Jump to content

Kindi

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    119
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Kindi Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Contact Methods

  • MSN
    yarditus@gmail.com
  • Website URL
    www.dunyadinleri.com

Profile Information

  • Location
    yarditus@gmail.com

Güncel Profil Ziyaretleri

528 profil görüntüleme
  1. Kindi

    KÖTÜLÜK PROBLEMİ

    Ben fakir doğdum benim hakkım gasbedildi mantığındaysak eğer öncesinde bakmamız gereken birkaç farklı açı var. Bir insanın bir şey üzerinde hak iddia edebilmesi için o şeye sahip olması lazım. Kişi sahip olmadığı bir şey üzerinde hak iddia edemez. Bir kişi emanete aldığı bir malı sahibi geri almaya geldiğinde hayır geri alamassın diyemez. Kişiye sahip olduğu her şey Allah tarafından verildiği için kişi Sahip olmadığından veya elinden giden şeyler için Allaha hak iddia edemez. Çünkü gerçekte hiçbir şeyin hakiki sahibi değildir. İşinde usta bir sanatkar kıymetli bir elbiseyi süslü ve nakışlı miskin bir adamı model olarak seçer. O adamında zira o işe ihtiyacı var. Sanatkar o elbiseyi sanatını göstermek için o adamın üzerinde keser biçer kısaltır adamı oturtur kaldırır yatırır. O miskin adamın hiçbir hakkı var mıdır ki desin beni güzelleştiren elbiseyi neden delik deşik ediyorsun beni oturup kaldırarak bana zahmet veriyorsun Demeye hakkı var mı? . Aynen örnekte olduğu gibi Allah bu dünyada sana verdiği vücut elbisesini üzerine giydirmiş seni model seçmiş ve senin vücudun üzerinde isimlerini gösteriyor ve bunun karşılığında sana cennet gibi bir hayat veriyor. Örneği pekiştirme adına sokakta iki arkadaş oturuyoruz tanımadığımız biri gelse bana 500 tl verse arkadaşıma 1000 tl verse halbuki biz o adama başta hiçbir şey vermemişiz ve o paralar bize bir talimatla ve bir amaç için verilmiş olsun . Benim adama deme hakkım var mı neden 500 tl verdin diye. Belki 500’ü 1000 yapabilme ihtimalin yok ama talimatı okuyup uygun hareket edersen 500’den milyonları elde edebilirsin. Aslında 500 ile 1000 tl’nin milyonlara giden yolda birbirinden hiçbir farkı yoktur. Hayata sıfırdan atılıp milyoner olan cebinde milyonlarla başlayıp 5 parasız kalan insan çoktur. Mesele nasıl başladığın değildir. Nasıl sonlandırdığındır. Hayata başlangıcın başta sana çok adil gelmeyebilir ama nasıl başladığın değil elindekini nasıl kullandığındır önemli olan ve nereye geldiğindir. https://pazarlamasyon.com/sifirdan-zengin-olan-insanlarin-ilham-verici-hayat-hikayeleri/ ADALET meselesinde ise bir sınavın adaletli olup olmaması konusu ile alakalıdır. İki kişi ele alalım ve bunları bir saatlik matematik sınavına dahil tutalım birinci kişiye bir saatlik sınava gireceğini ve bu sınav sürecinde bir bacağının olmayacağını söyleyelim ve sınavın sonunda bacağının iade edileceğini söyleyelim. Bacağı olmayan kişi sınava matematikten gireceği için ve sınavın sonunda bacağı iade edileceği için sınavın adaletsiz olduğundan şikayet etmez. Aynen öyle de bizim bu dünyadaki sınavımızın konusu iman ve güzel ahlak olduğu için bu sınava bacaksız veya fakir olarak katılan kimse adaletsiz olarak katılmamıştır sınava. Allah sana vermediklerinden dolayı seni sorumlu tutmuyor. Bu hayat sınavına bacaksız veya fakir olarak başlayan kimsenin kendisine verilen ölçüde nimete tabi tutulacağı ve kendisine eksik olarak verilen şeylerin ileride kendisine daha büyük sevaplarla döneceği onlara güzel mükafatlar vereceği için aslında bunlar eksiklik veya engel dğeildir. Hasta bir kişiye doctor gelse iğne yapsa adam diyebilir mi bana sıkıntı veriyorsun benim canımı yakıyorsun der mi , o iğne sonucunda insan rahatlayacak, huzura kavuşacak, aynen öyle de bu dünya hayatında çekilen meşakkatler karşısında ahirette verilen mükafatları düşündüğünde iyi ki verilmiş denilecek. Biz insanlar olarak zengini fakirden, sağlıklı ve her uzvu yerinde olan kişiyi sakat kişiden daha mutlu zannederiz. Bunu bir üstünlük zayıflık meselesi olarak algılarız halbuki dünyaya dikkatli baktığımızda bunun doğru olmadığını görürüz. Zenginlerin mutlulukta dünyada başı çektikleri , her uzvu yerinde olan insanların verilen uzuvları kötü kullandıklarından dolayı mutsuz olup kendileri için nice felaketlere yol açtığını görürüz. Nice engelli insanında bu dünyada birçok alanda başı çektiğini görürüz. https://www.haberturk.com/yenimedya/haber/1161900-bir-engellinin-buyuk-basari-hikayesi https://listelist.com/engelli-basarili-insanlar/
  2. Kindi

    KÖTÜLÜK PROBLEMİ

    ÖLÜM DÖŞEĞİNDEYDİ Efsane Wimbledon'un ilk zenci şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS'den ölüm döşeğindeydi... Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu: -Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti? Arthur Ashe cevap verdi: -Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar. 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir. 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya 'Neden ben?' diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl 'Niye ben' derim? "Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı. Zorluklar güçlü. Hüzün insanı insan yapar,Yenilgi mütevazi. Tanrı'ya asla 'Neden ben?' diye sormayın. Ne olacaksa zaten olur...".
  3. Kindi

    Sebepler ve kendi kendine olma batıldır

    öldü vak vak amca
  4. Kindi

    Allahı neden göremiyoruz

    Evet vak vak amca haklısın bak böyle hiç düşünmemiştim
  5. Donald Amca Sen yoktun Ruhun,bedenin aklın,kabiliyetin her şey sana Allah tarafından emaneten verilmiş ve varlık sahasına çıkmışsın Allahda diyor ki bu verdiğim emanetleri benim tavsiyelerim doğrultusunda kullan diyor sana daha iyi bir dünya vereceğim diyor
  6. Kindi

    Sebepler ve kendi kendine olma batıldır

    sebeplerin kendisi batıl değil kainatı sebeplerin yapması veya kendi kendisine olması batıldır kelime oyunları ve demogojiyi bırak
  7. Kindi

    Allahı neden göremiyoruz

  8. Bütün kainat potansiyel olarak atom tarlasından meydana geliyor. Burnum, kulağım bütün bedenim atom tarlasından oluşmuştur. Güneş galaksi ve gezegenlerde atom tarlasından oluşmuştur. Atomlarda ilim var mı ? İrade var mı? Kudret var mı ? Cansız atomlar canlı bir varlığı oluşturabilir mi? Ben tohumu toprağa ektiğimde toprak neyden oluşmuş atomlardan, tohumda atomlardan oluşmuş. Su atomlardan oluşmuş. Şimdi bakıyorum tohum yeryüzüne çıkıyor. Bir fizik fabrikası var mı? Bir kimya fabrikası var mı? Bir biyoloji fabrikası var mı? Renk Fabrikası var mı? Koku fabrikası var mı? YOK Atomlar cansız, ilimsiz, kudretsiz bana ağaç ve meyveyi verme potansiyeline sahip değil çünkü toprağın altında bir fizik, kimya, biyoloji fabrikası yok ama bakıyorsun bana elma çıkıyor Elmaya bakıyorsun atomlardan oluşmuş kırmızı renkli alıyorum ısırıyorum ağzımda bir barkod varmış gibi bu elmadır ekşidir diyor. Ama dilimde potansiyel olarak atomlardan oluşuyor. Elmayı yiyorum elmayı yedikten sonra midem onu hemen sindiriyor. 1-Elmanın yeryüzüne çıkması için güneş lazım güneş toprağı tanımaz bilmez, tohumu tanımaz bilmez, atomlar birbirini tanımaz 2- Güneşin çekilmesi lazım ki bulutlar gelsin yağmur indirsin su olsun. Su olmadan hayat meydana gelmiyor. O halde öyle bir zat olması lazım ki -Güneşi bilmek zorunda -Yağmuru bilmek zorunda - Geceyi-Gündüzü bilmek zorunda -Elmayı bilmek zorunda - İnsanı bilmek zorunda, insandaki mideyi bilmek zorunda, insandaki dili tat almayı bilmek zorunda - Toprağı bilmek zorunda - Tohumu bilmek zorunda -Renkleri bilmek orunda Yani kısaca bütün kainatı bilmek zorunda işte biz bu zata Allah diyoruz. Sana 20.000 kelimelik bir lügat verilse ve bu lügata olmayan bir kelime eklenmen istense yeni kelimeyi eklemek için ilk önce ne yapmak lazım bütün lügatı ezberlemen lazım Peki 20.000 değilde 50 milyarlık bir lügat verilse bu lügata 350.000 kelime eklenmen istense yapabilir misin? Tabi ki hayır! Aynen öyle İnsan çeşidi de bir lügattir. Her bir insanı bir kelimeye benzettiğimizde bu lügatın 7 milyar kelimesi var. Bu lügatın bir kelimesi olan her bir insan birbirine hiç benziyor? Ve bu lügate her gün 350 bin insan ekleniyor ve her bir insan simasıyla kişiliğiyle vücuduyla ayrı geçmiştekilerle de ayrı şimdide ayrı bakıyorsun ki yeni doğacak olanlarda birbirinden simasıyla vücuduyla kişiliğiyle ayrı oluyor. Acaba bu lügatın tesadüfen olması ve bu lügata ayrı kelimelerin tesadüfen eklenmesi hem de tesadüfen eklenmesi mümkün müdür? Bir ikiz gördüğümüzde şaşırıyoruz. Acaba 2 tane yüzü birbirine benzetmek mi zor yoksa yoksa milyarlarca yüzü birbirine benzetmemek mi? Her mahluka farklı bir suret verilmesi ve her mahlukun kendi ferdine benzemesi ispat eder ki bir yaratıcı olmak zorunda işte biz bu yaratıcıya Allah diyoruz.
  9. başka bir başlıkta verdiğim cevabın aynısını burada da veriyorum Mükemmellik bir şeyin yapılış gayesine uygunluğudur ve bir şeyin hedefine ulaşmasıdır. Mesela uçmak isteyen bir kişiye Dünyanın en iyi gemisini verelim haliyle bu kişi hedefine ulaşamayacağından gemi o kişiyi memnun etmeyecektir. Sonuç olarak gemi ne kadar güzelde olsa o kişi için kötü kabul edilecektir hoşnut kalmayacaktır. Bir örnek daha verelim bir kişinin isteklerini gidermenin en iyi kaynağı paradır. Mesela milyonlarca dolar limiti olan bir kredi kartının olması senin için mükemmel bir durumdur. Farz edelim ıssız bir adaya düştün cebinde yalnızca o kredi kartı var gece soğuk açsın ve yabani hayvanların sesi geliyor korkuyorsun şimdi o kredi kartının senin açından değeri nedir gereksizdir değil mi? Çünkü hiçbir işine yaramıyor. Elinde olsa bir bıçak için veya bir paket makarna için o milyon dolarlık kredi kartını verirsin halbuki adaya düşmeden önce bunların hepsinden bir elmadan daha değerliydi senin için fakat ada da elma o milyon dolarlık kartından daha değerli Bu iki örnekten yola çıkarak anlıyoruz ki mükemmellik içinde bulunulan şartlar ve amaca göre ele alınmalıdır. Neye gerekli ve ne için yapıldı sorularıyla ele alınmalıdır. Basit gördüğümüz, hata zannettiğimiz, eksiklik olarak baktığımız nice şey vardır ki yerine göre anlamlıdır eksik değildir hatta mükemmeldir. Şimdi sorumuza geri dönelim Allah her şeyi mükemmel yaratıyorsa neden çirkinlikler, hastalıklar, engelli insanlar? Az önce örneklerimizde de olduğu gibi mükemmellik amacına göre ele alındığında ne kadar mükemmel bir şekil aldığına bakıyorduk O zaman kainatın yaratılış amacını inceleyelim ve bu amaçlara göre eksik çirkin gördüğümüz şeylere bakalım Kainatın yaratılış amacı 1- Allahı tanımak 2- Allahı tanıtmak 3- Allahın kuluna gösterdiği muhabbetin karşılığında kulun Allaha göstereceği samimiyeti ortaya koymak adına elmas ve kömür ruhluların ayrılması için imtihan sırrı Şimdi evrenin mükemmelliğine bu yönlerden bakalım ilk olarak insan Allahın yarattıklarını nasıl tanır onları inceleyelim. İnsan bir şeyin derecelerini kıyasla tanır. İnsanın kıyas yapabilmesi için zıttının bilmesi lazım. Kendimizi her yerin sadece ışığın olduğu ışığın zıttı karanlığın hiç bulunmadığı bir yerde hayal edelim. Acaba aydınlıkta olduğumuzu fark edebilir miydik? Tabi ki Hayır. Karanlıksız bir ışık bilinmez ne zaman bir karanlıkla sınır çekilse o zaman ışık bilinir. Sürekli aydınlıkta olan birisi karanlığı farkedemez çünkü hiç görmemiştir. Bu kainatta ışık-karanlık, iyilik-kötülük, lezzet-acı, sıcaklık-soğukluk, hidayet ve dalalet birbirine karşı gelmesi ve birbirinin içine girmesi bir hikmet içindir. Bu hikmeti anlamak için şöyle bakalım; kötülük olmassa iyilik bilinmez, üzüntü olmassa sevinç bilinmez, karanlık sayesinde aydınlığın mertebeleri bilinir aynen öyle çirkinlik sayesinde güzellik bir çok hakikat mertebelerine derecelerine ulaşır. Öyleyse tanıtmak için yaratılan her bir şey veya kavram güzeldir. Birçok güzelliğin açığa çıkmasına sebep olan bir çirkinliğn olmaması daha büyük bir çirkinliktir kötülüktür. İkinci maddeye geldiğimizde Allahın kendini tanıması için gene örnekler üzerinden gidecem , şöyle düşünün çok çok güçlü zengin varlıklı bilgili yetenekli bir insansın hiçbir şeye ihtiyacın yok. O halde Allahı tanıyamazdın tanıyamadığın gibi böyle bir hayattan mutlu olmazdın. Eğer hastalık olmasaydı Allahın şafi ismini tanıyamazdık. O halde hastalık güzeldir deriz. Allahın kudretini tanıyabilmemiz için zayıf Samed(herşeyin Allaha muhtaç olması,Allahın hiçbir şeye muhtaç olmaması) ismini tanıyabilmemiz için ihtiyaç sahibi , onun Kerim ismini tanıyabilmemiz için cömert oluşunu anlayabilmemiz için fakir olarak yaratılmamız lazım. Üçüncü olarak insanların bu dünyada sevap kazanıp ahirete gitmesini sağlayan imtihan sırrınıa geldik. Allahın rızasını kazabilmemi için onu tanımalı ve ona ihtiyaç hissetmeliyiz. Bir kişi ne kadar açsa yemekten aldığı lezzet o derece çok olur. Acizliğimiz ve zayıflığımız nispetinde Allahın işlerimizi görebileceni anlarız. Bu sayede Allahı daha fazla hatırlarız. Hatırladıkça Allahın rızasını kazanırız. Allah bazen insanın ayağını alır onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını alırsa o kişinin aczini fakrini hissettirir kalbini kendisine çevirtip o insanın duygularını genişletirse o insanın ayağını almakla o insana pek çok şey vermiş olur. Görünürde olmasa bile hakikatte bu ona Allahın lütfudur. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi. Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında sonsuz güzel çiçek ve bitki tebessümleri saklanmıştır. Kainattaki olaylar ya bizzat güzeldir yada neticeleri itibariyle güzeldir. Amaçlarına hizmet ettiklerinden dolayı gördüğümüz bazı olaylarda kusur ve zayıflık değil aksine birer mükemmellik örnekleridir. Bir kişinin bir şey üzerinde hak idda edebilmesi için onun sahibi olması lazım. Bir kişiden emanet olarak aldığımız bir malı sahibi geri istediğinde onu vermemezlik yapamayız ya da neden geri alıyorsun diyemeyiz. Aynen öyle kainattaki sahip olduğumuz her şey Allahın malıdır. Kişi Allahın vermediklerinden veya aldıklarından dolayı Allaha isyan edemez. Çünkü gerçekte hiçbir şeyin sahibi değiliz. Bir sanatkar dışarıdaki bir miskin adamı ve paraya ihtiyacı olan adamı bir model olarak alsa yaptığı elbiseyi onun üzerinde denese kısalsa biçse adamı oturtup kaldırsa adam kalkıp diyebilir mi ki bana zahmet veriyorsun böyle yapma dese ne kadar divanece hareket etmiş olur. Aynen Allahta bize beden elbisesini vermiş onu kesip biçiyor ondan sanatını meydana getiriyor. Bizi yokluktan varlığa çıkarmış ve bize bunun sonucunda cenneti verecek. Veya dışarıdan bir adam gelse bana 500 lira verse sana 1000 lira verse kalkıp ta ben o adama bana neden 500 TL verdin diyebilir miyim? Zira 500 de 1000 de bir talimatla verildi. İkimize de bir amaç için emanet edildi. Belki 500 ü binle değiştirmek mümkün değil ama talimatı okuduğunda o 500 ü nasıl milyonlar yapacağın yazıyor. Hayata sıfırdan atılıp milyoner olan ama cebinde milyonları miras bulup beş parasız kalan insanlar vardır. Mesele nasıl başladığı değil nasıl kullandığındır. Hayata başlarken sana adil gelmeyebilir ama onu güzel kullandığında çok şeyler elde edersin aynen örnekteki gibi
  10. Kindi

    Allahı neden göremiyoruz

    kasedi sürekli başa sarıyorsun konu başlıklarından kopuyorsun daha önceden anlattım şimdi gene anlatıyorum Mükemmellik bir şeyin yapılış gayesine uygunluğudur ve bir şeyin hedefine ulaşmasıdır. Mesela uçmak isteyen bir kişiye Dünyanın en iyi gemisini verelim haliyle bu kişi hedefine ulaşamayacağından gemi o kişiyi memnun etmeyecektir. Sonuç olarak gemi ne kadar güzelde olsa o kişi için kötü kabul edilecektir hoşnut kalmayacaktır. Bir örnek daha verelim bir kişinin isteklerini gidermenin en iyi kaynağı paradır. Mesela milyonlarca dolar limiti olan bir kredi kartının olması senin için mükemmel bir durumdur. Farz edelim ıssız bir adaya düştün cebinde yalnızca o kredi kartı var gece soğuk açsın ve yabani hayvanların sesi geliyor korkuyorsun şimdi o kredi kartının senin açından değeri nedir gereksizdir değil mi? Çünkü hiçbir işine yaramıyor. Elinde olsa bir bıçak için veya bir paket makarna için o milyon dolarlık kredi kartını verirsin halbuki adaya düşmeden önce bunların hepsinden bir elmadan daha değerliydi senin için fakat ada da elma o milyon dolarlık kartından daha değerli Bu iki örnekten yola çıkarak anlıyoruz ki mükemmellik içinde bulunulan şartlar ve amaca göre ele alınmalıdır. Neye gerekli ve ne için yapıldı sorularıyla ele alınmalıdır. Basit gördüğümüz, hata zannettiğimiz, eksiklik olarak baktığımız nice şey vardır ki yerine göre anlamlıdır eksik değildir hatta mükemmeldir. Şimdi sorumuza geri dönelim Allah her şeyi mükemmel yaratıyorsa neden çirkinlikler, hastalıklar, engelli insanlar? Az önce örneklerimizde de olduğu gibi mükemmellik amacına göre ele alındığında ne kadar mükemmel bir şekil aldığına bakıyorduk O zaman kainatın yaratılış amacını inceleyelim ve bu amaçlara göre eksik çirkin gördüğümüz şeylere bakalım Kainatın yaratılış amacı 1- Allahı tanımak 2- Allahı tanıtmak 3- Allahın kuluna gösterdiği muhabbetin karşılığında kulun Allaha göstereceği samimiyeti ortaya koymak adına elmas ve kömür ruhluların ayrılması için imtihan sırrı Şimdi evrenin mükemmelliğine bu yönlerden bakalım ilk olarak insan Allahın yarattıklarını nasıl tanır onları inceleyelim. İnsan bir şeyin derecelerini kıyasla tanır. İnsanın kıyas yapabilmesi için zıttının bilmesi lazım. Kendimizi her yerin sadece ışığın olduğu ışığın zıttı karanlığın hiç bulunmadığı bir yerde hayal edelim. Acaba aydınlıkta olduğumuzu fark edebilir miydik? Tabi ki Hayır. Karanlıksız bir ışık bilinmez ne zaman bir karanlıkla sınır çekilse o zaman ışık bilinir. Sürekli aydınlıkta olan birisi karanlığı farkedemez çünkü hiç görmemiştir. Bu kainatta ışık-karanlık, iyilik-kötülük, lezzet-acı, sıcaklık-soğukluk, hidayet ve dalalet birbirine karşı gelmesi ve birbirinin içine girmesi bir hikmet içindir. Bu hikmeti anlamak için şöyle bakalım; kötülük olmassa iyilik bilinmez, üzüntü olmassa sevinç bilinmez, karanlık sayesinde aydınlığın mertebeleri bilinir aynen öyle çirkinlik sayesinde güzellik bir çok hakikat mertebelerine derecelerine ulaşır. Öyleyse tanıtmak için yaratılan her bir şey veya kavram güzeldir. Birçok güzelliğin açığa çıkmasına sebep olan bir çirkinliğn olmaması daha büyük bir çirkinliktir kötülüktür. İkinci maddeye geldiğimizde Allahın kendini tanıması için gene örnekler üzerinden gidecem , şöyle düşünün çok çok güçlü zengin varlıklı bilgili yetenekli bir insansın hiçbir şeye ihtiyacın yok. O halde Allahı tanıyamazdın tanıyamadığın gibi böyle bir hayattan mutlu olmazdın. Eğer hastalık olmasaydı Allahın şafi ismini tanıyamazdık. O halde hastalık güzeldir deriz. Allahın kudretini tanıyabilmemiz için zayıf Samed(herşeyin Allaha muhtaç olması,Allahın hiçbir şeye muhtaç olmaması) ismini tanıyabilmemiz için ihtiyaç sahibi , onun Kerim ismini tanıyabilmemiz için cömert oluşunu anlayabilmemiz için fakir olarak yaratılmamız lazım. Üçüncü olarak insanların bu dünyada sevap kazanıp ahirete gitmesini sağlayan imtihan sırrınıa geldik. Allahın rızasını kazabilmemi için onu tanımalı ve ona ihtiyaç hissetmeliyiz. Bir kişi ne kadar açsa yemekten aldığı lezzet o derece çok olur. Acizliğimiz ve zayıflığımız nispetinde Allahın işlerimizi görebileceni anlarız. Bu sayede Allahı daha fazla hatırlarız. Hatırladıkça Allahın rızasını kazanırız. Allah bazen insanın ayağını alır onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını alırsa o kişinin aczini fakrini hissettirir kalbini kendisine çevirtip o insanın duygularını genişletirse o insanın ayağını almakla o insana pek çok şey vermiş olur. Görünürde olmasa bile hakikatte bu ona Allahın lütfudur. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi. Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur, çamurlu toprak perdesi altında sonsuz güzel çiçek ve bitki tebessümleri saklanmıştır. Kainattaki olaylar ya bizzat güzeldir yada neticeleri itibariyle güzeldir. Amaçlarına hizmet ettiklerinden dolayı gördüğümüz bazı olaylarda kusur ve zayıflık değil aksine birer mükemmellik örnekleridir. Bir kişinin bir şey üzerinde hak idda edebilmesi için onun sahibi olması lazım. Bir kişiden emanet olarak aldığımız bir malı sahibi geri istediğinde onu vermemezlik yapamayız ya da neden geri alıyorsun diyemeyiz. Aynen öyle kainattaki sahip olduğumuz her şey Allahın malıdır. Kişi Allahın vermediklerinden veya aldıklarından dolayı Allaha isyan edemez. Çünkü gerçekte hiçbir şeyin sahibi değiliz. Bir sanatkar dışarıdaki bir miskin adamı ve paraya ihtiyacı olan adamı bir model olarak alsa yaptığı elbiseyi onun üzerinde denese kısalsa biçse adamı oturtup kaldırsa adam kalkıp diyebilir mi ki bana zahmet veriyorsun böyle yapma dese ne kadar divanece hareket etmiş olur. Aynen Allahta bize beden elbisesini vermiş onu kesip biçiyor ondan sanatını meydana getiriyor. Bizi yokluktan varlığa çıkarmış ve bize bunun sonucunda cenneti verecek. Veya dışarıdan bir adam gelse bana 500 lira verse sana 1000 lira verse kalkıp ta ben o adama bana neden 500 TL verdin diyebilir miyim? Zira 500 de 1000 de bir talimatla verildi. İkimize de bir amaç için emanet edildi. Belki 500 ü binle değiştirmek mümkün değil ama talimatı okuduğunda o 500 ü nasıl milyonlar yapacağın yazıyor. Hayata sıfırdan atılıp milyoner olan ama cebinde milyonları miras bulup beş parasız kalan insanlar vardır. Mesele nasıl başladığı değil nasıl kullandığındır. Hayata başlarken sana adil gelmeyebilir ama onu güzel kullandığında çok şeyler elde edersin aynen örnekteki gibi
  11. Kindi

    Allahı neden göremiyoruz

    Kainatta meydana gelen hadiseler Allaha verilmeyip sebeplere verilirse kainattaki birçok unsurun ve sebebin her bir canlının varlığına müdahale etmesi gerekir. Halbuki sinek gibi küçük bir varlığın vücudunda çeşitli ve birbirine zıt sebeplerin hassas, ölçülü ve tam bir ittifakla meydana gelmeleri sebeplerin yaratıcı olmadığını gösterir. Sineğin küçücük cismi kainattaki çoğu unsurla ve sebeple alakalıdır. Eğer o sineğin yaratılışı Allaha verilmesse sebeplerin sineğin yaratılışında hazır bulunması o sineğin küçücük cismine girmesi gerekir. Hatta sineğin küçücük cismindeki gözündeki bir hücreye girmesi lazım. Eğer maddi sebepler yaratma gücü varsa neticesinin yanında içindede bulunması gerekir. Sineğin iğne ucu gibi gözünde ve ayaklarında , göz ve ayaklarından daha küçük hücrelerin içinde sebeplerin bulunup usta gibi çalışması lazım düşünsene insanda ayak olması ve yaratılış kanunu başka olan bir yumurta sıvısından oluşan civcivde ayak olması sence bir Allahın olduğu fikrini vermiyor mu basit şuursuz,kudretsiz,ilimsiz atomlar zerreler bu kainattaki olayları seni ,senin dilini gözünü, kulağını, duymayan görmeyen tat almayan basit maddeler nasıl yapıyor
  12. Kindi

    Allahı neden göremiyoruz

    Kainatın oluşumu için 3 seçenek var 1-Kendi kendine olmuştur 2-Sebepler biraraya getirmiştir. 3-Tabiat yapmıştır. bunlar dışında başka bir madde bilmiyorum varsa söyleyiniz eğer bu üç maddenin kainatı oluşturamayacağı çökertilirse geriye bir şık kalıyor. Bu üç maddeyi çökertecek çok döküman var foruma yassam sayfalar yetmez. İlim irade kudret sahibi olan canlı olan bir varlık tarafından yaratıldığıdır.
  13. Kindi

    Allahı neden göremiyoruz

    anlatılmak istenen de bu zaten ama bu nasıl bir tanrı olmalı ayrı bir başlık konusu zeus mu , atlı karınca mı , Allah mı yoksa hayalet casper mi bu konuyu ayrı bir topikte tartışırız. Tanrı varsa onu görmek zorunda değiliz konusuda anlaşıldıysa problem yok demek
  14. Kindi

    Allahı neden göremiyoruz

    geta oyun da değil bulmaca da değil hakikatin ta kendisi ressam resmin içinde cismiyle bulunmaz ressamlık sıfatıyla vardır. Resimin içindekiler ressam berede biz ressamı göremiyoruz demeleri kadar saçmadır Allahı göremiyoruz itirazı Bu evren için kanun şartlarını koyan, o kanunlara dahil değildir. Sandalyeyi yapmak için çivi, tutkal, çekiç, tahta kullanan ustanın çivi, tutkal ve tahtadan oluştuğunu ya da çekiçle, testereyle oluşturulduğunu iddia etmek saçmalıktır. İki boyutlu bir karikatürün çizeri de iki boyutludur demek imkansızdır. Camı yapan ustanın cam gibi şeffaf olduğu söylenemez. Bunun gibi yaratılmış olan kâinatın ustasının da “yaratılmış” olması gerekmez. Buradan devam edelim lütfen cennet cehennem, cehennemde yanmak konularına gireceksen ayrı konu aç orada konuşalım bu mevzuları
  15. Kindi

    Allahı neden göremiyoruz

    yazıdaki anafikir sanat mı yoksa sanat değil mi değil , ayrı bir başlık konusu kainat sanat mı değil mi yazının anafikiri sanat olmasa bile kötü bir resimde bile berbat bir arabada bile eserin faili vardır. Bu fail ilmiyle vardır ustalığıyla vardır cismiyle yoktur.
×
×
  • Yeni Oluştur...