Jump to content

arasaksoy

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    26
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

arasaksoy Hakkında

  • Derece
    Member

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. arasaksoy

    AKP MHP Koalisyonu

    Özellikle 15 Temmuz'dan sonra derinleşen bu koalisyon, 1 yıl geçmeden 16 Nisan 2017'deki referandumda tartışmalı da olsa ilk seçim galibiyetini aldı. Bu koalisyon elbette ki bir ilkeler koalisyonu değil. Ortak noktaları var elbette, çağdaş değerlere mesafeli olmak, "devlet"in sahibi olarak kendisini ve" millet"in içine yalnızca dayandığı tabanı dahil etmek gibi. Koalisyonunun temelinin muhakkak ki rant ve bölüşüm kavgasına dayandığını düşünüyorum. Rant alanları, Akp'nin "devlet kurumu" denebilecek herhangi bir oluşum bırakmaması sonucu MHP açısından kaçınılmaz hale geldi, adeta "beka sorunu" oldu. 15 Temmuz'dan sonra AKP'ye karşı muhalefetin bir şey kazandırmayacağı anlaşıldı ve devlette özellikle Fetullahçılardan boşalan ballı mevkilere yerleşmek için geçmişte sövdüğü AKP ile ittifak kurmak MHP açısından hiç zor olmayacaktı. MHP'nin istediği koltuklar AKP'nin aksine ülke yönetimini ilgilendiren alanlar değil, hiçbir zaman da olmadı zaten. MHP ülkenin altından kalkamayacağını, ülkeyi yönetmeye talip olmadığını 7 Haziran'dan sonraki tavrıyla gösterdi zaten. Üstelik MHP'nin ülke yönetiminde AKP ile birlikte söz sahibi olması onun da yaşanan kötü şeylerden sorumlu olmasını gerektirecekti ki devletin ballı mevkilerde kadrolaşmak varken bu riske girmeye gerek yoktu. Sonuç olarak yapılan ittifak 24 Haziran'da da bir şekilde devleti talan etme imkanı bulacakları ölçüde başarılı oldu. 24 Haziran erken seçimlerine sanılanın aksine ekonomideki kötü gidiş üzerine değil, elde edilecek rantları bölüşmek için uygun bir zemin oluşması amacıyla gidildi. Oy oranlarının belli olması ve yeni sistemin MHP sayesinde kurulmasıyla birlikte AKP'nin de elinde yüksek bürokrasi, yargı, kamu kurumları kadrolarını peşkeş çekmekten başka seçenek kalmayacaktı ve artık oyalamayacaktı. İttifakta çatlak oluşmuş gibi görünen dönemlerden birisi 31 Mart seçimleri süreci öncesinde 29 Ekim 2018'de Devlet Bahçeli'nin belediyelerde AKP ile işbirliği yapılmayacağı açıklaması ile oldu. Bu bir gözdağıydı ve devamında yapılan görüşmelerle büyük ihtimalle MHP kendi istediği payları kopardı ve tekrar ittifak olarak seçime gittiler. Belediyeler de doğrudan vergiyle beslenen yerler ve MHP'nin aldığı il ve ilçe belediyelerinin artan sayısına bakıldığı zaman burada da amacına ulaştığını görebiliyoruz. MHP, bugün Türkiye'nin başına bela olan tüm sorunlarda AKP ile birlikte baş aktör olmasına rağmen, muhalefet cenahında bile sorumlu tutulan taraf olmuyor ve ülke yönetimine yazılan her eksi puan MHP'ye artı oy olarak gidiyor. Aynı anda devlette de kadrolaşmayı ve rant kaynaklarını çoğaltmayı başardılar. Yapılan her olumsuzluk AKP'ye yazdığı için şu an ittifakın güçlü kolu da MHP'dir, kritik bir anda ittifakı bitirme imkanına AKP'den çok daha fazla sahiptir. Cidden tarihe geçecek günler yaşıyoruz. Yıllar değişiyor, kişiler değişiyor, aktörler değişiyor ama ülkeyi ganimet olarak gören kafa değişmiyor. Bu ittifakın geleceği ve sonlanma biçimi de belki bu anlayışın hangi şiddette devam edeceğini gösterecek.
  2. arasaksoy

    Ekrem İmamoğlu hakkında

    E ne olacaktı, dincilerin bi 50 yıl daha "başörtüsü zulmü" diye zırlayıp oy devşirmesine göz yummak daha mı iyiydi? Kabul etseniz de etmeseniz de bir gerçek var, bu ülke SAĞCI, bu millet SAĞCI. Bu devletin hafızası baştan aşağı SAĞCI pratiklerle dizayn edilmiş. Bütünüyle bir sağ görüşü yargılamıyorum burda, ama Türkiye'deki sağcılık tam bir verem. Hamaset edebiyatı yapıp vatandaşın malına çökmekten başka bir halt yedikleri yok. Ama ne yapacaksın, millet de aynı karakterde olduğu için devamlı onları seçiyor. Çünkü milletimiz insan hakları, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü gibi şeyleri önemsemiyor; varlığı yokluğu neredeyse aynı birçoğu için. Milletin korumak zorunda hissettiği ortak değerleri yok. Belki "Vatan bütünlüğü" bundan hariç sayılabilir o da muhtemelen asker millet olmamızdan ileri geliyor. Neyse, şimdi bu millet bu koşullarda hep benzer insanları başa getirecek, bu insanlar yeterli güce sahip olmadan indirilirse ne mal oldukları görülemeden kahraman ilan edilecek. Menderes ve Özal'da olduğu gibi. Şimdi Tayyip hepsini aştı, kendi devletini kurdu bir nevi. Bu da adım adım her alanda iflas ediyor ve etmeye devam edecek. Böylece insanlar kendi yarattıkları putu kendileri yıkacak ve gerçekten bir şey "öğrenmiş" olacaklar. Belki zor, zahmetli, yıllar alan bir süreç ama demokrasinin sınırları içerisinde bundan başka yol yok. (Burda demokrasiyi güzellemiyorum, sadece durum tespiti anlamında söylüyorum.) İnsanların kutsal addettiği şeyleri yeterince ciddiye almazsan, yıllar geçse de üstünden bu unutulmadığı gibi, bu insanları radikalizmin göbeğine itmiş olursun. Hele de bu denli dinle yaşamı iç içe yaşayan toplumlarda. İstedikleri hakları alıp insanlarla iç içe yaşamaya başladıklarında hem başkalarından farklı olmadıklarını anlarlar hem farklı gruplarla -artık onları ayrıcalıklı görmedikleri için- çok daha fazla etkileşime girerler. İsteseler de istemeseler de "başörtüler" seküler yaşama uyum sağlıyor ve baştakilerin istedikleri türden insan olmayacaklar. Kürtler de PKK'nın istediği profilde olmayacak. Ortak vatan fikrini gayet benimsemişler ve kendileri bu vatana ait hissettiklerinde PKK zaten tükenmiş olacak çünkü insan kaynağını yitirecek. Her ne kadar Ortadoğu halkları lider odaklı toplumlar olsa da, milletini tanımayan kişi lider olamaz. Türkiye'de İslami düşünce 70'lerden bugüne nasıl evrildiyse, Kürt hareketi nasıl evrildiyse, toplum da daha hızlı bir şekilde evrilmeye devam edecek. Ama bu noktadan sonra bu gerçeği kabul eden kimse, kültürleri yok sayarak bir ilerleme yolunun olmayacağını görmelidir. Geçmişten beri çok farklı kültürlerin, dillerin, inançların olduğu bu coğrafya bundan sonra da ancak çeşitlilikleri kabullenip, HOŞLANSA DA HOŞLANMASA DA bunlarla bir arada yaşamayı öğrendiği zaman refaha kavuşur.
  3. arasaksoy

    Ekrem İmamoğlu hakkında

    İmamoğlu da, Kılışdar da siyaseti sizden iyi biliyor. Hiç kusura bakmayın. Sizin kafanızda olsak değil Adana'yı, Antalya'yı, İstanbul'u almak, İzmir'i zor tutardık elimizde. Baykal döneminde o çok sevdiğiniz siyaset yapılıyordu da ne oldu? %19'un üzerine çıkamadı parti. Alevilerden bile oy alamadı. Şimdi Kürt düşmanlığı yapınca ne olacak? Zaten AKP&MHP bu görevi yürütürken çakmasına niye versin insanlar? Hiçbir AKP'li "Bak bunlar da teröre karşı, bi de bunlara veriyim" diye oy falan vermez. AKP'lilerin oy vermesi ekonomik şartlardan dolayı tepki oyu olur. İstanbul'da MHP'lilerin yarısı Demirtaş'la ilgili demeçlerine rağmen oy verdiler bu adama. Çünkü terörü ağzına sakız gibi alan partilerden gına geldi ve bu gerçekçi gelmiyor. Türkiye' nin birinci gündemi terör değil, ekonomi, eve ekmek götürmek. Kürtleri, hele de sizin bu ırkçı yaklaşımlarınızla %99'unu cahil, terör yanlısı ilan etmenin hiçbir manası yok. Bu insanları yalnızlaştırır ve radikalleştirir. AKP'nin istediği gibi siyaset yapmış olursunuz. Zira bu kafadaki insanlar 90'lı yıllarda ancak kaldırılan kamuda Kürtçe konuşma yasağını da savunurdu, daha sonraları önü açılan Kürtçe yayın yasağını da. Ne faydası oldu peki bunların? Önceden öcü gibi bakılan başörtüsü yasağı nasılsa bu da kaldırılınca vatan, devlet elden gitmedi. Nasıl bunlar yapıldıysa bu insanlara dillerini öğrenme hakkı da sağlanacak, kültürlerini yaşamalarına da izin verilecek. İzin vermemekte diretirseniz insan yitireceğiz çünkü.
  4. arasaksoy

    Ekrem İmamoğlu hakkında

    Metin Feyzioğlu mu? Adamın Tayyip'i alkışlamaktan elleri kızardı yahu neden bahsediyorsunuz?
  5. arasaksoy

    İlginç Bir Tartisma

    Yav birader saçma sapan bir başlığa dayanarak böyle kesin iş gibi ucu bucağı olmayan iddiaları savunmak neyin kafası? Böyle bir tespitin nasıl bir dayanağı olabilir? Kürtler şu an namus cinayetlerinin en yüksek düzeyde olduğu toplumlardan biri. Hala aşiretler/kalanlar halinde yaşıyorlar ve akrabalık ilişkileri aşırı baskın. Ortadoğu karışık bir hal niye alıyor? Travestilik yaparak mı karıştırmışlar?
  6. arasaksoy

    Ulusalcılık nedir ne değildir

    Objektif ve subjektif milliyet tanımları var. Objektif milliyet tanımına göre aynı dil, din ve etnik kökenden olup geçmişte aynı soy çizgisini takip eden toplumlar bir milleti oluşturur. Günümüzde bu türden bir millet tanımı içerisine girebilecek ulus bulmak zordur. Atatürk milliyetçiliği ise subjektif milliyetçilik tanımıdır. Buna göre, aralarında etnik köken fark etmeksizin "ülkü birliği" olan insanlar bir milleti oluşturur. Bu ülkü de ortak vatanda ve devletin çatısı altında yaşama arzusudur.
  7. arasaksoy

    Erdoğan ın veliahtı kim?

    Kim mesela alışılagelmiş muhalifler dışındaki kimseler?
  8. arasaksoy

    CHP'nin gidişatı hakkında

    Sizin gibi gerçeklerden kopuk yaşayan insanları anlayamıyorum. Siyaset dediğin olay düz bir zeminde, düz bir çizgide yürümez. Tarih boyunca da böyle olmamıştır. Siyasette yeri olan insanlar en başta pragmatik hareket etmeyi bilen insanlardır, köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyenlerin, Erdoğan gibi genelevlerden oy istemeye gidebilenlerin yükseleceği bir alandır. Beğenin ya da beğenmeyin, demokratik siyaset günümüzde böyle işliyor. Tabii ki Türkiye'de bir demokrasi yok, gücü ele geçiren kurumların bağımsızlığını korumak yerine onların sahibi olmak için tüm enerjisini harcıyor. Zaten bir ülkede demokrasi kültürünün oluşması için asırlar gerekir. Kafanızda oluşturduğunuz 3-5 şablon var ve her insan o şablona göre hareket etmeli size göre, aksi halde çok zararlı biri oluyor. Peki neden böyle, bu kalıpları sorgulamayı düşündün mü hiç? Mesela türban sorunu demişsin, 21.yüzyılda nüfusundaki kadınlarının %60'ının örtülü olduğu bir toplumda ısrarla kamu kuruluşlarında türban yasağını savunmanın nasıl bir mantıki gerekçesi olabilir? Yani bu yaptığın şeyin, ülkenin devasa bir kesiminin tepkisini çekeceği ve bu devasa kesimin desteğini alan bir kişinin kitleleri peşine takarak devleti ele geçireceği (bugün olduğu gibi) olası değil mi? Olası. Öyleyse ne diye kalıplarda, ambalajlarda ısrar edip duruyoruz? Bizim de İslamcılar gibi pragmatik davranmayı öğrenmemiz lazım. Ülkeyi plansız programsız yöneten, menfaatin tadını alıp ülkenin tepesine çöken kan emici sürüsünü kovmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Mitinglerde Kur'an da sallayacağız, kameraların önünde namaz da kılacağız, gerekirse Allah kitap diyeceğiz. İşimiz bitince de bunları yavaş yavaş kullanımdan çıkarıp çağdaş bir toplum ve birey olmak neyi gerektiriyorsa onu kendimize ve çevremize karşı uygulayacağız. Bundan başka çıkar yolumuz yok. Demokrasiyi ortadan kaldıramayacağımıza göre, kullanacağımız tek işe yarar yol bu. Kılıçdaroğlu denen elemanı ben de sevmem, partinin içine terör sempatizanlarını doldurmasından rahatsızım. Ne düşünerek bunu yapıyor bilmiyorum, ama sabah akşam Atatürk Atatürk diye sayıklayıp oluşturduğu konforlu bölgede yıllarca çıkarı için yaşayan dinozor kadrolara nasıl tepkiliysem onlara karşı da aynı şekilde tepkiliyim. Kılıçdar'a bu milletin hiçbir şekilde sempati duymayacağı da ortada ama o da ilkel güdülerle yaşayan İslamcılar gibi koltuğun tadını alınca bırakmak istemiyor anlaşılan, partide kendisinden daha zeki birinin bulunmadığını düşünüyor.
  9. arasaksoy

    Müslümanlar Kâfirler Kadar Hoşgörülü Degil

    Nerde Yeni Zelanda nerde bizim Müslümanlar... Adamlar terör saldırısında ölen kişiler için yapılan saygı duruşunu ıslıkladı bundan ötesi var mı?! Hepsi küçük birer Işid taşıyor zihninde. Bir psikopat deli camiye gidip insanları tarıyor ve Türkiye 'deki Müslümanların buna karşılık aklına gelen şey Ayasofya' yı ibadete açmak. Düşünce yapısının ilkelliğine bakın. İki toplum arasındaki fark senelerle açıklanamayacak kadar büyük.
  10. arasaksoy

    islamafobiyi coşturan islamın kendisidir

    İki taraf da samimiyetsiz. İrili ufaklı her olaydan kendini aklama derdinde, kimse kendine bakmıyor. Christchurch'teki saldırı bir Hristiyan terörüdür, Işid ve bilimum terör örgütleri de İslami terör zihniyetinin akisleridir. Bu gayet açık ve net. Bu kitaplardan, bu kolektif dinlerden çok kolay terörizm çıkabiliyor. Hiçbir "semavi" din kitabı yoktur ki, içinde terör ve terörizm barındırmasın. Burada yapılması gereken her zaman her toplumun kendi içine, hatalarına bakmasıdır. Hristiyanlar son dönemlerdeki mülteci karşıtlığı ve ırkçılık geçmişleri yüzünden birçok şeyi atıklarını düşünseler de hala toplum olarak ilkel ve terörizme yol açacak düşünce sahibi olan insanlara ve popülist politikacılara sahipler. Müslümanlar ise hala dinlerini meşrulaştırma aşamasındalar, gitmeleri gereken çooook çok yol var.
  11. arasaksoy

    15 Temmuz Darbesini Kim Yaptı?

    Halktan bahsediyorsan bu halkın çoğunluğunun muhafazakâr taban olduğu ve bunların gerek Fetö gerekse Kemalist darbe girişimine karşı tavır alacakları aşikar. Kemalist darbede halk sokağa çıksa iç savaşa giderdi. Kastettiğin ordu ise de bunca senedir ordunun en köklü gruplarından olan Kemâlistler, ordunun homojen yapısının bozulduğunu ve tam planlanmadan, temennilere dayalı olarak kurgulanmış bir darbe girişiminin başarısız olacağını görememiş olabilirler mi? Bence olamazlar.
  12. arasaksoy

    Kuran’da ki ayet dizim hatası.

    İlginç bu cidden, senin dediğin şekilde daha mantıklı bir dizilim oluyor evet. Ama her türlü eksik bir paragraf, ben olsam böyle yazmazdım Daha iyi yazılabilirdi bu paragraf ama zaman kısıtlıdır belki de.
  13. arasaksoy

    Hristiyanlık gerçekten barış ve sevgi dinidir.

    Şu linkte bir Hristiyan Eski Ahit'teki vahşet ayetlerini açıklamaya çalışmış: Yalnız açıklama tarzı tıpkı Müslümanlara benziyor. Sonuç olarak kutsal kitaptaki o bölümleri "kötülüğe karşı sonuna kadar savaşmamız gerektiğiyle ilgili" alegorik olarak okumamız gerekiyormuş. Yani Tanrı bunu anlatmak için kadınların, çocukların ve düşman kavmin tüm insanlarının vahşice öldürüldüğü bir pasajı kullanıyor! Gerçekten çaresizliğin son noktası olsa gerek bu açıklama.
  14. arasaksoy

    Tüp kuyruğu vs Hıyar kuyruğu

    İnsanların yaratımı olan her devlet, başka devletlerle iç içe olduğu için dış politika üretmek zorundadır. Benim anlatmaya çalıştığım şey de en büyük devletinden en küçüğüne kadar hepsi belli planlar yapıyor, ama elbette ki büyük, güçlü devletlerin planları veya istekleri gerçekleşiyor. Bu doğanın kanunu. Bir hikaye anlatılır ya Osmanlı'nın en güçlü döneminde Kanuni, Fransa'da İslam'a hakaret eden bir tiyatro oyunu oynandı diye ihtar çekmiş Kral'a. (!) Onun gibi işte hangi devirde olursa olsun sözü geçenler hep üstlerde olanlar. Ancak bunu buradan alıp yazıda yazdığınız gibi derseniz ki her ülkeyi yabancılar yönetiyor, alınan en ufak karar bile onlara ait, o mümkün değil işte. Bir kere nasıl olacak bu? Mesela Türkiye'de tayyip'in aldığı her kararı, attığı her adımı izleyecek olan kim? Cinleri filan mı kullanıyor bunlar Feto'nun dediği gibi? Venezuela'nın bugünkü durumda olmasının elbette ki ABD yaptırımlarıyla ilgisi vardır. Ancak ondan önceki sürece bakarsan Chavez başa geçmesinden itibaren ülkenin rejimini değiştirmiş, ekonomik sistemini kapalı bir hale sokmuş, ülkeyi sadece petrol gelirlerinden ibaret bir durumda devretmiş. Bu petrol gelirlerini kamulaştırıp fakirlere dağıttığı için ve fakir popülasyonu da fazla olduğu için ülkenin çoğundan destek görmüş. Onun döneminde bir darbe girişimi halkın sokağa çıkmasıyla önlendi. Ama geleceği düşünen mi var? Bugün bu durumda olmaları petrol fiyatlarındaki inişin yarattığı geri dönüşsüz tahribe rağmen hala yöneticilerin eski uygulamaları yapmaya devam etmesidir. 2017'de Maduro seçimle gelen meclisi tanımayıp kendi meclisini oluşturuyor. 2018'deki seçimlerde katılım %46. Ülkesi açlık ve sefalet içindeyken bunları yapan bir yönetim varken tüm suç dışarda demenin nesi mantıklı? ABD yaptırımları olmasına rağmen petrol ihracatı konusunda hiçbir kısıtlama koyulmamıştır, şu an hala Venezuela'nın en büyük petrol alıcısı ABD'dir. Yani demek istediğim evet ABD, Venezuela'nın ekonomi yönetimini kendi çıkarlarına daha uygun olacak hale getiriyor ama bu senin dediğin gibi her adımlarını kontrol ederek değil. Venezuela'yı da Türkiye'yi de bu ülkelerde yetişen insanlar yönetiyor, bu yönetimlerin başta olması da o halkların tercihidir, hiçbir kanıt yokken bunun aksini iddia etmek şizofrenliktir. Kendilerinden daha güçlü devletler bunların hareket alanlarını daraltıyor olabilir, ancak bu yönetimin onların elinde olduğu gerçeğini değiştirmez.
  15. arasaksoy

    Tüp kuyruğu vs Hıyar kuyruğu

    Türkiye’deki ateistler ve diğer dinsiz insanlar gerçek hayatta kendilerini ifade edebilecekleri mecralar bulamadıkları için bu tür platformlarda normalde etmeyecekleri hakaretleri edebiliyorlar. Tabii güzel bi durum değil bu tabii, neticede bir şey tartışıyorsak mesele karşıdakinin de doğru düşünmesini sağlamaktır, buna hizmet etmiyorsa yaptığımız şey yanlıştır. Ezilenler derken neyi kastettiğinizi anlayamadım, genel bir görüşten bahsediyorsanız sıkıntı yok, ama Müslümanlardan bahsediyorsanız, Müslümanların hiçbir platformda ezildiği filan yok. Adında ateist geçen bir forumda küfür yedi diye hiçbir Müslüman ezilmiş olmaz. Kendilerini her türlü platformda, diledikleri şekilde, istedikleri gibi ifade edebilme hakkına ve özgürlüğüne sahipler. Hiçbir toplum baskısı yok, bir şeyi söylerken nasıl ifade etsem daha az zarar görürüm diye düşünme kaygısı yok. Türkiye’de hakları korunup geliştirilmeye muhtaç bir kesim varsa o da her zaman (sadece bugünden bahsetmiyorum) mevcut iktidarın, çoğunluk görüşünün karşısında yer alanlardır. Bu insanlar rahatça kendilerini ifade edebildikleri zaman toplumsal bir ilerlemeden bahsediyor olacağız.
×
×
  • Yeni Oluştur...