Jump to content

Genel Araştırma

'akp' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 10 sonuç bulundu

  1. Geçtiğimiz günlerde AKP Fatih Gençlik Kolları Başkanı Tolgay Demir, gençlik kollarının sitesinde bir yazı yayımlayarak dünyanın yuvarlak olmadığını iddia ederek dünyanın düz olduğunu savunmuştu. Düz dünya zırvasından sonra şimdi de Müslüman yayınlar yapan İktibas adlı derginin kendi sitesinde "Dinozorlar uydurmadır" temalı bir yazı yayımlandı. Ancak yazıyı kaldırıp kaçmışlar. İktibas dergisinin dinozor yalanı isimli yazısını okumak isteyenler için şu linki vereyim: http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:http://www.iktibasdergisi.com/dinozor-yalani/ Yazıdan bir alıntı: "… dinozorlar hayâli mitolojik varlıklardır. Dünyâ’da hiç-bir zaman bulunmadıkları gibi, yaşadıkları söylenen “eski çağlar” diye bir çağ da hiç-bir zaman olmamıştır. Gösterimde olan dinozor şekilleri ise, ya plastik-merkezli üretilmiş rekonstrüksiyonlardır, yada genelde, kısa bir süre önce yaşamış olan bildiğimiz-tanıdığımız hayvanların kemikleridir." Son zamanlarda bu tarz acayip haberler geliyor gündeme. Yine birileri perde arkasında bir şeyler çeviriyor ama hadi bakalım.
  2. Ben kutuplaşmanın her türlüsüne karşıyım. Kendi komşumdan korkarak da yaşayabileceğimi sanmıyorum. Tabi bunu söylerken hükümeti eleştirmemeyi, siyasi ve dini konularda kişisel görüşünü ifade etmemeyi // kendi düşüncesini daima savunmamayı kast etmiyorum. Fakat abartılara ve korku/panik yaratan söylemlere karşı mesafeli olmamız gerek. Bir de insanların seçimine saygı duymamız gerek. Medya ve diğer araçlarla kandırılmış da olsalar, veya kömür yardımı vs. ile yine yanlış düşünmeye de sevk edilmiş olsalar, neticede son aşamada kararı kendileri alıyorlar. Bu böyle olmasa milletvekillerinin çoğu eğitimli kişilerdir. Onlar bile yeni anayasayı onaylıyorlarsa demek ki bir şeyler oluyordur. Bir de: - AKP Hitler demek değildir. Türkiye'nin öyle bir askeri gücü yoktur, kolay kolay da olmayacaktır. AKP ırkçı da değildir kimseyi sabun yapmazlar. - Şeriat ülkeleri vardır. Türkiye'nin bir İran'dan veya Sudi Arabistan'dan beter olacak hali yoktur. Çocukça bir şey, ama zaten tamamı görüntüdür. İranlı kadınlar da dışarıda örtünüp partilerde sırtı açık elbise filan giyerler. Sudi Arabistan'da ahlak polisi filan vardır. da millet yine de içkisini filan bir yerlerde bir şekilde içer. Ben eleştirmeyelim demiyorum. Da bu halk kitlesinin de hata yapma hakkı vardır. Hele ki inanarak / severek bu yolu seçmişlerse, gayet de mantıklıdır. Çocukların bile belli ölçüde hata yapma hakkı vardır. O yüzden kıyameti koparmaya da gerek yoktur. - Atatürk konusu da şöyle: Sovyetler birliği zamanında bütün eski/yeni ahitler toplanmıştır. Sonra bu devlet yıkılınca, insanlar yine kendi inançlarına / özgürlüklerine dönmüşlerdir. Yani mesele gayet de ciddidir. Ama halkın şu veya bu şekilde, bu durumu istemesi sorunu vardır. Kimse kimseden daha cahil de değil. istiyorsa seçim yapmıştır. sonucuyla da yüzleşir. Ben halkı (cahil de olsa) çocuk yerine koymaya inanmıyorum.
  3. Haber: Okmeydanı'nda sıcak saatler - Odatv.com Video: Polis Okmeydanında böyle ateş açtı. Ensonhaber yine kıç yalamaya devam ediyor.
  4. Kendi skandallarını örtbas etmek için sosyal medyayı erişime engelleyen Boşbakan'ın hesabını spamlayalım!
  5. Biz yıllardır diyoruz zaten. AKP ve kongregasyon emperyalizmin İslamizasyon politikası için kullandığı iki kukla örgüt. http://www.odatv.com...dedi-1101141200 Almanya’nın en ciddi siyasi dergilerinden Der Spiegel’in internet sayfasında Gülen hareketini yakından takip eden gazeteci Maximilian Popp, “Gülen Hareketi: Der Pate (Mafya babası)” başlıklı haberinde, Cemaat’in Almanya’da nasıl örgütlendiklerine değindi.
  6. not: ilk kez bu sitede bir forum konusu başlatmış oluyorum, eğer yanlış kategoride açmışsam, lütfen forum moderasyonu gereğini yapsın ve doğru yere taşısın siyasi partilere ve stk'lara "muhalefet dersleri" -imam hatipler yoluyla "karma eğitim" yavaş yavaş tarihe gömülüyor yerine "haremlik/selamlık eğitim" geliyor.. mevcut otorite(aqp) bu uygulamayı, ne islami açıdan, ne de siyasi açıdan asla savunamaz. savunmaya çalıştıkça ya dinden çıkar, ya da daha komik duruma düşer.. ya da daha kötüsü: iyice faşistleşerek bu uygulamaya karşı çıkanları -geçmişte de olduğu gibi- zindana atar işte bu yüzden korkmayanların sahiden korkmadığını göstermesi gerekiyor.. imam hatip liseleri, meslek liseleridir.. amacı imam yetiştirmek, camide hutbe okuyacak hocalar yetiştirmektir... islama göre kadınların imam olması mümkün değil.. camide cemaate hutbe okuması da mümkün değil.. kız çocuklarının imam hatiplere kaydının yapılması bile anlamsızdır.. bunu zaten yıllardır yazıyorum.. sözde muhafazakar ailelerin, kızlarını asla imam olamayacaklarını bildikleri halde imam hatip liselerine göndermesinin nedeni tamemen "ahlaki" kaygılardan dolayıdır.. daha da kötüsü, "nasıl olsa evlenecek gidecek, meslek edinmese de olur, namuslu kalsın yeter" < zihniyetidir bu.. çünkü onlara göre: karma eğitimde okuyan bir kız çocuğunun, ahlaklı/iffetli, namuslu kalması -"mümkün değildir" demeye dilim varmıyor- daha az olası'dır.. örneğin imam hatip mezunu ampülcü bakan Binali Yıldırım'ın, boğaziçi üniversitesinin bahçesinde, karma eğitime tanık olunca: "yoldan çıkacağımı sandım çok şaşırdım" demesi işte bu yüzdendir.. "kız çocuğu misafirdir" < klişesini besleyen ataerkil otoritenin, kız çocuklarına vereceği tek eğitim; "itaakar, iffetli(!) bir köle olma ve nihayetinde anne olma" eğitimidir.. bu kez yeni bir şey daha yapıyor aqp.. karma eğitimi, "haremlik/selamlık eğitime" dönüştürüyor.. imam hatip liselerinde zaten fiilen bu ayrımı yapıyorlardı fakat bu kez imam hatipli kızlara ayrı, imam hatipli erkeklere ayrı imam hatip liseleri açılıyor.. mevcut siyasi partilerin hiçbirinin umurunda değil bu durum.. çünkü onlar da aynı ataerkil aynı gelenekçi aynı ilkel zırvalarla mücadele etmekten korkuyor daha da kötüsü bazıları "takkiyecilik" yarışına girmiş zaten aqp'yle.. siyasi partiler için bir rant hesabı haline geldi bu zaten.. "biz sizden daha hoşgörülüyüz daha müslümanız" yarışı varken, siyasi partilerden medet ummak zaten hayalperest bir tutum olurdu bence.. yok eğer ben yanılıyorsam, hala bugün bile x parti "ben akp muhalifiyim" diyorsa yapması gereken şudur: "sıkıyorsa imam hatip mezunu kızlarımızı camilere imam olarak gönder de görelim" < diye meydan okuyabilmeleri gerekir.. bunu diyebilecek hiçbir siyasi parti yok Türkiye'de malesef.. çünkü bunu demek "takke düştü kel göründü" demektir.. bırakın siyasi partileri, medyanın bile bunu sorması çok mümkün değildir.. buna karşılık otoritenin tavrı "siz zaten dinsizsiniz bilmezsiniz tabi, kızlar imam olamaz dinimize göre" gibi birşey olursa o zaman kızlara "neden asla edinemeyecekleri bir meslek öğretildiği" sorulur.. girilecek polemiğin nihayetinde karma eğitim gören kızları ve ailelerini ya bölecekler, ya ötekileştirecekler ya da ahlaki göndermeler falan yaparak onları aşağılayacaklardır.. her halükarda takke düşmüş olacaktır.. (böyle ders verdi murat-tlv) konuyla ilgili haber için bknz: http://www.odatv.com/n.php?n=imame-hatibe-liseleri-geliyor-1907131200
  7. katalan

    Tehlike çok büyük!

    Aşağıdaki yazı, 14 Şubat 2008 tarihinde yazılmıştır. Alıntı yaptığım yazıyı yazan kişi büyük adammış ve geleceğe yönelik çok ciddi bir uyarı yapmış. Buyurun okuyun. Kimin yazdığı ise yazıdan çok daha çarpıcı. Tehlike çok büyük! Başbakan’ın Salı günü gerçekleşen grup toplantısında yandaşlarına yaptığı konuşma tek kelimeyle muhteşemdi! Tam bir demokrasi dersi verdi... Verdi ve kendi gibi düşünmeyenleri özellikle “kendisiyle aynı fikirleri” paylaşmayan bizim gibi medya mensuplarını yerden yere vurdu. Haklı! Bir ülkede, bir gazeteci nasıl olur da “o ülkenin bilge başbakanı” gibi düşünmez. Bizler kimiz ki! Hepimiz birer “paçavrayız”. Oysa Erdoğan, tek kelimeyle Fransızlar’ın Kanuni için söylediği sıfata layık biri; “magnifique”... Bu arada Başbakan Vatan Gazetesi’nin “hoşgeldin KAOS” manşetinden de çok etkilenmiş. Manşete de kızgınlığını ifade etti ve adeta çağladı; “KAOS sizin kafanızda”. Sevgili dostlar, artık işin dozu kaçtı. Belki farkındasınız, belki değilsiniz ama “sistem artık” demokrasiden “faşizme” doğru kayıyor. Özellikle AKP, MHP “işbirliği” içinde gittiğimiz “güzel yol” da işe ayrı bir “anlam ve güzellik” katıyor... Faşizm deyince “yanlış” anlamayın ve lütfen geçmişten getirdiğimiz “tortular” ile taraflı düşünmeyin. Faşizm bir terim ve kimsenin fikrini söyleyemediği, istediği gibi hareket edemediği, her şeye hakim olan tek bir gücün, tek bir ideolojinin “diğer” olanı ezdiği yapının adı... Bu sistemin dünya tarihinde “en noktaları” test etmişleri var. Örneğin; Hitler Almanya’sı... Peki Türkiye’nin içine girdiği yolu “Hitler Almanya’sına” benzetmek, sistemleri “aynı terim ile” sınıflamak haksızlık “değil mi? Detay da tam burada gizli... Türkiye’nin içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı “nokta”. Görünüşte dağlar kadar fark var ama “başlangıç noktaları ve gelişimleri” itibariyle aynı. İçimizi rahatlatacak tek bir büyük fark var; Hitler Almanya’sında “ordu” lidere itaat ediyordu, bağlıydı. Bizde “diktatör” olma yolunda ilerleyen arkadaşlara “ordunun destek olması hatta sempati” duyması mümkün değil... Bu fark da Atatürk’ün büyüklüğünden, Taha Akyol katılmasa-olmadığını iddia etse bile, Atatürkçü düşünce sisteminin-doktrininin kurduğu yapının, “demokrasi” odaklı yapılanmasından geliyor. Atatürk devrimlerine bağlı bir sistem içinde “diktatör” denebilecek haşerelerin, “silahlı bir ordu gücünü arkalarına almaları” mümkün değil. Sistemin ‘DNA’sı buna izin vermiyor... Burada da devreye “Çavuşesku modeli” giriyor; kendine bağlı “ideolojik” dinamikler ile motive edilmiş “polis” gücü oluşturmak... Sonuç: Konuyu fazla uzatmayacağım. Türkiye adına “çok ama çok endişeliyim”. Benim ve benim gibi “ideolojik olmayan” ortalama Türk vatandaşlarının, gidecek başka yerimiz yok... İçine girdiğimiz yol, her kurumun başına ve kadrolarına “bizden” mantığıyla atama yapılması, her yeri kontrol edelim çabası, 1923’te döşenen raydan “makas atlatma denemeleri” ve en vahimi bunları eleştiren basın kuruluşlarına ve mensuplarına “ağız dolusu” hırslı saldırılar; hedefin “ne” olduğunu net olarak gösteriyor... Sevgili dostlarım, bu ülke bizim. Bu ülke “Cumhuriyet çocuklarının” . Bu ülke “muasır bir medeniyet olmak” isteyen her Türk vatandaşının... Ülkemize sahip çıkalım, çok ama çok geç olmadan... Son söz: Sizlere Hitler Almanya’sı döneminde yazılmış bir pasajdan alıntı aktarmak istiyorum; “... ilk önce müzisyenler için geldiler, müzisyen değildim, ses çıkarmadım. Sonra öğretmenler için geldiler, onlardan değildim, sesimi kıstım. Sonra politikacılar için geldiler, onlardan da değildim, yine görmedim, duymadım. Sonra Yahudiler için geldiler, zaten Yahudi değildim, hiç ilgilenmedim... En son benim için geldiler ama ses çıkaracak kimse kalmamıştı...” Gidişatımız aynıdır. Bugün “oh Başbakan basına çattı, başbakan gibi düşünmesem bile, bu sefer iyi oldu” demeyin... Sizin için geldiklerinde “ses çıkaracak” kimse kalmayabilir... Tehlike çok ama çok büyük! http://haber.gazetevatan.com/Haber/161931/1/Gundem
  8. Başlık konusundaki tahminimin çok net olması nedeniyle detaya girmeyeceğim burada yalnızca süre tahmini yapacağım. Liberallerin "yandım anam" diyerek kalktığı kucağa oturan ve faşizmin bir ölçüde destekçisi olan BDP'liler acı gerçekle en fazla 1.5 yıl içinde karşılaşacaktır. Bugün işlenen suçlara ortaktırlar.
  9. Günlük gazetelerin internet haberlerinde AKP ile ilgili haberlerde en cok dikkatimi ceken AKP ile ilgili yapilan yorumlara katilim degerleri, yandas ve resmen AKP güdümlü gazetelerde bile AKP aleyhine oylar %80-%85 civarinda. Asagidaki sadece Milliyet'ten bir örnek dikkat edenler varsa genelde bu sekilde oldugunu görmustur. Acaba bu yazidan sonra bu konudada gazatelere baski yapar mi AKP? Bu isi nasil degerlendirmek lazim; Internete girenlerin %85'i ki en azindan belli bir egitim ve gelir seviyesi sahibi denilebilir bir kitle sanirim bu AKP karsitidir, dersek yanlis mi olur. Bu kisiler girmeyenlere göre azinlikta oldugu icin mi AKP % 49 oylara ulasabilmektedir? Bu secimde benim tahminin %20 civarini zor görür yaniliyor muyum? Secimlere hile karistigini düsünen yalnizca benmiyim, eski usul elle sayilsa degisen bir sey olur mu?
  10. “AKP – PKK MUTABAKAT METNİ” Üç paragraflık giriş ve 9 maddeden oluşan iş bu mutabakat metni, taraflar arasında arabuluculuk yapan HD ( Hakem Devlet) temsilcileri tarafından, taraflar adına imza altına alınmış ve aslı HD merkezinde arşive alınmıştır. Türkiye ve PKK temsilcileri arasında yapılan görüşmelerde mutabakata varılan hususlar: Yaşanan çatışmalı sürecin Türkiye'de şiddet, can ve mal kaybına neden olduğu gerçeğinden ve kalıcı barış, güvenlik, uzlaşı ihtiyacından hareketle; taraflar Oslo toplantıları sürecinin devamı konusunda hem fikirdirler. Taraflar, demokrasi, insan hakları ve evrensel hukuk ilkeleri temelinde Kürt sorununun çözümünde diyalog ve müzakere yolunun esas alınması konusunda görüş birliğine ulaşmış ve bir an evvel müzakerelere başlamanın gerekliliğine inanmaktadırlar. Oslo sürecinin başlangıcından bugüne dek yürütülen çalışmalar ve atılan olumlu adımlar, Kürt sorununun siyaset zemininde ve kamuoyu nezdinde tartışılabilir hale gelmesine ciddi katkı sağlamıştır. Üzerinde mutabakata varılan hususlar: 1-) Taraflar, süregelen Oslo ve İmralı süreci bağlamında Kürt sorununun çözümü konusundaki kararlılıklarını koruduklarını bir kez daha belirtmişlerdir. 2-) Taraflar, bu güne kadar Oslo ve İmralı süreçlerinde vurgulanan Kürt sorununun kalıcı çözümüne yönelik temasların sürdürülmesi ve yürütülecek çalışmaların Anayasal ve yasal çerçevede sonuçlandırılmasının esas alınmasının gerekliliği konusunda varılan mutabakatları teyit ederler. 3- ) Taraflar, 10 Mayıs 2011 de İmralı'da yapılan görüşmede Sayın Öcalan tarafından sunulan, "Türkiye'de Temel Toplumsal Sorunların Demokratik Çözüm İlkeleri Taslağı", "Türkiye'de Devlet ve Toplum İlişkilerinde Adil Barış İlkeleri Taslağı" ve "Kürt Sorununun Demokratik Çözüm ve Adil Barışı İçin Eylem Planı Öneri Taslağı" adı altındaki taslaklar konusunda, en geç Haziranın ilk haftasına kadar görüş ve önerilerini sunarlar. Kürt tarafı, sözü edilen taslakları memnuniyetle karşılar, prensip ve ilkesel olarak kabul eder. 4- ) Taraflar, ayni süre içinde yukarıda adı geçen taslaklarda zikredilen Anayasa Konseyi, Barış Konseyi, Hakikat ve Adalet Komisyonu için isim düzeyinde çalışma yaparlar ve netleştirdikleri isim önerilerini sunarlar. 5-) Türk tarafı, seçimlerden sonra en kısa zamanda Örgütü temsilen iki kişinin Sayın Öcalan'ı ziyaret etmesi, yukarıda adı geçen konsey ve komisyonlar kurulduktan sonra, birer alt komisyonlarının da Sayın Öcalan'la ilişkilendirilmesini taahhüt eder. 6-) Kürt halkının siyasi ve legal temsilcileri, basın yayın organları ve çalışanlarına yönelik uygulanan baskı, tutuklama ve çalışmalarını engelleme vb. yönelimlere son verilmesi ve KCK adı altında gerçekleşen siyasi operasyonlarda tutuklananların serbest bırakılması sürecin yumuşatılması ve çözüm yönünde ilerlemesi için önemli bir adım olacaktır. Bu çerçevede Türk tarafı ilk adım olarak Newroz ve sonrasında tutuklanan Kürt siyasetçileri bırakmayı taahhüt eder. 7- ) Taraflar, seçimlerin güvenli bir ortamda geçmesi ve ortamın normalleşmesi için, en üst düzeyde kamuoyuna açık çağrı yapacaklardır. 8- ) Kürt sorununun nihai çözümünün, ancak çatışmasızlık zemininde gerçekleşebileceğinden hareketle tüm askeri, siyasi ve diplomatik operasyonların ve eylemlerin durdurulması ve uygun tedbirlerin karşılıklı geliştirilmesi esastır. Bu çerçevede taraflar, 15 Hazirana 2011'e kadar her türlü operasyon ve askeri eylemlerini durdururlar. 9-) Taraflar, müzakereleri derinleştirmek ve gündemdeki konuları tartışmak üzere hazırlıklarını yaparak 2011-Haziran ayının ikinci yarısında bir araya gelmeyi kararlaştırmışlardır.
×
×
  • Yeni Oluştur...