Jump to content

Rhodium

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.403
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

5 Takipçiler

Rhodium Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü 19-11-1979

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. Rhodium

    Toplumlar Nasıl Kalkınır?

    Toplumun kalkınması ile nazik toplum ve kaba toplum arasında ki farkı önce görmek lazım. Mesela bir toplum, çok modern bilim sanat ve felsefede ilerlemiş iken bir başka yağmacı savaşçı grup onu içeriden veya dışardan kemirenbilir yada darmaduman edebilir. Bunun tarihte bir çok örneği mevcut hatta günümüzde bile. Öyle ise bir toplum önce kendi varlığını koruyacak devam edebilecek bir nitelik kazanmalıdır. Ordu gibi. İkinci koşulda ise toplum, ortak paydada buluşabilecek değerleri olmalıdır. Din, dil, ırk vb... Çünkü insanlar sürünün bir parçasıdır. Memelidir. Ulus vb. Birliğin bir parçası olduklarını yani ait olma duygusunu yaşamalıdırlar. Üçüncü koşulda, felsefi sınıfsal ayrımlara bölünüp her bölünmede bir gelişmişlik sağlamalıdır. Buna en iyi örnek Atatürkü verebiliriz. Örneğin Tarih kurumu, banka teşebbüsleri gibi hayatın pratik örnekleri. Dördüncü ve en önemlisi, bozunma veya çürüme yaşamaması için toplum süreçlerini: metaryalizmden sapmadan değerlendirebilmelidir. Bu temeli de sscb veya Rusyanın-çin birliğinde görebiliriz. Soğuk savaşın kısa vadeli kazananı ABD-AB oldu. Oysaki tarih ve zaman gösteriyor ki AB-abd kaybediyor. Bunun temel noktası komünizm den çıkan ülkelerin halk bilincinde: metaryalist düşünce ve süreçlere bu şekilde bakabilme yetisi yatmaktadır. Çin üretirken hayatta kalma belgeselleri yada kuantumun inanılmazlığı ile ilgilenmemektedir. Direkt sabun, devre, alet, makine üretmektedir. Üretmek aslında bir felsefenin algı dürüstlüğüdür. Bu dürüstlüğü sergileyemeyen toplum bozunur çürür.
  2. Madem benim yazdıklarım zırva: o zaman tek bir cümlemi mantık çerçevesinde zırva olduğunu ispatla. Aslında senin önyargıların benim düşüncemi kabul etmiyor olmasın. Senin Tanrının varlığına gereksinim duyan düşüncelerin sana ait. Hiç kimse seninle aynı korkuya ve akıl haritasına sahip değil. Evren basitlikten daha komplekse ayrılmaz böyle bir süreç yok. O senin onu böyle incelemen ve görmendir. Evrenin tasarım olduğunu düşünmene kimse yadırgayamaz. Ama böyle düşünme isteğindeki gereksinimler senin özelindir. Senin anlamlı yapandır. Bunu sen içsel olarak kavramış oluyorsun yani. Zaman kavramını algınla pekiştirmende yine senin kendi iç meselen. Şimdi sistemlerin bir şey üretmesi ile insanın bir noktaya varması aynı değil. Bilimsel düzeyde yeterli bilgiye her zaman var olmayacak. Ancak bu açıklama yapamayız demek değildir. Tek başına doğada seni bırakırsak bir cep telefonu üretemezsin. Ancak sistem üretir. Yetersizliği bilinmezciliği savunup ah işte hepiniz hayatta kararlarınızı Tanrı ile verin diyemezsiniz. Burada şuna kadar din varmı yok mu diye bir yazı konu açıklama yapılmadı. Ve bunun ile ilgili evrim ahlak gibi kavramlar ilişkilendirilmedi. Siz benim ne kavradığımı nereden çıkarsama neyi düşünüp düşünemeyeceğime karar verdiniz. Bu sizin yine önyargınız. Post ateizm de nedir? İleri ateizm mi? Yeni ateizm mi? Y CHP gibi bir şey ise üstü kalsın. Bozuk paraya ihtiyacımız yok. Anlattıklarına odaklandım. Ve teflonun dediği ikinci gruptaki bahsettiği kişilik özelliklerini gördüm. Buda motivasyonunu daha da kendi düşüncemde kanıksattı.
  3. @teflon @kirec @isabettin İkinci grup diye bahsettikleriniz, Diyelim ki kişi ruh, cennet, kitap gibi kavramların doğruluğuna veya ispatına kalkıştı. Yöntem olarak öznel inancı tümdengelim iken her türlü fantazisini kendine ikna edebilir. Aynı şekilde Tanrı yok diyen biride tümdengelim yaptığında da kendi kendini ikna edebilir. Ama bilimsel ilerleme ispat bildiğiniz gibi zincir halindedir. Newton ilkeleri beraberinde kuantum ilkelerini getirir. Yada fonksiyonları öğrenince türev çözersiniz. Bu sizin öznel yargınızla değil evrensel kaide ile işleyecektir. Özetle tümevarım yaparsınız. Ama bu yol asla ispatlar ve matematikten sapamaz. Kişinin kendi iç dünyası dışında söylediği her şey doğru olabilmesi için evrensel kaideye tümevarıma uygun olması zorunluluktur. Bu gün ekmek almadım çünkü melekler fazla sevap yazmadı gibi bir mantık ile koca karısına bahane uyduramaz. Yada evrim var olmadığına göre tanrı yoktur gibi bir ifade yapılamaz. Bu büyük bir fikirden pratik yaşama kadar hayatın her alanında geçerlidir. Kredi kartlarını namaz kılmak ödemez. Türkiye'de inançlara saygı ile inançsızlara saygı aynı değil. Bu aslında traji komik bir durum çünkü: Hiç kimsenin madde kanunlarının ötesine geçmesi mümkün değildir. Ancak Türkiye gibi ülkelerde metot olarak Tanrıdan yalıtımış maddi düşünce yok. Türkiye'de hemen hemen tüm sorunların ana kaynağı bu düşünce pratiği olmamasıdır. Diyalektik metaryalizmden uzaklaştığınız ölçüde yelpazede ayrışmakta, kimi tarikat kimi ulusalcı müslüman, kimi milliyetçi cemaat vb. Bunun ülkede bu kadar çok yelpazeli oluşunun temel nedeni budur. Siz önce karşınızdakinin bu temele ne kadar yakında iddia ediyor ona bakarsınız yoksa kişi hipnozların ötesine geçmiş ise zaten yaşamın metodunu gösterdiğinizde mecburen kavramsallaşmadan yazamaz. Bu sebeple ateizmi evrensel bir metot olmaktan çıkarmamak en başta ateizmin konusunu anlamamaktır. Konu çok basittir. İktisattır. Çünkü her bireyin ve toplumun her konuda temel maddi dünyasını değiştiren geliştiren daha iyiye götüren hadise budur. Yoksa test ateist ile 50 yıl Tanrı tartışsın boşunadır. Bize faydası olmayan çalışmaktan üretmekten bir çivi çakmaktan daha az faydası olan bu felsefeyi Red etmeliyiz. Diğer bir sorun da şudur. Bütün insanlar bilsede bilmesede ateisttir.
  4. Senin benim ve Tanrı ile ilgili derdin nedir? Zaten başlıkta bir sürü yazdık ateizm bana göre öznel bir kavram değil.
  5. @kirec Bilgisiz olma ile ilgili bir sıkıntım olmayacak kadar normalim. Amaç zaten bir şeyler katmak. Şimdi, metafizik ile fizik arasında ki fark, idealizm ile metaryalizm arasındaki farktır. İdealistler: dünyada hiç bir şeyin değişmediğini iddia ettiler. Bundan milyonlarca yıl önce kıtaların ve canlılığın aynı olduğunu söylüyolardı buna metafizik deniyordu (fizik ötesi ruhsallık anlamı ile değil). Maddeciler ise maddenin değiştiği tezinde idiler. Daha sonra darwin ve bilimin gelişmesi ile maddenin değiştiği ortaya kondu. Bu düşünce temelinde Hristiyan medeniyetinin modernize olması vardır. Voltaire gibi. Ancak hristiyanların ve Avrupanın karanlıklardan her çıkışında sömürgeciliği hiç sonlandırmadılar. Hep revize reform ve başkalaşım yapmışlardır. Krallardan rahiplere, rahiplerden özel sektöre kadar gelmiştir. Bakınız madde değişmez diyen bu düşünce temelli son derece tuhaftır. Modernizimi dahi yeri geldiğinde hedef alır. Örneğin Suriye'de ki savaşın nedeni NG de bilimsel belgeselleri de suyun az olmasıdır. Bilimi bile yeri geldiğinde kullanan çıkarcı bir bozuk düşünce yapısı. Burada mesele komünizm veya uygulandığı ülkeler değildir. Burada temel mesele Marksizm dir. Çin sscb Küba gibi bir kaç örnek meselenin tutarlılığını sağlamıyor. Bunun yanında liberalizmin (buna sol liberaller de dahil hatta sosyal demokraside dahil) oluşturduğu ülkeler dünyaya ne vermiştir? Bir sürü komünist olmayan ülke var bunlar da ne var? İki olasılık düşünün size yarın 50 kg altın versem. Yada Diyelim ki topraktan altın aramaya ve zengin olmaya özendiniz. Bu macera ile 5 yıl yağmur çamur uğraşla 50 kg altın bulmayı başardınız. İşte özde ikisi arasındaki fark, eşitliktir. Eşitlik 50 kg altının 500 kişiye dağıtılması demek değildir. Bu sebeple liberallerin propagandasında yapılamaz mümkün değil sscb de şöyle oldu da durmak zorunda bırakılıyorlar.
  6. Ben komünizm ile ateizmi aynı kefeye koymuyorum. Ama halk bundan 20 yıl öncesine kadar aynı kefeye koymuştu diyorum. İkisi de halk ağzında aynıydı diyorum. Sscb belki çok erken veya hatalarla dolu. Ama buna rağmen en muhalif modernlikti. Ve hepimize eşit paylaşılması cahillik ancak eşit paylaşılmaması aydınlık mı oluyor? Eşit paylaşım gerekliliktir ütopya değil. Örneğin bir tranvayda bazı ailelere loca olsa, bu kullananları rahatsız etmezmiydi? Kimse tranvayda herkesi eşit yolculuk yapmak için askerler sopa da vurmuyor bu kendiliğinden oluyor öyle değil mi. Bu fikir ve kaynakların yeterliliği dağıtımı bunlar çok kolay aşılabilecek şeyler bence.
  7. Hem bilimsel hemde savsatalardan uzakta olduğunu söyleyen insanın, hayata bakış açısında: ekonomi vb. Söylediği çoğu şeyde eksikleri sapmaları görüyorsunuz. Bunun için ifade ettik. Bu tıpkı bir trafik ışığına benzer. Biraz sonra olduğundan başka şey olucağını bilmek ve madde ile beynin arasındaki iletişimi anlamaktır. Örneğin eskiden hepimiz Tanrının bir Parçası olduğumuzdan kendimizin Tanrı olduğunu düşünürdüm. Sonra bunun kendi bozuk algımın bir parçası olduğunu anladım. İyi şöför yoktur kurallara uyan şöför vardır. Hırsızlık yapıldığında gerçek suçlu hırsız değildir onu hırsız olarak yetiştiren toplumdur. Gibi büyük küçük bir çok fikri aydınlanmamı bu düşünce yapısına borçluyum.
  8. @ilahişaban Sizin söyleviniz de konu nasıl da iki ekonomi sistemine geldi. Bu iyi bir şey. Bundan 30 sene önce ateizm kavramı ile komünizm aynı şeydi (türkiyenin feodal halkı nezdinde) diyorum. Şimdi bir gizli el var sanki, onu bundan ayırmış. Hem liberal ateist hem dinci sosyalist olarak da sıfatlanmış. Dindar ve teistte karşı: onun öznel vicdanına sürekli sesleniyor. Adeta bir bin yıllık kandavasını kazanmışcasına: kafasına kafasına vuruyor. Oysaki nasıl bilim bir yerinde yalıtılmış, ateizmi de sosyoekonomik yapının doğrultulması için metodoloji olarak kavramıştık. Darwin veya tesla gibi her bilim adamı nasıl ki bulgularını mastuebasyon yapmak değilde insanlığa fayda anlamında ele aldı, bu işte bilimin dışa vurum sebebidir. Aynı durum gibi insanı sömüren insan, toplumu kemiren tüm sosyoekonomik problemleri çözmenin birincil yapılış hali tanrıtanımazcılık idi. Bu durumda bireyin Tanrı savında içindekileri görmemek: dışındakini görmek, onu çevreleyen ekonomik yapıyı okumak: aslında en önemli erdem ve ahlakdı. Burada iki ekonomik yapının hangisi doğru tartışması bana göre şu sana göre bu. Belki her ikisinde bir doğru buldun. Bu başka bir konu. Ancak kavramları anlayış biçimine hak veriyorum. İnsanlar, para ile kanun yapmak zorundalar. Oysaki insan suç işleyen bir varlık değildir. Bu aslanların ot yemesi gibi bir şey. Kendimize ait olmayan bir dünyayı kendimize dayatıyoruz Postmodernizm, diyalektik metaryalizme karşı yapılmış bir sihirbazlıktır. Sosyalistler insanları eşit görme tek tipleştirme bir çözelti gibi görürsün. Çünkü öncelikle diyalektik metaryalizmi kavramını içselleştirmediğinde çıkarsama yapamazsın. Bu türev bilmeden integral çözme gibi bir şey. Böylece para ile her problemi çözen liberaller başlıyor. Bir insanın puta yada Allaha tapma özgürlüğü var. Bu içsel davranışı da törpülemenin ara formülü deizm olsa gerek. Çünkü insanların içine sürekli ateizm ve onun bombardımanına ait bir sürü şey bırakıyoruz. İnsanlarda kendileri ile veya aileleri ile veya arzuları ile VS vs çeliştikçe bir ara formül buluyorlar.
  9. Bildiğiniz gibi semavi dinlerde sevap-günah Cennet-cehennem ilişkisi vardır. Bu ilişkide ibadetler ile sevaplar artar. Çalışmak da bir ibadettir gibi. Burada kapitalist ekonomi ile semavi dinlerin bir benzemesi hatta aynı olması gibi bir durum söz konusu. Para ve yoktan dijital olarak var olan ve insanların ona ulaşmak için yaptığı tarzlarla ilgili bir meseleden bahsetmiyorum. Bir fabrika işçisi düşünün, ona öğütlenen çalışmak ve maaş ilişkisi semavi dinlerde ki ibadet et ve sevap kazan ile aynı çıkarım vermiyor mu? Yine semavi dinlerde kitap-peygamber-Tanrı vb. Şeklinde sorgulanması en büyük günah olan meseleler var. Bu da toplumun başını yada patronu sorgulamak gibi. Bunları sorguladığınızda her türlü kötü kukaka insanı etiketi yiyebilirsiniz. Peki pek çok benzerlik hatta tarihi sosyoloji açısından birbirleri ile şekillenmiş olabileceklerini kestirebilirsiniz. Öyle ise şunu demek yanlış değildir. "en ağır kapitalist sömürü ile en ağır dinsel tarikat aynı köke aittir". Felsefenin, Tanrı kavramı ile bilinir veya bilinemez oluşu bu kavgaları takip ettiğimde çok bağnazca geliyor. Çünkü tanrı tanımazcılık bir metot olarak da vardır. Bir insan, tanrıtanımaz olarak davranıp içsel dünyasında tanrı ile de konuşuyor olabilir. Bunlar gerçekten öznel kişiye özgü bir durum. Hatta hiç bir insanın Tanrı ve Tanrısız akıl haritası birbirinin aynı olamaz. Parmak izi gibi. Bu durumda, evrensel anlamda Tanrının bizim içselliğimiz ile ilgili değilde dışsal olarak ne kadar tanrıtanımaz davrandığımız daha nesneldir diyebiliriz. Yani Ateizmin toplumsal evrensel davranışsal anlamda ne olduğu hepsinden daha önemlidir. Böylece kişinin vicdanına seslenen tüm Tanrı kavgaları: semavi dinlerin insani kavramlarına yapılan ifadeler boş anlamsız bir yerde durmakta. Çünkü bütün bunlar aslında ailelerin, köylerin, kentlerin ve ülkelerin ekonomik yapısının aynasıdır. Dinlerin değil. Din burada eş güdümü sağlayan sadece bir iz düşüm. Tanrı kavgası üstten bakarsanız aslında aile köy kent ülke insanlarının sosyolojik durumunun iç dünyalarına yansımasıdır. Özetle, İslamın Tanrısı Allah, zamandan münezzehtir diyen birine ayetle, felsefe ile mantık ile vicdanına seslenmek büyük bir saçmalıktır. Çünkü üstten baktığınızda Ateizmin insan vicdanına seslenişi öznel durumu bir fayda sağlamaz. Eskiden kominist dendiğinde Allahsiz olması, eşitlikçi olmasından daha çok göze batardı. Çünkü kominist otomatikmen metot olarak ateistti. Hatta eskiden ateist diye bir şey kelime veya topluluk yoktu. Ateistler komünistlerin kendileri idi. Kominizm en buyuk kötülük olup dünyadan geçici silinişi ile Turan Dursun, Aziz nesin gibi Ateizm komünizmden farkına toplum hakim oldu. Aaa islam ne kadar bayağı bağnaz diyen twittercı bu nesil için şunu söylemeyi borç bilirim. İslam veya herhangi bir dine mensup kişilerin içsel vicdanlarına propaganda yapmak onların içinde bulunduğu sosyoekonomik yapıya kör olmaktır. Dünya insanı ne demek? Doğa ve insan olarak düşünürseniz: insanlar topluluğu anlamak için, karşı olunan mesele Tanrının insanlardan ne sömürdüğü değildir. Tanrı canavarı ile kendinizi kandırmayın. İnsanın insandan ne sömürdüğüne odaklanın. İnsan canavarına bakın. Bu sebeple Ateizm bir din meselesi değildir. O aslında bir metot ve ekonomi meselesidir. Dünya insanı olmak için.
  10. Rhodium

    Sonsuz olan var olamaz olabilir mi?

    Bilim Kanunlarına tapmak yada tabiat için önemi olmaması konumuz ile alakalı değil. Çünkü tabiatın şuan bizim burda yazmamızlada alakası yok. Bilimsel veriler olmadan "olguları" anlamamız mümkün olamaz öyle değil mi. Veri olmamasından ötürü veya sayısal olarak ifade edilememesi ile ilgili olarak: diyelim ki yeterli veri var, bu durumda Bing bang var veya yok sonucuna ulaşırsın. Veri yok ise bunun var veya yok olduğunu bilmediğin sonucuna ulaşırsın. Ancak evren ezelidir dediğinde asla bunun bir bigbang yada başka bir hipotezede bağlayamazsın. Çünkü sonsuz olanı kafamızda ifade edebiliriz. Ancak onu asla gerçek kılamayız.
  11. Rhodium

    Sonsuz olan var olamaz olabilir mi?

    Önerme mantık kavramında evet ama kuşlar uçar gibi değil. Neden sonuç ilişkisi ile basit bir kavram böyle dil oyunlarına gerek yok. Şimdi bu neyi değiştirir dediğin olayı ben size, tabiatta sonsuzluk gözlemini nasıl matematiksel olarak gözlemlediğimizi dile getirmek için verdim. Böyle bir sonsuzluk gözlemi nasıl olabilir diye sormuştunuz. Bana ne yada benden sana ne gibi varlık ile ilgili uzaksamlaşıcılık bir değer değil. Varlıkların var olmasını kanıtsayıcı kavram nedir buna odaklanmalısınız. Sayıların yaklaşımcılığı yada mutlak doksan derecenin olmaması gibi matematiksel ifadelerle, varlık nasıl bize göre varlıktır, matematik bunun neresindedir bellidir. Matematiğin sonsuzluğu tanımlama şekli tabiki var. Ancak varlığın gerçekten var oluşunun yani bizim gözlemizin kuramsal ifadesi önemli olan. Bizim betimlememiz ve olgunun varlığı ile insan ilintisiz değildir. İnsanız. Bize göre varlığı var kılan kasıtlar önemlidir. Köpeklere çiçeklere veya uzaylılara göre varlık nasıl var oluyorsa şeklinde yadsıyamazsınız. Burada tabi ki de bizim için varlık nedir önemli olandır. Bizim betimlememiz bir akıl ve mantığa dayanmaktadır. O zaman bilim kanunları dahi yoktur insan betimlenmesidir deyip geçerdik. Olurmu hiç öyle şey... Kısacası, "sonsuz bir varlık" kavramı insan düşüncesi için olanaksızdır. Çünkü, varlıklar sayı ile nitelediğinde varlık olabilir. Mesela bu gri demeniz bile bir nitel atıftır. Yada 75 kg adam demenizde. Ancak sonsuz kainat diye bir ifade olamaz. Çünkü sayılamaz. Kimse sonsuz olduğunu iddia edemez.
  12. Rhodium

    Sömürü nedir?

    Bir şirketin, Kazançlar - harcamalar = kar dır. Ancak kar sahibinin, kazançlarını sistemin orman kanunları. Harcamalarını da kendisi belirler. İşte bu sebeple kar sahipleri bir eşik atlatırlar, O eşik ilk 1 trilyonu kazanmak 10 yıl 2. 1 trilyonu kazanmanın 1 yıl sürdüğü bir süreç gibi düşünün. Çoğu şirket sahibi eşiği atlakttıktan sonra harcamalarını kontrollü tutup büyüdüğünde örneğin, 1 milyon TL harcama 1.1 milyon TL kazanç elde ederek 100 milyar ile yaşamını sürdürebilir. Aslında %10 kazancı olmasına rağmen geliri halkın %1 lik kesimindedir. Yine çalıştırdığı bir mühendis de 5 milyar maaş alıp 3 milyar harcayarak da yaşamını sürdürebilir. Aslında %40 kazancı olmasına rağmen halkın %99 gelir durumuna düşer. İşte kaba taslak olarak tüm sorun buradadır. Çünkü şirket sahibi veya devletin sahip olduğu bir kurum da olabilir bu. Kendini sürekli kontrol altında tutmak zorundadır. Bu sebeple devletler devletleri, devlet halkı, şirketler çalışanları vb. Şekilde silsile halinde mecburen sömürürler. Sömürünün, din, dil, ırk ile alakalı olduğu feodal zamanlar dahi şu anki kölelik ve sömürü düzeninin yanından bile geçemez. Bunun AKP, din vb. Şeylerle yada oy vermekle alakası yok. CHP vb. Kim gelirse gelsin, ister se ülkeyi yahudiler yönetsin. Yada ateistler. Hiç fark etmez. Değişen hiç bir şey olmaz. İnsan, bir oyuncudur. Sosyal bir varlıktır. İyi ve özünde ahlaklıdır. İnsanları iyi yapan ahlak kavramının din ile de alakası yoktur.
  13. Rhodium

    Sonsuz olan var olamaz olabilir mi?

    Sonsuzluk sıfat evet sonsuz evren gibi. Evet sonsuzluk sayı değil. Ama sonsuz döngü dizinin sonu sayılamaz. Yani buradaki son sayı sayılamaz. Yani sayılan kısım sıfatı değil. Eğer sayılır ise sonsuz değildir. Eğer sayılamaz ise veya halen sayıyorsanız sonsuz olduğunu da iddia edemezsiniz. Gerçek sayılar kümesi yoktur. Eksi sonsuzdan sıfıra ve artı sonsuza kavramı: varlık olarak bir önceki paragrafta belirttiğim üzere varlık olarak olamayan bir husustur. Zaman kavramı mekan veya boyut gibi hususlar da tartışılabilecek başka konular bu zaman olayı, dünyanın başlangıcından önce birim zamanda birim değişimi ne oluşturuyor gibi. Bu çıkarım bizi, Birincisi, sonsuzdur dediğinizin ezeli olması zorunluluğunu, İkincisi, sonsuzdur dediğinizin varlığının kanıtlanamayacağına götürüyor.
  14. Rhodium

    Sonsuz olan var olamaz olabilir mi?

    Diziyi biz uydurmadık. Şimdi güneş küre dediğimizde tamamen bir küre olmadığını tabi ki biliyoruz. Ancak varlıkları tanımlamamız için bu ifadeleri kullanmaktayız. Örneğin güneşin etrafında dönen dünya bir dizidir. Ahmet ve ayşenin düşmesi kavramı bir mantık değildir. O bahsettiğin önermedir. Ben sana diyorum ki dünya ezelden beridir güneşin etrafında döndü mü? Buna hayır der isen, 15063309... Kadar tur attı da diyebilirsin. Ama evet der isen eksi sonsuzdan önceki sayıyı söyleyemezsin. Sonsuzluğun sayılamaması bir mantıktır. Önerme değildir. Varlığın kafi olması da ne demek. Elemanın elma olması için elma olması kâfidir gibi bir düşünce olurmu. Tabi ki gözlemlemediğimiz ama var olan bir varlık vardır. Ancak gözlemlediğimiz yada bilmediğimiz her varlığı var kılan temel husus: sayı ile betimlenmesidir. Örneğin kütlesinin olması, yada şu hızda hareket etmesi gibi.
  15. Rhodium

    Mülkiyet üzerine...

    İnsan hakları denilince bazı unsurlar göze çarpıyor. Bunlara iletişim ulaşım gibi araçlar paralı olunca bunlara da hak demek biraz abes kaçmakta. Biz bunlara erdem diyelim. Mesela nefes almak bir özgürlük alanıdır. Kimse havadan nefes alıyorsunuz diye size (liberaller hariç) para istemeyecek. O zaman benim aşağı mahalleden yukarı mahalleye yürümemde nefes almak kadar doğal. Dünyanın nüfusu kadar her insan havayı kullanma özgürlüğüne sahip. Ama hiç kimse istediği yere gidebilme özgürlüğüne sahip değil. Örneğin Suriyelilerin, İngiltere gitmesi mümkün değil.
×