Jump to content
haci

TANRI'YA GEREKSİNİM VAR MI?

Recommended Posts

Tanrı'ya gereksinim var mı?

Dottore gibi düşünenler ve inananlar için Tanrı'ya her zaman gereksinim vardır. Tanrısız yaşayamazlar.

Onlar Tanrı'nın gölgesinden uzaklaşıp, yaratılışı bir Tanrı'ya bağlamadan açıklayan bilimsel bir teritoriye girme cesaretleri olmayan korkaklardır.

Onlar bilimi kendi sapkın ideolojileri için kullanırlar. Hepsi o kadar.

Ama onda bile başarılı olamazlar. Çünkü bilimi anlamaları mümkün değildir.

Evrenin yaratılış öyküsünü açıklamak Tanrısal yaratılışı açıklamaktan hem daha kolaydır, hem de çok daha mantıklıdır.

Çünkü bu açıklama fantezilere değil, bazı somut delillere dayanacaktır.

Tanrı kavramından kendilerini soyutlayamayanlar savlarını savunmak için bilimsel açıklamaların yeterli olmadığı bilinmezliğe güvenmektedirler.

Onlar Tanrı'yı bu bilinmezlikte aramaktadırlar.

Ama artık Tanrı'yı orada bile bulamayacaklardır. Çünkü bilinmeyenler giderek azalmaktadır. Bilinmeyenlerin gizemi giderek çözülmektedir ve hala bir Tanrı ile karşılaşılmamıştır.

Çünkü Tanrı yokur. Tanrıya gereksinim yoktur?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

''Zorunlu varlık'' nedir?

Tüm varlığın dayandığı varlıktır..

Zorunlu varlık dışında ki varlıklara ''mümkün varlık'' denir

Zorunlu varlığın özellikleri;............ Mümkün varlığın özellikleri;

1-Varlığı sebepsizdir..........................1-Varlığının sebebi ''Zorunlu varlıktır''

2-Ezeli ve ebedidir.............................2-Sonradan var olmuştur

3-Varlığın kaynağıdır..........................3-Varlığı için ''zorunlu varlığa'' ihtiyacı vardır

''Lokomotif-vagon'' analojisiyle bu delili açıklamaya çalışalım...

Bir gözlemci hareket halinde ki bir vagonun ''bu hareketini'' vagona bağlayamaz...

Çünkü o hareketin vagondan kaynaklanmadığını bilir...

O vagonun önünde ki vagona da bağlayamaz...

Netice itibariyle o vagon da diğer vagonla aynı cinstir...

Ve bu durum sonsuza kadar gitse ortada hep vagonlar olsa bi ''hareketten'' bahsetmek mümkün olmadığını bildiğinden '' vagonlar öyle bir noktaya dayanır ki O nun hareketi kendindendir ve bu hareketin kaynağıdır(lokomotif) der...''

İşte biz de varlığımızı aynı mantık doğrultusunda temellendirip ''Zorunlu varlıgı'' buluyoruz....

Varlığımızı anne ve babamıza bağlayamayız çünkü onların da bir varlığa ihtiyacları var...

Bu sonsuza kadar gidemiyeceğinden ve ortada varlık olduğundan ''Zorunlu bir varlığın'' olduğunu anlamak zor değil...

Yani sebepsiz, varlığı kendinden ve varlığın kaynağı olan ''Zorunlu bir varlık '' var...

Her ateist aynı zamanda materyalist olduğundan '' zorunlu varlığın'' madde(enerji) olduğunu söyler(Zorunlu varlığın evren olduğunu da söyleyen naturalist ateistlerin çok bi farkı yoktur)

Olay buyken ''Yaratıcının Yaratıcısını'' sormanın bir temeli yoktur...

Çünkü ''Zorunlu varlığı'' ateizm de kabul eder...

O varlığın herhangi bir sebebi olamayacağını da kabul eder...

''Yaratıcıyı kim yarattı'' diye soran ateistleri ikinci lig olarak gördüğümü belirtmek isterim...

edit:Darwin in ateist(!) olduğunu ve Newtonun da yobaz olduğunu sayende öğrenmiş olduk :D

tarihinde dottore tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı'ya gereksinim var mı?

Dottore gibi düşünenler ve inananlar için Tanrı'ya her zaman gereksinim vardır. Tanrısız yaşayamazlar.

Onlar Tanrı'nın gölgesinden uzaklaşıp, yaratılışı bir Tanrı'ya bağlamadan açıklayan bilimsel bir teritoriye girme cesaretleri olmayan korkaklardır.

Onlar bilimi kendi sapkın ideolojileri için kullanırlar. Hepsi o kadar.

Ama onda bile başarılı olamazlar. Çünkü bilimi anlamaları mümkün değildir.

Evrenin yaratılış öyküsünü açıklamak Tanrısal yaratılışı açıklamaktan hem daha kolaydır, hem de çok daha mantıklıdır.

Çünkü bu açıklama fantezilere değil, bazı somut delillere dayanacaktır.

Tanrı kavramından kendilerini soyutlayamayanlar savlarını savunmak için bilimsel açıklamaların yeterli olmadığı bilinmezliğe güvenmektedirler.

Onlar Tanrı'yı bu bilinmezlikte aramaktadırlar.

Ama artık Tanrı'yı orada bile bulamayacaklardır. Çünkü bilinmeyenler giderek azalmaktadır. Bilinmeyenlerin gizemi giderek çözülmektedir ve hala bir Tanrı ile karşılaşılmamıştır.

Çünkü Tanrı yokur. Tanrıya gereksinim yoktur?

Hacı yine yanılıyorsun...

Madde, enerji ve evrenin ''MÜMKÜN VARLIK'' olduğunu anlamak için bilimi kullanıyoruz...

Ve modern fiziğin en önemli teorilerinden olan ''Big bang''in bize bu imkanı sunduğunu biliyoruz...

(Bu yüzden bildiklerimiz neticesinde TANRInın varlığını kabul ediyoruz

Dottore;

''Boşluklari ''BİLGİ'' ile doldurunca karşımıza ''TANRI'' çıktı...'')

Artık bu duygusal salvoları bırakıp açıklama yapmaya başlamalısın...

tarihinde dottore tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu şekilde düşünenler için Tanrı'nın varlığı kaçınılmazdır.

Ama bilimsel düşünceye önem verenler için böyl bir bakış açısı kabul edilebilir mi?

Yukardaki açıklama tümüyle felsefidir.

Biz bu soruna bilimsel olarak yaklaşıyoruz.

Bilimden anlamayanlar ve bilimi reddedenler için elbette Tanrı'ya gereksinim vardır!

Ama bu bir Tanrı olduğu anlamına gelmez.

Cehaletin sığındığı bir varlıktır Tanrı.

Tanrı'nın neden var olduğu bilimsel olarak açıklanmaz. Sadece var olması gerektiği savunulur.

Bu bir açıklama değildir. Var olması gereken birçok şey yoktur.

Yukardaki iletiye bir göz atalım. Bize Tanrı'nın neden var olması gerektiğini bir takım delillerle açıklamıyor.

Bazı çıkarımlar yapıyor. Bilimsel delller sunmuyor.

Böyle bir görüş için elbette ve kesinlikle bir Tanrı'nın varlığına gereksinim vardır.

Milyarlarca inanır bu nedenlerden inanıyor.

Ama bu nedenler yeterli mdir? Biz bu nedenler sorguluyoruz.

Bu nedenler bize evren hakkında değerli ve yararlanabileceğimiz neler öğretiyor?

Hiçbir şey!

O nedenlerle aya gidemeyiz. O nedenlerle evrenin gizemini çözemeyiz.

O nedenlerle hastalarımızı tedavi edemeyiz. O nedenlerle mutlu ve zengin bir yaşam yaşayamayız.

O nedenlerle hiçbir şey yapamayız..

O nedenlere sığınmak yararsızdır, zararlıdır ve tehlikeldir.

İnsan herşeye inanma özgürlüğüne sahiptir.

Ama inandıkları ona zarar verecekse, bu inanca ne gerek vardır.

Bu da bizi Tanrı'nın varlığına gerek olduğu tezinin alternatiflerini araştırmaya zorlamaktadır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hacı yine yanılıyorsun...

Madde, enerji ve evrenin ''MÜMKÜN VARLIK'' olduğunu anlamak için bilimi kullanıyoruz...

Ve modern fiziğin en önemli teorilerinden olan ''Big bang''in bize bu imkanı sunduğunu biliyoruz...

(Bu yüzden bildiklerimiz neticesinde TANRInın varlığını kabul ediyoruz

Dottore;

''Boşluklari ''BİLGİ'' ile doldurunca karşımıza ''TANRI'' çıktı...'')

Artık bu duygusal salvoları bırakıp açıklama yapmaya başlamalısın...

Evet.. Bilimi kullanmaya çalışıyorsunuz ama onda da çuvallıyorsunuz.

Onlara da değineceğim. Bilim düşmanları sizi. Yalancı ve sahtekarsınız. Bilimi bile sahtekarlıklarınıza alet etmeye çalışıyorsunuz.

Tesadüflere, entropiye, Big Bang'e dil uzatıyor onların yorumunu dinselleştiriyorsunuz.

Bütün yalanlarınızı yüzünüze vuracak Hacı..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu şekilde düşünenler için Tanrı'nın varlığı kaçınılmazdır.

Ama bilimsel düşünceye önem verenler için böyl bir bakış açısı kabul edilebilir mi?

Yukardaki açıklama tümüyle felsefidir.

Biz bu soruna bilimsel olarak yaklaşıyoruz.

Bilimden anlamayanlar ve bilimi reddedenler için elbette Tanrı'ya gereksinim vardır!

Ama bu bir Tanrı olduğu anlamına gelmez.

Cehaletin sığındığı bir varlıktır Tanrı.

Tanrı'nın neden var olduğu bilimsel olarak açıklanmaz. Sadece var olması gerektiği savunulur.

Bu bir açıklama değildir. Var olması gereken birçok şey yoktur.

Yukardaki iletiye bir göz atalım. Bize Tanrı'nın neden var olması gerektiğini bir takım delillerle açıklamıyor.

Bazı çıkarımlar yapıyor. Bilimsel delller sunmuyor.

Böyle bir görüş için elbette ve kesinlikle bir Tanrı'nın varlığına gereksinim vardır.

Milyarlarca inanır bu nedenlerden inanıyor.

Ama bu nedenler yeterli mdir? Biz bu nedenler sorguluyoruz.

Bu nedenler bize evren hakkında değerli ve yararlanabileceğimiz neler öğretiyor?

Hiçbir şey!

O nedenlerle aya gidemeyiz. O nedenlerle evrenin gizemini çözemeyiz.

O nedenlerle hastalarımızı tedavi edemeyiz. O nedenlerle mutlu ve zengin bir yaşam yaşayamayız.

O nedenlerle hiçbir şey yapamayız..

O nedenlere sığınmak yararsızdır, zararlıdır ve tehlikeldir.

İnsan herşeye inanma özgürlüğüne sahiptir.

Ama inandıkları ona zarar verecekse, bu inanca ne gerek vardır.

Bu da bizi Tanrı'nın varlığına gerek olduğu tezinin alternatiflerini araştırmaya zorlamaktadır.

1. argüman: Varlığımızı ancak Tanrı ile rasyonel temellendirebiliriz...

Varlığımızın kaynağı olarak TANRIYA mutlak manada GEREKSİNİM duyarız...

(Halen varlığımızı kendi argümanlarınla temellendirmeni beklediğimi hatırlatıyorum)

Hacı ileride başka bir çok argüman ile karşılacaksın ve TANRININ varlığının diğer seçeneklere kıyasla en rasyonel olduğunu göreceksin...

Bilim ve felsefenin alanlarını anlamamız gerekiyor...

Bilimde mekanist yaklaşım hakimdir ve ''NE'' , ''NASIL'' sorusunu sorar...

Felsefede daha çok ''NİÇİN'' sorusu sorulur...

Eğer hedefe ulaşmak istiyorsak ''NE'', ''NASIL'' ,''NİÇİN'' sorularını sormamız gerekiyor...

Farklı disiplinleri bi araya getirmek en akılcı olanıdır...

Dünya ile güneş arasında ki mesafe ''NE'' dir...

Dünya güneşin etrafında ''NASIL'' dolanır...

Bunlar bilimin soracağı ve cevap vereceği sorulardır...

Ama DÜNYA ve GÜNEŞ ''NİÇİN'' var sorusuna bilim herhangi bir cevap veremez...

Biz varlığımızı temellendirirken elbette bu soruyu soracaz ve bilimden edindiğimiz veriler ile beraber bi sonuç elde etmeye çalışacaz....

Yaratıcı ''Zorunlu varlıktır'' bunun aksini iddia ediyorsan şu soruyu cevaplamanı bekliyor olacağım...

''Hiçbirşey yerine neden birşeyler var''

tarihinde dottore tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evet.. Bilimi kullanmaya çalışıyorsunuz ama onda da çuvallıyorsunuz.

Onlara da değineceğim. Bilim düşmanları sizi. Yalancı ve sahtekarsınız. Bilimi bile sahtekarlıklarınıza alet etmeye çalışıyorsunuz.

Tesadüflere, entropiye, Big Bang'e dil uzatıyor onların yorumunu dinselleştiriyorsunuz.

Bütün yalanlarınızı yüzünüze vuracak Hacı..

Bekliyoruz hacı :D

Sayende aydınlanmış olacaz...

Ya da karanlıkta olduğunu anlamış olacan...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bekliyoruz hacı :D

Sayende aydınlanmış olacaz...

Ya da karanlıkta olduğunu anlamış olacan...

Amacım seni aydınlatmak değil. Bunun mümkün olmadığını biliyorum.

Ben sadece senin tezini çürüteceğim. Ve daha da ötesi seni ifşa edeceğim.

Senin kesin olarak bir Tanrı'ya gereksinim duyduğunu biliyoruz.

Sen bu sapkın düşüncelerinle Tanrısız, yalnız bilime güvenerek yaşayamazsın.

Bu konuda yalnız olmadığını da biliyoruz. Çoğunluktasınız. Senin gibi milyarlarca insan var.

Çoğunluk doğru, haklı ve bilimsel olsaydı, siz de doğru, haklı ve bilimsel olurdunuz.

O zaman bu tartışmaya gerek bile kalmazdı.

Ay ve Güneşin niçin olduğu sorusunu sorup ardından bir Tanrı'ya sığınan her meczup hiç kuşkusuz Tanrısız yaşayamaz.

Onlar için elbette bir Tanrı'ya gereksinim olacaktır. Senin bir Tanrı'ya gereksinim duyduğun gibi..

Sen ve onlar bir Tanrısız yaşayamazsınız.

Ama ortada bir gerçek var ki o da bilimin bir Tanrı kavramından yoksun olduğudur.

Bilim insanlığın hizmetindedir. Tanrı'ya sığınanlar insanlığa hizmet etmiyorlar. Tanrı'ya hizmet ediyorlar.

Biz soruna bu açıdan bakacağız.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı'ya kimler gereksinim duyarlar?

Varoluşu açıklayan bilimden yeterince yararlanamayanlar, bilimi anlamda zorluk çekenler Tanrı'ya gereksinim duyarlar.

Bu çoğu için utanılacak bir durum bile değildir.

Çünkü onlar için başka bir alternatif yoktur.

Ama bu tartışmalarda Tanrı'ya sığınma ihtiyacı duyan sapkın bir görüşle karşı karşıyayız.

Ay ve Güneş olduğu için bir Tanrı'nın varlığı kurgulanıyor.

Hiçbirşey olmayacağına birşeyler olduğu için bir Tanrı'ya ihtiyaç duyuluyor.

Bunlar bilimsel olmayan görüşler.

Bu görüşlere sahip olanlar için elbette bir Tanrı'ya gereksinim olacaktır.

Onlar için Tanrısız yaşam anlamsızdır aynı zamanda..

Ama şu da bir gerçektir ki onlar aslında dual bir yaşam deneyimlemektedirler.

Bir Tanrı'ya gereksinim olmadığını savunan bilim adamlarının buluşlarından yararlanmaktadırlar bir yandan, Tanrı'sız yaşayamayacaklarını savunmaktadırlar, öte yandan.

Bilimsel düşünenler için bir Tanrı'ya gereksinim yoktur.

Evren kendi kendine, mevcut bir kuantum yasaya uymak üzere, ortaya çıkmış bir varlıktır.

Hacı bunu size bir takım felsefi dedikodularla değil, somut bilimsel delillerle kanıtlayacaktır.

Evrenin ortaya çıkmasından sorumlu ilk ve en önemli kuantum ilke Heisenberg'in belirsizlik yasasıdır..

Önce ondan bahsedeceğiz kısaca.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kuantum fiziğine gore vakümde bir enerji vardır.

Bu enerji dalgalanır. Yani bazı değerler arasında oynar. Ve bu dalgalanmanın belirsizliği vardır.

http://en.wikipedia.org/wiki/Quantum_fluctuation

Belirsizlik ilkesine göre enerji tutumu yasası çok kısa aralarla kesintiye uğramaktadır.

Bu aralardan birinde ömrü yalnız 10^-21 saniye olan yalancı parçacık, false vacuum olmuştur. Yani bir anda genişlemiş ve evreni oluşturmuştur.

Bu süreç sırasında Tanrı'nın ol demesinden yararlanılmamıştır.

Tanrı yoktur. Tanrıya gereksinim yoktur.

http://universe-review.ca/R03-01-quantumflu.htm

http://www.ldolphin.org/zpe.html

Bu konuda yüzlerce, hatta binlerce kaynak vardır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu evrenin yaratılışının bilimsel mekanizması..

Evrenin Tanrısal yaratılışının mekanizması bilinmemektedir.

Tanrı evreni yukarda açıkladığımız mekanizma ile yaratmış olamaz.

Bundan eminiz.

Çünkü yaratılış gayba ait bir bilgidir.

Allah bu bilgiyi Müslümanlarla paylaşmamaktadır.

Yalnız bilim adamları ile paylaşması da mümkün değildir.

Bilimsel yaratılış aynı zamanda ilahi bir yaratılış değildir.

Allah yoktur. Çünkü Allah'a gereksinim yoktur.

Tanrı'nın evreni nasıl yarattığı bilinmemektedir. Dindarlar bu konuda sayısız dedikodular ortaya atmışlardır. En çok söylenen dedikodu Tanrı'nın ol deyince olmasıdır.

Bu bilgi bilimseldir ve Tanrısal karşılığı yoktur.

Bu da evrenin yaratılış senaryosunda Tanrısal yaratılışa yer yoktur anlamına gelir.

Tanrı yoktur. Çünkü Tanrı'ya gereksinim yoktur.

Tanrı'ya gereksinim duyanlar vardırlar elbette. Hem de çokturlar. Ama onlar Tanrı'nın evreni nasıl yarattığı konusunda Tanrı tarafından karanlıkta tutulmaktadırlar. Gayp onların bu konuda bilgi sahibi olmamaları için Allah tarafından tasarımlanmış efsanevi bir inançtır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ateistlerde gözlemlediğim iki büyük yanılgıya değinmek istiyorum...

1-Bilimi kendi malları sanmaları...

Ateistler ateizmin tüm propagandalarını ''bilim'' adı altında tescillemeye kalkışıyorlar...

Bilimden bi haber her bir saf birey bunu rahatlıkla yutabilir...(''materyalizmin'' veya ''tesadüfün'' bilimsel olduğunu iddia etmeleri gibi)

Ayrıca kullandıkları her iki kelimeden birinin ''bilim'' olması onların gercekten bilimsel veri ortaya koyduklarını göstermez...

Bilim bilim demekle bilim yapılmaz...

2-Bilimin cevap alanı olan ''NE'' , ''NASIL'' sorularıyla varlığı temellendirdiklerini sanmaları...

Oysa ''NİÇİN'' sorusu sorulmadan varlık temellendirilmesi yapılması mümkün değildir...

Ve bu soru bilimin alanı değildir...

Bilimsel veriler ile desteklenen felsefenin konusudur...

Bir analoji kuracak olursak;

Bir arabanın ''hareketinin'' ve ''farlarda ki ışığın'' varlığından hareketle ''arabanın'' varlığını temellendirmeye çalışalım...

Ateist derki:

Hareketin nedeni ''motordur''...

Sonra motorun ''NASIL'' çalıştığını açıklar...

Farlarda ki ışığın nedeni '' elektirksel aksamdır''....

Sonra elektirksel aksamın '' NASIL'' çalıştığını açıklar...

Buraya kadar bilimi kullanırlar ve bizim de bi itirazımız olmaz...

Ama iş burda bitmiyor tabiki...

''Motor'' ve ''Elektiriksel aksam'' ''NİÇİN'' var sorusu sorulmadan arabanın varlığını temelendirmek mümkün değildir...

''Canlıllığı'' oluşturan ''tüm kompleks mekanizmaların'' ve ''evreni'' oluşturan ''tüm faktörlerin'' ''NİÇİN'' var olduğu sorusu sorulmadan ''varlık temellendirilmesi'' yapılması mümkün değil...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

22. iletide ''ZORUNLU VARLIGIN'' ne olduğunu açıkladım...

Her bir ateist de ''Zorunlu varlığı kabul eder''...

Yani varlığımızın kaynağı olan sebepsiz, varlığı kendinden olan bir ilk ''NEDENİ'' kabul ederler...

Biz(teistler) buna TANRI diyoruz , siz(ateistler) MADDE diyorsunuz...(ENERJI diyenlerde vardır tabıkı, enerjı maddenin bir formu olduğundan bu iddiada bulunmanın herhangi bir sakıncası yoktur)...(EVREN diyen naturalist ateistlerin de var olduklarını belirtmekte fayda var)

Şimdi Yaratıcıyı kim yarattı sorusu bu durumda absürt bi soru haline gelmiş oluyor...

Çünkü her bir ateist varlığımızın dayandığı varlığın ''MADDE veya ENERJI'' olduğunu kabul eder yani ''Maddenin maddesini aramazlar''

Olay buyken pişkin pişkin ''Yaratıcıyı kim yarattı'' sorusunu soran ateistlerin kendi kapasitelerini ve ne ''düşündüklerini'' sorgulamaları gerektiğine inanıyorum...

Zorunlu varlığın ne olduğunu ve bu varlığı karşılayan teist ve ateist seçeneklerini görmüş olduk...(Teistlere göre;TANRI, ateistlere göre;MADDE veya ENERJİ veya EVREN)

Şimdi Kelam kozmolojik argüman (Hudus delili) ile bu iki seçeneğin mukayesesini yapalım...

1-Her var olmaya başlayan, başlangıcı için kendisi dışında bir sebebe muhtaçtır...(hudus delili)

(Bir kağıda ''A'' harfi çizin, bu harf daha önce yoktu(bunu gözlemledik), sonradan var oldu(bunu da gözlemledik) , işte bu harfın artık bir sebebe ihtiyacı vardır ve bu sebep de yazarıdır(yani sizsiniz))

2-Eğer MADDE, ENERJİ ve EVRENİN başlangıcı gösterilirse onların kendi dışında bir sebebe muhtaç oldukları anlaşılır...

3-Sebepsiz , varlığı kendinden ilk NEDEN olarak ''TANRI'' tek seçenek olarak karşımızda durmuş olacak...

Şimdi BİGBANG e değinmenin vakti geldi...

Bilimsel olan kısımlar(bigbangin bilimsel bir teorinin tüm kriterlerini karşılaması) ile, spekülatif olan kısımlar(Sonsuz evren senaryoları-vakum dalgalanmaları modeli vs vs ) hakkında yazmaya çalışacağım..

tarihinde dottore tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dottore arkadaşımız biraz rahatsız.. Kusuruna bakmayın.

Logoresi vardı zaten.. Şimdi de kelime ishali olmuş.

Ama biz kendisine hak veriyoruz. Bir Tanrı'ya gereksinim duyduğu kesin. Bu düşüncelere sahip olan birisi Tanrısız yaşayamaz.

Bazı insanların Tanrısız yaşayamayacağını biliyoruz. Tabii bu diğerlerinin de Tanrısız yaşayamayacağı veya Tanrısız yaşanamayacağı anlamına gelmiyor

Ben bugün kısaca tesadüflerden bahsedeceğim. Önce bilimsel yönünü tartışan bir makale asmak istiyorum.

http://en.wikipedia.org/wiki/Stochastic

İngilizce stochastic rastgele, tesadüfi anlamlarına gelir. Bu deyim istatistikte ve bilimin diğer dallarında sıklıkla kullanılır.

En ilginç kullanılma alanı genlerin kendilerini belirtmeleridir. Genler kendilerini rastgele olarak belirtirler.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Rastgelelik için balkon örneğini vermiştik.

Balkon parmaklığına dikkatsiz şekilde konmuş bir saksı düşünün.

Eğer rüzgar güneyden saatte 5 km hızla eserse saksı balkona düşsün.

Aynı hızla kuzeyden eserse sokağa düşşün.

Balkonun altında geçiyorsunuz. Kafanıza saksının düşmesi olasılığı var.

Ama bu olasılık birbirlerinden bağımsız faktörlerin etkisi altında..

Rüzgarın yönü, hızı.. sizin sokaktan geçmeniz. Sizin hızınız ve balkonun altında geçme zamanınız.. ve diğerleri.

Bütün bu değişgenlerin bir araya gelerek saksının başınıza düşmesi bir tesadüftür. Kesinliği yoktur.

Tesadüflerle ilgilenen ilginç bir matematik dalı vardır. İstatistik.

İstatistik rastgele vuku bulan olgulara anlam verir.

Bir toplumda her yıl işlenen cinayetleri inceleyelim.

Cinayetlerde bir kural yoktur. Rastgele işlenirler.

Buna rağmen aynı toplumda her yıl işlenen cinayetlerin sayısı aşağı yukarı aynıdır.

Bu sayının azalması veya çoğalması bize toplum hakkında ilginç bilgiler verecektir.

Bu bilimsel bir yaklaşımdır.

İlk canlı nasıl ortaya çıkmıştır? İlahi bir kuvvet tarafından mı yaratılmıştır?

Yoksa kendiliğinden ve tesadüfen mi ortaya çıkmıştır? Bu ilginç olayı inceleyelim..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

''Motor'' ve ''Elektiriksel aksam'' ''NİÇİN'' var sorusu sorulmadan arabanın varlığını temelendirmek mümkün değildir...

''Canlıllığı'' oluşturan ''tüm kompleks mekanizmaların'' ve ''evreni'' oluşturan ''tüm faktörlerin'' ''NİÇİN'' var olduğu sorusu sorulmadan ''varlık temellendirilmesi'' yapılması mümkün değil...

Varlığın temellendirilmesi ne demek acaba? Bu soruyu kendinize sordunuz mu?

Varlığı temellendirmeden bir keşif yapılamaz mı? Yaşanamaz mı?

Varlığı temellerndirmek bir Tanrı'ya gereksinim duymak mi?

Nasıl bir kavram varlığı temellendirmek. Tanrı'ya gereksinim duyan milyarlar varlığı bu şekilde temellendiriyorlar mı?

Ben de aynı soruyu sorayım o zaman..

TANRI'YA GEREKSİNİM NİÇİN VAR?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dinine bağlı olsa da, sıradan bir insan Tanrı'ya neden gereksinim duysun?

Günlük etkinliklerini Tanrı'ya gereksinim duymadan yapabilmelidir bir insan.

Onları yaparken Tanrı inancının sarsılması için bir neden yoktur.

Niçin sorusunu aramaz günlük sorunlarını yaşarken insan.

Tanrı olsa da aynı işleri yapacaktır, olmasa da.

Sıradan bir insan için günlük yaşamında Tanrıya gereksinim yoktur. Onun yaşamını Tanrı yönlendirmemektedir.

Başarılarını bir Tanrı'ya değil, kendine borçludur. Ve bunu bilir olağan bir insan. Tanrı'dan yardım istediği anlar da olabilir ve dua bile edebilir ama, o anlar sınırlıdır. Bir insan sabahtan akşama kadar Tanrı'nın yardımını istemez. Günkü yaşamı Tanrıya gereksinim göstermez.

Ama öyle insanlar vardır ki, onlar için Tanrı'ya günün hemen her saatinde gereksinim vardır.

Onlar diğerlerine Tanrı'yı dirhem dirhem satan din simsarlarıdır.

Böyle insanlar için elbette Tanrı'ya gereksinim vardır.

Dottore öyle biri midir bilmiyorum ama, düşünceleri ve sapkın inançları ile Tanrı'ya gereksinim duyması bizi düşündürüyor.

Hristiyanlar arasında da Tanrı simsarlığı yapanlar va ateistlerden nefret edenler vardır. Onlar Tanrı inancını ve dini ateistlere saldırarak yaparlar.

Aslında ateizme saldırmadan, kinlerini kusmadan, bir Tanrı'dan bahsetmek zordur onlar için.

Preacher'lar büyük paralar kazanırlar. Benny Hinn kilisesi örneğin.. Yılda yaklaşık 200 milyon dolar bağış almaktadır. İyileştirme seansları yaparlar ve hastaları podyumda iyileştirirler. Onlar Tanrısız yaşayamazlar. Tanrı onların, diğerlerinin hesabına filen karnını doyuran bir yaratıcıdır. Onlar için Tanrı'ya büyük bir gereksinim vardır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bigbang teorisi, madde, enerji, uzay ve zamanın bir başlangıcı olduğunu gösterir bize...

Bigbang teorisi ''bilimsel teori kriterlerini'' karşılayan modern fiziğin en önemli teorilerinden biridir...

(Haci bigbang e itiraz edeceğini düşünmüyorum eğer bigbang spekülatif bir teoridir dersen o zaman ayrıntılı ele alabiliriz)

Planck duvarında (bigbangde gidilen son an) kanunlar da artık devre dışıdır...

(Madde-enerji korunumu yasası gibi diğer tüm yasalar da askıdadır.)

Tekillik denilen ilk durumdan mevcut madde, enerji, uzay ve zaman oluşmuştur...

Çok küçük bir hata payıyla evrenimizin tahmini yaşı 13.7 milyar yıldır...

Zaten eğer hep birşeyler olsaydı bir başlangıç olması düşünülemezdi...

Kısacası herşey hiçlikten varlığa geçmiştir...

Einsteinın madde-uzay ve zamanı birbirine bağladığını göz önüne alınca uzay ın olmadığı yerde madde ve zamandan bahsetmenin mümkün olmadığını da rahatlıkla anlayabiliriz...(maddenin olmadığı yerde enerjiden bahsetmek mümkün değildir çünkü madde yğksek hızda enerjiye dönüşür)

Hawkıng bigbang öncesinden bahsetmenin mümkün olmadığını çünkü öncesinin olmadığını yani zamanın bigbang ile başladığını söylemiştir...

Bilimin geldiği nokta budur...

Sonrasında hawkıng hiçlikten varlığın nasıl çıkabileceği üzerine kuramlar geliştirmeye çalışmıştır...

Vakum dalgalanmaları modeli gibi...(Edward Tyron un 1973 yılında ortaya attığı vakum dalgalanması modelinin bir üst versiyonunu hawkıng ortaya atmıştır)

Ama özellikle belirtmek istiyorum ki bu kuramlar spekülatiftirler, bilimsel herhangi bi karşılıkları yoktur...(sonsuz evren senaryoları da böyledir)

Bu forumda hacı bu kuramı(vakum dalgalanması modeli) bilimselmiş gibi gösterip saf beyinleri zehirliyor...

Ama sorgulamayan her bir beynin bu zehiri hakettiğini düşünüyorum...

Peki Hawking neden böyle bi kuram geliştirmeyi öngörmüştür...

Çünkü Casimir etki denilen mevcut evrenimizde ki bir fenomenden hareket ederek böyle bi kuram geliştirmiştir...

Casimir etki mevcut uzayın boş olmadığı ve kuantum dalgalanması neticesinde parcacıkların oluştuğunu gösterir bize...

Ve gözlemseldir..

Bigbang öncesiyle ilgili kuantum fiziği bize bir bilgi veremez...(yorum yapabılıyorz sadece)(Planck duvarında tüm kanunların devre dışı olduğunu söylemiştik)

Kuantum fiziği bigbang sonrası varlık acıklaması yapar...

''Hawkıng dıyor kı..Kuantum duzeyde bir protonun anıden belirip yok oldugunu göruyoruz.(vakum etkısınden bahsedıyor)..Evrenimiz de zamanında bır proton kadar bir şey ise o neden yokdan var olmasın ki?(Hawkıng bile ''yokluğa'' itiraz etmiyor yokluktan varlığın nasıl çıkabileceği üzerine kuram geliştiriyor, Yani tartışma ''yokluktan varlığın kendiliğinden çıkabileceği üzerinedir'')''

Ama bigbangde ki ''Yokluk'' ile casimir etkinin göstermiş olduğu ''uzayda ki boşluğun'' aynı anlama gelmediğini özellikle belirtmekte fayda var...

''İçinde parçacıkların dalgalandığı (bir belirip bir yok olduğu) mekanik kuantum vakumu, aslında gerçek bir "vakum", yani "yokluk" kavramından çok uzaktır. Bir kuantum modelinde sürekli olarak oluşup yok olan parçacıklar, var oldukları kısa süre için etraflarında bulunan enerjiden çalarlar. Bu "yokluk" değildir ve dolayısıyla madde parçacıkları da yoktan var hale gelmemektedirler''

tarihinde dottore tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

33. iletiye dönüp bağlantı yaptığımızda MADDE, ENERJİ ve EVRENİN sonradan var olduklarını anlamış olmamız onların ''ZORUNLU VARLIK'' olmadıklarını gösterir bize...

TANRI tek seçenek olarak ''Zorunlu varlıktır''...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

''Motor'' ve ''Elektiriksel aksam'' ''NİÇİN'' var sorusu sorulmadan arabanın varlığını temelendirmek mümkün değildir...

''Canlıllığı'' oluşturan ''tüm kompleks mekanizmaların'' ve ''evreni'' oluşturan ''tüm faktörlerin'' ''NİÇİN'' var olduğu sorusu sorulmadan ''varlık temellendirilmesi'' yapılması mümkün değil...

Varlığın temellendirilmesi ne demek acaba? Bu soruyu kendinize sordunuz mu?

Varlığı temellendirmeden bir keşif yapılamaz mı? Yaşanamaz mı?

Varlığı temellerndirmek bir Tanrı'ya gereksinim duymak mi?

Nasıl bir kavram varlığı temellendirmek. Tanrı'ya gereksinim duyan milyarlar varlığı bu şekilde temellendiriyorlar mı?

Ben de aynı soruyu sorayım o zaman..

TANRI'YA GEREKSİNİM NİÇİN VAR?

Varlık temellendirilmesi yapılmadan ''varlığımız'' hakkında konuşmak mümkün değildir...

Zaten bu yüzden ateistlerin '' materyalist'' olduğunu yanı varlığımızı ''MADDE- ENERJİ- EVREN'' ile temellendirmeye çalıştıklarını görüyoruz...

Madde-enerji ve evrenin '' Zorunlu varlık'' olmadıklarını da ''BİGBANG'' sayesınde anlamış olduk...

''Hiçbirşey yerine neden birşeyler var '' sorusu bize ''Zorunlu bir varlığın'' varlığını gösterir...

Varlığımızın dayandığı varlık...

Siz ne diyorsunuz bu varlığa MADDE (enerji veya evren), biz ne diyoruz TANRI...

Şimdi bu ikisinin mukayesesini yapalım...

TANRI................................................Madde

1-Varlıgın kaynağıdır.......................1-Varlığın kaynağıdır

2-Ezelidir..........................................2-Ezelidir

3-Ebedidir........................................3-Ebedidir

4-Sebepsiz varlıktır........................4-Sebepsiz varlıktır

5-Varlıgı kendindendir...................5-Varlığı kendindendir

6-Tüm sebeplerin yaratıcısıdır......6-Tüm sebeplerin yaratıcısıdır

7-İLİM ve İRADE sahibidir..............7-İlmi ve iradesi yoktur

(Maddeyi TANRILAŞTIRMIŞ OLDUĞUNUZ AÇIKCA GÖRÜLMEKTEDİR)

Sonsuz, sebepsiz, varlığı kendinden bir TANRININ(madde) varlığını kabul eden ateistlerin, İlim ve İrade sahibi bir Yaratıcının(ALLAH(c.c)) varlığını kabul etmemesine engel olan ne?

KİBİR....

Kibir itaati isteyen bir yaratıcının varlığını inkar etmek için gerekli ve yeterli bir nedendir...

Maddeyi TANRI olarak gördüğünüz halde ondan üstün olduğunuzu da biliyorsunuz..

Çünkü maddeye hükmediyorsunuz , bazen bir ayakkabı yapıp ayaklarınızın altına alıyorsunuz..

(Bigbang sayesinde anladık ki ''Madde'' varlığımızın kaynağı değildir, ezeli değildir, ebedi değildir, sebepsiz değildir, varlığı kendinden değildir...

Kibriniz yine ''TANRI'' yı kabullenmemenize sebep olacaktır ama artık bu durum psikolojik ve duygusallıktan başka birşey değildir, rasyonel herhangi bi temeli yoktur)

Şimdi ''İLİM-İRADE'' yi tartışmanın vaktı geldi...(ben BİLİNÇ diyecem)

Mevcut evrendeki oluşumların ve canlılığın bir ''BİLİNÇ'' olmadan, rasyonel olarak temellendirilmelerinin mümkün olmadığını göstereceğim...

(Sen de bu argümanın karşı tarafında olan ''TESADÜF''-''KENDİLİĞİNDEN OLMA''-''ZORUNLULUK'' gibi argümanların ne kadar rasyonel olduğunu gösterebilmelisin bize)

Zaten ''Tesadüf'' konusuna giriş yaptığından kaldığın yerden devam edebiliriz...

(Şimdi yazdığım iletilere cevap vermeni bekliyor olacağım sonrasında ''BİLİNÇ'' ile ''TESADUF'' seçeneklerinden hangisinin daha rasyonel olduğu görmüş olacağız...

Tanrı mutlak manada gereklidir çünkü TANRI olmadan evren ve canlılığın rasyonel temellendirilmesi mümkün değildir)

tarihinde dottore tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Misafir
Bu konu kapalıdır ama konuya cevap yazmaya yetkiniz var görünüyor.

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...