Jump to content

hulas

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    240
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

hulas Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

441 profil görüntüleme
  1. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Gönül rahatlığıyla "Amerika'ya özgü" diye niteleyebileceğimiz bir tek insan özelliği yoktur. (Mark Twain) Amerikalı'nın dili yoktur. Lehçesi, argosu, taşra ağzı, şivesi falan vardır. (Rudyard Kipling) Amerikalılar bok bile yerler, yeter ki üzerine rastgele ketçap, hardal, biberli domates sosu, Tabasco sosu, Hint biberi ya da yemeğin özgün tadını bozan herhangi bir şey koyun... (Henry Miller) Bizi (Amerikalıları) dünyadan ayıran, okyanuslar değil, Amerikan bakış tarzıdır. (Henry Miller) Amerikalılarda inanç pek yoktur. Onlar doların gücüne güvenirler. (Ralph Waldo Emerson) (ABD için) Para sevgisinin insan duygularına böylesine egemen olduğu bir başka ülke görmedim. (Alexis de Tocqueville) Amerikalıları asla eleştirmeyin. Paranın satın alabileceği en iyi zevke sahipler. (Miles Kington) Amerikan gençliği, sürücü ehliyeti alma yaşına gelmeye, oy kullanma yaşına gelmekten çok daha fazla önem verir. (Marshall McLuhan) ABD'yi ziyaret eden her Avrupalı, "çehre" diye adlandırdığı şeyin göreli azlığı; ihtiyar bebekler gibi görünen kadın ve erkeklerinse çokluğu karşısında hayrete düşer. (W. H. Auden) Amerikalılar, bakımsız bahçesi olan biriyle komşu olmaktansa, sapık, eroin bağımlısı, komünist bir pornocuyla komşu olmayı tercih eder. (Dave Barry) Amerika, nüfusunun büyük bir oranının, profesyonel güreşin (pankreas güreşin) gerçek ama aya yolculuğun yalan olduğuna inandığı tek ülke. (David Letterman) Amerika, tüm fakirlerin şişman olduğu tek yer. (Al Franken) Amerikalılar, Afrikalı büyücü doktorlarla alay ederken, sahte diyetlere 100 milyon dolar harcarlar. (L. L. Levinson) "American" kelimesinin "I can" (İng. "Yapabilirim") ile bitmesi, çok uygun bir tesadüftür. (Alexander Animator)
  2. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Politika, insanları, kendilerini fazlasıyla ilgilendiren konularla haşır neşir olmaktan alıkoyma sanatıdır. (Paul Valery) Politikacıların %90'ı, geriye kalan %10'un adını lekeliyor. (Henry Kissinger) Politikada insanlar, yatağında yatan hastalar gibi, daha rahat edeceklerini sanarak bir o yana bir bu yana döner dururlar. (Goethe) Politikacılar bu ülke için sizin canınızı feda eder. (Texas Guinan) Bir politikacı, ihtiyaç duyduğu her an yanınızda olacaktır. (Ian Walsh) Politikacı olmadım çünkü sürekli haklı olmak için çabalamaya katlanamazdım. (Peter Ustinov) Politikada hiçbir şey kötü hafıza kadar takdire şayan değildir. (J. K. Galbraith) Ülke çapındaki bir adayın (siyasetçinin), insanların hatırlayacağı şeyler söylemesi tehlikelidir. (Eugene McCarthy) Uygulamalı politikanın bütün amacı, halkı dehşet (ve böylelikle bir yaygara) içinde bırakıp onları tamamen hayali gulyabanilerle tehdit etmektir. (H. L. Mencken) Politik beceri; yarın, gelecek hafta, gelecek ay ve gelecek yıl neler olacağını söyleyebilme, sonra da bütün bunların neden doğru çıkmadığını açıklayabilme yeteneğidir. (Winston Churchill) Issız bir adaya düşen üç insan eninde sonunda politikayı yeniden icat edecektir. (Mason Cooley) Politikanın ana kuralı: asla yatağınızda ölü bir kız ya da canlı bir erkekle yakalanmayın. (Edwin W. Edwards) Kadın politikacıların sayısı azdır çünkü iki yüze makyaj yapmak sıkıntı yaratır. (Maureen Murphy) Halk, politikacılar hakkında olumsuz düşündüğünü söylüyormuş. Bir de politikacıların onlar hakkında ne dediklerini duysalar... (George Walden) Politikacılık en eski ikinci meslek. Düşünüyorum da, birincisiyle (fahişelik) büyük benzerlik gösteriyor. (eski ABD Başkanı Ronald Reagan) Politika, çoğunluğun ilgisizliği üzerine kuruludur. (James Reston) Politika, gerçekleri yadsıyıp yalan söylemek değil, gerçeklerin istediğiniz yanını göstermektir. (Winston Churchill) Olimpiyatlarda ikinci gelmek gümüş madalya getiriyor; siyasette ikinci gelmekse unutulmayı. (eski ABD Başkanı Richard Nixon) Siyasette insanın ya ülkesine ya da seçmenlere ihanet etmesi gerekir. Ben, seçmenlere ihanet etmeyi tercih ediyorum. (Fransız devlet adamı Charles de Gaulle) Başkan olmak, mezarlık işletmeye benzer; altınızda bir sürü insan vardır ama sizi kimse dinlemez. (eski ABD Başkanı Bill Clinton) Politika o kadar pahalandı ki, yenilmek bile milyon dolarlar gerektiriyor. (Will Rogers) Hükümet, en iyi haliyle gerekli bir kötülüktür; en kötü haliyle dayanılmaz bir kötülük. (Thomas Paine) Hükümete para ve yetki vermek, genç çocuklara bir şişe viski ve arabanın anahtarlarını vermek gibidir. (P. J. O'Rourke) Paul'e para ödemek için Peter'ı soyan bir hükümet, Paul'ün desteğine her zaman güvenebilir. (George Bernard Shaw) Hiç kimse için oy kullanmadım, hep birilerine karşı oy kullandım. (W. C. Fields) Ülkedeki bütün akıllı insanların bana oy vermesi yeterli değil, çünkü çoğunluğa ihtiyacım var benim. (politikacı Adlai Stevenson) Politikada ölüm olduğu sürece umut vardır. (Harold Laski)
  3. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Erich Fromm'dan sevmek üzerine sözler: Birisini sevmek, yalnızca güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir söz vermedir. Sevgi yalnızca duygudan oluşsaydı, birbirine ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi. Duygular gelip geçicidir. Eyleme yargı ve karar karışmamışsa, o duygunun ölünceye dek süreceğini nasıl bilebiliriz? Sevgi yalnızca belli bir insana bağlılık değildir; bir tutumdur, kişinin yalnızca bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır. Kişi yalnızca bir tek insanı seviyor, başka her şeye ilgisiz kalıyorsa, sevgisi sevgi değil, birlikte yaşamaya bağlılık ya da yaygınlaştırılmış bir bencilliktir. Eğer bir kimse, sevdiği insana sahip olarak hayatına bir çözüm getireceğini ya da güven duygusu kazanacağını sanıyorsa, o, sevgiyi bir put haline getirmiş demektir. Putlaştırma eğiliminden uzak olan bir sevgi ise sessiz, sakin ve derin olur, her an yeniden doğar. Ama bu sevgi hiçbir zaman bir sarhoşluk, uyuşukluk, kendinden geçme ve sorunlardan kurtulma duygusu yaratmaz. Gerçek sevgi, benlik ve egodan sıyrılmıştır; kısıtlayıcı olmak yerine, genişletici ve kucaklayıcı bir özellik kazanmıştır. Başka birisine, kendime yetemediğim için bağlanıyorsam, karşımdaki kadın ya da erkek benim için bir cankurtaran olabilir belki ama, aramızdaki bağ, sevgi bağı olamaz. Çelişik gibi görünse de, yalnız kalabilme yeteneği, sevebilme yeteneğinin tek koşuludur. Sevgi bir etkinliktir, edilgen bir olay değildir. Bir şeyin içinde olmaktır, bir şeye kapılmak değildir. Sevginin etkin özelliği en genel biçimde şöyle tanımlanabilir: Sevgi, vermektir; almak değildir. Sevgi, sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir. Seni seviyorum diyebiliyorsam, bu, sende bütün insanlığı, bir anlamda canlı olan her şeyi ve yine sende kendimi seviyorum demektir. Yeniyetme aşk, "Seni seviyorum, çünkü sana ihtiyacım var" der. Olgun aşk ise, "Sana ihtiyacım var, çünkü seni seviyorum"
  4. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Sevmek, onunla birlikteyken bir bütün olmak değil, o yokken yarım kalabilmektir. (Georg Wilhelm Friedrich Hegel) Sevgiyi, gençler gibi tutkusunun aleviyle değil, sağlamlığı ve tutarlılığıyla ölçmeliyiz. (Marcus Tullius Cicero) Çoğu sevgi, sona erdirmeye cesaret edemediğimiz birer alışkanlık ya da görevdir. (Henry de Montherlant) Birini ne kadar severseniz, ona o kadar az dalkavukluk edersiniz. Gerçek sevginin kanıtı, eleştiriyi esirgememektir. (Moliere) Yalnız seni sevenleri sevmek, sevgi değil, değiş tokuştur. (Cenap Şahabettin) Sevginin hüküm sürdüğü yerde güç istenci yoktur; gücün üstün olduğu yerde ise sevgi eksiktir. Biri diğerinin gölgesidir. (Carl Gustav Jung) Anne sevgisini hak etmek gerekmez. Baba sevgisini hak etmek gerekir, o daha seçicidir. (Robert Frost) Aşk ve huzur aynı yürekte yaşayabilir mi? Gençlik mutsuzdur, çünkü şu korkunç seçimle karşı karşıyadır: ya huzursuz aşk ya da aşksız huzur. (Pierre Beaumarchais) Aşkta iki tür sadakat vardır. Birincisi, sevdiğimize âşık olmak için durmadan yeni sebepler keşfetmekten kaynaklanır. İkincisi ise, aşkı korumayı bir onur sorunu olarak görmekten. (La Rochefoucauld) Aşk, takmazsak yaşayamayacağımızdan korktuğumuz ve takarsak da yaşayamayacağımızı bildiğimiz maskeleri çıkarıp atar. (James Baldwin) İlk aşkın büyüsü, asla sona ermeyeceğini sanacak kadar saf olmamızdan kaynaklanır. (Benjamin Disraeli) Aşk nedir? Bir bedende iki ruh... Peki, ya dostluk? İki bedende bir ruh... (Joseph Roux) Aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur. (Antoine Bret) Aşk, birinin mutluluğunun sizinki için zorunlu olması durumudur. (Robert A. Heinlein) Aşk, seviştikten sonra size sevgilim diyecek birini bulma sisteminden başka bir şey değildir. (Aşk, birinin size seviştikten sonra sevgilim diye seslenmesi için icat edilmiş bir sistemdir) (Julian Barnes) Aşk hakkında her şey doğru, her şey yanlıştır. Hakkında söylenecek hiçbir şeyin saçma olmadığı tek şey, aşktır. (Nicolas Chamfort) Keşke insanlar herkesi, beni sevdikleri gibi sevselerdi. Dünya çok daha güzel bir yer olurdu. (efsane boksör Muhammed Ali)
  5. hulas

    Ateistlerle nasıl tartışılır

    18 yıllık mazisi olan Ateistforum sonuçta ortaya bence çok iyi bir arşivin çıkmasına vesile olmuştur. Yani 18 yıl içinde ateizm adına çok faydalı ve eğitici bir arşiv birikmiştir bu forumda. Teizm ve özelde İslam neredeyse bütün yönleri ve ayrıntılarıyla mercek altına alınmış, ateist üyeler çok kapsamlı, içi dolu, sağlam eleştiriler yöneltmiştir teizme. Öyle ki, bugün artık Ateistforum entelektüel anlamda bir doyum noktasına bile ulaşmıştır denebilir. Çünkü masaya yatırılmadık konu, irdelenmemiş mesele kalmamış gibidir adeta. Ateist bakış açısını görmek isteyenler, ateizmi tanımak isteyen meraklı kişiler, Ateistforumun 18 yıllık arşiv ve birikiminden çok istifade edeceklerdir diye düşünüyorum. Bu bakımdan Ateistforum, tüm arşiviyle birlikte çok kıymetli bir kaynak konumundadır.
  6. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Tanrı kuruntusunun, bizim zihnimizin sınırlarından doğduğuna kuşkunuz olmasın. Gördüğümüz şeyi kime atfedeceğimizi bilmediğimizden, doğanın kavranamaz sırlarını açıklamanın son derece imkansız olması karşısında, sebepleri bizim meçhulümüz olan bütün etkileri yaratma gücüne sahip bir varlığı bu doğanın üzerine temelsizce yerleştirdik. (Marquis de Sade) Din, belirli şeylere bir açıdan bakmak değil, her şeye belirli bir açıdan bakmaktır. (Robert Sega) Dinin en büyük kötülüğü, insana, vicdan azabı duymadan acı çektirme fırsatı vermesidir. (Bertrand Russell) Ancak en son katedralin en son tuğlası en son papazın kafasına düşüp onu ezdiği zaman, insanlık gerçekten özgür olabilecektir. (Honore de Balzac) Dünyada en büyük aptallık, insanın hayatını, sağduyusuna ve aklına göre değil de, bir çan sesine göre ayarlamasıdır. (François Rebelais) Bu benim inancım: Mutluluk tek iyilik; akıl tek meşale; adalet tek ibadet; insanlık tek din ve sevgi tek rahip. (Robert Ingersoll) Ezilenler arasında din adamı yoktur. Din adamları, ezen sınıf ya da ırkların asalağıdırlar. (Jean-Paul Sartre) Kişi incelerse, imanın her savunuluşunda mantığa bir saldırı bulur. İmanı kucaklamak, aklı terk etmektir. (George Smith) Tımarhaneye yapılan sıradan bir gezinti, imanın hiçbir şeyi kanıtlamadığını gösterir. (Friedrich Nietzsche) "Kutsal" fikri, basitçe, herhangi bir kültürdeki en muhafazakar fikirlerden biridir, çünkü diğer fikirleri, şüpheyi, ilerlemeyi, değişimi suç haline getirir. (Salman Rushdie) Herhangi bir şeye inanan birisini ikna edemezsiniz, çünkü inançları kanıta değil, inanmaya duydukları köklü ihtiyaca dayanır. (Carl Sagan) Tanrıya inanmak; onun varlığının özlemini çekmek, dahası, o varmış gibi davranmaktır. (Miguel de Unamuno) İnsanlar tanrı sevgisi adına ne kadar alçakça ve acımasızca işler yapıyorlar. (W. Somerset Maugham) Tanrının varlığını iddia etmek, yokluğunu iddia etmekten, ispatlanabilirliği bakımından, daha zordur. (Arthur Schopenhauer) Çoğu fizikçi, din ile pratisyen ateist olarak bile nitelenemeyecek kadar az ilgilidir. (Steven Weinberg) İnsanlar din varken bu kadar kötüyseler, din olmasa nasıl olurlardı acaba? (Benjamin Franklin) Din uğruna ölmek, onu sonuna kadar yaşamaktan kolaydır. (Jorge Luis Borges) Bir inancın kullanışlı olması, onun gerçekliğinin kanıtı değildir. (Henri Frederic Amiel) Mizahın Kitab-ı Mukaddes'te hiç yer almaması, bütün edebiyatta benzersiz bir durumdur. (A. N. Whitehead) Tanrı, dünyayı açıklamak için uydurulmuş bir sözcükten başka bir şey değildir. (Alphonse de Lamartine) Tanrı, yüceltilmiş bir babadan başka bir şey değildir aslında. (Sigmund Freud) Tanrı öldü! Cennet bomboş... Ağlayın, çocuklar, artık bir babanız yok. (Gerard de Nerval) Tanrı yokluktur. Tanrı, insanın yalnızlığıdır. (Jean-Paul Sartre) Cehennemi ancak katı yürekli insanlar uydurmuş olabilir. İnsanca duyguları olanlar, yaşadığı toplum ahlâkının cezalandırdığı suçları işleyenlerin, öldükten sonra bile sonsuz işkenceler çekmesine razı olmazlar. Kendini bilen hiç kimse böyle bir görüşü kabul edemez. (Bertrand Russell) İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır. (Sabahattin Ali) Ruhunda sükûnete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanabilir ve iman edebilirler. Ama hakikatin peşindeki insanlar, iç huzurundan feragat etmelidirler ve hayatlarını sorgulamaya adamaktan, kendileri ve hayatla yüzyüze gelmekten korkmamak zorundadırlar. (Friedrich Nietzsche) Din, bilgiye bazen düşman, bazen rehine, sık sık tutsak, en çok da çocuk muamelesi yapar. Dinde olduğu gibi siyasette de, bizim itikatlarımızın yarısına inananlara, onu tamamen reddedenlere olduğundan daha az merhamet ederiz. İnsanlar din uğruna kavga eder, yazar, dövüşür, ölürler; ezcümle her şeyi yaparlar, din uğruna yaşamak hariç. (Charles Caleb Colton) 17, 18 ve özellikle de 19. yüzyılda "Din, halklar için bir uyuşturucudur" diyen aydınlara hak vermek gerekir. Çünkü onlar, tarihte var olan bir dinden söz ediyorlardı. Tarihe egemen olan dine bakıp inceledikten sonra görmüşler ki din, gerçekten insanları uyuşturuyor. Dolayısıyla "Din, ekonomik ve sosyal bakımdan, azınlığın çoğunluk üzerinde tahakküm kurmasını sağlayan bir araçtır" diyen bu kimselere hak vermek gerekir. Zaten feodal dönemde dinin görevi, statükoyu yani kölelik ve efendiliği korumaktı. Sadece feodal dönemde değil, şekli ne olursa olsun, yönetim ve ekonominin mevcut olduğu farklı toplumlarda her dönemde ve her sınıfta din, insanların fıtrî din duygularını istismar ederek statükoyu koruyan bir araç olmuştur. Bunun örnekleri pek çoktur. Tarihin herhangi bir dönemine baktığınızda dinin neler yaptığını görebilirsiniz. Bunun örneklerinden biri İran'dır. (Ali Şeriati)
  7. 2018 yılından beri devam eden ekonomik buhran tüm şiddetiyle sürüyor. Bir stagflasyon durumundan bahsediliyor. (Yani işsizlik artarken enflasyon yükseliyor) Ekonomide resesyon yani küçülme gözleniyor. GSYH azaldı. Türkiye dünyada 17. sıradan 19. sıraya geriledi. Hükümet, yandaş kurum TÜİK aracılığıyla enflasyon tek haneye indi diyerek halka açıkça yalan söylemek durumunda kalırken, ülkedeki her şeye peş peşe zamlar yağmaya devam ediyor. Hayat çok hissedilir biçimde pahalılaşmakta. İnsanlar bilhassa temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları karşısında şaşkına dönmüş durumda... Başkanlık sistemi, otoriter bir tek adamlık rejimini inşa etmekten başka bir halta yaramadı. Bir adamı çok güçlendiren ama ülkeyi zayıf düşüren bir sistem kuruldu. Ülkede ne yargı bağımsızlığından ne bir kalkınma hamlesinden ne ileri demokrasi ortamından ne de tarafsız bir medyadan söz etmek mümkün. Yerel seçimlerde büyükşehirlerde tokadı yiyen Tayyip'in tüm kaderi, bence tamamen bu yaşadığımız ekonomik buhrana bağlı... Eğer ekonomik buhran atlatılamazsa, önümüzdeki ilk seçimde Tayyip Türk milletinden s.ktiri yiyecek. Bunun kendisi de farkında. Muhalefetin yani Millet ittifakının oy potansiyeli çok yüksek... Bu yüzden Tayyip, güdümünde tuttuğu medya yoluyla Millet ittifakını parçalamak için her türlü dalavereyi çeviriyor. Fakat hangi propagandayı yaparsa yapsın, eğer ekonomi rayına oturtulamazsa, Millet ittifakının adayı önümüzdeki ilk seçimde % 50+1 oyu alır bence. Sizce Tayyip ekonomiyle zorlu imtihanını kazanabilecek mi?
  8. İlkel ve çağdışı kurumlar olan dini inanışların hızlıca modernleşen dünyamızda fazla tutunma şansı yok. Zaman dinlerin aleyhine işliyor. Burası çok net. İnternet de, dinlerin gözden düşmesi sürecini hızlandırıyor. Dinler, yalana, efsanelere, ütopyalara dayalı inanışlar (hurafeler) olduğu için akıl, mantık, vicdan temelli düşünen modern dünyada kaybetmeye mahkumdurlar. Türkiye özelinde konuşursak: Şu anda 45 yaşın üzerinde olan kuşak için maalesef fazla umut yok. Genelde eğitim düzeyi zaten düşük olan, teknolojik aletlerle pek arası olmayan ve küçüklükten itibaren İslam'a maruz kalan, masallarla beyinleri iğdiş edilmiş olan bu kuşağın artık zihnî bir dönüşüm yaşayıp da aydınlanmaları çok zor. Bu kuşağı zayiattan saymak lazım. Bu kuşağı kayıp nesil olarak görmek lazım. Bunların büyük kısmı moda tabirle "eğitilmez"dir. (Ne var ki, 45 yaşın üstündeki bu kuşak da, 30-35 yıl içinde terk-i diyar eyleyip tasfiye olacak ve İslamcılığın esas tabanını, müşterisini oluşturan bu cahil, düşünme özürlü, fanatik kitle tamamen yok olmuş olacak) Bugün 45 yaşın altında olan nüfusta ise benim tahminimce (özellikle de büyükşehirlerde) seküler eğilim ya çoğunluğu (% 51 ve üzerini) oluşturmaktadır ya da çoğunluğu oluşturmaya çok yaklaşmış durumdadır. Türkiye'de alttan gelen her yeni nesil İslam'a soğuk hatta direkt muhalif şekilde yaklaşıyor. Buna internetten de şahit olmak mümkün. Yeni nesiller mutlaka eskilere göre daha sorgulayıcı, yargılayıcı, hesap sorucu bir tutuma sahip oluyorlar. Bu sorgulayıcı tutum da, temeli aslında zayıf olan, akıl ve mantık bakımından büyük dezavantaja sahip olan dinlere en ağır darbeyi vuracak husustur. Will Durant'ın da dediği gibi "Sorgulama, katiyet için ölümcüldür." Sizin gözlemleriniz de bu yönde mi?
  9. hulas

    Müzikle Açalım

    Üç büyük tenor (Luciano Pavarotti, Plácido Domingo ve José Carreras) 1994 yılında "’O Sole Mio"' şarkısını birlikte söylerlerken adeta ses şovu yapıyorlar:
  10. hulas

    Müzikle Açalım

    Nilüfer'den bence çok güzel 2 şarkı: "Taa Uzak Yollardan" ve "Seni Beklerim Öptüğün Yerde"
  11. hulas

    AKP MHP Koalisyonu

    Bu koalisyon evvela döneklik üzerine kuruludur! Sarayın gelini Devlet Bahçeli'nin nasıl bir siyasi dansöz olduğunu, ne kadar ilkesiz, kaypak olduğunu görmek için şu videoyu sonuna kadar izleyiniz: İbretlik bir videodur... Bu konuşmayı salonda ayakta alkışlayanların bir kısmı da bugün iktidarın kaymağını yemekle meşguller. Bu kitlede zerre kadar onur, gurur, haysiyet var mı? (Videoda Bahçeli, Tayyip'in niye hiçbir zaman cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini madde madde anlatıyor)
  12. hulas

    Müzikle Açalım

    İki tane daha enstrümantal parça: Yedi Karanfil - "Saki" ve Peter Gabriel - "The Feeling Begins"
  13. hulas

    Müzikle Açalım

    2 tane enstrümantal parça: Buddha Bar - Nicos "Secret Love" ve Grup Yorum - "Devrim Yürüyüşümüz Sürüyor"
  14. hulas

    Müzikle Açalım

    Efsanevi rock grubu Queen'den "Innuendo":
  15. hulas

    Müzikle Açalım

    1978 çıkışlı bir hit şarkı: Eruption'dan "One Way Ticket"
×
×
  • Yeni Oluştur...