Jump to content

Hasan Akçay

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.306
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

4 Takipçiler

Güncel Profil Ziyaretleri

4.173 profil görüntüleme
  1. Hasan Akçay

    Belki de bu sitedeki en doğru ve en mantıklı açıklamalar bu linkte

    d) Evin reisi erkek olsun. İşte bu durumda ailenin huzur ve mutluluğu sağlanmış olur. Çünkü bir evde sözü dinlenen bir büyük, bir reis olmazsa o ailede anarşi kol gezer. Böyle sözü dinlenir bir büyüğün BÜYÜK çoğunlukla ancak erkelerden olabilirliği herkesin bildiği bir realitedir. Çocukların -yüzde doksanın üzerinde bir oranda- anneden ziyade babadan çekindikleri, onun sözünü daha fazla dinledikleri gerçeği, gün gibi ortadadır. Bunlar, balon gibi, havada kalmış iddialar. Örneğin ailede BÜYÜK çoğunlukla erkeğin sözü dinlenir olduğu herkesin bildiği bir realitedir iddiası... Tam olarak kaçta kaç çoğunlukla öyledir, iddianın sahibi bunu belirtememiş çünkü KENDiSi bilmiyor; bilse belirtirdi. Herkesin bildiği bir realitedir... Kendi adına konuşsun iddianın sahibi, herkesin adına konuşmasın, örneğin benim adıma konuşmasın; ben öyle bir realite bilmiyorum. Atmayın, yok öyle bi realite. Çocukların -yüzde doksanın üzerinde bir oranda- anneden ziyade babadan çekindikleri... Yüzde doksan oranını kimin yaptığı hangi araştırma ortaya koymuş? Kaldı ki çocuklar babadan çekinse bile, baba kaba gücün sahibidir, korktukları için itaat ederler ve ilk fırsatta büyük bir zevkla itiraz ederler. Anne ise sağ duyudur, temkindir, sevgidir; çocuklar ona içten bağlanıp GÖNÜLDEN itaat ederler. En önemlisi çocukların ailede erkeğe itaat edecek olması erkeklerin kadınlar üzerinde yönetici ve koruyup gözetici olmasının bahanesi yapılamaz. “Allah'ın kimini kimine üstün kılması ve mallarından yaptıkları harcamalar sebebiyle, erkekler kadınlar üzerinde yönetici ve koruyup gözeticidirler. Saliha kadınlar ise itaatkârdırlar; Allah kendilerini nasıl korudu ise, onlar da kocalarının yokluğunda onların hukukunu korurlar…”(Nisa, 4/34). Doğru bi meal değil bu. Çünkü meal dediğin ASLI GiBiDiR ya da en azından aslı gibidir iddiasını taşır; bu meal Arapça metinden kopup gitmiş.
  2. Hasan Akçay

    İslam’ın karanlık başlangıcına bir bakış

    Kelimelerdeki sesler değişince anlam da değişiyorsa sorun var demektir; o ses değişimi hoş görülmez, hoş görülemez. Örneğin lehçe farkı hoş görülse bile anlamca beyt başkadır, meyt başka; beyt "ev"dir, meyt (مَيِِّتٌ) ölü; "beyt"e meyyt denilmesi hoş görülemez. Ama sesler değiştiği halde anlam aynı kalıyorsa sorun yoktur; o da olur bu da olur denip hoş görülür. örneğin Bekke de olur Mekke de çünkü ikisi de aynı yer. 3:96'ın Mekke dediği yere 48:24'ün Bekke demesi sorun edilmemiş o yüzden. Oldukları gibi bırakılmış olmaları bunu gösteriyor.
  3. Hasan Akçay

    İslam’ın karanlık başlangıcına bir bakış

    Konuşan Türkmüş, Arapmış, İngilizmiş... hiç fark etmez, konuşmakta olduğu dil Türkçeymiş, Arapçaymış, İngilizceymiş... hiç farketmez M ve B seslerininin çıkakları aynıdır. M sesini çıkarmak için Türk te alt ve üst dudaklarıni birleştirip hemen ayırır, Arap ta, İngiliz de. B sesini çıkarmak için Türk te alt ve üst dudaklarını birleştirip hemen ayırır, Arap ta, İngiliz de. Mekke o yüzden Bekke oluverir, tıpkı Yerh nasıl Werh oluyorsa. Çünkü Y ile W (yuvarlak V) de çıkakları birbirine yakın olan sesler; yılı oluşturan "ay"ların her birine, o yüzden, Muhammed nebiden önce ve Muhammed nebi zamanında kuzeyli Araplar YERH diyordu, güneyli Araplar Werh. Arkeolojik bulgular bunu gösteriyor. Ateistforumda o bulguların linkini verdim.
  4. Hasan Akçay

    İslam’ın karanlık başlangıcına bir bakış

    Müzakereyi kişiselliğe götüren bir tavır bu sizin tavrınız, kullandığınız dilin üslubu ise meydan okuyan, kavgaya çağıran bir üslub; benim sizinle işim olmaz kardeşim. Kayıkçı kavgası yapmak için değil dostça görüş alıp vermek için giriyorum ben foruma.
  5. Hasan Akçay

    İslam’ın karanlık başlangıcına bir bakış

    Sesbilimi bütün dilleri kapsar, lütfen filoloji okumuş birine sorun. Kişinin bir şeyi bilmemesi ayıp değil, bilmediğinin ayırdında olması ve sorup öğrenmesi de ayıp değil ama bilmediğinin AYIRDINDA olmaması ve o aymazlığın içinde ahkam kesmesi? Lütfen.
  6. Hasan Akçay

    İslam’ın karanlık başlangıcına bir bakış

    Hayır yalnızca Türkçeye özgü değildir, çıkakları birbirine yakın olan seslerin birbirinin yerine geçmesi bütün dilleri bağlayan bi kuraldır ve sesbiliminin bu kuralı İngilizceyi ve Arapçayı da bağladığına göre bu dilleri konuşanların içinde M yerine B diyenler vardır ama benim aklıma şu anda bi örnek gelmiyor, özür dilerim. Münafıkların Muhammed nebiye ata'nâ diyormuş gibi yapıp aseynâ dedikleri 2:93'ten anlaşılıyor. T ve S seslerinin aynı çıkaktan gelmesini kötüye kullanmışlar zira bu iki kelimenin at'anâ olanı itaat etmiş durumdayız demek, aseyna olanı ise isyan etmiş durumdayız. Bildiğim kadarıyla bizim kültürümüzdeki "ortaoyun"larda İsmail Dümbüllü gibi pirler aynı çıkaklı ya da birbirine yakın çıkaklı kelimeleri gülmece unsuru olarak kullanıyorlar; aynı gülmece unsuru elbet İngilizce oyunlar için de geçerlidir, örneğin Bernard Shaw'un "Çiçekçi Kız"ı için (My Fair Lady).
  7. Hasan Akçay

    İyiler Mutlaka Kazanır

    "Yani siz eğer bir muhsan kadınla nikahlı olmaya parasal olarak güç yetiremiyorsanız o zaman sağ elin sahip olduğu, yani savaşta esir edilmiş kölelerden ücretini ödeyerek faydalanacaksınız" diyen democrassian'ı "Nisa 25 faydalanın demiyor, inkihû- eş alın diyor" diye ikaz etmiştim. Democrassian'ın ikaza cevabı bu. Yani democrassian'a göre "mâ meleket eymân"ı KENDiNiZE zevce yapacaksınız, onlardan ZEVCENiZ olarak faydalanacaksınız. Oysa democrassian'ın köleler dediği o meleket eymân SiZiN KENDi "meleket eymân"ınızdır. Onları SiZ nikahınızın altına alamazsınız, başkaları nikahlarının altına alacak siz ailelerinin izni ile. Nisâ 25: Muhsan mümineleri nikahları altına almaya güç yetiremeyenlerinize SiZiN mâ meleket eymânınız olan genç kızlarınız var; o halde (ey yoksullar), ailelerinin izni ile eş alın onları -fe inkihû hunne bi izni ehl ihinn. Lütfen bakınız: https://free-minds.org/forum/index.php?topic=13789.180
  8. Hasan Akçay

    İslam’ın karanlık başlangıcına bir bakış

    Ayrıca şu makalkeleri de okumak lazım: David King'in "From Petra back to Makka -From Pibla back to Qibla"sı (http://www.muslimheritage.com/article/from-petra-back-to-makka), Dan Gibson'ın "Resonse to David King"i (https://www.researchgate.net/publication/321708416_Response_to_David_King _with_attached_article_from_httpmuslimheritagecomarticlefrom-petra-back-to-makka _It_basically_argues_that_Dr_King_did_not_challenge_the_my_data_nor_my_research_but_simply_denies_)
  9. Hasan Akçay

    İslam’ın karanlık başlangıcına bir bakış

    Kendi adıma söyleyeyim, islamın doğduğu yer Petra'ymış ya da bugün Mekke denen yermiş, farketmez; islamın doğduğu yer Petra da olsa Kuran'a imanın aynen devam eder ama Petra idi iddiası ciddidir, ciddi kanıtlar gerektirir. Şimdilik öyle bi kanıt yok. Örneğin Dan Gibson'ın kanıt diye önümüze sürdüğü şeyler aslında yalnızca birer VARSAYIM. Varsayımdan kanıt olmaz. Petra Belgeseli 1:22:33'te Dan Gibson'ın şu söylediklerine bakar mısınız: * Çok eskiden islamın Kutsal şehrinden söz edilkirken Bekke denirdi. Bekke = ağlayış Ben bu kelimenin Petra şehri için kullanıldığına inanıyorum çünkü sayısız deprem Petra'da pek çok can almıştı. İbni Zübeyr "karataş"ı Mekke'ye taşıdıktan sonra katiplerin yapacağı küçük bir değişiklik gerekli düzeltmeyi sağlayacaktı. بكة Arapçada Bekke kelimesi işte böyle yazılır. Ama baştaki ب (b) harfini م (mim) harfine çevirmek çok kolay. (Gösteriyor). Tekrar izleyin, işte hepsi bu kadar. Okuyanların farkı anlaması tamamen imkansızdı. Acaba Abbasi katipler Kuran'da eskiden بكة olan yerleri düzeltip مكة yapmış olabilirler mi? * "Acaba"lı bir VARSAYIM kanıt olamaz ama kanıt olan bir fonetik gerçeği var, o da şuıdur: B ve M sesleri aynı "çıkak"lıdır yani her iki ses te alt ve üst dudaklar birbirine hafifçe dokundurulup hemen uzaklaştırılarak çıkarılır, o yüzden M yerine B de der insanlar; örneğin "Men menem men Kerkük'lüyem" diyen biri pek âlâ "Ben benim ben Kerkük'lüyüm" de der. Kısacası 3:96'daki Bekke pek âlâ "Mekke"dir aslında, hiç farketmez.
  10. Hasan Akçay

    İyiler Mutlaka Kazanır

    AKIL sahibisiniz siz, aklınıza inanın demiştim, siz ı-ıh ille de 40 kişinin yorumu diyorsunuz yani aklınız mı 40 kişinin yorumu mu, tercihinizi yapmışsınız; artık bana bişey demek düşmez.
  11. Hasan Akçay

    İyiler Mutlaka Kazanır

    Merhaba eskimez dost. Benim gördüğüm Hasan Akçay gelince bir hareket bir hareket ve ben burası hep cıvıl cıvıl olsun istiyorum; görüşler alınıp görüşler verilsin ama dostça, gönül kırmadan. Olamaz mı?
  12. Hasan Akçay

    İyiler Mutlaka Kazanır

    Sorduğum soruyu cevaplarsanız göreceksiniz, bunları yazmanızın lüzumu yok. ..ilgili ayette (Mâide 38) faktaû eydiyehumâ deniyor yani o ikisinin 3, 4, 5, 6... elini kesin. AKLI yerinde olan insan ne der buna, burda geçen el eldir der mi yani işleyen AKIL için nedir bu el? Lütfen cevap verin.
  13. Hasan Akçay

    İyiler Mutlaka Kazanır

    Hayır, Nisa 25 faydalanın demiyor, eş alın diyor -inkihû; eş almak ne ise onu yapacaksınız. O halde eş alın onları ailelerinin izni ile -fe inkihû hunne bi izni ehlihinn.
  14. Hasan Akçay

    İyiler Mutlaka Kazanır

    Hayır, AKIL olmadan bu ceza tatbik edilemez; örneğin ilgili ayette (Mâide 38) faktaû eydiyehumâ deniyor yani o ikisinin 3, 4, 5, 6... elini kesin. AKLI yerinde olan insan ne der buna, burda geçen el eldir der mi yani işleyen AKIL için nedir bu el?
  15. Hasan Akçay

    İyiler Mutlaka Kazanır

    Bununla nikah altına alınmış, korunmuş anlamı kastedilmektedir. Hayır, muhsan nikah altına alınMAmış ta olabilir örneğin Hz Meryem nikah altında değildi ama korunmuş biriydi yani muhsan -ahsenet fercehâ (21:91). Bütün mu'minler, ister erkek olsunlar ister kadın ve ister evli olsunlar ister bekar, ırzlarını koruyanlardır -ellezînehum li furûcihim hâfizûn (23:5). Verdiğim linke bakarsanız göreceksiniz muhsanât, ırzları kendileri tarafından korunan kadınlardır (self-protecting), ma meleket eymân ise SiZiN korumanız altında olanlar. Onlara talip olanlar o yüzden siz ailelerinin izniyle eş alacaklar onları -bi izni ehlihinn (4:25).
×