Jump to content

hulas

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    381
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

hulas Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

713 profil görüntüleme
  1. hulas

    Müzikle Açalım

    1989 yılında Türkiye'yi Eurovision Şarkı Yarışması'nda temsil etmiş olan şarkı: Grup Pan'dan "Bana Bana" Şarkının altyapısı, müzikalitesi çok iyi olsa da maalesef yarışmada herhangi bir derece elde edememiş ve sondan ikinci olmuştur! Şarkının icrası sırasında orkestrayı yöneten şef Timur Selçuk'un performansı ve kendinden geçerek yaptığı "tuhaf" hareketler ise çok konuşulmuştur. Timur Selçuk orkestrayı aşırı hızlı yöneterek şarkının süresinin kısalmasına sebep olduğu için de sonradan çok eleştirilmiştir.
  2. hulas

    Müzikle Açalım

    Bir dönemin çok meşhur şarkılarından... Dr. Alban'dan "No Coke"
  3. hulas

    Müzikle Açalım

    Bendeniz'den "Müjdeler Ver"
  4. hulas

    Müzikle Açalım

    2014 yılında kan kanserinden ölen Murat Göğebakan'dan "Yürektesin"
  5. hulas

    Halka umut bağlamak

    Halkın ciddi bir kesimi, zihnindeki din prangasından kurtulamıyor. Oy verirken bile dini perspektiften bakıyor. Yani siyasi konuları da dinsel bir mesele gibi algılayıp öyle tavır belirliyor. Bu yarı cahil kesim, insanları daha ilk bakışta dindar/kâfir diye etiketliyor. Mesela Yılmaz Özdil ne kadar doğruları yazsa bile, ne kadar akla, vicdana hitap etmeye çalışsa bile, muhafazakar kesim "bu adam dinsiz!" diyerek meseleyi kafadan kestirip atıyor, Özdil'in söylediklerini dinlemiyor bile... Tayyip'i de dindar zannedip sırf bu saikle kendisine oy veren bir kitle var. Din kozunu Tayyip'in elinden alın, göreceksiniz ki vasat eğitimli, kitap okumayan, üniversite diplomasına sahip olduğu bile kuşkulu olan, önünde prompter olmadan doğru dürüst konuşma yapamayan bu antipatik adamın elinde fazla bir avantaj kalmaz. Dinlerin eski insanlar tarafından çeşitli politik/askeri/sosyal amaçlar doğrultusunda uydurulmuş çağdışı kurumlar olduğunun, öyle ilahî/vahyî/kutsal/göksel bir yönünün de olmadığının mutlaka halk tarafından kesin olarak anlaşılması, bu gerçeğin kafalara dank etmesi gerekiyor. En önce, dinlerin "tabu" olduğu bir iklimden sıyrılmak gerekiyor tabii. Dinler sağlıklı düşünmeyi engelleyen, ilericiliğe kesinlikle engel teşkil eden parazitlerdir. Zaten Ateistforum'un kurumsal amaçlarından birisi de dinler konusunda halkın gözünü açmak, uyanmasını sağlamak ve dogmaları terkedip akıl/mantık/bilim ekseninde düşünüp karar verebilmesini sağlamak değil midir? Eğitim seviyesi yükselip de bilgilenme arttıkça, bir sorgulama kültürü tüm toplum katmanlarına hakim oldukça, temeli aslında çürük olan ve tonlarca defosu bulunan dinler halk nezdindeki itibarını, ağırlığını, belirleyiciliğini yitirecek ve halk gerçek anlamda modern ve ilerici bir toplum olma yoluna girecektir diye tahmin ediyorum ben. Tabii bu ne zaman (hangi tarihlerde) tam olarak gerçekleşecek, onu bilemiyorum.
  6. hulas

    Müzikle Açalım

    Erol Evgin'den 2 nostaljik şarkı: "İşte Öyle Bir Şey" ve "Sevdan Olmasa" 2 şarkının da bestesi, Hababam Sınıfı'nın da müziğini bestelemiş olan Melih Kibar'a ait...
  7. hulas

    Müzikle Açalım

    1982 Eurovision Şarkı Yarışması'nda birinciliği kazanmış şarkı: Nicole'den "Ein Bisschen Frieden" (ALMANYA)
  8. hulas

    Müzikle Açalım

    Banu'dan güzel bir nostaljik şarkı: "Unutulur"
  9. hulas

    Wikipedia yasaklandı

    Yaklaşık 3 yıldır (tam olarak 991 gündür) devlet tarafından engelli olan, neden yasaklandığı bir türlü tam olarak anlaşılamayan "özgür internet ansiklopedisi" Wikipedia, nasıl olduysa oldu, nihayet açıldı. Anayasa Mahkemesi'nin özgürlükler lehinde karar alması çok olumlu, ümit verici bir gelişme... Çünkü bu sorun, temelde bir özgürlük sorunuydu. Sansürcü ve baskıcı zihniyetin mağlup edilebilmesi sorunuydu. Anayasa Mahkemesi de, sitenin tamamına erişimin engellenmesinin, ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna karar verdi. (Karar, 6'ya karşı 10 üyenin oyuyla alındı) Yargının alabildiğine siyasallaştığına inanılan bir ortamda, insana "Memlekette bağımsız ve açık fikirli hâkimler de varmış" dedirten bir gelişme oldu bu. Wikipedia'da, özellikle siyasi/tarihi konularda bazı taraflı, yanlış, manipülatif şeyler yazıyor olabilir (zaten dünyadaki herkesin istediği gibi içerik girme imkanına sahip olduğu bir ansiklopedinin yüzde yüz güvenilir olması düşünülemez) ama bu meseleyle mücadele etmenin çaresi, siteyi "komple" yasaklamak olmamalıydı. Nitekim şimdi site açık ve kıyamet de kopmadı, ortada çok da korkulacak bir şey olmadığı görüldü. Yasağa gerekçe olarak gösterilen "Devletin itibarı" filan da, bir internet sitesi erişime açıldı diye yerle bir olmadı. Internet denilen platform, prensip olarak bir "özgürlükler meydanı" olmalı ve öyle kalmalıdır. Yasakçı kafaya bugün elinizi verirseniz yarın kolunuzu kaptırırsınız. Anayasa Mahkemesi'nin "gerekçeli kararı" ile ilgili bir haber: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/anayasa-mahkemesinin-wikipedia-kararinin-gerekcesi-aciklandi-/1703024
  10. hulas

    Bazı filmler...

    "Top 250" listesinde görünmeyen fakat çok yüksek bir puan ortalamasına sahip olan bir Türk filmi var. Alper Çağlar'ın 2016'da çektiği "Dağ II" isimli film, tam 102.441 kişi tarafından oylanmış durumda ve filmin puanı da 10 üzerinden 8.9 Normal şartlarda "top 250"de yer alması gereken bu film, sitenin "regular voter" olarak değerlendirdiği üyelerden yeterli puanı alamadığı için "top 250" listesinde görünmüyor... Imdb, "regular voter"ların kimlerden oluştuğu bilgisini ve "regular voter" sayılmak için gerekli olan kriterleri ise, site politikası gereği, saklı tutuyor. 2012 yapımı "Dağ" filminin devamı niteliğindeki "Dağ II" filminde, Irak'ta IŞİD tarafından esir edilen bir kadın gazetecinin özel bir tim tarafından kurtarılması hikaye edilmiş.
  11. hulas

    Bazı filmler...

    Contratiempo, nihayet imdb'nin "en iyi 250 film" listesine girmeyi de başardı. Listenin 246. sırasında artık Contratiempo var. 101.562 kişinin oy kullandığı film, 10 üzerinden 8.1 puan ortalamasına sahip şu anda... İyi kurgulanmış ve sürpriz sona sahip bir film izlemek isteyenler, Contratiempo'yu kesinlikle kaçırmamalılar bence. (Liste şu anda 3 tane de Türk filmi barındırıyor. Çağan Irmak'ın yönettiği "Babam ve Oğlum" 150. sırada; Yavuz Turgul'un yönettiği "Eşkıya" 181. sırada; Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği "Kış Uykusu" ise 250. sırada)
  12. hulas

    En Pahalı Tablolar

    Çok doğru... En acıklı öykü de Van Gogh'a aittir herhalde. Van Gogh'un tüm hayat hikayesi, trajedi kelimesinin vücut bulmuş hali gibidir. Aslında son derece üretken bir ressam olan fakat hayattayken asla kıymeti bilinmeyen Van Gogh, tüm yaşamı boyunca sadece ve yalnızca 1 (yazıyla: BİR!) resmini satabilmeyi başarabilmiştir. Onu da son derece cüzi bir fiyata. (bugünkü parayla 2000 dolara) Hayatı boyunca büyük maddi zorluklar içinde yaşayan, erkek kardeşinden gelen küçük para yardımlarıyla bazı günler karnını ancak zor doyurabilen, alkolizmin pençesine düşen, bir ara akıl hastanelerinde yatan (kuvvetle muhtemel ki "Bipolar Bozukluk"tan muzdarip olan) Van Gogh, bir ruhî bunalım neticesinde usturayla kendi sol kulağının bir kısmını kesmiş, bunalımları ve atakları zamanla geçmeyince de henüz 37 yaşında iken tabancayı göğsüne dayayıp intihar etmiştir. Son sözü bile manidardır. Son nefesini verirken "Keder sonsuza kadar sürecek" demiştir. Eserlerinin bir gün gelip de milyonlarca dolar edeceğini, kapış kapış gideceğini hiç bir zaman bilemeden ve tam bir hayal kırıklığı içinde bu dünyayı terketmiştir.
  13. hulas

    Biraz gülümseyelim lütfen ...

    Bundan 56 sene önce, 16 Ekim 1964 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınlanmış ilginç bir haberin kupürü: Gayet ciddi dille verilen ve psikiyatrist Ord. Prof. Dr. İhsan Şükrü Aksel'in araştırmalarına dayandırılan haberin başlığına gülmek mi gerek yoksa ağlamak mı, ben karar veremedim!!?
  14. hulas

    En Pahalı Tablolar

    Sanatın kirli emellere alet ediliyor olması ihtimali can sıkıcı demek istemiştim. Yoksa linkte yazılanlar "büyük ihtimalle" yanlış değil... Yani bu işin içinde bir bityeniği olduğu zaten seziliyor, hissediliyor. Çünkü bazı sanat eserleri için gözden çıkarılan rakamlar gerçekten hiç de normal değil. Bu çılgın fiyatlar, ilk zamanlarda, zengin tabakaya mensup insanların kendi aralarında bir şov yapma, bir hava atma vasıtasıymış gibi görünüyordu, öyle anlaşılıyordu. Ya da ultra zenginlerin, sanatı teşvik ediyormuş gibi görünerek kendi aralarındaki bir statü edinme yarışması imiş gibi görünüyordu konu. Fakat artık mesele bunun çok ötesine geçmiş gibi... Konu, polisin "mali suçlar"a bakan departmanını ilgilendiren bir boyuta taşınacak bu gidişle.
  15. hulas

    En Pahalı Tablolar

    Ben de senin gibi bu "modern sanat" kapsamına dahil edilen resimlerden pek hazzetmiyorum açıkçası. Klasik sanattan, realist resimlere bakmaktan alınan keyfi ve tatmini, modern diye nitelenen eserler bence de veremiyorlar. Ama çağdaş sanatın da dünyada müşterisi, beğeneni var demek ki. Yani bu alanda bir talep var ki, modern eser veren sanatçılar da üretim yapmaya devam ediyorlar. Astronomik fiyatlara gelirsek... Esasen bu "müzayede sektörü"nde, daha doğrusu, birtakım para babalarının güzel sanatlar eserlerine yaptıkları çılgın yatırımların ve savurdukları akla ziyan paraların kökeninde bazı karanlık mevzuların olduğuna dair, fırsatçı sanat simsarlarının dümenler çevirdiğine dair birtakım dedikodular mutlaka kulağınıza gelmiştir. Bunlar dedikodudur herhalde diye düşünmüşümdür hep... Kara para aklamak için güzelim sanat eserlerini istismar etmeyi düşünmüyordur herhalde hiç kimse! Bunlar milletin ağzındaki birtakım asılsız dedikodulardır deyip geçelim!! Hele ki şu linkte okuduklarımın tek kelimesine bile inanmak istemiyorum!: https://www.e-skop.com/skopbulten/bir-kara-para-aklama-araci-olarak-sanat/2626
×
×
  • Yeni Oluştur...