Jump to content

Fellix

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    590
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Fellix Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    İstanbul
  • Interests
    Hukuk-Tarih-Felsefe

Güncel Profil Ziyaretleri

1.384 profil görüntüleme
  1. Fellix

    Ramazan Psikolojisi

    Spor, body, koşu ve türevi şekilde vücudu zorlayan, efor sarf ettiren aktivitelerin vs sonunda vücutta dopamin, serotonin, acı karşısında endorfin gibi mutluluk verici, ağrı kesici etkisi gösteren hormonların salınmasını sağlamaktadır Benzer şekilde uyuşturucularda söz konusu, ama uzun çerçevede bu mekanizmaları bozduğu için sağlığa zararlı demekteyiz. Aynı şey ders çalışma sıkıntısına katlanan öğrencinin bilinçli hareketinde de mevcuttur. Kısa süreli keyifinden ödün vererek daha büyük bir hazza ulaşma gayesi. İstemli ya da istemsiz beynimiz tarafından, organizmayı harekete geçirici bir sistem kurulmaktadır. burada bir mübadele söz konusu; Kısa süreli ızdırap,acı karşılığında = uzun dönem keyif-ödül’e kavuşma üzerine kurulu haz mekanizması devrede Ramazan psikolojisi de mantıklı ve gerçekçi ödüller yerine hayali ödüllerle cezp edicilik sağlamakta: günahın silinmesi, kitlesel harekete-toplumsal ritüellere uyma ve aidiyet duygusuna bağlılık, cennetten köşk gibi ve bir çok yan etken ortaya çıkmakta. Burada genel 12 aydan farkı, sürenin kısıtlı olması, vücudu kısa süreliğine şoka sokarak, zorlayarak elde ettiğin hazzı katlaman, uyuşturucudan fazla doz almak gibi etki göstermesi. O yüzden ramazan ayı içerisinde sahte-fantezi ödül mekanizmasını fazlaca düşleyemeyen ya da organizmayı harekete geçiremeyenler birkaç gün, bir hafta sonrasında ritüelleri bırakır. Yine kışın oruç tutanların fazla olması kısıtlama süresinin az olmasıdır. Süreden kısıtlanarak benzer doz haz etkisine çabuk ulaşıldığı için tercih edilir. Bilinçli olarak bu mekanizmanın farkında olmasan bile arka plan işleyen sistem budur. Özetle, Ramazan da serserinin bile takva sahibi hareket etmesi, mücahitliğe soyunması, aç kalarak sahte ödüllerine kavuşma büyüsü yine açlıktan sonra karın tokluğunun verdiği hissiyat kendi kendini kandırabilmenin bir değişik boyutudur. Yoksa vücudu sıcakta dahi saatlerce susuz bırakmanın bilimsel olarak faydalı bir tarafı yoktur. Herşeyi bilen ve gören bir yaratıcının varlığına inanılması halinde dahi böyle bir emirin ne kula ne de yaratıcıya faydası olmadığı açıktır. Burada bireylerin zevk duygusu hâkimdir. Kendini kısıtlamanın yarattığı keyif alma duygusu, 12 ay iradesine-nefsine hakim olamayan biri için 1 ayda elde edebilecek bir fayda bulunmamaktadır. Fakirlere yardım, açın halinden anlamak işin bahaneleridir, alınan haz gizlenmektdir. Bu ödül mekanizmasının faydasızlığı: Oruç tutmak ve kitleye katılmak, iftarı-pidesi yemeği inançlı olmasan da kısmen keyifli olabilse de, nimet-külfet dengesi gözetildiğinde çektiğin acı karşısında elde edebileceğin gerçekçi, rasyonel bir kazanç bulunmamaktadır. Bu diğer dini ritüeler için de benzer şekilde spritüel aktivitelerde de söz konusudur. Bu yüzden inançlı olmayan biri için yapılan faaliyet değersizdir. Harcanan vakit ve enerji düşünüldüğünde, hazza ulaşmanın daha makul ve düzgün sağlıklı yolları mevcuttur.
  2. Fellix

    hata !

    Ramazan geldi klavye mücahitleri ve tebliğ aşıkları her köşe başında Açlıktan beyine kan gitmiyor, sevap katlamaya çalışıyorlar Üşenmemiş google şikayet etmeye uğraşmışlar. Phishing fln hikaye. Geri raporlayın Report Sent Thanks for sending a report to Google. Now that you've done your good deed for the day, feel free to
  3. Fellix

    Postmodernizmin İslam karşısında kazandığı zafer

    Belli kelime seçimleri ve tespitlerde ufak tefek hatalar olabilir ama genel olarak doğru bir yaklaşım. Dinler rasyonel akıl ve bilim karşısında diz çökmeye mahkum. Sadece zaman meselesi. İnsanlık tarihinin son 2000 yılın içindeki değişimini gözlemlediğinizde dahi, dinlerin yavaş yavaş doğal seçilimde elendiğini, yırtıcı özelliklerini kaybettiğini göreceksiniz, kalan türleri de yok olmaya mahkumdur. Geniş çerçeveden bakıldığında zayıfladıkları, değişime uğradıkları, çağın koşullarına uymak zorunda oldukları hayatın gerçeği haline geldi. Sadece bunu görmeye ömrümüz yetmeyeebilir, kuşaklar sonra insanlık var olursa, tarih kitaplarında atalarımızın ne garip inançları varmış diye gülümsenecek belki de. Bilgi birikim seviyemiz hızlıca artıyor her ne kadar cehalet ve bilgisizlik yer yer had safaha olsa da, yavaş da olsa bilgi ve zeka, değerlendirme seviyesi artıyor. Dünya çapında artıyor, İnternet, bilgi paylaşımı ve veri aktarımı birikimi inanılmaz boyutlara ulaştı. Son 10 yılda insanlık tarihinin toplam ürettiği bilgiden daha fazla bilgi depolanması ve aktarılması söz konusu. 200 yıl önce aya uzaktan bakarkan bugün maden çıkartılması noktasına geldik.
  4. Fellix

    Türkiye'deki hukuk fakülteleri kapatılmalıdır..

    İyisi de yetişiyor kötüsü de, kalitesinin kesinlikle artırılması lazım, mantar gibi hukuk fakültesi açıldığı, torpille akademisyen yetişitirilmeye devam olunduğu sürece daha iyisini beklemek zordur. Hem eğitim zorlaştırılmalı, sınav getirilmeli ve mesleğe alınacak kişi sayısı sınırlandırılmalıdır. Avrupada bunun başarılı örnekleri var.Sorun fakültelerde, pırıl pırıl öğrencilerimizden ziyade, bizzat halkın kendisinde yatıyor. Güncel örnek mi istiyorsunuz mahkemeler yakın zamanda içtihat geliştirerek, elektrik faturalarından alınan haksız bedel kalemlerinin iadesine şeklinde karar vermeye başladı, vatandaşa sömürüye bir dur dedi. Elektrik şirketleri ve devlete yüklü bir fatura çıkmaya başladı. Sonuç, Şu an enerjiden sorumlu damat ve arkadaşları bir yasa hazırlığı içerisinde, vatandaşı sömürmeye devam etmek istiyorlar, yasa ile birlikte hakimlerin elini ve kolunu bağlayacaklar. Vicdani kanaat ile olsa da hakim kafasına göre karar vereyeceği için, halkın iradesi yasa koyucu-TBMM'in belirlediği alanda hareket etmek zorundadır. Meclisden bu ve türevi kanunlar çıkarıldıktan sonra yine beğenmediniz hukukçular dışında itiraz edip, sesini çıkartan olmayacak emin ol. AKP'nin ilk yıllarında yüksek yargı, (Anayasa Mahkemesi, Danıştay) hükümetin Anayasaya aykırı kanun, kanunlara aykırı düzenleyici işlemler çıkartırken önüne geçmekteydi, ne yapıldı bu kurumlar yıpratıldı, etkisi kırıldı. %47 gelen Halkın iradesini, hakimler çiğniyor dendi. Yasalar Halkın umrunda mı değil. Halkın vicdanı yaralanmıyor, bilinçli sınırlı bir kesimin vicdanı yaralanıyor. Sömürüye razı gelip, üzerine alkışlıyan bir kitle söz konusu. Çünkü insanlar haklarını bilmiyorlar. Bunun kaynağı da cehalet. Bana kalırsa Hukuk eğitiminin lise düzeyinde dahi temel şekilde verilmesi gerekmekte , insan yaşadığı, tabi olduğu kuralları ve haklarını bilincinde olmalıdır. Hukukun evrenselliğine gelince, Doğal hukuk anlayışıyla insanın doğuştan gelen vazgeçilemez ve devredilemez bir takım haklarının var olduğunu kabul etti insanlar zaman içerisinde. Bunlar öyle haklardaki hiç bir iktidar, devlet otoritesinin buna müdahelesi söz konusu olamazdı. Olsa bile meşru kabul edilmezdi. Hukuki Pozitivist bir yaklaşımla, Her Türk vatandaşının Tayyibi sevmesi zorunludur, sevmeyenler hakkında 1 yıldan 3 yıla hapis ve 300 güne kadar adli para cezasına hükm olunur şeklinde bir yasa ihdasında, Toplumun %60 nın-TBMM'nin bunun istemesiyle bir kuralın anayasa ya da yasaya eklenmesi onu hukuka uygun yapacak mıdır ? Bu bağlamda Bir kuralın-kanun hükmünün hukuka uygunluğunun yani meşruluğunun dayanağı çoğunluğun kabülü müdür ? Bunun kaynağı ilk din olarak görüldü, Tanrının değişmez ve evrensel yasaları, idealer dünyasında kaynağı bozulmamış hukuk kuralları var olduğu savunuldu, bu kurallar evrenseldi ve değişmezdi gerçekten böylemiydi, aydınlanmayla beraber bu kuralların kaynağının rasyonel akıl olduğu ve hayatın değişimiyle bu kurallarında esnek şekilde değiştirebileceği şeklinde felsefi alt yapı oluşturdu. Burada kollektif vicdandan bir adım ötesine geçilerek akıla yer verildi, şeriat isteyen halka laik sistemi sunan Atatürk gibi, Montesquieu'dan, Voltaire'dan başlayan akımlarla, mutlak güç saltanat karşısında iktidarı sınırlayan dengeler ve frenler(checks&balances) sistemini Türk halkına benimsetmeye çalışmak gibi, bunu da farkındalığında olan insanlar korumaya ve yüceltmeye uğraştı bugüne kadar Eğer bu bilinci topluma ve yöneticilerine aşılayamazsan, bunun iyi eğitimini vermezsen sonuç da alamazsın. Aslında Temelde evrensel ahlak olmadığı gibi evrensel hukukta söz konusu değildir, burada sınırlı açıdan evrensel olduğuna dair k genel-geçer kabuller söz konusudur bunun kaynağı da pek çok postumda ifade etdiğim gibi akla endekslenmiştir. Çok taraflı uluslararası sözleşmelerle Köleliğin yasaklanması gibi. Hukuka uygunluğa yani bir şeyin doğru ya da yanlış olduğunu, kısaca Terazinin kefelerini esasında bu belirlemektedir, hukuka evrensellik katan insanın gelişime açık olan aklıdır, yasaların ruhunda olan ve görünmeyen dinamik yapıda olan evrenselik budur. Özetle, yozlaşmış bir toplumun pusulası, değerleri ve rasyonel aklın rafa kaldırıldığı bir ortamda sui misal emsal olmaz (kötü emsaller, emsal teşkil etmeyecektir). Eğitimin kalitesinin artırılmasıyla bu da değişime uğrayacaktır, toplumun zihni açıdan tekamül etmesi gerekmektedir. Halkın vicdanı ve aklı ampül olduğu sürece, yasa uygulayıcalara da çok fazla bir şey düşmüyor. Pislik içindeki bir evde, hijyenik düzgün bir yemek yapılmasını bekleyemezsin.
  5. Fellix

    Türkiye'deki hukuk fakülteleri kapatılmalıdır..

    Anlamsız toptancı bir yaklaşım, su mikroplu içmeyelim, ekmeğin mayası bozuk yemeyelim gibi. Maden yıkılıyor, köprü yıkılıyor mühendis yetiştirmeyelim, Hijyen sıfır, hastaneler rezalet doktorluğu kaldıralım, kürtler isyan ediyor hepsini öldürelim .....tam kahvehane kafası. Gelelim Hukuka, abartıldığı ve yıpratıldığı kadar durum vahim değil, en azından ülkenin bir çok kurum ve yapısı çürürken, direniyor. Seneler içinde çok mücadele verildi. Haberlerdeki bir çok hukuki olay ise abartı, cehaletle ya da kasıtlı şekilde yanlış haber yapılıyor. N.Ç vakası, dondurmacı çocuklar ve türevleri gibi. Aslı astarı bilinmeden hukuka güven kasıtlı olarak yıpratılıyor. Bunun nedeni, demokratik bir sistemde yargının yürütme ve yasamayı denetlemesidir. Seneler içinde bu işlerine gelmediği için, sistemi değiştirme yoluna gittiler, denetimsiz güç olma arzusu... bu çerçevede Siyasi davalar yürütüldüğü doğrudur yine aynı şekilde hükümetin-cemaatin yüksek yargıya ve savcılara sirayeti de gözlemlenebilir. Ama bugün bir çok adli ve idari vaka hukuka ve hakkaniyete göre yürütülüyor. Yolun mahkmeye düştüğünde, savunulmaya ihtiyaç duyduğunda işid kafası, cübbeli gibi adamların eline düşmektense en azından vicdanı kanaati ve yasaları uygulamaya çalışan idealist, vatansever, aydın insanlar da var. Bunun yanında çalışanı, emekçiyi, tüketici koruyan sistem işliyor tüketici mahkemeleri ve iş mahkemeleri gibi sistemler gayet iyi çalışıyor. Bu ülkede, bir çok meslek grubunun sessizliğe gömüldüğü bir ortamda hükümete en etkili ve dik duruşuda barolar sergilemiştir. örneğin İstanbul Barosunun yaklaşık %70-80 solcu-ulusalcı-atatürkçü hükümetin karşısındadır, hukukun çiğnendiğinin farkındalığında olan insanlardır. Yine hukukçuların içinde ciddi görünmeyen ateist bir kitle de var. O kadar okuyan adam illa ki birşeylerin farkındalığına ulaşıyor, kitlesel grup bazında baktığımızda. Hukuk fakültelerinin kalitesi düşse de zamanla ona gelene kadar kapatılacak çok şey var ülkede, kahvehane muhabbetine bile gitmez,ama bu tarz muhabbet yapılcaksa ülkenin başına demirel, özal, erbakan gibi hukuktan anlamayan mühendis adamların gelip anayasayı bir kere delmekle birşey olmazlarla başladı sorunlar, Anayasa mahkemesini tanımıyorum gibi uzun adamlarla devam etti. Sorun hukuk fakültesinde değil, 550 tane milletvekili senin benim hayatımı değiştiren yasalar çıkartıyor hergün sanıyormusun ki bunlar hukukçu, alt komisyonlarda yeterince değerlendiriliyor, birileri istiyor birileri alkışlıyor, gariplerde el kaldırıp indiriyorlar. Kapatılım da hepten cehalete teslim olalım. Keyfiyetle karar veren kadılara kalsın tümden ülke bu mudur makul çözüm.
  6. Fellix

    ALLAH PUTU GÖRÜNMEZ OLDU

    Aynen öyle, gönderi eski ve konuşulanlar arasında değerli yorumlar olsa da bir konu atlanmış, üstüne yeterince vurgu yapılmamış. Ateistlerin iyi bildiği bir konu olsa da forumu yeni okuyan birinin farkında olabilmesi için tekrar belirtmekte fayda var. Yıllarca Müslüman dini eğitim propagandasıyla bir şey okullarda ve etrafımızda Kasıtlı olarak özellikle ve sürekli yanlış anlatıldı. En azından birilerinin zamanında kasıtlı çarpıttığı gerçek, cahiller tarafından aktarıla geldi de diyebiliriz. Putperestler, çamurdan yaptıkları heykelciklere, taşa, yaşa, başa tapmazlar. Aynı şekilde Hindular da ineğe tapmazlar, veya Hinduların milyon tanrıları da bu şekildedir, Hinduların milyonlarca tanrısının hepsi tek bir tanrıya ulaşmak içindir, herkes kendi küçük tanrısıyla büyük tanrıya kendi metotlarınca ulaşır. Burger King'in''Have it your way'' sloganı gibi, ister büyük seçim, ister acı sos eklet aynı kapıya çıkıyor. bu husus Tanıdık geldi mi, İslamda fark sadece minor tanrıların ve ulaşma şekillerin formatı değişmiştir, hacı, hoca, evliya, kutup, şefaatçi melekler ve peygamberler olmuştur yani İslam Putperestlik 2.0 Edition'dır. İlkel Pagan-putperestlere gelince, Kimse kendi yaptığı heykele tapacak kadar salak değil. Buradaki tapma eylemin niteliği doğrudan nesnenin kendisine değil, nesnenin soyut manasınadır. Yani daha basit ifadeyle Bunlar sembolik olarak kutsal kabul edilir, nesneyi veya canlıyı kutsarsın çünkü o kutsadığın nesne seni Yaratıcına veya inandığın şeye yakınlaştırır. Yoksa kendi yaptığı, acıkınca yediği taşın, helvanın tanrı olmayacağını ilkel putperest de bilmektedir. Burdaki gayesi sembolik olarak yaptığı taşa anlam yükleyerek onun kanalıyla Tanrılarına, kutsallarına ulaşmaktadır. Yani put kutsal ''araç'' tır, daha tanıdık bir ifadeyle ''şefaatçi'' dir. Nesne ve İnsanın kutsallaştırılması ve aracı kılınması söz konusudur, aynı Kabe gibi, aynı islamın evliyaları, türbeleri gibi, bunlar birer idol-puttur. İslamda Putun görünmezliği söz konusu değildir. Sadece Üç dinde putun şekli değişmiştir, islamda ise putun fiziki tasvirinden vazgeçilmiştir onun yerine başka bir şekill ile nesne bazında Putperestlik korunmuştur, örneğin bilmece: öpüp yukarı konulan, herkesin evinde olan ama okunmayan, okununca ve anlaşılınca dinden çıkartan kitap. Özetle, Putperestler ve inançları okullarda ve yıllardır saptırılarak anlatılmış, islamın da putperest bir din olduğu gizlenmiştir. Yoksa takkenin düşüp kelin görülmesi söz konusu olacaktır.
  7. Fellix

    KANUN VARSA, BİR KANUN KOYUCU VARDIR

    Evrende düzenden çok düzensizlik hakim , minimal ölçüde kesit bazında düzen dediğimiz şey söz konusu. 70 yıl yaşadığını düşün, aslında düzen dediğin şey gözünü kırpıp açman kadar kısa evren için. Evrenin düzenli ve sistematik şekilde işlediği uzun yıllar insanları aldatmış bir algı yanılsaması, kalem-kağıt ilüzyonu. Dünyanın üzerinde insandan, milyonlarca yıl daha fazla hüküm sürmüş ve yine yok olmuş hayvanlar, farklı türler var. 195 milyon yıl dünyada hüküm süren türler gibi. Düzen onlar için kalmadı, Evrenin başka bir yerinde hatta bir çok gezegende bizim için düzen denilen şey yok. Gözlemlenebilen evrendeki gezegenlerde, güneş sistemlerinde müthiş bir kaos hakim. Dünyanın Güneşinden kat kat büyük yıldızlar patlıyor vs. Veya dünyayı ele alalım Bugün pasif süper volkanlardan biri aktif olsa ki yarın dahi olabilir, dünya üzerindeki hayat büyük ölçüde sona erecektir, aynen geçmişte defalarca olduğu gibi Dünya üzerindeki yaşamın defalarca son bulma noktasına gelmesi ve türlerin yok olması da böyledir. Düzen dediğin şeyin olduğu yerde milyonlarca türün yok olması ve birbirini yemesi garip değil midir, Yahut komşu galaksiden gelecek bir Gama ışını patlaması bugün ihtimal dahilindedir. Senin düzen dediğin ozon dediğin şey bir anda yok olabilir. Kısace Düzen yok. Düzen diye adlandırdığımız şey düzensizlik okyanusundaki kum tanesi gibi bir şey, düzensizliğin ufacık bir alt kümesi. Kanun değidiğin şey ise insan uydurması, ister bu matematiğe dayalı ister sözel olsun. Dünya ve etrafımızı anlamlandırmak için kullandığımız soyut referanslar baz alıyoruz. Kelimeler, rakamlar, formüller gibi. Bu yüzden anlam ve içeriği değişiyor. Bir model olarak en iyi açıklayan, uzlaştığımız referansları benimsiyoruz. Bunlarda kesinlik arz etmemekle birlikte işe yarıyor ve bazı şeyleri anlamamızı kolaylaştırıyor. Kanun koyucu burada biziz, kural denilen şeyi biz kafamızda oluşturuyorz aslında kural yok, fizik kuralları dediğimiz referanslar bile evrenin farklı yerlerinde yeknesak bir şekilde işlemiyor.Kısacası Evrende mükkemel bir sitem kanun yok, sabit durağan kalıplar yok, sabit durağan kalıplar, formüller, sayılar ve harfler insanın zihninde var. Evreni ve yaşamımızı anlamlandırabilmek, bazı şeyleri sembolize ederek bundan çıkarsamalar yapıyoruz. Geriye doğru çıkarsama yaparak, Düzenden Tanrıya ve akıllı Tasarımcıya ulaşma çıkarsaması ise hatalıdır. --Tükenmez kalemle Ateizmi çökerten şakirtin düştüğü mantık hatası budur. --Ayn şey komplike vücut organlarına gösterip bak bu nasıl oldu diyen bilgisiz birinin yönelttiği soru da aynı şekildedir. Biz makine veya gökdelen değiliz organik bir yapıdayız ve biyoloji de kurallar farklı işliyor. Çıkarsamanda kalem ve insanı özdeşleştirirsen hataya düşersin ve inandırıcı olmakla birlikte aslında özünde mantık hatası barındırır. Anolojiyle istediğin şeyi mantıklı gibi göstermen mümkündür. Bir saatin parçaları kendiliğinden bir araya gelmez, farklılaşmaz başka tür bir saate bir sisteme dönüşmez ama organizma dönüşür, değişir. Parça parça vücudumuzdaki sistemler milyonlarca yılda oluşmuştur çok ilkel şekilde dolaşım-sindirim-boşaltım vs, çok basit mekanizmalardır başta, bakteri boyutuyla tek hücreli de yaşamdan bahsedebilmek için en temel olarak ne bulunmalıdır ? enerji üretimi ? Organel diye bir şey duydun mu lise biyoloji dersinde?-mitokondri, endoplazmik ritikulum vs. İşte ilkel gözü, böbreği, akciğeri de orada bulacaksın, gözün oluşumu ışığa duyarlı foton hücresi. Millyonlarca deneme yanılma ve yok olan türler ve nesiller içinde, doğanın eleyerek ve seçerek karşımıza çıkardığı yapılar. Bugün 30 yaşında adama bakıp, bu adam çok komplike, bunun Anasının karnından çıkması imkansız mutlaka biri bunu play doo hamurda yaratmıştır çıkarsaması ne kadar hatalıysa, veya şimdiki adamlar niye sperm olmuyor demek gibi saçmadır. O adam sadece 30 yaşında değil, 30 yıl veya 1 gününe bakarak değerlendirip yargılarsan hataya düşersin, adamın babasının portakal suyundan önce milyonlarca yıllık serüveni söz konusu. Özetle, İnsanların genel düştüğü yanılgı budur. Kısıtlı zaman aralığını referans alıp, bütüne ilişkin genel-geçer çıkarsama yapma hatasıdır.
  8. Fellix

    Cübbeli En Bilgili ve En Kıvırmayan Alim'dir

    Ben cübbeliyi de abdülaziz de iyi dinledim. Tarafsız bir gözlemci olarak rafine bir şekilde şunları söylebilirim; A. AZİZ - Mutezile görüşünde - Özgür irade-Omnipotent Tanrı Paradoksundan çıkabilmek için özetle dediği şey şu : Tanrı kendini kısıtlamaktadır. C. AHMET - Ehli Sünnet görüşünde - Özgür irade- Omnipotent Tanrı paradoksuna saplanmış, özetle dediği şey şu - Tanrının gücü sınırısız herşeyi biliyor görüyor ama özgür irade de var. (Bildiğimiz klasik ilkokul dinbilgisi dersinde dahi anlatılan sünni görüş) A. AZİZ -- bu tartışmadan bir açıdan haklı, gerçekten o zaman testin anlamı olmazdı diyor. Teste mütealik yani testle ilgili şeyler kul yapmadan rabbim bilmez dedi olay budur . Klasik felsefeci ve düşünürlerin defalarca dile getirdiği paradoksal durumdan kurtarmak istiyor. Genel olayları vs bilir ama kulun seçeneklerini belirleme noktasında bilmez şeklinde açıklıyor. (Kısaca dediğim gibi kısıtlı tanrı fikrini savunuyor. Herşeyi yaratan tanrıysa aslında kısıtlılık da bir ölçüde paradoksal hale gelir ama bunu farkedememiş) En azından aziz omnipotent-özgür irade paradoksuna çözüm buluyor bu görüşüyle , bu arada bu görüş Yeni bir görüş de deği, mutezile. C.AHMET -- Bu tartışmalardan bir açıdan haklı, eğer Tanrı kendini kısıtlayabiliyorsa, kısıtlı bir tanrı haline gelir bu da herşeyi bilen herşeyi gücü yeten Tanrı kavramına terstir. Herşeyi yaratan bilemezse o zaman herşeye gücü yetmez. Kısacası Cübbelinin deyimiyle A.AZİZ Allahın vasfını-gücünü inkar ediyor diyor ki bu konuda kendince son derece haklı. İkilinin Tartışmasının Özeti : Ya Özgür iradeyi kurtacaksın ya da Tanrının şerefini/Sıfatını Aziz iradeyi seçiyor böylelikle, Tanrının sadist, bilerek cezalandıran, bu dünya test dünyası görüşünü mantıki çerçevede kurtarıyor ama öte yandan herşeyi bilen herşeyi gücü yeten tanrı kavramını çöpe atmak zorunda kalıyor. Cübbeli cüzi-özgür irade ve tanrı sıfatına toz kondurmamak için İkisini birlikte savunmak için çırpınıyor belki bir müslüman için kulağa bu seçenek hoş gelebilir, adam hem cüzi iradeyi savunuyor hem Allahın tüm vasıflarını savunuyor şeklinde ama bu da mantıksal olarak çelişkili, defalarca Ateistlerin ifade ettiği klasik mantığa aykırı. Hem teyzem olsun hem de bıyığı olsun demek gibi bir şey. En azından Aziz, özgür irade paradoksunu fark etmiş. Bu da bir gelişme. Ama diğer yandan başka bir tanesine saplanmaya devam ediyor, mecbur. Kısacası düşündüğün değerlendirdiğin takdirde, kendi savundukları düşünce sistemi içinde kısmen haklılık payları varken, genel mantiki çerçevede ikisinin de hatalı olduğunu göreceksin,
  9. Fellix

    Ateistler Daha mı Cesur?

    Freddy'nin kabusu da karşımıza çıksa cesaret kalmazdı ya da karşımızda aç bir aslan. Korku doğal bir tepkidir. Gerçek tehlikeye karşı gösterilir. Organizmanın hayatta kalma tepkisi. Korkmana gerek yok. Dedelerden anlıta gelen Korku hikayelerindeki yerler gerçek olmayacak kadar saçma. Alemleri yaratıp, bira içti diye ateşte pişirecek kadar sığ düşünen, sadist bir yaratıcı fikri aklı geçtim, fantezi kurguya bile hakaret, hayal edip inanmak istiyorsan daha güzel bir şey olacağına inan, illa da pesimist düşüncem rahat batıyor diyorsan, ya espritüel ve troll çıkarsa, hepimizi teletubbies diyarına hapsederse bu daha korkutucu, bu kadar da olmaz pes dedirtir.
  10. Fellix

    Ateistler Daha mı Cesur?

    Bilinçaltında yılların yarattığı dev bir korku duruyorsa bunu engelleyemeyeni de garipsememek gerekir. Minicik böcekten kuştan korkmaması gerektiğini bilen yine de korkan insanlar yok mu var. Şartlandırıldıkları için sadece uyarıcıya istemsiz tepki veriyolar. Mantıksız ve saçma olduğunu bile bile, hayali şeylerden korkan insanlar da bu şekilde, küçükken cin gelcek, öcü gelcek diyen adam 30 yaşına gelse de korku filminden korkuyor. Burada onun kurgu olduğunu bilse de korkuyor, korkmaması gerektiğini bilse de korkuyor. Beyni onu kandırıyor. Bilinçli- uyanık halimizdeyken bir çok şeyi yadsıyabiliriz, çünkü değerlendirme kritelerimiz genel olarak akılcı süzgeçlerden geçer. Ancak şartlandırıldığımız uyarıcıya özel tepki gereken anlarda korku, panik, endişe anında Alllah yandım anam diyen bir Ateist olacağı gibi, bilinçaltının derinliklerinden o kavramı zamanla arındıran biri için aklının bir köşesine dahi gelmeyen Ateist olması da normaldir. Dindarların anlayamadığı şey şudur, düşen uçakta aklına Tanrı-Allah-Buda gelmeyen biri olabilmesi mümkündür. Rasyonel-Gerçekçi olmayan korkulardan tamamen arınmanın ne olduğunu tahayyül bile edemedikleri için, başkalarının da yapamayacağını düşünmek hatasıdır. Belki uzun yıllar alıyor ama gerçekten aptalca, kurgusal şeylerden, gerçekten tehlike yaratmayan korkulardan arınmak, etkisini minimalize etmek hatta tamamen kurtulmak mümkündür. Bunu detox sürecine benzetebiliriz, bazılarında 1 sene bazılarında 10 sene, bünyeye göre. Biraz senin çabanla, farkındalığına, kendini kanalize etmeye bakıyor. Velhasıl kelam kitlesel fobinin en büyüğünden god phobia'dan kurtulmak meşakatlidir.
  11. Fellix

    AKP-İllüminati ilişkisi

    Komplo teorileri de dinlere benziyor, inandırıcı olmaya çalışıyorlar ama ellerinde kanıt yok. Sorguladıkça dayanaksız ve mantıksız, zorlama kurgular, kişiler ve bağlantılar karşına çıkıyor, internetin bilgi kirliğinde paylaşılan belgenin aslı yok, tarihler saptırılmış, ya da video ve resim editlenmiş, alakasız bir araya getirilen kişiler vb. Kutsal kitap şifrecileri, heryerde ilimuniati görenler, aynı mantık safsatası. bknz. Texas Sharpshooter Fallacy - https://eksisozluk.com/teksasli-keskin-nisanci-hatasi--2175524
  12. Fellix

    Sümük-ü Şerif

    https://www.youtube.com/watch?v=XafPTqn_1rw Edip'in tepkiler çok iyi, güldürüyor Televizyonlarda da bu rahatlıkla konuşma imkanı olsa...
  13. Fellix

    Dinin Ekonomiye Katkısı

    Pragmatist bakarak, biz dindarız bizim kaybımız nedir diye soran vatandaş, kendinden, çocuğundan ve benden çaldığının farkında değil, sadece senin ve benim kaybım yok, ülke olarak kaybediyoruz. Masal ve hayal satan 140.000 imam, her mahalleye iki üç cami, insanlarımızın kaybolan iş gücü ve vatadaştan alınan vergilerle din senden paranı götürüyor, seni fakirleştiriyor, birileri emeğinin üzerinden seni sömürken ve daha da zenginleşirken şükretmeni ve avunmanı istiyor ve bunu sağlıyor. Bu kadar parayı ödemek için devlet senden haliyle daha çok vergi alıyor, benzine zam yapıyor, harcama vergileri ödv ve kdv'ye bindiriyor cebinden paranı hergün her dakika çaktırmadan hortumluyor. Metanın-paranın endekslendiği en önemli değerin; insan emeği olduğu gözetildiğinde, ülke çapında harcanan mesai ile iş gücü kaybımız ve buna bağlı ekonomik kayıp çok fazladır. Rakamlarla; Sadece ülke çapında masal ve hikayelerin devlet kontrolünde anlatılması için ayrılan bütçe: 6.482.979.000 TL (6milyar... hala yeni TL alışamadıysanız dolar gibi düşünün) bu sadece buzdağının görünen yüzü, binlerce insanın toplanması, ayırdığı vakit, harcanılan emek ve getirisi-götürüsü düşünüldüğünde ortada kocaman bir sıfır var. Kalem kalem diyanet bütçesi: http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/03/20160316M1-1-13.pdf Ülkenin temel erklerine ve önem arz eden kuruluşlara ayrılan bütçe yine diyanete ayrılanın yanında sırıtıyor. Cumhurbaşkanlığı 434.096.000 Türkiye Büyük Millet Meclisi 820.961.000 Anayasa Mahkemesi 54.974.000 Yargıtay 215.152.000 Danıştay 139.793.000 Sayıştay 225.656.500 Başbakanlık 1.099.211.000 Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 1.636.803.000 Dışişleri Bakanlığı 2.687.532.000 İçişleri Bakanlığı 4.514.246.000 .... Bu paraların bilime ve teknolojiye, eğitime harcanmaması için bir sebeb yok. 1950'lerde G.Kore açklıkla boğuşurken, bugün dünya devi teknolojik markaları ve bilimsel atılımları var. Bizim neden dünya çapında Samsung, Hyundai, LG gibi markalarımız yok, Ar-ge çalışmalarımız yok. İnsanlığa ve dünyaya katkımız neden minimal düzeydedir? Devlet bütçesinin etkili ve verimli kullanılması gerekiyor. Bunun için de Mali yönden hesapverilebilirlik olmalı ve bunun etkili olması gerekir. Buna salt Diyanet İşlerini katmak haksızlık olur. Devletin bir çok kurumuna gereksiz paralar harcanıyor. Diyanet sadece bunun en göze batanı diyebiliriz. Sen benim paramı niye buna bu kadar harcadın ey devlet diye neden hesap sormuyoruz? Bu din öyle bir şeyki, devlet bütçesinin nereye, kime, ne kadar ayrıldığını dahi sorgutlamana izin vermeyecek ölçüde zihinlere perde çekmiş durumda. Çünkü kafanı ibadet,cennet, huri, melekler, meyvelerle doldurduğu için, sorgulamanın önüne geçiyor. Protesto edenlere bunlar eşkıya, hak arayana bunlar odtülü serseri, yazarlara bunlar şucu bucu diyerek senin hakkını savunan adamı bile sana düşman yapabiliyor, aşağılatabiliyor. Sıradan bir Vergi mükellefi olarak sorgulamaya başlarsan, senden ve ailenden çalınanları fark edeceksin.... en basitinden Elektrik faturamdaki bu Trt payı nedir, kayıp-kaçak bedeli neden benden alınıyorla başlayabilirsin
  14. Fellix

    Tübitak tükürdüğünü yaladı

    Tübitak'ın sadece adı eskiyle aynı, bütün yönetim kadrosunu yandaşla doldurdular geçen seneler içinde...TübitAK oldu Komple kaldırılması hedefleniyordu onun yerine, ismini tutup içinin boşaltılması tercih edildi. Basında sadece Mustafa Sancar'ın adı duyulsa da, önemli kadro değişikliği söz konusudur.
  15. Fellix

    Laiklik ilkesinin yeni anayasada yer almaması

    İslamda kişinin özelinde kalmak diye bir konsept yoktur. Bu fikir dahi laik düşüncenin ürünüdür. (Osmanlı da yoktu emsali batı ülkelerinde de yoktu, gayrimüslümlerin ağır vergileri, belirli tip kıyafetler giymeleri, ikinci sınıf insan kategorisinde değerlendirilmeleri, müslümanları utandıracak hareketlerden kaçınmak zorunda olmaları, ata binememeleri vs.) İslam herşeye burnunu sokar. Kendi kurallarını dikte ettirir. Salt Bireysel değil, kollektif olarak zorlayıcıdır. Çünkü dinin esası böyledir. Belirli davranış kalıplarını tüm topluma dayatır. Karınla nasıl sevişeceğinden, giyiminden, alacağın cezandan, miras hakkından...hadisler ve fıkıhda devreye girerse her detaya müdahele, bireysel kabuğuna çekilme gibi bir durum söz konusu değildir. Buna imkan da izin de vermez. Eeee Türkiye , o sui generis bir örnek, emsali yok. Atatürk olmasaydı böyle dahi olmazdı. Yobazlar bir konuda haklıdır, şeriatı savunmayan biri müslüman olamaz. Müslüman olduğunu iddia edip aksini savunuyorsa cahildir, üçkağıtcı ya da kendini kandırıyordur. Bu ülkenin tatlı su müslümanları gibi. Allahın kuralları-emirleri yerine insanların kendi oluşturduğu kuralları kullanmanın başka bir izahatı olamaz. T.C olarak Allahı sallamadığımızı gösteren anayasal ve kanuni düzenlemelerden bazıları: -- Tek eşliliğin esas olması -- Angarya yasağı (Köleliliği de geçtik bedava da çalıştıramazsın) -- Kanun önünde eşitlik ( Din, Dil, Irk ayrımı yasaktır..) -- Vahşi cezai yaptırımların uygulanmaması ( recm, uzuv kesme) -- Yağmanın teşvik edilmediği gibi suç olması -- Çocukların Cinsel İstismarı ve Reşit olmayanlarla cinsel ilişkinin suç olması -- Kadın -erkek eşitliği (hukuki olarak eşitlik: eşit miras hakkı, şahitlik, boşanma, toplumda-eğitimde-toplu taşımada eşit imkanlar..) -- Karını dövemezsin, sövemezsin, tecavüz edemezsin (suçtur) -- Savaşta esir alınanlarının karısı kızını .... erkeklerinin kafasını kesemezsin. -- Farklı düşüncedekilere ayrımcılık yasağı, örn mürted öldürülmez, gayri müslümden haraç ve çizye alınmaz. vatandaşlık bağı ile bağlı herkes eşderdir. -- TCK insanlığa karşı suçlar düzenlenmiştir; siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak eyleme girişilmesi, insanlığa karşı suçtur. ( Kasten öldürme, Kasten yaralama,İşkence, eziyet veya köleleştirme, Kişi hürriyetinden yoksun kılma, Zorla fuhuşa sevketme...) --borsa, bankacılık, sigortacılık gibi modern kapital sistemin zorunluluk arz eden araçları ve bu uzar gider ... krem peynire tapanları bulduğunuz yerde öldürün, gözetleme kulelerine çıkın, hukuk tayyibin olana kadar mualiflerle savaşın, katledin, karılarını esir alın, mallarını yağmalayın, ganimetin 3/12'si tayyibindir gibi akıl dışı ilkçağdan kalma kurallar bulamazsın. Laiklik : Bilişim sistemlerine girmenin suç olup olmadığına ilişkin yasayı düzenlerken, 2000 yıl önceki bedeviden emsal-referans almamak demektir. Bunun sana doğru ya da yanlış olduğunu bedevi değil akıl ve vicdanın söyler. Kanunlarının özünde de teorik olarak kollektif vicdanların kesişim kümesi yer alır. Bu yüzden zamana bağlı olarak değişir, farklılaşır, gelişime ve değişime açıktır. Bu kesişim kümesinin yarattığı güç, bütün kişi ve kurumların üstünde olduğu kabul edilmiştir. Elbette her zaman uygulaması teorik olarak hedeflendiği gibi değildir, insan aklı da hata yapar ama en kötüsü dahi dini salt ya da kısmi referans alan bir sistemden üstündür. Çünkü 2000 yılda bilgi seviyemiz ve yaşam standartlarımız epeyce değişti, ihtiyaçlarımız değişti ve en önemlisi 2000 yıl öncekilerden daha bilgili ve deneyimliyiz. Özetle, Laikliğin alternatifi din kurallarını kısmen ya da tamamen savunmaktadır. Din kurallarıyla yönetilmek istemektedir. Akıl dışı olsa bile belli kuralların sabit uygualanması kabul etmektedir. Laiklik kavramı, başörtüsü ya da siyasi toplumsal kriz konusu, kahvehane muhabbet aracı ya da gerilim aracı değildir. Laikliği böyle bir şey sanmak bilgisizlikten ileri gelmektedir. Bluğa erse bile akıl olarak erişkinliğe henüz ulaşmamış birini s.kmzsn der referansı din olmayan bir kural, bu ona pskiolojik ve fizyolojik olarak zararlıdır. Bireyi ve toplumun sağlığı gözetilmelidir, o halde yasaklanmalıdır sonucuna ulaşırsın. Bu kuralı benimsediğin anda kendi akıl ve vicdanını dinin önüne koyar ve dini kuralları çiğnersin. Her vatandaşın hele ateist düşüncelere sahip birinin bunun farkında olması gerekir. Bugün Türkiyedeki tatlı su müslümanlarının gerçeği kabul edememesinin altında da bu yatar. Allahın(bedevilerin) emirlerini her gün çiğner, Allahın emirlerine karşı gelen kuralları savunur ve hala müslüman olduğunu iddia eder.
×
×
  • Yeni Oluştur...