Jump to content

hulas

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    119
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

hulas Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

289 profil görüntüleme
  1. hulas

    Biraz gülümseyelim lütfen ...

    Eski Sevgililer ve Köfte ADAM: Sevgilim, bugünlerde çıkabilecek miyiz? Hayır hazırlanman birkaç yıl daha sürecekse bu kıyafetlerle çıkmayalım. KADIN: Neden? ADAM: Moda değişecek hayatım. Ya da en azından mevsim değişecek, yazlık kıyafetlerle üşümeyelim diyorum. KADIN: Abartma. ADAM: Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasında kendimi seyrediyorum ve sıkıldım. KADIN: Bir de benim durumumu düşün. Yıllardır aynı manzarayı seyrediyorum. ADAM: Ne varmış manzarada? KADIN: Pek kayda değer bir şey yok. Bir burun ve arkadaşları. ADAM: Çok komik. Kadınların sıradan bir evden çıkış hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum. Sanki bir daha dönmeyeceğiz. Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyeceğiz, hepsi bu. KADIN: Ona barbekü partisi deniliyor canım. ADAM: Öyle mi? Peki köftelerin bundan haberi var mı? Yoksa bizim salak köfteler aşağılık bir mangalda can vereceklerini mi düşünüyorlar? Halbuki ne kızarması, parti kuruyor angutlar haberi yok. KADIN: Amma konuştun ha! Geliyorum tamam. ADAM: Gitmek istemediğim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asıl ona yanıyorum. KADIN: Neden gitmek istemiyormuşsun? ADAM: Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi, senin eski sevgilin. KADIN: Yine mi aynı konu? ADAM: Evet aynı konu. KADIN: Aşkım, o yıllar önceydi. ADAM: Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu. KADIN: Eeeee? ADAM: Ne demek eeee? Adamın senin memelerine bakıp, "siz bir de bunları benim zamanımda görecektiniz", diye düşünmesi beni rahatsız ediyor. KADIN: Kürşat'tan adam diye bahsetmen doğru değil. ADAM: Madem bizim için adam sayılmıyor, neden köftesini yemeye gidiyoruz. KADIN: Sevgilim, yıllardır bu saçma konuyu konuşuyoruz. Kürşat'la yıllar önce kısa bir ilişkimiz oldu, hepsi bu. ADAM: Ne kadar kısa? KADIN: Ne bileyim ben, iki ay falan. ADAM: Memelerini görmesi için yeterli bir süre. KADIN: Ben sana ilk erkeğim olduğunu söylediğimi hatırlamıyorum. ADAM: İyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takım kurma imkanımız olduğunu biliyoruz. KADIN: Kabalaşma! ADAM: Peki inceltelim. En azından basketbol takımı kurabiliriz, yedeklerle beraber tabii. KADIN: Anladım, sen hazırda sorun bulamadın, yaratmaya çalışıyorsun. ADAM: Hayır. Sadece insanların ayrıldıkları insanlarla sürekli buluşup görüşmelerini anlayamıyorum. "Tanıştırayım yeni sevgilim, eski sevgilim. Bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi." Ne güzel değil mi? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz. KADIN: Buna çağdaş yaşam deniliyor işte. ADAM: Nesi çağdaş bunun? Biraraya gelmemesi gereken insanların toplanıp birbirine çağdaş çağdaş gıcık olmalarının ne manası var? Zira benim Kürşat'ı sevmem, tıbben mümkün değil. Ama etraf uyuz olmasın diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pişirmesine yardım etmem gerekiyor. Hiçbir şey olmamış gibi. Hiçbir ortak yanımız yokmuş ya da bir sürü ortak yanımız varmış gibi. KADIN: Son söylediğin cümleyi anlamadım. ADAM: Kürşat'la ortak yanlarımız, ortak yanlarımızı ortaya koyup dost olmamıza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi? KADIN: Hayır anlatamadın. ADAM: Onunla tek ortak yanımız, senin memelerin ve bu ortaklık beni rahatsız ediyor. KADIN: Sürekli memelerimden bahsettiğinin farkında mısın? ADAM: Özür dilerim. Kürşat'tan izin almalıydım. Ne de olsa memelerinin üzerinde onun da hakkı var. KADIN: Bak bütün bu söylediklerini saçma sapan bulmakla beraber, eğer bu konuda birisi problem çıkaracaksa o Kürşat olmalı, çünkü o varken sen yoktun! ADAM: Tamam işte, ben de bu yüzden onu köfte yemeye çağırmıyorum. KADIN: Acıklı olan şu. Biz seninle beraber olmaya başladığımız günlerde, ben önceki ilişkilerimi sana uzun uzun anlattım ve sen de büyük bir anlayışla dinledin. Ama sonuçta erkek olduğun için bana sahip olduğunu hissettiğin andan itibaren masken düştü. Tarihime bile sahip çıkmaya başladın. Senden önce hayatıma giren herkesten nefret ediyorsun. ADAM: Ama listede öyle adamlar var ki... KADIN: Kimi kastediyorsun? ADAM: Mesela o cüce olan, neydi adı? KADIN: Takiyettin'i mi diyorsun? ADAM: Evet, Takiyettin. İsmi kendinden uzun. Salaklığa bak. Bir cücenin adı en fazla Cem olmalı. Ama kompleks işte. Ailesi, uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymuş. Takiyettin! Duyan bir şey sansın diye. KADIN: Aklın sıra aşağıladığın adam, üç kez TÜBİTAK'tan ödül aldı. ADAM: Biliyorum, yılın en kısa boylu bilim adamı ödülü! KADIN: Herkes senin gibi biçimsel bakmıyor olaya. ADAM: O da davetli mi? KADIN: Gelir herhalde. Kürşat'ın iyi arkadaşıdır. ADAM: Hadi buyrun! Ne bu? Eski sevgililer toplanıp kongre mi yapacağız? KADIN: Kürşat'la beni Takiyettin tanıştırmıştı zaten. ADAM: Öyle mi? Ne güzel. Ne demişti tanıştırırken? "Kürşat benim boyum kısa, memelere yetişemiyorum, sen bir baksana." KADIN: Sen gerçekten çok iğrenç bir insansın. ADAM: Asıl iğrenç olan sensin. Ben birlikte olduğum kadınları toplayıp pirzola yapıyor muyum? İyi, biz de toplanalım o zaman. KADIN: Toplanırsanız haberim olmasın. O kadar beşinci sınıf kadının arasında görünmem doğru olmaz. ADAM: Doğru. Benimkilerin arasında TÜBİTAK ödülü alan yok. Ama hepsi hiçbir yardıma ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor. KADIN: Bu kadar iğrençlik yeter! Geliyor musun, gelmiyor musun? ADAM: Bağırmadan konuş benimle. KADIN: Ben bağırmıyorum. ADAM: Bağırıyorsun. KADIN: Geliyor musun sen? ADAM: Hayır! Gelmiyorum. KADIN: Sen bilirsin, ben gidiyorum. ADAM: Sen benim yüzüme kapı çarpamazsın! Zıkkımın kökünü yiyin! Yalnız Kürşat'a söyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden önce sarkmıştı! YILMAZ ERDOĞAN (Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar)
  2. hulas

    Biraz gülümseyelim lütfen ...

    Bir gün Temel sahilde gezerken, denizde bir tanker görür ve yanındakine dönüp şöyle der: - Ulan cahil herifler, 40 yıllık tankerin üstüne DANGER diye yazmışlar.
  3. hulas

    Biraz gülümseyelim lütfen ...

    Psikiyatrik danışma hattının cevap kaydı: "Şu anda psikiyatrik danışma hattındasınız. -Takıntı ve saplantınız varsa sürekli 1’e basınız. -Kendinizi başkalarına bağımlı hissediyorsanız, birine 2’ye basmasını söyleyiniz. -Birden fazla kişilikliyseniz 3, 4, 5 ve 6’ya basınız. -İntiharı düşünüyorsanız, telefonun kordonundan uzak durunuz. -Paranoyaksanız, kapı ve pencereleri kapatınız. -Hezeyanlı paranoyaksanız kim olduğunuzu ve ne istediğinizi biliyoruz. Biz yerinizi saptayıncaya kadar hatta kalın. -Şizofrenseniz dikkatle dinleyin, hafif bir ses kaç numaraya basmanız gerektiğini fısıldayacaktır. -Manik-depresifseniz hangi numaraya bastığınız fark etmez, kimse cevap vermeyecektir."
  4. hulas

    Biraz gülümseyelim lütfen ...

    Şovmenin biri yaptığı şovuyla dünyada çok büyük bir üne kavuşmuş. Şovunu bir timsahla gerçekleştiriyormuş. Sopasıyla timsahın başına vuruyormuş, timsah ağzını açıp adamın kafasını ağzına alıyormuş, adam tekrar sopayla timsahın başına vurunca tekrar ağzını açıp hiçbir zarar vermeden adamın kafasını serbest bırakıyormuş. Şovmen bütün dünya ülkelerini gezer, sıra Türkiye'ye gelir. Büyük bir kalabalık şovu heyecanla izlemektedir. Şov biter, şovmen alkışlardan aldığı zevkle seyircilere döner, kasılarak sorar: - Aranızda bunu yapabilecek biri var mı? Seyircilerin arasından bizim Temel atılır: - Ben yaparım ama söz ver, kafama hızlı vurmayacaksın...
  5. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Se7en (1995) filminde, başrol oyuncusu olan Morgan Freeman'ın bir repliği şöyledir: Ernest Hemingway bir yazısında şöyle der: "Dünya güzel bir yer ve uğrunda savaşmaya değer" Ben cümlenin ikinci kısmına katılıyorum.
  6. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Bilim, işe, söylencelerle ve söylencelerin eleştirisiyle başlamalı. (Karl Popper) Bilim, hipotezleri test etme ve reddetme prosedürüdür; kesin bilgiler külliyatı değil. (Stephen Jay Gould) Bilimin her şeye cevap veremiyor olması, boşlukları, size en cazip gelen peri masalı ile doldurabileceğiniz anlamına gelmez. (Dara Ó Briain) Bilim, bir ölü dinler sicilidir. (Oscar Wilde) Bilim, bir ölü fikirler(düşünceler) mezarlığıdır. (Miguel de Unamuno) Her bilimsel gerçek, üç aşamadan geçer. Önce, insanlar onun İncil'le çeliştiğini söylerler. Sonra, daha önce zaten keşfedilmiş olduğunu söylerler. Son olarak da, ona zaten hep inandıklarını söylerler. (Louis Agassiz) Bilimin temel düşüncelerinin çoğu aslında basittir ve herkesin anlayabileceği bir biçimde dile getirilebilir. (Albert Einstein) Bir teori, ne kadar sade öncüller içeriyorsa, ne kadar farklı türde şeylerle ilintiliyse ve uygulama alanı ne kadar genişse, o kadar etkileyicidir. (Albert Einstein) Bilimde, ne kadar önemsiz ya da sıradan olurlarsa olsunlar, tüm olgular, demokratik eşitliğe sahiptir. (Mary McCarthy) Bilimin büyük trajedisi: güzel bir varsayımın çirkin bir olguyla yok edilmesi... (Thomas Henry Huxley) Bilimde insan en fazla bilgiyi, en önemsiz gibi görüneni inceleyerek edinir. (Marvin Minsky) Yeni fikirler hep kazanır diye bir şey yok aslında. Olan şu ki; eski bilimciler ölür ve yerlerine yeni fikirleriyle birlikte yeni bilimciler gelir. (Max Planck) Basın ve halk, katiyeti sever, popüler önyargıların doğrulanmasını sever. Oysa gerçek bilim, şüphe kapasitesinden beslenir. (Wendy Kaminer) Fizikte demokrasi yoktur. İkinci sınıf birinin, Fermi kadar görüş ileri sürme hakkı olduğunu söyleyemeyiz. (Luis Walter Alvarez) Bilim dünyasında duyulabilecek en heyecan verici söz, yeni bir buluşu müjdeleyen söz, "Eureka!"("Buldum!") değildir... "Aaa, ne tuhaf!"tır. (Isaac Asimov) Yalnızca ahmak ama iyi bağlantıları olan bilimcilerin desteği sayesinde varlığını inatla sürdüren çok sayıda eski ve hatalı teori var. Bu teorilerin pek çoğu, yanlışlıkları ancak kesin sonuçlu bir deneyle kanıtlandığında çürütülebildiler. Dolayısıyla, tüm bilim dallarında, ama özellikle de fizikte, asıl yararlı iş, teorisyenleri dürüst kalmaya zorlayan deneyciler tarafından yapılır. (teorik fizikçi Michio Kaku) Hiçbir bilimin, politikanın bulaşmasına ve gücü yozlaştırmasına karşı bağışıklığı yoktur. (Jacob Bronowski) Bilimin, Nagasaki'deki yıkıntılardan bile utanacağı bir şey yoktur. Utanması gerekenler, bilimin insanda geliştirdiği yaratıcı değerlerden farklı değerlere başvuranlardır. (Jacob Bronowski) Evrenbilim, tam bir bilim değildir, genelde uygulandığı biçimiyle öngörü gücüne sahip değildir. Daha ileri gitmesi ve gerçek bir bilim olabilmesi için, evrenbilimin, evrenin nasıl olacağını öngörmesi gerekir. (Stephen Hawking) Bugün kanıtlanmış olan, bir zamanlar yalnızca hayal ediliyordu. (William Blake) Uzayın hiç sonu olmadığını kavramak inanılmaz derecede güçtür ama bir sonu kavramak daha da güçtür. Zaman diye adlandırdığımız sürenin sonsuz olduğunu kavramak müthiş güçtür ama zamanın hiç olmayacağı bir zamanı kavramak daha da güçtür. (Thomas Paine) Bir elektronun ne kadar yer kapladığını tartışmak, herhalde, bir korkunun, bir kaygının ya da belirsizliğin ne kadar yer kapladığını tartışmak kadar anlamsızdır. (Sir James Jeans) Bilinç, büyüleyici ama tarifi zor bir fenomendir: Ne olduğunu, ne yaptığını ya da neden geliştiğini belirlemek olanaksızdır. Hakkında okunmaya değer hiçbir şey yazılmamıştır. (Stuart Sutherland) Bilinç gibi olağanüstü bir şeyin, sinir dokusunun iritasyonuyla ortaya çıkması, tıpkı cinin Alaaddin'in lambayı okşamasıyla ortaya çıkışı kadar açıklanamaz bir şeydir. (Thomas Henry Huxley) İnsanın entelektüel yaşamı, kültürü, tarihi, dini ve bilimi, evrende yer alan bildiğimiz her şeyden farklı. Bu, yadsınamaz bir gerçek. Sanki tüm yaşam, belli bir noktaya kadar evrilmiş ve bizler doğru açıya çevrilerek, tamamen farklı bir yönde patlayıvermişiz. (Julian Jaynes)
  7. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Güneş sistemi üzerine verdiği konferansın ardından Amerikalı psikolog ve düşünür William James'in yanına yaşlıca bir hanım yaklaşmış. "Güneşin etrafında dönen bir topun üstünde yaşamıyoruz biz" demiş kadın, sert bir sesle... "Dev bir kaplumbağanın sırtındaki yerkabuğunda yaşıyoruz" diye eklemiş. James kibarlığından ödün vermeyerek, "Hanımefendi, teoriniz doğruysa, bu kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" demiş, sabırla. "Birinci kaplumbağa, ondan çok daha büyük olan ikincinin sırtında duruyor tabii ki!" demiş kadın, küçümseyerek. "Peki, bu ikinci kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye üstelemiş James... "Hiç boşuna üstüme gelmeyin bay James" diye ciyaklamış kadın, muzaffer bir edayla... "Taaa dibe kadar kaplumbağa var işte!!!" Not: Gerçekliği şüpheli olan bu anekdotun ilk versiyonu, 1690'da John Locke tarafından anlatılmış... Locke'un versiyonunda, kadın, geniş sırtlı kaplumbağanın neyin üstünde durduğu konusunda köşeye sıkıştırılınca, "bilmediğim bir şeyin üstünde işte!!!" diyerek işin içinden sıyrılıyor...
  8. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Mark Twain'e atfedilen sözler: Başkalarının dinlerinin kesinlikle sahte olduğunu biliyor olmanın verdiği güven, bana kendi dinimden de şüphe etmeyi öğretti. (Benim inanmadığım bir dine inananları kafir saymanın rahatlığı, beni de kendi dinimi sorgulamaya götürdü) Tanrının yarattığı en asil varlık insanmış. Kim diyor peki? Yine insan... İnsan, canlılar içinde dine inanan tek hayvandır. Cennete giden yolu kolaylaştırmak için dünyayı bir cehenneme çevirdi... İncil öyle dediği için yüzyıllarca cadı avcılığı yapıldı. Ölen cadıların kanlarıyla Hristiyan dünyası temizlendi, kilise de bunu teşvik etti. Daha sonra birdenbire cadı diye bir şeyin hiç var olmadığı ve var olamayacağı anlaşıldı. İnsan bu duruma gülse mi ağlasa mı bilemiyor. Dinimiz berbat bir dindir. Dünyanın donanması, dinimizin döktüğü masum kanların içinde engin bir rahatlıkla yüzebilir. Gelişmiş toplumlar dindar oldukları için değil, dine rağmen gelişmiştir. Bu insanların birçoğunda muhakeme yeteneği var, ama kimse bunu dinî konularda kullanmıyor. Pek çok insan, Pazarları bir saatliğine kilisede oturmaya bile katlanamıyor. Sonsuza dek buna çok benzeyen bir yerde nasıl yaşasınlar? Yağmur duasına çıkmadan önce meteorolojinin kayıtlarını karıştırmak her zaman faydalıdır. Din, ilk dolandırıcının ilk ahmakla karşılaştığı gün icat edildi.
  9. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Din, büyük bir hürmetle tutunduğun her şeye kökten karşıdır: cesaret, berrak düşünce, dürüstlük, adalet ve her şeyin ötesinde hakikat sevgisi. (H. L. Mencken) İnsanlar "dine ihtiyacımız var" dediklerinde, gerçekte kastettikleri şey, polise ihtiyacımız olduğudur. (H. L. Mencken) İnsanlık, iman etmeye duyduğu istekle değil, şüphe etmeye duyduğu yatkınlıkla doğru orantılı gelişti. (H. L. Mencken) Bu evrende beni ya da başka birini cehenneme gönderebilecek bir tanrıdan korkmuyorum. Kaldı ki, böyle bir varlık olsaydı bile, bir tanrı değil, bir şeytan olurdu. (Clarence Darrow) Tanrı adına işlenen cinayetlerin sayısı, şeytan adına işlenenlerden fazladır. (Erica Jong) Günah sadece, başkalarının canını sebepsiz yakmakta yatar. Diğer bütün "günah"lar, icat edilmiş saçmalıklardır. (Günah yalnızca, başkalarını gereksiz yere incitmektir. Diğer tüm "günah"lar, uydurma saçmalıklardır) (Robert A. Heinlein) İlahiyatçıların yaydıkları görüşlere bakılırsa, tanrı, insanların çoğunu cehennemi doldursunlar diye yaratmış. (Marquis de Sade) Son zamanlarda dünyanın bilinen tüm bâtıl inançlarını inceledim ve bizim bâtıl inancımızın (Hristiyanlık) tek bir kurtaran yönünü göremedim. Hepsi, fabllar ve mitler üstüne kurulu... (eski ABD Başkanı Thomas Jefferson) Kitab-ı Mukaddes, doğru okunduğunda, ateizm lehine gelmiş geçmiş en etkili güçtür. (Isaac Asimov) Kitab-ı Mukaddes'in yarısından fazlasını oluşturan müstehcen öyküleri, şehvet dolu sefahat hikayelerini, zulüm dolu ve hileli infazları ve amansız kinciliği okuduğumuzda, bunu tanrının değil, bir şeytanın sözleri olarak adlandırmamız daha tutarlı olurdu. O, insanlığı yozlaştırma ve gaddarlaştırma görevini görmüş bir zulüm tarihçesidir. (ABD'li siyaset yazarı, kuramcısı Thomas Paine) Çoğu insan, Kitab-ı Mukaddes'in anlayamadığı bölümlerinden rahatsızlık duyar; oysa Kitab-ı Mukaddes'in beni en çok rahatsız eden bölümleri, anladığım bölümleridir. (Mark Twain) Buna (Kitab-ı Mukaddes'e), herhangi birinin inanmış olması, gerçekten akıllara durgunluk veriyor. Saçmalıktan başka bir şey değil. (İngiliz şair ve yazar Philip Larkin) İfşaya (vahye) dayalı dinlerin ifşa ettiği bir şey varsa, o da genellikle yanıldıklarıdır. (Francis Crick) Tanrıya ettiği duaları yayımlamayı göze alabilecek pek az insan vardır. (Tanrıya ettiği duaları dünyaya ilan edebilecek insana kolay kolay rastlanmaz) (Michel de Montaigne) İnsanın, kendi kendine elde edebileceği bir şey için tanrılara yakarması ne salaklık. (Epikuros) İnsanlar akıllarını hiçbir şeyde dinde olduğu kadar yitirmediler; taşları ve çivileri bile aziz yapıyorlar. (Sir Thomas Browne) Azizlerin tarihi, temelde, delilerin tarihidir. (Benito Mussolini) Mitlere olan inanç, düşünme rahatsızlığı(huzursuzluğu) olmadan, görüş sahibi olma konforu sağlar. (John F. Kennedy) (belief in myths allow the comfort of opinion without the discomfort of thought) Romalıların dünyasında hüküm süren çeşitli tapınma biçimlerinin hepsi de, halk tarafından aynı ölçüde gerçek, filozoflar tarafından aynı ölçüde sahte, devleti yönetenler tarafından da aynı ölçüde faydalı sayılıyordu. (İngiliz tarihçi Edward Gibbon) Eğer İsa dünyaya bugün gelecek olsaydı, kimse onu çarmıha germeye kalkışmazdı. Onu yemeğe davet ederler, söylediklerini dinlerler ve dalgalarını geçerlerdi. (Thomas Carlyle) Artık gökyüzünde fırtına patladığı zaman tanrıya dua etmeniz gerekmiyor, kendinizi sigorta ettirmeniz gerekiyor. (Bertolt Brecht) Sevgisiz din olamaz; insanlar dinleri hakkında ne derlerse desinler, din onlara insana da, hayvana da iyi davranmayı, sevecenlik göstermeyi öğretmiyorsa, yalandan başka bir şey değildir. (Anna Sewell) Benim dinimde hiçbir dışlayıcı öğreti bulunmamalı; benim dinim tepeden tırnağa sevgi, şiir ve kuşku olmalı. (Cyril Connolly) Bir sevgi ve iyilik dini uğruna kaç din savaşı verildiğini, ruhları cehennemde sonsuza dek yanmaktan kurtaralım derken, kaç kişinin diri diri yakıldığını hepimiz anımsıyoruz. (Karl Popper) Tarihin herhangi bir noktasında, soyguncu, gaspçı, tecavüzcü, gangster ve diğer suçluların mağdur ettiği kişilerin sayısı, hakiki din, adil politika ya da doğru ideoloji adına neşeyle katledilenlerin muazzam sayıları yanında bir hiçtir. (Arthur Koestler) Lütufkâr ve her şeye kadir bir tanrının, canlı tırtıl bedeninin içinden beslenebilmesi için sondajcı yaban arısını tasarladığına ya da kedinin fareyle oynamasını şart kıldığına kendimi bir türlü ikna edemiyorum. (Charles Darwin) Safça, açıkça ve utanç belirtisi olmadan, "Ben, efendin tanrı, kıskanç bir tanrıyım" diyor. Bu sadece, "Ben, efendin tanrı, ufak bir tanrıyım; küçük şeyler için huysuzluk ederim" demenin başka bir yöntemidir. (Mark Twain) (Letters from the Earth kitabından) Benim gözümde din, insan ile tanrı arasında gereksiz bir bürokrasidir. (Bill Maher) Kilise, önleyemediğini kutsal kılar. (Kurt Tucholsky) Birçokları kiliseye kendilerini değil, giysilerini getirir. (Thomas Fuller) Benim kilisem, kendi aklımdır. (ABD'li siyaset yazarı, kuramcısı Thomas Paine) Teoloji (Dinbilim): Bilinemeyecek olanı, bilinmeye değmeyecek terimlerle açıklama uğraşı. (H.L. Mencken) Rahip: Bizim ruhanî sorunlarımızın yönetimini, kendi cismanî sorunlarını salâha kavuşturmanın bir yöntemi olarak üstlenen kişi. (Ambrose Bierce) Dinin bana bir yararı yok. İsteyen, görünmeyene inansın, ben dokunabildiğime, görebildiğime inanırım. (Oscar Wilde) Gözlerinde açlık okunan birine dinden söz edemem. (George Bernard Shaw) Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz. (Arthur Schopenhauer) İnsanlar meyhaneye neden gidiyorlarsa, kiliseye de aynı nedenle giderler: kendilerini uyuşturup sersemletmek, dertlerini unutmak ve kısa bir süre için de olsa kendilerini özgür ve mutlu sanmak için. (Mihail A. Bakunin) Din, toplu cinnettir. (Mihail A. Bakunin) İnsan sırf kendini öldürmemek için uydurmuştur tanrıyı. İşte bugüne kadar gelen evrensel tarihin özeti. (Albert Camus)
  10. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Filozoflar ve politikacılar, aile toplulukları halinde bir araya gelmenin içgüdüsel olduğu kadar, insanlığın iyiliği için gerekli, dolayısıyla da bir toplumun sağlığı açısından vazgeçilmez olduğu konusunda birleşmişlerdir. Aile, mikrokozmostur. (Sigmund Freud) Belki de herhangi birinin bu ülkeye ve insanlığa yapabileceği en büyük toplumsal hizmet, bir aile kurmaktır. (George Bernard Shaw) Aile nerede başlar? Bir delikanlının bir genç kıza âşık olmasıyla başlar; bugüne kadar bundan daha üstün bir seçenek bulunmamıştır. (Winston Churchill) Bir aileyi yönetmek de koca bir krallığı yönetmek kadar belâlı bir iştir... Aile sorunları, belki daha önemsizdir, ama bir krallığı yönetmenin sorunları kadar zorlu olmadıkları söylenemez. (Michel de Montaigne) Bugüne kadar hiç kimse çekirdek ailenin bizim yaptığımız gibi bir kutunun içinde bir başına yaşamasını istememişti. Çekirdek aileyi, akrabalardan, destekten yoksun, dayanılmaz bir konuma yerleştirdik. (Margaret Mead) Bu dünyada anneler ve ev kadınlarından başka, ara vermeden çalışan işçi yoktur. Onlar, tatil nedir bilmeyen sınıftandırlar. (Anne Morrow Lindbergh) Anababanıza karşı çok acımasız olmayın. Kendinizi onların yerinde bulabilirsiniz. (Dame Ivy Compton-Burnett) İnsanın yalnızca kendisi olmakla bile çocuklarının üstünde derin izler bıraktığını düşünmek, çok korkunç bir şey... Haksızlık bu... Yaptığınız -ya da yapmadığınız- her şeyden sorumlu olamazsınız. (Simone de Beauvoir) Bir insanın, babası hayattayken neye eğilimli olduğuna bakın. Bir de, babası öldükten sonra nasıl davrandığına bakın. Üç yıllık yas boyunca babasının yolundan sapmazsa, iyi bir evlat olduğu söylenebilir. (Konfüçyüs) Bir babanın, çocuklarına yapabileceği en büyük iyilik, onların annelerini çok sevmektir. (Theodore M. Hesburgh)
  11. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Cinsel ilişki, gereğinden fazla önem verilen bir eğlence: pozisyon hiç de saygıdeğer sayılmaz, zevk bir anlık, sonuçları ise korkunç. (Lord Chesterfield) Biseksüellik, cumartesi gecesi biriyle çıkma şansınızı anında ikiye katlar. (Woody Allen) Erkekle kadın arasındaki seks çok hoş bir şey olabilir; tabii eğer doğru erkekle doğru kadının arasındaysanız. (Woody Allen) Seks, insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir. (Gabriel Garcia Marquez) Seksi aşkın yürümesi için, aşkı da seksin yürümesi için zorlamayın. (Mary McCarthy) Kadınlar seks hakkında erkeklerden daha çok şikayet eder. Sızlanmalarının iki önemli kategorisi vardır: 1) Yeterli değil 2) Çok fazla. (Ann Landers) Neden seks konusunda Papa'dan tavsiye alalım ki? O konuda bir şey biliyorsa bile, bilmemesi gerekir. (George Bernard Shaw) Seks ile siyaset birbirine çok benzer. Zevk almak için, ikisinde de iyi olmanız gerekmez. (politikacı Barry Goldwater) Özellikle kadınlarda cinsel isteği artıran birçok mekanik aygıt vardır. Bunların en önemlisi, üstü açılıp kapanabilen Mercedes-Benz 500SL'dir. (Lynn Lavner) Seks, çocukların, büyüklerin yanında asla tartışmadıkları şeydir. (Arthur Roche) Kadınlar da zevk almaya başladığından beri seksin eski tadı kalmadı. (Lewis Grizzard) Bence, para ile alınabilen sağlığa yararlı şeylerin en doğalı ve en güzeli, sekstir. (Tom Clancy) Korkunç bir kâbusla, muhteşem bir seksin çıkardığı seslerin aynı olması ne ilginç, değil mi? (Rue McClanahan) Erotizm tek bir tüyü, pornografi ise tavuğun tamamını kullanmaktır. (Isabel Allende) Seks bu kadar doğal bir fenomense, nasıl yapılacağını anlatan bu kadar çok kitap niye var? (aktris Bette Midler) Aşk, yanıttır... Ama yanıtı beklerken, seks de gayet güzel sorular hazırlayabilir. (Woody Allen) Soruyu bilmiyorum ama cevabı seks... (Woody Allen) Aşk susmak bilmez, konuşur durur. Şehvet ise kısa keser, hemen sadede gelir. (Mason Cooley) Hani kadınların, seks istediklerinde yüzlerinde beliren ''o ifadeyi'' bilirsiniz değil mi? Ben de bilmiyorum! (aktör Steve Martin)
  12. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Hiçbir kadın, aynı erkekle 50 yıl evli kalamaz. 25 yıl sonra, o artık aynı erkek değildir... (komedyen Bob Hope'un eşi Dolores Hope) Akşam yemeğine geç ya da erken gelmemle içten ilgilenen bir kadın uğruna, bütün dehamı ve tüm eserlerimi feda etmeye hazırım. (Ivan Turgenyev) Genç kız, ideal erkeği bulma çabasından vazgeçip, bir koca aramaya başladı mı, kadın olmuş demektir. (aktris Raquel Welch) Başarılı bir evlilik, insanın pek çok kez âşık olmasını gerektirir. Aynı insana... (aktör Robert Wagner) Mutluluğu bulmak için değil, paylaşmak için evlenilir. (Harry Emerson Fosdick) Evlilik, insana çok şey öğretir. Sadakat, sorumluluk, hoşgörü, anlayış gibi... Ancak bekâr kalırsanız, zaten bunların hiçbirine ihtiyacınız olmaz... (aktör Burt Reynolds) Evli erkekler, bekâr erkeklerden daha uzun yaşar, ama ölmeye daha isteklidirler. (Johnny Carson) Her partide iki tür insan vardır: eve gitmek isteyenler ve istemeyenler. Sorun şu ki, genellikle birbirleriyle evli olurlar. (Ann Landers) Hali vakti yerinde olan ve gözle görülür bir kamburu olmayan bir kadın, canının istediğiyle evlenebilir. (William Makepeace Thackeray) Evlenmek isterim, çünkü bir erkeğin her gece benimle birlikte uyumaya kanunen mecbur olması fikri hoşuma gidiyor. (komedyen Carrie Snow) Kadının işi, mümkün olduğu kadar çabuk evlenmek, erkeğin işi ise mümkün olduğu kadar uzun süre evlenmemektir. (George Bernard Shaw) Bir ilişkiyi kadın başlatır, kadın bitirir… Ama başlatan ve bitiren aynı kadın olmayabilir. (Gabriel Garcia Marquez) Bir erkek, evlenmeden önce, sizin söylediğiniz bir sözü sabaha kadar uyumadan düşünür; evlendikten sonra, siz daha sözünüzü bitirmeden uykuya dalar. (Helen Rowland) Karımı asla aldatmam. Evde biftek beni beklerken sokakta niye köfte peşinde koşayım. (aktör Paul Newman) Bir kadının edinebileceği en iyi koca, arkeologdur; kadın ne kadar yaşlanırsa, kocasının ona duyduğu ilgi de o ölçüde artar. (Agatha Christie) (ünlü arkeolog Sir Max Mallowan'la evliydi) Evliliğin sorunu, her gece seviştikten sonra sona ermesi ve her sabah kahvaltıdan önce yeniden başlatılmak zorunda olması... (Gabriel Garcia Marquez) Kocalık, insanın bütün vaktini alan bir iştir. Birçok kocanın başarısız olmasının nedeni de budur. Bütün dikkatlerini o işe veremezler. (Arnold Bennett) Sevgili olmak, koca olmaktan daha kolaydır. Neden derseniz; sabahtan akşama kadar espri yapmak, arada sırada nükteli bir söz söylemekten daha zordur da ondan. (Honore de Balzac) Merak ediyorum, kadınların asıl işi, kocaların evden çıkmamalarını, bekâr erkeklerin de evden çıkmalarını sağlamak değildir de nedir. (George Eliot) Karınız size, "Karnını içeri çek" demeye başladığında, siz zaten çekiyor iseniz, orta yaşa gelmişsiniz demektir. (aktör George C. Scott) Amerikalılar, özgürlüğün bedelini en yüksek ödeyen millet olmakla övünürler. Yalan değil. Boşanma istatistiklerine bir bakın... (komedyen-aktör Jerry Lewis) Hollywood'da adil bir boşanma, taraflardan her birinin medyada yüzde ellilik görüntülenme payı alması demektir. (aktris Lauren Bacall) ABD'nin First Lady'si, maaş almayan tek devlet memurudur ve bir tek kişi tarafından seçilir: Kocası... (eski First Lady Nancy Reagan) Kocamın görelilik teorisini anlamıyorum ama kocamı tanıyorum ve sözüne güvenilir biri olduğunu biliyorum. (Albert Einstein'ın ikinci eşi Elsa Einstein)
  13. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    "Aptal sarışın" fıkralarından hiç rahatsız olmuyorum çünkü aptal değilim... ayrıca sarışın da değilim... (sarı saçlı şarkıcı Dolly Parton) Sokakta koca göbekli, kel bir kadınla yürüyen bir erkeğe hiç rastlamazsınız. (Elayne Boosler) Kadınlar dünyayı yönetir. Hiçbir erkek, bir kadının kendisine izin vermediği ya da yapması için teşvik etmediği bir şeyi yapmamıştır. (müzisyen Bob Dylan) Bugüne değin hiç yanıtlanamamış olan ve 30 yıldır kadın ruhunu araştırmama rağmen benim de şimdiye kadar yanıtlayamadığım o büyük soru şu: "Bir kadın ne ister?" (Sigmund Freud) Erkeklere zayıf yönlerinden, kadınlara ise güçlü yönlerinden dolayı özür dilemeleri öğretilir. (Lois Wyse) Bir erkek, kadınla keyifli vakit geçirdiğini söylüyorsa, sözünü ettiği şey, sohbet değildir. (Samuel Johnson) Karşı cinsin benden daha büyük hayranı olamaz. Elimde bunu kanıtlayacak faturalar var! (Alan Jay Lerner) Size kötülük eden bir kadını öldürmenize asla izin yoktur, ama onun her dakika biraz daha yaşlandığını düşünmenizi hiçbir şey engelleyemez. Böylece günde 1440 kere intikam almış olursunuz. (Ambrose Bierce) Erkek, ne yapması gerekiyorsa onu yapmak zorundadır. Kadınsa, erkek ne yapamıyorsa onu yapmak zorundadır. (Rhonda Hansome) Bir kadının tahmini, bir erkeğin emin olduğundan(kesin yargısından) çok daha doğrudur. (Rudyard Kipling) Kadınların futbol oynamamasının nedeni, toplum içinde 11 tanesinin aynı kıyafeti asla giymeyecek olmasıdır. (Phyllis Diller) Biyolojik açıdan bakıldığında, bir şey sizi ısırdıysa, o, büyük ihtimalle bir dişidir. (Desmond Morris) Kızlarımın yabancı dil öğrenmesine izin vermeyeceğim çünkü bir kadına bir dil yeter! (John Milton) İyi kızlar günlük tutar, kötü kızların buna vakti olmaz. (aktris Tallulah Bankhead) Evrendeki her bir yıldızın akşam saat 11.30'da nerede olacağını her gökbilimci tahmin edebilir. Ama genç yaştaki kızının nerede olacağı konusunda asla böyle bir tahminde bulunamaz. (James T. Adams) Kadının, yaşından eksilttiği yıllar boşa gitmez. Diğer kadınlarınkine eklenir. (Diane de Poitiers) Tutarlı olması gerekmedikçe, bir kadının zekâsı sınır tanımaz. (Miguel de Cervantes) Erkeklerin en sık yaşadığı hayal kırıklığı, bir kadının da bir beyne sahip olduğunu fark etmeleridir. (Margaret Mitchell) Bir erkekle mutlu olmak için onu çok fazla anlamalı, pek az sevmelisiniz. Bir kadınla mutlu olmak için onu çok fazla sevmeli, ama anlamaya çalışmamalısınız. (Helen Rowland) Bir şeyin söylenmesini istiyorsanız, bunu bir erkekten isteyin. Bir şeyin yapılmasını istiyorsanız, bunu bir kadından isteyin. (eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher) Bir kadınla yalnızca 3 şey yapılabilir: Onu sevebilirsiniz, onun için acı çekebilirsiniz, bir de onu edebiyata dönüştürebilirsiniz. (Lawrence Durrell) Erkekler kadınlar için sıkıcıdır çünkü ancak 12 tip erkek vardır ve kadınlar da hepsinin anahtarını bilir. Benim bunu bilmemin tek sebebi ise, kadınların konuştukları tipteki erkek olmam. (aktör Jack Nicholson) Kadınlar; peruk, takma kirpik kullanırlar, özel sütyenlerle göğüslerini büyük gösterirler. Sonra da "artık gerçek erkek kalmadı" diye şikayet ederler. (aktör Robert Redford) Bir erkeğin sevip, sonra bırakmasında hiç sorun yoktur. Tabii iyi şeyler bırakmışsa... (aktris Ava Gardner) Aşkı, sıradan kadınlar yaşar. Güzel olanlar, kendilerini sergilemek için çalışmaktan aşka zaman bulamazlar. (aktris Katharine Hepburn) İstatistiklere göre, 80 yaşındaki her erkeğe, aynı yaştaki 5 kadın düşüyor. Bir erkek için, bu orana o yaşta sahip olmak ne acı... (Douglas Fairbanks) Çocukluğu boyunca oyuncak ayıya sarılıp uyumuş kızları, büyüdüklerinde sevgili seçimleri yüzünden eleştiremezsiniz. (William Goldman) Bir erkek, seni arayacağım demiş ve aramamışsa, bil ki, seni unutmamıştır... Numaranı kaybetmemiştir... Ölmemiştir... Sadece, canı seni aramak istememiştir, o kadar... (Rita Rudner) Kabul edelim ki, biriyle çıkma, gece boyu süren bir iş görüşmesidir. Aradaki tek fark, iş görüşmelerinin sonunda soyunmak gibi bir durumumuzun olmaması. (Jerry Seinfeld) Bir kızın, daha akıllı görünmek yerine daha güzel görünmeyi tercih etmesi doğaldır. Çünkü, erkekler de her zaman, olduklarından daha kibar görünürler... (aktris Farrah Fawcett) Bana sadece, rahat bir kanepe, bir köpek, iyi bir kitap ve bir kadın verin. Sonra köpeği bir yere götürür, kitabı da okursanız, ben bir parça eğlenebilirim! (Groucho Marx) Topuklu ayakkabı, kendi içinde muhteşem bir çelişki; kadını erkekle aynı boya getiriyor ama erkeğin hızına yetişmesini tamamen imkânsızlaştırıyor. (Germaine Greer)
  14. hulas

    Biraz gülümseyelim lütfen ...

    Atlas Okyanusu'nda giden geminin kaptanı, gemideki herkesi güverteye çağırmış. Yolcular toplanınca: - Size bir iyi, bir kötü haberim var. Önce hangisini söyleyeyim? - Elbette iyi olanını... - 11 dalda Oscar kazanacağız!
  15. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Amerikan vatandaşı, demokrasi adına savaşmak için okyanusları aşar ama seçimlerde oy vermek için karşı caddeye geçmez. (Bill Vaughan) Amerika, küçücük bir odadaki kocaman, dost canlısı bir köpek gibidir. Kuyruğunu her sallayışında, bir sandalye devirir. (Arnold Toynbee) Amerika, ikisinin arasında medeniyet kurmadan, barbarlıktan yozluğa geçen tek ülke. (Oscar Wilde) Kan kokusu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. (George Bernard Shaw) Christopher Columbus'un Amerika'yı keşfettikten sonra, bundan başkalarına söz etmiş olması ne büyük talihsizlik. (Margot Asquit) Ulusal bir aciliyet durumunda, uyandırılmak üzere talimat verdim. O sırada kabine toplantısında olsam bile! (eski ABD Başkanı Ronald Reagan) Başkan seçilmenin avantajları da yok değil hani. Seçildiğim günün ertesi, lise notlarım, "Çok Gizli Belgeler" kategorisine alındı. (eski ABD Başkanı Ronald Reagan) Çocukluğumda bana herkesin Başkan olabileceğini söylemişlerdi. Artık(şimdilerde) buna inanmaya başlıyorum. (Clarence Darrow) Bombalarımız, ortalama öğrencilerimizden daha akıllı. En azından Kuveyt'in yerini bulabiliyorlar. (A. Whitney Brown) Rusya'da sadece 2 tane TV kanalımız vardı. Kanal 1, propagandaydı... Kanal 2 ise, sürekli ''Hemen Kanal 1'i açın'' diyen bir KGB görevlisinden ibaretti. (Yakov Smirnoff) Hiçbir değeri yok o teorinin... Yanlış bile değil! (Nobel ödüllü Avusturyalı fizikçi Wolfgang Pauli) (bir öğrencisinin hazırladığı teze karşılık) Araştırmacılar, çikolatanın beyinde marihuana ile benzer reaksiyonlar yarattığını keşfettiler. Araştırmacılar, ikisi arasında başka bazı benzerlikler de keşfettiler ama ne olduğunu hatırlayamıyorlar! (Matt Lauer) Eğer türümüzün evrende yalnız olduğu doğruysa, o zaman evrenin kendisine bayağı düşük bir hedef koyduğunu ve çok aza kanaat getirdiğini söyleyebilirim. (George Carlin) Bazen evrendeki akıllı yaşamın varlığına ilişkin en kesin işaretin, kimsenin bizimle temasa geçmemiş olmasında yattığını düşünüyorum. (Bill Watterson) UFO'ları, dünya dışı varlıkların tanımlanamayan akılları biçiminde değil, dünyevî varlıkların tanımlanamayan akıldışılıkları olarak görmek çok daha doğru olur. (Nobel ödüllü ABD'li fizikçi Richard Feynman) Bilimi analitik, yapmacık, yüzeysel buluyorum çünkü rüyalara, şansa, kahkahaya, duygulara ya da paradoksa; yani en çok sevdiğim şeylere hiç başvurmuyor. (film yönetmeni Luis Bunuel) Kaos teorisi, halkın eski teorileri anlamaya başladığı düşüncesiyle paniğe kapılan bilimciler tarafından icat edilmiş yeni bir teoridir. (Mike Barfield) (Teknoloji hakkında) Geleceğin fabrikasında bir adam ve bir köpek olmak üzere yalnızca 2 kişi çalışacak. Adamın görevi köpeği beslemek olacak, köpeğin görevi de adamın cihazlara dokunmasını engellemek. (Warren Bennis) Eleştirmenlerin sözlerine kulak asmayın. Şimdiye kadar hiçbir eleştirmenin heykeli dikilmemiştir. (besteci Jean Sibelius) Eserlerimle ölümsüzlüğe ulaşmak istemiyorum. Ölümsüzlüğe, ölmeyerek ulaşmak istiyorum. (yazar-film yönetmeni-aktör Woody Allen) Tüm önyargılardan arınmış bir insanım. Herkesten eşit derecede nefret ediyorum! (komedyen W.C. Fields) Dürüstlük en iyi politika olabilir belki ama, eleme mantığıyla bakılırsa, sahtekârlığın da en iyi ikinci politika olduğu apaçık ortada. (komedyen George Carlin) Doğruyu söylemek daima en iyi politikadır; tabii eğer mükemmel bir yalancı değilseniz... (Jerome K. Jerome) Hayatı fazla ciddiye almayın; nasıl olsa içinden sağ çıkamayacaksınız. (Hayatı çok ciddiye almayın. Daha ondan canlı kurtulan olmadı) (Elbert Hubbard)
×
×
  • Yeni Oluştur...