Jump to content

Bir Buçuk

Ateistforum Moderatör Grubu
  • İçerik sayısı

    662
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

2 Takipçiler

Bir Buçuk Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

2.470 profil görüntüleme
  1. Bir Buçuk

    Matematik Soruları Paylaşalım

    Güzel bir soru İnsanın 2T diyesi geliyor, ancak değil. Giderken L/(v+c) ve dönerken L/(v-c) zaman harcar. Madem c, v'den küçük dedik, bulduğumuz sonucun daha basit gözükmesi adına c = a*v diyelim. a, rüzgarın uçağın hızına oranı. Rüzgarsız harcanan zaman 2L/v Bu şekilde yerine koyup toplarsak, rüzgarlı durumda harcanan zaman 2L/((1-a2)*v) . Oranlarsak, rüzgarsız rüzgarlının her şekilde (1-a2) katıdır ve a her zaman 1'den küçüktür.(Çünkü v>c demiştik.) Yani rüzgar hızı, uçağın hızına yaklaştıkça süre daha da artar. 0 rüzgarda, oran 1 olur. v=c'de DreiMalAli'nin yazdığı gibi sonsuz zaman gerekir. Sorunun esas ilginç kısmı, cevabın ilk bakışta 2T gibi gelmesinde. Neden cevaba şaşırıyoruz? Çünkü yol sabit. Problem süre üzerinden düşünmeye sebep olduğundan, kafamız karışıyor. Örneğin soruda yol aynı kalsaydı, ve 2 durumda da t'şer dakika 2 yöne uçsalardı cevap gerçekten "aynı yolu alırlar" olurdu. x = v*t denklemi ile x/v = t denklemi aynı şeydir, uçak sabit hızla gidiyor dendiğinde denklemin ilk haliyle yorumlamaya çalışıyoruz.
  2. Bir Buçuk

    Saklı Seçilmişler Ve Wahls Protokolü kitapları

    İnsan vücudu, çoğu zaman düzensizlikten fayda sağlar. "Şaşırtma" dedikleri de bu. Beyin, yeni şeyler öğrendikçe, yeni şeylere maruz kaldıkça yeni bağlantılar geliştirir. Hiçbir uyarana maruz kalmayan, düşünmeyen insan zamanla körelir. Kaslar, spor yaptıkça ufak ufak yırtılmalara maruz kalır. Tamir olup daha güçlü hale gelirler. Bağışıklık sisteminin gelişmesi için patojenlere ihtiyaç vardır, en azından vücudun kendisinin savaşabildiklerine. Sürekli ve düzenli beslenmek sağlıklı bir şey değildir. İnsan vücudu sürekli ve düzenli olarak günde 3 öğün yiyecek şekilde gelişmemiştir. Sürekli böyle beslenmek vücudu tembelleştirir. Esas olan dozdur. Herkes için de bu doz farklıdır. Bu prensibin ardındaki mantık ve matematik ise oldukça ilginçtir, düşünürseniz sistemler arasındaki benzerlikler üzerinden hayatın birçok alanına uygulanabildiği ve uygulandığı görülebilir...
  3. Bir Buçuk

    ÜYELİĞİ SONLANDIRILAN KULLANICILAR

    kris123'ün üyeliği, talebi üzerine sonlandırıldı.
  4. Bir Buçuk

    Tehlikeli Oyunlar Oynanıyor

    Doğru söylüyorsunuz. Ortada o kadar çok faktör var ki, daha derli toplu yazmak için belki de sayfalar gerekiyor. Dünyada iletişim olanaklarının artmasıyla toplumların belli bir duyarlılık düzeyinin üzerinde olduğunu düşünen kesimlerin arasındaki düşünsel farklılıklar inanılmaz bir hızda azaldı. Dünyada bu manada bir tektipleşme görüyoruz. Bahsettiğim olanakların artması, özenilen/özendirilen değerlerin dünya çapında, gerçeklikten kopuk bir şekilde aktarılabilmesini sağladığından toplumlarda daha da büyük kopuşlar gerçekleşiyor. İnternetin sağladığı bu yapay ekosistem içerisinde iletişim halinde olan herkes kendini aynı ortamda yaşayan, aynı sorunları yaşayan bir bütün olarak saymaktadır. Bu bütünsellikten kopmamak için de gittikçe radikalleşip başkalarını da çeşitli şekilde yargılamaktadırlar. Örneğin Yozgat'ta ailesiyle yaşayan bir Türk kızının Twitter'da sahte bir isimle eşcinsellerin evlat edinme hakkından, dizilerde eşcinsel karakterler olmamasından, beden olumlamadan, koltuk altı kıllarını almanın bir dayatma olduğundan bahsettiğini, işin ilginci kendini gerçekten bu dünyaya ait hissettiğini görebiliyoruz. Gereksiz duyarlılık, duyarlılık gösterilen problemlerin gereksiz, anlamsız veya saçma olduğunu göstermez. Gereksiz duyarlılık demek, "yahu insanlar aç, eşcinselliğin önemi var mı şimdi" demek de değildir. Benim gereksiz duyarlılıktan kastım, kendileri aynı dünyada yaşamadıkları halde o dünyada yaşayanlarla kendilerini özdeşleştirmek için onlar gibi davranmaya çalışan, aynı sorunlara sahip olduğunu düşünen özenti bir takım insanlardır. Zira savundukları düşüncelerin menşei ülkelerin refah ve güvenlik seviyesi kendi bulundukları ülkenin çok daha üzerinde olup, bizim gibi farklı sorunlara sahip ve fikirsel altyapı olarak aynı düzlemde bulunmayan ülkelerde farklı kırılımlara sebep olmaktadır. Ne acıdır ki hem bu insanların kendileri, hem de onlara özenen diğer insanlar kendilerini çok aydın ve batılı görüp, doğru yer ve zamanda söylemedikleri şeylerin sonuçlarını tahmin etme gereği dahi duymamaktalar. İşte bu pembe düşünceler gerçekle uyuşmadığında, Türkiye Cumhuriyeti PKK'ya operasyon yaptığında "Savaşa hayır" diyen barış böceklerini görüyoruz. Barış üzerinden gidersek, elbette dünyada barış istemeyen yoktur. Ancak barış kararsız bir dengedir. Savaşamayan kimse, barışı ortaya koyamaz. Bugün ülkemiz sınırlarını koruyabiliyorsa, AKP'nin yıllarca altını oymaya çalıştığı TSK sayesinde koruyor, barış sloganlarıyla değil.
  5. Yıllardır bu forumda yazıp çizmiş biri olarak, internetin ve sosyal medyanın ciddi derecede tehlike barındırdığını, ciddi algı oyunları ve manipülasyonlara ortam sağladığını ve birtakım sitelerin ciddi anlamda maşalar ile algı oluşturmayı başardığını düşünmekteyim. Bu bahsettiğim sitelerde amacı bu olanlarla beraber, aynı şeyleri papağan gibi tekrarlayıp suni bir "kalabalık" oluşturarak birbirlerini tatmin eden, akıl ve izandan yoksun ciddi bir güruh bulunmakta ve bu operasyonlara istemeden de olsa ortak olmaktadırlar. Bu duruma bir çözüm bulunmalıdır. Gerekirse regülasyon yasaları çıkarılmalıdır. Toplumsal algıyı bozan, tek yönlü(Kişilerden bir kısmı aynı düşünceleri tekrar tekrar yazdığında kaynak tek yönlü olmaktadır, çift yönlü değil), infial yaratıcı bu ortamların sağladığı "düşünce özgürlüğü", götürdüklerinden katbekat fazladır. Türkiye Cumhuriyeti bir zamandır her cephede ciddi mücadele halinde. Yöntemler, seçimler, yollar muhakkak tartışma konusudur. Ancak birtakım kişiler her türlü politik, siyasi ve stratejik bilgiden yoksun bir şekilde demagoji yapmayı "muhalefet" sanmakta, insanları da bu yanlışa çekmektedir. Çok güzel çağrışımları olan, ancak gerçek dünyada çoğunlukla "pembe" kalan kavramları kendi kötü niyetlerine alet eden bazı örgütlenmeler, bu kavramları sorgusuz sualsiz takip eden, sürü hayvanlarından pek de farkı olmayan sözde aydın güruhu gütmektedirler. Kendilerini dünya vatandaşı saymak için yapmayacağı şey olmayan, nerede gereksiz duyarlılık varsa her yerde belirtip, gerçek sorunlara gözünü kapatan bu topluluk, Batı toplumunu nasıl zehirliyorsa burayı da aynı şekilde zehirlemeye başlamıştır. Bu topluluğun sarıldığı kavramları her şartta savunmuyorsanız (özellikle sosyal medyada) gerici, eski kafalı ve tutucusunuzdur. Mantıklı düşünceden bihaber bu topluluğun takip ettiği tek şey, kendiyle aynı kavramları paylaşan, aynı sürüdeki arkadaşlarının sesleri ve tepkileridir. Ülkemiz ve dünya çok büyük bir değişime gebe. Her konuda değişimlerin ardı ardına olması tesadüften de öte gibi duruyor. Neler olduğunu anlamlandırmak zor. Ancak akla birçok senaryo geliyor. Sakin olup kutuplaştırmalardan uzak durmalıyız. Üstte bahsettiğim topluluk iyice çığrından çıktığından uyarma gereği duydum, uzun zamandır böyle düşünüyordum ancak onlar gibi kutuplaştırıcı olmaktan imtina ediyordum. Tabi ki hakkını yemeyelim, bu ortamın oluşmasına en büyük desteği sağlayan da AKP ve onun kutuplaştırma odaklı siyasetidir. Son zamanda iç siyasette neler oluyor? Örneğin CHP neden Suriye politikasına bu ölçüde karşı, neden kendini böyle konumlandırdı? Neden Esed'e neredeyse hiç laf etmiyorlar? Neden yıllardır verilmeyen tepkiyi, Engin Özkoç verdi? Bu şahsın FETÖ bağlantısı olduğu doğru mu? Peki Muharrem İnce'yi harcamaya çalışan klikten olup, teknelerde Tuncay Özkan'la fotoğrafı çıkması( ki bu adam, bu "tatilin" gerçekleştiği de reddetmişti, sonra fotoğraflar ortaya çıktı) tesadüf mü? 1 aydan az bir süre kalan kurultay için bir planları mı var? Kılıçdaroğlu'yla araları nasıl? Bunları cevaplamadan, sadece birilerine hakaret etti diye birini 10 dakikada kahraman mı ilan ediyoruz? O halde biz de sürüdeniz demektir. Bize yakışan bu olaylardan mümkün mertebe uzak durup bu ve benzeri durumları duru bir akılla gözlemlemektir. Kışkırmamaya çalışmaktır.
  6. Bir Buçuk

    Bir sistemi inceliyoruz.

    John_Ahmet, fizik kurallarını ihlal edemezsin. Boşuna kendini yoruyorsun. Kaçıncı defa bu iddiayla ortaya çıkacaksın bilmiyorum ama, senin yapmaya çalıştığın hesapların birçoğu zaten ihlal ettiğini düşündüğün kurallardan bulunan formüllerle gerçekleşiyor. Acaba anlatımı en iyi olan kitaplar eski kitaplar mıdır, yoksa anlatımı iyi oldukları için elimizde eski olmalarına rağmen kalmışlardır?
  7. Bir Buçuk

    ÜYELİĞİ SONLANDIRILAN KULLANICILAR

    Asit İnce Yağ'ın üyeliği, isteği üzerine sonlandırıldı.
  8. İddian hangisi? Ben diyorum ki, ilk alıntıladığım iddiandaki şeyi yapman mümkün değil. Sonra verdiğin örnekse ilk iddiandakiyle aynı şey değil.
  9. Bir Buçuk

    Madde mi? Akıl mı?

    Bilinç henüz çözülmedi. Fizik yasalarının keşfinden önce maddenin hareketi iyi bilinmiyordu. Fizikle beraber bu fiziğin de matematiği(calculus) geldi, veya tersi. Gelecekte de kesinlikle böyle bir şey olacaktır. Karmaşık sistemleri çözmek için yeni bir matematiğe veya fiziğe ihtiyacımız var.
  10. Merhaba, maalesef imza ekleme özelliğini çok uzun zaman önce kaldırdığımızdan bu mümkün olmaz.
  11. Ayrıca bir konuya değinelim. Integer(4 bayt olarak ele alırsak), 4.294.967.296 farklı değer alır. Aslında bunu birebir eşleme yapan bir fonksiyon olarak düşünebilirsin. Hedefin nedir? Integer'ları daha az baytla göstermek mi? O kümeyi daha az baytla ifade edemezsin. Zaten 4 baytın bütün kombinasyoları ayrı bir sayıyı ifade ediyor. Bunu 4 bayt bazında geçmen mümkün değil. Nasıl ifade etmeye çalışırsan çalış. 4 baytı farklı kullanabilirsin, tersten yazabilirsin, "her yazdığım sayının 10 katını ifade ediyor olayım" diyebilirsin, aralıkları vs değiştirebilirsin. Ama bu şekilde herhangi bir sıkıştırma yapamazsın Integer'lar üzerinde. Limit o çünkü.
  12. Bir Buçuk

    istimna rahatlama

    Başlık tavanarasına gidiyor. Başlığı açan arkadaş ise takibe alındı, bir daha benzer bir hareketi görüldüğünde atılacak. Belki öyle rahatlar.
  13. Forumda böyle işleri merak edenleri görmek çok güzel. Aslında sorulması gereken doğru soru bu değil. Zira bu bahsettiğin olasılık %99 olsa dahi, yine sayıyı 32 bitle ifade etmiş oluyorsun. Soru şu olmalı: Bu yöntemlerle 32 bitle ifade ettiğim sayıların hepsini ifade edip, üzerine ikili gösterimle gösteremediğim(32 bitte) sayıları ifade edebilir miyim? Cevabını da vereyim, edemezsin... Aynı zamanda birçok sayı için aynı diziyi kullanmış olursun. Örneğin 5 sayısını düşünelim. Bu sayıyı sıkıştırmadan gösterebilirsin, 2 ^ 2 + 1 olarak da gösterebilirsin, 2^2 +1 olarak da gösterebilirsin(2'inci yöntem) ve asal indisini tutabilirsin. 5 sayısı için birden fazla ifade var gördüğün gibi. Sayılar küçüldükçe bu daha da sorun olmaya başlar. Çünkü küçük sayılarda o üstel ve polinomal ifadeleri birçok farklı şekilde yazabilirsin. Birçok farklı şekilde yazabildiğin durumların hepsinde kombinasyonları israf etmiş olursun aslında. Tekrar ediyorum, istersen 32 bitle ifade edebildiğin her sayı bu yöntemlerden biriyle gösterilebiliyor olsun, ki kayıpsız sıkıştırma yaptığını iddia ediyorsan bu şarttır. Senin yönteminle, 32 bitle ifade edemediğim kaç sayıyı ifade edebiliyor olacağım? Bu yöntemlerle integerların hepsini göstermen de mümkün değildir. Örneğin 2^32-1 sayısını integer olarak gösterebilirsin. Ama senin yönteminle gösteremezsin. Böyle çok fazla sayı olduğunu tahmin ediyorum. Dediğim gibi sıkıştırmayla o oranın alakası yok ama tahmin ettiğin gibi %50'yi dahi bulmayabilir.
  14. Bir Buçuk

    ÜYELİĞİ SONLANDIRILAN KULLANICILAR

    Doğuştan İşsiz, hakaret sebebiyle atıldı.
  15. 12'li sayı sisteminin avantajı 12'nin 2,3 ve 4'e bölünebiliyor olması. 12 havari, 12 imam, 12 burç, 12 ay, 12 gök cismi... Bunlar da eskiden kalmış olmalı veya başka anlamları var. 2 elle şu anda saydığımız şekilde 2048'e, belki de daha büyük sayılara kadar sayabiliriz. Ancak mesele sadece saymak değil. Algılamak. 7 kavun düşünün. Bir de 8 kavun düşünün. Zihninizde pek de farklı olmadıklarını fark edeceksiniz. Sayılar büyüdükçe anlamları insan zihninde azalır. Hem algılamak zorlaştığı için, hem de farklar oransal olarak azaldığı için. Bu yüzden tabanı düşük tutmak çok da kötü bir şey değildir. 12'li sayı sistemi kullansaydık belki aritmetik işlemleri daha hızlı yapabilirdik. Örneğin bizim sistemimizde, 123 sayısının 3'e bölümünden kalanını bulmak için bütün basamakları toplayıp kalana bakarız, 4 için son 2 basamağa bakarız(23'ü mecburen böleriz), 6 için başka bir işlem yaparız vs. Ancak 123 sayısı 12 tabanında yazılmış sayı olsaydı, soruların hepsinin cevabının 3 olduğunu tek seferde görecektik. Bu sefer de 5'e bölmek sorun olacaktı ama 3, 4 ve 6'nın bu kadar pratik olması kanımca daha önemlidir. Belki de 5'e bölümün 12 tabanında böyle basit bir kuralı olmadığı için 10 tabanını kullanmak da avantajlı bir durum olabilir. 12 tabanında elle nasıl sayma yapılır, bilemiyorum. Ancak çok zor olacağını sanmıyorum. Tüm ellerin kapalı olduğu durumda yapılan bir jest 6'yı tanımlayabilir. Örneğin biz Türklerin hareket çekmek dediği jesti yaparak iki elinizle 12'ye kadar sayabilirsiniz. Parmakların, ellerin diziliş şekli önemliyse çok daha yüksek sayılara ulaşabilirsiniz. Çünkü her kombinasyon, karşıya bir bilgi vermektedir. Parmakların dizilimini önemli hale getirdiğiniz anda, bir parmağın verdiği bilgiyi artırmış olursunuz. En çok bilgiyi "gömebildiğiniz" durum ise, her parmağın 2'nin katları olup hepsinin sağdan sola veya sağdan sola değerlendirildiği bir durumdur. Ancak 2 üzeri 10 1024 eder, peki ben neden 2048 dedim? Çünkü 1024 dolduğunda, iki elinizi çapraz yapıp 0'dan başlayabilirsiniz. Elleriniz çarpaz ve sağ başparmağınız kalkıksa, bu 1025 demektir. Elbette bileklerinizin yukarı baktığı, bir elinizin yukarıda olduğu, herhangi bir bileğinizin yukarı baktığı durumları da tanımlayıp 16384'e kadar saymak mümkün(hatta daha fazla). Neyse ki dilimizle sayıları ifade edebiliyoruz da böyle gösterimlere ihtiyaç duymuyoruz...
×
×
  • Yeni Oluştur...