Jump to content

Genel Araştırma

'şeriat' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Find results in...

Find results that contain...


Oluşturma Tarihi

  • Start

    End


Son Güncelleme

  • Start

    End


Filter by number of...

Katılım

  • Start

    End


Üye Grubu


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Araştırmada 31 sonuç bulundu

  1. http://odatv.com/okullarda-artik-seriat-egitimi-verilecek-2206171200_m.html
  2. Birgün'den aktarıyorum, http://www.birgun.net/haber-detay/din-dersinde-ogrenciye-seriat-egitimi-166582.html Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Alpaslan Durmuş, EBA (Eğitim Bilişim Ağı) üzerinden yeni müfredata ilişkin bazı bilgileri geçen çarşamba günü paylaştı. Müfredatın tamamı açıklanmadı ama yeni müfredat tam olarak açıklanmasa da dikkat çeken bir bilgi aktarıldı. Buna göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders müfredatında artık ‘Muamelat ve Ukubat’ adlı bir ünite de yer alacak. Muamelat ve Ukubat, İslam hukukunda şeriat kurallarının yer aldığı başlıklar olarak biliniyor. Muamelat; kişisel, toplumsal ve yönetsel eylemlerin şeriat düzenindeki karşılığını ifade ediyor. Ukubat ise şeriata göre suç kabul edilen eylemlere / fiilere verilecek cezaları ifade ediyor. Şeriat eğitiminin gündeme taşınması tepkilere neden oldu. ‘Eleştiri ve hukuk dikkate alınmıyor’ Şeriat konularının müfredatta yer alacak olmasını ilahiyatçı yazar ve Eğitim İş 4 No’lu Şube Yöneticisi Cemil Kılıç’a sorduk. Kılıç, “Milli Eğitim Bakanlığı mezhepçilik ve dayatmacılık konusundaki şikayetleri ve AİHM kararlarını dikkate alınmadığı gibi şeriat eğitimine geçiş için çabalarını sürdürüyor” ifadelerini kullandı. “Müfredat yenileme çalışmaları kapsamında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri dışındaki seçimli dini derslerin yeni müfredatına egemen olan terminolojinin de zaten ümmet toplumu projesi doğrultusunda hazırlandığı görülüyor” diyen Kılıç, “Bu manada öğretilecek kavramlar olarak; İslam Hukuku / Şeriat, faiz, şerî deliller, cihad, fetih, şeriata göre boşama vb. sözcükleri görmekteyiz” dedi. Laik hukuka ağır darbe Şube Başkanı Cemil Kılıç müfredata şeriat konusunun eklenmesiyle ilgili sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Artık öğrencilerimiz din dersinde, şeriata göre el kol kesme cezası, kısas cezası, diyet, recm ve sopa vurma cezasını, evlilikte eş sayısını, şeriata göre eş boşamayı öğrenmeye başlayacak. Evet; yeni Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders müfredatı laik hukuka ağır bir darbe vurmaya hazırlanıyor. Bu, aslında anayasal bir suçtur.” Laik kesim gayri Müslim ilan edilebilir “Laikliğin fiilen ve hukuken bitirilmesinin zemini eğitim yoluyla inşa ediliyor” diyen Eğitim İş 4 No’lu Şube Başkanı Cemil Kılıç, “Bu sürecin başarıya ulaşması demek, laik toplum kesimlerinin bir süre sonra zımmî yani gayri Müslim statüsüne alınması demektir” değerlendirmesi yaptı.
  3. Yine islamcı saldırı. Bu din hoşgörü dini değildir. Islamcılar gerçek yüzlerini bir kez daha gösteriyorlar. İstanbul Pendik'te 21 yaşındaki genç kadın, bindiği minibüste iddiaya göre ‘Ramazan'da mini etek giydiği' gerekçesiyle bir kişinin yumruklu saldırına uğradı. Neden başkalarına saygı duymayan bu dine saygı duyulması beklernir? http://www.cnnturk.com/turkiye/genc-kadina-minibuste-yumruklu-saldiri
  4. Kuran'da zina cezasının yüz sopa olduğu apaçık kesin net biçimde yazar. Bunun bir ancak'ı, illa'sı, şartı filan bulunmamaktadır. Müslümlerin iddia ettikleri gibi evliyse recm bekarsa sopa filan diye bir şey Kuran'da yazmaz. Buna göre Müslümler recm yaparak açıkça Kuran'ı çiğneyip geçmektedirler. Çiğnemediklerini iddia ederler ve savunma olarak recmin hadis ile sabit bir sünnet olduğunu söylerler. İyi de bu savunmanın geçerliliği sıfır! Sünnet ancak hakkında ayet olmayan bir konuda hüküm haline gelir. Kuran'da hükmü yazan bir konuda sünnet ile farklı bir hüküm konulamaz! Peki yok karikatür çizildi yok bilmem ne oldu diye ikide bir cam çerçeve indiren bu Müslümler, recm yapıldığında Kuran'ımız çiğnendi, Kuran'a aykırı iş yapıldı diye niye ayaklanmazlar? Kuran'ınız çiğnenip geçiliyor, Kuran'da yazan hükümden başka, ona aykırı bir hüküm uygulanıyor? Müslümlerin bilinçsizliği ve düşünme yetisinden yoksunluklarının bin tane örneği verilir de, bu sadece bir örneği! Bir tanesi de açıp bir bakayım şu inandığım Kuran'ı, bekarlara sopa da evlilere taşlama mı diye iki dakikasını ayırıp kontrol etmiyor! Sanırsın Kuran mahzende kilit altında saklı tutuluyor! Hemen "sorularla İslamiyet" e soracaklar! "Hocam, şu şöyleyken bu böyle deniyor, aslı nedir?" Yani insan bu kadar cahil olur! Kuran bir tıkın ucunda be cahil, sorularla islamiyeti tıklayıp keklenip aldatılacağına, Kuran'ı aç da kendin bak yahu! Hayır hacıya hocaya şeyhe efendiye niye soruyorsun, Kuran allahça mı, uzayca mı, bilinmeyen bir dil mi? Bir halkın konuştuğu her dil gibi bir dil değil mi? Müslümlerin keklenip kerizlenmek, sövüşlenip dolandırılmak, aldatılıp kandırılmak için gösterdikleri gayret olağanüstü, her türlü takdirin üzerinde! Zaten islamın dünyada en kullanışlı sömürü aracı olmasının başlıca nedeni bu! Müslümler bedava ölüme sürülmeye hazır lejyonerler olarak sürekli ve sistematik biçimde kullanılıyor.
  5. İslam uleması Müslümanların bir müşkül meselesini daha aydınlattı. Nihat Hatipoğlu'na bu sefer "Banyoda çıplakken yıkanılır mı?" sorusu soruldu. Cevap daha ilginç: "Banyo yaparken şort giyin." Bu kadar bağnazlığa da kelimeler kifayetsiz kalıyor. "Çıplakken sevişilir mi?" tarzında bir soru olmuş.
  6. İslam tartışılırken, aklımıza doğrudan Kuran ya da buna bağlı olarak sünnetler geliyor. Epistemolojik inceleme yapılması gerektiğinde farklı bir manzarayla daha karşılıyoruz. Bilinse de göz ardı edilen bir husus var. İncelediğimiz kıstaslar hep en temel hususlar olmanın yanında. Aslında kolayca fark edilebilecek -bam teline- vurgu gerektiği gibi yapılmıyor. Din yeni gelişen çağa ayak uyduramıyor. Çünkü ilahi görüldüğü için sabit-statik halde. (Bu onu esas almamız için tek başına yeterli bir sebep) İhtiyaçlarımıza cevap vermiyor, o yüzden bu gün dini kurallarla yönetilmemizin arka planında ilk planda bu rasyonel gerçeklik var. Dine düşman olmasanız bile bu gerçekliği göz ardı edemezsiniz. -Bilişim teknolojileri-güvenliği hakkında -Çevre kirliliği ve Küresel ısınma -Organ ticareti ve mülteci sorunu -İşçi ve çalışanların sosyal-sendikal haklar -Sigortacılık faaliyelteri -Nükleer silahlanma ve radyoaktivetinin önlenmesi ... Uzay madenciliği..sentetik organ nakilleriyle cyborg'a dönüşme... ve gelecek Sizce bunlara cevabı bedevi verebilmiş midir ya da kitapları ? İslam kaynaklar her çağa yönelik olabilmesi mümkün müdür? Bu karşımıza şöyle bir soru getiriyor Örn. Bilişim sistemlerinde sniffing yapılması caiz midir ? Kuranda yok, sünnette yok, o halde neye göre caiz olup olmadığına karar veriyorlar ? Bu caizdir veya değildir diye söyleyen adamlar ne hukukçu, ne ekonomist ne de bilgisayar mühendisi, ne de teknik altyapıya sahip bir bilimadamı ... ilkokul mezunu cami hocası ya da klasik din eğitimi-hikayelerinden başka bir şey öğrenmeyen bir hoca bunu çöldeki bedevinin hayatına bakarak yorumluyor. Yeni bir içtihat getirmesi yasak. Bedevi en fazla deveye girmiş ne sistemi, ne bilişimi.. Konuya ehil olmayan cahil adamların çıkarsamalarıyla hareket etmeye başlayınca da, geldiğimiz yüzyılların eseri gelişmişlik seviyesi ortada. Bu bağlamda islam kaynakları-fıkıh uygulaması geleneksel nasıldır, kısaca değinirsem. İslam Kaynakları 1) Kur'an Tanrıdan gelen buyruk-emirler olarak kabul edilir. Her çağda geçerlidir, lafzı yorumlanır. Anlatımlar mecazi görülmez. 2) Sünnet Peygamberin söz ve davranışlarıdır. 3) İcmai Ümmet Hadis ve Kuranın yetişmediği konularda sahabeden kalanların aldığı kararlar olarak değerlendirilir. ''Benim ümmetim dalalet üzerinde toplanmaz'' Hadisden aksine çıkarsama(a Contrario) yapılarak orataya çıkartılmıştır. . --vakıf kavramının (sadaka kavramından çıkartılması gibi) --Yeni fetihlerde sulama sorunların çözümü(icma ile) Kur'an doğrudan doğruya Tanrı buyruğu olarak kabul edildiği için. Sünnet doğruysa Kur'an kadar tartışmasız görülür. Bu da kuranda peygamberimin verdiğini alın sözüne dayandırılır. İcma, bütün ilim-fıkıh adamlarının paylaştığı ana görüş olduğundan o da bağlayıcıdır. ( Kısaca İlk 3'ü 1.derece kaynaktır.) 4) Kıyas(İçtihat)- yorum yapılması ve yeniden kural yaratılması söz konusudur. -İçtihatlar birbirine naksetmez kuralı geçerlidir (Jurisprudence Contradiction) --maioris-Kübra --minoris-Suğra --Argumentum A pari- Kıyası bi'l misl --Argumentum a contrario- İstiklal-i bi'l aks --Ratio Legis- Vazil Kanun (Kanun Amacı) Bu bağlamda argumentum a pari (kıyas), argumentum a contrario (aksi kıyas), argumentum a fortiori (öncelik, evleviyet, haydisellik) yöntemleri uygulanır. -Taklit ve Fetva- Kıyas bağlayıcıdır ama istenirse,bunlar usulüne uygun yapılmışlarsa kabul edilirler, daha sonra içtihat yapılması kaldırılmış, ''İçtihat kapısı kapanmıştır'' denmiştir. (Hicretin 3. yüzyılına kadar ortaya çıkan sorunlar içtihadlala çözümlenmesi de,bu çağa kadar ayetlere ve bilinen ve doğruluğu kabul edilen hadislere dayanalırak her türlü içtihadın yapılmış olduğu ileri sürülmüş ve içtihat kapısı kapatılmıştır denerek ifade edilmiştir. Yani tek kısmi dinamiklik kazandıran yapı Kıyas bitti denerek, rafa kaldırılmıştır. Sonuç: Bu nedenle mevcut içtihadlar modern olaylara bire-bir uydurulmaya çalışılmıştır,bu da büyük bir fetva etkiniliğinin doğmasına yol açmıştır. Bu akıla yapılan en büyük ihanetlerden biridir. Ümmetin karşılaşacağı bütün sorunlar çözümlenmiştir-bitmiştir demek cehalet ve aptallığa esir olmaktır. Germen kabile sisteminin uzantısı Anglo-Sakson İçtihat sistemi bugün İngiltere ve Amerikada halen uygulanmaktadır. Emsal kararlar gözetilerek yeniden hukukun yorumlanması ve yaratılması süreci vardır. Yine Kıta Avrupasında-roma sistemi temelli dinamik soyut kurallar vardır. Gelişmiş hukuk sistemlerinin hepsi statiklikten kurtulmuştur. İnsan var olduğu sürece yeni sorunlar ve uyuşmazlıklarla karşılacaktır. Bu yüzden kurallarda evrimsel yapı gereği dinamik-değişken olmak zorundadır, yeni ihtiyaçlara cevap verici, sorunları giderici olmalıdır. O nedenle aklı başında hiç bir vatandaşımız, şeriatı en başta bu nedenle savunmamalıdır. Şeriat demek bu yukarıdaki akıl dışı hukuk sisteminin serbestçe tekrar uygulanması demektir. Tanrıya inanıyorsanız bile, bu kadar aptal bir Tanrı olabileceğine inanmayın. Akıla hareket eden bir yapı, aklınla ulaşmaya -anlamaya çalıştın üstün tasavvur ettiğin şeylere haydi haydi hakaret ediyordur. (argumentum a fortiori)
  7. NotFound

    Göstere Göstere..

    GÖSTERE GÖSTERE Yüzme hocası , Temel'e bağırmış;"Çabuk malzemelerini topla seni takımdan atıyorum!" Temel cevap vermiş; "Ne sebeple atayisun?" "Havuza işediğin için!" demiş hocası. "Havuza işeyen pir tek pen miyum da?" diye diklenmiş Temel. Hocası ya sabır çekip cevap vermiş; "Ulan şerefsiz ! Havuza işeyen bir tek sen değilsin de , tramplene çıkıp oradan göstere göstere yapan bir tek sensin!" Bu fıkrayı bir kaç kez yazdım. Bu gün yine yazma ihtiyacı hissettim. Kurulduğundan beri Atatürk Cumhuriyetini içine sindiremeyenler , onun içine edenler hep olmuştur. Ama bu yaptıklarına hep bir kılıf uydurmaya çalışmışlardır. Ancak artık kılıf uydurmak falan gibi bir dertleri bile kalmamış durumdayız. Açık açık ; "Atatürk Cumhuriyetine Osmanlı'nın reklam arasıdır!" denmiştir. OHAL bahanesi ile önce Yozgat'ta şimdi de Bolu'da içki satışları yasaklanmıştır. TBMM Başkanı;" Anayasadan laiklik çıkarılmalıdır." demiştir. Bu örnekler çok artırılabilir. Ama beni bu yazıyı yazmaya iten asıl sebep dünkü Hürriyet Gazetesinde okuduğum küçük bir haberdir. Kendisi küçük olsa da tehlikesi büyük olan haber şöyle; Milli Eğitim Bakanımız sayın İsmet Yılmaz'ın ziyaret ettiği okulun duvarındaki kocaman panoda Abdurrahim Karakoç'un bir şiiri varmış. Şiirin son dizesi ise daha büyük harflerle yazılmış; "TÜRK'ÜN ANAYASASINA, HAK YOL İSLAM YAZACAĞIZ!" Bu şiir bir ilkokulun duvarında asılı. Milli Eğitim Bakanımızın ziyaret ettiği bir ilkokulun duvarında... Bizler 15 Temmuz'dan beri FETÖ darbe girişimini tartışıp duruyoruz. Asıl darbenin elbirliği ile Atatürk Cumhuriyetine indirildiğini görmeden. Yapılanı ben size açıkça söyleyeyim; Bu bir karşı devrim hareketidir. Atatürk Cumhuriyetini yok etmeye yöneliktir. Evet, seçimle gelmişlerdir, Evet, geldiklerinden beri her seçimden galip çıkmışlardır. Ama bu durum, yaptıkları şeyin niteliğini değiştirmez. Fıkramıza dönecek olursak; Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren içine edenler hep olmuştur. Ama hiç bir zaman, bu son 14 yılda olduğu gibi Temel misali göstere göstere, gözümüze soka soka yapılmamıştır. İlk seçimlerde bu gidişe dur diyemezsek, bugün ilkokul duvarına yazdıkları Hak Yol İslam'ı , yarın gerçekten Anayasaya yazmaları kaçınılmaz olur. Bu da Atatürk Cumhuriyetinin en temel kavramı olan Laikliğin sona ermesi demektir. O yüzden önümüzdeki erken ya da olağan süresinde yapılacak genel seçime; "Fikri Bir Kurtuluş Savaşı gibi hazırlanmamız şarttır. Devir; "Ben ne olacağım?" sorusuna değil, "VATANIM VE MİLLETİM NE OLACAK? " sorusuna cevap aranacak devirdir. Ulvi Puğ
  8. Malum, şehr-i Ramazan yaklaşıyor, orucu nelerin bozup bozmadığı en çok merak edilen konular arasında. Engin ilme sahip İslam alimlerimiz sağolsunlar halkın dini konulardaki kaygılarını cevaplandırıyorlar. Bu da onlardan biri: Demek ki sayın müminler, ihtiyatlı olması için su kaçağı yapabilecek tüm deliklerinizi bir tıkaçla kapamanız lazım. Müslümanların bir muamma olarak görüp kafa patlattığı meselelere bak.
  9. İki çocuğa sahip genç bir anne cep telefonu bulundurduğu için Pakistan'da idam edildi. Arife Bibi Pakistani aşiret mahkemesince taşlanarak ölüme mahkûm edildi ve 11 Temmuz 2013'te ailesinin ellerinde infaz edildi. Amcası, kuzenleri ve diğer aile üyeleri kadının yüzüne ölene kadar taşlar attı, tüm nedeni bir mobil telefona sahip olmasıydı. Kadın yaşadığı köyden uzakta çöle gömüldü ve raporlara göre ailesinin onun cenazesine dahil olmasına izin verilmedi. Devamını oku: http://www.opposingviews.com/i/religion/islam/arifa-bibi-stoned-death-pakistan-possessing-cell-phone Ne kadar babar ve iğrenç bir cezalandırma. Cep telefonu taşımanın bile ciddi bir suç haline geldiği ilkel bir toplum. Atatürk devrimleri olmasaydı biz de böyle zavallı bir haldeydik.
  10. Ülkenin kadın sürücülere ilişkin yasağını haklı göstermeye çalışan Suudi Arabistanlı bir tarihçi, Birleşik Devletler gibi diğer ülkelerdeki araba kullanan kadınların tecavüze uğramaları durumunda umursamadıklarını ve cinsel şiddetin "onlar için önemli olmadığını" söyledi. Ortadoğu Medya Araştırma Enstitüsü tarafından çevrimiçi yayımlanan bir çeviriye göre, Salih el-Saadun, son TV ropörtajında kadınların, arabaları arızalandığı zaman tecavüze uğrayabileceklerini, ama diğer ülkelerin aksine, Suudi Arabistan'ın, ilk etapta kadılarını onların araba sürmelerine izin vermeyerek bu riskten korumakta olduğunu iddia etti. El-Saadun, Suudi Arabistan Rotana Halîciyye TV'de yaptığı açıklamada şunu söyledi: "Onlar yol kenarında tecavüze uğrarlarsa umursamıyorlar, ama biz umursuyoruz." Devamını oku: http://www.huffingtonpost.com/2015/02/09/saudi-women-drivers_n_6649896.html?utm_hp_ref=tw Alakası yok, Suudi erkekler kadınları kendi güvenilmezliklerinden rahatsız olduklarından dolayı baskılıyorlar. Arap erkekler sekiz yaşındaki çocuklarla evlenecek kadar seks delisi manyaklardır. Bu, bir müslümandan duyduğum en aptal şeylerden biri.
  11. Felix Siauw, 1.1 milyon Twitter takipçisi olan Endonezyan bir İslam alimi, twitter hesabından, “Selfie çekmek haramdır. Özellikle Müslüman kadınlar için… Bu günlerde pek çok Müslüman kadın utanmaksızın selfieler çekiyorlar. Onlar, gurur, gösteriş ve kibire yenik düşenlerdir” mesajlarını paylaştı. Bu ayın başlarında, o, selfielerin Müslümanlar için nasıl bir günah olarak görülebileceği hakkında 17 maddelik bir Twitter manifestosu yayımladı. Peki kadınlar nasıl tepki verdi? Tabii ki, #Selfie4Siauw ile. https://twitter.com/FauzanZaman69/status/557543093298135040/photo/1 Ancak onun mesajları geri tepti. Yüzlerce Endonezyalı @#Selfie4Siauw başlık etiketini kullanarak daha fazla selfie postalamayla karşılık verdi. Devamını oku: http://www.buzzfeed.com/alanwhite/an-indonesian-cleric-said-muslim-women-shouldnt-take-selfies
  12. Çok mühim bir konu. İslamcı TV Müslümanlar için büyük bir merak konusunu daha açıklığa kavuşturdu. Müslümanlar "ilim" diye bu tür boş konuları tartışıyorlar, bu yüzden bilimde ve uygarlıkta geri kalıyorlar. http://www.youtube.com/watch?v=ZQIgoFmZN4E
  13. Leyla Bint Abdul Muttalib Basim, Suudi Arabistan'da ikamet eden Brimanyalı bir kadın, Pazartesi günü İslam'ın kutsal şehri Mekke'nin sokaklarında sürüklendikten ve dört polis memuru tarafından zaptedildikten sonra kılıçla başı kesildi. O cinsel tacizden ve 7 yaşındaki üvey kızının cinayetinden suçlu bulundu. http://www.raymondibrahim.com/from-the-arab-world/video-saudis-behead-screaming-woman-with-three-sword-strokes/ Kafa kesmek ve kadınlara zulmetmek İslamî bir spordur. Suudi hükûmetinin IŞİD'den bir farkı var mı?
  14. Petrol zengini Sultan Bruney Müslümanların kötü yola düşmesine yol açacağı korkusuyla Kristmas festival kutlamalarını yasakladı. Yasak çocukların ve yetişkinlerin Noel Baba'yı andıran kıyafetler giymelerinin görülmesinden sonra yayımlandı. Haber: http://www.dailymail.co.uk/news/article-2901821/Brunei-bans-Christmas-Islamic-nation-outlaws-celebrating-festivities-fear-leading-Muslims-astray.html Müslüman-olmayan milletler Kurban Bayramını yasaklasaydı iyi olur muydu?
  15. İslam'a hakaret ettiği gerekçesiyle Mayıs 2014'te 10 yıl hapse ve 1,000 kırbaçlamaya mahkûm edilen Suudi blog yazarı ve aktivist Raif Bedevi yarın Cuma namazı sonrası ilk kamçı darbesiyle yüzleşecek. Kaynak: http://www.lisadaftari.com/saudi-blogger-raif-badawi-faces-whipping/?utm_content=buffera0bb6&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer Bu adam da Fransa'da öldürülen gazeteciler gibi İslamofaşizmin kurbanlarından biri, ve Müslümanların büyük çoğunluğu tüm bu vahşetlere göz yumuyorlar.
  16. Dünya çapında İslamın en temel sembolü olan burka, her zaman tartışmalara yol açmıştır. Gayr-i müslim dünyanın birçok yerinde bu, radikal İslamın bir alâmeti ve kadınlara bir hakaret olarak görülmüştür. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bu çok sayıda ulusların burkaya ilişkin yasal yaptırımlar empoze etmesine yol açmıştır. Burkayı yasaklayan son ülke Çin'dir. Çin büyük bir örnek teşkil ediyor. Herkes onları takip etmeli. Eğer Müslümanlar içler acısı yaşam tarzlarını sürdürmek istiyorlarsa, o zaman kendi lanet ülkelerinde kalabilirler. Dünyanın geri kalanı Müslümanların saçmalıklarına tahammül etmek zorunda değildir, ve onlara hiçbir şey borçlu değildir. İyi iş çıkardın Çin. Haber linki: http://conservativetribune.com/another-country-bans-burqas/#
  17. Beyrut: İslamî Devlet grubu Salı günü gey olduklarını iddia ettiği iki erkeği ölümüne taşladı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi kurbanların yaklaşık 20 yaşında olduğunu söyledi. http://english.manor...h-in-syria.html Eşcinsellik yaklaşık 1,500 hayvan türünde gözlenmiştir, homofobi ise tek bir türde görülür!
  18. Taliban vahsetine kocasını kurban vermiş ama kendisi kaçıp kurtulabilmis bir hanımın dünyaya gözyaşları içinde anlattıklarından bazı cümleler: Cin seytan gibi çıkıyorduk sokağa. Birbirimizi tanıyamıyorduk. Erkekleri tanıyabiliyorduk sadece. Çader denen çarsaf topuğa kadar olduğu için çıplak ayaklar fark ediliyordu. Çıplak ayakla yakalanan kadınlar beyaz tenli ve güzel ayaklıysa daha çok kırbaçlanıyordu. Çader öylesine sert ve ağırdı ki basımda taş taşır gibi oluyordum. Basımı yana çeviremezdim. Tıpkı koşumdaki atlar gibiydik. Kadınsı hatlarımız belli olmasın diye 5 metrelik çader kumaşı tepemizde kalın pilelerle birleşiyordu. Göz bebeklerimiz hizasında toplu iğne başı kadar iki delik vardı sadece. Kokuları bile alamıyordum. Evlerin perdeleri bile kalın olacak. Evin içinin görünmesi de suçtur. Sokaklarda dolasan kötülüğü engelleme gruplarının uygunsuz bulduklarını söyledikleri kadınlara istedikleri kadar kırbaç vurma hakları vardı. Erkekler sarık yahut külah takmaya mecbur. Eğer saçları bunların dısında kalıp görünüyorsa hemen kazınıyor. Sakallar avuçlanıp ölçülüyor. Avucun dısına çıkacak uzunlukta değilse dayak ve hapis cezası var. Ezan sesi duyulduğu an herkes panikle camiye kosuyor. Abdest var mı yok mu bakılmıyor. Toplayıp namaza götürüyorlar. (Hürriyet gazetesi Pazar Eki 22 Temmuz 2001)
  19. Militan grup IŞİD'in binlerce Suriyeliyi öldürdüklerini söylemelerinden birkaç gün sonra, onlarca Hristiyan aile benzer bir kaderi önlemeyi umarak, şimdi IŞİD-kontrollü Musul şehrini terkediyorlar. Cuma günü, el-Kaide ayrılıkçı grubu Musul'da yaşayan Iraki Hristiyanlar için bir ültimatom yayınladı, buna göre Cumartesi gününe kadar onların İslama dönüşmeleri, para cezası ödemeleri ya da kılıçla ölümle yüzleşmeleri gerekir. Toplamda 52 Hristiyan aile Cumartesi sabah erkenden Musul şehrini terketti, sırtlarında elbise dışında bir şey almaktan men eden silahlı bir grupla. Kaynak: http://religion.blog...ans-flee-mosul/
  20. Tecavüz, işkence etme ve öldürmeyle suçlanan bir Suudi hatip bildirildiğine göre "kan parası" ödemeyi kabul ettikten sonra gözaltından tahliye edildi. Fayhan el-Ghamdi, 2013'te 8 yıl hapis cezasına ve 800 kırbaca mahkûm edildi. Mahkeme ayrıca el-Ghamdi'ye eski karısına ve kızın annesine bir milyon riyal ($270,000) "kan parası" ödemesini emretti. Bazı raporlara göre, el-Ghamdi, kızının bekâretinden şüpheliydi ve ona bu yüzden işkence etti. Ghamdi'nin kızı ezilmiş bir kafatası, kırık sırt, kırık kaburga, kırık bir sol kol ve aşırı morarma ve yanıklar dahil olmak üzere çoklu yaralanmalara uğradı. Pek çok aktivist el-Ghamdi ömür boyu hapis cezası almadığı için hayal kırıklığına uğradılar. Bknz. http://www.independe...ey-8480440.html
  21. İslam'ın barışa en son katkıları Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. (Kuran, 48:29) 16 Mart 2014 Yetkililer Fulani Muslim çobanların 3 Hristiyan köye saldırdığını ve 100'den fazla sivili öldürdüğünü söylüyorlar. Binlerce hasır çatı kulübe kundaklandı. Son yıllarda Nijerya'nın Orta Kuşak genelinde ağırlıklı olarak Müslüman Fulani çobanları ile Hristiyan çiftçiler arasında toprak ve su rekabetinde binlerce insan öldürüldü. Geçen hafta 100'den fazla kişi komşu Katsina eyaletinde benzer saldırılarda öldürüldü. Chenshyi köyü muhtarı Nuhu Musa Pazar günü silahlı soyguncunun pastör'ün eşi ve çocukları da dahil olmak üzere 50'den fazla kişiyi öldürdüğünü söyledi. Nuhu Musa Kaduna eyaletinin güney kesiminde tüm köylerin yıkıldığını söyledi. Yerel yönetim başkan vekili Daniel Anyip üç köye Cuma gecesi yapılan ataklarda yaklaşık 100 kişinin öldürüldüğünü söyledi.
  22. Suudi Arabistan'da çocuk tacizleri had safhada. İslam hukuku cinsiyet ve hür-köle ayrımı yapan ve katili kan parası karşılığı salıveren bir aşiret töresi mantığına sahip olduğu için adaleti karşılayamıyor. Ulema sınıfı çareyi bebekleri de çarşaflamakta buluyor. Sağlıklı cinsel eğitim verilmeyen, ilkel ve medeniyetsiz toplumlarda cinsel baskılar ve yasaklar abazanların sapıklığını engelleyemez. Aydınlanma devrimi zorunlu! Şeyh Abdullah el-Davut: “The prevalent custom among Muslims of the countries of East Asia is to make girls start wearing the hijab in the second year of their lives. This has motivated us to compete with them, and we will start our girls wearing the hijab even earlier….We do not want to see revealing and shameful clothing, especially when girls start to develop and fill out, and show signs of beauty, and so on. You find that she is in a state of exposure and nudity. I think we know that there are fatwas that forbid this, even if they have not yet reached the stage of puberty. Whenever the girl is an object of desire, the parents have the duty to cover her up with a hijab” Yani kısaca diyor ki: "Doğu Asya ülkelerinin müslümanları arasındaki yaygın adet kızların hayatlarının ikinci yılında hicap takmaya başlamasıdır. Bu bizi onlarla yarışmak için motive ediyor, ve biz kızlarımıza daha erken hicap giydirmeye başlayacağız. Biz dekolte ve utanç verici giyim görmek istemiyoruz, özellikle kızlar gelişmeye ve olgunlaşmaya başladığında, ve güzellik belirtileri gösterdiğinde, ve saire. Kız arzu nesnesi olduğu zaman, ebeveynlerin onu hicap ile örtbas etme yükümlülüğü var."
  23. Lord işini gizemli yollarla halleder. Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/2012/12/05/roderick-arrington-las-vegas-beaten-death-bible-homework-video_n_2245381.html
  24. http://www.bbc.co.uk...d-asia-25874580 Yani adam şizofrenik ve peygamberlik iddiasında bulunuyor, mahkeme onun akıl hastası olduğuyla ilgili raporları kabul etmiyor ve irtidat gibi kurbansız bir suça rağmen onu öldürmek istiyor. Hmm, dinler nasıl başladı dersiniz?
  25. Bir kısım düşünürlerin ve yazarın kehaneti bu yönde. AKP'nin Islamizasyon politikası ters tepecek ve hızlı bir atheizasyona sebebiyet verecek (umarım ki). Şeriatçılar ülkede azınlık ve şahsen şeriat mayasının tutacağını pek sanmıyorum. Ama İran ve Afganistan'ın durumunu düşününce "Ben Türküm bana bir şey olmaz" demek soğuk bir konfor gibi geliyor. Düşünceler?
×
×
  • Yeni Oluştur...