Jump to content

tolonbey

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    7.793
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

tolonbey Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü 03-03-1937

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

14.250 profil görüntüleme
  1. tolonbey

    OVACIK BELEDİYE BAŞKANI

    İşte böyleee, Eski İSLAM ve yeni KOMUNİZİM BBC yerle bir olan Halep'te - BBC TÜRKÇE - YouTube Bu sayfayı çevir https://www.youtube.com/watch?v=6TmJjBWd6I4 28.04.2014 · Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad karşıtlarının kontrolündeki Halep, aylardır devam eden hava saldırıları ardindan harabeye dönmüş durumda. ... BBC yerle bir olan Halep'te - BBC ... Yazar: BBC News Türkçe Görüntüleme: 790
  2. tolonbey

    FULLBRİGHT ANLAŞMASINI BİLİYORMUSUNUZ?BİLMİYORSANIZ ÖGRENİN

    İşte böyleee, Sağır ismet ne demişti,biz İngiliz mandasını ısteriz.İşte bu SAĞIRIN Amarakayla yaptığı anlaşma Bu video kullanılamıyor. 0:00 5:45
  3. İşte böyleee, Evet,SAĞIR İSMETİN MİLLİEGİTİMİ AMARIKAYA BAĞLAMASINA GELİN BİR BAKALIM. Dr.Mehmet BİREKUL - Türk Milli Eğitim Sistemi Kimin Elinde ... www.atakimihaber.com/yazarlar/dr-mehmet-birekul/turk-milli-egitim... Sebep-sonuç ilişkisi içerinde ideolojik hedef ve kazanımlarla 1949 yıllara kadar zar zor idare edilmeye çalışılan bir maarif bakanlığı. Bu tarihten itibaren bir anlaşma yoluyla milliliğin birilerinin kucağına kaydırılmaya çalışılması ve Fulbright anlaşması. Soner Yalçın: Hafızayı kaybetmek – Sözcü Gazetesi https://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/soner-yalcin/hafizayi... Ve en sonunda 1949'da Eğitim Antlaşması ile ABD'den müfredat yardımı geldi. Birini yazayım: Adı; James William Fulbright (1905-1995)… Arkansas Üniversitesi'nde tarih ve George ... Tarık Eski > FULBRİGHT EĞİTİM ANLAŞMASI https://www.tekirdagnethaber.com/kose-yazisi/1496/fulbright-egitim... SONDAKİKA MANŞETLER SÜRMANŞETLER GAZETELER GALERİLER Armoni TV NELER OLUYOR? İLETİŞİM YAZARLAR FİRMALAR KÜNYE WEBMASTER. ... FULBRİGHT EĞİTİM ANLAŞMASI üzerinden DİKKATLERİ! ... FULBRİGHT anlaşması hakkında araştırma yapmak zahmetinde bulundu?
  4. tolonbey

    İlk İnsan Adem'in İskeleti Bulundu !

    İşte ambeleee, BİLİMİN vardığı,DİNLERİN varamadığı yerleri göremeyenler KÖRDÜRLER,üstelikte BEYİNSİZ. Kendini bir bok bildiğini sanan dinli bir adam, demişki adamın birine,ilk insan ADEMDİR. Karşısındaki adamda şöyle yanıtlamış. Senin ADEMİN daha dünkü SIPA,ondan önce daha milyonlarca ADEM gelip gitmiştir bu dünyadan.Onlardan bülem senin habarın yok eyyy deryayı umman. Bilim hep YALAN söyler,dinlerse DOĞRUYU dimi. YALAN insanları YÜKSELTIR. DOĞRUYSA batırır dimi. Bir tarihde İzmit gölcükte bir büyük deprem olur. İlahıyat okullarında 30 yıl okuyan bir KELEK(profesör)şöyle der. Bu depremin nedeni deniz subay gazinosunda,subayların birbirlerinin karılarıyla DANS etmeleridir. Böyle okulları olan bir ülkeden BİLİM adamı değil ancak KÖR ve SAĞIRLLAR çıkar. İsreiloğulları 8 milyondur. Dünya Müslümanlarıysa 1,5 milyar. İsreil oğullarının çıkardığı BİLİM adamı sayısı 37dir. Müslümanların TOPUNUN çıkardığı bilim adamı sayısıysa yalnızca 2 dir. İsreilliler 8 milyom Ortadoğu Müslümanlarıysa 520 milyondur. Bu 8 milyon İsreilli Müslümanların kırmadığı ne kolu ne bacağı ne kafası ne burnu kaldı. Bu işler ne ile yapılır? Tabiki bilimle. Türk gemisini isreil milletler arası sularda helikopterlerle basıyor,10 kişiyide öldürüyür.Gemiyide İsreile çekiyür,iki yılda gemiyi tutuyor.Müslüman TÜRKİYE ne yapabildi bir HİÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇ. Neden bir HİÇÇÇÇÇÇÇ? Hanımla çarşıya dikiş iğnesi almaya gittik. Bir kutu dikiş iğnesi aldık. Kutunun üstünde şöyle bir yazı vardı. MADEİN DEUTSCHLAN(bu iğneler almanmalıdır deye yazıyordu kutu üstünde) Sen hem DİKİŞ İGNESİNİ hemide SİKİŞ hapı WİYAĞRAYI yapamayıp Almanyadan alırsan. Sen ne anlarsın EVRİMDEN,ARKEOLOJİDEN , ADEM sıpasından. Ülkemizin % 99,9 Müslüman olduğundan vücudu BEYNİN değil YÜREGİN(kalbin) yönlendirdiğine inanır.Bunların kendilerinin değil ALLAHLARININ dahi beyinden habarı yoktur. İşte size bir islami KURAL: DİN AKIL İŞİ DEGİL , NAKIL İŞİDİR.Nakılsa arabın yazdığıdır. Din de tüm yaşamımızı yönlendirdiğine göre,USA(akıla)Müslümanın gereksinimi yoktur. USU çöpe atıp arabın NAKLINI alan insanlar,ne anlar evrimden,ne anlar arkeolojiden. Almanlar istahbuldakı dev tapınağa karşı istanbula siktiri boktan bır çeşme yaparlar dev tapınağı söküp götürüp BERLİNDE BERGAMOM müzrsının yanına kurarlar.Tapınağı satın almaya kalksan 10 milyar dolara bile vermezler.Almanların istanbula yaptığı çeşmeyi bugün 3000 tl ye rahat yaptırabilirsin. Bergamom müzesinde Türkiyeden YÜRÜTÜLEN bir çok eser görünce müzede görevli kadını çağırıp dedimki,neden bu eserleri yürütüp buraya taşıdınız? Dediki gelbenimle.Kadını takip ettik bir salona gırdık,Duvarlarda TÜRKİYEDEKİ TARİHİ eserlerin durumunu gösteren koca koca resimler vardı.Eserler kırılmış,yıkışmış,Yerlere sıçışmış,işenmiş,hertaraf kağıt bez parçalarıyla dolu resimlerde.Bana dediki kadın şimdi anladınmı bu eserleri niçin buraya getirdiğimizi. Başımı eğip müzeden ayrıldım. Kadere İNANAN milletler,İLLETOĞLU İLLETTlerdirler. Onlarda bilim,teknik deye bir şey olamaz. CEHALET denizinde yüzmeye devam ederler.
  5. tolonbey

    BEBEKLERLE EVLENEN OSMANLILAR

    İşte böyleee, OSMANLICILAR atalarını tanısınlar deye bir TANIK getirdim. Erişilebilirlik Yardımı Facebook Mustafa Ana Sayfa Arkadaşlarını Bul 0 Arkadaşlık İstekleri Arkadaşlık İstekleri Arkadaşlarını Bul · Ayarlar Arkadaşlık İstekleri Tümünü Gör 0 Mesajlar Mesajlar Yeni Grup · Yeni Mesaj YakınlardakilerMesaj İstekleri Tümünü Messenger'da GörTümünü Okundu Olarak İşaretle 4 Bildirimler Bildirimler Tümünü Okundu Olarak İşaretle · Ayarlar Bildirimler Tümünü Gör Hesap Ayarları Tanıyor Olabileceğin Kişiler Tümünü Gör Emine Sezgin 3 ortak arkadaş Arkadaşı Ekle Kaldır Enise Solmaz Arkadaşı Ekle Kaldır Oyunami Edremit Arkadaşı Ekle Kaldır Türkçe · Kurdî (Kurmancî) · العربية · English (US) · Español Gizlilik · Koşullar · Reklamlar · Ad Choices · Çerezler · Diğer Facebook © 2019 Mustafa Aksoy 1 saat · checkmarkcaution-solid Osmanlıyı tanımıyorsanız okuyunda TANIYIN.Aklınız duracak kıçınız tavana vuracak. :---))))) YAZARI: TONİ ALMEDİA(doçent) """Osmanlı üst yöneticilerinin cinsel hayatı oldukça renkli sayılırdı. Özellikle sarayda dönen dolaplar, oyunlar, cinsel arzular uğruna harcanmış zaman ve paralar Osmanlı üst yöneticileri için önemli bir yer tutar. - Birden fazla kadınla evlenme izin veren İslam inancı Osmanlı yöneticileri için bulunmaz bir nimet olmuştur. İslam dininin vermiş olduğu bu rahatlık sonucu devletin üst kademesini işgal eden kişiler kendilerini cinselliğe olabileceğinden daha uzun kaptırmışlardır. - Sarayda cinsellik adeta bir sektör haline gelmiştir. Sarayın cinsel politikasını yönlendiren, saraya cariye bulan, padişaha cinsel taktikler veren, saraydaki cariyeleri giydiren, cariyeleri padişaha sunan ve benzer bir sürü uzman çalışıyordu. Padişahın gününün çoğu hareminde cariyelerinin arasında geçiyordu. Bir padişahın sayısı yüzleri bulan cariyeleri olabiliyordu. - Devletin üst kademesini işgal eden çoğu kişi için de durum buna benziyordu. - Osmanlı Devleti’nde üst düzey yöneticilerde cinsel sapıklık denen anlayış olabildiğince artmıştı. Özellikle oğlancılık ayyuka çıkmıştı. Oğlancılığın gizlenmesi dahi lüzum görülmeksizin çok açık bir şekilde cinsel tercihleri arasında kabul ediliyordu. Sarayda bir dizi oğlan vardı. Oğlancılık öyle boyutlara ulaşmıştı ki bir Osmanlı paşası padişahın özel oğlanına dahi göz koyabilmekte, onun için şiirler yazabilmekteydi. - Padişaha, paşalara hediye vermek isteyenler hediyelerinde oğlan vermeyi de ihmal etmiyorlardı. Oğlancılık öyle boyutlara ulaşmıştı ki padişahın annesi bir fiil oğluna oğlan buluyordu. - Padişahlar halktan birinin oğlunu güzel görürse onu saraya almak istiyorlardı. Böylece o çocuğu oğlan olarak kullanmak istiyorlardı. Bir padişahın bu şekilde halka gitmesi tabiî ki halkta oldukça kötü bir izlenim yaratıyordu. Sarayın harem dairesinde bulunan yüzlere varan cariye ise bir tek erkeğe muhtaç kalmanın rahatsızlığı ile çeşitli sapıklıklara başvuruyorlardı. - Savaşlarda esir alınan kızların en güzelleri padişahlara ve paşalara hediye edilirlerdi. Bu yetmezmiş gibi padişahların pezevenkbaşları ülke ülke dolaşarak padişahlara kadın, kız ararlardı. - Padişahlar öldükten sonra cariyeleri ya devletin ileri gelenlerine hediye olarak verilir ya da fazladan cariye kalmışsa onlarda sıradan kişilerle evlendirilerek o kişiye devlet kademelerinde mevki verilir ve böylece ödüllendirilirlerdi. - Padişahın cinsel ilişkileri sonucu onlarca hatta bazen yüzü bulan çocuk, yüzü bulan cariyeler ve padişahın hizmetindeki kişilerle saraydaki cinsel teşkilat önemli sayıda bir nüfus oluşturuyordu. Tabi cinselliğin padişahın üzerine yansıdığı oranda etkileri devlet yönetimlerini de etkiliyordu. - Bu kadar çeşitli ve karışık cinsel bir dünyanın içinde tek kişi olarak yaşayan padişah gerçek dünya ile ilgilenmek istemiyordu. Savaşta askerlerin savaş alanını bırakıp kaçmamaları için padişahlar savaşa ordunun başında gitmek durumunda kaldıkları zaman dahi cariyelerden seçilenler savaş meydanlarında padişahın cinsel emirlerini yerine getirmek için götürülüyorlardı. - Sonuç olarak Osmanlı’da saray ayrı bir dünya yaşıyordu. Halkın yaşamına çok yabancılaşmışlardı. Arada uçurumlar bulunan iki dünya söz konusuydu. Halkın sorunları padişahın sorunları olmaktan çoktan çıkmıştı. - Çarpık ilişkiler - Osmanlı Sarayının Harem dairesine müzik ilk defa Yıldırım Beyazıt zamanında girmiştir Düşman orduları karşısında hızından dolayı Yıldırım ünvanını alan Beyazıt, özel yaşamında da aynı tempoyu sürdürmüştü. Sırp prensesi Oliveranın Hareme gelişiyle canlanan bu dünyada MACAR, Sırp ve Rum kızlarının sayısı fazlaydı. - Olıvera da Yıldırımın içki sofrasını zenginleştirmek için elinden geleni yapıyordu. Beyazıt dönemiyle başlayan Harem musikisi İstanbulun fethiyle daha geniş sınırlara ulaşmıştı. İstanbulda yapılan Eski Saray ve Topkapı Sarayı, Fatihin şanına yakışacak büyüklük ve teşkilattaydı. - - Bizans eğlenceleri Harem dairesinin ufkunu açmış,kazanılan topraklardan getirilen hanende sazende ve rakkaselerin sayısı giderek artmıştı. Yıldırım Beyazıtla başlayan müzik eğlence Harem ile Enderun teşkilatının bir parçası olacaktı. Enderun kurumunda da çalgıcı ve şarkıcı ağalar müzik icra ederdi. Enderun ağalarının kural olarak evlenmeleri yasaktı. Ancak yüksek rütbeye erişenler ve Enderundan ayrılanlar evlenebiliyordu. - Kadından yoksun Enderun grubu bu ihtiyaçlarını ateş gibi kırmızı yanaklıve kız gibioğlanlarla gideriyordu. - Türk musikisinin besteden çok güfteye dayanması da bu oluşumu kolaylaştırıyordu. - Müzikle uğraşan Enderunluların çoğu eşcinseldi.Ve ilişkiler kitaplara geçecek kadar açık ve rahattı. 18. yüzyılın eşcinsel şairi Fazlı,küçük yaşta Enderuna alınmıştı.Üç delikanlıyla aşk yaşayıp erkeklik organı için gazeller yazan şairin bir de kadınlara yönelik ---Zenannamesi ---vardı.Bu eserinde yaşadığı yüzyılın kadınlarını dört gruba ayıran - - FAZIL, İstanbulda namuslu zampara, fahişe ve sevici kadınlar olduğunu söyler. - Zampara ve sevicileri şöyle tanımlar. - Enderunlu Fazıl: - Evli barklı, namuslu gibi görünüp, çarşıda tezgahtar aramak için dolaşan kadınlar zamparadır. - Avladıkları tezgahtarı evlerine götürürler. - Ama bütün suç kocadadır, - gece karıları yanaştığında başlarını çevirirler. Birbirlerini gönül verip aşık olan kadınlar da sevicileri oluşturuyor. Eskiden böyle bir şeye rastlanmadığını söyleyen Enderunlu Fazıl, onları şöyle anlatıyor. - Cimayı taklit edip hileye bağlamışlar, ZIBIK diye bir alet kullanıyorlar. - Bu yola düşmelerinin sebebi,çeşit çeşit erkekle beraber olup, zekerden bıkmaları. Ama erkeklere karşı pek o kadar kör değiller. Kadınlarla ilgili her şeyin sapa bir yol olduğunu söyleyen Enderunlu Fazıl kadın denilen fahişenin kitabımızda yer alması, şanımıza utanç verir der ama kitabı yazış nedeninin erkek sevgilisinin ricası olduğunu garipsemez. - 18.yüzyıla dek sevicilerin olmadığı pek inandırıcı gelmiyor. - Belki Fazlı Bey dikkatini, erkeklerden kadınlara ilk kez çevirdiği için,bunu yeni keşfediyor olabilir. - Sarayın ve konakların Hareminde, Efendi ile bir kez birlikte olabilmiş, ya da hiç olamamış köpekler ne yapıyordu acaba? - Küçük yaştan itibaren dürtüleri uyandırılan kızlar, evlense bile yaşlı ve birçok kadını olan kişilerle mesut olabiliyorlar mıydı? - Ya da 15 yaşında dul kalanlar nasıl bir hayat sürüyordu? Abdülhamit Yıldız Sarayı Haremini Kadınlar Manastırı haline getirdi... Bu konuda Süleyman Kami İrtemin yazdıkları hayli ilginçtir. Abdulhamid,Yıldız Sarayı Haremini hakikaten bir kadınlar manastırı haline getirmişti. Sultanın sarayında kadınlar birbirinden zevk almak için toplantılar tertip ederlerdi. Burası şehvetli kadınların bir mabedi halinde idi. Dışardan yabancı gelmezdi. - Mabede bu sultanın annesi hakimdi. - Tarikata kabul edilen körpe ve güzel kızların saraydan çıktıktan sonra burada alıştıkları ayinleri dışarda da tatbik ettiklerini o devri yaşayanlar bilirler. - Damatpaşanın karısı Sultan da güzelliği ve gaddarlığı ile meşhurdu. Fakat bu kadının en büyük şöhreti şehvete düşkünlüğünün hastalık derecesine varmış olması idi. - Bu saray Mesalinasının tertip ettiği toplantıların hikayeleri,zevk düşkünlerinin ağızlarının suyunu akıtırdı. - 11.yüzyılda Keykavus tarafından yazılan KABUSNAME, 15.Yüzyılda Mercimek Ahmet tarafından,Farsçadan dilimize kazandırıldı. - II.Sultan Murat (Fatihin babası) için yapılan bu çeviride güzel konuşmaktan konuk ağırlamaya, satrançtan sevişmeye dek 44 bölüm vardır. - 11.yüzyıldan itibaren Doğu aleminin temel kitabı olan Kabusname aslında bir öğütler kitabıdır. - II.Muratan sonra Osmanlılar da bu öğütlerden epeyce yararlandılar. Divan edebiyatında sevgiye benzer bir platonikliği sunan Ve EĞER KENDİNİ YENEMEZSEN BARİ SEVDİĞİNLE CİMA ETME Kİ, SEVGİNİN TEMELİ AŞINIP GÖÇMESİN satırları oldukça ilginçtir. - Özellikle aşağıdaki öğütlerin büyük bir kesim tarafından benimsendiğinin birçok örneği vardır. - Ve yaz olunca avretlere meylet, kışın oğlanlara ki sağlık ve esenlik içinde olasın. Çünkü oğlan teni sıcaktır. yazın iki sıcak biraraya gelirse sağlığa zarar verir. Ve avret teni soğuktur, kışın iki soğuk biraraya gelirse teni kurutur. - Bazı Enderunlular ve divan şairlerince benimsenen bu durum saray kadınlarının şikayetine neden olacaktı. - Talihsiz ve hangi padişaha yazıldığı belli olmayan Fatma Sultanın mektubu içeriği bakımından çok önemlidir. - Kocası Mustafanın ters ilişkilere meyyal olduğunu ve kendisini köpek yerine bile koymadığını yazıyor Fatma Sultan. - Altınlı kaftan yerine aba giymeye, buğday ekmeği yerine arpa ekmeği yemeye razı olan FATMA Sultanın tek istediği kocasından ayrılmak, Hitap ettiği padişaha,kapında ölmeye bile razıyım diyen Sultanın hissettikleri gerçekten yürek parçalayıcı. - Padişah izni olmadan kocasından boşanamayacağı için derdini açıkça yazan Fatma Sultan şöyle diyor: - Dirliğim yoktur. Bir kişiye düştüm ki beni köpek hesabına saymaz. Elin oğlanlarını zulümle, atasından anasından alır, hemen işi gücü oğlanlar derdindedir. Bir yıldır bir saat gülmedim, dul avrat gibi yaşarım. Gece gündüz oğlanlarla yemekte içmekte, bana itibar etmeyip türlü fesatlar eder. Yazı karakterine göre 16. Yüzyıla ait mektubun Yavuz Sultan Selimin kızı Fatma Sultana ait olması gerekir bu mektup. - Kara Ahmet Paşayla evli bulunan Fatma Sultanın önceki kocası Antalya Sancakbeyi Mustafa Paşadır. Kanuni Sultan Süleyman kız kardeşinin mutluluğunu telafi etmiştir herhalde. - - Ancak padişah kızıyla evli olmasına rağmen bir hanedan damadının bu şekilde davranması dönem hakkında bizi çok iyi aydınlatıyor. - Bebek yaşta gelinler(evet osmanlıda bebek gelinler) - Samur devri padişahı Sultan İbrahim masalımsı olaylardan etkilenen bir ruh yapısına sahipti. - Babası I.Ahmet gibi,günlerce sürecek efsanevi düğünler yapmak istiyordu. Oysa ne sünnet olacak oğlu, ne de evlenme çağına gelmiş bir kızı vardı. Ağabeyi IV.Murad kızlarından birini silahtar paşasına nişanlamıştı. Ölüm korkusunun kol gezdiği hapis günlerinde bunları duyan İbrahim, padişah olunca etkisinde kaldığı her şeyi gerçekleştirmek isteyecekti. Önce saray ağalarından boylu poslu ve yakışıklı Yusufu silahtarlığa tayin etmiş, 2.5 yaşındaki kızı Fatma Sultanla evlendirebilmek için de Yusuf Paşayı ikinci vezir yapmıştı. - Düğün için Yusuf Paşaya, İbrahim Paşa Sarayı tahsis edilmiş ve hemen hazırlıklara geçilmişti. Muhteşem şölenlere sahne olan düğün alayında dev nahiller kullanılmıştı. Kaptan-I Derya ve Hanya Fatihi olan Yusuf Paşa bir yıl sonra Sultan İbrahim tarafından öldürülecekti. - Girit seferinin açılmasına önayak olan Damat Yusuf Paşayı boğduran İbrahim Yazık, ne güzel yanakları varmış demekle yetinecekti. - 4 yaşında dul kalan Fatma Sultan aynı sene Musahip Fazlullah (Fazlı) Paşaya nikahlandı. Paşa bu nikahla Kaptan-I Deryalığa yükseltilmişti Fazlı Paşa ile Fatma Sultanın düğünleri,öncekinden de muazzam oldu. - Altın ve gümüşlerle süslenen dev nahillerin sokaklardan geçmesi mümkün değildi. Bu yüzden nahilin geçmesi için duvarlar ve cumbalar yıkılarak sokaklar genişletilmişti. - Fatma Sultan gösterişli bir alayla yeni kocasının sarayına götürülmüştü. Vezir ve devlet adamlarının daha değerli hediyeler armağan etmek için girdiği yarışı,küçük gelin hayret ve şaşkınlıkla izleyecekti. Kaptan-I Derya olan Fazlı Paşa aynı yıl görevinden azledilip saraydan uzaklaştırılmış ve dış vazifelere tayin edilmişti. karısı Fatma Sultanın buluğ çağına gelmesini bekleyen Fazlı Paşa, onun çocukluktan genç kızlığa geçişini görme muradına ermişti. - Ermişti ama işte hepsi buydu.1657 yılında Fatma Sultan tekrar dul kalacaktı. Fazlı Paşa ile aynı yatağı paylaşıp paylaşmadığı bilinmeyen Sultanın bu garip birleşmeden sonra evlenip evlenmediği meçhuldür. ONLAR BİR BEBEKTİ Sultan İbrahimin kızlarından Beyhan Sultan 2 yaşındayken Veziriazam Hazerpare Ahmet Paşa ile evlendirmişti. Bir yıl sonra Ahmet Paşanın öldürmesiyle Beyhan Sultan henüz 3 yaşındayken dul kalacaktı. Beyhan Sultan daha sonra Uzun İbrahim Paşa ile evlendirilmişti. İbrahim Paşanın ölümüyle damat bu defa Bıyıklı Mustafa Paşa olacaktı. - Evlilik 10 yıl sürecek ve Mustafa Paşa 1699 yılında ölünce Beyhan Sultan tekrar dul kalacaktır. Beyhan Sultanın da bir yıl sonra ölmesini saray doktorları bir türlü çözemeyeceklerdir. İhtimal aşırı yorgunluktur Kimileri geride çocuklar bırakır. Geverhan Sultan ise ardında borç bırakarak ölmüştür. - Padişah İbrahimin kızlarından olan Geverhan dört kardeşlerine nazaran geç evlenmişti. İlk nikahında henüz dört yaşındaydı. - Sultan İbrahim musahiplerinden Cafer Paşa ile evlenen Geverhan Sultanın çeyizi hazineden gelmişti. Düğününden ölümüne kadar Sultan hazineyi meşgul etmişti. Geverhan bir dizi evlilikten sonra özellikle III.Ahmedin baş kadını Rabia Sultana büyük miktarda borç bırakmıştı.Hazine adına zaptedilen bu borçları kapatıp kapatmadığı bilinmiyor. II.Mustafa büyük kızı 7 yaşındaki Ayşe SultANI Numan Paşaya - 6 yaşındaki Emine Sultanı Silahtar Çorlulu Ali AğAya en küçük kızı Safiye Sultanı Maktul Kara Mustafa Paşanın oğlu Ali Paşaya nişanlanmış ve Muhsinzade Mehmet Efendi düğün emini tayin edilmişti. - Düğün Edirnedeki sarayın inşasını gerektirmişti. şölenler çeşitli olaylar yüzünden ancak yıllar sonra yapabilmişti. Küçük gelinlere III.Ahmet devrinde çok rastlanmıştır. - Fatma Sultan,Ali Paşnın ölmesi üzerine ikinci izdivacını 13 yaşında iken Nevşehirli İbrahim Paşa ile yapacaktı. Leydi Monegünün hatıralarına göre, gelin 50 yaşındaki damadı görünce gözyaşlarını tutamamış,fakat damat kısa sürede onun gönlünü kazanmasını bilmişti. - - Osmanlıda küçük yaşta evlenen sultanlar gibi nişanlı bebekler de vardır. - III.Mustafa’nın kızı Hibetullah Sultan doğduğunda İstanbulda askeri uzman olarak bulunan Baron de Tott şenlikleri ayrıntıları ile anlatır. - Hibetullah Sultan, I.Mahmut ve III.Osman gibi çocuksuz iki padişah döneminden sonra dünyaya gelen ilk sultandır. III.Mustafa otuz yıldır doğum şenliği göremeyen İstanbul halkını ve saray çevresini eğlendirmek için muhteşem şenlikler düzenlemiştir. Mustafa:Nasıl buldunuz MHPlilerle AKP lilerin osmanlı atalarını? Nerdeyse kız daha ana karnındaykan nışanlanıp,doğar doğmazda evleneceklerdi ÇOHMU PEKÇOH dindar osmanlı. Eeeeeeeeeeeeeee,ilkel çöl vilrin ardından gidilirse olacağı budur.NE MUTLKKUU BANA, TÜRKÜM.
  6. tolonbey

    Faiz neden haramdır?

    İşte böyleee. Burokoli,aslında ıslamdada FAİZ haram değil. Faizi HARAM yapan hani TANRIDAN çok bilen oğlancı din adamları varya,onlar YUMURTLAMIŞLAR FAİZİN haramlığını. BU oğlancılar, Muhammedin kitabının doğru yerlerinide eğriltiyorlar. Aliimran suresi 130:Eyyyy iman sahipleri,RİBAYI(faizi) öyle kat kat katlayarak yemeyin.Allahtan korkun. - Kitapda kat kat dediği FAİZ değildir.TEFECİLİKTİR.% 20-30-40 bibi faiz değil TEFECİLİKTİR.Yasak olan budur. Hazrat Ömer şöyle der.Kuranda en son inen ayat FAİZ ayatıdır.Muhammet bu ayatı bize açıklamadan adamın hesabını görmüştük. Ömer diyürki,seni şüphede bırakanı AT,BIRAKMAYANI al. Imamı Hanife demiştirki devletçe muameleleri yapılmış Ticerette kullanılan FAİZ HARAM değil CAİZDİR. Sulttan Sülümanın iki şeyhul islamı vardı, Biri Kemal paşazade Digeriyse kırro Ebussuud efendi. Faizin HARAM olmadığı yönünde FETVA vermişlerdir. Kanuni devrinde FAİZ:% 10 ile 15 idi. Bundan fazlası tefecilikti,RİBARDI. Suçtu,yasaktı. O zamanın bankalarına LONCA ve AVARİZ denirdi. İnsanlar buralara para yatırıp FAİZ alabiliyor.Faizle bankadan para alabiliyorlardı. Örnek:Bursada 1561 yılında vakıflar sandığı 3,349,049 akçe FAİZLİ kıredi vermişlerdi,bu yekun 1 yıl sonra ONDA BİRİ olan 333,119 akçe Faiz getirmişti. Bursada 1530 yılında 255 banka kazalarındaysa 42 banka vardı. Tam 50 yıl sonra bu sayı 1580 de tamda 609 a çıkmıştı LONCA ve AVARİZLER. Osmanlıda FAİZ düşüktü % 10-15.Avrupadaysa % 30 du FAİZ. Bu nedenle Osmanlı ZEGİNLERİ paralarını Avrupa bankalarına yatırırlardı. Kanuninin veziri azamı damat Rüstem paşanın LİYON bankasında muazzam mevduatı vardı.(Bodın,Discours.VI 893,4) Osmanlıda gerçek bankalar TANZIMATTAN sonra kurulmaya başladılar 1841 de.Faizse TANZIMATTA % 12 idi.
  7. tolonbey

    SOYGUNCULAR , VURGUNCULAR , VERİRKEN BANAMI SORDUNUZ DİYENLER

    İşte böyleee, A...........................koduğumun GAVURLARI nasıl kıskanmasınlar böyle bir ülkeyi. Sakin Safa Sakin Safa TÜRKİYE'NİN BEKA SORUNUNUN ADI: İŞSİZLİK - İŞ-KUR verilerine göre 2001 yılında kayıtlı işsiz sayısı 719 bin kişidir. Yine İŞ-KUR verilerine göre 2017 yılında kayıtlı işsiz sayısı (yıllık) 2 milyon 599 bin kişiye çıkmıştır. Ve 2018... Ağustos ayında 2 milyon 752 bin olan kayıtlı işsiz sayısı , Aralık ayı itibari ile 3 milyon 510 bin kişiye yükselmiştir. - Gelelim TÜİK verilerine; - 2002 yılında (2001 krizinin işsizlikte zirve yaptığı yıl) ülke nüfusu 66,4 milyon kişi, 15+ yaş nüfus ise 45,6 milyon kişidir. Bu nüfusun ise 2 milyon 344 bin kişisi işsizdir. İşsizlik oranı yüzde 11,0’e ulaşmış ve ülkede siyaset değişmiştir. - Bakalım 2017 yılına... - Nüfus 80,8 milyon kişi..(%21,7 artış) 15+ yaş üstü nüfus 59,9 milyon kişi... (%31,4 artış) İşsiz sayısı ise 3 milyon 454 bin kişidir ve işsizlik oranı da %10,9’a gelmiştir. Dikkat ederseniz işsiz sayısı 2002 yılına göre %47,4 artmıştır. - 2001 krizine göre, daha krize girmediğimiz 2017 yılında bile nüfus yüzde 21,7 artarken, işsiz sayısı %47,4 artmıştır. - Gelelim 2018 yılının ikinci yarısına. - ‘Fabrikaların yandığı, konkordato ilanlarının otomatiğe bağlandığı, sokakların huzursuz olduğu, her yerde kavganın hakim olduğu, sosyal bunalımın kapıda olduğu, enflasyonun 15 yılın zirvesine çıktığı günlere...’ - TÜİK mevsim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısını Ekim 2018’de 3 milyon 742 bin kişi olarak açıkladı. Bir önceki yılın aynı ayında bu sayı 3 milyon 253 bin kişiydi. Tam 489 bin kişi işsiz sayısında artış olmuş. Mevsim etkilerinden arındırılmamış işsiz sayısı ise 2017 ekim ayına göre 501 bin kişi artışla 3 milyon 788 bin kişiye ulaşmıştır. - Burada bir not düşelim: - -İŞ-KUR verilerine göre kur krizi ile ağustos ayından sonra hızla artan kayıtlı işsiz sayısı, TÜİK verilerinde görünmüyor. TÜİK kayıtsız kesimi de hesabına dahil ettiğinden, arada ciddi bir fark var. Örneğin toplam 28,8 milyon çalışanın 1/3’ü kayıtsızdır. O nedenle TÜİK’in işsiz sayısı normalde İŞ-KUR kayıtlarından daha fazla çıkmalıdır. Ama son aylarda TÜİK’in işsiz sayısı açıklamasına bakılırsa adeta kriz öyle sert esmemiştir. Mart ayında 33 bin artan mevsim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısı, nisan ayında 112 bin artıyor. - Ama eylül ayında sadece 48 bin ve ekim ayında da 58 bin kişi mevsim etkilerinden arındırılmış hesapta işsizler ordusuna yazılmış. Oysa aynı aylarda İŞ-KUR kayıtları 463 bin yeni işsiz kaydı alıyor. İlginç bir tablo... Hatta şöyle izah edelim: - arındırılmamış veride Ağustos-Ekim aylarında 448 bin kişi işini kaybediyor. Ama işsiz sayısı sadece 118 bin kişi artıyor. Diyelim ki bu 330 bin kişilik fark, mevsimsel işçiydi. O zaman mevsim etkilerinden arındırılmış verilerde Ağustos-Ekim arasında sadece 15 bin kişi işini kaybetmiş gözüküyor. Hatta Eylül ayından ekim ayına 64 bin yeni istihdam artışı bile olmuş. - Oysa SGK kayıtlarında ekim ayında kayıtlı istihdamın sadece bin 497 kişi arttığı görülüyor. O artışta 19 bin 206 kamusal istihdamdan geliyor. - Özet yapalım... Bugün ülkemizde çok ciddi bir işsizlik sorunu yaşanmaktadır. Kayıtlı işsiz sayısı bir yılda 910 bin kişi artarken, TÜİK verilerinde artış 500 bin işsize işaret etmektedir. İşsiz sayısı artık 3,7 milyonu geçmiştir. - 2001 krizinde çalışabilir nüfusun yüzde 5,1’i işsiz kalırken, artık bugün çalışabilir nüfusun yüzde 6,2’si işsizdir. İŞ-KUR verilerini dikkate aldığımızda ise yıl sonunda çalışabilir nüfusun yüzde 7,5’inin işsiz kaldığını göstermektedir. Böyle muhteşem idere edilen bir ülkeyi, A........................ koduğumun GAVURLARI nasıl kıskanmasın. Dedeniz
  8. İşte böyleee,( İslam ülkelerinde YALAN söylemekten UTANAN,ARLANAN pek kimseler kalmadı.TOLONBEY İşte böyleee, Trending SİYASET ”Hele Şu Abdestini Tazele ” SKANDAL ERDOĞAN YAZISI ! Silinmeden Paylaşmanız Dileği İle … “Abdestimizden şüphemiz yok ki, namazımızdan olsun” sözünü AKP Genel Başkanı Erdoğan çok sık kullanır. Böylelikle hiç yalan söylemediğini de vurgulamış olur! Erdoğan’ın abdestinin sağlam olup olmadığını kendisinden başka kimsenin bilmesi mümkün değildir. Bilecek kadar dibinde olamayacağımıza göre o ne derse odur! Abdesti bozulduğu halde, “benim abdestimden şüphem yok” diye doğruyu söylemezse ne olur? - Yani, yalan söylemek abdesti bozar mı, bozmaz mı? Mübarek Ramazan günü, doğruyu öğrenip, günaha girmemek için ulemalara sordum; - “Yalan, öncelikle Müslümanın kendisini bozar. Bunu anlamayanın, abdesti zaten yoktur” dediler… Erdoğan 16 senelik yönetimi boyunca Türk Milletine hiç yalan söyledi mi? Abdesti devamlı sağlam olduğu için ben yalan söylediğine inanmıyorum! - Fakat bu Kılıçdaroğlu yok mu? Ne yapmış biliyor musunuz? Erdoğan’ın sözüm ona “yalan” olduğunu söylediği sözlerini toplamış, bir ansiklopedi yaptırmış! İddiasına göre, o kadar çok yalan bulmuş ki, ansiklopedi Meydan Larus kadar kalın olmuş… - Ben elbette ki bunlara inanmıyorum. Hiç dini bütün, Ehli namus, kul hakkı yemekten korkan, devletin tek kör kuruşunu bile kendi işinde kullanmayan, SIFIRLA OĞLUM demeyen biri, yalan söyler mi? Söylemez, söyleyemez. Allahualem çarpılır da yamuk gezer ondan sonra! - Benim, hiç yalan söylemeyen Erdoğan’dan iki ricam var. Bunları yerine getirsin, siz şahit olun ki mührü Erdoğan’a basacağım! -???????????????????????????? -Almanya Deniz Feneri e.V Davası; (Avrupa’da Yüzyılın Yardım Soygunu Davası) Savcılar, 1,5 yıl boyunca olayı incelediler. Soygunu yöneten kişileri dinlediler, görüntülediler. Davayı açtılar ve tüm delilleri sanık avukatlarına sundular. Sanıklar, dolandırıcılık yaptıklarını İTİRAF ettiler. - Paraların bir kısmını pavyonlarda Alman kadınlarla yediklerini kabul ettiler. 3 Milyon Avro, polis tarafından bulundu. Kalan 17 Milyon Avroyu da, bavullarla Erdoğan’ın dünürü ZEKERİYA KARAMANA teslim ettiklerini mahkemede yemin ederek söylediler… - –Amerika’daki Reza Zarrab Davasında Halkbank Genel Md Vekili 2 Yıl 8 ay hapse mahkûm edildi. Türkiye’de Savcılar, Reza Zarrab ve Bakan veletlerini tutukladılar. Sonra Reza ve Bakan veletleri AKP tarafından serbest bırakıldı, HOP SAVCI vede YARGIÇLAR İÇERİ TIKILDI. - REZA ZARRAB, damadın televizyonunda “Hayırsever ve Vatansever” ilan edildi. - Erdoğan, cari açık kapatıcısı Reza Zarrab’a “KEFİL” olduğunu söyledi. - Reza Zarrab, ABD’de tutuklandı ve bülbül olup ötmeye başladı. - Ötünce de, Hayırseverlik rütbesi geri alındı ve CASUS ilan edildi.(damadın sırtında YUMURTA sepetimi varki) - Reza Zarrab Bakanlara verdiği yaklaşık. 100 Milyon doları belgeleriyle ve yemin altında iken mahkemede açıkladı. - Reza Zarrab, Türk Hazinesinden sahte altın ihracatı yoluyla çalınan yaklaşık 3,3 MİLYAR DOLARIN kime verildiğini açıklamadı. - CIA’nın bu olayı belgeleriyle birlikte bildiğini doğruladı. Hakan Atilla’nın Avukatı tüm suçlamaları kabul ettiklerini mahkemede açıkladı. - Türk tarihinin bu en büyük soygunu ile tek bir satırlık haber, yandaş ve haram havuzu medyasında yer almadı… - Soru 1) Hırsızlığı yapanlar mahkemede suçlarını kabul edip mahkum oldukları halde nasıl oluyor da, AKP yetkilileri “Bu davada hırsızlık yoktur. Dava AKP’lilere kurulmuş bir tuzaktır. Bu dava bir darbedir” diyebiliyorlar? - Soru 2) - Reza Zarrab, ben AKP’li Bakanlara 100 Milyon Dolar rüşvet verdim. İşte belgeleri, dediği halde niçin “Hırsızlık-Soygun ve Rüşvet almak gibi yüz kızartıcı suçla itham edilen” Bakanlardan bir tanesi olsun, “Hayır Reza Zarrab yalan söylüyor. Ben rüşvet almadım. Kendisinden davacıyım” demedi? - Bu b.ku yemedi iseler niçin konuşmadılar? - Bu dava da bir darbemiydi? - Yalan söylemeyen, haram yemeyen Erdoğan’dan bu iki soruya açık-net-çıplak yanıt istemek bir seçmen olarak benim en doğal hakkım değil mi? - Değerli Okurlar; - Ustaca yalan söylemeye bir örnek vermek isterim. Hafta sonu için sizleri gülümsetebilirsem ne mutlu! - “Kadın, kocası dışarda iken eve aşığını almış. Fakat aksilik ya, adam erkenden eve gelince, kadın panik içinde; çabuk balkondan atla yoksa ikimiz de öldük, demiş. - Adam, elinde elbiseleri-çamaşırları-ayakkabılarıyla balkondan atlamış ve o anda evin önünden geçmekte olan maraton koşucularının arasına dalıp koşmaya başlamış! - Koşuculardan biri sormuş; Siz hep böyle çıplak mı koşarsınız? Adam; Ah evet! Rüzgarın çıplak tenime değmesi kadar güzel bir duygu yok! -Ama çıplak koşarken elbiselerinizi de yanınızda mı taşırsınız? Adam; Ya öyle, koşu bitince hemen giyinip eve gidebilmem için! - Çok ilginç! Koşarken hep prezervatif takar mısınız? Adam; Aaa şey, sadece yağmur yağdığı zaman… - Gördünüz mü adamdaki yalan söylemekteki ustalığı? Usta diye ben buna derim… Sağlık ve başarı dileklerimle 19 Mayıs 2018 Rifat Serdaroğlu Kaynak: rifatserdaroglu.com Sayfa bulunamadı – Rıfat Serdaroğlu Serdar'ca Beğen
  9. tolonbey

    BU FABRKALAR ATANIN,NERDE TEYYUPUNKİLER

    İşte böyleee, ABTALHAMİTTE, 4 tane içki fabrikasının yapımına izin vermişti. 1-Bıra fab.,patronu gağur 2-Şarap ,, patronu gavur. 3-Viski ,, patronu gavur 4-Rakı ,, patronu gavur Bu nedenlerle olacak bizim AKP lilerin ABTALHAMİTE AŞIRI bir BAĞLILIKLARI vardır.Diger sultanlarıda çok severlerde ABTALHAMIDE aşırı düşkündürler. Osmanlı için söylenen bir SÖZ vardır. Ağzında DUA Elinde tesbih Evinde OĞLAN Engüzel YUVA Dedeniz
  10. tolonbey

    BU FABRKALAR ATANIN,NERDE TEYYUPUNKİLER

    İşte böyleee, ATATÜRK, yaşamını fabrika kurmakla geçirdi.TEYYUP naptı acaba Inci Yuksel bir gönderi paylaştı. Sohbet Başlatıcı · 18 Ocak, 19:12 ATAMIN ESERLERI. TAYYONUN NESI VAR KACAK SARAYDAN BASKA? UTANMIYORMUSUN TAYYO? YOKSA AR DAMARINMI CATLAMIS? Kerim Erarslan, Cahit Tan ile birlikte. 11 Ocak, 21:32 ATATÜRK ÖLÜMÜNE KADAR FABRİKA AÇMAKLA UĞRAŞMIŞ !!
  11. İşte böyleee, Aydın BEYİNLER bakın neler ÜRETİYÜRLER. Yorum yaz... Alıntı
  12. İşte böyleee, Türkler ancak ÖZE DÖNME hareketine başlıyorlar. Çok yakında partiyice kuracaz diyür TENGRİCİLER.Yani bizler. TENGRİCİLER çok farklıdırlar,bir taban üstüne bin YALAN söylemezler. Bir yalanda söylemezler.Mustafa Tengricilik de yükselişte İlahiyatçı yazar Cemil Kılıç yazdı... FACE-Türkiye bir süredir deizmi tartışıyor. Siyasette, eğitimde, ticarette dinsel / İslamî referansların ölçüsüz bir biçimde arttığı ve dinin neredeyse tam bir baskı aracına dönüştüğü bir ortamda kitlelerin bu baskıdan kurtuluş için deizme yöneldiği iddiası her geçen gün güç kazanıyor. Evet, gerçek şu ki, deist yönelişler dinci baskıya karşı bir çığlık, bir itiraz ve bir var olma mücadelesi olarak yadsınamaz bir biçimde artık gündemimizde… - TÜRKİYE'DE TENGRİCİ YÖNELİŞ VAR - Ama henüz tam anlamıyla görülmeyen, teşhis edilmeyen ve belki de farkında olunmayan bir başka inançsal, toplumsal, kültürel itiraz dalgası daha var. Bu dalga aslında genel manada deist yönelişin bir parçası olmakla birlikte özgün özelliklere sahip bir sosyolojik realite… Bahsetttiğim realite Tengricilik’tir. Bazıları abarttığımızı düşünecek ama durum hiç de öyle değil. Kaldı ki yine o bazılarınca deist yöneliş iddiası da bir abartıdan ibaret. Hayır, kesinlikle abartmıyoruz. Evet, Türkiye’de bir Tengrici yöneliş gerçeği var. Her gün bir yenisi yapılan camilere rağmen, her gün bir yenisi açılan imam hatip okullarına rağmen, bunca tarikat ve cemaate, bunca dinsel yayına rağmen özellikle gençliğin arasında deist yönelişin özel bir alanı olarak Tengricilik akımı da gitgide güç kazanıyor. Kelime anlamı itibariyle deizm; Allahçılık, Tanrıcılık / Tengricilik demektir. Tanrı ve Tengri sözü aynı sözcüğün ayrı çağlardaki söyleniş farklılığından başka bir şey olmasa da Tengri sözü daha eski, daha köklü bir bir tutumu yansıtıyor. - TÜRK DEİZMİ OLARAK TENGRİCİLİK - Allahçılık / Tanrıcılık demek olan deizmin bir versiyonu olarak niteleyebileceğimiz Tengricilik akımı, sadece Türkiye’de değil Türkî topluluklar arasında da gençlik düzeyinde inanamayacağınız bir hızla yayılıyor. Bilindiği üzere Tengri sözü, Kök Türk Yazıtlarında, Divan–ı Lügat’it- Türk’te ve başka pek çok Türkçe kaynakta geçiyor. Allah anlamına gelen bu sözcükten türeme Tengricilik tabiri ise, eski Türk inançlarının güncel bir ifadesi ve hatta güncel bir formu olarak deizme denk düşüyor. Bu bağlamda Tengriciliği bir nevi “Türk Deizmi” olarak adlandırabiliriz. - Eski Türk inançları denildiğinde ilk akla gelen şamanizm, aslında Türklerin milli bir inancı yahut dini değildir. Şamanizm aslında bütün dünyada daha ziyade ilkel kabilelerde etkisi görülen büyü merkezli bir inançtır. Türklere özgü yahut Türklere ait değildir. Evet, şamanizmin Türkler arasında da bir nevi şifacılık, büyücülük, kötü ruhları kovma ritüelleri olarak yayıldığı tarihsel ve hatta güncel bir gerçektir. Zira bugün dahi Orta Asya Türk topluluklarında bu inanç varlığını belli ölçüde sürdürmektedir. Ancak şamanizm yahut kamcılık sistemli bir dinsel yapı olma vasfından çok uzaktır. Üstelik gitgide de etkisini yitirmeye başlamıştır. - Türk tarihi çok dinli, çok mezhepli bir tarihtir. Türkî topluluklar arasında son yüzyılda dahi çeşitli dinsel akımlar ortaya çıkmıştır. Hatta son olarak İslam’ın en katı ve Arapçı dozajı en yüksek versiyonu olan Vahhabiliğin bile bugün etkili olduğu bölgeler vardır. Söz gelimi Özbekistan’ın Fergana bölgesi ve Doğu Türkistan’ın bazı bölgeleri bu noktada dikkat çekmektedir. Buna bir deFethullahçı Nurculuk hareketini ilave edebiliriz. Fethullahçılık bir terörist örgüt haline dönüşmüş olarak Türk dünyasında bugün hala belli ölçüde etkisini sürdürmektedir. Ancak İslam’la ilgisi olmayan dinsel hareketler de söz konusudur. Altay Türkleri arasında Yüzyılın başında çok etkili olan AK DİN HAREKETİ / AK CANG, bu konuda en önemli örnektir. - BİNLERCE TENGRİCİ GENÇ BULUNUYOR - Türk dünyasında ve Türkiye’de bütün dinlerden, mezhep, cemaat ve tarikatlardan bağımsız olarak, kökü çok derinlerde olmakla birlikte yeni bir inançsal akım olan Tengricilik gerçeği hala kamuoyunun farkında olmadığı bir konudur. Bu farkındalığı meydana getirmek adına Tengriciliğin ne demek olduğunu izah edeceğiz. Ancak öncelikle şunu bilelim ki, bugün özellikle milliyetçi gençlerin bir bölümü arasında Tengricilik, İslamcı ve Osmanlıcı sözde millilik söylemlerine karşı “Türkçü bir karşı çıkış” olarak frekansını yükseltmeye devam etmektedir. - Tengricilerin sosyal medyadaki hesapları, sayfaları ve paylaşımlarına gösterilen ilgiden bu hareketin ne denli güçlü bir sosyal tabanının olduğunu anlamak mümkündür. Bahsettiğim sosyal medya hesaplarının ve sayfalarının yüz binlerce üyesi vardır. Ayrıca açıkça ifade edilmese de pek çok milliyetçi dernek, vakıf, siyasi parti ve sosyal platform içerisinde binlerce Tengrici genç bulunuyor. Bu arada Tengriciliğin, dinsel motiflerle örülü milliyetçiliğe karşı laik milliyetçiliğin bir uzantısı olduğunu belirtmeliyim. Tengriciler milliyetçi hareketler içindeki dinî söylemlere itibar etmezler. Hatta içten içe tepki duyarlar. Gelelim Tengriciliğin temel ilkeler bağlamında ne demek olduğuna… - DEİZM BİR İNANÇTIR - Bunu iyi anlayabilmek için öncelikle deizmin temel özelliklerini bilmek gerekiyor. Bu nedenle evvelce deizme ilişkin yazdığım yazıda yer alan o 14 maddeyi buraya taşımak istiyorum: 1- Öncelikle ifade edelim ki, deizm kesinlikle bir inançtır. Deizmi bir inançsızlık türü olarak nitelemek gerçeği kabullenemeyen dinci çevrelerin bir mücadele argümanıdır. Deizm bir inanç olduğundan ötürü deistleri de doğal olarak“inançlı” kimseler olarak görmek durumundayız. Dinci çevreler kendileri gibi inanmayan herkesi inançsızlıkla suçladıkları için deistleri de bu şekilde tanımlama yoluna başvuruyorlar. Böylece muhtemel deist adaylarını engelleyebileceklerini sanıyorlar. Oysa bu mümkün değildir. 2- Deizm, felsefî literatürde Türkçeye “yaradancılık” olarak çevrilmektedir. Bu da deizmde bir yaratılma inancının varlığını ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. 3- Deizmde temel işlevi yaratmak olan bir Tanrı inancı vardır. Zaten deizm sözü de Latince Tanrı / Allah anlamına gelen Deus sözünden türemedir. Buna Türkçe olarak bir nevi Tanrıcılık / Allahçılık / Tengricilik diyebiliriz. - 4- Deizme göre bütün varlıkları var eden / yaratan bir Tanrı vardır. Kişi bu Tanrıyı kendi aklıyla keşfedebilir. 5- Deizmde tek Tanrı inancı vardır. Deizme göre Allah / Tanrı / Tengri birdir. 6- Deizme göre Tanrı / Allah bütün varlıkları var etmiş ve evrenin işleyiş kurallarını belirlemiştir. Evren Tanrı’nın koyduğu işleyiş kuralları çerçevesinde işlemektedir. Tanrı’nın evrene sürekli müdahale etmesi diye bir şey söz konusu değildir. Oysa deizm karşıtı teizmde Allah evrene sürekli müdahale etmektedir. Teizm kategorisinde; Musevilik, Hıristiyanlık, İslam, Hinduizm gibi dinler vardır. 7- Deizme göre din yoktur. Tanrı; peygamber yahut kutsal kitap göndermiş değildir. Tanrı’nın peygamber, kutsal kitap ve din gönderdiğine inanmak akıl dışıdır. Zira insan, zaten Tanrı’nın verdiği akılla neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayabilir, bilebilir. Bunun için vahye, peygambere, kutsal kitaba, dine gerek yoktur. 8- Deizme göre insan, ahlaki kurallara uymakla yükümlüdür. İnsan yükümlü olduğu ahlaki kuralları aklıyla keşfedebilir. - 9- Deizmde ölüm sonrasına ilişkin düşünce net değildir. İyilik ve kötülüğün neden sonuç ilişkisi çerçevesinde sonuçlarını zaten dünya yaşamında herkes görmektedir. Bu nedenle, ölüm sonrası başka bir yaşam ve o yaşamda ödül ve cezanın olacağı şeklindeki düşünce genel olarak reddedilmektedir. Ancak deist olduğu halde ölüm sonrası yeniden dirilişi ve ödül – ceza inancını savunanlar da vardır. Hatta reenkarnasyona inanan deistler de vardır. - 10- Deizmde keramet, mucize, cennet, cehennem, cin, melek, büyü, şeytan, sevap, günah, ibadet, kader gibi kavramların yeri yoktur. 11- Deizmde iyi insan olmak esastır. Günah ve sevap yahut haram ve helal değil iyilik ve kötülük vardır. Her insan iyilik yapmak ve iyi insan olmakla yükümlüdür. İyilik yapan, karşılığını iyilik olarak görür. 12- Deizme göre evrim olabilir de olmayabilir de… Deizme göre insan, Allah’ın / Tanrı’nın oluşturduğu kurallar çerçevesinde, daha ilkel canlıların evrimleşmesi sonucu oluşmuş olabilir. Bir var ediciye / yaratıcıya inanmak, o yaratıcının, insanı aşama geçirmeksizin bir anda yarattığı düşüncesine inanmayı gerekli kılmaz. - 13- Deizmde yaratıcıya ilişkin Yüce Varlık, Evrenin Büyük Mimarı, Doğanın Tanrısı gibi nitelemeler yapılır. 14- Tarihte pek çok deist düşünür; filozof, sosyolog, bilim insanı olsa da deizmin bir lideri, kurumsal bir yapısı, merkezi, örgütü yoktur. Deizm insanların bireysel olarak keşfettikleri doğal bir inanıştır. Hatta deizm için mevcut bütün dinleri ve din mefhumunu reddeden akıl ve doğa dini diyebiliriz. İşte yukarıdaki maddeler düzleminde şimdi, Türk Deizmi dediğimiz Tengriciliği izah edelim: - TÜRKLER ÖZÜNE DÖNMELİ - Tengricilik, İslam’ı bir Emevi Abbasi Arap kültür emperyalizmi olarak gören gençler arasında yayılmaktadır. Bu cümleden olarak Tengriciliğe göre İslam bir Arap dinidir. İslam nedeniyle milli adlarımızı bırakıp Arap adları aldık. Milli yazımızı bırakıp Arap alfabesi kullanmaya başladık. Türkçeye binlerce Arapça kelimenin girmesi ve Türkçenin gelişmesine engel oluşturması da İslam yüzünden olmuştur. İslam, Türkleri ümmet adı altında Araplaştıran Türklük karşıtı ve Türklüğe düşman bir dindir. İşte bu nedenle Türkler özlerine dönmeli ve öncelikle Arap dini olan İslam’ı bırakmalıdır. Evet, Tengriciler özetle böyle düşünüyor. - O halde Tenriciliği şimdi bir de maddeler halinde açıklayalım: - 1- Tengricilik bir din değil inançtır. 2- Tengriciliğe göre evreni / varlıkları, Tengri var etmiştir / yaratmıştır. 3- Deistlerin yaratıcıya, Yüce Varlık, Evrenin Büyük Mimarı, Doğanın Tanrısı demeleri gibi Tengriciler de Tengriye, Yüce Allah anlamına gelmek üzere “Kök Tengri” / “Gök Tanrı” derler. Gök, bildiğimiz manada sadece gökyüzü değil de ulu, yüce gibi anlamlara da gelmektedir. - 4- Tengricilere göre, Tengri evreni yaratmakla kalmayıp işleyiş kurallarını da belirlemiş olduğundan sonrasında onun evrene müdahalesi diye bir şey söz konusu değildir. 5- Tengricilere göre, Tengri peygamber, vahiy, kutsal kitap ve din göndermemiştir. Böyle bir şeyi düşünmek akla aykırıdır. 6- Tengricilere göre insan, aklıyla iyiyi ve doğruyu bulabilir. Bir peygambere veya dine gerek yoktur. Dinler akıl dışıdır. - 7- Tengricilere göre herkes iyi olmak ve iyilik yapmakla yükümlüdür. Herkes bu dünyada iyiliğinin de kötülüğünün de karşılığını görecektir. 8- Tengricilere göre iyiler öldüklerinde Tengri katına yani uçmak’a giderler. 9- Tengricilere göre kötüler öldüklerinde tamu’ya yani yedi kat yerin dibine giderler. 10- Tengricilikte ibadet yoktur ama doğaya saygı bir nevi ibadet olarak görülür. Bu nedenle, su, denizler, dağlar, ormanlar, tüm bitkiler ve hayvanlar kutsal kabul edilir. - 11- Tengricilikte atalar anısına saygı esastır. Bu nedenle insanlara ve insanlığa büyük iyiliği dokunan herkes yaşarken de öldüğünde de saygıyla anılır. 12- Tengricilere göre insanlar Tengri’nin çocuklarıdır. Tengri, çocukları arasından birilerini seçip de onlarla fısıldaşarak konuşmaz. Tengri zaten çocuklarına akıl vermiştir. Akılla ahlak keşfedilir. Akıl inancın da temelidir. 13- Tengricilikte ibadet olmadığı için tapınak / ibadet merkezi de yoktur. Tengriciliğe göre bütün yeryüzü ve doğa kutsaldır. 14- Tengricilikte dinsel lider yoktur. Zira Tengricilik bir din değildir. - TENGRİCİLERDE ATATÜRK SEVGİSİ ÇOK YÜKSEKTİR - Tengriciliğin yayıldığının göstergesi olması bakımından birkaç örnekten daha bahsedebiliriz. Özellikle gençler arasında Osmanlıcılığa karşı Gök Türkçülük (Gök Türk Devleti Hayranlığı) milliyetçi bir refleks olarak taraftar bulmaktadır. Zira böylesi gençlere göre Osmanlı, yoğun Arap ve Fars kültür unsurları barındıran ve Türk kimliğine zarar vermiş olan bir devlettir. Tengricilerde Atatürk sevgisi ve hayranlığı inanılmaz derecede yüksektir. Atatürk’ün laiklik ve milliyetçilik prensibi Tengrici gençleri çok etkilemektedir. Tengrici gençler, kendi aralarında ve pek çok yerde Gök Türk harflerini kullanmayı önemserler. Gök Türk harfleriyle “Türk” yazısının büyük bir salgın gibi her yere yayılması Tengrici bir yönelişin de göstergeleri arasındadır. - İLAHİYAT ÖĞRENCİLERİ ARASINDA BİLE TARAFTARI MEVCUT - Tengrici gençler birbirlerine öz Türkçe adlar takarlar. Ailelerinin verdiği Arapça adlara ilişkin bir üzüntü taşırlar. Hatta bazı Tengrici gençler, Arapça adlarını değiştirmek için mahkemelere bile başvurmaktalar. Bu bağlamda ifade edebilirim ki bizzat tanıdığım kişiler var. Tengricilik tıpkı genel anlamdaki deist yöneliş gibi imam hatip okullarındaki gençler arasında da ciddi sayıda taraftar buluyor. Tengriciliğin ilahiyat fakültesi öğrencileri arasında bile taraftarları mevcut. Buna karşın Tengricilerin büyük bir çoğunluğu aşırı dinci baskı nedeniyle hala kendilerini gizleme yolunu tercih etmekteler. - Eski Kültür Bakanlarımızdan, devlet ve siyaset adamı ------Sayın Namık Kemal Zeybek’in -------bir süre önce yayınlanan----- TÜRK İNANCI -----adlı kitabına gösterilen yoğun ilgi de Tengrici yönelişin göstergelerinden biridir. Sayın Zeybek’in anılan kitapta; Türklerin dini yoktur, inancı vardır, mealinde sözler etmesi de Tengriciliği anlatması bakımından dikkat çekicidir. - Yazımızın sonunda her vesileyle ifade ettiğimiz üzere tekrar belirtelim ki Türkiye’de gerek deizmin gerekse onun Türk versiyonu diyebileceğimiz Tengriciliğin bu denli hızla yayılmasının en büyük nedeni dinciliktir. Dinciliğin siyasal ümmetçilik olarak Türkiye’de yaşamın her alanında egemenlik kurmaya çalışması karşısında, doğal bir refleks olarak gelişen deizmin ve Tengriciliğin dinciliğe karşı ciddi bir alternatif olması, sosyolojik açıdan bakıldığında tez antitez ilişkisinin kaçınılmaz bir sonucudur. Her tez mutlaka antitezini üretir. - Cemil Kılıç Odatv.com
  13. tolonbey

    KİMLERE NEKADAR VERGİ

    İşte böyleee, HALKI düşünen AKP Gemilerin YAKITLARINA vergi yok. Pırlanta alanlarada yok Yatlarada yok Suya 5 çeşit vergi Elektrige 7 çeşit vergi İnternetede 7 çeşit vergi Soralım AKP ye oy verenlere Bu kazıklar kime HALKAMI SOSYETEYEMİ? Koyunlar ve dindarlar atlar ortaya sosyeteye. derler(yani varlıklılara). Bende yarasın deyim bari. Dedeniz
  14. tolonbey

    Vücut geliştirme

    İşte böyleee, Ben 16 yaşımdan bu tarafa elimden gelen hertürlü siporu yapmaktayım. Yaşım 82. Almanyada hastanede hastane sahibinin karısı bana sordu,mustafa kaç yıl yaşamak istersin dedi. Dedimki 150 yıl en azından yaşamak isterim. O an doktor olan kocası içeri girdi. Kadın dediki, Hans baksana mustafa 150 yıl yaşamak istiyor. Kocasıda dediki,SAĞLIK KURALLARINA tam anlamıyla uyarsa neden olmasın. Karacıger rahatsızlığımı hiç ilaç almadan siporla yendim. Böbrek ve yürekteki hastalık başlamalarını MASAJ MAKINAMLA önlüyorum. Sağlık bakanının biri şöyle demişti,KAN GİREN UZVA HASTALIK GİREMEZ. Uzuvlardaki kaslar ve damarlar hareketsizlikten büzülür ve daralır.Kan akışıda çok azalır hatta kesilebilirde.KANINDA GİREMEDİGİ YERE HASTALIK GİRER.yani ZARARLI MİKROPLAR. Hastanede bir kadın doktor bana geldi beni muayane etti.Tam iki saat yanımdan ayrılmadı.Bir ara dediki Nustafa senin kağıtlarına baktım,senin AKCİGERLERİNDE normalin üstünde hava varmış. Dedimki hastahanenin arkasındaki tepenin tepesine 30 dakkada çıkıp 15 dakkada iniyorum her sabah.Kadın doktor dediki o zaman bu lafı söylememiş olıyım. Almanyada bir Yunanlı kadın doktor benim ayle doktorumdu. Her doktora gittiiiiiiiiiiiiiiiiiiigimde ADANALI bir şişman kadın vardı onu doktorda görürdüm. Bir gün gene doktora gittimki adanalı şişman kadın orda. Sıra adanalı kadına gelince Yunanlı kadın doktor adanalı kadına şöyle dedi.Her allahın günü sen burdasın.Doktora geleceğine birazda sipora gitki her allahın günü burda olmayasın. Ne demiş ATALARIMIZ,NERDE HAREKET orda BEREKET. Hastanede her perşembe günü doktor HANS isteyenlere kemik rahatsızlıkları hakkında konuşma yapardı,toplantı salononda. Birgün dediki 60 türlü kemik rahatsızlığı var.Bu 60 hastalığıda araştırrrrrrrrrrrmamız için hastanede en az 3 ay kalmanız gerek,biliyorsunuz buda mümkün değil. Birgün konuşmasında dediki ,bakarsınız bir kolunda biri öte kolunda başka biriyle hasta getirilir hastaneye.Giderken tek başına hastaneden eve gider. 6 ay sonra bakarsınız aynı adam gene iki kişinin yardımıyla hastaneye getirilmiş. Ama Mustafa gelirkende giderkende kimsenin yardımına ihtiyacı olmaz. Çünkü mustafa yeterli sporu,jinastigi yapmaktadır. Peygamberin birinin bütün vücudu yara bere olur,kurtlanır.Peygamber Allaha yarvarır durur beni iyileştir deye.Tanrı şöyle der AYAĞINI yere vur çıkan suyla yıkan. Amerikalı bilim adamları bu ayat üzerinde uzun zaman düşünürler,TANRI bu sözüyle ne demek istedi. Sonunda şuna karar veriyürler KOŞ(sipor yap)soğuk suyla YIKAN. Veeeeeeeeee,peygamber koşuyor,soguk suyla yıkanınca iyileşiyor. İsviçrede bir çiftliğe gittim,ineye baytar doğum yaptırıyor.Danayı otların üstüne düşürüyorlar,kış günü yandan hortumu alıp buz gibi suyla danayı yıkıyorlar. Çiftlik sahibine dedimki napıyorsunuz danayı öldüreceniz.Dediki bunu soğuk suyla yıkamazsan o zaman uzun yaşamaz. Rusyada yeni doğan çocuğuyla ana buzlu denize giriyor Bir TOST makinesi aldım bu makinenin kablosu dürülü yıllar yılıııııııııı kalmış.Fiyatının çok altında bir fiyata makineyi aldım ,eve getirdim ,kabloyu açıyımda fişe takıyım dedim.Kablonun üstünü kablayan pilastıkler parçalanıp yere dökülmezmıi. İnsan vucududa hareketsizliklerde çok çabuk eskimektedir bu tost makinesinin kablosu gibi. Geçenlerde internette gördüm tek bacaklı bir Hintli kızı.Kız bu tek bacakla ne hareketler yaptı.AKLIM durdu,götümde tavana vurdu.Sanki kızın tek bacağı yokta dört bacağı varmış. Bütün bunları insana yaptıran bol bol spor,jımnastik. Yaniiiiiii VUCUT HAREKETLERİ. Geçenlerde 3 genç yolda yürüyen bir kızın çantasını almak için kıza saldırırlar.Kız bir dakka bile sürmeden 3 gencide yere serer ve çekip gider.Meger kız BÖKSÖRMÜŞ. Evetttt,nerde HAREKET , orda BEREKET Dedeniz
  15. tolonbey

    10 yıl sonra tekrar merhaba

    İşte böyleee, Hoş geldin CultureClub,eskisi gibi bende sık sık gelemiyorum. Başka forumlardada yazdığım için. Forumlara eski ilgi kalmadı artık. Birçokda SİTELER kapandılar. Sitelerin kaliteleride oldukça düştü. Benim gittigim Hasbahça Türkdünya Alternatiforum(eski) kapandı. Edip yükselin 19.orguda nerdeyse SIFIRLADI Şimdi,bazan burda bazan turan dursunun sitesine uğrıyorum Çogunluklada rehber kuran hedef turanda yazıyorum ama burdada pek kalite galmadı. Alternatif forumdayken Kanadadan yazı yazan bir ülkücü vardı.Sanırım rumuzu hacialiydi,bir gün Hacıya çok kızdığından hacıya şöyle yazmıştı.Hacı,adresini verde gelip ananı bilmemne ediyim.Hacıda ona okadar güzel bir yanıt vermiştiki,hala o söze gülerim.Hacıda Hacıaliye şöyle yazmıştı.Benim adres ananda var, iste versin diye yazmıştı. Hacı hastalanmışsın,çok geçmiş olsun.Bende10 yıl oldu pırostattan ameliyat olalı,Yırttık galiba ,hala doktorlar bunun için bana ilaç vermiyürler.Heryıl testleri yaptırıyorum şimdilik birşeyin yok diyürler.Tekrar geçmiş olsun Hacım.Sen doktorsun,yaşamın benden daha garantidedir.Benim yaş 82,seninkisi kaktır Hacım. Canını sıkma,bende sıkmıyorum. Hadi iyi geceler HERKESE. Dedeniz Tolonbey
×