Jump to content

hulas

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    96
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

hulas Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

237 profil görüntüleme
  1. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Fransız yazar Andre Gide'in, yakından tanıdığı İrlandalı yazar Oscar Wilde'ı anlattığı bir tanıtım yazısı vardır. Oscar Wilde'ın "De Profundis" isimli eserinin Önsözüne de konulmuş olan bu uzun ve samimi yazıda Andre Gide, dostu Oscar Wilde'ı okuyucuya tanıtır, bazı ortak hatıralarından söz eder... Wilde'ın ölümünden yaklaşık bir yıl sonra kaleme alınmış olan, Aralık 1901 tarihli bu yazıdan bazı kısımları alıntılıyorum: .......... Wilde, "Ben bütün dehamı hayatıma harcadım; eserlerime yalnızca yeteneğimi harcadım" derdi. Büyük bir yazar değildi ama, kelimenin tam anlamıyla büyük bir hayat adamıydı. Yunan filozofları gibi, Wilde da, bilgeliğini yazıya dökmez, konuşmasıyla ve yaşamıyla aktarırdı. Bilgeliğini, tedbirsizce, insanların uçucu bellleğine emanet ederdi, suyun üzerine yazar gibi... Yaşamöyküsünü, onu daha uzun süre tanımış olanlar yazsın; onu can kulağıyla dinlemiş olanlardan biri, burada yalnızca bazı kişisel anılarını aktaracak. Wilde'ı, ancak hayatının son yıllarında tanımış olanlar, hapisten zayıflamış ve çökmüş olarak çıkan bir Wilde'a bakarak, hapisten önceki dâhi Wilde'ı hayal edemezler. Kendisiyle ilk karşılaşmamız, 1891 yılında oldu. Wilde o sıralarda, Thackeray'in "büyük adamların başlıca yeteneği" diye tanımladığı şeye, "sükseye" sahipti. Hareketleriyle, bakışlarıyla, her durumda ağırlığını koyardı. Sükse yapacağı o kadar kesindi ki, sanki başarısı Wilde'dan önde gidiyordu, ona yalnızca ilerlemek kalıyordu. Kitapları şaşkınlık ve beğeni yaratıyordu. Bütün Londra, oyunlarını görmeye koşuyordu. Zengindi, büyüktü, yakışıklıydı; mutluluk ve iltifata boğulmuştu. Onu kimileri Asyalı bir Dionysos'a, kimileri bir Roma imparatoruna, kimileri de Apollon'a benzetirdi. Gerçekten de göz kamaştırıcıydı. Paris'e gelir gelmez, ismi ağızlarda dolaşmaya başladı, onunla ilgili birtakım abes hikâyeler anlatılıyordu; Wilde henüz yalnızca yaldız uçlu sigaralar içen ve sokaklarda elinde bir ayçiçeğiyle dolaşan adamdı. Sosyetede ünü sağlayanları kandırmakta becerikli olan Wilde, gerçek kişiliğinden daha önde gelen, espriyle oynadığı eğlenceli bir hayalet yaratmayı bilmişti. Ondan söz edildiğini ilk önce Mallarmé'nin evinde duymuştum. Sohbetini göklere çıkarıyorlardı. Kendisini tanımayı istiyor, ama ummuyordum. Mutlu bir tesadüf, daha doğrusu, bu isteğimden söz ettiğim bir dostum aracılığıyla tanıdım. Wilde'ı bir restoranda yemeğe davet etmişlerdi. Dört kişiydik, ama tek konuşan Wilde olmuştu. Wilde sohbet etmezdi; anlatırdı. Hemen hemen tüm yemek boyunca durmadan anlattı. Tane tane, ağır ağır anlatıyordu; sesi olağanüstüydü. Fransızcayı son derece iyi biliyordu ama bekletmek istediği kelimeleri sanki biraz ararmış gibi yapıyordu. Aksanı yok gibiydi, yalnızca olmasını istediği kadar, zaman zaman kelimelere yeni ve tuhaf bir hava verecek kadar aksanı vardı. "Septisizm" yerine, bilerek, İngilizcedeki gibi "skepticism" diyordu. O gece bize anlattığı bitmez tükenmez öyküler karışıktı; en iyi öykülerden değildi. Bizden emin olamayan Wilde, bizi deniyordu. Bilgeliğini ve çılgınlığını, ancak tahminine göre, dinleyenin hoşuna gidecek kadar açığa vururdu; asla fazlasını göstermezdi. Karşısındakine, heveslendiği kadarını verirdi. Ondan bir şey beklemeyenler, bir şey bulamazdı ya da ancak hafif bir köpük düşerdi paylarına. Her şeyden önce karşısındakini eğlendirmeye meraklı olduğu için de, onu tanımış olduklarını sananlardan birçoğu, yalnızca eğlendirici yanını tanırdı. Yemek bittikten sonra dışarı çıktık. İki arkadaşım yan yana yürüyorlardı. Wilde beni kenara çekti, "Siz gözlerinizle dinliyorsunuz" dedi epey sertçe. "Bu öyküyü onun için anlatıyorum size: Narkissos öldüğünde kır çiçekleri çok üzülmüş, onun ardından ağlayabilmek için nehirden su damlaları istemişler. "Ah!" demiş nehir, "her damlam gözyaşı olsa Narkissos'un ardından ağlamama yetmez. Ben ona âşıktım!" "Ah", demişler kır çiçekleri de, "Nasıl âşık olunmaz Narkissos'a? Öyle güzeldi ki!" "Güzel miydi?" diye sormuş nehir. "Senden iyi kim bilebilir? Her gün üzerine eğilip senin sularında kendi güzelliğini seyrederdi uzun uzun..." Wilde, bir an durdu... Nehir cevap vermiş: "Ben ona âşıktım; çünkü sularıma eğildiğinde, onun gözlerinde, sularımın yansımasını görürdüm." Sonra Wilde, tuhaf bir kahkahayla kasılarak ekledi: "Bu öykünün adı, Mürit." Evinin kapısının önüne varmıştık, ondan ayrıldık. Benimle yeniden görüşme isteğini belirtti. O yıl ve ondan sonraki yıl boyunca onu sık sık, her yerde gördüm. Dediğim gibi, Wilde, başkalarının karşısına bir tören maskesiyle çıkardı; şaşırtmak, eğlendirmek, bazen kızdırmak üzere... Hiçbir zaman karşısındakini dinlemez, düşünce kendi düşüncesi olmadığı sürece onu hiç ilgilendirmezdi. Tek başına parlamadığı an, kendini gözden silerdi. O zaman ancak onunla baş başa kalınca yeniden ortaya çıkardı. Baş başa kaldığı an hemen söze başlardı: "Dünden beri neler yaptınız?" O sıralar benim hayatım inişsiz çıkışsız olduğu için, anlatacaklarımın hiçbir ilginç yanı yoktu. Sıradan birkaç olay sayardım, Wilde'ın alnı kırışırdı: "Gerçekten bunlar mı yaptıklarınız?" "Evet" "Doğru söylüyorsunuz, değil mi?" "Evet, tabii." "Peki o zaman niye anlatıyorsunuz? Hiç ilginç değil ki!... Bakın, iki dünya vardır: Sözü edilmeden var olan dünyaya gerçek dünya denir; çünkü bu dünyayı görmek için sözünü etmeye hiç gerek yoktur. Ötekisi ise sanat dünyasıdır, bu dünyadan söz etmek gerekir; çünkü ancak sözü edildiğinde var olur. Adamın biri, öykü anlattığı için köyünde çok sevilirmiş. Her sabah köyden ayrılır, akşam döndüğünde de, bütün gün çalışıp yorulmuş olan köylüler çevresine toplanıp ona sorarlarmış: "Neler gördün bugün? Hadi anlat." Anlatırmış o da: "Ormanda flüt çalan bir keçi-tanrı gördüm, çevresinde küçük periler halka olmuş dans ediyordu." "Başka ne gördün? Anlat" dermiş köylüler. Anlatırmış: "Deniz kıyısına vardığımda, dalgaların üzerinde üç denizkızı gördüm. Altın bir tarakla yemyeşil saçlarını tarıyorlardı." Köylüler, bu öyküleri anlattığı için seviyorlarmış onu. Bir sabah, her zamanki gibi köyden ayrılmış. Deniz kıyısına geldiğinde bir de bakmış ki, dalgaların üzerinde üç denizkızı altın bir tarakla yeşil saçlarını tarıyorlar. Gezintisine devam etmiş; ormana yaklaştığında, flüt çalan bir keçi-tanrı ve halka olup dans eden periler görmüş. O akşam köyüne döndüğünde, köylüler her akşamki gibi, "Neler gördün? Hadi anlat" deyince, "Hiçbir şey görmedim" demiş. Wilde bir süre durur, öykünün etkisi üzerime sinsin diye bekler, sonra yeniden başlardı: "Dudaklarınız hoşuma gitmiyor; hiç yalan söylememiş birinin dudakları gibi dümdüz. Size yalan söylemeyi öğreteceğim, dudaklarınız antik masklarda olduğu gibi güzel ve kıvrımlı olacak. Sanat eserini sanat eseri, tabiat eserini de tabiat eseri yapan nedir, biliyor musunuz? Aralarındaki fark nereden gelir? Aslına bakarsanız, nergis çiçeği bir sanat eseri kadar güzeldir; aralarındaki fark, güzellik olamaz. Nedir ikisini ayıran, bilir misiniz? Sanat eseri her zaman tektir. Kalıcı hiçbir şey yaratmayan doğa, yaptıklarının hiçbiri kaybolup gitmesin diye hep kendini yineler. Yığınla nergis çiçeği vardır; işte bu yüzden her birinin ömrü bir gündür. Doğa ne zaman yeni bir biçim icat etse, hemen onu yineler... Deniz canavarı, başka bir denizde, kendisine benzer bir başka deniz canavarı yaşadığını bilir. (...) Evet, biliyorum... bir gün yeryüzünde büyük bir sarsılma oldu, sonunda doğa, eşi olmayan bir şey, gerçekten tek olan bir şey yaratacakmış gibi sarsıldı ve İsa dünyaya geldi. Evet, biliyorum... Ama dinleyin bakın: Arimatealı Aziz Yusuf, akşam vakti, İsa'nın az önce can verdiği Golgota Tepesi'nden inerken, genç bir adamın beyaz bir taşın üzerine oturmuş ağlamakta olduğunu görmüş. Adama yaklaşmış, 'Istırabını anlıyorum' demiş. 'O adam gerçekten doğru bir adamdı.' Ama delikanlı şöyle yanıtlamış: Ah! Ben ona ağlamıyorum. Ağlıyorum, çünkü ben de mucizeler yarattım. Ben de körlerin gözlerini açtım; felçlileri iyileştirdim, ölüleri dirilttim. Ben de meyvesiz incir ağacını kuruttum, suyu şaraba çevirdim... Ama insanlar beni çarmıha germedi." Bana çok kez öyle gelirdi ki, Oscar Wilde, temsil etmekle görevlendirildiğine inanmıştı. İncil, bir Pagan olan Wilde'ın kafasını meşgul eder, içini kemirir, İncil'i, mucizeleri yüzünden affedemezdi. Paganlıkta mucize, sanat eseridir; Hristiyanlık bu sınırı aşıyordu. Sanatta sağlam her gerçekdışı şey, hayatta inançlı bir gerçeklik gerektirir. Wilde'ın en ustaca öyküleri, en düşündürücü hicivleri, bu iki ahlakı, yani Pagan natüralizmi ile Hristiyan idealizmini karşılaştırmak ve Hristiyan idealizmini anlamsızlaştırmak amacını taşırdı. "İsa, Nasıra'ya dönmek istediğinde" diye anlatırdı... "Nasıra o kadar değişmiş ki, kentini tanıyamamış. Onun yaşadığı Nasıra, ağıtlarla ve gözyaşlarıyla doluymuş; oysa bu yeni kentte kahkahalar ve şarkılar varmış hep. İsa kente girdiğinde çiçeklerle yüklü kölelerin beyaz mermerden bir evin mermer basamaklarına doğru koşuşturduğunu görmüş. İsa eve girmiş, donuk akik rengi bir salonun dibinde, lal rengi örtülere uzanmış bir adam görmüş; dağınık saçları kırmızı güllerle iç içe, dudakları şaraptan kıpkırmızıymış. İsa adama yaklaşmış, omzuna dokunup sormuş: Niçin böyle yaşıyorsun? Adam dönmüş, İsa'yı tanımış ve yanıtlamış: Ben cüzzamlıydım, beni iyileştirdin. Niçin başka türlü yaşayayım? İsa o evden çıkmış. Sokakta, yüzü, elbiseleri boyalı, ayakları incilerle süslü bir kadın görmüş; kadının arkasında, iki renk giysili, gözleri arzuyla dolu bir erkek yürüyormuş. İsa adama yaklaşmış, omzuna dokunup sormuş: Neden bu kadını izliyor, öyle bakıyorsun ona? Adam dönmüş, İsa'yı tanımış ve yanıtlamış: Ben kördüm, gözlerimi açtın. Gözlerimle başka ne yapabilirim ki? Bunun üzerine İsa, kadına yaklaşmış, Bu tuttuğun yol günah yoludur, niçin tuttun bu yolu? diye sormuş. Kadın İsa'yı tanımış, gülerek yanıtlamış: Tuttuğum yol keyifli; üstelik sen bütün günahlarımı affetmiştin. O zaman İsa'nın yüreği kederle dolmuş, bu kentten ayrılmak istemiş. Ama çıkarken, kenti çevreleyen hendeklerin dibinde, oturmuş ağlayan bir delikanlı görmüş. İsa ona yaklaşıp kıvırcık saçlarına dokunmuş, Dostum, niçin ağlıyorsun? diye sormuş. Lazar doğrulup bakmış, İsa'yı tanımış ve yanıtlamış: Ben ölüydüm, beni dirilttin. Hayatımı başka ne yapayım isterdin?" Bir başka gün de, Wilde, şöyle başladı söze: "Size bir sır vereyim mi?" Heredia'nın evindeydik, kalabalık salonun ortasında beni bir kenara çekmişti. "Bir sır... ama kimseye söylemeyeceğinize söz verin... İsa niçin annesini sevmezdi, biliyor musunuz?" Bunu kulağıma, fısıltıyla, utanır gibi söyledi. Sonra kısa bir ara verdi, kolumu tuttu, arkaya çekildi ve bir kahkaha patlatarak birden, "Bâkire olduğu için!" dedi. İzninizle son bir öykü daha aktaracağım, en tuhaf, aklı tökezletecek hikâyelerden biri; Wilde'ın yarattığı belli belirsiz çelişkiyi anlayabilen anlasın. "Sonra Tanrının mahkemesinde büyük bir sessizlik olmuş. Günahkârın ruhu, çırılçıplak çıkmış Tanrının karşısına. Tanrı, günahkârın hayatının yazılı olduğu defteri açmış: "Hayatının çok kötü olduğu kesin" demiş. "İşlediğin günahlar: (burada Wilde, dâhiyane, harika bir günah listesi sıraladı)" "Bütün bunları yaptığına göre, seni kesinlikle cehenneme göndereceğim." "Cehenneme gönderemezsin beni!" "Niye gönderemezmişim cehenneme?" "Çünkü hayatım boyunca orada yaşadım." Bunun üzerine, Tanrının mahkemesinde büyük bir sessizlik olmuş. "Ne yapalım! Cehenneme gönderemediğime göre seni cennete göndereceğim." "Cennete gönderemezsin beni!" "Niçin gönderemeyeyim cennete?" "Çünkü onu hiç hayal edemedim." Ve Tanrının mahkemesinde büyük bir sessizlik olmuş." Bir sabah, Wilde, okuyayım diye bir yazı uzattı bana... Oldukça kaba bir eleştirmen, "düşüncesini allayıp pullamak üzere güzel masallar uydurmayı bildiği için" kutluyordu onu. "Sanıyorlar ki" dedi Wilde, "Bütün düşünceler çıplak doğar." "Benim ancak masallarla düşünebildiğimi anlamıyorlar. Heykeltraş düşüncesini mermere aktarmaya çalışmaz; doğrudan mermerle düşünür. Yalnızca tunçla düşünebilen bir adam varmış. Günün birinde bu adamın aklına bir fikir gelmiş; mutluluk, bir anlık mutluluk fikri... Bu düşüncesini anlatma gereği duymuş. Ama insanlar hepsini tükettiğinden, yeryüzünde hiç tunç yokmuş. Adam düşüncesini anlatmazsa delireceğini hissetmiş. Karısının mezarı üzerindeki bir tunç parçasını, karısının, hayatta sevdiği tek kadının mezarını süslemek için yaptığı bir heykeli düşünüyormuş; kederin, ömür boyu süren kederin heykeliymiş bu... Ve adam, düşüncesini anlatmazsa delireceğini hissetmiş. Bunun üzerine kederin, ömür boyu süren kederin heykelini alıp kırmış, eritmiş ve bu tunçla mutluluğun, bir anlık mutluluğun heykelini yapmış." Wilde, "sanatçının yazgısı" diye bir şeye inanır, düşüncenin insandan güçlü olduğunu düşünürdü... "İki tür sanatçı vardır" derdi... "Bazı sanatçılar yanıtlar, ötekiler de soru sorar. Yanıtlayan sanatçılardan mı, yoksa soru soran sanatçılardan mı olduğunu bilmeli insan; çünkü yanıtı veren, asla soruyu soran değildir. Bazı eserler bekler, uzun süre boyunca anlaşılmazlar; bunlar henüz sorulmamış sorulara yanıt getirenlerdir; sorunun yanıttan çok sonra geldiğine rastlarız sık sık." Devam ederdi: "Ruh bedenin içinde yaşlı doğar; beden de ruhu gençleştirmek için yaşlanır zaten... Platon, Sokrates'in gençliğidir."
  2. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur. (Voltaire) İyiliği tanımak, tanımlamaktan kolaydır. (W.H. Auden) Bir şeyin ilginçleşmesi için ona uzun süre bakmak yeter. (Gustave Flaubert) İnsanın kendine vurulması, ömür boyu sürecek bir aşkın başlangıcıdır. (Oscar Wilde) İnsan, sevilmek için birçok şey yapar; ama kıskanılmak için yapmayacağı şey yoktur. (Mark Twain) Yaşarken yalnızca kendine iyiliği dokunanın, öldüğünde tüm dünyaya iyiliği dokunur. (Tertullianus) Ömrün kısa olmasına üzülürüz de, ömrümüzün her döneminin bir an önce son bulmasını isteriz. (Joseph Addison) Yasaklanan ya da sansür edilen her sözcük, yeryüzünün dört bir yanında yankılanır durur. (Ralph Waldo Emerson) İki gerçek birbiriyle asla çelişmez. (Galileo Galilei) Kötüler, iyilerin akıllı olabileceğini gördüklerinde hep şaşırırlar. (Marquis de Vauvenargues) Liderliğin işlevi, daha çok takipçi değil, daha çok lider yetiştirmektir. (Ralph Nader) En güç tavsiye yazısı, tanıdık için yazılandır. (Kin Hubbard) İnsanın karakterini, hiçbir şey, gücendiği şaka kadar açık seçik ortaya koyamaz. (Georg Lichtenberg) Zenginin esprisi her zaman komiktir. (Thomas Edward Brown) İnsanlar korktuklarına karşı, sevdiklerinden daha hoşgörülüdürler. (Edgar Watson Howe) Bizimle aynı fikirde olmayanlara karşı, ancak bizden zayıfsalar, hoşgörülüyüzdür. (David Grayson) Hoşgörü, kayıtsızlığın bir başka adından başka bir şey değildir. (W. Somerset Maugham) Hoşgörü adına, hoşgörüsüzleri hoş görmeme hakkını görebiliriz kendimizde. (Karl Popper) Hayalperest, gerçeği kendinden gizler; yalancı ise yalnızca başkalarından. (Friedrich Nietzsche) Sakın bir özrü, mazeretle mahvetmeyin. (Kimberly Johnson) Mazeret ne kadar uzunsa, gerçekliği o kadar azdır. (Robert Half) Sabırlı adamın öfkesinden kork! (John Dryden) Hayatın fazla ciddiye alınmaması gerekiyorsa, o zaman ölüm de ciddiye alınmasın. (Samuel Butler) Anlamaya başlamanın ilk belirtilerinden biri, ölme isteğidir. (Franz Kafka) Övülmeyi reddetmenin altında, iki kez övülme isteği yatar. (François de La Rochefoucauld) Kendinden çok şey bekleyen insan, başkalarından da çok şey bekler. (Andre Gide) Yaptıklarından pişman olan, kendi kendini cezalandırır. (Publilius Syrus) Politikada, doğru tarafta yer alıp kaybetmeniz gereken zamanlar da olur. (J.K. Galbraith) Nevroz, sakladığınızı bilmediğiniz bir sırdır. (Kenneth Tynan) Bir kere satılan vicdan, iki kere de satılır. (Norbert Wiener) Sır saklamak isteyen, sır sahibi olduğunu saklamalı. (Johann Wolfgang von Goethe) Birinin bir sırrı olduğunu bilmek, o sırrı bilmenin yarısıdır. (Henry Ward Beecher) Uyumak, sanıldığı kadar kolay bir iş değildir; onun uğruna bütün gün uyanık kalmanız gerekir. (Friedrich Nietzsche) Suikast, sansürün en aşırı biçimidir. (George Bernard Shaw) İnsanların size karşı olmaları diye bir şey yoktur. Onlar, kendilerinden yanadırlar, o kadar. (G. Fowler) Bir insan, haklı olduğundan en küçük bir kuşku duymuyorsa, ondan daha korkuncu yoktur. (Laurens van der Post) Senden önce gelenlerden ibret al ama senden sonra gelenlere ibret olma. (Sokrates) Bir seçim yapmanız gerekiyor da, yapmıyorsanız, bu da bir seçimdir. (William James) Yolun götürdüğü yere gitme; yolu olmayan yere git ve ardında bir iz bırak. (Ralph Waldo Emerson) Nereye gittiğini bilmiyorsan, her yol seni oraya götürebilir. (Lewis Carroll) Neyin gereğinden fazla olduğunu bilmeden, neyin yeterli olacağını asla bilemezsiniz. (William Blake) Hayatın bütün esrarını çözdüğün vakit, ölümü arzularsın. Çünkü o da hayatın sırlarından biridir. (Halil Cibran) Cahiller, sanat ve doğanın birçok sırrını, büyülü sanırlar. (Francis Bacon) Ne kadar sık yanlış anlaşıldığımız bilinse, kimse fazla konuşmazdı bu âlemde. (Johann Wolfgang von Goethe) Bir insanı, verdiği yanıtlardan çok, sorduğu sorularla değerlendirin. (Voltaire) İnsanı aydınlatan, cevap değil, sorudur. (Eugene Ionesco) Bilmediğiniz bir şeyi sormak için bile, birçok şeyi öğrenmiş olmanız gerekir. (Jean-Jacques Rousseau) Güce duyulan şehvet, tüm tutkuların en kötüsüdür. (Publius Cornelius Tacitus) Büyük olmanın en hoş yanlarından biri, küçük düşünme lüksüne sahip olmaktır. (Marshall McLuhan) Tembellik o kadar ağır ilerler ki, yoksulluk çabucak yetişir ona. (Benjamin Franklin) Tüccarın vatanı yoktur. (Thomas Jefferson) Tüccar, dürüstlüğü bile para getirsin diye kullanır. (Charles Baudelaire) Herkes, bir şey satarak yaşar. (Robert Louis Stevenson) Zengin bir toplumda, lüks ve ihtiyaç arasında kesin bir ayrım yapılamaz. (J.K. Galbraith) Şöhretin her türlüsü tehlikelidir: İyisi, kıskançlık getirir; kötüsü ise utanç. (Thomas Fuller) Hatiplikte amaç, gerçekleri söylemek değil, inandırmaktır. (Thomas Babington Macaulay) Ülkesi için yalan söylemek, herkesin yurtseverlik görevidir. (Alfred Adler) Herkes uzun yaşamak ister, ama hiç kimse yaşlanmak istemez. (Jonathan Swift) Yenilgi, başarısızlıkların en kötüsü değildir. Asıl başarısızlık, hiç denememiş olmaktır. (George E. Woodberry) Yeterince uzun yaşarsanız, bütün zaferlerin yenilgiye dönüştüğünü görürsünüz. (Simone de Beauvoir) Birçok yenilgiye uğrayabiliriz; önemli olan, yenik düşmemektir. (Maya Angelou) Bir şiir, hiçbir zaman bitmez, yalnızca terk edilir. (Paul Valery) Sanat ve edebiyatta, yeni bir akımın canlılığı, uyandırdığı öfkeyle ölçülebilir. (Logan Pearsall Smith) Güzellik, fazlalıklardan arınmışlıktır. (Michelangelo) Yeteneği gizlemeyi bilmek de, büyük yetenek ister. (François de La Rochefoucauld) Deha, kafandakini gerçeğe dönüştürme yeteneğidir. (F. Scott Fitzgerald) Zafer, doğası gereği, küstah ve kibirlidir. (Marcus Tullius Cicero) Zafer, acımasız olmadan edemez. (Jose Ortega y Gasset) Zaman, Doğa'nın her şeyin aynı anda olmasını önleme biçimidir. (Woody Allen) Zenginin alçakgönüllü, alçakgönüllünün de zengin olması zordur. (Epiktetos) Diktatörler bahane aramaz. (Edmund Burke) Bireyselliği ezen her şey, hangi ad altında olursa olsun, despotizmdir. (John Stuart Mill) Herkes kendi kapısının önünü süpürse, tüm dünya tertemiz olurdu. (Johann Wolfgang von Goethe) Keşfin önündeki en büyük engel cehalet değil, bilgi yanılsamasıdır. (Daniel J. Boorstin) Zorbalık, her zaman, özgürlükten daha örgütlüdür. (Charles Peguy) Bir insan kendine süngülerden bir taht kurabilir, ama o tahta oturamaz. (William Ralph Inge) İnsanları daha az, fikirleri daha çok merak edin. (Marie Curie) Merakın günaha dönüştüğü bir an mutlaka gelir. (Anatole France) Bu dünya, düşünenler için bir komedi, hissedenler içinse bir trajedi. (Horace Walpole) Bazen, yaşamak bile cesurca bir eylemdir. (Seneca) İnsan ya düşündüğü gibi yaşamalı ya da nasıl yaşadığını düşünmeyi bırakmalıdır. (Paul Bourget) Bu kadar alçakgönüllü olma. Henüz o kadar büyük değilsin. (Golda Meir)
  3. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Neyzen Tevfik'in üstadı, hiciv ustası Şair Eşref (1846-1912)'ten insanı güldüren bir dörtlük: Ben s..imle oynarım, çünkü babam da oynamış, Çıkmadım meydana ben cennetteki Tûbâ gibi, Belki etmezdi bu eğlence babamdan intikal, Ben de doğsaydım n'olurdu Hazret-i İsa gibi!
  4. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    ANLAR Eğer yeniden başlayabilseydim hayata, ikincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar, çok az şeyi ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla, daha çok riske girerdim. Seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim birçok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye... Gerçek sorunlarım olurdu, hayalî olanların yerine... Hayatın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben. Elbette mutlu anlarım oldu ama, yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten... Anlar, sadece anlar... Siz de anı yaşayın... Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardandım ben. Eğer yeniden başlayabilseydim, hiçbir şey taşımazdım. Eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım, ve sonbahar bitene kadar, yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım. Bir şansım daha olsaydı eğer... Ama işte 85'imdeyim ve biliyorum, Ölüyorum... Not: Bu şiir, birçok yerde, Arjantinli yazar Jorge Luis Borges (1899-1986)'e ait olarak geçmektedir. Ancak, internette, bu şiirin aslında Borges'e ait olmadığına dair ciddi iddialar da bulunmaktadır.
  5. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Bazı özlü sözler o denli benzersiz bir etki bırakır ki, insanda söylenecek başka söz kalmadığı duygusu uyandırır. (Jean Rostand) Gerçeği arayanlara inanın, gerçeği bulanlardan kuşkulanın. (Andre Gide) Gerçekler hayal değildir, ama hayaller gerçek olabilir. (Jorge Luis Borges) Mükemmel bir 'ilk izlenim' bırakmak için asla ikinci bir şansın olmayacak. (Will Rogers) En iyi oyunculuğu, Oscar gecesinde ödül alamayan oyuncuların yüzlerinde görürsünüz. (Will Rogers) Başka birisinin başına geldiği sürece, her şey eğlencelidir. (Will Rogers) Yetenekli olmak iyi bir şeydir, ama asıl iş, başkalarının yeteneğini keşfetme yeteneğine sahip olmaktır. (Elbert Hubbard) Yoksullar bilmezler ki, hayattaki işlevleri, cömertliğimizi uygulamamızı sağlamalarıdır. (Jean-Paul Sartre) İyi giyinmiş olma duygusu, insana dinin bile sağlayamayacağı bir huzur verir. (C.F. Forbes) Biri size "gerçekçi bir karar" alacağını söylerse, kötü bir şey yapacağını hemen anlayın. (Mary McCarthy) Yazmayı öğrenmek, her şeyden önce, düşünmeyi öğrenmektir. (Amie Suche) Bir tek yazardan aşırırsan, çalıntı olur; pek çok yazardan aşırırsan, araştırma. (Wilson Mizner) İtidal şudur: Diğer seçenek dert ise; dertten kaçınmak. (Jonathan Meades) Sonuç; insanın düşünmekten yorulduğu ana verilen addır. (Arthur Block) İhanet, kazananların kaybedenleri asmak için gösterdikleri bir bahanedir. (Thomas Carlyle) Tecrübe, bir hatayı tekrarladığınız zaman onu tanımanızı sağlayan muhteşem şeydir. (Franklin P. Jones) Bencillerin hoş yanı, başkaları hakkında konuşmamalarıdır. (Lucille S. Harper) Çölü güzel kılan şey, bir yerlerde bir kuyu saklıyor olmasıdır. (Antoine de Saint-Exupery) Akıl, kendine boyun eğer; cehalet ise kendisine dayatılan her şeye. (Thomas Paine) Herkesi memnun etmeye kalkan, hiç kimseyi memnun edemez. (Aisopos) Cezayı çekmek, cezayı hak etmiş olmaktan daha önemsizdir. (Ovidius) Az anlamak, ters anlamaktan iyidir. (Anatole France) Doğru söz etkili olabilir, ama hiçbir söz, yerinde ve zamanında bir susuş kadar etkili olamaz. (Mark Twain) İnsan, kıyıyı çok uzun bir süre görmemeyi göze almadıkça, yeni ülkeler keşfedemez. (Andre Gide) Küçük beyinler kişileri, orta beyinler olayları, büyük beyinler ise fikirleri konuşur. (Hyman G. Rickover) Bu dünyada ölüm ve vergiler dışında hiçbir şey kesin değil. (Benjamin Franklin) Evlilik, erkeklerin özgürlüklerini, kadınların da mutluluklarını ortaya koydukları bir kumardır. (Madame de Rieux) Çirkinlik kalıcı olduğu için, bir anlamda güzellikten üstündür. (Serge Gainsbourg) Her şey zehirdir, mühim olan dozdur. (hekim, simyacı ve kimyager Paracelsus) Anlaşılmak, bir lükstür. (Ralph Waldo Emerson) Hayat, biz gelecek için planlar yaparken başımızdan geçenlerdir. (John Lennon) Namuslu birisini aldatmak kadar kolay bir şey yoktur. (Jean de La Fontaine) Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler. (Wieslaw Brudzinski) İnsanlar doğar ve ölür. Bazı insanlar ise, doğar, yaşar ve ölür. (Wieslaw Brudzinski) Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur. (Oscar Wilde) Dost, önden bıçaklar. (Oscar Wilde) Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır. (William Blake) Aldanmanın hası, kendini başkalarından kurnaz sanmaktır. (François de La Rochefoucauld) "Bağışlasam da unutmam" demek, "Bağışlamam" demenin başka bir yoludur. (Henry Ward Beecher) Hatırlanmasında fayda varsa, kimse unutulmaz. (Benjamin Disraeli) Düşmanlarım, aldatılmış kardeşlerimdir. (Pythagoras) Dünyadaki sorunların çoğu, önemli olmak isteyen insanlardan kaynaklanıyor. (T.S. Eliot) Böyle iyi bildiğim başka biri olsa, kendim hakkında bu kadar çok konuşmazdım. (Henry David Thoreau) Başkalarına ilişkin görüşümüz, kendimize ilişkin görüşümüz kadar değişken değildir. (Marquis de Vauvenargues) Pek az şey bilen, onu sık sık tekrarlar. (Thomas Fuller) Cahilin soru sorduğu görülmemiştir. (Benjamin Franklin) İnsanoğlu merak etmeye bayılır; bilim dediğimiz şeyin özü budur. (Ralph Waldo Emerson) Depremin ertesi günü, jeoloji öğreniriz. (Ralph Waldo Emerson) Cehalet saadet olsa, dünyada çok daha fazla mutlu insan olurdu. (Victor Cousin) İşinizin yerine yaptığınız şey, gerçek işinizdir. (Roger Ebert) En boşa gitmiş gün, insanın hiç gülmediği gündür. (Nicolas Chamfort) Aptal, her zaman kendisine hayran olacak daha büyük bir aptal bulur. (Nicolas Boileau-Despreaux) Bir aptalı, güzel giysiler gizleyebilir, ama aptalca sözler mutlaka ele verir. (Aisopos) Bir şeye dikkati vermenin ödülü, karşılığında haz alma ihtimalidir. (Julia Margaret Cameron) Bana neye önem verdiğini söyle; sana kim olduğunu söyleyeyim. (Jose Ortega y Gasset) Nasıl yapacağımızı düşünmekten vazgeçmediğimiz sürece, hiçbir şeyi doğru dürüst yapamayız. (William Hazlitt) Kötü niyetle söylenmiş bir doğru, uydurabileceğiniz tüm yalanları alt eder. (William Blake) Adalet ve kuvvet bir araya getirilmeli; öyle ki, adil olan kuvvetli, kuvvetli olan da adil olabilsin. (Blaise Pascal) Deha, ne yapması gerekiyorsa onu yapar; yetenek, ne yapabiliyorsa onu. (Owen Meredith) Doğruyu söyle ama hemen orayı terk et. (Sloven Atasözü) İsyan için yüzlerce kılıç gereklidir, ihanet için tek bir hançer yeterlidir. (Thomas Fuller) İnsanım, insanca olan hiçbir şey bana yabancı olamaz. (Publius Terentius Afer) Senden daha zeki insanları işe alırsan, onlardan daha zeki olduğunu ispat etmiş olursun. (R.H. Grant) Büyük bir hayali gerçekleştirmek için, her şeyden önce büyük bir hayalinizin olması gerekir. (Dr. Hans Selye) Bir ülke, halkının en fakir kişisi kadar fakir, en okumamış insanı kadar cahildir. (Golda Meir) Hayatın sırrı, dürüstlük ve adalettir. Eğer inanmasan bile bunu uygularsan, başardın demektir. (Groucho Marx) Yanlış yola girdiğinde, hızlandıkça daha da kaybolursun. (Denis Diderot) Gökyüzü gibi şu çocukluk: Hiçbir yere gitmiyor. (Edip Cansever) Zengin denizciler, yoksul çobanları sevindiren yağmura küfrederler. (Edmund Waller) En çok düşündüğümüz şeyler hakkında en az konuşmamız ne tuhaf değil mi? (Charles A. Lindbergh) Çocuklar sevgi isterler; özellikle de hak etmedikleri zamanlarda. (Harold S. Hubert) Hiçbir meclis kararında eğlenceye gönderme yoktur. (A.P. Herbert) Aşırı duygusal insan, bedelini ödemeksizin, bir duygunun verdiği lükse sahip olmayı arzulayan kişidir. (Oscar Wilde) Vasat insan, öyle olmadığını düşünür. (Larry Lorenzoni) Bir eylem insanı gibi düşün; bir düşünce insanı gibi eyleme geç. (Henri Bergson) Aptallık ile deha arasındaki fark, dehanın sınırlarının olmasıdır. (Albert Einstein) Her şeyinle eşsiz olduğunu sakın unutma. Tıpkı diğer herkes gibi. (Margaret Mead) Hepimiz cömertliğimizle tanınmak isteriz ve bunu ucuza getirmenin yollarını ararız. (Mignon McLaughlin) Karakterli olmak, kimsenin bakmadığı sırada doğruyu yapmaktır. (J.C. Watts) Gerçek maceranın özelliği, yaşandığı sırada hiç eğlenceli olmamasıdır. (Kim Stanley Robinson) Eskilerin ayak izinden gitme; aradıkları şeyin peşinden git. (Basho) Yetenek maçı kazandırır ama zeka ve takım-oyunu şampiyonluğu getirir. (basketbol efsanesi Michael Jordan)
  6. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Ortaya yeni sorular, yeni olasılıklar atmak, eski sorunlara yeni bir açıdan bakmak, yaratıcı bir düş gücü gerektirir ve bilimde gerçek bir ilerleme sağlar. (Albert Einstein) Başkalarının tecrübelerinden öğrenmek gibi eşsiz bir beceriye sahip olan insan, bunu yapma konusundaki gönülsüzlüğüyle de benzersizdir. (Douglas Adams) Bir insan, geçmişte yaptığı hataları kabullenmekten asla utanmamalıdır; bu, onun, geçmiştekinden daha akıllı olduğunu gösterir yalnızca. (Jonathan Swift) Yeterli derecede eğitime sahip olmalısın ki, etrafındaki insanları lüzumundan fazla büyük görmeyesin; fakat bilge olacak kadar da eğitim görmüş olmalısın ki, onları küçük görmeyesin. (M.L. Boren) İnsan kimi zaman, az parası olmasına karşın, çok parası olduğu zamankinden daha cömert davranır. Belki de az parası var diye düşünüleceğinden korktuğu için. (Benjamin Franklin) Yetenek, başkalarının ulaşamadığı hedefi vuran nişancı gibidir; dâhi ise, başkalarının göremediği hedefi vuran bir nişancı. (Arthur Schopenhauer) İnsanın değerini, varlığı değil yokluğu gösterir ki; yokluğu bir şey değiştirmeyenin, varlığı da gereksizdir. (Fyodor Dostoyevski) Herkes konuşmadan önce düşünmek zorunda olsa, kulakları sağır eden bir sessizliğe maruz kalırdık. (George Barzan) Büyük liderlerin hemen hepsi, tartışma, çekişme ve şüpheyi es geçerek, herkesin anlayabileceği bir çözüm sunabilen, basite indirgemede başarılı kişilerdir. (Colin Powell) Büyük lider denen kişinin, insanlara yapmak istemedikleri şeyi yaptırıp, onu sevdiren kişi olduğunu öğrendim. (Harry S. Truman) Tek bir koyunun yönettiği yüz aslanlık orduya kıyasla, tek bir aslanın yönettiği yüz koyunluk ordudan daha çok korkarım. (Charles-Maurice de Talleyrand) Egoizm, ahmağın teki olmanın getirdiği acıyı hafifletmek için iyi yürekli doğa tarafından verilen uyuşturucudur. (Bellamy Brooks) Düşmanıyla dostu el ele verdi mi, yüreğinden vururlar adamı: biri iftira atar, öbürü de haberini getirir iftiranın. (Mark Twain) Bir şeyi prensipte kabul ettiğinizi söylediğinizde, onu uygulamaya koymaya hiç niyetiniz olmadığını kastedersiniz. (Otto von Bismarck) Hiçbir şey için "benimdir" deme. Sadece de ki: "yanımdadır"... Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur ne de keder daima seninle kalmaz... (D.H. Lawrence) İnsan beyni iki zıt düşünceyi aynı anda bünyesinde barındıramaz. O nedenle, eğer olumlu düşünürsen, olumsuz düşünceler beyninde barınmayacaktır. (Aristoteles) Evrenin güçleri karşısındaki küçüklüğümüzü ve güçsüzlüğümüzü kavradıkça, insanların bugüne kadar başardıkları daha da şaşırtır bizi. (Bertrand Russell) Hayata yeniden başlayacak olsaydım, aynı hayatı yaşamak isterdim. Yalnız, gözlerimi biraz daha fazla açardım. (Jules Renard) Hayatta amaçlanacak iki şey vardır: birincisi, istediğini elde etmek; ikincisi de, onun tadını çıkarmak. İkincisine yalnızca insanların en akıllıları erişir. (Logan Pearsall Smith) İnsan yalnızca kişisel yaşamında bir birey olarak yaşamaz; aynı zamanda, bilinçli ya da bilinçsiz, kendi döneminin ve kendi çağdaşlarının yaşamını da yaşar. (Thomas Mann) Bir insanın alışamayacağı hiçbir yaşam koşulu yoktur. Özellikle de o koşulların çevresindeki herkes tarafından kabullenildiğini görüyorsa. (Lev Tolstoy) 10 dakikalık konuşma yapacak olsam, 1 hafta hazırlanmam gerekir. 15 dakikalık konuşma için 3 gün, yarım saatlik konuşma için 2 gün hazırlanmalıyım. 1 saatlik konuşma içinse şu an hazırım. (Woodrow Wilson) Bu mektubu normalden uzun tuttum; çünkü daha kısa yazacak vaktim yoktu. (Blaise Pascal) İyi bir vaazın sırrı, iyi bir girişi ile iyi bir sonunun olması ve bu ikisinin arasının birbirine olabildiğince yakın olmasıdır. (George Burns) Geceleri bazen gözüm açık uzanıp, "Nerede hata yaptım?" diye düşünüyorum. Sonra bir ses bana, "Bu öyle bir gecede hallolacak mesele değil" diyor. (Charles M. Shulz) Yozlaşma, kullanılması güç bir sözcük, çünkü eleştirmenlerin, anlayamadıkları ya da kendi ahlak anlayışlarına ters düştüğünü düşündükleri her şey için kullandıkları bir sövgü olup çıktı. (Ernest Hemingway) Bir köpek, kucağınıza atlarsa, sizi sevdiğindendir; aynı şeyi bir kedi yaparsa, kucağınız sıcak olduğu içindir. (A.N. Whitehead) Kediler köpeklerden daha akıllıdır. Asla 8 tane kediye, karda kızak çektiremezsiniz. (Jeff Valdez) İnsanın edebi gücünü test etmek için, ibare yazdırmak gerektiğini söylerler. Bana sorsalar, "Bir kediye isim koyabiliyor muymuş, onu söyleyin" derim. (Samuel Butler) Köpeğin bakış açısından, sahibi, uzun boylu ve anormal kurnaz bir köpektir. (Mabel L. Robinson)
  7. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    İnsan yüzünü kim daha doğru görür: Fotoğrafçı mı, ayna mı, yoksa ressam mı? (Pablo Picasso) O suratlar ki, hem birbirine benzer, hem de birbirlerinden apayrı!.. Hepsinde göz, kulak, burun falan filan var ama, parmak izleri kadar apayrı insan yüzleri, insan çeşitleri... (Abidin Dino) İnsanoğlu salt yüzdür, desek... Yüzler konuşuyor, yüzler gülüyor, yüzler ağlıyor... Dünya, insan yüzleri dünyasıdır. (Yaşar Kemal) Eğer iki insan her konuda anlaşıyorsa, emin olabilirsiniz ki, düşünen, yalnızca bir tanesidir. (Lyndon Baines Johnson) İyilik yapma eğilimi, insan doğasının derinliklerinde yer etmiştir; o kadar ki, insanlara yönelmezse mutlaka başka canlılara yönelir. (Francis Bacon) İnsanlık dışı bir harekette bulunmak üzere olan kişinin, "Ne de olsa insanım" bahanesine sığınması kaçınılmazdır. (Sydney J. Harris) Verdiği yanıtlardan bir insanın ne kadar kurnaz olduğunu; sorduğu sorulardan da ne kadar akıllı olduğunu anlarsınız. (Necip Mahfuz) Ulusal nefret, tuhaf bir şeydir. Ulusal nefretin en güçlü ve en şiddetlisine, her zaman, kültürün en düşük düzeyde olduğu yerlerde rastlanır. (Johann Wolfgang von Goethe) Birinden, bir ulustan ya da bir inançtan nefret etmeden mutlu olabilen pek az insan vardır. (Bertrand Russell) İnsan, kendi kimliğiyle konuşurken pek az kendisi gibidir; ancak ona bir maske verildiğinde gerçeği anlatır. (Oscar Wilde) Yaşlandığımda muhafazakâr olurum korkusuyla, gençliğimde radikal olmayı bir türlü göze alamadım. (Robert Frost) İnsan yaşlanmayagörsün, dünyanın her geçen gün biraz daha yoldan çıktığından dem vurmaya, yeni kuşakların terbiyesizliği ve küstahlığından yakınmaya başlar. (Samuel Johnson) Hiç hatamız olmasaydı, başkalarının hatalarını görmekten bu kadar büyük bir zevk almazdık. (François de La Rochefoucauld) Küçük kusurlarımızı itiraf edişimiz, büyük kusurlarımız olmadığına herkesi inandırmak içindir. (François de La Rochefoucauld) İnsanlar birbirlerini yanlış anladıkları için anlaşabiliyorlar, kazara birbirlerini doğru anlasalardı asla anlaşamazlardı. (Charles Baudelaire) Her şeye hak ettiği ismiyle hitap eden bir adam olsa, ortak düşman ilan edilip sokakta yürüyemezdi. (George Savile, I. Halifax Markisi) Aslında birbirimizle konuştuğumuz falan yok; gazete ve dergileri rastgele okurken edindiğimiz bilgi ve görüşlerle birbirimizi pataklayıp duruyoruz. (Henry Miller) İnsanların fikirlerinizi çalmasından endişe etmeyin. Fikirleriniz gerçekten iyiyse, zaten kolay kolay sindiremezler. (Howard Aiken) Mizahın gizil (potansiyel) kaynağı neşe değil, hüzündür. Cennette mizah yoktur. (Mark Twain) Yeni Ahit'te tek bir şaka yok. Sırf bu gerçek bile herhangi bir kitabı geçersiz kılar. (Friedrich Nietzsche) Fizikte gerçek, nadiren gözler önüne serilidir ki, aynı şey insan ilişkileri için de her zaman geçerlidir. Dolayısıyla, etrafı belirsizlikle çevrili olmayan hiçbir şey gerçek olamaz. (Richard Feynman) İyimser, olabilecek en güzel dünyada yaşadığımızı söyler; karamsar, bunun doğru olmasından korkar. (James Branch Cabell) Doğrusunu söylemek gerekirse, başkalarının ne demek istediklerini anlamak zorundayız; düşüncelerimizin değerini öğrenebilmek için, onların başka zihinlerdeki etkisini ölçüp sınamamız gerekir. (William Hazlitt) Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız, ya okunmaya değer şeyler yazın ya da yazılmaya değer şeyler yapın. (Benjamin Franklin) Dünyada hakkınızda konuşulmasından daha kötü bir tek şey vardır: hakkınızda konuşulmaması... (Oscar Wilde) İltifat edilmesinden nefret ettiğini iddia edenler, kendilerinden "övgüden nefret eder" diye söz edildiğinde, kaçınılmaz olarak yine iltifat görmüş olurlar. (Charles Caleb Colton) Sohbette başarı, kendinizin nüktedan olmanızdan çok, karşınızdakinin nüktedanlığını ortaya çıkarmanıza bağlıdır; sizinle sohbet ettikten sonra kendinden ve kendi nüktedanlığından memnun kalan kişi, sizden de son derece memnun kalmış demektir. (Jean de La Bruyere)
  8. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    - 13 tane çocuğum var ve benim için hiç yük değil. Kocamı çok seviyorum çünkü. - Hanımefendi, ben de puromu seviyorum, ama arada bir ağzımdan çıkarıyorum! (Groucho Marx) - Evlendikten sonra karşına güzel bir kız çıkınca beni unutup gitmenden çok korkuyorum. - Aptal olma! Haftada iki kez yazarım sana. (Groucho Marx)
  9. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Bir sürü insan, birine âşık olduğunda bunu nasıl anlayabileceğini bilmek ister. Kendinize sorun: "Bu kişinin beni malî açıdan yok etmesini umursar mıyım?" (Ronnie Shakes) Bankamatik kartınızın şifresini paylaşmaya başladığınızda, âşık olmuşsunuzdur. (Elayne Boosler) Erkek iki şey ister: tehlike ve oyun. Onun için de, en tehlikeli oyuncak olan kadına âşık olur. (Friedrich Nietzsche) Kadınlar duyduklarına âşık olur, erkekler ise gördüklerine. O yüzden kadınlar makyaj yapar, erkekler ise yalan söyler. (Cemal Safi) Âşıkların öfkesi, aşklarını tazeler. (Terentius) En uzun süren aşk, karşılıksız aşktır. (W. Somerset Maugham) Âşık olmak, yanılabilir bir tanrısı olan bir din yaratmaktır. (Jorge Luis Borges) Aşk, iki kişinin birbirine bakması değil, iki kişinin birlikte aynı yöne bakmasıdır. (Antoine de Saint-Exupery) Bir aşkı, bir de öksürüğü gizleyemezsin. (Walther) Birlikte gülüyorsanız mutluluktur, birlikte ağlıyorsanız dostluktur; ama birlikte susuyorsanız bu aşktır. (Gabriel Garcia Marquez) Sevmek, mutluluğumuzu bir başkasının mutluluğuna bağlamaktır. (Gottfreid Leibniz) Bazen birinin yokluğuna o kadar alışırsınız ki, başka birinin gelip o boşluğu doldurmasından korkarsınız. (Honore de Balzac) Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır. (Halil Cibran) İnsanların birbirlerini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır. (Fyodor Dostoyevski) Sevişmek, gerilimi hafifletir. Aşk ise gerilimin sebebidir. (Woody Allen) Belki de insan, sevilmediğinden değil, sevgisine layık biri olmadığından yalnızdır. (Aldous Huxley) Tanımadan nefret edebileceğiniz tek kişi; âşık olduğunuz kişinin, âşık olduğu kişidir. (Aldous Huxley) Erkekler bir kadının ilk sevgilisi olmak isterler; kadınlar ise bir erkeğin son sevgilisi. (Oscar Wilde)
  10. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Eğer bir adam, eşine nedensiz yere bir hediye almışsa, kesin bir nedeni vardır. (Molly McGee) Evliliklerin yüzde ellisinin boşanmayla bitmesi üzücü bir gerçek... Ama diğer yarısı da ölümle bitiyor. Şanslılardan olabilirsiniz. (Richard Jeni) Hayatım boyunca, insanların, "evlilik ölüme mahkumdur" demelerinin sebebini anlamadım. Benimkilerin beşi de başarılı oldu. (Peter de Vries) Karınızdan hangi noktada özür dilerseniz dileyin, yanıt her zaman aynıdır: "Artık çok geç" (Denys Parsons) Karınız hakkında düşündüklerinizle ilgili asla vicdan azabı çekmeyin. O, hakkınızda daha kötü şeyleri kesin düşünmüştür. (Jean Rostand) Karımın dırdırı, havaalanının yanında yaşamak gibi bir şey... Bir süre sonra fark etmiyorsunuz. (Tom Arnold) Beni kendine eş olarak kabul eden bir kadını istemezdim. (Mark Lamarr) Lanet olsun, efendim, evlenmek görevinizdir! Sonsuza kadar zevk için yaşayamazsınız. (Oscar Wilde) Kadınlarla ilgili sorun, önemsiz bir şeyle ilgili heyecanlanmaları; sonra evlenmeleri... (Cher) Boşanmayı düşünmeden evlenmek, birini savaşa, orada öleceğini söylemeden göndermek gibidir. (Richard Curtis) Evli olmayı çok seviyorum. Hayatınızın kalan kısmında devamlı kızdırabileceğiniz birini bulmak mükemmel bir şey. (Rita Rudner) Eğer bir çift, mantıklı konuşmaya başlamışsa, evlilikleri sallantıdadır. (Rod Cohen) Anne babam 45 yıllık evlilikleri boyunca sadece bir kere tartıştılar. O da, 43 yıl sürdü... (Cathy Ladman) Kocaya bir şey yaptırmanın en iyi yolu, ona, bunu yapmak için çok yaşlı olduğunu söylemektir. (Felicity Parker) Evliliğin en zor yılı, içinde bulunduğunuz yıldır. (Minnie Peal) Sokağın karşısından size gelen bir çift gördüğünüzde, birkaç adım ileriden yürüyen, sinirden çıldırmış olandır. (Helen Rowland) 2 evliliğimde de şanssızdım. Birinci eşim beni terk etti; ikincisi ise terk etmedi. (Bob Monkhouse) Hollywood'da evliliğiniz, sütün bozulmasından uzun sürüyorsa, başarılısınızdır. (Rita Rudner) Mal mülk sahibi bir adamın kendisine eş arıyor olması, evrensel açıdan kabul edilen bir gerçektir. (Jane Austen) Mutlu evlilik yoktur, iyi evlilik vardır. (François de La Rochefoucauld) Erkek yorgun düştüğü için evlenir, kadın merak ettiği için... Ama ikisi de düş kırıklığına uğrar. (Oscar Wilde) Erkekler, kadınların yalnızken nasıl vakit geçirdiklerini bilselerdi, onlarla asla evlenmezlerdi. (O. Henry) Bir genç kız, evlenmekle, tek bir erkeğin ilgisizliğini, tüm erkeklerden gördüğü ilgiye yeğlemiş olur. (Helen Rowland) Gerçekten mutlu olanlar; yalnızca, evli kadınlar ve bekar erkeklerdir. (H.L. Mencken) Erkekler kadınlardan daha iyi yaşarlar. Bunun bir sebebi, daha geç evlenmeleri, bir başka sebebi de daha erken ölmeleridir. (H.L. Mencken) Başarılı erkek, karısının harcayabileceğinden çok para kazanan erkektir. Başarılı kadınsa, böyle bir erkeği bulabilen kadındır. (Lana Turner) Para harcamaktan zevk alan bir kadınla evli olan erkeğin yapabileceği bir tek şey vardır: para kazanmaktan zevk almak. (Ogden Nash) Gözümde canlandırabileceğim ya da hayal edebileceğim en mutlu evlilik, sağır bir erkekle kör bir kadının evliliği olsa gerek. (Samuel Taylor Coleridge) İnsan, bir adamın karısının nasıl biri olduğunu, adamın genel olarak kadınlar hakkındaki görüşlerine bakarak, komik derecede isabetli bir şekilde tahmin edebilir. (John Stuart Mill) Erkekler her zaman oyuna gelmeye mahkumdurlar; ama karşı cinsin oyununa değil, kendi hayal güçlerinin oyununa... Her zaman tanrıçalarla flört ederler ve ölümlülerle evlenirler. (Washington Irving)
  11. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Annemin bana seksle ilgili söylediği tek şey, erkeğin üste, kadının alta geçeceğiydi. Bu yüzden üç yıl boyunca kocamla ranzada uyuduk. (Joan Rivers) Balayımızda Meksika'ya gittik ve bir haftayı yatakta geçirdik. Dizanteri olmuştum da... (Woody Allen) Erkeklerin kadınlardan daha çok sorunu var. Her şeyden önce, kadınlara katlanmak zorundalar... (Françoise Sagan) Bir kadının canı yandığında, bir erkeğin başı belaya girmek üzeredir. (Paul Auster) Kadınların temel kuralı: Eğer bir şeyin tekerlekleri ya da hayaları varsa kesin sorun yaşarsın. (Ella Gough) Çoğu kadını dünyada basit şeyler etkiler. Misal, erkekler... (Henny Youngman) Erkekler, kadınlarla yatmak için konuşurlar; kadınlarsa erkeklerle konuşmak için yatarlar. (Jay McInerney) Kadınlar sevişmek için bir sebebe ihtiyaç duyar; erkekler ise bir yere... (Billy Crystal) Seks, para gibidir; sadece çok fazlası yeterlidir. (John Updike) Seks için evlenmek, fıstık için Boeing 747 almaya benzer. (Jeff Foxworthy) Eşimle olimpik seks yapıyoruz. Dört senede bir işte... (Rodney Dangerfield) Artık bilim insanları, memelerin biyolojik işlevinin, erkekleri aptallaştırmak olduğuna inanıyor. (Dave Barry) Erkekler, kadınlardaki en önemli özelliğin espri anlayışı olduğunu söylerler. Neden biliyor musunuz? Şakalarına gülecek birini ararlar çünkü. (Sheila Wenz) Feminizmin en büyük başarısı, Alman usülü ödeme yapmaktır. (Gloria Steinem) Bir kızın ilk defa öpüşüyormuş gibi yapabilmesi için çok fazla tecrübeli olması gerekiyor. (Joan Rivers) Buluşmaya giden erkek, şansının yaver gidip gitmeyeceğini merak eder. Kadınsa bilir. (Monica Piper) Kadın, kendisine kur yapılana kadar hareketsiz bekler. Bu, örümceğin sineği beklemesi gibidir. (George Bernard Shaw) Kadınlar sahte orgazm olabiliyor, ama erkeklerin tüm ilişkileri yalan. (Jimmy Shubert) Kadınlar için bir Viagra bulmaya çalışıyorlar. Çıldırmış olmalılar... Yüzlerce yıldır biliniyor ki... adı, para... (Alonzo Boden) Prezervatif paketlerinin açılması neden bu kadar zor? Yoksa kadınlara, fikirlerini değiştirmek için bir fırsat sunmaya mı çalışılıyor? (Jerry Seinfeld) Prezervatifler tamamen güvenli değil. Bir arkadaşım prezervatif kullanırken bir otobüs tarafından ezildi. (Bob Rubin) Kız arkadaşımla ya da ona seslendiğim şekliyle Tıknaz'la aramızdaki sorun neydi anlayamadım. (Stewart France) Aşk için yapılmış şeyleri görmek istediğimizde nereye bakarız? Cinayet haberlerine... (George Bernard Shaw) Eğer seksapel ve para arasında seçim şansınız olursa, parayı seçin, çünkü yaşlandığınızda para, seksapeliniz olacaktır. (Katharine Hepburn) Seksapelin yüzde ellisi, sahip olduklarınızdır. Yüzde ellisi ise, insanların, sahip olduğunuza inandığı şeylerdir. (Sophia Loren) Bir kadın size kalbini vermeyegörsün, vücudunun öteki yerlerinden asla kurtaramazsınız kendinizi. (John Vanbrugh) Bir kadın size bir şey anlatıyorsa, gözleriyle söylediğine kulak verin. (Victor Hugo) Erkek, giysilerini bedenine uydurur, kadın ise bedenini giysilerine. (Edgar Watson Howe) Bir erkeğin, yanındaki kadını ne kadar umursadığını, paylaştıkları şemsiyenin altında ona ne kadar yer ayırdığına göre değerlendiriyorum. (Jimmy Cannon) Bütün kadınlar, eninde sonunda, annelerine benzerler. Bu, onların trajedisidir. Hiçbir erkek, annesine benzemez. Bu da onun trajedisidir. (Oscar Wilde) Bir erkekle çıkmaya başladığımda, "Bu adam çocuklarımın hafta sonlarını birlikte geçirmesini istediğim kişi mi?" diye düşünürüm. (Rita Rudner) Kadınlar için en iyi afrodizyak, sözcüklerdir. G noktası, kulaklardadır... G noktasını aşağılarda bir yerde arayan erkek, vaktini boşa harcar. (Isabel Allende) Kadının en erojen bölgesi, aklıdır. (Raquel Welch)
  12. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Uzak durmak ile tümüyle içine dalmak arasındaki gerilim; yazarı yazar yapan budur. (Nadine Gordimer) En özgün yazarlar, yeni olanı yakaladıkları için değil, daha çok, bir şeyi daha önce hiç söylenmemiş gibi söylemeyi bildikleri için özgündürler. (Johann Wolfgang von Goethe) Özgün yazar, başkalarını taklit etmekten kaçınan yazar değil; hiçbir yazar tarafından taklit edilemeyen yazardır. (François-Rene de Chateaubriand) Bir yazarın en baştan çıkarıcı yeteneklerinden ikisi; yeni şeyleri bilinen şeyler, bilinen şeyleri de yeni şeyler gibi gösterebilmesidir. (William Makepeace Thackeray) İyi bir yazarda beni çeken, söyledikleri değil, fısıldadıklarıdır. (Logan Pearsall Smith) Bir şey söylemek istediğin için yazmazsın; söyleyecek bir şeyin olduğu için yazarsın. (F. Scott Fitzgerald) İnsanların, kitabını, sıkıcı olduğu için almadıklarını kabul eden bir yazara hiç rastlamadım. (W. Somerset Maugham) Hiçbir şey bir yazara, sözlerinin diğer aydın yazarlarca saygıyla alıntılandığını öğrenmek kadar keyif veremez. (Benjamin Franklin) Bazı kitapları okurken, yazarın düşüncelerine dalıp gideriz; bazı kitapları okurken de, kendi düşüncelerimize... (Edgar Allan Poe) Bir kitabı okumanın iki dürtüsü vardır: Ya o kitabı okumaktan zevk alırsınız ya da o kitabı okuduğunuz için övünürsünüz. (Bertrand Russell) İnsan, çok uzun bir romanı her zaman göklere çıkarır, ne de olsa sonuna kadar okumuştur. (E.M. Forster) İnsanlar hep özgünlükten söz edip duruyorlar; iyi de, ne demek istiyorlar? Doğduğumuz andan başlayarak, dünya bizi etkileyip biçimlendirmeye koyulur ve bu, sonuna kadar böyle gider. (Johann Wolfgang von Goethe) İnsanların en korktuğu şey, yeni bir adım atmak, yeni bir söz söylemektir. (Fyodor Dostoyevski) Zaferin getirdiği sorunlar, yenilginin yol açtığı sorunlardan daha kabul edilebilirdir, ama daha kolay değildir. (Winston Churchill) Zaferlerle dolu bir yaşamda bile bazı yenilgiler kaçınılmazdır. İnsan ruhu, yenilgiye uğramakla asla yıkılmaz. Teslim olduğu zaman yıkılır... (Ben Stein) Zaferin ayrıntılarını öğrendiğiniz zaman, onu yenilgiden ayırt etmekte zorluk çekersiniz. (Jean-Paul Sartre) Hükümdarların en başta gelen hüneri, nefrete katlanma gücüdür. (Seneca) Hükmetmek kolaydır, zor olan, yönetmektir. (Johann Wolfgang von Goethe) En iyi yönetim, bize, kendi kendimizi yönetmeyi öğreten yönetimdir. (Johann Wolfgang von Goethe) İnsan insanın düşmanı değildir, ama yanlış bir yönetim biçimi, insanı insana düşman eder. (Thomas Paine) Hükümet için önemli olan, bireylerin zaten yapmakta oldukları işleri biraz daha iyi ya da biraz daha kötü yapmak değil; o güne kadar hiç yapılmamış işleri yapmaktır. (John Maynard Keynes) Önder dediğin, sorumluluğu üstlenmeyi bilir... "Askerlerim yenildi" demez. "Ben yenildim" der... (Antoine de Saint-Exupery) İnsanlar, örneğin düşünce özgürlüğü gibi özgürlüklerinden pek yararlanmazlar. Bunu telafi etmek için de konuşma özgürlüğü talep ederler. (Soren Kierkegaard) Sevmediğimiz kişilerin ifade özgürlüğüne inanmıyorsak, bu özgürlüğe hiç inanmıyoruz demektir. (Noam Chomsky) Özgürlüğün tek bir anlamı varsa, o da, insanlara, duymak istemedikleri şeyi söyleyebilme hakkıdır. (George Orwell) Özgürlük, her zaman ve yalnızca, farklı düşünenin özgürlüğüdür. (Rosa Luxemburg) Dünya tarihi, özgürlük bilincinin gelişiminden başka bir şey değildir. (Georg Wilhelm Hegel) Neden ve nasıl arzusu, yani merak, insandan başkasında yoktur. Dolayısıyla insan, yalnızca aklıyla değil, bu tutkusuyla da ayrılır diğer hayvanlardan. Hayvanlardaki yiyeceğe duyulan iştah ve tüm duyusal zevkler, olayların nedenlerini bilme arzusunu yok eder ki, o arzu zihnin şehvetidir. Öyle ki, sürekli ve bitimsizce bilgi üretimine duyulan isteğin kalıcılığı, her türlü bedensel zevkin kısa süreli coşkusunu aşar. (Thomas Hobbes)
  13. hulas

    Biraz gülümseyelim lütfen ...

    Fadime, nişanlısı Temel'e haber yollamış... "Bu akşam bize gel, evde kimse yok" demiş... Temel akşam eve gelmiş, kimseyi bulamamış...
  14. hulas

    Biraz gülümseyelim lütfen ...

    Adamın evine bir kedi dadanmış. Bir gün adam kediyi almış, ormanlık bir yere götürüp bırakmış. Sonra eve gelmiş. Biraz sonra kedi çıkagelmiş... Adam tekrar denemiş. Fakat sonuç aynı... Kedi gene eve gelmiş. En son, kediyi çok uzak ve yolları karışık bir yere bırakmış. Fakat eve dönerken yolları karıştırmış, aramış aramış, evin yolunu bulamamış... Evi telefonla aramış: - Hatun, kedi geldi mi? - Evet, geldi. - O şerefsiz kediye söyle, gelsin beni alsın!
  15. hulas

    Sevdiğim Laflar...

    Herkes kızıp öfkelenebilir, bundan kolay bir şey yoktur. Ama doğru nedenlerle, doğru insanlara, doğru bir biçimde, doğru zamanda ve doğru bir süre için öfkelenmek, her babayiğidin harcı değildir. (Aristoteles) Kibar olun, unutmayın ki, karşınıza çıkan herkes zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor. (Platon) İnsan ve tabiat hakkında yeni bir şeyler öğrenmediğim her günü, kayıp sayarım. (Sör William 'Oriental' Jones) Abarttığımız her şeyi, kaçınılmaz olarak, zayıflatmış oluruz. (Jean-François de La Harpe) Aynı zamanda, hem tümüyle özgür olmak, hem de tümüyle yasaların egemenliği altında olmak, insan yaşamının ebedî çelişkisidir. (Oscar Wilde) İnsanların en dogmatik baktıkları konular, en az emin olduklarıdır. (John Kenneth Galbraith) Toplumun ödüllendirdiği başarılar, kişiliği kaybetme pahasına kazanılır. (Benjamin Jowett) İnsanın kendi karakterini en açık biçimde ele verdiği zaman, başkalarını tarif ettiği zamandır. (Jean Paul Richter) Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar. (Aldous Huxley) Gizleyecek bir şeyi olan biri için, sohbetten daha tehlikeli bir şey yoktur... Hiç kimse, sohbetin kendisine sunduğu kendini açığa vurma ve kişiliğini dile getirme fırsatına karşı koyamaz. Her seferinde kendini ele verir. (Agatha Christie) Sevgi dolu insanlar bizi tedirgin eder, çünkü bizden bir şey istediklerinden, özellikle de sevgi istediklerinden eminizdir. (Edward Dahlberg) Çelişkimiz, değişimden nefret edip aynı zamanda onu sevmemizdedir; asıl istediğimiz şey, durumumuzun değişmeden daha iyiye gitmesidir. (Sydney J. Harris) Fark ettim ki, hiç söylemediğim hiçbir şey, şimdiye kadar bana hiç zarar vermedi. (Calvin Coolidge) Genç bir karamsardan daha hazin ne olabilir? Yaşlı bir iyimser... (Mark Twain) İnsanlar dilediklerini yapmakta özgür kaldıklarında, birbirlerini taklit etmeye başlarlar. (Eric Hoffer) Kaderin bir insana yapabileceği en büyük kötülük, küçük yeteneklerin yanında büyük hırslar vermesidir ona. (Marquis de Vauvenargues) Eğitim, hemen tüm görüşleri, sinirlenmeden ve özgüvenini yitirmeden dinleyebilme yeteneğini edinmektir. (Robert Frost) 60 yıl önce her şeyi biliyordum, şimdiyse hiçbir şey bilmiyorum; eğitim, cehaletin yavaş yavaş keşfedilmesidir. (Will Durant) Bir başınayken her insan içtendir. İkiyüzlülük, ikinci bir kişinin içeri girmesiyle başlar. (Ralph Waldo Emerson) İçten olmakla, alçakgönüllü olmanın baş koşulu birdir: İkisiyle de övünmemek, ikisinin de farkında bile olmamak gerekir. (Henri Peyre) Para dost satın alamaz ama daha kaliteli düşman satın alabilir. (Spike Milligan) Korkutucu bir insana, hiçbir şey, bir başkasının korkusundan daha büyük bir cesaret veremez. (Umberto Eco) İnsan, gülen ve ağlayan tek hayvandır, çünkü dünyanın şimdiki hali ile olabileceği hali arasındaki fark karşısında etkilenen tek hayvandır. (William Hazlitt) Bir dehayı harekete geçiren, daha doğrusu, onun eserlerine ilham veren, yeni fikirler değil; önceden söylenenin hala yeterli olmadığı takıntısıdır. (Eugene Delacroix) Eğer yapamayacağınızı düşünüyorsanız, haklısınız, yapamazsınız. (Henry Ford) Yalancının cezası; kimsenin kendine inanmayışı değil, asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır. (George Bernard Shaw) Şu üç şey, büyük insanların bile kendilerini gülünç düşürmeleri için yeterlidir: ille de bir şey söyleme zorunluluğu duymak, söyleyecek bir şeyi olmadığının utancına kapılmak ve ne kadar yetenekli olduğunu göstermek için yanıp tutuşmak... (Voltaire) "Alt tarafı çocuk" deyimine itiraz ediyorum çünkü tecrübelerime göre, alt tarafı bir çocuğun dostluğu, alt tarafı bir yetişkininden çok daha tercih edilesi bir şeydir. (Fran Lebowitz) Dostlarınız, ne kadar genç göründüğünüzü söyleyerek arkanızı sıvazlamaya başladılarsa, yaşlandığınızı düşündüklerinden emin olabilirsiniz. (Washington Irving) Hayatı yaşamanın yalnızca iki yolu vardır: Hiçbir şey mucize değilmiş gibi ya da her şey mucizeymiş gibi. (Albert Einstein) Bazıları gittikleri her yerde mutluluk yaratırlar; bazılarıysa her gittiklerinde... (Oscar Wilde)
×