Jump to content

Hasan Akçay

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.685
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

6 Takipçiler

Hasan Akçay Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

5.996 profil görüntüleme
  1. Âzem: Bak arkadaş! Senin tutum ve davranışların, aile ilişkilerin hiç iyi değil. Biz arkadaşsak açık konuşmak zorundayız. Evet durumun pek hoş değil, Cemil; bu işe arkadaşların medenî olmak diyorlar, sen de açık fikirlilik diyorsun... Bana kalırsa medenî olmak değil; "dejenere olmak"tır bu tavrın adı, "yozlaşmak"tır. Ne demek karısı güzel olan karımı öpebilir, baldızı güzel olan baldızımı öpebilir! Yakışır mı bu sana. Bir adam geliyor, karını öpüyor; sen de katıla katıla gülüyorsun. Bu ne biçim iştir benim aklım ermiyor. NERDEN GELDiN sen buraya Cemil? * Sorun bu! Cemil nerden geldiğini unutmuş. Orada yoksulluk vardı; Cemil o yoksulluğa dönmek zorunda kalmaktan korkuyor; buradaki şaşaalı kokuşmuşluğa o yüzden razıdır. Bakara 268: Şeytan size yoksulluk sopasını göstererek uygunsuz vaziyeti emreder.
  2. Hasan Akçay

    Neden hz Muhammed sav Yaşamadı yalanı?

    https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=35744&page=6
  3. Dar kalıplara hapsetmeyelim aklımızı. Konunun evveli var, ahiri var; göz önüne alnması gereken bir sürü şey var.
  4. Öyle ya, madem kadında da var bir şeyler birbiriyle evli olmayan kadınla erkeğin öpüşmesi tamamen iki tarafın rızasına dayalı bir şeydir; yalnızca onları ilgilendirir. Siz neden bu kadar taktınız ki? Yani Yılmaz Güney'in "Arkadaş" filmindeki AÇIK FiKiRLi (medenî) Cemil haklıdır: Karısı güzel olanlar karımı öpebilirler; ödeşmesi kolay olur çünkü. Baldızı güzel olanlar da baldızımı öpebilirler. Karısı güzel olanlara karımı öptürüyorum; ben de onların karılarını öpüyorum. Nasıl, iyi mi? Ama Cemil'in üniversiteden arkadaşı Âzem (Yılmaz Güney) öyle düşünmüyor; yozlaşma diyor o tavıra, çürüme diyor.
  5. Hangi ayet uzaklaştırıyor erkekle kadının arasını; örneğin harem-selamlık hükmünü dile getiren ayet hangi ayettir, Nûr 61 mi? Nûr 61: ...yemek yemeniz günah değildir kendi evlerinizde, babalarınızın-annelerinizin evlerinde, erkek kardeşlerinizin-kız kardeşlerinizin evlerinde, amcalarınızın-halalarınızın evlerinde, dayılarınızın-teyzelerinizin evlerinde, anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde, dostlarınızın evlerinde; topluca yemeniz de günah değildir ayrı ayrı yemeniz de... ... en te'kulû min buyûtikum ev buyûti âbâikum ev buyûti ummehâtikum ev buyûti iḣvânikum ev buyûti ehavâtikum ev buyûti a’mâmikum ev buyûti ammâtikum ev buyûti ahvâlikum ev buyûti hâlâtikum ev mâ melektum mefâtihahu ev sadîkikum leyse aleykum cunâhun en te'kulû cemî’an ev eştâtâ...
  6. Kaz, niçin kavga ediyorsun benimle; müminim ben, düşmanın değilim ve sen ateistsin, düşmanım değil. Yani ateist olmak nasıl senin seçimin ve hakkınsa mümin olmak ta benim seçimim ve hakkım. Saldırmanın lüzumu yok, gerilmenin lüzumu yok; rahat ol. Kardeşim, ben "Kuran'daki islam"ın müslümanıyım; senin hışımla Kuran'a attığın suçlar ise Kuran'da yok, dolayısıyla bende yok. Nûr 58 ve 59'a gönderme yaparak açıkladım önceki iletilerimde.
  7. Hasan Akçay

    Çöl Çiçeği

    Mogadişu hangi yönde, bilmiyordum; yalnızca koştum. Önce yavaş. Çünkü önümü göremiyordum. Ama gökyüzü ağarınca bi ceylan gibi uçarcasına saatlerce koştum. Gün ortasına kadar kızıl kumda yol aldım. Sonsuzluğa uzanan bir görüntü. Aç, susuz, yorgundum artık; yavaşladım. Bir sonraki hareketimin ne olacağını düşünürken bi ses işittim. "Waris… Waris…" Babamın sesi bütün çevremde yankılanıyordu. Korkuya kapıldım. Bildiğim: yakalarsa beni evlendirecekti. Yola babamdan önce çıkmıştım ama kumdaki ayak izlerimden bulmuştu beni. Nefesi ensemdeydi. Hızlandım. Dönüp baktım; bi tepeyi aşarak gelişini gördüm. Dehşet içinde daha hızıla atıldım. Sanki kum sörfü yapıyorduk; bir kum tepesini ben inerken o çıkıyordu. Saatlerce koştuk böyle. Sonra göremedim. Artık adımı da ünlemiyordu. Günbatımına kadar koştum. Gece o kadar karanlıktı ki hiç bişey görünmüyordu. Ve ölesiye acıkmıştım; ayaklarım kanıyordu. Soluklanmak için durdum. Bir ağacın altında uyuya kaldım. Sabahları kavurucu güneşe açıyordum gözlerimi. Ayağa kalkıp yürümeyi sürdürüyordum. Böyle günlerce yol aldım – aç, susuz, korku, acı içinde. Ortalık kararıp çevrem temelli görünmez olunca duruyordum. Yalnız öğleyin bir ağacın altına oturup kestiriyordum. Sonunda böyle kestirirken hafif bi ses uyandırdı beni. Gözlerimi açtım. Bir aslanın gözlerinin içine bakar buldum kendimi. Ayağa kalkmaya çalıştım. Ama günlerdir mideme hiç bişey girmemişti; yorgun bacaklarım sarsılıp altıma bükülüverdi. Afrika’nın acımasız güneşine karşı sırtım ağacın gövdesine dayalı… Uzun çöl yolculuğum bitmişti. Korkmuyordum; ölmeye hazırdım. "Gel, al beni!" dedim aslana. "Ben hazırım. "
  8. Hasan Akçay

    Çöl Çiçeği

    Babam evliliğimi 13 yaşımda düzenlemişti; kâbus yolculuğum o zaman başladı. Çabuk davranmak zorundaydım. Kaçmak istediğimi anneme söyledim. Başkent Mogadişu’da yaşayan bi teyzem vardı; önce onu bulacaktım. Ama Mogadişu’ya hiç gitmemiştim. Babam ve ailenin öteki fertleri uykudayken annem beni uyandırdı. "Şimdi git." Etrafa bakındım. Ama yanıma alabileceğim su, süt… hiçbişey yoktu. Omuzumda bi şal, yalınayak çöl gecesinin karanlığına daldım.
  9. Hasan Akçay

    Çöl Çiçeği

    Ailem Somali çölünde çobanlık eden bir kabileydi. Çocuk olarak benim yaşadığım doğal görüntüler, sesler, kokular su katmadık neşeydi. Güneşte kavrulan aslanları izlerdik. Zürafalar, zebralar, tilkilerle koşardık. Kaya tavşanlarıyla kumda kovalamaca oynardık. O kadar mutluydum ki. Mutlu günler yavaş yavaş sona erdi. Yaşam zorlaştı. Afrika'da kadın olmak nedir beşimde öğrendim; edilgen, çaresiz, dayanılmaz acılar içinde. Kadınlar Afrika'nın omurgasıdır; işlerin çoğunu onlar yapar. Ama kadınlar karar verme imkanına sahip değildir. Söz hakkı yoktur onların, bazan, kimle evlenecekleri hakkında bile. 13 yaşıma bastığımda artık yetti bu gelenekler demiştim. Küçük bir kız değildim, hızlı koşuyordum ve "fit"tim. Daha önce acıya tahammülden başka seçeneğim yoktu. Ama bu kez kararlıydım; kaçacaktım. My family was a tribe of herdsmen in the Somalian desert. And as a child, the freedom I had to experience nature's sights, sounds and smells was pure joy. We watched lions baking in the sun. We ran with giraffes, zebras and foxes. We chased hyraxes -- rabbit-size animals -- through the sand. I was so happy. Gradually, those happy times disappeared. Life became harder. By five I knew what it was to be an African woman, to live with terrible suffering in a passive, helpless manner. Women are the backbone of Africa; they do most of the work. Yet women are powerless to make decisions. They have no say, sometimes not even in whom they will marry. By the time I was around 13, I had had my fill of these traditions. A little girl no more, I was fast and incredibly fit. Before, I had no choice but to suffer. This time I determined that I would run away.
  10. Hasan Akçay

    Çöl Çiçeği

    Annemi seviyorum. Ailemi seviyorum ve Afrika’yı seviyorum. Ailenin 300 yılı aşkın süredir şuna inancı kesindir: Sünnet olmamış kız temiz değildir çünkü bacaklarımızın arasındaKİ temiz değildir; o halde koparılıp atılarak bekaretin ve erdemin ispatı olarak mühürlenmelidir. Gerdek gecesi damat gelinine erkeklik organıyla parçalaya parçalaya girmeden önce jilet ya da bıçakla açar onu. Sünnet olmamış kız evlenemez; sonuçta atılır köyünden ve orospu düzeyine indirilir. Bu uygulama Kuran’da yazmıyor ama sürüyor …
  11. Eğitim öğretimin uygulanmasıdır yani öğretim yalnızca bilgi vermektir, eğitim ise uygulama. Örneğin bir müminin ihtilama ermiş/ermemiş çocukları ve sözleşmelerinin bağladığı kimseler o müminin avret vakitlerinde yani giysilerini çıkarıp attığı vakitlerde o mümin yatak odası gibi kapalı bir yerde iken ondan izin alacaklar. Bu vakitlerin dışında iZiNSiZ girebilir, onunla başbaşa bulunabilirler. Nûr 58-59'daki hüküm budur; bunun anlatılması öğretimdir. Bu bilginin içsel hale getirilmesi ise uygulama ile olur; eğitim işte odur. Çocuklara girmeden önce kapıyı tıklatmaları ya da "Girebilir miyim?" demeleri tenbih edilir; hadi yap bakayım denir. Kapı açıksa izin verilmiş demektir; girenler kapıyı tıklatırsa "Gir, gir! Açık kapı tıklatılmaz!" denir.
  12. Siz çözüm olarak sürekli yasaklamaktan, cezadan söz ediyorsunuz ama o iyi bir çözüm değil. Benim önerim Sayfa 5'te. Özellikle şu bölüm: Nûr 58 zorbalığı yasaklıyor; "İzin a-lı-na-cak!" diyor (yatak odası gibi) kapalı yerlere izinsiz gi-ril-me-ye-cek! Ama şimdi ceza yok; ceza, uhrevî dünyadaki yargı gününde. Müminler eğer içten iman etmişlerse Allah'ın hükmüne uyarlar. Mümin olmayanlar ise başka türlü yola getirilirler, örneğin eğitimle. Yani "eğitim şart, eğitim..." ama asıl şart olan şey ekonomik özgürlüktür. Devlet eğer varsa... bunun için var.
  13. Nûr 58-59'a göre ister yatak odanızda bulunun ister KAPALI olan başka bir yerde sizden 3 "avret vakti"nizde yani giysilerinizi çıkarıp attığınız vakitlerde izin alınacak. Bu 3 avret vaktinin dışında izinsiz girilebilir ve girilebildiğine göre... başbaşa kalınabilir, sorun yok. Konu budur; lütfen bunun dışında durumlar kurgulamayın, örneğin islama Kuran'ın dışından halvet üfürmeyin ve "Avret vakitlerinde izin alınmasın!" deyip te çıplaklar kampının kurallarını islama dayatmayın. Herkes haddini bilsin; ateistler de bilsin, "Kuran'sız islam"cılar da.
  14. halvet islamı ilgilendiren bir durum Hangi islam? Bir ayet gösterin, desin ki: Bir mümin "3 avret vakti"nin dışında örneğin kendi odasında kendisine nâmahrem olan birisiyle başbaşa bulunamaz, haramdır. Tam aksine, günah değildir diyen Nûr 58 var.
×
×
  • Yeni Oluştur...