkes burada olabilseydi Kılıçdaroğlu'ndan sonra da Gelecek Partisi lideri Davutoğlu açıklamalarda bulundu: - Trump ve Netanyahu sözde barış planını ilan ederken bütün bir insanlığa savaş ilan etmişlerdir. Sizin savaş ilanınıza karşı barışın merkezi olan Kudüs'ü savunacağız. Bu sözde barış planıyla, Kudüs İsrail'in başkenti ilan ediliyor. Abu Dis denilen bir yeri de Filistin'e başkent yapıyorlar. Biz bunu kabul eder miyiz? Bilsinler ki Kudüs planı asla kabul edilmeyecektir. Bu planda deniyor ki, dış güvenlik İsrail'e ait olacak, iç güvenlik Filistin'e ait olacak. Filistin'in bütün kara ve hava denetimleri İsrail denetiminde olacak. - Filistin'siz Ortadoğu barışı olamaz, olmayacaktır. Filistin fiilen bir açık hava hapishanesine dönüştürülmek isteniyor. Buna karşı çıkacağız. Bu planla ayrıca, Filistinlilerin topraklarına geri dönmesi yasaklanıyor. Bunun karşılığında 50 milyar dolarlık bir rüşvet veriliyor. Bizim kardeşlerimiz bunu asla kabul etmeyeceklerdir. - Kudüs'e sesleniyoruz: İstanbul yanınızdadır ve yanınızda olacaktır. - Karamollaoğlu'na teşekkür ediyorum, Erbakan hocamızı saygıyla anıyorum. Allah onun emanetine sahip çıkmayı bize nasip eylesin. - Gün icraat günüdür. Artık ülkedeki kutuplaştırıcı siyaset karşısında ortak ilkelerimiz, ortak idrakimiz için hep beraber omuz omuza vermeyi bilmeliyiz. Keşke herkes burada olabilseydi. Kudüs söz konusu olduğunda omuz omuza vermeye var mıyız? Siyasi parti ünvanlarımızı bir kenera bırakarak "Biz Kudüs sevdalısıyız" demeye var mıyız? - TC Büyükelçisi derhal Filistin'e gönderilmeli ve ne olursa olsun orayı terk etmemelidir. Ne kriz çıkacaksa çıksın Doğu Kudüs'teki al bayrak asla indirilmemelidir. - Filistin devletinin ilanı Trump'ın vicdanına ya da merhametine kalamaz. - (Filistin lideri) Mahmud Abbas ve (Hamas lideri) İsmail Heniye, Türkiye'de bir araya getirilmelidir. - Rusya ile Filistin konusunda da istişari zemin oluşturulmalıdır. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, mitingde yaptığı konuşmada, Kudüs'ün statüsünün değişmesine İslam coğrafyasından cılız tepkiler gelmesini eleştirdi. İsrail'in başat rol oynadığı "Büyük Orta Doğu Projesi"nin kademe kademe örüldüğünü belirten Uysal, "Büyük İsrail devleti tezi komplo teorilerinden çıkarak tarihin sayfalarına adım adım geçmektedir. Batı'dan yükselen birkaç cılız sesle canımızı yakan, hüznümüze hüzün katan maalesef İslam dünyasının sessizliğidir. Hatta Arap dünyasından ABD'nin işgali meşrulaştırma planına destek veren açıklamalardır." dedi. HÜDA PAR Genel Başkanı İshak Sağlam ise İslam coğrafyasındaki ayrışmanın Kudüs'e sahip çıkılmasının önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayarak, "Filistin ümmetin meselesidir. Türkler, Araplar, Kürtler bütün farklılıklarımız ve renklerimizle bir araya gelirsek dünyaya huzur ve mutluluğu getirmiş olacağız." diye konuştu.
  20. Benim kafamdaki Türkçülük anlayışı neymiş? Ziya Gökalp ve Atatürk'ün Türkçülük anlayışıdır benimkisi. Irk ayrımı yapmadan kendini Türk hisseden herkesi seviyorum, kardeş olarak görüyorum. Atatürk bilmiyor muydu ki bu ülkenin ismini Anadolu Cumhuriyeti falan yapmayı? Bence sizin düşünceniz oraya çıkıyor zaten.
  21. İlber Hoca öyle dememiş ama. Tavizsiz bir Türkçüdür demiş. Sanki şu anki durum çok mu farklı o zamandan? Yine ümmet olduk işte, Türklük yine ayaklar altında tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi. Yine Türk'üm demek ayıp karşılanıyor.
  22. https://www.yenicaggazetesi.com.tr/service/amp/idlibden-aci-haber-6-sehit-266629h.htm Bir gün Amerika'nın, bir gün Rusya'nın kucağında geze geze Tayyip sonunda ülkeyi bu bataklığın içine sürükledi. Rusya ile dost geçinip üstüne bir de Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının karşılanması için 200 milyon TL vermişler. Hemen ardından bu saldırının gerçekleşmesi bence de tesadüf olamaz. Bunda Rusya'nın haberinin ve hatta desteğinin olmadığı yalanına da kimse beni inandıramaz. Zamanında Amerika'nın gazına gelip Esad ile düşman olunmasaydı ve o muhalif teröristler desteklenmeseydi mesele bu kadar uzamaz, içinden çıkılmaz bir hale gelmezdi. YPG/PYD tehdidi de olmazdı. Olan sadece Türklere oluyor, ezelden beri olduğu gibi. Suriyeli it kopuklar her tarafta dolanıyor, Türkler ise oralarda şehit olmak zorunda kalıyor.
  23. Yani sana göre Atatürk bir faşist.
  24. Geçenlerde uykum esnasında ilk kez bu tür korkunç bir deneyim yaşadım. Sanki rüyada değil de uyanık gibiydim. Normalde yatağım odanın sol tarafında duvarla bitişikken sağ taraftaki duvarla bitişikti. İçeri karanlık bir siület girdi ve yanıma yaklaştı. Başını eğdi, hatta öpecek falan zannettim. O ise kulağıma üfledi ve o anda ne olduğunu çözemediğim müthiş bir korkuyla uyandım. Bağırmak istedim ama dilim tutulmuştu. Resmen dilimi hareket ettiremiyordum. Evrimagaci'ndan araştırdığım kadarıyla "hipnopompik (postdormital) uyku felci" denen bu olay REM döngüsü henüz tamamlanmadan beynin uyanmasından kaynaklanıyormuş. Narkolepsi hastalarında sık görüldüğünde bahsediyor ki ben de öyleyim. Gerçi son zamanlarda uykularım düzelmeye başladı, artık uykumu almaya başladım. Ama uykularımın en bozuk olduğu dönemlerde bile böyle bir şey yaşamadım. Hatta hiç rüya bile görmezdim bir ara. Kabus nedir onu da bilmem, kabus sayılabilecek bir tek bu geçen geceki deneyimim var. Ama o da yeterince korkunçtu. Düşmanımın başına gelmesin.
  25. Kendini Türk hissetmeyen, Türk düşmanlarını seven bir halkın neyini seveyim? Atatürk bu halkı koşulsuz sevmiş de ne olmuş? Sonuç ne? Halkın çoğunluğu Atatürk'ü sevmiyor.
×
×
  • Yeni Oluştur...