Jump to content

Genel Araştırma

'şiddet' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 11 sonuç bulundu

  1. Geriye doğru baktığımızda, şiddetin insanın soy ağacındaki derin köklerini görmemiz mümkün. Şiddet içeren ölüm vakaları birçok memelilerde cereyan eder, bilhassa primatlarda. İnsanlar da buna dahildir ancak kültür ve sosyal gelişim onu biraz uysallaştırmıştır. En azından cinayet, evrimsel geçmişimizin bize olan bir mirasıdır. İspanyol bilim adamlarının bilimsel dergi Nature´deki raporunda, insanlar arasındaki ölüm vakalarının oranı, diğer memelilerle soy ağacındaki yerimize göre kıyaslandığında, beklenilen seviyede. Elbette kültür ve insan toplumlarının sosyalleşmesi, içimizde var olan şiddet eğilimini etkiledi ve bizi eskiye nazaran günümüzde bir nebze olsa da uysallaştırdı. Kendi türünün içindeki ölümcül tartışmalar sadece insanlara özgü değil, bilakis diğer memelilerde de var. Primatlardaki grup içindeki saldırganlık ender sayılmaz, bazı türlerde çocuk öldürmeleri bile var. Yırtıcı havyanların kendilerine yabancı olan gruplardakileri öldürdükleri gibi, zararsız gözüken farelerin veya atların bile ara sıra kendi soydaşlarını öldürdükleri gözlemlenmektedir. Kaynak: https://www.nature.com/articles/nature19758
  2. Müslümanları en çok müslümanlar öldürüyor İslam tarihini ve Peygamberin hayatını adeta o tarihe bizatihi tanık olan biri gibi anlatan; heyecanlanan, duygulanan ve izleyenleri bir hikâyeci ustalığında o günlerle buluşturan ilahiyatçı ve yeni YÖK üyesi Prof.Dr. Nihat Hatipoğlu bir yazısında Müslümanların erken dönemde karşılaştığı sıkıntıları şöyle anlatır: “Peygamberliğin 2. yılından itibaren dozunu artırarak devam eden Mekkeli müşriklerin zulmü 4. yılda fiili işkenceye dönüştü. Hele inen 'Yakın akrabalarını uyar' ayetinden sonra amcası Ebu Leheb gibi insanların hakaretlerine de maruz kaldı… 7-9. senelerinde ise müşrikler ‘tecrit’ politikası sürdürerek Müslümanları boykot ettiler. Müslümanlar Mekke’nin içinde alışveriş yapamıyor, çoğu kez evlerinden çıkamıyorlardı. Yeterli gıda alamayan Müslüman çocukları Mekke’de can veriyorlardı.”[1] Dinleyici ve okur bu satırlarla birlikte “müşriklere” karşı haliyle öfke duyacak ve cemaat ruhu içerisinde ait olduğu toplumun “düşmanını” unutmayacaktır. Fakat burada durmalı ve şu soruyu sormalıyız: Gerçekten de o erken dönemde, asıl büyük acıları, büyük yaraları ve binlerce kişinin ölümü ile sonuçlanan olayları sahiden “din düşmanları” yani müşrikler mi, yoksa Müslümanlar mı çıkardı? Ya da şöyle soralım Müslümanları kitlesel halde katleden müşrikler mi yoksa yine “İslam Orduları” mıydı? Soruların cevabı önemli. Zira tarih hangi bilgilerle sunuluyorsa bugün ve gelecekte o bilgiler ışığında inşa ediliyor dahası okunan tarihe göre düşman yaratılıyor, dostlar ona göre belirleniyor ve tarihten bir ders alınacaksa o da belletilen bilgilerle oluyor. O halde tarihi bilgiler, hamasete, hikâyeye, masalsı dile başvurulmadan elden geldiğince tüm nesnelliği ile bugüne aktarılmalıdır. Söz konusu aktarım sonrasında okuyucu karar vermelidir dün yaşananlara ve elbet bugün çıkarılması gereken derslere. Sorumuz şuydu: İslam’ın erken dönemlerinde Müslümanlara asıl büyük acıları kim yaşattı? İzninizle cevaba geçelim. Bilindiği üzere İslam Peygamberi döneminde, Mekke ele geçirilene kadar küçük çaplı saldırı ve olayları bir kenara bırakırsak üç büyük harp yaşanmıştır. Bedir, Uhud ve Hendek savaşları olarak bilinen ve daha ilkokul çağlarından itibaren İslam tarihi yazınında başköşeye oturtulan bu savaşlarda sizce kaç Müslüman ölmüştür? Binler, on binler? Hayır, bu savaşlarda ölen Müslüman sayısı 100’ü bile bulmaz. Şöyle ki tarihi kayıtlara göre Bedir savaşında 14, Uhud’ta 73 ve Hendek savaşında da 8 Müslüman yaşamını kaybetmiştir. Denilebilir ki, Hendek savaşında Mekke cephesi 10 bin kişiyle Medine sınırına geldi lakin kuşatmayı yaramadığı için büyük kayıplar yaşanmadı. Bu itiraz elbette haklıdır. Fakat unutmamak lazım bu veri aynı zamanda Mekke cephesinin gücünü ve istenildiği takdirde karşılıklı büyük kıyımların da yaşanabileceği gerçeğini sunar bize. Ama tarihte böyle bir kıyım yaşanmamıştır! Peygamberlik döneminin 23 yıl olduğunu hatırlarsak, o dönemin “din düşmanlarından” bize kalan “büyük acılar” bunlardır işte. Geçelim şimdi Bedir, Uhud ve Hendek meydanından diğer meydanlara; örneğin Müslümanların karşı karşıya geldiği o büyük savaşlara.Tarih 656. Yer Basra. Savaşın bir cephesinde Peygamberin yakın arkadaşları Talha, Zübeyr ve Peygamberin eşi Aişe var; diğer cephedeki savaşçıların komutanı ise Halife Ali. Talha ve Zübeyr görünürde öldürülen halife Osman için bu savaşı verir. Kimi kaynaklara göre ise asıl sebep Talha ve Zübeyr’e verilmeyen valilikler diğer bir ifade ile iktidarın ortaklığıdır. Aişe’nin, Ali ile olan husumeti ise yeni değildir elbet! Savaş alanı hınca hınç doludur adeta. Öyle ki Ali kuvvetleri 20 bin kişidir; Talha, Zübeyr ve Aişe cephesinde ise 30 bin kişi vardır. Savaşın kayıpları da bu nispette o kadar yüksek olacaktır. Tarihi kayıtlar farklılık gösterse de Cemel ya da Basra savaşı sonucunda 10 ila 18 bin arasında değişen bir can kaybından bahsedilir. [2] Bir yıl sonrasında ise Suriye, Sıffın da ortalık adeta kan gölüne dönecektir. Bu savaşın tarihe iz bırakan katliam yüzü ise daha hazırlık safhasında kendini ortaya çıkaracaktır. Neredeyse bütün bir gençlik döneminde İslam’a karşı savaşan ancak Mekke’nin ele geçirilmesi ile Müslüman olabilen ve Müslüman olduktan sonrada iktidar koltuğundan hiç ayrılmayan Muaviye savaşın bir cephesinde yerini almıştır. Diğer Cephenin lideri ise yine Peygamberin damadı ve amcaoğlu da olan Halife Ali bin Ebu Talib’tir. Her iki cephedeki asker sayısı da yüz binlerle ifade edilir. Tabiri caizse “kıyamet gününü” andıran muharebe meydanında savaş 4 aya yakın bir süre devam eder. Sonuç ise korkunçtur. 70 bine yakın insan bu savaşta yaşamını kaybeder. Üstelik bu kan deryasından bir sonuçta çıkmaz! Zira Muaviye savaşı kaybedeceğini anladığı anda yakın adamlarından Amr b. el-Âs’ın teklifiyle mızrakların ucuna Kur’an sayfalarını taktırır ve “Kur’an aramızda hakem olsun” diyerek sözüm ona savaşı durdurmak ister. Din bu derecede “kullanılır” hale gelmiştir artık. En nihayetinde Ali safında karışıklıklar meydana gelir ve savaş bir neticeye ulaşmadan bitirilir. [3] Sadece 14 Müslüman’ın yaşamını kaybettiği Bedir savaşından on binlerce Müslüman’ın “din kardeşi” tarafından öldürüldüğü bir tarihe gelmiştir İslam dünyası. Üstelik daha aradan yarım yüzyıl bile geçmemiştir.! Bedir demişken, anılan savaşta Allah’ın melekleri aracılığıyla Müslümanlara yardım ettiği ile ilgili ayetler Kur’an da şöyle yer almıştır: “Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız”. (Ali İmran 123) Devamında 124. Ayette şöyledir: “Hani sen mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun”. Bir sonraki ayette şöyle devam eder: “Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder”.[4] Bir de Bedir’e dair şunu anımsamak lazım sanırım: Muaviye’nin ağabeyi, dedesi ve kimi yakınları Bedir savaşında, Mekke cephesinde yerini alır ve Müslümanlar tarafından öldürülür.! Özellikle Sıffın süreci ile birlikte Müslümanlar cephesinde ortaya çıkan bir diğer grup ise Haricilerdir. Savaş sonrasında hem Ali’ye hem de Muaviye’ye karşı savaşı göze alan Hariciler de bu dönemde büyük kayıplar verir. Örneğin Nehrevan savaşı olarak bilinen savaşta 3 bine yakın harici askeri, Ali ordusu tarafından öldürülür. Diğer taraftan Ali’yi suikastla öldüren de yine bir Harici’dir. Muaviye ve yakın adamı Amr b. el-Âs ise Haricilerin suikastlarından yara almadan kurtulur. Gelinen nokta kelimenin tam manasıyla korkunçtur artık. Peygamberlik dönemi boyunca (23 sene) müşrikler tarafından öldürülen Müslümanların sayısı ancak yüzler civarında iken, Peygamberin ölümünü takip eden ilk 30 yılda Müslümanlar arasında çıkan savaşlarda 80 bin insan can verir. Yazımızın başında sorduğumuz “Müslümanları kitlesel halde katleden müşrikler mi yoksa yine “İslam Orduları” mıydı” sorusu da bu veriler ışığında cevabını bulmuştur sanırım. Özellikle Mekke döneminde, Müslümanların yaşadığı kimi zorluklar ve acı olaylar sayfalar dolusu yazılıp radyo ve televizyonlarda saatlerce anlatılırken, on binlerce insanın yaşamını kaybettiği Sıffın ve Cemel gibi savaşlar sadece “fitne” ifadesi ile okunuyorsa, ne bize anlatılan bir tarih vardır ne de bugünün Müslümanlarının o tarihten alacağı bir ders. Nitekim yanı başımızda cereyan eden ve onbinlerce insanının yaşamını kaybetmesine neden olan Suriye istilasını bugünün egemen İslam dünyası destekliyor, bizatihi işgale katılıyor ve dünyanın en büyük nükleer silahlarına sahip olan ABD’yi Suriye’de daha çok kan dökmeye çağırıyorsa aslında ne Sıffın geride kalmıştır ne Cemel. Aydın Tonga Odatv.com
  3. Khan

    Erkek Cinayeti

    Hep erkek cinayeti haberleri mi okuyacaktık? https://www.mynet.com/unlu-sunucu-vatan-sasmaz-bir-otelde-olu-bulundu-116263-mymagazin
  4. Cihat gibi ulvi bir amaca aracı olarak anus genişletmeniz ve dolayısıyla livata yapmanız caizdir. "SÜNNETİN ASLANLARI" İSİMLİ BİR İNTERNET SİTESİNDE BİRİSİ ŞU SORUYU SORMUŞ: Aziz Şeyh, Allah size Şehitlik ve Cennette Siyah Gözlü Huriler Kısmet etsin. Ben (Canlı Bomba Olarak) Şeh adet Operasyonunu Hayata geçirmek istiyorum ve bu maksatla EBU DİMA EL KASSABA müracaat ettim. O Bana dedi ki: Yeni ve Misali görülmemiş bir operasyon düzenleyeceğiz. Patlatılacak Kapsülleri, İnsanın dübürüne (Arka Kısmına) yerleştiriyoruz. Bunu yapmadan önce bir müddet Arka kısımdan istifade etmek için izin vermelisin. Böylelikle bomba kapsülünün daha iyi yerleşmesi için genişlemesi rahat olacaktır. Benim sorum bundan ibarettir ki; Eğer maksadım Arka kısmımı, Dübürümü genişletmekle, Cihada hazır olmak ve niyetim şereflidir ise, Mücahit (arkadaşlarımdan) birisine arkamı genişletmek için kendimi yaptırabilir miyim? EL CEVAP: Prensipte Livata Haramdır ve Caiz değildir. Ancak Cihad daha vaciptir. Cihad islamın zirvesidir. Eğer Livata etmek İslamın bu zirvesine yetişmek için yegane yol ise bunu yapmakta hiç bir problem yoktur. Kural budur ki, Mecburiyet Haramı Helal eder. O şey ki, Vacip onunla olunur ise, O Vacibin özüdür. Cihad'tan üstün vazife yoktur. Bunu yaptıktan sonra Allah'tan bağışlanma dilemelisin. Bil ki Evladım, Allah Kıyamette Mücahitleri onların niyetlerine göre diriltir. Allah bilir ki, senin niyetin İslamı Müdafaa etmektir. Allah seni Onun sesine ses verenlerden karar kılsın. Bu da fetvanın videosu:
  5. Öfkeli bir çete Afgan kapital merkezi Kâbil'de bir kadını Kuran kopyasını yaktığı iddiası üzerine ölümüne dövdü ve bedenini ateşe verdi. Polis ve tanıklar öldürmenin 19 Mart'ta Şah Du Şamşira türbesi yakınlarında gerçekleştiğini söyledi, lokal raporlara göre. Bir görgü tanığı RFE/RL'in Radyo Özgür Afganistan'a "Biz bu olayı izliyorduk. O Kuran'ı yaktı" diye konuştu. "Bir sürü insan spot (olay yeri) etrafında toplandı," diye ekledi. "Onu yaktılar." Kâbil'in kriminal polis şefi, General Ferid Efzali, AFP haber ajansına verdiği demeçte kadının cesedinin daha sonra Kabil Nehrine atıldığını söyledi. Video: http://www.rferl.org/content/woman-killed-in-kabul-after-allegedly-burning-a-koran/26909733.html
  6. İki Suriyeli Arap, bîçare, zavallı eşeği tekmeleyerek uçurumdan aşağı atıyorlar. Bu iki değersiz bok parçasını öldürmek isterdim, TNT bombasını kıçlarına yapıştıracaksın ve fitili ateşleyeceksin! https://www.youtube.com/watch?v=2PoWFuCnLH4
  7. Levia

    Hukuk ve şiddet

    Merhabalar, Hukuk ve yasalar sizce güven duygusunu saglayabiliyor mu ? Bir insanin yasalara uymasi için ne gibi tedbirler alinmali ? Ben bu konuda gerçekten önleyiciligin temel objektif oldugu, ve cezalandirici veya intikamci yaklasimin tarih olmasi gerektigi, hapishanelerin artik bosaltilip kapatilmasi gerektigini ve yerine suç ve cinayetlerin cezlandirilma degil de yanlis ve hatalarin düzeltilmesi gerektigini düsünüyorum. Uzmanlarca psikolojik olarak kazanilmasi imkansiz olanlarin psikiyatrik ortamda toplumdan uzmanlar gözetiminde uzaklastirilmasi veya durumlarina göre gps bilezikle sinirli dolasma hakki taninmasi ancak yine kazanilmalarinin gerektigini düsünüyorum... Bu konuda da baska noktalarda oldugu gibi, muhtemelen bir çok kimsenin siddetle karsi çikabileceklerini tahmine ediyorum, çevremde de bu böyledir. Ancak hapishaneler cinayet okullari adeta, islah olup çikanlar pirinçde tas kadar az, ve eziyet ve öc almakdan baska hiç bir faydasi yok ! Oysa, örnegin birnine fiziki zarar veren kimsenin bunun tedavisi için tazminat ödemesi ve tüm masraflarini karsilamasi, veya hirsizlik yapanin hapsedilmemesi ve maddi ile manevi tazminat ödemesi gerektigini, tecavüz, adam öldürme gibi en sinir cinayetlerde ise psikiyatrik ortamda uzman gözetiminde kazanilmaya çalismasi taraftariyim. Topluma hizmet, islenen suçun düzeltilmesi ve zorunlu uzman egitimine katilma gibi yöntemlerin çok daha saglikli ve insani olacagini düsünüyorum, ya siz ? Sevi ve saygilar.
  8. Şeyh Gamal Kutup Mısır Zina Yasasını tartışıyor. MBC TV (Suudi Arabistan), 9 Haziran 2005. "Eğer bir koca karısını bir başkasıyla zina işlerken yakalarsa, sonuçta o onun kocasıdır... Koca dört tanık yerine geçebilir ve dört kez yemin edebilir, doğru söylediğini varsayarak. Herkesin söz ettiği eşitlik yokluğuna gelince (zina yapan eşlerini öldüren erkekler ve kadınlar arasında) bence bu iddialar haksızdır. Neden? Kocanın muaf olması ve cezasının cinayetten kötü davranışa düşürülmesi için öldürme olay yerinde gerçekleşmelidir. Bir kadın kocasını yakaladığı zaman bu imkânsız. Neden? Çünkü kocasıyla bulunan kişi onun ikinci karısı olabilir. Bu durumda, bu, zina teşkil etmez. Kadın onun dört karısının hepsini tanımıyor olabilir."
  9. Tecavüz, işkence etme ve öldürmeyle suçlanan bir Suudi hatip bildirildiğine göre "kan parası" ödemeyi kabul ettikten sonra gözaltından tahliye edildi. Fayhan el-Ghamdi, 2013'te 8 yıl hapis cezasına ve 800 kırbaca mahkûm edildi. Mahkeme ayrıca el-Ghamdi'ye eski karısına ve kızın annesine bir milyon riyal ($270,000) "kan parası" ödemesini emretti. Bazı raporlara göre, el-Ghamdi, kızının bekâretinden şüpheliydi ve ona bu yüzden işkence etti. Ghamdi'nin kızı ezilmiş bir kafatası, kırık sırt, kırık kaburga, kırık bir sol kol ve aşırı morarma ve yanıklar dahil olmak üzere çoklu yaralanmalara uğradı. Pek çok aktivist el-Ghamdi ömür boyu hapis cezası almadığı için hayal kırıklığına uğradılar. Bknz. http://www.independe...ey-8480440.html
  10. İslam'ın barışa en son katkıları Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. (Kuran, 48:29) 16 Mart 2014 Yetkililer Fulani Muslim çobanların 3 Hristiyan köye saldırdığını ve 100'den fazla sivili öldürdüğünü söylüyorlar. Binlerce hasır çatı kulübe kundaklandı. Son yıllarda Nijerya'nın Orta Kuşak genelinde ağırlıklı olarak Müslüman Fulani çobanları ile Hristiyan çiftçiler arasında toprak ve su rekabetinde binlerce insan öldürüldü. Geçen hafta 100'den fazla kişi komşu Katsina eyaletinde benzer saldırılarda öldürüldü. Chenshyi köyü muhtarı Nuhu Musa Pazar günü silahlı soyguncunun pastör'ün eşi ve çocukları da dahil olmak üzere 50'den fazla kişiyi öldürdüğünü söyledi. Nuhu Musa Kaduna eyaletinin güney kesiminde tüm köylerin yıkıldığını söyledi. Yerel yönetim başkan vekili Daniel Anyip üç köye Cuma gecesi yapılan ataklarda yaklaşık 100 kişinin öldürüldüğünü söyledi.
  11. Lord işini gizemli yollarla halleder. Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/2012/12/05/roderick-arrington-las-vegas-beaten-death-bible-homework-video_n_2245381.html
×
×
  • Yeni Oluştur...