Jump to content

Hasan Akçay

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.107
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

4 Takipçiler

Hasan Akçay Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

2.939 profil görüntüleme
  1. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Lütfen yeni bir başlık açın, orada müzakere edelim bunu; müzakereye ben de katılayım inşallah.
  2. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Bu ayetlerde sözü edilen yetimler "mallar"ı olan yetimlerdir; ayetleri buna göre okumak gerekir. Yani üzerinde durulan konu gerçekten yetimlerin "mallar"ı olmalıdır, erkeklerin uçkuru değil. Nisâ 2: Ve yetimlere "mallar"ını verin –ve étûl yetémé "emvâl"ehum. Pisi temizin yerine koyup değiştirmeyin ve onların mallarını kendi mallarınızla yemeyin, büyük günahtır bu. Nisâ 3: Ve yetimlerin haklarını koruyamıycanızdan endişe ettiyseniz NiKAHLAYIN size yetki veren kadınları ikişer ikişer üçer üçer, dörder dörder ama yalnızca birini, eğer adil olamıycanızdan endişeliyseniz, ya da yeminleriniz kime malikse onları. Darlığa düşmemeniz için uygun olan budur. Nisâ 4: Ve kadınların sadakalardan oluşan mallarını kendilerine karşılık beklemeden verin ama ondan bişeyleri kendileri size bırakırlarsa işte çekinmeden, afiyetle onu yiyin.
  3. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Bilemiyorsan, salak ta değilsen müzakereye karışmazsın. Yazılarını artık okumayacağım.
  4. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    4:3'te çok eşlilik caiz kılınıyor mu konumuz budur; yan konular için yeni başlıklar açın, yan konular o başlıklar altında müzakere edilsin; buradan yan konulara sapıp ta buranın konusunu boğuntuya getirmeyin. Bir de rica ediyorum, görüş alıp verelim, laf dalaşına razı değilim ben. Aynı fiil neden Nisâ 4'te BIRAKTILAR olup duruken Nisâ 3'te HOŞUNUZA GiDEN olur? Konumuz budur, bu sorunun cevabını çeviri programı vermez, siz vereceksiniz. Laf dalaşı hinliği etmeden. * Böyle sürdürecekseniz yazılarınızı okumam.
  5. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Yalan mıydın Yaşar? Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar Karakol (Nisâ 4) in TIBNE lekum an şey'in mihu: size ondan bir şey BAĞIŞLALAR ise (Diyanet, E Yüksel, E H Yazır...) bir kısmını size BIRAKIRLAR ise (M İslamoğlu) birazını size SUNMUŞLAR ise (Y N Öztürk) bağışladıar ise, bıraktılar ise, sundular ise. Yaşar karakolda (Nisâ 4'te) bunu söyler; doğru söyler. Amma... mahkemede (4:3'te) mâ TÂBE lekum min en-nisâ HOŞUNUZA GiDEN kadınlar (democrassian). Aynı fiil karakolda neden BIRAKMAK oluyor da mahkemede HOŞUNUZA GiTMEK oluyor Yaşar? * Pazardan karpuz almıyorsun, Yaşar. Kadınlar karpuz değildir. Tınnn tınnn tınnn. I-ıh bu hoşuma gitmedi, almıyayım; Pat pat. Hah bu hoşuma gitti, alıyorum... diyemezsin. Kadınlar insandır tıpkı senin gibi. Duyguları vardır, düşünceleri, beğenileri, itici buldukları... Sen benim HOŞUMA GiTMEDiN deyiverirler, napıcaksın Yaşar? SEN onların hoşuna gideceksin, önemli olan budur ve bunun çarşızı pazarı, eğip bükmesi olmaz. * Ayetteki NIHLEH kelimesine dikkat, tıpkı ARILAR gibi demek. Hani bal yapıp kütüklerin içine, kaya oyuklarına BIRAKIRLAR ya karşılık beklemeden. Sen de yetimleri himaye eden bir insan olarak karşılık beklemeden GERi VERECEKSiN yaşına eren kadınların mallarını çünkü kadınların kendi malları onlar, hangi yüzle karşılık beklersin? Hoşunuza giden kadınlar...mış, karpuz alıyormuş yaşar. AKIL izan, tutarlılık ta neymiş. Yaşar bu.
  6. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    4:3'teki "nkhlayın"ı EŞ ALIN diye çarpıtıp minareyi çalmışlar bi kere, "mâ TÂBE lekum min en nisâ"ya HOŞUNUZA GiDEN kadınlar demeleri yetmez, ayetlerdeki bütün kelimeleri çarpıtmak zorundalar artık çünkü minareye kılıf uyduracaklar. Örneğin 4:4'teki SADUKÂT. SADAKALAR demek sadukât: yetim kızlara verilen sadakalar yani onların kendi malları. Yetim kızlarınız büyüyüp kadın olduklarında mallarını geri verip özgür bırakacaksınız onları çünkü kendi ayaklarının üzerinde durabilecek "rüşd"e ulaştıklarını gördünüz (4:6). Malları var, ekonomik olarak ta kendi ayaklarının üzerinde durabilirler artık, size mecbur değiller; sizin ikinci, üçüncü, dördüncü... eşiniz olmaya mahkum değiller; talipleri çıktığında her biri hangi talibini severse ona varacak. Size ne? O arada "Bir babalık daha yap, beni evlendir" dediler ise yani size yetki VERDiLER ise taliplerini araştıracaksınız, uygun bulursanız "Veridm gitti!" dyeceksiniz, o kadar. Size düşen bu. Ama 4:4'ün meallerine bakın, "sadukât"ihinn kadınların "mehirler"i olup çıkıvermiş şapkadan tavşan çıkar gibi. Çünkü "nkhlayın"ı EŞ ALIN diye çarpıtarak minareyi çaldılar bi kere, eş alacaklar kadınları ve bunun için mehir vermek zorundalar, kadınların "sadukât"ı kadınları "mehirler"i olmak zorunda.
  7. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Yalan mıydın Yaşar? Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar Karakol (Nisâ 4) in TIBNE lekum an şey'in mihu: size ondan bir şey BAĞIŞLALAR ise (Diyanet, E Yüksel, E H Yazır...) bir kısmını size BIRAKIRLAR ise (M İslamoğlu) birazını size SUNMUŞLAR ise (Y N Öztürk) bağışladıar ise, bıraktılar ise, sundular ise. Yaşar karakolda (Nisâ 4'te) bunu söyler; doğru söyler. Amma... mahkemede (4:3'te) mâ TÂBE lekum min en-nisâ HOŞUNUZA GiDEN kadınlar (democrassian) Aynı fiil karakolda neden BIRAKMAK oluyor da mahkemede HOŞUNUZA GiTMEK oluyor Yaşar? * Pazardan karpuz almıyorsun, Yaşar. Kadınlar karpuz değildir. Tınnn tınnn tınnn. I-ıh bu hoşuma gitmedi, almıyayım; Pat pat. Hah bu hoşuma gitti, alıyorum... diyemezsin. Kadınlar insandır tıpkı senin gibi. Duyguları vardır, düşünceleri, beğenileri, itici buldukları... Sen benim HOŞUMA GiTMEDiN deyiverirler, napıcaksın Yaşar? SEN onların hoşuna gideceksin, önemli olan budur ve bunun çarşızı pazarı, eğip bükmesi olmaz. * Ayetteki NIHLEH kelimesine dikkat, tıpkı ARILAR gibi demek. Hani bal yapıp kütüklerin içine, kaya oyuklarına BIRAKIRLAR ya karşılık beklemeden. Sen de yetimleri himaye eden bir insan olarak karşılık beklemeden GERi VERECEKSiN yaşına eren kadınların mallarını çünkü kadınların kendi malları onlar, hangi yüzle karşılık beklersin? Hoşunuza giden kadınlar...mış, karpuz alıyormuş yaşar. AKIL izan, tutarlılık ta neymiş. Yaşar bu.
  8. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Kusura bakmayın yüpyücecik, doğruyu söylemek zorundayım: 4:3'teki "ikişer, üçer, dörder"in "aynı andalık"la alakalı olduğunu ana dili Arapça olanlar söylüyor: (http://www.sistersinislam.org.my/news.php?item.1033.7) İkişer, üçer, dörder demek ikili, üçlü, dörtlü gruplar halinde demektir; iki, üç, dört anlamına gelmez bunlar; Arapçada iki, üç, dört "isnân, selasa, erbâ"dır. Artı, asıl kanıt Kuran'dır;Kuran'a göre ise ikişer, üçe, dörder "aynı andalık"la alakalıdır; Fâtır 1'de de geçiyor bu sayılar. Övgüler olsun gökleri ve yeri yaratıp melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a - câilil melâiketi rusulen ulî ecnihatin mesné ve sülése ve rubâ'a... Bir meleğin örneğin 3 kanatlı olması için meleği Yaratan "Ol!" dedi, 3 kanadın hepsi birden AYNI ANDA var oldu; kanatların ilkin birincisi, sonra ikincisi, daha sonra üçüncüsü... değil.
  9. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    "Kur'ân-ı Kerîm Tefsîri"nde Süleyman Ateş diyor ki: Ahzâb 52 nci ayet bundan sonra Peygamber'in artık başka bir kadınla evlenemeyeceğini ve bir eşini boşayıp yerine başka bir kadın alamayacağını buyuruyor. Nitekim 33:50-52 nci ayetlerin inişinden sonra Peygamber bir daha evlenmemiştir. * Medine'deki otelde oda arkadaşım bir imamdı; hadis-sünnet diyor, başka bir şey demiyordu. Bir gün kestirip attı: Peygamberin yaptığını yapmayan, yapmadığını yapan dinden çıkar. Peki dedim, Ahzâb 52 nci ayet eş üsütüne eş almayı Peygamber'e yasakladı, peygamber de o yasağa harfi harfine uydu ve bir daha evlenmedi yani eş üstüne eş almadı. Ama şimdi müslüman erkekler çatır çatır eş üstüne eş alıyor. Dinden çıkıyor mu onlar? Çıt yok.
  10. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    4:3'teki "nkhlayın"ı eş alın diyi çarpıtıp minareyi çaldınız bir kere (sizden söz etmiyorum, democrassian; üstünüze alınmayın) artık ayetteki bütün kelimeleri çarpıtacaksınız o minareye kılıf olsunlar diye. Örneğin "mâ tâbe lekum min en-nisâ"yı hoşunuza giden kadınlar diye çarpıtacaksınız: hoşunuza giden kadınları AYNI ANDA eş alın... Oysa bir sonraki ayette TIBNE deniyor. TÂBE ve TIBNE aynı fiildir; özneleri farklı olduğu için farklı yapılara sahiptirler yani kisinin de taşıdığı anlam aynı: bıraktı. 4:4'te kadınlar mallarından bişeyleri size bıraktılar ise deniyor - in tıbne lekum an şey'in minhu, 4:3'te evlendirme yetkisini hangisi size bıraktı, işte o kadınları AYNI ANDA eş alın - mâ tâbe lekum 4:4'ün çevirilerine bakın, nerdeyse istisnasız hepsinde braktılar denmiş ama 4:3'e gelince, hoşunuza giden... Democrassian'ın deyimiyle, e çüş. Hani bir türkümüzde Yaşar adındaki şaşkın hin oğlu hin için karakolda doğru söyler mahkemede şaşar deniyor ya, meallerin sahipleri Yaşar olsun, Nisâ 4: karakol, Nisâ 3: mahkeme; 4:4'te doğru söylemiş yaşarlar, mahkemede şaşmışlar. E çüş. AKIL var izan var, insan sorar: Manavdan karpuz mu alıyorsun Yaşar? Tın tın tın... ı-ıh, bu hoşuma gitmedi; almıyayım; pat pat pat... Hah, bu hoşuma gitti; alıyorum. Kadınlar karpuz değildir, tıpkı biz erkekler gibi insandır kadınlar, duygulara, düşlere, emellere... sahip. "Sen benim hoşuma gitmedin!" deyiverirler, napıcaksın... Yaşar?
  11. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Hitap Nisâ 2'de KADINLAR dahil yetim hâmisi bütün müminleredir, Nisâ 3'te de kadınlar dahil yetim hâmisi bütün müminlere. Çünkü konu aynı: yetimlerin malları. Nisâ 2: Yetimlere mallarını verin -étul yetâmé emvâl ehum. Pisi temizin yerine koyup değiştirmeyin, onların mallarını kendi mallarınızla yemeyin, büyük günahtır bu. Nisâ 3: Yetimlerin haklarını koruyamıycanızdan korktu iseniz evlendirin -size yetki veren kadınları ikişer ikişer, üçer üçer, dörder ama adil olamıycanızdan korktu iseniz -onların yalanızca birini ya da -"mâ meleket eymân"ınızı. Darlığa düşmemeniz için (ellâ taûlû) uygun olan budur. "Başkalarıyla evlendirdiğinizde adaletsizlikten neden korkacaksınız" sorusuna gelince, önce mallarını vereceksiniz (4:6), sonra evlendireceksiniz onların beni evlendir diyenlerini (4:3). İşte o zaman "Ya mallarını eksik vermek zorunda kalır da adil olamazsam!" diye korkarsınız. Çünkü yetimlerinizin malları sizin tasarrufunuzdadır (4:5), o mallarla yatırım yapmış olabilirsiniz. Şu anda örneğin 4 yetiminiz evlenecek olgunluğa erdi de "Beni evlendir!" dediyse hepsinin mallarını yatırımdan çekip kendilerine vermek üzere denkleştirmeniz imkansız olabilir; eksik vermek zorunda kalırsınız, adil olamazsınız. O durumda beni evlendir diyenlerin yalnızca 1'ini evlendirin, diğerlerinden süre isteyin ya da "mâ meleket eymân"ınızı evlendirin. "Mâ meleket eymân"ınızın kendilerine geri vermeniz gereken malları yok, darlığa düşmezsiniz; sevap kazanırsınız. * Bu arada siz de bir erkeğin örneğin 4 kadınla AYNI ANDA evlenip gerdeğe girmesinin ahlâken ve bedenen nasıl olacağını açıklar mnısınız.
  12. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Nisâ 3'te harf değişikliği yok ama harekeler icadedilmiş, kelimeler harekeli hale getirilmiş. Harekesiz Nisâ 3-9: Görüldüğü üzere ilk satırın sonundaki fiil "فا نكحوا "dur, harekesiz; "ف"nin solundaki "elif"in altına esre çizmişler çünkü istemişler ki fiilimiz inkihû okunsun ve EVLENiN anlamına gelsin: Evlenin o kadınlarla... Aynı fiil Nûr 32'de de var, ama orda "elif"in üstüne üste çizmişler çünkü istemişler ki fiilimiz enkihû okunsun ve EVLENDiRiN anlamına gelsin: Evlendirin bekarlarınızı... Elbet Allah'ın hükmü değil bu, tamamen beşerin tercihidir ve haddini aşmaktır. Zulmü Nisâ 3'e böyle yamamışlar.
  13. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Allah tarafından koruma altında olan harfler değil "zikr"dir yani anlam. Anlam ise çelişkisizlik sayesinde korunuyor, örneğin kadınlarla ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder evlenilmesi ahlak ile çelişir. Çünkü ikişer ikişer,üçer üçer, dörder döder demek ikisiyle birden AYNI ANDA demek, üçüyle birden aynı anda, dördüyle birden aynı anda... yani örneğin 4 eşli bir adam o 4 kadının hepsiyle birden AYNI ANDA evlenip gerdeğe girmiş, ahlaksızlık etmiştir. Yalnızca islam değil insanlık ta kaldırmaz bu ahlaksızlığı; artı, bedenen imkansızdır. O yüzden bu sayıların anlamı meallerde "4'e kadar" diye çarpıtılır. Ayette söylenenin doğrusu şudur: Kadınları ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder, beşer beşer, altışar altışar evlendirin; her biriniz ne kadar çok kadın evlendirebilirse o kadar iyi. Örneğin 4 kadının 4'ünü birden AYNI ANDA, her birini kendi talibine vermek suretiyle, evlendirin. Zikr çelişkisizlik sayesinde böyle korunuyor. Peki bunun gibi kitap ta bulamadıklarınız da var mı sizce? Elbet var, hem de pek çok; o kadar çok ki kıraat ihtilafları diye bi dert açılmış Kuran'ın başına. Bir örneğini Süleyman Ateş'e atfen verdim: 21:4'ün başındalki Kaf-Lem.
  14. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    Dedi değil de de ki dersen yerler yerinden oynamadığı halde ulu ulemamız duyarlı mı duyarlı, o kadınları inkihû-eş alın ile o kadınları enkihû- evlendirin ise zulüm ile adalet kadar farklı olduğu halde ulu ulemamız kütük gibi duyarsız; yetmedi, duyarlı olanı da kafir, misyonmer ilan ediyor. Ateistlere gelince, onlara ne ayetin doğru okunmasından; onlar ateisttir, ateist gibi davranacaklar, ayeti eleştirecekler. O kadar.
  15. Hasan Akçay

    Kimin mealini tavsiye edersiniz?

    İslamda nakil esastır düşüncesine göre eğer o zevata güvenmiyorsanız direk vahyi indiren zevata da güvenmeyebilirsiniz derim... (yüpyücecik) Mushaftaki bir ifadenin nasıl okunacağında eğer NAKiL esastır deyip nakli esas alıyorsak mushaftaki bütün ifadelerin nasıl okunacağında nakli esas alacağız. Yok nakli eğer 4:3'te esas aldığımız halde 21:4'te göz ardı ediyorsak ayetleri işte o zaman paşa gönlümüze göre eğip bükmekteyizdir. 4:3'teki "nkhlayın"ın eş alın anlamına gelmesi için inkihû okunacak şekilde harekelenmesi harekelemeyi yapan zevatın tercihidir dedim ya, bunu Süleyman Ateş'e ulaştırmışlar. "Çarpıtmanın böylesi!" diyerek başlamış saydırmaya* "ulema"yı temsilen Diyanet'in eski başkanı. Diyor ki: Kur’ân sadece yazıyla değil, şifahen de naklediliyordu. Hafızlar vardı. Hem de yüzlerce. Yani gelenekçi "ulema"nın bu temsilcisine göre nakil esastır ve nakilde kusur olmaz, bitti. Şimdi aynı Süleyman Ateş'in bir de 21:4 çevirisine bakın. Bütün mealler: Peygamber onlara dedi ki... Süleyman Ateş: De ki... Ve açıklıyor ulu âlimimiz: 4 ncü ayetteki قَالَ fiilini, Medine ve Basra kari'lerinin tamamı ve Kûfelilerin de bazıları emir kipinde قُلْ şeklinde okumuşlardır. Söz gelişine daha uygun olduğu için tercümede bu kırâati easa aldık. Peki hani hafızlar vardı, hem de yüzlerce? Ayetleri ulu ulemamız işte böyle eğip büküyor. __________________________________________ * http://www.gazetevatan.com/suleyman-ates-339945-yazar-yazisi-carpitmanin-boylesi---/
×