Jump to content

Rhodium

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.416
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

5 Takipçiler

Rhodium Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü 19-11-1979

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. Rhodium

    Demokrasi saçmalığı

    Harkülade üretim makine elektronik sanayisi olan dünyada milyonlarca aç fakir çoğunluk var. Bilimin en ileri noktasında olan dünyada milyonlarca cahil çarpım tablosundan öte bilgi yoksunu çoğunluk var. Sanat din siyaset vb konularda maks seviyede yetişmiş insanlar ve kitaplar, kaynaklar var olan dünyada milyonlarca akıl dışı yaşayan uyuşturucu almış gibi görünen çoğunluk var. Burada mesele: ekonomidir. Demokrasi sadece yer çekimi gibi basit bir kural. İşçi baş yönetici taban yapılmadığı mevcut bu tersinir sistemde: entropi her zaman negatif olacaktır. Ve doğru elemanların olması hiç bir zaman doğruyu sağlayamayacaktır. Yani Halkdan beslenen devlet-holding-banka sisteminde bilimin sanatın demokrasinin vb. Hangi coğrafya olursa olsun sonuç milyonların fakir cahil ve uyuşmuşluğudur. Otokrasi veya askeri eski sistemler gibi meseleler nadiren sosyal entropiyi pozitife çevirebilir. Ama bu etki hem çoğunluk küreselleşme gücünün hemde yalıtılmışlığın çöküşü ile sonlanacaktır.
  2. Rhodium

    Kötünün asıl nedenleri

    Bir şirket bir başka şirkete borcunu ödemediğinde, suçlu konumuna düşüyor. Çünkü alacaklı şirketin daha iyi çalışmasını, çalışanlarının maaşını ödeyebilmesini engelliyor. Ancak bu şirket anonim ise yani büyük güçlü bir holding ise bir çok yol ile devam edebilir. Yine bir şahıs banka kredisi aldığında borcunu ödemediğinde aynı yaptırımlarla karşı karşıyadır. Ancak yine bu kişi holding sahibi yada devlet kurumu ise ertelenebilir yada yeni yollar bulabilir. Çalışan, şirketinin kazancının %0,01ini bile. Maaşı dışında aldığında hırsız konumuna geliyor. Ancak şirketin ceo su gibi bir konumda ise düzenli bir hanutçuluğuna dahi patron ses çıkarmayabilir. Liberal ekonomik sistem dikkat ederseniz tabandan uca bir piramit yapıya sahip. Bu derneklerden, siyasi partilere şirketlerden, belediyelere vb. Böyledir. Burada pramidin altına inildikçe bedel ödeme önceki paragraflar da anlattığım gibi artar ama söz sahibi olma azalır. Yine fayda azalır ama emek artar. Her halde bu tip bir enayilik şovalye zamanlarında dahi yoktur. Bunu şu şekilde anlatayım. Bir yıl boyunca kazanacağımız toplam ön görülen para tahmini ülke olarak 3.5 trilyon lira. Bu aylık 290 milyon. Bu paradan devlet 890 milyarını ben alacağım diyor. Buda aylık 75 milyon. Ülkemizdeki en zengin %20 nüfus toplam ulusal gelirin %50 sini almakta. Yani zenginler aylık 145 milyonunu alacak. Özetle 290 milyar toplam nüfusu: 80 milyon kişi 75 milyar devlet çalışan nüfusu: 3.5 milyon kişi 145 milyar zenginler zengin nüfusu: 16 milyon kişi 70 milyar halk nüfusu: 64 milyon kişi Bu durum bedel ödeme açısından tam bir hipnoz. Açıkçası hiç bir liberalin işine gelmiyor. Matematik belli halkın içinde çalışan, emek veren, üreten fikir türeten, kitle pramiitin en altında kaldığı için ağır bedeli ödüyor. Liberaller paranın ve kapital sistemin, en ucra noktalarda dahi adeleti ve sağladığı görüşü içindeler oysaki gerçek yadsınamaz. Sorumlular ise hem rahat yaşıyor hemde sorumlu olduğu mevkide bedel ödemiyor. Oysaki dinsel halife Ömer dahi bu sisteminin sorumluluk iç öznel nesnesini günah olarak kendine yükleyebildi. Şöyle ki ben baştaki adam olarak biri aç kalsa günahı benimdir diye sorumluluğu öte dünya ya yüklese dahi alabildi. Ama mevcut sistem ve devlet yönetimi, iş adamları, bürokrasi vb. Hiç bir şekilde insanın aç olmasından, mecburi hırsızlığından, yoksul kalmasından, mutsuz olmasından, kısaca kötü hiç bir durumundan sorumluluğu yok.
  3. Rhodium

    Aknelerin tedavisi yok mu?

    Yüzümde her yerim sivilceydi. 5 yıldır yüzüme sabun sürmüyorum. Sıvı sabun vb hatta şampuan bile müsaade etmiyorum. Çok ender sadece su ile yıkıyorum. Genelde yağ kullanıyorum. Düşünsene doğada yüzünü sabunla yıkayan tek canlıyız. Ama sadece bizde akne var. Hiç sivilcem kalmadı. Sadece traş sonrası sarı akneler çıkabiliyor fucicort ile hallediyorum. Fucicort Du internette araştır. Çok memnuniyet var.
  4. Rhodium

    Matematiğin Mantığı?

    Matematik, algoritmik dildir. Ve veya için ise gibi mantıksal kesinlikler ile algoritmanın ilerlemesini sağlar. Felsefi açıdan, matematik hayatın iz düşümüdür. Hem asla gerçekte yoktur. Hemde zahiri alanda vardır. Aynanın arkası gibi. En önemlisi metaryalizmde madde insan zihninin de yansıması ile var olurken: matematik zihinde olsada olmasada, zahiride vardır. Örneğin hepimiz bir elmaya baksakta onun var olduğunu asla kanıtlayamayız. Madde olması zihnimizde ki yansımanın ifadesidir. Ancak elma yere düşerken newton yasası işlediğini zihnimiz de olmasına gerek yoktur. Madde içinde de newton yasası yoktur. Maddenin ayna olarak arkasında reel olmadan var olur. Deneysel alanda her şey matematikleştirilebilir. Örneğin sürekli bir taşı denize sektirmek için atın. Mesela yüz kere. Sonra kaç defa zıpladığını ve ne kadar uzaklığa gittiğini her atıştan sonra ölçün. Bunları bir tablo haline getirin. Sonuçta bir fonksiyon elde edersiniz.
  5. Rhodium

    Aknelerin tedavisi yok mu?

    Diğelimki elin pis siyah motor yağı ile kirlendi. Su sabun ile defalarca yıkasanda bir türlü çıkmaz. Ama ayçiçek yağı ile ovalarsan çabucak çıkar. Kimya da çözeltilerde benzer maddeler benzer maddeleri çözer denilir. Üstümüze bulaşan boyayı tinel ile silmek gibi. İnsan deriside çoğunluğu yağ yapıdadır. Dolayısı ile örneğin yüzü sabun ile temizlemek bence mantıksız bir davranış. Aknesi olan biri bence yüzünü su sabun ile yıkamamalı. Mesela zeytinyağı veya Hindistancevizi yağı ile yıkayıp peçeteyle yağın fazlasını almalı. Özellikle kıl kökleri ve yağ bezeleri zararlı bakteriler ile haşır neşir olduğunda bu akneler oluyor. Ölü deri ve yağ tabakası su sabun ile kazınınca bakteri buraya girer.
  6. Rhodium

    Okumak ve dünyayı değiştirmek

    İnsanlar olarak bir cinselliğin sonucunda spermler vasıtası ile var olduk. Ve ilk okul zamanlarında kurşun kalemlerimiz vardı. Spermden meydana gelmemiz bana hem bilimin şahaneliğini aynı zamanda hepimizin eşit oluşunu hissettiriyor. Okul zamanlarında yazdığım her hangi bir şeyi bir başkası okursa yeni birşeyler öğrenebilirdi. Eski kitapları yazanlar yazarken öğretmişte oluyordu. Yani yazmak ve okumak birbiri ardına yeni bilgiler öğrenmek gerçekten muhteşem bir olay. Şu anda bizi yöneten bir meclis var. Ama gerçekten bizi yönetiyor mu yönettiğini mi sanıyor. Çünkü hem halkın hemde ailelerine bir meclisi var. Hatta bireysel olarak hepimizin aklında bir meclis var. Eğlenebiliriz. Tüm eğlencelerimiz ve hazlarımız bizi başka bilgilere gereksinimiz olmadığı anlamına gelmez. Çünkü ne kadar bilsek de yine öğrenebileceğimiz çok mesele var. İşte öğrenmenin bir güzel yanında bilgi sahibi oldukça mütavazi olabilme sanatı sanırım. Araba nasıl sürülür? Ahlak nedir? Çiçekler nasıl çoğalır? Bir sürü hazine... Ama okumanın verdiği en önemli husus, hayata bir etki bırakabilmeye fırsat vermesidir. Bu etki ister kelebek etkisi olsun isterse sadece bir fikir. İster sadece bulaşık makinemizi tamir etsin isterse sevdiğimizin kalbini. Zamanı geldiğinde etki bırakacak bir bilinç parçası. Okumak ve hayata etki bırakabilmenin diğer sosyal yanıda meclislerin içinde yaşamamız bazen ailemizle bir araya geldiğimizde bir arabayı almayı konuşabiliriz. Sınıfımızda kötü nedir tartışabiliriz. Gece yatarken ölümden sonrası nediri sorgulayabiliriz. Bütün bunlarda başkalarının etkileri ile değil kendi etkimiz ile dünyayı değiştirmiş oluyoruz. Okumak yazmak konuşmak ve bütün olarak kendi iç dünyamıza yakın olmak
  7. Rhodium

    CHP neden artık hiç Atatürk'ü savunmuyor?

    Bilgi körlüğü, yetişmenin veya haberi olmanın, dışında kalanların da o bilgi içinde olduğu yanılsamasıdır. Enflasyonun ne olduğunu halk gerçekten bilmiyor. Hatta bu oran %50 den fazladır. Teknik olarak da demiyorum. Kaba olarak bilmiyor. Geçmişte de bilmiyordu. Türk halkının bir takım uç noktadaki dindarlar ve ırkçı Kürtler dışında çoğunluğu Atatürke pozitif bakar. Kimi ekonomistliğini beğenmez askerliğini beğenir kimi laikliğini sevmez milliyetçiliğini sever vs. Bu kıstasla CHP ye oy verilseydi CHP %70 oy alırdı. CHP nin seçim kazanamamasının nedeni bu değildir. Atatürkün ekonomi anlayışı bu günün gerisinde olsa idi dediğiniz doğru olurdu. Bu gün bu yaklaşıma en yakın ülke Çin devletidir. Ve 2030 larda abd ekonomisinden daha güçlü olacaktır. Ancak ısrarlı liberal ekonomi talebi iyi bir prezervatif. Tıpkı demokrasi gibi. Hatta Almanya, Alman şirketi, Fransa, franssız şirketi diyebilirsiniz. Ama Türkiye, türk şirketi demek utanç kaynağı değildir. Burada liberalizm ve batı sermayesi bir prezervatif oluyor... Milletin açlıktan... CHP nin oylarının düşmesi çok traji komiktir. Düşünün ki bir ülke iktidarı, Komşu ülkesinin yıkımına göz yumup onların vatandaşlarına bakıyor ve onlarca terör olaylarının oluşmasını engelleyemiyor. Yaptığı iç politik hatalar nedeni ile meclis bombalandığı bir süreci yaşatıyor. Ülkede fakirliği ve ekonomi dibe indiriyor. Daha saymakla bitmez... Ama bunun karşısında CHP oy arttıramıyor hatta azalıyor. Valla Dünya tarihinde yok bu. Ciddi akademik bir konu olmalı. Bakınız CHP ye oy verenler ile CHP yönetimi çok başka. CHP yönetimi daha önce de arz ettiğim üzere tabanının dünya görüşünden çok uzakta mecburiyetlerden faydalanan bir elitist. Evlat olsa sevilmez. Şirketimin yöneticisi olsalar yarın kovarım. Türkiye coğrafi olarak hizmet ve üretim alanının Marmara ege ve akdenize yayıldığı bir ülke. Bu bölge ekonominin %70 i gibi düşünebilirsiniz. Yani modern görüşün hakim olduğu ekonomik yapı muhafazakar görüşün fazla olduğu diğer yapıya bakıyor. Bu diğer yapı ise ekonomik katkıdan daha uzakta iken yönetimi elinde de tutuyor. Bu sebeple CHP ye oy verenler daha yönetsel beyaz yaka gibi daha idare edici olmak istiyorlar. Yani CHP ye oy verenler partileri oy alsın diye değil her seferinde iktidarı isteyerek oy veren tipler. Ve kafaları da hiç karışık değil. Laik milliyetçi modernizm yanlısı bir yapı. Görmek istedikleri parti lideri yada siyasette bu kadar basit. CHP yönetimi Seçimi kazanmak için oryantal yapıyorum siz beni bilirsiniz davranışları var gibi görünüyor. Hayır oryantal yapmıyorlar bizzat türk düşmanı tavır içindeler. Bakınız ülke Suriye ye operasyon yapacak. Akın bunu yönetecek. Bunu dünya alemde biliyor. Ama kalkıp Adama saydırıyorlar. Operasyondan sonra de diyeceğini. Ne bu zamanlama. Aklımızla alay ediliyor.
  8. Rhodium

    CHP neden artık hiç Atatürk'ü savunmuyor?

    Normal çünkü CHP ile Atatürk soğanla mandalina gibi farklı şeyler. Meselenin özü şu, şuanda halkın %50 si enflasyon nedir bilmiyor. Toplama çarpmadan öte matematik dahi bilmiyor. Tv internet Cafe vs. Arasına sıkışmış bir nesil. Bunlar CHP yi Atatürkün partisi zannı içindeler muhafazakarı da böyle moderni de böyle. Atatürkün ilke ve inklapları bellidir. CHP liler nutuk kitabının anca tozunu alabilecek seviyedeler. CHP sosyal demokrat partidir diyorlar Atatürk sosyal demokrat değil milliyetçidir. CHP lilerin hepsi liberal ekonomik modeli benimsiyor. Atatürk karma ve kaynak ekonomisinden yanadır. Daha bunun gibi çok örnek var. CHP ye oy verenlere CHP nin başında kimleri görmek istiyorsanız diye sorsanız Kemal ilk 10 a giremez. Parti içi demokrasi ile övünüyorlar. Oysaki bir avuç insan belli köşeleri tutmuş halkın cahilliğinden ve halkın mecburiyetlerinden istifade ediyorlar. Fetö kumpaslarına karşı duruyorlardı. AKP ile fetö ayrışınca fetö söylevine geçtiler. AKP eskiden fetö ile işbirliği yaptı nasıl olurda bize fetöcü dersiniz diye yanıltma yapmaya çalışıyorlar. Çözüm sürecine karşı duruyorlardı. Hendek olayları ile hdp AKP ayrışınca hdp söylevine geçtiler. Burda da aynı manipülasyonu yapıyorlar. Eskiden AKP... Şeklinde bir savunmaları. CHP ye oy veren tabanı partisinin yöneticilerini ve politikalarını sevmiyor istemiyor. Hatta öyleki meral ittifak yaparak büyük hata yaptı. İttifak yapmasaydı belediye seçinlerinde CHP nin oy oranı %15 i geçmezdi. Çünkü her iki chpliden biri ya oy vermeyecek veya iyi partiye oy verecek.
  9. Rhodium

    Düşünceler nasıl değişir?

    Burda soru en temel hali ile düşüncenin nasıl değiştiği. Müslüman veya başka kimliğin kendini ne kadar geliştirmiş olması çok da önemli değil. Duygusal zeka ile akedmik zeka da çok aynı şeyler de değil. Yani size göre kaliteli olanlar azınlıkda da olsa düşüncesel değişimleri daha mı önemli? Hani hepimizin gözü kulağı var ya işte bu anlattıklarımda böyle yani kaliteli insan olmak bu temelden bizi yoksun bırakmıyor. Çok seven adam sevgisini seksen yolla anlatıp sevdiğini kaybeder oysa sadece seni seviyorum demesi yeterlidir.
  10. Rhodium

    Düşünceler nasıl değişir?

    Konu daha çok düşüncenin nasıl değişeceği değilde neden değişmediği. Bu psikoloji ile ilgili. Özetle sebepleri şöyle sıralayalım. Tekrarlanabilirlik, eğer bir düşünce tekrarlı ise doğru tekrarsız ise yanlıştır. Şeklinde bilinç altımızda işler. Aptal diye diye aptal oldu deriz ya bunun gibi. Örneğin bir müslümana neden sorusu sorması için çok mantıklı zeka dolu bir yazı da yazsanız soruyu sormaz. Ama 20 kere "neden sorusu sor" yazısını yazarsanız o soruyu soracaktır. Tavzicilik, insanlar mali ederinden bağımsız duygu düşünce ve malları değiş tokuş ederler. Sadece tezgahtar iyi davrandığı için kazık bir ürünü alabilen insanlar gibi. Bu duygu ve düşünceler içinde geçerlidir. Örneğin bir Müslümana evrimi matematiksel ispatı ile veriniz bunu kabul etmez. Ama bir parçasını dna yapısını mesela ona anlatırsanız "oda size" ibni sinayı anlatırsa evrimi belli bir süreç sonunda kabul edecektir. Burada püf nokta oda sizedir. Yani sizin için çok saçma mantıksız gibi olsada düşünceyi aldığınızı hissettirdiğiniz ölçüde düşünceniz kabul edilecektir. Toplumsallık, toplumun çoğunun kabul ettiği düşünce yanlış olamaz. Örneğin bir partinin oyu ivemeli artar parti toplumsallaştıkça yaptıkları oy ergenleri için her zaman doğrudur. Örneğin bir Müslümana Müslüman büyükleri çok eşli dediğinizde bu çok eşliliğin yanlış olduğunu söylediğinizde düşüncesi değişmez. Ama biliyormusun bütün milletlerde artık tek eşlilik var dedikten sonra bu cümleyi kurarsanız ani refleks dışında içsel olarak bilinç altında düşüncesi değişecektir. Bu ilkenin bir başka koluda benzerliktir. Aile arkadaş vb. Örneğin japonun japona göre düşüncesi japonun Türke göre düşüncesinden daha doğrudur. Örneğin bir kürt ateist kimliği türk müslüman birine siyasal islam doğru değildir der ise bunu ret edecektir. Yani aile bağına yakınlaştıkça arkadaş mahalleli millet gibi. O sebeple çoğu vatandaş müslüman için bizim milletin ateistini batının Hristiyana yeğleriz derler. Özetle karşınızdakine kardeşlik mesajı ortak paydayı vermenin ardından düşünceleri iletmek gerekir. Görme ve bakma farkı, bu mesele anlaşılması biraz sor. Gördüğünüz meselede efor sarf edersiniz. Oysa efor sarf etmek istemiyoruz. Yani insan bakmayı ister. Bu beyin için daha az yorucudur. Görmeği istemek bir koşula bağlıdır. Bu koşul güvendir. Güven ise ortak işlerin yapıcılarını gerekli kılar. Bu yapıcılar uzmanlar profesörler öğretmenler mühendisler vb... Örneğin, insanlar futbol maçı seyrederken topun olduğu olacağı alan dışını göremezler bakarlar ama yine de göremezler. Çünkü hakem yan hakemin kurallara uyduğunun güveni içindedirler. Şimdi düşünceleri değişmemesinin işte en temel sebebi budur. Turan Dursun mesela eskiden dindar olması dışında nedir? Yazar mı nedir? Aziz nesin nedir? Ama Müslümanlık için ne olabileceğiniz bir bakın: müezzin, imam, halife, mürit, Şeyh, hafız...en az 50 ye yakın yapıcı sayabiliriz. Düşünceler yapıcı uzmanlarca destenmedikçe doğru olamazlar durup görmek efor sarf etmek gerekir. Bu anlattıklarım düşünceleri değiştirir. Biraz ahlaksızca. Ama gerçek böyle.
  11. Rhodium

    Karşı devrim mi kazandı?

    Vay be işte bu karakter takdire şayan olandır. Tebrik ederim.
  12. Rhodium

    Karşı devrim mi kazandı?

    Senin mantıksal çıkarımın bir matematik formülü net ve kesin. Bu evrensel olsa bile bir eder. Ancak hukuk bir akademi ispatı değildir. Hukuk değerleri okur. Müslümanlık için peygamber bir değerdir. Bu sebeple....Örneğin hırsız adi bir suçludur. Ama toplum hırsızı hırsız yapmaktan geri duracak sosyoekonomik bir tutum sergilemiş mi? Hırsızlık genetiktir. Şeker hastalığı genetiktir. Bu neoliberal bir saçmalık. Ne şeker ne Muhammed nede hırsız. Hepsi güzel bir kaşıma sadece. Şimdi 15 Asır önceki bir peygamber için iddia ediyorsun önemsiyorsun da. Şimdi bu halk, PKK fetö şeriat vb bir çok unsur içinde parçalanmaya asimilize edilmeye çalışılıyor. Karikatür veya islam peygamberine pedofili suçlaması gibi bu Tanrı varmı yok mu felsefi değeri açısından koca bir hiç dir. Ancak varlık dünyamıza kast için çok güzel bir kaftandır. Sen hiç isa peygamberi ahime gönderen bir Alman duydun mu? Velevki İslam peygamberi aleyhine ahim karar verdi, bu durumda Türkiye'de ki propaganda ve halk kışkırtması nasıl olurdu? Devletler yozlaşmaz. Bir tane yozlaşan devlet söyle. Devlet bir organik yapı değil yapay bir yapıdır. Doğa alehtarıdır. Yozlaşma doğada olur. Mesela nehiri saldırgan bir ot kaplaması gibi. Devlet memur olma hali değildir. Devlet doğaya karşı insanların bir araya gelme şeklidir. Ve devleti en çok oluşturan en büyük husus bizzat halkın kendisidir.
  13. Rhodium

    Karşı devrim mi kazandı?

    Bir bireyin değeri ve ederi aynı şey değildir. İyi ve kötüyü yer değiştirmek: "şey" değerini değiştirir ama ederini değiştirmez. Yani, bu karar senin fikri mülkiyetinde ederi böyle iken nasıl karar verilir iken Müslümanların için değeri böyle iken nasıl bu söylenirdir. Hukuk, cisimlerin cebirsel ederini hesaplamaz. O değerini okur. Fark budur. Dolayısı ile karar doğrudur. Laiklik bir dinsel ritüeldir. Laiklik zaten din için var olur. Laiklik yanlısı birey bilimsel olmaya yetersizdir. Bilimsel davranış biçimi nesnel bir ateizmin ama öznel bir din özgürlüğünün de mecburiyetidir. Sistem dediğin devlete her vatandaş istemese de istesede mecbur ve bağımlıdır. Ve bizlerin devleti sistem olarak yargılamamız büyük bir saçmalıktır. Çünkü devlet şey lerden oluşur. İyi ve kötü bu şeylerin değişmesi yani iyinin kötü kötünün iyi olması "şey" olmaktan bizi ayıramaz. Yani karşı devrim diye bir şey olamaz ki kazansın. Özetle deizm gibi her birey devletin bir parçası olarak aynı zamanda devlettir. Sistemdir. Bu yüzden devlete karşı ayaklanma insanın kendisine ayaklanması gibi saçma bir şeydir. Sen hiç ayaklanan işçinin karşılığında son model arabaya bindiğini gördün mü? En iyi ihtimal kovulmuyorsa maaşına 100€ zam alır. Buda holding sahibinin suşisinden vaz geçmesine neden olacak bir etki değildir. Aksine bizler sistemden yana devletçi olmalıyız. Bakınız devletçilik ilkesi. Düşüncelerin savunulduğu bir kabul bize üstün bakma şansını vermez. Ateizmin öznel kabulü gibi. Sisteme üsten bakamazsınız. Heyecanınızı anlayamıyorum. Ne demek ayaklanmak, bu çok yanlış bir düşünce. Niye can alınacak can verilecek. Katilmiyiz biz. Şovalye zamanlarında bile görülmemiş bir düşünceden mi geliyoruz. Şimdi kendini Atatürkün yerine koy. Eğer kurtuluş savaşını yaşanmasaydı ve çok fazla osmanlı kanı akacak olsaydı bu Cumhuriyeti kurarmıydı? Devrimler içinde en nadide örneği Atatürk dür. Çünkü kansızdır. Halk sevgisine dayanır. Halk kahramanlığına. Hindistan'a nasıl özgürlük geldiğine yada fransız hatta sscb ye bakınız. En değerli değişim insanlara ve doğaya en az etki edendir. Japonya savaşı kaybetti ama abd insanlığını. Bu düşüncelerinizi son derece yanlış ve cahilce buluyorum.
  14. Rhodium

    Toplumlar Nasıl Kalkınır?

    Toplumun kalkınması ile nazik toplum ve kaba toplum arasında ki farkı önce görmek lazım. Mesela bir toplum, çok modern bilim sanat ve felsefede ilerlemiş iken bir başka yağmacı savaşçı grup onu içeriden veya dışardan kemirenbilir yada darmaduman edebilir. Bunun tarihte bir çok örneği mevcut hatta günümüzde bile. Öyle ise bir toplum önce kendi varlığını koruyacak devam edebilecek bir nitelik kazanmalıdır. Ordu gibi. İkinci koşulda ise toplum, ortak paydada buluşabilecek değerleri olmalıdır. Din, dil, ırk vb... Çünkü insanlar sürünün bir parçasıdır. Memelidir. Ulus vb. Birliğin bir parçası olduklarını yani ait olma duygusunu yaşamalıdırlar. Üçüncü koşulda, felsefi sınıfsal ayrımlara bölünüp her bölünmede bir gelişmişlik sağlamalıdır. Buna en iyi örnek Atatürkü verebiliriz. Örneğin Tarih kurumu, banka teşebbüsleri gibi hayatın pratik örnekleri. Dördüncü ve en önemlisi, bozunma veya çürüme yaşamaması için toplum süreçlerini: metaryalizmden sapmadan değerlendirebilmelidir. Bu temeli de sscb veya Rusyanın-çin birliğinde görebiliriz. Soğuk savaşın kısa vadeli kazananı ABD-AB oldu. Oysaki tarih ve zaman gösteriyor ki AB-abd kaybediyor. Bunun temel noktası komünizm den çıkan ülkelerin halk bilincinde: metaryalist düşünce ve süreçlere bu şekilde bakabilme yetisi yatmaktadır. Çin üretirken hayatta kalma belgeselleri yada kuantumun inanılmazlığı ile ilgilenmemektedir. Direkt sabun, devre, alet, makine üretmektedir. Üretmek aslında bir felsefenin algı dürüstlüğüdür. Bu dürüstlüğü sergileyemeyen toplum bozunur çürür.
  15. Madem benim yazdıklarım zırva: o zaman tek bir cümlemi mantık çerçevesinde zırva olduğunu ispatla. Aslında senin önyargıların benim düşüncemi kabul etmiyor olmasın. Senin Tanrının varlığına gereksinim duyan düşüncelerin sana ait. Hiç kimse seninle aynı korkuya ve akıl haritasına sahip değil. Evren basitlikten daha komplekse ayrılmaz böyle bir süreç yok. O senin onu böyle incelemen ve görmendir. Evrenin tasarım olduğunu düşünmene kimse yadırgayamaz. Ama böyle düşünme isteğindeki gereksinimler senin özelindir. Senin anlamlı yapandır. Bunu sen içsel olarak kavramış oluyorsun yani. Zaman kavramını algınla pekiştirmende yine senin kendi iç meselen. Şimdi sistemlerin bir şey üretmesi ile insanın bir noktaya varması aynı değil. Bilimsel düzeyde yeterli bilgiye her zaman var olmayacak. Ancak bu açıklama yapamayız demek değildir. Tek başına doğada seni bırakırsak bir cep telefonu üretemezsin. Ancak sistem üretir. Yetersizliği bilinmezciliği savunup ah işte hepiniz hayatta kararlarınızı Tanrı ile verin diyemezsiniz. Burada şuna kadar din varmı yok mu diye bir yazı konu açıklama yapılmadı. Ve bunun ile ilgili evrim ahlak gibi kavramlar ilişkilendirilmedi. Siz benim ne kavradığımı nereden çıkarsama neyi düşünüp düşünemeyeceğime karar verdiniz. Bu sizin yine önyargınız. Post ateizm de nedir? İleri ateizm mi? Yeni ateizm mi? Y CHP gibi bir şey ise üstü kalsın. Bozuk paraya ihtiyacımız yok. Anlattıklarına odaklandım. Ve teflonun dediği ikinci gruptaki bahsettiği kişilik özelliklerini gördüm. Buda motivasyonunu daha da kendi düşüncemde kanıksattı.
×