Jump to content

Kindi

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    49
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Kindi Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Contact Methods

  • MSN
    kindi@mynet.com
  • Website URL
    www.dunyadinleri.com

Profile Information

  • Location
    kindi@mynet.com

Güncel Profil Ziyaretleri

261 profil görüntüleme
  1. Kindi

    İslam ve Kölelik

    1- Tevbe 60 köleye sadaka vermek değil kölenin hürriyetine kavuşması için zekat gelirlerini devletin kölenin efendilerine verip köleyi özgürleştirmesi 2-mukatebe yapmak ta köle efendisine teklif ediyor efendisi ise kabul etmek zorunda, köle ile efendi bir bedel üzerinde anlaşıyorlar daha sonra köle hür oluyor , hür iken çalışarak parayı ödüyor taksitle 3- Köle ticareti yasaktır Peygamber döneminde bunun uygulaması yoktur 4- Kuranda açık açık sigara haram diye yazmaz, kuranda açık açık yılan eti haramdır diye de yazmaz ,bir şeyin haram olup olmaması sadece Kuranda yazmasına bağlı değildir. Kuranda Kartal eti haram diye açıkça yazmaz ama Kartal eti haramdır. Kuran dışında hadisler, icma ve kıyas yoluylada içtihatçılar haram ve helal hükmü çıkarır. Kaldı ki kölelik Savaş durumunda her zaman mütekabiliyet gereği uygulanacağı vardır. Bu hüküm hadis icma ve kıyas yoluyla açıktır. 5- Yukarıdaki yazımı tekrar oku yaklaşık 10 küsür azat yöntemini Kuran ve hadisle anlattım
  2. Kindi

    İslam ve Kölelik

    teker teker anlatıyorum köleliği İslam getirmedi, Köleliğin kaynaklarını kurutarak sadece mütekabiliyet gereği düşman o şekilde uyguluyor diye savaşa indirgedi kölelik sosyolojik bir olgudur kaldırdım deyince kalkmaz Amerikada kölelik kaldırılınca köleler tutunamadı efendilerinin yanına döndü çünkü özgürlüğünden ayrı kalan bir kişinin birden bire özgür olduktan sonra sosyal hayatta tutunabilmesi kolay değildir. İslam köleliği Dünyadaki bilindik kölelik gibi uygulamadı , eski köleliğe dair geleneği yıktı, sofrasına köleyi oturttu, yediğinden yedirdi,giydiğinden giydirdi, günümüzdeki ev ihtiyaçlarını gören bahçe ihtiyaçlarını gören işçilik statüsüne soktu İslam azat ederek ve elindeki köleleri sosyal hayata hazırlayarak eritti Köle kökenli insanlardan devlet memuru,vali,komutanlar, öğretmenler çıktı Tevbe 60.sure ile kölelik nasıl bitirildi Peygamber ve Dört halife döneminde zekatı devlet toplardı zekat gelirleri aynı zamanda devlet gelirleriydi Tevbe suresi 60.ayette zekatın kimlere verileceği sayılıyor , sekiz grup sayılıyor bunlardan biri de köleler. Hürriyetlerine kavuşması için Devlet topladığı vergi gelirlerinin büyük bir kısmını kölelere ayırarak onlara veriyordu ve hürriyetlerine kavuşturuyordu
  3. Kindi

    İslam ve Kölelik

    Mukatebeye basit bir örnek : Selman-ı Farisi: Köle olduğu için Bedir ve Uhuda katılamadı. Peygamber Mukatebe yapmasını söyledi efendisiyle . 300 hurma fidanı dikmek ve 40 okiyye borçlandı. efendisi bir yahudiydi Peygamber hurma ağacı dikiminde bizzat bulundu Ashabın diğer kısmıda yardım etti ve azat oldu sonra Hendek savaşında hendek kazılma fikri kendisinden çıktı birçok savaşta bulundu Taif fethinde mancılık kullanmak gene selmanın fikriydi Hz.Ömer zamanında Medaine Vali oldu Birçok savaşta da ordu komutanlığı yaptı
  4. Kindi

    İslam ve Kölelik

    http://www.sonpeygamber.info/insan-haklari-acisindan-hz-peygamber-in-kolelige-dair-uygulamalari bütün bunların hepsi azat edilmiştir. bu kişiler azat olunca hepsi değişik görevlerde bulundular bunlardan sadece bir kaçı Ebu Kebşe: Peygamberin devesine nöbetleşerek bindiler . Şimdi soruyorum sana senin anladığın bir kölelik midir bu ? bu kşiler ya ordu komutanı olmuş yada hadis rivayet eden kuranı anlatan bir öğretmen olmuşlar anlamadığınız kısım bu sizin kölelik Dünyada uygulanan kölelikten farklıdır. Bugünkü manada ev işlerini yapan işçilik statüsüne sokulmuştur. ,,Zaten zamanı gelincede azat edilmiştir. Bak ben sana bir sürü örnek vereyim Vali ve İdareciler : https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-ebu-bekre https://islamansiklopedisi.org.tr/musa-b-nusayr ... ... daha çoğaltabilirim istersen bunlarda mürşit ve öğretmenler köleyken azat edilip toplumun en ileri olan kişileri ,, / https://islamansiklopedisi.org.tr/zeyd-b-eslem https://islamansiklopedisi.org.tr/amr-b-ubeyd https://islamansiklopedisi.org.tr/arec-humeyd-b-kays https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-hanife https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-cureyc https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-ishak https://islamansiklopedisi.org.tr/yezid-b-ebu-habib eğer istiyorsan bu sayıları daha arttırabilirim teker teker anlatıyorum köleliği İslam getirmedi, Köleliğin kaynaklarını kurutarak sadece mütekabiliyet gereği düşman o şekilde uyguluyor diye savaşa indirgedi kölelik sosyolojik bir olgudur kaldırdım deyince kalkmaz Amerikada kölelik kaldırılınca köleler tutunamadı efendilerinin yanına döndü çünkü özgürlüğünden ayrı kalan bir kişinin birden bire özgür olduktan sonra sosyal hayatta tutunabilmesi kolay değildir. İslam köleliği Dünyadaki bilindik kölelik gibi uygulamadı , eski köleliğe dair geleneği yıktı, sofrasına köleyi oturttu, yediğinden yedirdi,giydiğinden giydirdi, günümüzdeki ev ihtiyaçlarını gören bahçe ihtiyaçlarını gören işçilik statüsüne soktu İslam azat ederek ve elindeki köleleri sosyal hayata hazırlayarak eritti Köle kökenli insanlardan devlet memuru,vali,komutanlar, öğretmenler çıktı
  5. Kindi

    İslam ve Kölelik

    bu son iki sorunun cevabı eğer okuduysan yukarıda var. Savaş olduğundan dolayı savasş sebebiyle mütekabiliyet gereği tamamen kaldırmamıştır. Fakat azatlık yöntemiyle eritmiştir. Peygamberin ve dört halifenin döneminde köle ticareti yapılmamıştır. Irak gibi fethedilen yerlerde halk köleleştirilmeyip zımni statüsüne sokulmuş ve topraklarını vergi verme karşılığında işlemişlerdir. Hz.Ömer döneminde yukarıdada bahsettim tevbe suresindeki 60.ayetin uygulanmasıyla köle kalmamıştır. Peygamber döneminde bile savaşlarda sadece kureyza dışında köleleştirme olmamıştır. Kureyzada sahipsiz kalan kadın ve çocukların hepsi hürleşmiştir. Bedir,Uhur ve Hendekte bir tane köleleştirme vakası yoktur. Mekke fethinde bugün serbestsiniz sizi kınama yoktur denilerek her türlü zulmü yapan kişilere bile dokunulmamış Taif ve müstalik gazvelerinde ,Huneynde bir sürü esir özgürlüğüne kavuştuurlmuştur.
  6. Kindi

    İslam ve Kölelik

    Ateistlerin İslama yönelttiği tenkitlerden birisi de şüphesiz kölelik mevzusudur . Yaklaşık 2005 yılından beridir bu forumda değişik zamanlarda ve değişik rumuzlar da bulundum. Bu konu sık sık müzakere edildi. Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki tarihi incelediğinizde kölelik İslamiyet gelmeden önce Arap yarım adasında ve Dünyanın değişik coğrafyalarında uygulanan bir sistemdi. Köleliği İslam getirmemiştir. Dünyadaki değişik coğrafyalara baktığımızda köleliğin birden fazla sebebi vardır. 1-Savaşlar: Savaşlarda esir alınan insanlar köleleştiriliyorlardı. 2-Doğuştan Kölelik: Eğer bir kişinin anne ve babası köle ise çocukluğundan itibaren kişi köle olarak kalıyordu 3-Suç işlemek: İnsanlara işlediği suçlardan dolayı ceza olarak köleleştirme uygulanıyordu. 4-Borcunu ödeyememe 5- Baskınlar: Özellikle cahiliyye dönemi Arapların da kabileler arası yaygın olan gece baskınları düzenlenip çocuklar kadınlar kaçırılıp köleleştiriliyordu. 6- Ticaret: Ülkelerarası köle ticareti yapılıyordu İslamiyet geldiği dönemde o dönemin bir uygulaması olan köleliğin içinde buldu kendisini, sosyolojik bir gerçeklik olan köleliği bir anda kaldırmak kolay bir hadise değildi. Köleliği bir anda kaldırsan da pratikte kalkacak bir mesele değildir çünkü İslam toplumunun dışında herkes köleliği uyguluyordu. Senin hürriyetine kavuşturduğun köleleri başkalarının yeniden köle yapması durumu vardı. Amerika da kölelik kanunen kaldırılsa da pratikte kölelik kalkmamıştır. Sosyoloji gereği mümkün değildir. Özgürlüğünden mahrum insanlar bir anda özgür bırakıldıklarında hayata tutunmaları zor olacaktır. Nitekim Amerika da da öyle olmuştur. Serbest bırakılan köleler yeniden efendilerinin yanlarında gelmiştir. Kimileri sosyal hayatta tutunamayıp intihar etmiştir. Kimileri de kötü yollara sapmıştır. Bugünkü Amerika da içerisine polisin bile giremediği zenci mahalleleri bunun sadece küçük bir örneğini göstermektedir. Peki İslamiyet kölelikte nasıl bir strateji izlemiştir? Öncelikle kendisi köleliğin uygulandığı bir toplumda bulduğu için bunu sosyolojik bir gereklilik olarak kabul etmiştir. Köleliğin yukarıdaki saydığımız sebeplerini sadece savaş sebebine indirmiştir. Düşman taraf senin esirlerini köleleştirdiği için sende köleleştirmek zorunda kalmaktaydın mütekabiliyet gereği . Savaş dışındaki bütün sebepler yasaklanmıştır. Asr-ı Saadet sonrası Osmanlıda yanlış uygulamalar gerçekleşse de köle ticaretiyle ilgili bunun İslamla bir alakası yoktur. İslamiyet savaş sebebiyle edindiği köleleri ve geldiği dönemde içinde bulduğu köleleri yetiştirmiş toplumsal hayata hazırlamış ve azad etmiştir. Eğer bunu yapmadan serbest bıraksaydı savaş sonucu elde ettiği köleler tekrar yurtlarına dönüp savaşacaktı , diğer ellerindeki İslamiyet öncesi bulunan kölelerde toplumsal hayatta tutunamayıp başkaları tarafından köleleştirilecekti. Bütün bunların yanında İslamiyet Dünyadaki kölelik algısını yıkarak , köleyi sofrasına almayı ona yediğinden yedirmeyi ve içtiğinden içmeyi , giydiğinin aynısını giydirmeyi(Hadis) bir kural olarak getirmişti. Bununla birlikte Dünyada köleliğe karşı olan uygulama ve gelenekler yıkılmıştı. Aynı şekilde köleye kölem diye hitap etmeyi yasaklayıp ona evladım demeyi bir kural olarak getirmişti. Yukarıda da belirttiğimiz üzere İslam köleliği bir sosyolojik gereklilik olarak ele aldı ve köleleri topluma kazandırmak için onu kendi içinde yetiştirdi ve azat etti. İslam Dünyasında yetişmiş olan birçok komutan, idareci ve öğretmenler köle kökenli kişilerden oluşmaktadır. Zeydin ordu komutanı olması , Zeydin oğlunun da ordu komutanı olması, Hz.Ömerin bir yere sefere giderken kölesiyle sırayla deveye binmesi ve şehre geldiklerinde devenin üstündeki köleyi Ömer sanmaları bir sürü örnekten sadece birkaçıdır. ( Bununla ilgili örnekleri fazlasıyla bu başlık altında isteyene anlatabilirim ) Kuranda köleleştirin diye hiçbir ayet bulunmamaktadır. İslamiyet köleliği sona erdirmek için azatlık müessesesi getirmiştir. İslamda bir köle hangi sebeplerle azat ediliyordu. 1-Sevap kazanmak maksadıyla gönüllü olarak köle azat etmek : Kuranda Beled Suresinde köle azat etmek Allaha yaklaşmask için vesile kılınmış büyük bir sevap olarak teşvik edilmiştir. Fakat o , sarp yokuşlu aşamadı . O sarp yokuş nedir , bilir misin? Köle azat etmek Veya açlık gününde yakını olan bir yetimi Yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır. (Beled Suresi -11,16) İyilik yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmekten ibaret değildir. Asıl iyilik Allaha Ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygambere inanan, Allah sevgisiyle yakınlarına, yetimlere, yoksullara , yolda kalmışlara, dilenenlere ve köle ile esirleri kurtarma uğrunda malını harcayanın yaptığı iyiliktir. (Bakara 177) 2-Güneş ve Ay tutulması : Hz.Muhammed Ay ve Güneş tutulmaları sırasında köle azat etmeyi tavsiye etmiştir.(Buhari, Küsuf,11), 3-Oruç kefareti: Hz. Muhammed Ramazanda orucunu bilerek bozan kişiden köle azat etmesini eğer bunu yapamıyorsa 2 ay oruç tutmasını veya altmış fakiri doyurmasını hadislerinde belirtmiştir. 4-Zıhar kefaleti: Arap yarımadasında İslam gelmeden önce zıhar denilen bir adet vardı. Bir kimse karısına kızdığında yada onu istmediğin de 'senin sırtın bana anamın sırtı gibi .' ifadeler kullanıyordu. Bu olaydan sonra hanımıyla ilgilenmiyor hanımına erkeklik görevini yerine getirmiyordu . Bu kadın başka kimseyle de evlenemiyordu. İşte Kuran bu adeti kaldırıyor bunu yapan kişinin köle azat etmesini kefaret olarak ön şart koşuyordu (Mücadele 58/3-4) 5-Katil Kefareti: İslamiyete göre Hata ile bir insanı öldüren kişi ölen kişinin yakınlarına diyet ödemek mecburiyetinde ve bu günahını Allah katında silmek içinde köle azat etmek zorundadır eğer bunu da yapamıyorsa günahına kefaret olarak 2 ay oruç tutmalıdır ( Nisa 4/92) 6-Yemin Kefareti: Bilerek yeminini bozan kimsenin kefareti on fakiri doyurmak veya giydirmek veya bir köle azat etmektir.(Maide 5/89) 7- Mükatebe yoluyla azat: Bu sisteme göre köle efendisiyle hürriyetine kavuşma anlaşması yapar. Efendisiyle belli bir bedel üzerinde anlaşır . Efendisi köleyi hürriyetine kavuşturur. Daha sonra köle çalışarak taksit taksit bu bedeli öder. Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükâtebe" yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.(Nur Suresi 33) Berire,Selamın Farisi, Ebul Müemmil bu şekilde hürriyetlerine kavuşturulmuşlardır. Mükatebeye göre efendi kölesi ile yaptığı bu anlaşmayı tek taraflı bozamaz , kölenin aleyhine ağrılaştırıcı şartlar koyamaz. 8-Ümmü veled olma: Eğer bir kişinin cariyesinden çocuğu olursa cariye artık hürdür. 9- Yakın akrabanın mülkiyetine sahip olma: bir kimse aralarında evlenme yasağı olacak kadar yakın akrabalığı bulunan bir köleyi edinirse o köle derhal hür olur: ''Kim zu-rahm mahrem birisine malik olursa o hürdür.''(Ebu Davut,ıtk,7-Tirmizi ahkam,28) 10- Kölenin İslam ülkesine sığınması : Müslümanlarla savaş halinde bulunan bir ülkedeki köle İslam ülkesine sığınırsa müslüman olduğu andan itibaren hürdür. Hayber de bir Yahudi bu şekilde hürriyetine kavuşmuştur. Taif savaşında 40 kadar köle bu kuraldan yarasrlanarak hürriyetlerine kavuşmuşturlar. 11-Devletin Azat görevi : Hz.Osman zamanına kadar zekatlar devlet tarafından toplanırdı ve Kuranda belirtilen zümrelere devlet eliyle dağıtılırdı. Kuranda zekatın verileceği gruplar arasında özgürlüğüne kavuşturulması için köleler sayılmıştır. Devlety topladığı zekatların bir kısmını kölelere vererek onların hürriyetlerini elde etmesine yardımcı olmaktadır. Hz.Ömer zamanında bu uygulama sayesinde köle kalmamıştı. Sadakalar (zekâtlar), Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm'a ısındırılacak olanlarla, (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.(Tevbe 60) 12- Köleyi Dövme: Muaviye Bin Süveyd anlatıyor: Bizim bir azatlımıza tokat attım ve kaçtım. Babam azadlıyı da beni de çağırdı. ''Misilleme yap.'' dedi. Hizmetçi beni affetti. Bunun üzerine Babam şu olayı aktardı : Biz Resulullah zamanında tek bir cariyeye sahiptik. Ona birimiz tokat vurdu. Bu hadise Peygamberimizin kulağına gitti. ''Onu azat edeceksiniz.'' diye emir buyurdu.(Müslim,Eyman,31-Tirmizi Nuzur ,14-Ebu Davut Edep, 133) 13- Evlenme yoluyla Hürriyetine kavuşması : Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.(Nur 32) Görüldüğü gibi İslamiyet geldikten sonra elinde bulduğu köleliği bu şekilde yöntemlerle eritmeye çalışmıştır. Köleliğin sebebini sadece savaş esirlerini mütekabiliyet gereği köleleştirme yoluyla bire düşürmüş , köleyi eğitme aynı sofrada oturma ,evladım deme, yediğinden yedirme ve giydiğinden giydirme yoluyla, evladım,oğlum deme yoluyla Dünyadaki yerleşik olan köle anlayışını geleneğini yıkmış. Köleleri bir fert olarak kabul etmiş onları hürriyetleri sonrası ki döneme hazırlamıştır. Savaş esirlerini hapsilerde tutma ,esir kamplarında tutma gibi yöntemlere başvurmamıştır. Evini kölelere açmış yukarıda bahsettiği gibi onlara birey olmayı öğretmiştir. Köle edinen kimseler evlerinde kölelere yediğinden yedirip giydiğinden giydirerek bir maddi külfete girmiştir. Meşhur bir yazarın dediği gibi İslamda köle almak köle olmaktır. devam edecek ...
  7. Kindi

    Bilinç

    Bilinçliyiz ve bilinçli olduğumuzun bilincindeyiz. Bunu kimse inkar edemez. Sinir hücrelerinin yapısını incelediğinizde sorun içinden çıkılmaz bir hal alır. Sinir hücreleri bilinçli bir yaşam tarzımızla hiçbir benzerlik göstermemektedir. Sinir hücrelerinin fiziksel özelliklerin bilinci yaratacakları ve yaratabileceklerine inanmamız için bize hiçbir gerekçe sunmamaktadır. Bilinç beynin belirli bölgeleriyle ilişkilidir. Fakat beyin sapında aynı sinir hücreleri sistemleri bulunduğunda 'bilinç üretimi' diye birşey asla olmaz. Fizikçi Gerald Scroeder'in belirttiği gibi bir kum yığınının temel fiziksel bileşenleriyle bir dahinin beynininkiler arasında fark yoktur. Maddenin bazı parçalarının maddeye hiç benzemeyen yeni bir gerçeklik yaratabileceğine inanmak. Kör ve temelsiz bir inançtır. Fiziksel bir sistem olarak incelendiğinde beyin hakkında hiçbir şeyin onun her birimizin kendi yaşantılarımızda bilinç olarak tecrübe ettiğimiz o tuhaf iç boyutu taşıyan şey olduğunu gösterememektedir.
  8. Kindi

    Tanrıya İnanmanın Faydaları

    Voltaire, 200 yıl önce şöyle demişti: “Allah olmasaydı bile, onu icat etmek gerekirdi...” Doğru... - Allah olmasaydı, yaşadığımız bunca güzellik için kime şükredecektik - Allah olmasaydı, onun ödüllendirici cenneti olmasaydı, bunca yoksulluğu, açlığı, eşitsizliği, bunca kötülüğü neyle izah edebilirdik, nasıl katlanabilirdik. - Bizi bağışlaması için sığınabileceğimiz bir Rabbimiz olmasaydı, kendi yaptığımız kötülükleri, haksızlıkları nasıl unutabilecektik... - Allah olmasaydı ve bize Hallac-ı Mansur’un o olağanüstü “Enel Hak” duygusunu bahşetmeseydi, başbakanlar, krallar, imparatorlar olup, “İrili ufaklı bütün dağları ben yarattım” kudretinin hazzını nasıl yaşayabilecektik? - “Allah ben’im” duygusunun kudreti olmasaydı, köşe yazarı olup, “Şundan sıkıldım, bundan sıkıldım” afra tafralarını nasıl atabilecek, kendimizi, sadece kendimizi dürüst, renkli, yaratıcı, farklı hissedip, geriye kalan herkesi snobe edebilecektik... - Dünyada bunca kötülük, bunca haksızlık varken, onlara bakıp, “Ya bir de Allah olmasaydı” sorusuna verecek naçizane bir cevabımız olabilecek miydi... * * * Uzak, yakın ölümlerle, linç kampanyalarıyla, şahsi bozgunlarla, kaybetmişliklerle, geriye hiç dönmeyecek yok oluşlarla geçen bir haftadan sonra, dün sabah içime yerleşen duygu şudur: Allah, çok iyi bir fikirdir.... Hem de çok çok iyi...
  9. Kindi

    İSLAMDA ÇOK EVLİLİK

    İSLAMDA ÇOK EVLİLİK Çok evlilik İslamdan önce vardı . İslam çok evliliği dünya kültürüne kazandırmadığı gibi düzenlemeler yaparak belirli şartlara bağlı kıldı. İslam da çok eşliliğe Nisa suresindeki ayet müsade etmiştir.’’ Eğer yetim kızlar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız hoşunuza giden kadınlardan ikişer,üçer,dörder alın. Eğer adaleti gözetememekten korkuyorsanız o zaman bir tane ile yetinin veya elinizin altındakiyle yetinin. Doğruluktan ayrılmamanız için bu daha elverişlidir’’.(Nisa Suresi 4/3) Bu ayette yetimler hakkında adaletin yerine getirilememesinden bahsedilmektedir. Buna dair Hz.Aişe şu izahatı vermektedir.’’ Yetim kız velisinin himayesinde bulunur da velisi malına ve güzelliğine heves ederek pek basit bir mehir karşılığında onunla evlenmek ister. İşte bunun gibiler yetim kızlarla evlenmekten men edildiler’’. İbni Cerir gibi alimlerde bu ayetle ilgili şöyle demektedirler: Nasıl yetimler hakkında adalet yapamamaktan korkuyorsanız kadınlar hakkındada onlarla zina etmekten korkun zina etmeyin sizin için helal olan kadınlardan nikah edinin. Burada dikkat çeken husus çok evlilik yerine getirilmesi gerekli olan farz vacib kabilinden bir emir değil zinadan kaçınma zaruretine bağlı bir müsadedir. Ayrıca ayette tek evliliğin asıl olması , tek evlilğin en doğru olduğu vurgulanmış, belirtilmiştir. Özet olarak 1-Sınırlama getirilmiştir. 2- Adalet şartı koşulmuştur. 3- Adalet yerine getirilmeyecekse bir tane ile yetinilmeyi emretmiştir. Tekrar edelim ki Çok evlilik İslamda farz , vacib gibi yerine getirilmesi mecburi bir emir olmayıp ancak bazı zaruretler karşısında kabul edilen bir çözüm şeklidir. İslam alimleri çok eşliliği zaruri kılabilecek bazı sebepleri şöyle sıralamaktadır. 1-Kadınlık görevine engel bir hastalığın bulunması 2-Kadının çocuk yapamaması Bu haller kadının boşamak iyi bir çözüm şekli değildir. Daha çok zarar ve felaket getirir. Bu talihsizliklere uğrayan kadın boşandığı takdirde başkası ile evlenemeyecek perişan olacaktır. 3- Başta harp olmak üzere ortaya çıkan büyük felaketlerde erkeklerin azalması yönünde meydana gelebilecek olan erkek kadın dengesizliği. Bunun en büyük örneği ikinci Dünya savaşından sonra Almanyadır. O yıllarda Alman kadınlarının düştükleri acıklı haller ibretlijktir İslamdaki çok evliliğe ağır hücumlarda bulunan materyalist felsefe yukarıdaki saydığımız zaruretleri tek bir şeyle halletmek istedi:’’zinaya göz yummak’’. Zina ,fahişe kadın, piç çocuk: meşru nikaha ,eşe,meşru evlada tercih edildi. Avrupada kadın erkek sayısındaki dengesizlik metreslerin erkek hayatında ve malında getirdiği tahribat ile, evlad-ı zinanın çoğalması , çocuk düşürmeler ve cinayetleri beraberinde getirmiştir. Westermarck der ki :Çok evlilik Batıda yasak edildikten sonra tatbikattan kalkmış değildir. Çok evlilikte ilk eş kocasının başka bir kadınla evlenmiş bulunmasından kıskançlık ve üzüntü duyacak izzeti nefsi kırılacaktır. Fakat buna mukabil gayri meşru ilişkilerde yani zina eden erkeğin ve kadının iffetlerinin yok olması yani kocanın eşinin iffetsiz erkeğin eşi olmasından göreceği zarar ve kocasından intikam almak için onunda zina yoluna düşme ihtimalini doğuracaktır. Diğer taraftan zina eden kocanın meşgul olduğu kadın evli ise onun kocasından uğrayacağı hıyanet hatta zina eden kocadan intikam alacak olan eşin meşgul olacağı erkeğin eşinin göreceği zarar. … Bütün bu birleşmelerden meydana gelecek çocuk cinayetleri , zührevi hastalıkların bulaşması,insanlar arasında belirecek düşmanlıklar, kavgalar,ölümler….bütün bu felaketler arka arkaya gelecektir.
  10. Kindi

    allahı kim yarattı...

    Tanrı bizi yarattıysa Tanrıyı kim yarattı ? Su yeri ıslattıysa suyu kim islattı ? :)))))))))))))))))))))))
  11. Kindi

    En büyük Kuran mucizesi

    Kur'an en büyük mucizesi ortaya çıktığı zamandan bu zamana kadar en çok okunan kitap olması En çok ezberlenen kitap olması Okunduğunda insanlara huzur vermesi bir şiir ,müzik şarkı kitap ne kadar güzel olursa olsun belli bir şeyden sonra bıktırır ama kuranı dinleyende onu okuyanda bıkmaz , Kur'an usanç vermez Ortaya çıktığı dönemde haydi bir benzerini getirin diye insanlara meydan okuyor belagatin fesahatin ve şiirin gelişmiş olduğu toplumda ama onun benzerini yapamıyorlar ,Kur'an tekrar meydan okuyor hadi bir sure getirin o zaman diyorlar gene bir benzerini yapamıyorlar bir benzerlerini yapsalar olay bitecek ama bir benzerini yapmak yerine savaşa kalkışıyorlar kılıçla mücadele ediyorlar Kur'ana karşı. Kur'an asırlar geçmesine rağmen hala bir benzeri yapılmış değildir ne şiirdir ne nesir kendine özgü bir üslubu vardır. zaten o dönem dinleyenler şiire benzemiyor ,nesire benzemiyor, kahin sözüne de benzemiyor diyerek bunu itiraf ediyorlar o dönemde okuma yazma bilmeyen biri çıkıyor şiiirin edebiyatın geliştiği dönemde meydan okuyor herkese ve söz ustası olarak tanınan kişiler kabe duvarlarından eserlerini kaldırıyor biz buna karşı muareze edemeyiz diyor susuyorlar Kur'an geçmişten haber vermesiyle en büyük bir mucize Kur'an gelecekten haber vermesiyle en büyük bir mucize Kur'an kelime dizilişi anlam ve söz ahengi ile tüm edebi anlatım sanatlarının üzerinde birleştiği ve bugüne kadar bir benzerinin yapılamadığı en büyük bir kitaptır. devam edecek ...
  12. mesela düşünsene karpuz yaz aylarında oluyor , mandalina kış aylarında birisi su deposu öbürü c vitamini yaz ayında insan en çok suya ihtiyaç duyuyor kış ayında c vitaminine bu nasıl kendi kendine oluyor birde şöyle düşün İnsanda ayak var spermden oluşan insanda ama oluşumu insanınkinden çok farklı olan kuşları düşün kartalları ördekleri güvercinleri , yumurta sarısının içinden çıkıyor ama onlarda da ayak var bu iki canlı türünde aynı şeyleri olduran bir kanun var yumurta sarısından çıkan kuştaki ayak olması kanunu ile insandaki ayak olması kanunu neden !!!!
  13. Kindi

    Kainatta allahın varlığına deliller

    Konu gerçek hayatta yaşanmış bir hikaye değil. Mana aleminde yaşanmış bir hikaye İslamda İlm-i Ledün denilen bir ilim vardır . Ledün ilmi dünyadaki yaşanan bazı olayların görünen tarafının yanında görünmeyen hikmetli yanlarının olduğunu anlatır. Kuranda geçen Hayır bildiğiniz şeylerde şer, Şer bildiğiniz şeylerde hayır vardır kaideside bunu destekler Bu hikayede çocuk öldürmek mübah görülmemektedir. Hikayede anlatılanlar sebeplere riayet edildikten sonra Allaha teslim olmayı ve ona tevekkül etmeyi başa gelen musibet ve sıkıntı gibi durumların ilerisinde daha güzel sonuçların elde edileceği ve başa gelen hastalık sıkıntı ve musibetin hikmetinin asıl anlamının o zaman anlaşılacağı fikri vardır.Veyahutta musibet ve sıkıntının insanın istediği halden daha iyi olduğu Mesela bak bunu biraz daha somutlaştırmak için sana şu hikayeyi örnek veriyim Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı” dermiş hep.Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiya, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Kral’a satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler. İhtiyar köylü ise, “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.”Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”Köylüler ihtiyar köylüye kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyar köylüden özür dilemişler. “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var..” demişler. “Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç .Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?”Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden “Bu ihtiyar gerçekten bir ilginç” diye geçirmişler. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.”Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.”O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru? Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.”Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…” “Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu bilmiyoruz.”
  14. Kindi

    Kainatta allahın varlığına deliller

    sağduyu sen bunu okuduğunda küçük bir çocuğun öldürülmesinin uygun olduğu görüşüne mi vardın ? Bu hikayeyi baştan okusan iyi olur
  15. Tarihte dinsel ve mezhepsel bazı savaş ve anlaşmazlıkların yaşanmış olduğu bir gerçek olmakla birlikte esasen insanlık tarihindeki pek çok savaşın dinsel içerikli ya da mezhepsel anlaşmazlıklardan kaynaklandığının iddia edilmesi gerçeği yansıtmamaktadır. Pek çok savaşın dinden ziyade toplumların çoğalıp yayılmaları, yeni yerler keşfedip zenginleşmeleri ve sömürgecilik gibi nedenlerden kaynaklandığı görülür. Makedonyalı İskender’in ordusuyla Hindistan’a kadar gitmesi de, Roma İmparatorluğu’nun geniş bir coğrafyada hâkimiyet kurması da, Cengiz Han ve oğullarının Avrupa’ya kadar dayanarak karşısına çıkan her yeri yıkıp yağmalaması da, dinsel nedenlerden kaynaklanmamıştır. Hattâ Haçlı Seferleri olarak bilinen ve Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında gerçekleşen çeşitli savaşların da dinsel nedenlerden çok, siyasî ve ekonomik nedenlere dayandığı bilinmektedir. Tarihte pek çok medeniyetin savaşlar sonucu yıkıldığı ve yine savaşlar sonucu kurulduğu görülebilir. Dünya tarihindeki en kanlı olayların yaşandığı ve en fazla insanın hayatını kaybettiği I. ve II. Dünya savaşları da tamamen siyasî sebeplerden kaynaklanmıştı. I.ve II. Dünya Savaşlarıyla ilgili bazı verileri incelediğinizde örneğin 1914’te Britanya ordusunda görevli olan 25 yaşın altındaki Oxford ve Cambridge öğrencilerinin dörtte birinin öldüğünü görebilirsiniz. Yine sadece Batı Cephesinde Fransızlar 1.6 milyon, İngilizler 800.000, Almanlar 1.8 milyon, Amerikalılar 116.000 kayıp vermişlerdi. Bununla birlikte savaş yöntemleri de son derece acımasızdı. İki savaşta da zehirli gazlar kullanıldı. I. Dünya Savaşında Almanlar bu yönteme başvurmuşlardı. İtalyanlar da II. Dünya Savaşında sömürgelerine karşı bu barbar silahı kullandılar. İkinci dünya savaşında birincisinin aksine üniformalı askerler kadar siviller de öldürüldü. Almanya’daki 5.7 milyon Rus savaş tutsağının 3.3 milyonu öldü. 1959’a gelindiğinde bile Rusya’da her 4 erkeğe karşılık 35 ile 50 yaş arasında 7 kadın vardı. Charles Phillips ve Alan Axelrod tarafından hazırlanan Encyclopedia of Wars (Savaşların Ansiklopedisi) isimli kapsamlı çalışmada 1763 savaş listelenmiştir. Araştırmacıların ulaştıkları sonuç neticesinde söz konusu 1763 savaştansadece 123 tanesinin dini sebeplerle ilgili olarak sınıflandırılabileceği ortaya çıkmıştır. Dini sebeplere dayalı olarak sınıflandırılabilecek 123 savaşın, listelenen 1763 savaşın %7’den azına söz konusu savaşlarda öldürülen insan sayısının ise savaşlarda öldürülen insan sayısının %2’sinden azına karşılık geldiği görülmüştür. Örneğin Haçlı Savaşları’nda 1 ila 3 milyon civarı insanın trajik bir şekilde can verdiği, yaklaşık 3000 kişinin Engizisyon mahkemelerince ölüm cezasına çarptırıldıkları yerde sadece 1. Dünya Savaşı’nda yaklaşık 35 milyon asker ve sivilin anlamsız ve din dışı sebeplerle can verdiği görülmüştür. Bununla birlikte örneğin Napolyon’un Seferleri, Amerikan ve Fransız Devrimleri, Amerikan İç Savaşı, 1.Dünya Savaşı, Rus Devrimi, 2. Dünya Savaşı ve KoreVietnam Çatışması gibi pek çok modern savaşın da dini sebeplere dayanmadıkları tespit edilmiştir. Yine yalnız 20. yüzyılda 160 milyon sivil soykırıma uğramış, yaklaşık 100 milyon civarı insan da komünist Rusya ve Çin yönetimleri tarafından öldürülmüştür. Bazı araştırmacıların da dikkat çektiği gibi esasen I. Dünya Savaşı ile birlikte milyonlarca insan daha önce hiç bu kadar farkına varmadıkları ölçüde insan davranışlarının akıl dışı yönlerinin farkına varmışlar, aynı zamanda dinî ve ahlâkî hassasiyetin gözetilmemesi durumunda insanın ne denli yıkıcı ve yok edici olabildiği gerçeğine tanık olmuşlardır. Bu yüzden her ne kadar bazı kişiler geleneksel dinleri savaşların asıl nedeni olarak göstermeye çalışarak dini hakikatleri görmezden gelmeye ve dini yükümlülükten kurtulmaya çalışsalar da bunun gerçeği yansıtmaktan çok uzak olduğu rahatlıkla görülebilir. Üstelik bu savaşların ironik bir şekilde insanların “dini bir kenara bırakıp aydınlandıkları” bir dönemde gerçekleşmiş olmasının da dikkatten kaçırılmaması gerekir.
×
×
  • Yeni Oluştur...