haci

IPBA Mod
  • İçerik sayısı

    32.064
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

haci Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü 06-11-1950

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

35.739 profil görüntüleme
  1. Bu sorunun doğru yanıtlanması için ailenden bahsetmelisin. Anne ve babanın dindarlığı ne kadar.. Onlar için aşırı dindar diyebillir misin? İslam'ın ritüellerini yaşamlarına harfiyen uyguluyorlar mı? Yoksa onlar da kaçamak yapıyorlar mı? Müslüman olmayanlara karşı olan tutumları nedir? Hoşgörülü müdürler? Sizle olan ilişkileri nasıl? Aranızdaki bağlar samimi mi yoksa biraz resmi mi?
  2. Madde anti-maddeden bir milyarda bir fazla olduğu için, madde evrene hakim oldu.. Multivers teorisi ile sicim teorisinin hiç alakası yok. Multiversler her oluşum teorisinden bağımsızdırlar. Multiverslerin mantığı şudur: Eğer bir evren varsa, birden fazla evrenler olmalıdır. Evrenin tek olması anlamsızdır. Tek evreni açıklamak çok daha zordur.
  3. Olamaz.. Evren fiziksel bir gerçek.
  4. Göreliğe göre uzay vaküm değil. Bir dokusu var. O dokunun doğası meçhul. Kuantum mekaniği o dokuya biraz daha açıklık getiriyor ve ona kuantum köpüğü diyor ama hepsi o kadar. Gerçek bu iki teorinin de dışında olabilir.
  5. Bu iki teorinin birleşmesi şart değil.. Çünkü bunlar eksik teorilerdir. İki eksik teori bir tam teori yapmaz. İki eksik teori bir araya gelirse iki eksik teori yapar. Büyük bir olasılıkla herşeyi açıklayan teori bu iki teoriden farklı bir teoridir. Formüle edilirken onlardan yararlanabilir. Hepsi o kadar.
  6. Gravitonlara kanıtlanmamış, teori düzeyinde olan, parçacıklardır. Kütleçekimin doğası bilinmiyor. Einstein görelik kuramları kütleçekimi uzay-zaman dokusunun bükülmesi, deforma olması ile açıklıyor.
  7. KUANTUM ALAN KURAMI (Quantum Field Theory) 1930’lu ve 40’lı yıllarda, aralarında Schrödinger, Dirak, Pauli, Dyson ve Feynmen’in de olduğu kuramsal fizikçiler, kuantum mekaniğini anlamaya yönelik matematiksel formüller oluşturmaya çalismislardir. Schrödinger’in kuantum dalga çözümü buna en yakın olanıdır. Yine de sonuç takribi olmuştur. Bu çözüm kuantum mekaniğinin çilgin atomaltı dünyasını anlamada ve ifade etmede yetersiz kalmıştır. Çünkü Schrödinger, Einstein’in özel görelik kuramını hazırladığı matematik formüllerine eklememiştir. Daha doğrusu madde ile enerji arasında e=mc2 olarak ifade edilen ünlü ilişkiyi formüllerine dahil etmemiştir. Onsuz formüllerle uğraşan fizikçiler bir süre sonra özel görelik kuramı olmadan kuantum mekaniği ile ilgili matematiksel hesapların güvenilir olamayacağını anlamışlardır. Enerji kendini çok çesitli şekillerde belirtmektedir. E=MC2 ihmal edilememektedir. Schrodinger’in yaklaşimı madde, enerji ve hareket arasındaki ilişkiyi dikkate almadan gerçekleştirilmiştir. Bu eksik ve yanlış bir çözüm yoludur. Bunun üzerine fizikçiler, önce elektromanyetik kuvvetin madde ile olan ilişkisinin kuantum davranışına Einstein’in özel görelik kuramını da eklemişlerdir. Başka bir deyişle, madde ve elektromanyetik gücün kuantum fiziği muvacehesindeki ilişkisine, özel görelik kuramı ile ilgili hesaplar da dahil edilmiştir. Böylece kuantum elektro dinamik (QED) doğmuştur. QED, Kuantum alan kuramının bir örnegidir. Kuantum olmasının nedeni, her türlü olasalık ve kesinliksizliğin daha başindan formüle eklenmiş olmasıdır. Aynı zamanda alan kuramıdır. Çünkü kuantum ilkesi ile, daha önceden tanımlanmış olan güç alanı nosyonlarını, birlikte içermektedir. Kısaca eski ve kabul edilen özel görelik kuramı ile kuantum ilkelerini bünyesinde birlikte barındırmaktadır. Bu nedenden dolayı aynı zamanda görelidir. Kuantum elektrodinamiği, doğal bir fenomenin o zamana kadar başarılmış en kesin kuramı olarak bilinir. QED sayesinde fizikçiler fotonların en küçük ışık birimi olduğunu kesin olarak kanıtlamışlar ve onları elektrik yüklü parçacıklar, örnegin elektronlarla nasıl bir ilişki oluşturduklarını matematiksel olarak mükemmel bir şekilde ifade edebilmişlerdir. Fizikçiler daha sonra kuantum elektrodinamiğini, kuvvetli ve zayıf nükleer güçlere de uygulamışlar ve kuantum kromodinamik (QCD) ve daha sonra kuantum zayıfelektro (electroweak) kuramlarını geliştirmişlerdir. Bütün bu çalismaların sonunda ulaşilan aşama nedir? Sheldon Glashow, Abdus Salam ve Steven Weinberg, çok farklı nitelikler içermelerine rağmen, zayıf nükleer kuvvetle, elektromanyetik kuvvetlerin, yüksek sıcaklıklarda birleşebileceklerini kuramsal olarak göstermişlerdir. Bu buluşlarından dolayı Nobel ödülüne layık görülen bu fizikçiler, Big Bang’in ilk anlarında bu kuvvetlerin birleşmiş durumda olduğunu matematiksel olarak ifade etmişler ve ona elektroweak güç adını vermişlerdir. Kuramsal olarak ısıyı biraz daha artırınca bu kuvvetlere güçlü nükleer kuvvet de katılmaktadır. Ancak kuramsal olarak ısı ne kadar artarsa artsın, çekim kuvveti onlara eşlik etmekte direnmektedir. Birleşen kuvvetler etkilerini spesifik atomaltı parçacıklar aracılığı ile gerçekleştirmektedirler. Elektromanyetik kuvvet fotonlar, güçlü nüklee kuvvet gluonlar ve zayıf nükleer kuvvet ise W ve Z bozonları aracılığı ile etkilerini göstermektedirler. Elektrikle yüklü parçacıkların, örnegin elektronların, birbirlerini ittiğini biliyoruz. Elektronların çevresinde bir güç alanı vardır. Bu alan fotonlardan oluşan bir bulut şeklinde düşünülebiilir. Bu alan diğer elektronların buraya girmelerine izin vermez. Benzer yüklü elektronlar birbirlerini iterler. Elektronların birbirleri ile olan tepkileşmelerinin çok ilginç bir mekanizması vardır. Elektronlar birbirleri ile etraflarında yer alan ve fotonlardan oluşan bu güç alanları aracılığ ile tanırlar. Elektronlar birbirlerini bu fotonlar aracılığı ile iterler. Elektronlardan biri diğerine bir foton yollar ve foton ayrılırken geri tepmeden dolayı biraz yavaşlayıp hareket yönünü biraz değiştirir. Fotonu alan diğer elektron ise, enerji kazandığı için hızlanır.. İki elektron birbirlerini bu şekilde bir mekanizma ile iterler. Elektronlar ve protonlar birbirlerini çekerler. Burada da elektronların ve protonların etrafındaki fotonların rolü olduğu sanılmaktadır. Güçlü nükleer kuvvet quarkları, proton ve nötronların içinde bir arada tutan bir kuvvettir ve etkisini gluonlar aracılığı ile gerçekleştirir. Yani gluonlar arada mesaj ileten parçacıklardır. Zayıf nükleer kuvvet için W ve Z bozonları mesaj ileten zerrelerdir. Çekim kuvvetini diğer kuvvetlerle birleştirmek mümkün olmadığı için kuantum çekim alan kuramı yoktur.
  8. Yanılıyorsun.... Görelik, kuantum mekaniği ile bağdaşmazken, kuantum mekaniği görelik ile bağdaşmıyor. Yani bunlar birbirleri ile bağdaşmayan kuramlar... Buna rağmen şöyle bir durum var: Kuantum alan kuramında göreliği dikkate almamak ve hesaplara dahil etmemek, kuantum alan kuramını geçersiz kılıyor. Her ikisi birlikte daha doğru sonuç veriyor. Buna rağmen TOE mümkün olmuyor.. Her iki teori de doğru ama eksik. TOE'nun neden mümkün olmadığı ilginç bir muamma... Bakınız:
  9. Nobel bilim ödülü kazanan bilim insanlarının ortak bir özelliği var. Hepsi çalışkan, akıllı ve üstün zekalı olmalarının dışında, bir konuya kendilerini adamasını bilen, ilgilendikleri konu ile alakası yoksa başka bir konu ile ilgilenmeyen, ilgilendikleri konudan asla usanmayan, tutkulu, sebatlı, inatçı insanlar.
  10. Kuran`a göre canlılar birbirinden ayrı yaratılmışlardır Yani evrim yoktur!!!!
  11. Sicimlerin tek boyutlu olduğu kurgulanır.. En küçük sicim nokta ise ki öyle olması gerekiyor, boyutsuz olmayıp, tek boyutludur. Tabii teoride.. Ne kadar küçük olursa olsun, hiç bir şey tek boyutlu olamaz. En küçük madde iki boyutlu olabilir mi?Doğa küçüğe sınır koyuyor. Boyutları üçün altına indirmek mümkün değil. Çünkü o zaman imgelemek mümkün değil. Boyutları teorik olarak çoğaltmak mümkün ama o zaman hem imgelemek, hem de hesaplamak mümkün değil. İnsan aklı ne çok boyutları ne de az boyutları imgeleyebilir. Üç boyutlu evrende yaşadığımızı kabul etmek zorundayız. Evren kaç boyutlu olursa olsun, biz onun yalnız 3 boyutlu tarafını görebileceğiz.
  12. Sicim teorisini çoğu bilim insanı ve geleneksel bilim kabul etmiyor ki ben edeyim. Ben geleneksel bilimin kabul ettiği teorileri kabul ederim. Sicim teorisinin şehir efsanesinden farkı yok.
  13. Yani ilk Müslümanlar benim düşündüğüm kadar aydın insanlar değildi mi demek istiyorsun? Haklı olabilirsin!!!!
  14. Yukarda kaynak aldığım sözlüğe bakabilirsin. Sen sadece uyduruyorsun. Kaynak göstermiyorsun.
  15. İslam inançları sözlüğüne göre salavat deyimi her ne kadar kimi sözlüklerde salat deyiminin çoğulu olarak gösterilmişse de, değildir.. anlamdaşıdır. Ama namaz anlamından çok salat deyiminin ikinci anlamı olan Muhammed için okunan dua anlamında kullanılmıştır. Bu dualara salat-u selam veya salavatı şerife de denir..