Jump to content

HATEM

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    676
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

1 Takipçi

HATEM Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

1.185 profil görüntüleme
  1. HATEM

    Çok eşlilikle ilgili

    Bilemezsin, Sapıtmışsın.
  2. HATEM

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    Evrim konusunu tartışırken, Diğer müslümânlarla olan tartışmam konu ediliyorsa ve ilâve alâkasız konular küfürler eşliğinde sayfaya taşınıyorsa Bu durum, aslında Bir Kaçma eylemidir. Dürüst olmayan sahtekârca bir kaçma eylemi... (dürüst olanı; sessizce uzaklaşmaktır) Kaçarak (Konuyu değiştirerek) ve küfrederek Baskın gelme çabası, bir aptallıktır. Tabi kökeninde rûh hastalığı var. Daha önceden bunların cevabı verildi. Kur'ânda Hidrojen yok, Kur'ânda "Su" var. Mekke Toplumuna "Su" İle hitâb ediliyor. 19. Yüzyıl ve sonrasındaki muhatablara Hidrojen hitâbı var.
  3. HATEM

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    Aferim, Aptal olduğunu anlatabilmişim demek ki,, Okumanın anlamanı sağlamayacağını sen de içgüdüsel olarak öğrenmişsin.
  4. HATEM

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    Rûh hastası olduğun için pervâsızca konuşuyorsun, Söylediklerinin bedelini çok acı ödersin. Sen, Hakâret etmek için yazarsın. Çünkü Rûh hastasısın... Ben Gerçekleri dile getirdiğimde ise zâten sana hakâret etmiş olurum. Aptal olduğunu yukarıda gösterdim, Bir daha göstereyim. Her mesaj attığında tekrâr tekrâr gösterebilirim. Blakis Her şeyiyle tâmm söylenmiş. Bir kelimeyle ancak bu kadar tâmm ifâde edilebilir. Buyur değiştir. Bütün bilim şebekleri toplanın, "SU" dan daha uygun bir kelîme getirin. Her canlının suya ihtiyâcı olduğunun Herkes tarafından bilinmesi aslâ mümkün değildir. Hele 1450 sene önce bunun bilinmesi hiç mümkün değildir. Bir canlının bir şeye ihtiyâcı olması,, O şey tarafından yaratıldığını göstermez. Hele her canlının o şeyden yaratıldığını hiç göstermez. Âyet; "Her canlının suya ihtiyâcı var" şeklinde gelmemiş, (bu ifâde bile o devirde bir mu'cîze olurdu) Âyet; "Her canlı şeyi sudan yarattık" şeklinde gelmiş. Canlılar her ihtiyâç duyduğu şeyden yaratılmaz. Ben şekeri çok severim, şekere ihtiyaç duyarım, Şekerden yaratılmış olabilir miyim? Sana göre olabiliyorum. Her canlı, yaratıldığı şeye ise çok ihtiyâç duyar. Biz burada bilim yapmıyoruz, 1450 sene önce indirilmiş ilâhî kelâmın, Şu ânki bilinen gerçeklerle uyum içinde olduğunu gösteriyoruz. Konu, canlıların suya ihtiyâcı olup olmaması değil. 1450 yılda, her canlının suya ihtiyâcı olduğunu ancak öğrenebilmişsin Sudan yaratıldığını halâ öğrenememişsin. Bütün canlılar suyun içinde oluşuyor ve Biyolojik hayât da Suda başlamış Ve Hayat, suyla çalışıyor Biz de zâten, Sudan oluşan bir canlı çeşidinden bahsetmiyoruz. Bütün Canlıların bak tekrâr ediyorum, Sağıra anlatır gibi anlatıyorum Bütün canlıların,,, Su'dan, Suyla, Suyun içinde Oluştuğunu Ve Sulu devâm ettiğinden bahsediyoruz. Konu eğer, İlk yaratılan ve en basit hücre ise, Yukarıdaki satır satır açıklamalar doğru olmakla birlikte, Bütün Evrenin ve ilk hücrenin de Su dan Ya'nî Hidrojenden ya'nî Hidrojen formasyonlarından oluştuğunu anlatıyoruz. Hah işte o bütün elementer, Hidrojen atomundan oluşmuştur. Dolayısıyla bütün canlılar Hidrojen atomu formasyonlarıdır. Hidrojen atomunu da sudan daha fazla ve daha doğru temsîl edebilecek bir madde bulunamaz çünkü böyle bir madde yoktur. Hidrojen atomunu daha iyi temsîl edebilecek varsa başka bir madde getirin ortaya... 21 sayfa boyunca çok şey denendi ama, âyetteki su kelimesinden daha güzelini getirebilmek,, Bu sizin gibi kroların atmasıyla olmaz. Hadi aptal olmadığını isbatla, Hidrojeni temsîl kâbiliyeti olan, su'dan daha iyi bir madde getir, bi kalemde söylediklerimizi çürüt. Getiremessen, Bunca tartışmanın (21 sayfa) üstüne pervâsızca hakâret yazıları yazman, senin aptallığını ve rûh hastası olduğunu isbatlar. Örnek arayışında olanlara uyarı: Sudan daha iyi öyle bir örnek getirilmeli ki, 1. O madde de Hidrojen baskın olmalı. 2. En önemlisi, O madde Herkese ve 1450 sene önceki Mekke toplumuna hitâb edebilmeli. 3. Meselâ birinci şartı atlayarak, daha iyi bir örnek olarak Patatesi bulduğunuzu farz edelim. 4. Hayât nasıl Suyun içinde başladıysa, Yine Biyolojik canlılık Patates içinde başlamış olmalı ki, Sudan üstün olmasa bile bu noktada Patates, suya eşdeğer bir madde olsun. 5. Ve Her canlı,, Patatesin içinde hayât sâhibi olabilsin 6. Ve her canlı ancak Patatesli olarak hayâtına devâm edebilsin. 7. Ve patatessiz,, Biyolojik bir canlılığın oluşamaması gerekiyor. Âyet,, Bir canlıdan değil, bütün canlılardan bahsediyor. Âyette tek bir canlıdan değil, Biyolojik canlının ilk atasından çok daha geniş bir yelpazeden bahsediliyor. Çünkü Evrende canlı olmayan hiç bir şey yoktur. Ya'nî Hidrojene atıf var. Bütün Canlılar hangi şeyden oluştu diye bir soru sorulsa, "Bütün canlılar herşeyden yaratıldı" gibi bir cevap mâkul bir cevap olur mu? Ya da 1450 sene önceki insânlara periyodik cetveldeki elementlerin sayılması mâkul olur mu? Senin sivri zekâna göre olur. Normal bir insân bu durumda, Büyük planı görür ve her şeyin Hidrojen atomundan Evrimleştiğini, Ve Kur'ânın 1450 sene öncesinden bunu söylemiş olduğunu anlar.
  5. HATEM

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    21 sayfa boyunca burada ne anlatılıyor, Bu kadar aptal olunmaz ki, Buraya seçilerek mi geldin sen. Su olmadan hücre olur mu? Hücrenin yapısında en çok ne var? Bilmessin diye ben cevap vereyim; SU... Aptallıkla birlikte, Körlük mü var yoksa Okumadan mı cevap yazıyorsun? Bak bunları senden önce yazmışım.
  6. HATEM

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    Sâdece Hidrojenin olduğu Evrenin başlangıcında, Hidrojeni oluşturan unsurlar hâriç, Evrende Hidrojenden başka hiçbir şey yok. Helyum da yok. Yıldızlar hiç yok. Soruyu tam anlamadım ama, Önce Hidrojen var, Hidrojenden Helyum oluşuyor. Buradan Yıldız, Yıldızlardan da diğer elementler oluşmaya başlıyor. Allah-u a'lem.
  7. HATEM

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    NOKTAYI KOYALIM. Tartışırken Atlamış, söylememiş olabilirim, Eksik olmasın burada yazayım. Konuyu kendi açımdan tamamlayayım. "Biz her canlıyı SU dan yarattık" âyet-i kerîmesinde, Suyun temelinin Hidrojen atomu olduğunu söylemiştik. 1450 sene önceki "Su" lafzının, Günümüz insânları için Hidrojene en iyi işâret,, olduğunu belirtmiş, Ve isbatlamıştım. Hidrojene daha iyi işâret edebilen ve 1450 sene önceki topluma söylenebilecek "SU" dan daha iyi bir madde bulamadınız, bulunmaz. Aslında Suyun Hidrojen ile bağlantısını gözardı etsek bile Canlılığın temelini açıklayan "SU"dan daha iyi bir madde ve açıklama yoktur? Niye Yoktur'a geçmeden önce, şimdiye kadar Yazdıklarımı biraz özetleyeyim. Bütün Kâinâtın, Hidrojen atomu formasyonlarından ibâret olduğu bugün anlaşılmış bir gerçektir. Ya'ni Her şey Hidrojenden yaratılmıştır. Varlığın sâhibinin Allah olduğunu biliyorsak, Allah'ın, mutlak varlığın kendisi olduğunu biliyorsak,, Her şeyin hidrojenden yaratılmasıyla, Hidrojenden Evrimleşmesi arasında bir fark olmadığını da biliriz. Evrim yolu ile yaratılış, Allah'ın Genel olan yaratış şeklidir. Allah'ın Akla sığmayan, Evrim dışında çok özel yaratışları da vardır. Aslında Allah'ın bütün yaratışlarının temeli, Her ân Tekrarlanan (Halk-ı Cedîd) yaratışıdır ki. Bütün Kâinâtın, sanîyede en az 20 bin kere yaratılmasıdır. Saniyedeki bu sayısız yok oluş ve yaratış, tekâmülü ve evrimi zorunlu kılar. Çünkü Allah'ın yaratışında aczi gerektiren tekrâr yoktur. Allah'ın yaratışında tekrâr olmadığı için, Allah'ın varlığında hiçbir şey ve hiç bir ân,, birbirinin aynısı değildir. Ve Kâinât her sâniye binlerce kez değişir. Değişim, Evrimin temelidir. Bunları belirtmiştik, Gelmek istediğim yere gelmeye çalışıyorum. Âyet-i Kerîmedeki ifâde: "Her şeyin Su dan (Hidrojenden) yaratıldığı" şeklinde değildir. Âyet-i kerîmedeki ifâde. "Her canlının SU'dan (Hidrojenden) yaratıldığı" şeklindedir. Âyet-i Kerîme, bu şekilde geldiği için, canlılığın sâdece bitkilere ve hayvanlara özel olmadığı, Maddenin, Elementlerin, atomların, Her şeyin canlı olduğunu anlıyoruz.Çünkü hareket ettiğini biliyoruz. Elbette, Hayvânî Rûh ve canlılık, Bitkisel Rûh ve canlılık, Madensel rûh ve canlılık, İnsânî rûh ve verdiği canlılık farklı canlılık mertebeleridir Lâkin, Madde de canlıdır. O sebeble Her canlı su dan yaratılmıştır. Su molekülünde baskın olan Hidrojen atomu olduğu için "Su", aynı ânda Hidrojen e de işâret etmektedir. Bunları belirtmiştik, Yazmayı atladığım konu ise şu; "Biz her canlıyı SU dan yarattık" İfâdesi, SU' dan (ve Hidrojenden) yaratmayı söylediği gibi Bitkisel yaşam ve üstündeki yaşam formları için Su İçinde yaratmayı da anlatıyor. Âyet-i kerîmede, Hayvânî yaşamın temeli olan Bitkisel canlılığın, Suyun içinde, Su ortamında başladığı da açıklanmış oluyor. O halde bütün canlılar Hem Sudan, Hem suyun içinde Hem de Suyla Yaratılmıştır. Ve ancak sürekli sulu kalarak canlılıkları devâm ediyor. Bu yüzden, farzı muhal, 1450 sene önce Hidrojen atomunu insânlar bilseydi bile, Âyet-i Kerîmede Hidrojen yerine SU'yun zikredilmesi daha doğru olurdu. İşte Kur'ân mu'cîzesi... "O inkâr edenler görmüyorlar mı ki... Her canlı şeyi "SU"dan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı?" (Enbiyâ 30)
  8. HATEM

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    Tartışırken Atlamış, söylememiş olabilirim, Eksik olmasın burada yazayım. Konuyu kendi açımdan tamamlayayım. "Biz her canlıyı SU dan yarattık" âyet-i kerîmesinde, Suyun temelinin Hidrojen atomu olduğunu söylemiştik. 1450 sene önceki "Su" lafzının, Günümüz insânları için Hidrojene en iyi işâret,, olduğunu belirtmiş, Ve isbatlamıştım. Hidrojene daha iyi işâret edebilen ve 1450 sene önceki topluma söylenebilecek "SU" dan daha iyi bir madde bulamadınız, bulunmaz. Aslında Suyun Hidrojen ile bağlantısını gözardı etsek bile Canlılığın temelini açıklayan "SU"dan daha iyi bir madde ve açıklama yoktur? Niye Yoktur'a geçmeden önce, şimdiye kadar Yazdıklarımı biraz özetleyeyim. Bütün Kâinâtın, Hidrojen atomu formasyonlarından ibâret olduğu bugün anlaşılmış bir gerçektir. Ya'ni Her şey Hidrojenden yaratılmıştır. Varlığın sâhibinin Allah olduğunu biliyorsak, Allah'ın, mutlak varlığın kendisi olduğunu biliyorsak,, Her şeyin hidrojenden yaratılmasıyla, Hidrojenden Evrimleşmesi arasında bir fark olmadığını da biliriz. Evrim yolu ile yaratılış, Allah'ın Genel olan yaratış şeklidir. Allah'ın Akla sığmayan, Evrim dışında çok özel yaratışları da vardır. Aslında Allah'ın bütün yaratışlarının temeli, Her ân Tekrarlanan (Halk-ı Cedîd) yaratışıdır ki. Bütün Kâinâtın, sanîyede en az 20 bin kere yaratılmasıdır. Saniyedeki bu sayısız yok oluş ve yaratış, tekâmülü ve evrimi zorunlu kılar. Çünkü Allah'ın yaratışında aczi gerektiren tekrâr yoktur. Allah'ın yaratışında tekrâr olmadığı için, Allah'ın varlığında hiçbir şey ve hiç bir ân,, birbirinin aynısı değildir. Ve Kâinât her sâniye binlerce kez değişir. Değişim, Evrimin temelidir. Bunları belirtmiştik, Gelmek istediğim yere gelmeye çalışıyorum. Âyet-i Kerîmedeki ifâde: "Her şeyin Su dan (Hidrojenden) yaratıldığı" şeklinde değildir. Âyet-i kerîmedeki ifâde. "Her canlının SU'dan (Hidrojenden) yaratıldığı" şeklindedir. Âyet-i Kerîme, bu şekilde geldiği için, canlılığın sâdece bitkilere ve hayvanlara özel olmadığı, Maddenin, Elementlerin, atomların, Her şeyin canlı olduğunu anlıyoruz.Çünkü hareket ettiğini biliyoruz. Elbette, Hayvânî Rûh ve canlılık, Bitkisel Rûh ve canlılık, Madensel rûh ve canlılık, İnsânî rûh ve verdiği canlılık farklı canlılık mertebeleridir Lâkin, Madde de canlıdır. O sebeble Her canlı su dan yaratılmıştır. Su molekülünde baskın olan Hidrojen atomu olduğu için "Su", aynı ânda Hidrojen e de işâret etmektedir. Bunları belirtmiştik, Yazmayı atladığım konu ise şu; "Biz her canlıyı SU dan yarattık" İfâdesi, SU' dan (ve Hidrojenden) yaratmayı söylediği gibi Bitkisel yaşam ve üstündeki yaşam formları için Su İçinde yaratmayı da anlatıyor. Âyet-i kerîmede, Hayvânî yaşamın temeli olan Bitkisel canlılığın, Suyun içinde, Su ortamında başladığı da açıklanmış oluyor. O halde bütün canlılar Hem Sudan, Hem suyun içinde Hem de Suyla Yaratılmıştır. Ve ancak sürekli sulu kalarak canlılıkları devâm ediyor. Bu yüzden, farzı muhal, 1450 sene önce Hidrojen atomunu insânlar bilseydi bile, Âyet-i Kerîmede Hidrojen yerine SU'yun zikredilmesi daha doğru olurdu. İşte Kur'ân mu'cîzesi... "O inkâr edenler görmüyorlar mı ki... Her canlı şeyi "SU"dan yarattık. Hâlâ inanmayacaklar mı?" (Enbiyâ 30)
  9. HATEM

    Madde mi? Akıl mı?

    19. yüzyılın katı pozitivist bilim anlayışı maalesef ülkemizde hâlâ etkin görünüyor. Bilimsel bilginin kesin doğrular olarak ele alınması, zaman zaman bireyleri komik duruma düşürebilmektedir. Bu duruma düşenlerden biri de 18. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı devletinde çeşitli hizmetlerde bulunan Baron de Tott’dur. Baron, Fransa’da bir toplantıda alay ederek şu hadiseyi anlatır: “İstanbul’da bir medrese öğrencisine, ‘Bir üçgenin iç açılarının toplamı kaçtır’ diye sordum. O da ‘Üçgenine göre değişir’ diye cevap verdi.” Baron’a komik gelen bu ifade aslında doğrudur. Üçgenin iç açıları, iç bükey bir üçgende yüz seksen dereceden küçük, dış bükey bir üçgende yüz seksen dereceden büyüktür. Tott’un yaşadığı çağda Avrupa bilimi Öklid dışı geometrilerden haberdar değilken, İslam medeniyetinde küresel trigonometri kurulmuştu. P.Dr. Ziyâ Selçuk
  10. HATEM

    Madde mi? Akıl mı?

    Senin bütün tartışmaların Şekil a da görüldüğü üzre, Sınırlı bakışını savunma üzerine kurulu @teflon
  11. HATEM

    Foruma giren misafir sayısı çoğalmış.

    Hayvanat bahçesindeki Veteriner ve bakıcılar sence hayvan mı?
  12. HATEM

    Foruma giren misafir sayısı çoğalmış.

    Anlamamışsın bir daha oku
  13. HATEM

    kuranda güneş ve ay

    Kolay kolay miğdem bulanmaz artık miğdemi bulandırıyorsun. Hakettiğin sıfatlarla donatmıştım cevâbı, ama çoğunu sildim,, günâha girmemek için... Nutuk çekerek anlamları gargaraya getiriyorsun Alıntıyla konuşmayan kişi, Tartışma namusundan yoksundur. Yazdıklarımın senin zihninde nasıl bir şekle büründüğünü ben de bilemem Forumu takip edenler de bilemez. O halde bana cevap veriyorsan, Neye i'tiraz ettiğine dâir, Alıntını yapacaksın, altına da ne istiyorsan yazacaksın. Başkalarının yazılarından ne anladığın mechûl kalacak şekilde, Kendi fikirlerini herkesin sürekli gözüne sokmaya hakkın yok. Ben admin olsam, Fikirleri ne olursa olsun kimseyi engellemem. Seni ise, alıntısız tartıştığın için mutlaka engellemiş olurdum. Cümlem şöyleymiş: Gark olmak veyâ dâhil olmak gibi maddî bir batışı ifâde eden kelîmelerin burada (âyette) tercîh edilmemesi bir tesâdüf olamaz. Kara câhillik nerdeymiş ve de kimdeymiş inşAllah görelim? Ayrıca; Allah'ın izni ile Akıl sâhipleri nezdinde Mes'ele buharlaşmış, Ateistlerin iddiâsı çürütülmüş, ortadaki problemin, anlayış sakatlığından ve akıl yoksunluğundan kaynaklandığı gösterilmiş iken Beyefendinin Arapça bilgisiyle övünerek, zuhûr eden ezikliğini önleme tartışmasına başlamış bulunuyoruz. Ayrı bir karaktersizlik perdesi... DONGGG.... Hakikatçe, Allah ca,, Arapçadan üstündür, Anlatıyorum ama sağır gibisin anlamıyorsun. Nasıl yoktur? Arapça bilsen ne kıymeti var ki Akıl noksânlığı var Sende. Not: Akıl; zekâ değildir. Akıl, Kalpte olan bir nûrdur. Bana Celâl Şengör'ü hatırlattın. Adam Jeoloji Profösörü, Dağların kökleriyle bir kazık olarak depremleri engelleme özelliğine,, Kur'ân'a i'tirâz edecem diye; "Blâkis Tâmm Tersi diyor, Dağların olduğu yerde müthiş zelzele olur" Diyor. Gâvurluk yapacam diye şuurunu yitirmiş. Dağlar, Depremleri engelleyip karşıladığı için çok zelzele olduğunu idrâk edemiyor. Jeoloji profösörü ama mantık ve şuur kayması var. Du bakalım, Batış'tan hangi sınırlı anlamı anlıyorsun ve dâhil olmayı, zihnindeki bu anlamdan nasıl ayıracaksın,, Ne saçmalayacaksın gerçekten merâk ediyorum. Batışı ifâde eden başka kelime yok diyen ben değilim, Alıntıyı yaptığım ekşi sözlük yazarı demiş. Dâhil'in anlamını bilmeyen mi var ne açıklıyorsun sen. Niye Cennet ev ya da mescîd su ile dolu olmalıymış ki Batma ya da girme ne farkeder ki. Ateist açısından, Güneşin Gemi gibi Battığını düşünmesi ile Güneşin Dünyâya girmesi arasında, saçmalık noktasında bir fark, bir ayrıcalık yok ki... Sen batmadan sâdece "Suda gemi gibi batmayı mı anlıyorsun? Ayrıca, Bir Denizaltı suya battığı zamân, Denizaltı suya hem batmış hem de girmiş olmuyor mu? Ateistin zihnindeki çelişkiyi, Güneşin batmasıyla paralellik kursan, Geminin batışı mı Denizaltının girişi mi daha uygun düşer. Titanik battığı zamân bir daha çıkmaz. Denizaltı ise Battığı ve girdiği zaman tekrâr tekrâr çıkar, Güneş gibi... Senin zihnindeki acayip anlamları bulmaca gibi çözmek zorunda mıyım ben. Sen Batmaya Hangi anlamı lâyık görüyorsun, açıkla da ne anlatmaya çalıştığın anlaşılsın. Sırf suya Batmayı anlıyorsan eğer, Bir cisim Çamura, Toprağa Kuma Batamaz mı? Her neye batarsa batsın, Güneş gibi de gözden kayboluyorsa Battığı yere girmiş olmaz mı? Enâniyetin seni öyle akılsızlaştırmış ki,, Senin, batmadan neyi anladığının da aslında hiç bir bir önemi yok. Çünkü, Senin Kafandaki batma anlamıyla, Ateistin kafasındaki Batma anlamının uyuşma zorunluluğu yok. Türkçe de batmanın 12 anlamı var. Sen neyi isbatlamaya çalışıyorsun. Bundan daha önemlisi ise Ateistlerin âyet-i Kerîmeye i'tirâz ederken, Meâldeki Batma ifâdesinden, Güneşin, Bilim dışı Batmasından ne anladıklarıdır. Onlar, saçma Batma Türlerinin (anlamlarının) hiçbirisine de karşı değiller. Dertleri Batma kelimesi de değil. Güneşin, Dünyâ üzerinde "BİR YER"de Batmasına karşı çıkıyorlar. Bunun, senin anladığın şekilde suya batmak olması şart değil. Suya Veyâ Çöle veyâ Ovaya veya Dağa Gömülmesi, Güneşin Dünyâ üzerinde sıvı veya katı, Dünyânın içine girmesine karşı çıkıyorlar. Veyâ tepsi şeklinde vehmedilen Dünyânın hemen arkasında, Dünyâdan daha küçük kütlesiyle Güneşin, uçurumun kenarından alta inmesine karşı çıkıyorlar. Demen, Batmayı suda batmakla sınırlandırman senin akılsızlığını gösteriyor. Lan batmanın 12 anlamı olmasa bile, Gemi suya battığı zamân suya dâhil oluyor, Suya giriyor işte. Ateistlerin vehmindeki anlama göre, Güneş Suya/suda battığında suya girmemiş mi olacak. Karada (Dağda,Ovada,Çölde) Battığında Kara'nın içine girmemiş mi olacak? Dil kitapları içinde Kafayı mı üşüttün? Hem benimle cengâverliğe kalkıştığın "Batma" kelimesi Bir meâl, anladın mı bir meâl,, Orjinal kur'ân kelîmesinden bahsetmiyoruz. Meâlde Batma yerine, Gömüldü, Kayboldu veyâ İçine girdi (dâhil oldu) dense ne farkeder ki, Ateist zâten, Güneşin Gömüldüğü "YER"e, Kaybolduğu "YER"e Dünyânın içine girdiği "YER" e i'tirâz ediyor/edecek. Bak bu da sana kapak olsun diyemeyeceğim, Kafanda kapak koyacak yer kalmadı, Vaktimizi çaldığın, konuyu bulandırdığın Cümlem şuydu: "Gark olmak veyâ dâhil olmak gibi maddî bir batışı ifâde eden kelîmelerin burada (âyette) tercîh edilmemesi bir tesâdüf olamaz." Bu Cümlede, Dâhil kelimesiyle birlikte hadi bu da benden olsun, Gark'ı da çıkardım. Ve cümleyi şöyle kurdum: "Allah-u Teâlâ, âyet-i kerîmede Güneşin, Fiziksel bir şekilde battığını ifâde eden hiç bir kelîme kullanmamıştır. Güneşin gurub'u ve tulû'u Fiziksel/maddî bir batış ifâde etmez." Ne oldu şimdi? Ne değişti? Burada önemli olan, âyetteki orjinal lafzın (gurub ve tulû), Ateistlerin vehmettikleri gibi, Fiziksel bir batış ifâde etmediğini belirtmektir. Akıl eksikliğinden yaptığın i'tirâzlar doğru bile olsaydı ne değişecekti? Her iki durumda da Benim söylrdiklerimde bir yanlışlık ve tutarsızlık yok ki... Arabça bilginle ve karaktersizliğinle Kal, İnşAllah muhatab olma.
  14. HATEM

    Foruma giren misafir sayısı çoğalmış.

    Sen öyle oluyorsun çünkü Taksonomik olarak aynı sınıftansınız.
  15. HATEM

    kuranda güneş ve ay

    Dış Yüz olarak,,Allah sana ve herkese, İnsân-ı kâmil şeklinde kafa vermiş, imtihan için tabi, kalıcı değil, Aynaya baktığın zaman, haketmediğin bu şekli görürsün. Fakat bir de ç yüzün, gerçek yüzün vardır. Mahşerde herkesin göreceği, Burada İnsân-ı kâmillerin gördüğü veyâ rü'yâlarda gözüken... İşte bu gerçek yüzünü, Burada (Dünyâda) kendi iğrençliklerinle kendin inşâ edersin. Lâyığın olan Kafadır bu,, Seninkisi insân kafası değil...
×
×
  • Yeni Oluştur...