Jump to content

tolonbey

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    8.030
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

tolonbey Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü 03-03-1937

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

15.403 profil görüntüleme
  1. iste böyleee, Mustafa Aksoy durumunu güncelledi. 8 Ara 2019 22:03 MEVLANA SAPIGINI TANIYAN ÜSTA YAZARDAN BiiR YAZI. ----------------------------------------------------------------------------------- Ana Sayfa / ALLAH’LA “YATAKTA SEVİŞEN” ŞEMS! - (“Kudurmuş” Mevlâna’dan “Sapıklık” Destanı!)... - 16 Ocak’ta, “Mevlâna’nın Müridi Nurettin, Nasrettin Hoca’yı Neden Öldürdü / - Mevlâna’nın Kitabı ‘Din’ mi, ‘Magazin’ mi, ‘Porno’ mu” başlıklı bir Araştırmam’ı yayınlamıştım. Her yayınladığım Yazım’da olduğu gibi, okuyanlar “şok” geçirdi… - Bunu Kendi Profilim’de ve yönettiğim bir Sayfa’da yayınladım. 750’ye yakın Beğeni-Paylaşım-Yorum’u “orantı”ya vurursak, % 10’u “bu bilgileri daha önceden biliyorduk, Yatağanbaba (daha ‘çok şeyi’ yazmamış olsa da) anlaşılır-derli toplu yazmış, teşekkür ederiz” dedi. % 80’i ise “şok oldum” dedi. Geri kalan % 10 da “Allah belânı versin Yatağanbaba, sapık zihniyet, edepsiz, ağzın kırılsın, alçak, yazıklar olsun sana Yatağanbaba, iğrençsin, edepsizsin” diye “Putu kırılmış Müşrik gibi” böğürdü… - Ben aslında “daha çok böğüren olabilir” diye bekliyordum ama demek ki “yıllardır” benim Yazılarım’ı ve Kitaplarım’ı okuyanlarda, bir “Tevhit” şuuru oluştu, böyle “Şirk” kusan oldu muydu, “adı ne kadar büyük olursa olsun”, şaşırıp-şok geçirseler de “Tevhit İnancı”ndan “ASLA” TAVİZ VERMİYORLAR ve bilmedikleri konuları “çok çabuk” anlayıp-kavrıyorlar. - Şirk’e batmış Müşrikler ise, “sanki bunları ben söylemişim / benim Yorumum”muş gibi bana sövüyorlar! Sövenlerin HEPSİNE “tek tek” cevap yazıp, bana attıkları BÜTÜN İFTİRALARINI, “YIRTIK ve ISLAK BİR PAÇAVRA” gibi suratlarına –geri- çarptım! - Bu “Kaşarlanmış Müşrikler” eğer ki “kaşınmasaydı”, birazdan aşağıda okuyacaklarınızı yazmayacaktım. Ama bu “Uyuz İtler”in madem ki “uyuzları” kabardı, yani “kaşınıyorlar”, o halde ben de “karşırım”… _ Yani bunları zaten bilenlerin ------"Yatağanbaba-------- daha pek çok şeyi yazmamış" dedikleri kısmın bir bölümünü daha yazacağım şimdi... - Okuyun ULAN “Mevlâna’ya Tapan” yani “Mevlâna Müşriği” olan “PİSLİK” MÜŞRİKLER! - MEVLÂNA DİYOR Kİ: - MESNEVİ, “KUR’AN GİBİ ALLAH’TAN VAHİY DEĞİLDİR” DİYENLER “OROSPU ÇOCUĞU”DUR!!! - Ben 16 Ocak’ta yayınladığım o söz konusu Yazım’da, Mevlâna’nın “Allah Muhammed’e Kur’an’ı vahyettiyse, bana da Mesnevi’yi vahyetti, benim Mesnevim de tıpkı Kur’an gibi Allah’tan indirilmiş vahiydir” dediğini yazmıştım. - Bu sözüne de, -aralarında Yaşar Nuri Hoca’nın da olduğu- Mevlâna Uzmanı 3 Profesör’ün “Mevlâna burada Kur’an’ın yerine Mesnevi’yi, Peygamber’in yerine de Kendisini koymuştur, bu açık küfürdür” dedikleri sözlerine yer verdim. - Kitapları’nın adlarını da, sayfa numaralarına kadar yayınladım. - İşin ilginci bu “Şirk Sözleri”, Mevlâna’nın Mesnevisi’nin daha en başındaki Önsözü’nün ilk cümlesi”nde yazıyordu!!! Yazım’a itiraz edenlerden bir-kaçı hemen “o Önsöz oraya SONRADAN sokulmuş olabilir” dedi Oysa ki Yazım’da “sadece Önsöz’de değil,----------Mesnevi’nin TAM 33 yerinde ------------“benim Mesnevim de tıpkı Kur’an gibi Vahiy’dir”---------- diyordu. - “Hangi birini” birileri “sonradan” sokacak Mesnevi’ye!!! Hatta bu dünyadan habersiz zavallılar, Konya’da bulunan “Orijinal El Yazmaları”nda da AYNEN BÖYLE YAZIYOR! - İşin “daha da” ilginci; sadece Mevlâna da değil, Oğlu, Torunu ve de BÜTÜN MEVLEVİ TARİKATI-TEŞKİLATI da Mesnevi’nin, TIPKI KUR’AN GİBİ “Allah’tan Vahiy” olduğu iddiasındadır. İşte “kanıtı”: - Mevlâna’nın bir Dostu gelmiş ve aralarında şu konuşma geçmiş: İnsanlar sana “Mesnevi Allah’tan vahiydir demiş” diye kızıyorlardı, ben de onlara “yok, Mesnevi Vahiy- ama Kur’an değil, Kur’an Tefsiri’dir, Mesnevi Kur’an-Vahiy olur mu hiç dedim” demiş. Buna çok sinirlenen Mevlâna da o Dostuna; “EY EŞEK benim Mesnevim niye vahiy değilmiş, EY KÖPEK niye vahiy değilmiş, EY FAHİŞENİN ÇOCUĞU niye vahiy değilmiş” dedi, - adam giderken de arkasından “benim Mesnevim Kur’an’dan daha büyüktür” diye bağırdı. (Ahmet Eflaki / “Ariflerin Menkıbeleri” Kitabı) - “Büyük Alim ve ‘hoşgörü’ abidesi” diye YUTTURULAN Mevlâna’ya bakın hele!!! “Mesnevi Allah’tan bir Vahiy değildir, sen kendin yazdın” diyene, “Orospu Çocuğu” diye küfrediyor! - Yani bilin ki, içinizden birisi eğer ki “Allah Muhammed Peygamber’e Kur’an’ı vahyettiği gibi, Mevlâna’ya da Mesnevi’yi vahyettiği YALAN” derse, Mevlâna sizi, sadece “Eşek ve Köpek” değil, -otomatikman- “Orospu Çocuğu” olarak da görüyor!!! - Oysa ki -bu anlamda- bir Orospu Çocukluğu varsa; elbette “Mesnevi de Kur’an gibi VAHİYDİR” diyen ve diyenlerdir, - “Mesnevi –haşa- Kur’an gibi VAHİY DEĞİLDİR” diyenler değil… Yani “Orospu Çocuğu” olan, “Mesnevi, Kur’an gibi Allah’tan vahyedilmiş bir Kitap” DEĞİDİR diyen bizler değiliz, “benim Mesnevim de Kur’an gibi Allah’tan Vahiy’dir, Muhammed’e Kur’an’ı vahyettiyse, bana da Mesnevi’yi vahyetti” diyen Mevlâna ve Tayfası’dır “Orospu” Çocuğu… - Neymiş, “Mevlâna hoşgörü abidesi”ymiş!!! Ne hoşgörüsü, insanları susturup kitabını pazarlayabilmek için “Analarına bile” küfreden “AŞAĞILIK HERİF”İN TEKİ… - “CARİYESİ” KİMYA’YI ve de “KARISI” KİRA’YI ŞEYHİ “ŞEMS’İN KOYNUNA SOKAN” MEVLÂNA! 16 Ocak’taki o Yazım’da “Mevlâna Mesnevi Kitabı’nda bir Kadın’la eşeğin çiftleşmesini anlatıyor” demiştim. - “Sadece bu kadarını” yazdım. O Mesnevi denen REZALET’te daha “neler var neler”, oohhhoooo!!! Sadece 1 örnek verip, Mesnevi’de Porno, adamın biri üşenmedi ve bunları tek tek ayıklayıp “Mesnevi’den Erotik Hikayeler” adıyla "kitap" olarak yayınladı. ULAN “ne” Erotiği, “eşeğin aleti çok büyük olduğu için kadın eşeğin aletine kabak geçirip öyle çiftleşti” diyecek kadar AYRINTILI anlatıyor Mevlâna, - Yani “Erotik” falan da değil, bildiğin “Porno”… (Gerçi “en adi Porno Kitapları’nda bile” bu kadar bayağılık yoktur ya, o da ayrı konu…) - Hatta Mesnevi’de “Oğlancılık- İbnelik”le ilgili de dolu Hikaye var. - Mevlâna Eşekli Seksli-İbneli “Din” Kitabı’nda bunları yazar da, Oğlu, Torunu ve de Tarikatı “durur” mu, durmaz tabi, çünkü “İmam hafiften yellense, Cemaat yellenmekle de kalmaz - olduğu gibi altına eder” demişler… 16 Ocak’taki Yazım’da, “Oğlu’nu sevmesine rağmen, Mevlâna’nın, Cariyesi Kimya’yı Oğlu’yla değil de Şems ile evlendirdiğini” yazmıştım. - Daha fazlasını yazmamıştım. Fakat “madem ki” Mevlâna Müşrikleri “kaşınıyor”, o halde “devamını” da yazacağım. - İş sadece “Kimya Hatun”la bitmiyor, işin bir de “Kira Hatun” boyutu var! Kimya “Mevlâna’nın Cariyesi”ydi, peki “Kira” kim ve Mevlâna “ne” yapıyor?! Eflaki’nin “Arifler’in Menkıbeleri” Kitabı’ndan aktarmaya devam ediyorum, bakın “ne” yazıyor: - Yine Arifler’in Sultanı Arif Çelebi, Sultan Veled’ten rivayet etti. Bir gün Mevlana’nın Hocası Şems, haz almak amacıyla “güzel bir sevgili” istedi, babam da (yani Mevlâna) “güzel karısı Kira Hatun”u tutup ona götürdü!!! (“Kabalcı” Yayınları / Sayfa: 474) - “Büyük Mevlânaları”na bak hele!!! “Nikâhlı Karısı”nı Hocası Şems’in koynuna sokmuş! Bu şimdi “Hocalık” mı? Hayır, bu “Deyyusluk”tur, çünkü “karısını kıskanmayana” Deyyus denir! - CARİYESİ KİMYA da, KARISI KİRA da “YETMİYOR”, MEVLÂNA “ALLAHI” da “ŞEMS’İN KOYNUNA” SOKUYOR!!! - Aynı Kitap’ta şu olay da yazıyor –özetleyerek- aktarıyorum: - Yine Sultan Veled’ten nakledilmiştir. Şemsi Tebrizi’nin Kimya adında bir karısı vardı. Birgün Şems Hazretleri’ne kızıp Meram Bağları tarafına gitti. Mevlâna Hazretleri Medrese’nin kadınlarına işaret ederek, “haydi gidin Kimya Hatun’u buraya getirin, Şems’in gönlü ona çok bağlıdır” buyurdu. - Bunun üzerine kadınlardan bir grup onu aramaya hazırlanırken, Mevlâna da Şems’in yanına girdi. Şems Kimya Hatun ile konuşup-oynaşıyordu. Mevlâna bunu görünce hayrette kaldı, çünkü onu aramaya hazırlananlar henüz gitmemişlerdi. - Mevlâna dışarı çıktı, BU KARI-KOCANIN OYNAŞMALARINA engel olmamak için, Medrese’de aşağı-yukarı dolaştı. Sonra Şems “içeri gel” diye bağırdı. Mevlâna içeri girdiğinde Şems’ten başkasını göremedi, “az önce Kimya Hatun’la oynaşıyordun, kapıdan çıkan da olmadı ama şimdi tek başınasın” diyerek “bunun sırrını” sordu. - Şems “Yüce Tanrı beni o kadar çok sever ki, istediğim şekilde yanıma gelir, senin gördüğün Kimya değil ‘Allah’tı” dedi !!! (Safya: 480) Yani Mevlâna’nın Hocası olan Şems, o sırada Kimya’yı değil Allah’ı “düzüyormuş”… “Ne Şems”miş arkadaş. Adam Mevlâna’nın “Cariyesi’ni ve Karısı’nı almakla yetinmemiş, Allah’ı da koynuna alıp sevişiyor. Bunları da Mevlâna, Oğlu, Torunu, Tarikatı; “Mesnevi” ve “Ariflerin Menkıbeleri” Kitabı’nda anlatıyorlar!!! - “ARİFLERİN MENKIBELERİ” KİTABI’NIN “UYDURMA OLMADIĞI”NIN KANITI: MEVLEVİ TARİKATI-TEŞKİLATI! Şimdi Mevlâna Müşrikleri hemen “olur mu öyle şey, bu ‘Arifler’in Menkıbeleri’ Kitabı’nı yayınlayan ---------‘Kabalcı Yayınları’ bunları uydurmuştur” diyebilirler. - İyi de, bu kitap taaaa 1950’lerde DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI tarafından da basıldı - Buna da diyebilirler ki “Diyanet İşleri Başkanlığı uydurmuştur”, iyi de bu “Arifler’in Menkıbeleri” Kitabı, 1950’de Diyanet’in basımından da önce hatta “asırlardır” BÜTÜN MEVLEVİ TARİKATI-TEŞKİLATI’nda okutuluyor! - Buna da “o zaman bu Kitap’ı yazan Ahmet Eflaki bunları uydurmuştur” diyebilirler. - Size ASIRLARDIR MEVLEVİLER’İN “BAŞUCU” KİTABI OLAN bu “Arifler’in Menkıbeleri” Kitabı’nı Ahmet Eflaki’nin “nasıl” yazdığını özetleyeyim: - “Ciddiyeti”yle bilinen Kâtip Çelebi, “Ahmet Eflaki bu Kitabı Ulu Arif Çelebi’nin emriyle yazdı” diyor. - Ulu Arif Çelebi “kim” peki? Mevlâna’nın Torunu… Katip Çelebi “Ulu Arif Çelebi ‘ben babamdan yani Sultan Veled’ten dinlediklerimi sana anlatayım, - sen de yaz bunu ve kitap haline getir dedi” diyor. - Yani bu “Mevlâna, Şems’in koynuna Karısı Kira’yı soktu” diyen, yetinmeyip “Allah Kimya Hatun kılığında Şems’in koynuna girdi ve Şems de Allah’ı becerdi” de diyen bu Kitap’ta yazanları; Mevlâna’nın Oğlu Sultan Veled, - Oğlu Ulu Arif Çelebi”ye, o da Ahmet Eflaki’ye anlatmış ve “böyle” yazılmış. (“Yazılış özeti” böyle, “ayrıntılı” öğrenmek isteyenler, Diyanet İşleri Eski Başdanışmanı Ali Akın Hocamız’dan öğrenebilirler.) - Mustafaaaaa:Gördünüzmü kuraandan daha kkutsak olan kitaplari yazan coh coh kutsal insanlari.Bu DÜMBÜKLER depedüz Islam kisvesi altinda ALLAHLA girgir geciyorlar.Müslümanlarii cahal ve salakliklarindan istifa ediyorlar.Cahal dediysen okumamislar deygil birkac ünlversite bitirip mevlana hakkinda arastirma yapmadan onun MA-----------DI aliyesini YALAYA YALAYA dilini zarr eden bizleriz) - Yani “uydurmuş” olsa bunları anlatan Ulu Arif Çelebi Ahmet Eflaki’nin “gırtlağına” sarılırdı “dedeme iftira attın, ben bunları sana anlatmadım” derdi. DEMEMİŞTİR, - Mevlevi Tekkeleri’nin / Teşkilatı’nın da kurucusu olan ve bunları anlatan Ulu Arif Çelebi, Tekkeleri dahil HER TARAFTA Ahmet Eflaki’nin bu kitabını OKUTMUŞTUR! Hatta bu Ahmet Eflaki sadece Mevleviler arasında “güvenilir” de değildir, aynı zamanda “Milli Eğitim Bakanlığı” da çok güvenmektedir ve yayınladığı 10 ciltlik “İslâm Ansiklopedisi”nde, “Mevlâna’nın Hayatı”nda KAYNAK olarak Ahmet Eflaki’yi vermiştir. - Özetle; söz konusu kitap; Mevlâna’nın Oğlu, Torunu, bütün Mevlevi Tarikatı-Teşkilatı ve de Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı dahil HERKESE GÖRE “DOĞRU-GÜVENİLİR” Kitap’tır ve de Mevlevilerce ASIRLARDIR okunmaktadır. Ki zaten içeriği de “baştan-sona” da Mevlâna’ın “Şirk ve Küfür” Kitabı Mesnevi’ye uygundur. - . BESTAMİ’DEN, İMAM RABBANİ’YE “SAPIKLIK” ÖRNEKLERİ: - “OĞLANCI / İBNE” SAPIK EVLİYA ve ALLAH’I “KADIN’IN BACAK ARASINDA” GÖREN SAPIK EVLİYA!-- - “Bunların artığı” olan Cübbeli Ahmet de - “Allah ete-kemiğe büründü ve Mahmut diye göründü” diyor!!! - Yani Allah Cübbeli’nin Hocası’nın kalıbına girmiş! Eee, Allah Mahmut’un kalıbına girince / görününce / tecelli edince, artık Mahmut Hoca Hazreteleri “NE” DERSE, “ALLAH” DEMİŞ OLUYOR, “sıkıysa” itiraz et. - Sadece bunlar da değil ki, Beyazıt Bestami adında ve Evliya'dan bir “Büyük Veli” diye yutturulan, “Cehennem de nedir la üstüne Hırkamı atsam bile söndürürüm” diyecek kadar “sıyırmış” biri de, sürekli olarak “çıtır-parlak OĞLAN ÇOCUKLARI’na bakıyordu. - “Niye sürekli bu daha bıyıkları bile terlememiş Oğlan Çocukları’na bakıp duruyorsun” diye kızdıklarında da “Allah bana bıyıkları terlememiş Oğlan Çocukları şeklinde görünüyor” cevabını veriyordu!!! Eeeeeee,görüyürspnpz dimi müslümanlarin baslarindakileri AMAN DiKKAT sonra seyinizdende olursunuz TANRII korusun. Adam Cinsi Sapık ve Oğlan Çocukları’na meyilli, bunu “Allah” diye yutturuyor. Bahsettiğim bu Mevleviler’in “Başucu” Kitabı’nda Şems de “Allah Bestami’ye Delikanlı Oğlan şeklinde görüldüğü gibi, bana da Kadın şeklinde görülüyor” diyor!!! - Daha da adileşenler var, İmam Rabbani’nin kitabında da “Allah, Kadın’ın BÜTÜN UZUVLARIYLA göründü” diye yazıyor. - Allah bana “kadının vajinası şeklinde göründü” diyen BÜYÜK EVLİYA (!) dolu. - Bunlar “Evliya” yani “Allah’ın Dostları” falan değil “Şeytan” diyeceğim ama Şeytan bile “bu kadar” alçalmadı. - Bunlardan değil Allah Dostları yani Evliya, “Şeytan Piçi” bile olmaz! - Kerhane’de çalışan Orospular bile, bunlarla kıyaslandığında “Evliya” gibi kalırlar!... - Bunların “Ahlâksızlık ve Namussuzlukları”nı anlatabilecek “kelime” yok Dünya Litaratürü’nde… - Allah ya “Kadın’ın bacak arasında” görünüyor bunlarda, ya “Çıtır Oğlan Çocukları”nda… - “Kadın-Seks Manyaklıkları”nı da “Oğlancılık / İbnelik / Gay / Homoseksüellikleri”ni de ÖRTMEK için “Allah Kılıfı”nı geçiriyorlar. Allah bunlarda ha bire “Kadın”, “Oğlan”, “Mahmut Efendi” halinde görünüyor. - Mevlâna gibi otur “eşekli-kadınlı-çiftleşmeli-ibneli” kitap yaz, sonra da “la ben bunu kendimden yazmadım, bu Allah’tan vahiydir” de, - dersin tabi, bu klasik “Hulûl İnancı”dır, yani Allah bedenlerine girer ve artık “ne söylese ve yazsalar” Allah yazmış olur. - Oğlan’la sevişirler “Allah olarak göründü” derler, Kadın’la zina ederler “Allah bana kadının cinsel oraganı olarak göründü” derler… - Hızlarını alamazlar “Allah’ın KENDİSİNİ” de “Kimya Hatun” olarak yatağa atıp-sevişirler!!! “Allah bolluğu” vardır bunların “Mecusilik Mezhebi ve Meşrebi”nde… - Sonra da “ay şekerim Yabancılar bile Mevlâna’yı ziyarete geliyorlar, ne büyük bir adam… ” Gelirler tabi Hristayanlar’da, “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” diye “onlarda da” Allah bolluğu var. - Hristiyanlar’la-Mevleviler “tencere-kapak” misali birbirlerini “bulmuşlar”… - . DEVLET “PARA İÇİN” MEVLÂNA’NIN BU SAPIKLIKLARINA GÖZ YUMUYOR! - İşin “en kötüsü” Devlet de bu “rezillikleri” biliyor. Çünkü 16 Ocak’taki Yazım’da alıntı yaptığım Profesörler’den birine bir Devlet Görevlisi yazdığı mektupta “iyi de, bunları Dünya’ya açıklayalım da ‘gelirimizden’ mi olalım, - Mevlâna’yı ziyarete Yerli ve Yabancı o Kadar cok Turist geliyorki” dedi. - Yani Mevlâna sadece “Şıyhı’nın koynuna Allah’ı sokan” bir SAPIK, “Mesnevim’e Allah’tan Vahiy değil diyenler Orospu Çocuğudur” diyen bir EDEPSİZ-KÜFÜRBAZ, “Kendi Karısı’nı da Şeyhi Şems’in koynuna sokan” bir DEYYUS da değil sadece, - aynı zamanda Mevlâna bir "Ticari Meta"… Devlet “para için” bu Şirk-Küfür-Sapık adamı ve kitaplarını koruyor. - Hadi İktidarınız’la Muhalefetiniz’le Mevlâna’yı anmak için her sene koşun siz “Şebiarus Törenleri”ne. Allah’tan utanmazlar. - Ben 16 Ocak’taki Yazım’da boşuna demedim “Mevlâna’nın Kitapları’nı çoluk-çocuğunuza okutmayın” diye… - Bu “Şirk ve Sapıklık Dini”ne BULAŞMAYIN, “Tevhit Dini”nden SAPMAYIN, okuyacaksanız, aydınlık da değil sade APAYDINLIK olan “Kur’an-ı Kerim”i okuyun, - Tevhit’ten saptınız mı sizin KURTULUŞUNUZ YOK!... Sadece Mesnevi’yi de değil, Mevlâna hakkında Oğlu-Torunu’nun anlattıklarından oluşan bu “Arifler’den Menkıbeler” Kitabı’nı da okutmayın çoluk-çocuğunuza, “Diyanet’in bastırmış olmasına” kanmayın… Çünkü değil “İnsanlık” Tarihi, Değil “Din” Tarihi, “Ateist” Tarihi bile “böyle rezillik-sapıklık” görmedi-kaydetmedi. - Özetle; bana “küfreden” Mevlâna Müşrikleri; “Putunuz Mevlâna’ya göre”, sadece yazdığı Mesnevi “Allah’tan vahiy” de değilmiş, Hocası Şems de “Allah’la sevişmiş”… Alın “Allah’ı Şems’in koynuna sokan" bu Mevlânanız’ı “nerenize” sokarsanız sokun, hatta sığdırabilirseniz “götünüze” sokun!.. - Becerip-düzmediğiniz bir “Allah” kalmıştı, sonunda onu da yatağa atıp hallettiniz. ALLAH TOPUNUZUN “BİN BELÂSINI” VERSİN. Murat Yatağanbaba İlgili Olay: Mevlana ve Mesnevis Mustafa:Gördünüzmü sey edilmemis bir ULU gücümüz vardi SÜPER dindarlarimiz onuda yataga attilar.DEVLETÜ ALiYE,VELiYE hatta DELiYE duyurulur.Benden bukadar 83 yasinda DEDENÜZ
  2. tolonbey

    Sinan Meydan'dan bir gecede cahil kalan yalancılara.

    iste böyleee, Atatürkün tek birseyini begenmiyorum,MANKAFA ismetin ortadoks Türkleri Yunanistana sürmesine müsaade etmesi disinda her seyine EVET diyoruz.Ama ORTODOKS Türklerin TÜRKIYEDEN gönderilmesi KABULÜ mümkün degildir.Bu denebilirki AFFI mümkün olmayan tek COK BÜYÜK bir HATASIDIR. Gelelim müslümanligina,ATATÜRK müslümandi deyen ne atatürkü taniyor nede müslümanligi demektir. » Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.Söyliyen KEMAL ATATÜRK.Atatürkde benim gibi sonradan DINSIZ olanlardandir Tolonbey.
  3. tolonbey

    Sinan Meydan'dan bir gecede cahil kalan yalancılara.

    Iste böyleee, Bit tarihde DERSiMDE lisede hocanin biri ögrencilere bir nevi ZORUNLU osmanlica ögrettmeye calisir.Derki en kisa zamanda herkes osmanlica konusacak yazacak.Gene bu hoca cocuklara sinifda dolanarak osmanlicadan anlatirken hava KIS oldugundan sirtini sobaya Döner.Ögrencinin birisi görür.Kivilcim sobadan sicrar hocaninn sirtindan ceketini tutus turur.Cocuk baslar hocaya osmanlica bunu anlatmaya. Efendim,arka cephenizdeki sobanin derunundaki parcei nardan kopan bir serare sahsinizin istikametine tercihlenerek ceketinize sirayet etmistir.Ve dahi MABADINIZA intikal etmek üzere yola revan olmaktadir.Bu ara hocada kicinda bir sicaklikk hisseder.COCUGUN sözü üzerine elini götüne götürürkü GÖTÜ tutusmus.Hoca ögrenciye kizar.ooglum bukadar uzatacagina hocam GÖTÜN YANIYOR desene der:--)))))) Tolonbey
  4. iste böyleee, Like Comment Comments Write a comment... Murat Bornova Özezer shared a post. November 6 at 11:05 AM Atatürk ÜlkücüleriLike Page November 6 at 8:21 AM Sayın Ekrem İmamoğlu, Türkiye’yi Avrupaya Şikayet Etti Diye Ortalıkta Artistlik Yapan Akepeli Şeyler Okusun! Yılmaz Özdil’in Yazısı. Asrın liderimiz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak, Türkiye'yi resmen şikayet etti mi hiç? Etti. Hapis cezasına çarptırılmıştı, adil yargılama yapılmadı dedi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. ★ Hiç kimse çıkıp “eyy asrın liderimiz, hem Avrupa'ya haçlı ittifakı diyorsun, hem de memleketi haçlılara şikayet ediyorsun” dedi mi? Demedi. Anayasal hakkıydı, hakkını kullandı. ★ Asrın liderimiz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bir defa daha başvurarak, Türkiye'yi gene resmen şikayet etti mi? Gene etti. Mahkumiyetine ilişkin sicil kaydı silinmişti ama, Yargıtay bu kararı yok sayıyordu, hukukum çiğnendi dedi, yürütmeyi durdurma kararı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. ★ Hiç kimse çıkıp “eyy asrın liderimiz, hem Avrupa'ya gavur toprakları diyorsun, hem de memleketi gavur topraklarına şikayet ediyorsun” dedi mi? Demedi. Anayasal hakkıydı, hakkını kullandı. ★ Asrın liderimiz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne üçüncü defa başvurarak, Türkiye'yi gene resmen şikayet etti mi? Üçüncü defa da etti. Hem de YSK'ya karşı şikayetçi oldu. Siyasi yasak getirilmişti, seçme seçilme hakkı elinden alınmıştı, Yüksek Seçim Kurulu kararının haksız, yanlış ve hukuksuz olduğunu belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. ★ Hiç kimse çıkıp “eyy asrın liderimiz, hem Avrupa'ya nazi diyorsun, hem de memleketi nazilere şikayet ediyorsun” dedi mi? Demedi. Anayasal hakkıydı, hakkını kullandı. ★ Peki, dindar cumhurbaşkanımız abdullah gül, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak, Türkiye'yi resmen şikayet etti mi? O da etti. Eşi hayrünnisanım, först leydi olmadan önce türban taktığı için üniversiteye kayıt yaptıramamıştı, haklarım engellendi dedi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. ★ Hiç kimse çıkıp “eyy dindar cumhurbaşkanı, kendin muhalefetteyken, Avrupa'ya hıristiyanlar birliği diyordun, Türkiye'yi zenginler köşkünün bahçesindeki köpek kulübesine koyacaklar diyordun, şimdi bizim memleketi o köpek kulübeli hıristiyanlar birliğine mi şikayet ediyorsun” dedi mi? Demedi. Anayasal hakkıydı, hakkını kullandı. ★ Atatürk Cumhuriyeti'ne her türlü küfürü eden yobaz-yandaş akit gazetesinin, akp tarafından akil ilan edilen şeriatçı yazarları abdurrahman dilipakla hasan karakaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak, Türkiye'yi resmen şikayet etti mi? Onlar da etti. Vefat eden deniz kuvvetleri komutanımız hakkında hakaret içerikli yazılar yazmışlar, tazminata mahkum edilmişlerdi, tazminatı ödeyemedikleri için abdurrahman dilipakın evine haciz gelmişti, ifade özgürlüğümüz ihlal edildi dediler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdular. ★ Hiç kimse çıkıp “ulan din bezirganları, üç kuruş para için Vatikancı mı oldunuz” dedi mi? Demedi. Anayasal haklarıydı, haklarını kullandılar. ★ Hal böyleyken… İstanbul büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu, Avrupa Konseyi yerel yönetimler kongresinde konuştu, Türkiye'yi tek kelime şikayet etmediği gibi, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savundu, seçimle gelen seçimle gitmeli dedi, Avrupa'nın gözünün içine baka baka Barış Pınarı harekatının kesinlikle şart olduğunu söyledi. ★ İçişleri bakanımız çıktı “ahmak” dedi. “Avrupa'ya giderek Türkiye'yi şikayet eden ahmağa söylüyorum” dedi. “Avrupa'ya gidip Türkiye'yi şikayet etmek akıl sağlığı işareti midir?” dedi. ★ Akıl sağlığıyla alakalı bir işaret olduğunu sanmıyorum ama, içişleri bakanımızın zeka seviyesiyle alakalı bir işaret olduğu kesin! Yılmaz Özdil SÖZCÜ GAZETES
  5. iste böyleee, Şimsek Türk Görkem‎ to MUSTAFA KEMAL İN ASKERLERİ SÖZ SİZDE 2 mins · İzci imsek Türk Görkem‎ to MUSTAFA KEMAL İN ASKERLERİ SÖZ Sİ Müjdat Gezen Hayranları
  6. iste böyleee, Gülmekten donunuza isemiyecek sicacaniz Halil Eryılmaz November 11 at 3:05 PM OSMANLICA ... '' GÖTÜÜN YANIYOR '' ..... 60-70 Yıl Önce Osmanlıca Meraklısı Bir Edebiyat Öğretmeni , Öğrencilerine Sürekli Şunu Söylermiş : “ Dersimde Herkes Osmanlıca Konuşacak , Sorduğum Sorulara Osmanlıca Cevap Verecek , Yeni Türkçe Konuşmak Yok …” Soğuk Bir Kış Günü O Öğretmen Sınıfın Ortasında Dolaşarak Ders Anlatıyor . Bir Ara Sınıfın Ortasındaki Büyük Sobaya Yanaşıp , Arkası Sobaya Dönük Vaziyette Devam Ediyor Ders Anlatmaya . Sobadan Sıçrayan Bir Kıvılcım Öğretmenin Ceketinin Arkasını Tutuşturmuş … Parmak Kaldırıp Söz İsteyen Öğrenci Başlamış Konuşmaya : - Efendim , Arka Cenahınızdaki Sobanın Derunundaki Parçe-i Nardan Kopan Bir Şerare , Şahsınız İstikametine Tevcihlenerek , Ceketinize Sirayet Etmiştir Ve Dahi Mabadınıza İntikal Etmek Üzre Yola Revan Olmaktadır … Öğretmen Arka Tarafında Giderek Artan Isının Da Etkisiyle Olayı Anlayınca , Sinirlenerek Öğrenciye Cevap Vermiş : - Evladım , Şuna “ GÖTÜN YANIYOR ” Desene , Ne Uzatıyorsun .... !!!
  7. tolonbey

    Niçin Kemal değil de Kamal?

  8. tolonbey

    Niçin Kemal değil de Kamal?

    iste böyleee, Türk dilinde KE-MAL olamaz. Ya KEMEL olur Yada KAMAL. Bu arapcadan bir cok dile gecmistir. Buyurun: Namensträger[Bearbeiten | Quelltext bearbeiten] Vorname(soyadi)[Bearbeiten | Quelltext bearbeiten] Kamal Dschumblat (1917–1977), libanesischer Politiker(lübnanli politikaci) Kamal Ganzuri (* 1933), ägyptischer Politiker(misirli politikaci) Kamal Haasan (* 1954), indischer Schauspieler(Hintli Artist) Kamal Hasan Ali (1921–1993), ägyptischer General und Politiker (misirli General ve politikaci) Kamal Charrazi (* 1944), iranischer Politiker (iranli politikaci) Kamal Kohil (* 1971), algerischer Langstreckenläufer Cezayirli kosucu) Kamal Messaoudi (1961–1998), algerischer Musiker und Komponist (Cezayirli müzikci) Kamal Qureshi (* 1970), dänischer Arzt (Danimarkali Doktor) Kamal Salibi (1929–2011), arabischer Historiker ( Arap tarihci ) Familienname( aile adi )[Bearbeiten | Quelltext bearbeiten] Abubaker Ali Kamal (* 1983), katarischer Hindernis-, Mittel- und Langstreckenläufer (katarli ) Ahmed Kamal (Ägyptologe) (1851–1923), ägyptischer Ägyptologe (Misirli) Ahmed Kamal (Cricketspieler) (* 1977), Cricketspieler aus Bangladesch (Bengaldesli ) Aref Kamal, pakistanischer muslimischer Intellektueller und Diplomat (pakistanli ) Azhar Kamal (* 1966), deutscher Musiker (Alman ) Meena Keshwar Kamal (1956–1987), afghanische Frauenrechtlerin (Afganli ) Mohd Syafiq Kamal (* 1996), malaysischer Squashspieler ( Malezyali ) Schwan Kamal (* 1967), kurdisch-deutscher Bildhauer und Zeichner ( Alman Kürdü) Sayed Kamal († 1935), Afghane, ermordete 1933 den afghanischen Gesandten in Berlin, siehe Sardar Mohammed Aziz Khan (Afganli ) Syed Kamal (1934–2009), pakistanischer Schauspieler (Pakistanli) Kategorien: Arabischer Personenname Familienname Männlicher Vorname----KAMAL, araplarda hem AD hemide soyadi olarak kullaniliyor.Simdi bizim Türklerde bir yanlis vardir.Kuranda ne görürseler KUTSAL deye ad yahutta soyad olarak alinir.Örnegin ,SANEM müslüman TÜRKLERDE bu ad KIZLARA konur.Sanemin asli arapcadir vede PUT demektir.Ama Sanemin PUT demek oldugunu bizim müselmanlar bilmez.Kuranda geciyorya öyleyse kutsaldir. Hacca giden bir TÜRK kadinin pasaportuna arap Polis bakar.Kadinin soyadi KEZZAPTIR.Polis derki bu soyadini Türkiyeye gidince degistir.Bu soyad cok kötü.Türk kadin bozulur.Benim soyadim kurandan alinma,kuranda kötü anlamda birsey olurmu der.Ne yapsin kadin kuranin hic TÜRKCESINI okumamiski neler nelerin oldugunu bilsin. Dedeniz
  9. Iste böyleee, Atatürk karsitlari ayni zamanda TANRININ kaffamiza koydugu AKLADA düsmandirlar. Söyle diyürler,DiN akil isi degil NAKIL isidir. Dedeniz
  10. iste böyleee, TC Ahmet Çakmak‎ to MUSTAFA KEMAL İN ASKERLERİ SÖZ SİZDE --N-o--------v--emb----er -9-- --at- ----1--1:---32- P-M----------- · Isa Ilyasoglu -No-v--e-m-----b-e---r- ----6 -----a----t --9:-51--- -P------M-- Bu Karektersizin dedesi, Yunan ASKERİ İZMİRİ İSGAL EDİP, YUNAN SUBAYİ TÜRK BAYRAGİNİ İNDİRİRKEN, YUNAN SUBAYININ YANINDA DURAN HAİNDİR!
  11. tolonbey

    YALAN MAKiNASI

    iste böyleee, CommentShare Gül Öztürk 2 hrs ·
  12. tolonbey

    MELIH GÖKCEK,E ANKARA BELEDiYESiNDEN OKKALI bir TOKAT

    iste böyleee. Bir hükümet degisikliginde TÜRKiYEDE OLMAYANLAR OLACAKTIR.
  13. iste böyleee, Adamsın Mansur Başkan www.sozcu.com.tr/…/gokcekten-stadi-tahliye-etmesi-istendi-…/
  14. iste böyleee, Gül Öztürk 3 hrs · Gül Öztürk October 27, 2017 Fethiye Öztürk Wikileaks belgelerinde ABD'li Generale Türkleri kontrol etmek zorlaşıyor diyen Türk ordusunun devşirme komutanı Erdoğan'ın ağabey diye hitap ettiği Hilmi Özkök'n oğlu, babasının Genelkurmay Başkanlığı döneminde İzmir İş Bankası Merkez şube müdürüydü. Çeşme'nin en güzel yerinde eşiyle bir villa beğendi, yüksek miktarda ücret ödeyip satın aldı. Ama bu işte bir terslik vardı. Villanın bulunduğu alan 1. derece de SİT alanıydı. Yeni yapılaşma olamayacağı gibi bulunan yapılara çivi bile çakılamaz idi... Oğul Gürler bu durumu babasına iletip yardım istedi. Babası Turizm bakanlığını arayıp ne yapabiliriz dedi. Bakanlık bunun mümkün olamayacağını Belediye Başkanının farklı partiden olduğunu bunun duyulması durumunda işin büyüyeceğini söyledi. Baba Özkök hemen belediye başkanını araştırmaya koyuldu. Birde ne görsün Başkan emekli bir askerdi, ve kendisi onu uzaktan tanıyordu. Bindi aracına doğru Çeşme'ye gitti. Belediye başkanı ile görüştü. Başkan da benim için sıkıntı yok, bakanlık onay verirse dedi. Baba Özkök, başkanın yanında telefona sarıldı Bakanı aradı. Başkan da duyuyordu bakan sorun yok diyordu. Kahveler içildi teşekkür edildi. İnşaat başladı, ne bir denetim ne bir şikayet kimseye yansıtılmadan inşaat bitti. Hiçbir şey olmamış gibi koca evin yanına bir tane daha dikildi. O villa oldu MALİKANE. İzmir ve Türkiye'nin en önemli turizm beldesi olan Çeşme'de bugünün değeri ile Özkök'ün oğlunun evi en az 4 milyon TL... 4 yıldızlı isen demek ki iktidar muhalefet sana her türlü kıyağı yapabiliyor. Şerefsiz-kansız biri olduğun kimin umurunda ki... Hayırlı işler...
×
×
  • Yeni Oluştur...