Jump to content

hulas

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    64
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

hulas Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

199 profil görüntüleme
  1. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk olur... "Tavuk toplum", önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz. (Charles Darwin) Edebiyattaki gerileme, ulusta bir gerilemeyi gösterir. Edebiyat ve ulus, tepetaklak giderken, birbirlerine ayak uydururlar. (Johann Wolfgang von Goethe) İyi bir roman, bize kahramanıyla ilgili gerçeği anlatır; kötü bir roman ise yazarıyla ilgili gerçeği. (G.K. Chesterton) Kişisel kahramanlıklar çağıyla birlikte, destan da yok olup gitti... Top tüfekle destan yazılır mı? (Ernest Renan) Şiir, en kötü çevirilerde bile büsbütün yitmeyen şeydir. (Sabahattin Eyuboğlu) Hiçbir büyük şair yoktur ki, aynı zamanda derin bir düşünür olmasın. (Samuel Taylor Coleridge) (Tiyatroda) Eğer birinci perdede duvarda bir silah asılıysa, o silah son perdede patlamalıdır. (Anton Çehov) Edebiyat, ikinci defa okunacak; gazetecilik ise bir defada anlaşılacak şeyi yazma sanatıdır. (Cyril Connolly) Nükteci başkalarıyla dalga geçer, hicivci dünyayla dalga geçer, mizahçı ise kendisiyle dalga geçer. (James Thurber) Bazı kitaplar hiç hak etmedikleri halde unutulur; ama hiç hak etmediği halde hatırlanan kitap yoktur. (W.H. Auden) Bütün o güzel kitapları okumak, geçmiş yüzyılların en has insanlarıyla sohbet etmeye benzer. (Rene Descartes) Bugüne kadar, bir saatlik okumayla dinmeyen hiçbir üzüntüm olmadı. (Charles de Montesquieu) Yatmadan önce iyi bir şey okuyacağını bilmek, en hoş duygulardan biridir. (Vladimir Nabokov) Resim, nasıl yapılacağını bilmediğinizde çok kolay; bildiğinizde ise çok zordur. (ünlü Fransız ressam Edgar Degas) Matematiği çok sevmişimdir, hâlâ da severim; çünkü en nefret ettiğim iki şeye, ikiyüzlülük ve belirsizliğe asla yer bırakmaz. (Stendhal) Çoğu bilimde, bir nesil, diğerinin yaptığını yıkar, birinin kurduğunu başkası yerle bir eder. Yalnızca matematikte, her nesil, eski yapının üstüne yeni bir kat ekler. (Hermann Hankel) Sanat ile bilim arasındaki fark şudur: Bilgisayara anlatabilecek kadar anlayabildiğimiz her şey bilim, geriye kalan her şeyse sanattır. (Donald Knuth) Sanatçı, dehasını, hiç kimseyi hoşnut etmemeyi göze aldığı gün keşfeder. (Andre Malraux) Güzellik uğruna hile yaptığın an, sanatçı olduğunu anlarsın. (Max Jacob) Bir ressam, bir şair ya da bir müzisyen, sizin dikkatinizi çekmek için tuzak kurarlar. Sanatın doğasıdır bu. (Marshall McLuhan) Ana sanat, mimarlıktır. Kendimize ait bir mimarlığımız yoksa, uygarlığımızın kendine ait bir ruhu da yoktur. (Frank Lloyd Wright) Felsefenin ilk işi nedir? Kendini beğenmişliği bir yana bırakmak... Çünkü hiç kimse, bildiği bir şeyi öğrenmekle başlayamaz. (Epiktetos) Felsefenin amacı, belirtilmeye değer görünmeyecek kadar basit bir şeyle başlayıp, kimsenin inanmayacağı kadar çelişkili bir şeyle bitirmektir. (Bertrand Russell) Yalnızca fıkralardan oluşan ciddi ve iyi bir felsefî kitap yazılabilir. (Ludwig Wittgenstein) Televizyon, savaşın vahşetini, rahat rahat oturduğumuz oturma odalarına taşıdı. Vietnam; Vietnam'ın savaş meydanlarında değil, Amerika'nın oturma odalarında kaybedildi. (iletişim kuramcısı profesör Marshall McLuhan) Dil, sorular sormak için icat edildi. Cevaplar, homurtu ve jestlerle verilebilir ama soruların konuşarak söylenmesi gerekir. İnsanlık, ancak, ilk sorunun sorulmasıyla rüştünü ispatladı. (Eric Hoffer) Reklamcılık, ürünleri reklam etmekten çok, bir hayat tarzı olarak tüketimin benimsetilmesine yarar. (John Keane) Moda, dayanılmaz bir çirkinliktir. Her 6 ayda bir değiştirmek zorunda kalışımızdan belli değil mi? (Oscar Wilde) Liderlik sanatı, "evet" değil; "hayır" demektir. Evet demek çok kolaydır. (Tony Blair) Bilgisayarın insanî olmayan bir yanı da, ustaca programlandığında ve düzgün bir biçimde işlediğinde, tümüyle dürüst olması. (Isaac Asimov) Ben kendi payıma, bir bilgisayar programının dünya satranç şampiyonluğunu kazanmasını çok istiyorum. İnsanlığın bir aşağılanma dersine ihtiyacı var. (Richard Dawkins) Bilimkurgu yazarları, kaçınılmaz olanı önceden görürler; sorunlar ve felaketler kaçınılmaz olabilir, ama çözümler kaçınılmaz değil. (Isaac Asimov) Hiçbir şey söylememek (özellikle de konuşurken), diplomasi sanatının yarısıdır. (Will Durant) Diplomaside birkaç değişmez kural vardır ama bunlardan bir tanesi istisna tanımaz. Resmi bir yetkili, görüşmelerin "yararlı" geçtiğini söylüyorsa, o görüşmelerde büyük olasılıkla hiçbir şey başarılmamıştır. (J.K. Galbraith) "Kuru su" ya da "ahşap demir" diye bir şey nasıl olamazsa, "samimi diplomasi" de olamaz. (Joseph Stalin) Devlet memurunun şakası yoktur. (Eugene Ionesco) Bürokratlar için, işlemin her şey olduğunu, sonuçların hiçbir şey olmadığını anlamadıkça, bürokrasiyi asla anlayamazsınız. (Thomas Sowell)
  2. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Nice kötü insanlar vardır ki, hiç iyi yanları olmasa, daha az tehlikeli olurlardı. (François de La Rochefoucauld) Bir şeye, sırf kadim el yazmalarında yazılı olduğu için inanma; millî inancın öyle olduğu için inanma; çocukluğundan beri inandırıldığın için de inanma. Gerçeği, aklının süzgecinden geçir ve analiz ettikten sonra, bir kişiye ve herkese yararlı olacağını düşünürsen o zaman ona inan, ona uygun yaşa ve başkalarının da uygun yaşamasını sağla. (Buda) Korku, boş inancın ana kaynağı, zalimliğin ana kaynaklarından biridir. Bilgelik, korkunun üstesinden gelmekle başlar. (Bertrand Russell) İnsan, içinde herhangi bir korku beslerse, bir hayalete ev sahipliği etmiş olur. (Lloyd Douglas) İnsanın ilk görevi, korkuya boyun eğdirmektir. Korkudan kurtulmalıyız, o vakte dek hiçbir şey yapamayız. Ayağının altında korku olduğu sürece, insanın eylemleri adidir, gerçek değil sahtedir, düşünceleri hatalıdır, bir köle ve bir ödlek gibi düşünür. (Thomas Carlyle) Tanrının varlığını bile hiç çekinmeden sorgula; çünkü, bir tanrı varsa, akla saygıyı, körcesine korkudan daha doğru bulacaktır. (Thomas Jefferson) Her insan, düzenli olarak, kendisini sinirlendiren görüşleri dinlemeye zorlanmalı. Hoşa giden şeyler dışında hiçbir şey duymamak, aklı bir yastık gibi kullanmaktan farksızdır. (St John Ervine) Bir ordunun istilasına karşı koyabilirsiniz, ama vakti gelmiş bir düşüncenin istilasına karşı koyamazsınız. (Victor Hugo) İnsan denen bu yaratık, salt kendini ilgilendiren işlerde ödleğin tekidir, ama bir düşünce uğruna kahramanca savaşır. (George Bernard Shaw) Hiç kimse, bir fikrin, içine nasıl doğduğunu tarif edemez. (Isaac Bashevis Singer) Doğru fikir, nihayet yerine oturduğunda, zihne hücum eden ani aydınlanmanın yarattığı dramatik duyguyu, onu hiç yaşamamış birine anlatmak çok zordur. (Francis Crick) Gerçeği eksiksiz ve sarsıcı biçimde, ani bir aydınlanmayla alabilen çok az insan vardır. Çoğu kişi, gerçeği, parça parça, küçük bir ölçekte, birbirini izleyen gelişimlerle, hücre hücre, zahmetli bir mozaik gibi edinir. (Anais Nin) Sürekli geçiş evresi içinde olmak, insanın temel özelliğidir. (Juan Ramon Jimenez) Tüm savaşlar, iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir. (François Fenelon) Bilgi bizi yanlış yollara yöneltebilir, fakat bunun cevabı ancak daha fazla ve daha iyi bilgidir. (Isaac Asimov) Düşmanınızın neyden korktuğunu anlamak için, sizi ne ile korkuttuğuna bakın. (Eric Hoffer) Hepimiz kötü şeyler düşünebiliriz ama nadiren kötü şeyler yaparız. Hepimiz iyi şeyler yapabiliriz ama çok azımız iyi şeyler düşünebilir. (Cesare Pavese) Sen ve ben, baktığımızı, olduğu gibi görmüyoruz; olduğumuz gibi görüyoruz. (Herb Cohen) Dünyanın gerçek gizemi, görünmez olan değil, görünür olandır. (Oscar Wilde) İnsanlar, dünya görüşlerinin, aynı zamanda, bir kişilik itirafı olduğunun farkında değiller. (Ralph Waldo Emerson) Kendin alabileceğin bir hakkın, sana verilmesine izin verme. (Friedrich Nietzsche) Dünyada 2 tip insan vardır: iyi ve kötü... İyiler daha rahat uyur, ama kötüler uyanık vakitlerden çok daha fazla keyif alırlar. (Woody Allen) Sizde bir elma varsa, bende de bir elma varsa ve bu elmaları değiş tokuş edersek, sizde de bende de hâlâ tek bir elma olur. Ama sizde bir fikir varsa, bende de bir fikir varsa ve onları değiş tokuş edersek, her ikimizin de 2 fikri olur. (George Bernard Shaw)
  3. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Klonopin, Bir aralar, özlü sözlerin (aforizmaların) derlendiği 40'a yakın kitap elime geçmişti... Bunların sadece 5-6 tanesini baştan sona okumuştum... Okuduklarım içinden en çok ilgimi çeken özlü sözleri de kendi bilgisayarıma aktarmıştım.... Şimdi de işte, o seçtiğim sözler arasında tekrar bir eleme yapıp kalanları bu başlığa aktarıyorum...
  4. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Dönüp hayvanlarla yaşayabilirim sanki; öyle uysal, öyle bağımsızlar ki; Durup onlara uzun uzun bakıyorum. Koşullarını ne dert ediyorlar, ne şikayet; Karanlıkta gözü açık uzanıp günahlarına ağlamıyorlar; Tanrıya olan görevlerini tartışarak içimi sıkmıyorlar; Bir teki tatminsiz değil; bir teki sahiplik çılgınlığıyla aklını yitirmiş değil; Hiçbiri diz çökmüyor ötekine; ya da binlerce yıl önce yaşamış kendi türüne; Hiçbiri koca dünyaya saygınlık ya da çalışkanlık taslamıyor. Walt Whitman Bir çocuğun, bir yetişkine her zaman öğreteceği 3 şey vardır: 1. sebepsiz yere mutlu olmak 2. her zaman meşgul olabilecek bir şeyler bulmak 3. elde etmek istediği şey için var gücüyle dayatmak Paulo Coelho İnsanlığın dünya görüşünü etkileyen 5 Yahudi vardır: Musa: "Kanun her şeydir" İsa: "Sevgi her şeydir" Marx: "Para her şeydir" Freud: "Seks her şeydir" Einstein: "Her şey izafidir"
  5. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Hayat hakkında bildiğim her şeyi, iki kelimeyle özetleyebilirim: Devam ediyor. (Robert Frost) Ağzını kapalı tutup aptal görünmek, ağzını açıp tüm şüpheleri ortadan kaldırmaktan iyidir. (Mark Twain) Hayatımda hiçbir zaman, benimle aynı fikirde olan birinden bir şey öğrenmedim. (Dudley Malone) Bir teoriye göre, herhangi birisi, evrenin tam olarak ne işe yaradığını ve neden var olduğunu keşfederse, evren anında yok olacak ve yerini daha da tuhaf ve açıklanamaz bir şey alacaktır. Başka bir teoriye göre ise, bu çoktan olmuştur. (Douglas Adams) Hayat, bir dişçiye gitmeye benzer. Her an, daha kötüsünün henüz yaşanmadığına inanırsınız, oysa zaten yaşanmış bitmiştir. (Otto von Bismarck) Hayat, ne kadar çabuk sona ereceğini fark etmemizle başlar. (Marcelene Cox) Şu kısa hayatımızda ne yapacağımızı bilemezken, sonsuza dek sürecek bir başka hayat ister dururuz. (Anatole France) Her şey tehlikelidir, sevgili dostum. Yoksa hayat yaşanmaya değer olmazdı. (Oscar Wilde) Hiç düşmemiş ya da sendelememiş insanlardan hoşlanmam. Böylelerinin erdemi, anlamsız ve değersizdir. Hayat, güzelliğini göstermemiştir onlara. (Boris Pasternak) Bir insan yaşamının bir bölümünde yanlış yaparken, diğer bir bölümünde doğru davranamaz. Yaşam bir bütündür. (Gandhi) Ne mutlu, hayattan hiçbir şey beklemeyene! Hiç hayal kırıklığına uğramayacak... (Alexander Pope) Hiç kimse, öleceği güne kadar, cesaretinden emin olamaz. (Jean Anouilh) Bir kişinin karakterini test etmek istiyorsan, ona güç (iktidar) ver. (Abraham Lincoln) Tek bir genç yoktur ki, bir gün öleceğine inansın. (William Hazlitt) Hayatta en zor şeylerden biri, yanıldığını kabul etmektir. Ama yanıldığını kabul etmek kadar her şeyi kolaylaştıran bir şey de yoktur. (Benjamin Disraeli) Sevdikleri işi yapan insanlar, hayatları boyunca bir gün bile çalışmış sayılmazlar. (Konfüçyüs) Başkalarının hatalarından ders almalısın. Hepsini kendin yapacak kadar uzun yaşayamazsın. (Sam Levenson) Hayatta yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok. (Jean-Paul Sartre) Dertleri atlatmak için elimde bir formül olsa, onu kimseye vermezdim. Versem, kimseye iyilik yapmış olmazdım. Dert, kendisiyle başa çıkılacak kapasiteyi de yaratır. Dertlere kucak açın demiyorum elbet. Onlara düşman muamelesi yapmak kadar kötü olurdu bu. Sadece, derdi bir dost gibi karşılayın, diyorum. Karşınıza çok defa çıkacağı için, aranız iyi olursa, sizin yararınıza. (Oliver Wendell Holmes)
  6. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Neden meme uçlarımız yokmuş gibi davranıyoruz? (Sir Ley Leonold) Diyetin ikinci günü hep ilkinden kolaydır. Ne de olsa, ikinci güne geldiğinizde bitirmiş olursunuz. (Jackie Gleason) Hiçbir diyet, vücudunuzu yağdan tam olarak arındıramaz çünkü beyin tamamen yağdan oluşur. Beyin olmadan da güzel görünebilirsiniz tabii ama, o zaman yapabileceğiniz tek iş, devlet memurluğu olur. (George Bernard Shaw) Karınızın doğum gününü hatırlamanın en iyi yolu, onu bir defa unutmaktır. (E. Joseph Cossman) Atlıkarıncaya binmiş bir çocuğun neden her dönüşte anne babasına el salladığını ve anne babanın da ona neden her defasında karşılık verdiğini anlamadıkça, insan tabiatını anlamamışsın demektir. (Bill Tammeus) Her şey insanın elindedir. Onun için sık sık elinizi yıkayın. (Stanislaw Lec) İntihar etmek ile şehit olmak arasındaki tek fark, medyada tuttukları yerdir. (Chuck Palahniuk) Para karşılığı seks ile bedava seks arasındaki en büyük fark; para karşılığı seksin genelde daha ucuza mal olmasıdır. (Brendan Behan) Seks ile ölüm arasındaki fark, ölümü tek başına yapabilmeniz ve kimsenin de sizinle dalga geçememesidir. (Woody Allen) Terk edilen birisine 'hayat nasıl gidiyor' diye sorulmaz. Çünkü zaten tek sorun; hayatın devam ediyor olmasıdır. (Paul Auster) Kiminle evlendiğiniz önemli değildir. Nasılsa, ertesi sabah, bambaşka biriyle evlendiğinizi keşfedersiniz. (Samuel Rogers) Çocukların gücünün nelere yettiğini görmek istiyorsanız, onlara bir şeyler vermekten vazgeçin bakalım. (Norman Douglas) Kadınlar aynaya baktıklarında, kendilerini, her zaman olduklarından daha kötü görürler. Erkekler aynaya baktıklarında, kendilerini, her zaman olduklarından daha iyi görürler. (Richard Jeni) Bir kadın, dolabından bir elbisesini denediğinde, elbise ona dar geliyorsa, kilo aldığını kabul eder. Bir erkek, dolabından bir elbisesini denediğinde, elbise ona dar geliyorsa, elbisenin çektiğini zanneder. (Rita Rudner) Erkeksiz bir dünya hayal edebiliyor musunuz? Düşünsenize; suç yok ve birçok mutlu şişman kadın var! (Nicole Hollander) Kadınlar şu sıralarda jokeylik, beyzbol hakemliği, atom mühendisliği ve üst düzey yöneticilik yapabiliyorlar. Belki bir gün bakarsınız, paralel park etmeyi de öğrenebilirler! (Bill Vaughan) Erkeklerin yarısı kadar başarılı görünebilmek için kadınların yapması gereken şey, bir işi erkeklerden 2 kat daha iyi yapmaktır. Neyse ki, bu fazla zor bir şey değil. (Charlotte Whitton) Birçok erkek, kadınların memeleri büyüdükçe zekalarının kıtlaştığını düşünür. Bense bunun tam tersini düşünüyorum. Kadınların memeleri büyüdükçe erkeklerin zekası kıtlaşıyor. (Anita Wise) Bir keresinde, Rockefeller başarının sırrını şöyle açıklamıştı: "Sabahları çok erken kalkarsın, gecenin geç saatlerine kadar çalışırsın... Sonra bir gün birden petrol bulursun!" (Joey Adams) Kuzey İrlanda halkına ateist olduğumu söylediğimde, seyirciler arasından bir kadın ayağa kalkıp, "Peki ama inanmadığınız o Tanrı, Katoliklerin mi yoksa Protestanların mı Tanrısı?" dedi. (Quentin Crisp) Modern fenomenler içinde en korkunç, en uğursuz, en hastalıklı, en felâketimsi; kötü ruhlardan ilham aldığı en net ve kesin olan; en ani ve korkunç biçimde göklerin hiddetiyle gölgelenen; delilik ve ahlaki karmaşaya en yakın olan; şeytanlık ve çaresizliği en canlı biçimiyle barındıranı, bir restoranda yemek yerken gürültülü müzik dinleme âdetidir. (G. K. Chesterton)
  7. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Televizyonu çok eğitici buluyorum. Ne zaman birisi televizyonu açsa, yandaki odaya gidip kitap okurum. (Groucho Marx) Çocuklara bayılırım, özellikle de ağladıkları zaman. Çünkü o zaman birisi alıp götürüyor onları. (Nancy Mitford) Geçen ay, bir reenkarnasyon toplantısına tam 5000 dolar harcadım. Ne de olsa, bir defa dünyaya geliyoruz! (Randy Shakes) Psikoloğa giden insanların akıllarından zoru olduğuna inanıyorum! (Jane Ace) "Olumlu Düşünmenin Gücü" adlı kitaptan alacaktım ama sonra "Ne faydası olur ki?" diyerek vazgeçtim. (Ronnie Shakes) Gece boyunca, bir kadın, otel odamın kapısını yumruklayıp durdu. Sonunda dayanamayıp, çıkması için kapıyı açmak zorunda kaldım. (komedyen Henny Youngman) 41 yıldır aynı kadına aşığım... Karımın bundan haberi olsa, beni gebertir. (komedyen Henny Youngman) Sende, 4 yaşındaki bir oğlan çocuğunun beyni var. Ve eminim ki, kendisi, bu beyinden kurtulmaktan memnundur. (Groucho Marx) İşte bunlar benim prensiplerim... Bunlar hoşunuza gitmediyse, başka prensiplerim de var. (Groucho Marx) Bir insanın dürüst olup olmadığını anlamanın tek bir yolu vardır: Kendisine sormak... "Evet" derse, sahtekar olduğunu anlayın. (Groucho Marx) Uygarlığın gelişme kaydetmediğini söyleyemezsiniz. Ne de olsa, her savaşta insanları öldürmenin yeni bir yöntemini buluyorlar! (Will Rogers) Gençken, başımdan geçen geçmeyen her şeyi hatırlardım, ama artık yaşlanıyorum ve yakında sadece geçmeyenleri hatırlayacağım. (Mark Twain) Evde patron benim, karım sadece kararları verir. (Woody Allen) Beynim mi? En sevdiğim ikinci organım... (Woody Allen) Neden sen de herkes gibi aykırı olmak zorundasın sanki? (James Thurber) Kişisel olarak, seks hakkında bir şey bilmiyorum, çünkü kendimi bildim bileli evliyim. (Zsa Zsa Gabor) Anlayışlı ve nazik bir erkek istiyorum. Bir milyonerden bu kadarını istemek çok mu? (Zsa Zsa Gabor) İstatistiklere göre, her 4 kişiden(Amerikalıdan) birinde bir çeşit akıl hastalığı var. En yakın 3 arkadaşınızı düşünün. Onlarda bir şey yoksa, malûm kişi sizsiniz. (Rita Mae Brown) Demokrasi demek; herkes büyüyünce Başkan olabilir, büyümeyen de Başkan Yardımcısı olabilir demektir. (Johnny Carson) Dünyadaki haber miktarının her gün tamı tamına gazeteye sığacak kadar olması ne acayip. (Jerry Seinfeld) Doktorum bana önce iyi haberi verdi: Bundan sonra benim ismimle anılacak bir hastalığım olmuştu. (Steve Martin) Yaşadığınıza kimsenin aldırış etmediğini düşünüyorsanız, araba taksitlerinizden birkaçını atlamayı deneyin. (Earl Wilson) Bir deliyle benim aramda bir tek fark var: Ben deli değilim! (Salvador Dali) Delilikten muzdarip değilim; her ânının tadını çıkarıyorum. (Edgar Allan Poe) Deli olmanın, delinin kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği bir zevki var. (John Dryden)
  8. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Danimarkalı fizikçi Niels Bohr, 1922'de Nobel Ödülü'nü aldıktan kısa bir süre sonra, bir grup gazeteciyi, taşradaki evine davet eder. Duvarda bir at nalı asılı olduğunu gören davetlilerden biri, iğneleyici bir şekilde, "Onca insan bir yana, siz bir at nalının uğur getirdiğine inanıyor olabilir misiniz?" diye sorar. Niels Bohr, şöyle cevap verir: "Elbette inanmam ama anladığım kadarıyla inansan da inanmasan da uğur getiriyormuş!"
  9. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Bizim ünlülerden beyne zarar laflar: Benim kitleyicim türkü söylememi istiyor... (Ceylan) Estetik haramsa bütün hastaneleri kapatsınlar… (Petek Dinçöz) Kel miyim, topal mıyım gidip de yasak bir ilişki yaşayayım… (Didem Taslan) Azra Akın bozuk olan Türkçesini değiştirmek için dikizyon dersleri almaya başladı... (spiker Sonay Dikkaya) Kocamı çok seviyorum, onu bir ay görmesem özlüyorum... (Arzum Onan) Ayy ne hoş, bugün hem erkekler hem kadınlar çoğunlukta... (Esra Özmen) (seyircilere bakarak) Tuğba Özay’ı alkışlayan gruba bakıyorum. Büyük bir çoğunluğunu kadın ve erkekler oluşturuyor… (Ece Erken) (Passaparola'da) Yıllardır olmamıştı, uzun zamandan beri ilk defa tek partili koalisyon oluyor… (Nil Karaibrahimgil) (Kendisi Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur!) Tangoya başlarken kadınlar sağ ön, erkekler sol arka ayaklarıyla başlar… (İpek Tuzcuoğlu) Benim o kültürsüz insanlarla işim olmaz, zaten şimdi ultrasyondan çıktım çok mutluyum… (Ceylan) Sayın Bush isterlerse cevap haklarını kullanmak üzere stüdyomuza konuk olarak gelebilir. (Hulki Cevizoğlu) Merhaba Asker!.. (Tansu Çiller) (Belediye Zabıtalarına sesleniyor!) Kürtmen kardeşlerimiz... (Tansu Çiller) Allah'ı size emanet ediyorum!.. (Tansu Çiller) Afrikalı zombiler gibi… (Bülent Arınç) Hayırlı vilayetler… (Ziya Şengül) (İstanbul Valisi ile konuşurken) Zaten her zaman ya onu bana soruyorlar ya da bana onu soruyorlar... (Sibel Turnagöl) (Kerem Alışık'la ilgili sorulan bir soruyu cevaplarken) Siz ben olmuşum, ben siz olmuşsunuz… (Esra Ceyhan) (Huysuz Virjin'e rüyasını anlatıyor) Seyretmedim, görmedim ama gördüğüm kadarıyla söylüyorum gol değildi... (Fatih Terim) (Adanaspor-Galatasaray maçı sonrasındaki toplantıda) Biri beni çağırtıp dört saat bekletse, yarım saat sonra giderdim!.. (Ali Şen) Yiğidi öldürmek lazım, hakkını yememek lazım... (Mustafa Sarıgül) Evet, bugün Perşembe, haftanın son günü, yani bugünü saymazsak... (Pınar Altuğ) (TRT'deki programında) Salak olabilirim ama aptal asla... (Asena) Ben deniz ürünlerini severim. Mesela balık, tavuk yerim... (Gizem Özdilli) Türkiye'de erkek ses sanatçısı çok fazla. Zaten erkekler pek Showgirl'lük yapmıyor... (Ebru Yaşar) Kamyonları seviyoruz. Onlar bizim canımız... (Müslüm Gürses) Bugün çok önemli bir konuğum var ama önce daha önemsiz biri gelecek: Safiye Soyman!.. (Seda Sayan) Beni kötü aletlerine emel etmeye çalışanlar var... (Şenay Akay) Naomi (Campbell)'nin yanında 10 dakika kaldıysam, 80 dakika telefonla konuşmuştur!.. (Çağla Şikel) İstanbul’un 5'te yarısını gezdim... (Cüneyt Arkın) Evet, tüm bölgelerimizden puanları aldık. Sadece dış bölgelerimiz kaldı... (Öykü Serter) Dargınlık margınlık yok, konuşmuyoruz yani... (Çağla Şikel) (Şenol İpek hakkında) Eminem dünyaca ünlü bir grup biliyorsunuz değil mi arkadaşlar!.. (Beyazıt Öztürk) Türkiye'de milyarlarca evli çift var!.. (Ebru Akel) Ben kiralık anne miydim? Çocuklarımı yedi yıl karnımda taşıdım!.. (Tuğba Altıntop) (Eski eşi Rafet El Roman'dan ayrılma sırasında) Birçok arkadaşımın içime girmesine izin verdim, ve ben öyle her arkadaşımı içime alan biri değilimdir… (Deniz Akkaya) Şimdiye kadar beraber olduğum erkek arkadaşlarım beni darmadağın etti… (Gizem Özdilli) Bu tür şeyler gerçek hayatta da, normal hayatta da yanına yaklaşmam artı sevmem… (Tuğba Özay) Ses, bedende en geç yaşlanan organdır… (Nükhet Duru) Atatürk yaşasaydı, magazin gazetecileri onun da bir frikiğini yakalardı… (Nurseli İdiz) Powell'ın ziyareti daha önce yapılsaydı daha iyi olurdu, ancak bu ziyaret tam zamanında yapılmıştır… (Abdullah Gül) Ben 1960'larda çalışma bakanlığı yapmıştım. Yani tam hatırlamıyorum ama 1995'e kadar sürdü bu görevim… (Bülent Ecevit) Ben meme kanserine şahsen karşıyım... (Sinem Güven) Onun adı bir balık, onun adı balıkta yüzen bir şey, onun adı Yunus Bülbül geliyor... (Mahmut Tuncer) Tek estetiksiz mankenlerden biriyim ben... (Tuğba Özay) Sıfır puan kazanırsanız toplam puanınıza sıfır puan ekleriz… (Ebru Şallı) ('Pazar Yıldızı' adlı yarışmada) Bütün o elektronik şeyler aslında biraz mekanik kaçıyor… (Gülben Ergen) (SMS, e-card gibi yöntemlerden hoşlanmadığını belirtmek istiyor) Bugünkü gün, çok önemli gün... (Emrah) Son derece ayrılma kararı aldık... (Ebru Gündeş) Süreyya Ayhan sizin cinsiniz bilirsiniz… (Tarık Tarcan) ('En Büyük Yarışma'da kadın yarışmacıya) Makul ağla!.. (Savaş Ay'dan) (A Takımı'nda sinir krizi geçirttiği Niran Ünsal'a) Bu çocuk üçünüzden!.. (Erman Toroğlu) ('Karar Anı' adlı programda, karı-koca ve sevgiliye söylüyor) Suriye'nin PKK'yı Türk turizmine engel olmak için yıllardır bombaladığını biliyoruz... (Gülgün Feyman) Evet sevgili seyirciler, ikinci tura başlamadan önce birinci tura başlıyoruz... (Ece Erken) Müzikte tek eksiğim opera… (Doğuş) İlham kaynağım şu gördüğünüz Boğaz... Bu deniz, öküze bile ilham verir… (Serdar Ortaç) Ben, aşkı iki kişinin yaşamasından yanayım!... (Vatan Şaşmaz) Peki karınıza 'Yahu karıcığım ben seni seviyorum, biz niye ayrılıyoruz' adlı soruyu sordunuz mu?.. (Sinan Çetin) Valla kıllarım diken diken oldu... (Özcan Deniz) Mozart dinlemiyorum ama Türkiye'ye gelirse konserine mutlaka giderim... (Emrah) Albümün Fransızca olmasının nedeni, benim şarkıları Fransızca söylemiş olmamdandır... (Candan Erçetin) Teniste en iyi hareketlerden biri, topu fileyi yalayarak atmaktır. Ben de yaptığım işlerde bu atış felsefesini benimsedim... (Hülya Avşar) 57. Hükümet 'tekno partiler'in açılmasına yardımcı oldu... (Bülent Ersoy) Kadınlar benim için çok önemli, onlar benim ilhan kaynağım!.. (Gökhan Özen) Ramazan bizim estetik tarihimizdir... (Petek Dinçöz) (sanatçıların ramazan ayında estetik yaptırmalarını yorumlarken) Ben böceklerden çok korkuyorum. Onların boynuzları beni çok etkiliyor... (Yeliz Yeşilmen) Sade sadelikten gelir. O yüzden sadeyi tercih ettim!.. (Ebru Gündeş) Elimde olmayaraktan dilim sürtmüş olabilir!.. (Asena) Yani ben katil değilim ki, katil olsam seve seve gelirdim ama bu sebepten dolayı gelmek olmadı... (Hilal Cebeci) Atatürk ne demiş: Yurtta sulh barışta sulh... (Nihat Doğan) Konuşmayın! Ağzınızı öldürürüm!.. (Serdar Ortaç) (Konserde ses çıkaran hayranlarına) Popstar, popstarlığı yaşayabilen herkes için popstarlıktır... (popstar Abidin) Bence bunları bir kenara unutalım!.. (Yasemin Bozkurt) (Annesiyle dargın olan bir kadına) Tüneli kaçmak için mi kazdınız?.. (Reha Muhtar) Bugün 10 Kasım, Atatürk'ün 64. ölüm yıldönümünü şölenlerle kutluyoruz... (Elifnağme programında) İçinde çok fazla parça var, kalın da bir CD zaten... (Saba Tümer) (konuğu Fatih Erkoç'un 26 parçalık albümü hakkında bu yorumu yaptı) Oğlunuz oğlan mı?.. (Serap Ezgü) (Ezgü, konuğuna soruyor) Ben yellenebiliyorum, ya siz?.. (İbrahim Tatlıses) (stüdyo sıcağından korunmak için elindeki kartonu sallarken) Bana kurulan komploların haddi var, hesabı yok... (Özcan Deniz) Arka kafamı nereye vurduğumu hatırlamıyorum... (İbrahim Tatlıses) Aman Allah'ım, yakışıklı bir kadın görüyorum... (Yasemin Bozkurt) (Kadının Sesi programında) Ben ona dırdırın kralını yaparım, ama lisanına hakim değilim... (Ahmet Çakar) (Lucescu'ya çatarken) Siz hiç futbol topuyla karşılaştınız mı Tan Bey?.. (Gülgün Feyman) Kim yaparsa yapsın yapmasın... (Süleyman Demirel) (fişleme konusundaki yorumu) Şimdi Abidin İngilizce şarkısını söyleyecek İspanyolca... (Gamze Özçelik) Hüsnü Güreli'nin Sergen'i evine çağırıp işini bitirdiğini ben kendim biliyorum... (Şansal Büyüka) Halk arasında langırt derler... (Melih Gökçek) (masa tenisini tarif ediyor) Büyük bir yerde yaşayayım diye bir klostrofobim yoktur... (Mustafa Sandal) Bu akşam oynanacak olan Beşiktaş-Galatasaray derbisinin sonucu henüz belli değil… (Zeynep Kasımlıoğlu) Bugün çok şey oldu sayın seyirciler… (Can Ataklı) (Ana haberi açış cümlesi) Babayı buldunuz mu? (Reha Muhtar) (Babasıyla buluşturduğu kıza, haber sunduğu günlerde) Bize nasıl kullanıldığını gösterebilir misiniz lütfen? (Gülgün Feyman) (Kadınlar için üretilmiş prezervatifi tutarak, üretici firma yetkilisine) İyi püskürtmüş!.. (Şansal Büyüka) (Hakeme tüküren oyuncu için) Muhabir: Somali'nin başkenti neresidir? Nefise Karatay: Bu konuda yorum yapmak istemiyorum! Muhabir: Türkan Hanım, gözlerinizi bağışlamayı düşünür müsünüz? Türkan Şoray: Bugün mü? (Reha Muhtar telefondaki adama fırça atıyor:) Reha Muhtar: Bütün bunları nasıl yaptın ha? Cevap ver? Telefondaki Adam: Bakın efendim şöyle izah edeyim... Reha Muhtar: Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun! Cevap versene?!... Telefondaki Adam: ......? Sibel Can: Neden Abazoğlu sizin için farklı biri? Deniz Akkaya: Benim için çok farklı biri, çünkü arkadan vurmuyor!.. Arzu Yanardağ: Uzun boyunlu bir hayvan?.. Ece Erken: Gergedan?.. (Pazar Yıldızı adlı programdan) Sunucu: Hilal Hanım takip mesafesi nedir? Hilal Cebeci: Takip mesafesi, mesela ben şu anda 40 km hızla gidiyorum ya, önümdeki araçla aramdaki mesafe de 40 kilometre olmalıdır. Sunucu: Ama Hilal Hanım, bu durumda İstanbul-Ankara yolunda sadece 13 araç olabilir! Hülya Avşar: Askerde cinsellik ihtiyacınızı nasıl gideriyordunuz? Özcan Deniz: Senin resimlerinle hallediyorduk!..
  10. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Tüm akıl hastalıklarının temelinde, meşru acıları yaşamayı reddetmek yatar. (analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung) Gerçekten ciddi bir tek felsefî sorun vardır; o da intihardır. Hayatın yaşamaya değer olup olmadığına karar vermek, felsefenin temel sorusunu yanıtlamak demektir. (Albert Camus) Hiç kimse, intihar etmek için iyi bir sebepten yoksun değildir. (Cesare Pavese) Sadece, canım istediği zaman ölmek elimde olduğu için yaşıyorum. İntihar etme olasılığı bulunmasaydı, kendimi çoktan öldürmüştüm. (Emil Michel Cioran) İntihar düşüncesi, büyük bir avuntu. O düşüncenin yardımıyla, insan, pek çok kötü geceyi atlatmıştır. (Friedrich Nietzsche) Ahlak ilkelerini bile bile çiğneyen, yalnızca kendi çıkarını gözeten, halk avcısı, fırsat düşkünü bir basın, eninde sonunda, kendisi kadar alçak bir halk yaratır. (Joseph Pulitzer) Ey âşıklar! O tehlikeli ilk günlerde çok dikkatli olun! Kahvaltıyı bir kez yatağa getirdiniz mi, sevgisizlik ve ihanetle suçlanmak istemiyorsanız, sonsuza dek getirmek zorunda kalırsınız. (Milan Kundera) Birçok insan düşündüğünü sanır; aslında yaptıkları sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir. (William James) İnsanları iyi ve kötü diye ayırmak saçma. İnsanlar ya çekicidirler ya da itici. (Oscar Wilde) Birinci sınıf bir zekayı test etmenin yolu, akılda aynı anda iki zıt fikri barındırdığı sırada işlevselliğini sürdürüp sürdürmediğine bakmaktır. (F. Scott Fitzgerald) Kuantum fiziği, kafanızı karıştırmadıysa, onu tam olarak anlamamışsınız demektir. (Niels Bohr) Doktorların, yalnızca eşleri tarafından bilinen ve halktan gizlenen büyük sırrı, çoğu şeyin kendi kendine iyileştiğidir. Aslında birçok şey, ertesi sabaha daha iyi durumdadır. (Lewis Thomas) Bugüne kadar bir hekimin, başka bir hekimin yazdığı reçeteye, bir şeyler çıkarmadan ya da eklemeden onay verdiği görülmüş şey mi? (Michel de Montaigne) Dünyanın en iyi hekimleri, veterinerlerdir. Hastalarına 'neyin var' diye sormaları imkansızdır, hastalarının neyi olduğunu kendi başlarına anlamak zorundadırlar. (Will Rogers) Muayenehanesindeki bitkileri ölmüş bir doktora asla gitmeyin. (Erma Bombeck) İyi hekim, hastalığı tedavi eder; büyük hekim ise hastalığı olan hastayı. (William Osler) Hekimler, hastalığına isim verdikleri bir hasta için, çok şey yaptıklarını düşünürler. (Immanuel Kant) Çocuklarımızın ömrünün ilk 12 ayını, onlara yürümeyi ve konuşmayı öğreterek; sonraki 12 yılını ise yerlerine oturup seslerini kesmelerini söyleyerek harcıyoruz. (Phyllis Diller) Öğretmen, kendisini yavaş yavaş gereksiz kılan kişidir. (Thomas Carruthers) En gelişmiş halklar, daima, denizlere en çok açılanlardır. Denizin denizciden talep ettiği kudret, denizciyi kısa sürede erkek yapar ve değişik sahiller, değişik kalabalıklar, onun aklını, yuvasındaki pek çok saçmalıktan uzaklaştırır. (Ralph Waldo Emerson) Kedimle oynarken, onun beni eğlendirmesinden çok, ben onu eğlendiriyorum belki de. Soytarılıklarımızla birbirimizi eğlendirip duruyoruz işte. (Michel de Montaigne) Kafese kapatılmış kuşların şarkı söylediklerini sanırız, oysa onlar aslında ağlıyorlardır. (John Webster) Bir gün köydeki bahçemde toprağı çapalarken omzuma bir anlığına bir serçe kondu. Omzuma takılacak hiçbir apoletin beni o andaki kadar seçkin kılamayacağını hissettim. (Henry David Thoreau) Hayvanlar çok iyi dostlardır; ne bir soru sorarlar, ne de bir eleştiride bulunurlar. (George Eliot) Hayvanat bahçesi, yalnızca hayal kırıklığına uğratır insanı. Hayvanat bahçesinin kamusal amacı, ziyaretçilere hayvanlara bakma imkanı sunmaktır. Oysa hiçbir hayvanat bahçesinde bir yabancı, bir hayvanın bakışıyla karşılaşamaz. Olsa olsa, hayvanın bakışı şöyle bir yanıp söner, geçip gider. Hayvanlar yanlara bakarlar. Körcesine ötelere bakarlar. (John Berger)
  11. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Hayata bir anlam verilmeli... Neden derseniz, hiçbir anlamı yok da ondan. (Henry Miller) Benim görelilik kuramım doğru çıkarsa, Almanya benim bir Alman olduğumu savunur, Fransa da bir dünya yurttaşı olduğumu ilan eder. Görelilik kuramım doğru çıkmazsa, Fransa benim bir Alman olduğumu söyler, Almanya da bir Yahudi olduğumu ilan eder. (Albert Einstein) Acımasız bir doğruluğu olan insanlar, acımasızlıktan, dürüstlüğe kıyasla daha fazla zevk alırlar. (Richard J. Needham) Bir düşüncenin değerinin, onu dile getiren kişinin içtenliğiyle en küçük bir ilgisi yoktur. (Oscar Wilde) Bağnazın en kötü yanı, içtenliğidir. (Oscar Wilde) Uğrunda birileri ölüyor diye, bir şeyin ille de gerçek olması gerekmez. (Oscar Wilde) Bana sıkıntı veren onca şey içinde, içimi en çok karartan duygu; -barbarlığına, sarsaklığına, karanlığına, kendisiyle acı acı dalga geçişine duyduğum tiksintiyle-, tabiatın şu kötücül işleyişinin yarattığı duygudur. (John Ruskin) Evrenin merkezi keşfedildiğinde, bir sürü insan, kendilerinin merkez olmadığını anlayıp üzülecek. (Bernard Bailey) Aşka, hırsa, tutkuya, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız. Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır. (Emil Michel Cioran) İnsanlar cahil doğarlar; aptal değil. Eğitim, onları aptallaştırır. (Bertrand Russell) Eğitim, insanın, okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır. (Albert Einstein) Hiçbir zaman, okulumun, eğitimimi engellemesine izin vermedim. (Mark Twain) Gerçek dost, sizi başarılarınıza rağmen seven kişidir. (Arnold Bennett) Rakamlar yalan söylemez; insanlar rakamlarla yalan söyler. (Mark Twain) Yanıtları öğrendik, hem de tüm yanıtları... Bilmediğimiz; soru'nun ne olduğu. (Archibald MacLeish) Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemektir. (Albert Einstein) Tüm insanlık içinde herhangi bir deliliği olmayan tek bir kişi bulunabileceğini sanmıyorum. Aradaki tek fark, derece farkıdır. Bir kabak görüp de onu karısı sanan adama deli denmesinin sebebi, böyle bir şeyin, çok az insanın başına gelmesidir. (Erasmus) İnsanın hangi yönü baskı altındaysa, o yönü, kimliğidir. (Amin Maalouf) Farklılıklarımızı büyük bir hırsla vurguluyorsak, bunun sebebi, açıkça gitgide daha az farklı hale gelmemizdir. (Amin Maalouf) Doğa'nın ilkeleri yoktur. Doğa, iyi ile kötü arasında hiçbir ayrım yapmaz. (Anatole France) Bütün fikirler radikalden çıkar. Radikal o fikirleri eskittikten sonra, muhafazakar benimser onları. (Mark Twain) Ne zaman çok büyük erdemlerden söz edilse, kuşkulu bir durum var demektir. (Bertolt Brecht) Felsefeyle alay etmek, felsefe yapmanın daniskasıdır. (Blaise Pascal) İdealist, bir gülün bir lahanadan daha güzel koktuğunu fark edince, gülün çorbasının da lahana çorbasından daha lezzetli olacağı sonucuna varan kişidir. (H.L. Mencken) İdealist asla uslanmaz. Cennet'inden kovulsa, Cehennem'i kendisi için ideal bir yere dönüştürür. (Friedrich Wilhelm Nietzsche) İdealizm, insanın sorundan uzaklığıyla doğru orantılı olarak artar. (John Galsworthy) Öyle görünüyor ki; uğrunda mücadele ettikleri şeyleri, ideallerini yok eden bir biçimde elde etmek, idealistlerin yazgısı. (Bertrand Russell) Birçok insan, kendi görüş sahasının sınırlarını, dünyanın sınırları olarak kabul eder. (Arthur Schopenhauer) Slogan, cahilin ideolojisidir. (Cemil Meriç) Kimse, kimsenin gizli erdemleri hakkında dedikodu yapmaz. (Bertrand Russell) Dedikodunun kötücül olması için, yanlış olması gerekmez. Ağızdan ağıza dolaşmaması gereken pek çok doğru da vardır. (Frank Clark) Hayatında bir kez yürekten gülmüş, kahkahayı patlatmış biri, kesinlikle tümden kötü biri olamaz. (Thomas Carlyle) İnsan, gülüşünden anlaşılır. Hiç tanımadığınız birinin gülüşünden hoşlandıysanız, rahatlıkla onun iyi bir insan olduğunu söyleyebilirsiniz. (Fyodor Dostoyevski)
  12. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Şahsen en sevdiğim laflardan biri, Ziya Paşa'nın artık dillere pelesenk olmuş meşhur sözüdür: Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde (İnsanın aynası, işidir; lafa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi, yaptığı işte görünür)
  13. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Büyük İskender'in, kendi generallerinden birisi olan Parmenion'la olan bir diyalogu ilginçtir... Doğu seferine çıkan ve Pers şehirlerini teker teker ele geçiren Büyük İskender, nihayet, Tiros (bugünkü Sur) kentinin kapılarına dayanmış. Gittikçe uzayan Tiros kuşatması sürerken (M.Ö. 332), Pers Hükümdarı III. Darius, barış teklifinde bulunmuş. Fidye(altın) ödemeyi ve Fırat Nehri'nin batısında kalan toprakları İskender'e bırakmayı teklif etmiş. İşte tam bu süreçte; İskender'in generallerinden Parmenion'un, "Ben İskender olsaydım bu teklifi kabul ederdim" dediği, İskender'in de buna karşılık "Ben de Parmenion olsaydım, teklifi kabul ederdim" şeklinde karşılık verdiği anlatılagelir. (Sonuçta İskender, teklifi boşverip yoluna devam ediyor, Tiros kentini de düşürüyor ve daha sonraki seferleriyle de Pers İmparatorluğu'nu tamamen ortadan kaldırıyor)
  14. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Antik Yunan'ın en savaşçı şehir-devleti, Sparta olarak bilinir. Rivayete göre; Diğer bütün Yunan şehir-devletlerini sindirip hakimiyetine alan Makedonya Kralı II. Philip (Büyük İskender'in babası), artık Spartalıların topraklarına da göz dikmiştir... Spartalılara gözdağı vermek için, elçisi aracılığıyla şöyle bir mesaj yollar: "Derhal kafa tutmaktan vazgeçmenizi ve daha fazla gecikmeden hakimiyetime boyun eğmenizi temenni ve tavsiye ederim. Eğer ordularımı topraklarınıza sokarsam, bütün tarlalarınızı imha edeceğim, bütün şehirlerinizi yakıp yıkacağım ve tüm Spartalıları işkenceden geçirdikten sonra öldüreceğim." Spartalılar, bu tehditkar mesaja tek kelimelik bir cevapla karşılık verirler. Şöyledir Spartalıların mesajı: "Eğer!"
  15. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    İçine kapanık bir filozof olan Sinoplu Diyojen'e sormuşlar: "Bir adamın ne kadar akıllı olduğu nasıl anlaşılır?" Diyojen, "Konuşmasından" demiş... Bir soru daha sormuşlar. "Peki adam hiç konuşmazsa?" Diyojen’in cevabı şöyle olmuş: "O kadar akıllı olanı yok bu dünyada"
×