Jump to content
haci

FREUD

Recommended Posts

Sigmund Freud 6 Mayıs 1856 yılında Avusturya İmparatorluğunun Freiberg şehrinde doğmuştur. 1873 yılında Viena Üniversitesine tıp talebesi olarak kaydolmuştur. Tip fakültesini bitirdikten sonra 1882 yılında Viena Genel Hastanesinde calışmaya başlamıştır. 1885 yılında Paris’e gitmis ve ünlü Jean Martin Charcot’un yanında bilgi ve görgüsünü artırmıştır. Bu deneyim Freud’un yaşamında bir dönüm noktasıdır. O zamanlar Charcot hastalarda histeri üzerinde arastırmalar yapmaktaydı ve akıl hastalıklarının organik olmayan psikolojik hastalıklar olduğu hakkında bir inanca sahipti.

Paris dönüşünde Freud, Dr. Joseph Breur ile yakın ve yararlı bir ilişkiye girmistir. Birlikte histeri üzerinde bir çalışma yapmışlardır. Bu çalışma Freud’un psikoanalitik yöntemlerinin başlangıcı olarak kabul edilebilir. Bu yöntemi kullanan Freud bir çok psikiyatrik hastalığın kökenine inmeye çalışmış ve zamanında bu konuda çok basarılı olmustur. Freud bu arada bilinç altı hakkında da kuramlar geliştirmiş, nevrozlar hakkında genis bir anlayısa sahip olmuştur. 1899 yılında rüyaların yorumu eserini yayınlamış ve bazı sembolik süreçlerin rüyalara neden oldugunu ileri sürmüstür. 1905 yılında yayınladıgı cinselligin gelişmesi hakkındaki kuramları büyük tartışmalara neden olmuştur. Incelediği konulardan biri de Oedipus kompleksidir..

Freud mitoloji, antropoloji, kültür ve dine de psikoanalitik yöntemlerle yaklasan bir bilim adamıdır. Hemen her konuda en azından bir iki yazi yazmıştır. En onemli eserleri arasında Totem ve Tabu yer almaktadir.

Sigmond Freud 23 Eylul 1939’da Londra’da ölmüştür.

Devam edecek......

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Sigmund Freud’un bilim adamları arasında çok ilginc bir yeri vardır. Bu yerin eşsiz olduğu söylenebilir. Freud’un, karizmasi, müthiş zekası ve üstün akılsal yetenekleri, insan psikolojisinin bilinmezliği ile birleşmis ve ortaya çıkan karışım son derece renkli bir “yalancı bilimin” ortaya cikmasi ile sonlanmıştır.... Bütün bunlara Freud’un yazabilme ve kendini belirtebilme yetenekleri de eklenince, bilim tarihinde ilk defa dahi bir bilim adamını, dahi bir sahtekardan ayırmanin mümkün olmadığı gercegi ile karşı karşıya kalınmıştır.

Aslinda bilim 20’nci yüzyılın başlarında, bu ilginc dilemmanın bir başka benzeri ile de karsılaşmıştır. Einstein görelik kuramlarını yayınladığı zaman, bilim dünyası aptallaşmış ve şoke olmuştu. Ama her şeye rağmen ortada elle tutulur, gözle görülür bir durum vardı. Einstein’ın kuramı bir gün güneş tutulması sırasında kanıtlanmıştı. Bilim Einstein’daki değeri görmekle yetinmemiş, ondan kuramını isbat etmesini beklemiş ve bu isbatı başka bilim adamları gerçekleştirmişlerdi. Yine de Einstein’ın kuramları yeterince anlaşılmamış ve bilim komiteleri onu nasıl mükafatlandıracaklarına bir türlü karar verememişlerdi. Çünkü görelik kuramını anlayan çıkmamıştı. Sonunda Einstein Nobel Fizik ödülünü aldı. İnsan oğlunun erişebileceği en üstün akılsal düzeye ulaştığı ve görelik kuramını ortaya attığı için değil, fotoelektrik etkinin mekanizmasını açıkladığı için bu ödülü aldı. Görelik kuramı bugün bile yeterince anlaşılmayan müthiş bir kuramdır.

Freud’a gelince.. Einstein’dan daha şanslı idi. Hiç kuşkusuz Freud da bir dahi idi ama, fizik gibi temeli sağlam somut bir bilim dalı ile uğraşmıyordu. Henüz var olmayan bir bilim dalının ilkelerini oluşturup, temelini atmakla meşguldü. Bir yandan kuramlar oluşturuyor, öte yandan o kuramlar üzerine kuramlar geliştiriyor ve yeni bir bilimin hızla gelişmesi için gerekli ne varsa yapıyordu. O sıralarda gerekli olan tek şey, Freud’un kendi hayal gücünden başka bir şey değildi.

Devam edecek...

HACI

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Freud’dan önce insan psikolojisi konusunda ortaya atılan çok az iddia vardı. Charcot o iddiaların sahibi ilk bilim adamlarından biriydi. Ayrıca arkadaşı Brueuer da insan psikolojisinin temellerini atanlar arasında idi.

Freud ayrıca kendi hastalarını çok yakından incelemeyi başardığından ve onların şikayetlerinden çeşitli anlamlar çıkarabielcek kadar üstün zekalı biri olduğundan, insan psikolojisi konusunda diğerlerinden ayrılarak, sivrilmeye başlamıştı. Ayrıca çok verimli ve usta bir yazardı. Hemen her konuda bir şeyler yazmadan duramazdı.

Freud’un ne kadar müthiş bir yazar ve düşünür olduğunu anlamak istiyorsanız, Encyclopedia Britannica’ya bir göz atmanız yeter. Freud’un diğer bilim adamlarına olan etkisinden tutun, onların Freud’a olan etkisine ve Freud’un çeşitli kuramlarına kadarr o kadar çeşitli yönleri ile karşılaşacaksınız ki, bir insanın bütün bunları başarabilmesi için bir ömrün yetmeyeceği izlenimini alacaksınız. Kaleminin bulaştığı hemen her konuda bir kuram uydurmuştur Freud. Bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

Çocukluk, cinsellik, erişgenlik, saldırıcı davranış, unutkanlık, nervozlar, artistik davranış, davranışların gelişmesi, kollektif davranış, rüyalar, varoluşçuluk, peri hikayeleri, eşcinsellik, folklar, şaka ve espri, gülmek, liberalizm, libido, ateizm, sihir, mental sağlık ve hijyen, ırza geçme, zina, kişilik, aklın felsefesi, din ve daha sayamayacağım kadar çok sayıda konu Freud’un ilgi alanına girmiştir. Kimse bir bilim adamından bütün bu konular hakkında doğru kuramlar ve düşünceler üretmesini beklememelidir. Bu imkansızdır.

Nitekim günümüzde Freud’un yukardaki konularda ortaya attığı kuramların hiç birisinin doğru olmadığı anlaşılmıştır. Ama ilginç olarak ortada değişen hiç bir şey yoktur. Çünkü bütün bu konular günümüzde de sırlarını korumaktadırlar.

Freud bu konuları işlerken, en azından bazıları için son derece saçma ve gülünç açıklamalar yapmış, ilginç terimler kullanmıştır. İşin ironik tarafı o terimlerin günümüzde de kullanılmalarıdır. Bu durum Freud en azından bazı konularda haklı olabilir mi kuşkusu yaratmaktadır. Ama bu yanlış bir düşüncedir. Çünkü o terimlerin ortaya atılış nedenleri ile bugünkü anlamları arasında en ufak bir ilişki yoktur.

Devam edecek...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Freud denilince aklıma "sığınmacı bakış" gelir.

Bir aşkın en başında sevgilinin gözlerindeki bu bakışlar değişik ruh hali içinde bestelenmiş eserler gibi, önce ruha sonra bedene ağırlık bindirince, ten kaygısıyla yüklü ağır bir aşk taşımanın şaşkılı beğenisi insana, ne zaman geleceği bilinmeyen zalim ölümden önce sevgi peteğinin balıyla tabiatın koynunda gizlenmek rolü verir.. Neden peki, çünkü Freud'un başka bir kanunu kafanızı ölen adam misali mezar taşına çarpıtıp sizi kendinize getirecektir, çıplak hakikatın taş betonuna itecektir...

tarihinde Braddock tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Freud’a göre nervözlerin nedeni, gençlik yıllarında baskı altına alınan libidodur. Freud bu kuramını hangi gözlemlere, bulgulara dayanarak ortaya atımış olabilir? Bundan daha saçma bir iddia olamaz. Çünkü bugün nervözlerin, beyindeki kimyasal bir bozukluğa bağlı olarak ortaya çıktığını ve onları bazı ilaçlarla tedavi etmenin mümkün olduğunu biliyoruz. Evet.. libido denen bir şey de vardır. Hem kadında, hem de erkekte vardır hem de.. Ama büyük bir sır değildir libido. Şehvet, cinsiyet içgüdüsü, isteği, yeteneğidir.. Yalnız insanlarda değil, her hayvanda vardır. Ayrıca bu içgüdünün baskı altına alınmasının insanda nervözlere neden olduğunun tek bir delili bile yoktur. Böyle bir sonuca varabilmesi için bir insanın oturup, bu konuları düşünmesi, bir şeyler tasarlaması, uydurması ve muhtemelen hastalardan edinilen izlenimlerin saptırılması gerekmektedir. Freud’un bütün yaptığı budur. Önce kendini kandırmıştır Freud. Sonra tıp camiasını.. ve insanlığı.. Freud uydurmuştur. Freud fiction yazmıştır. Bugünkü anlamda bilimsel tek bir yapıtı bile yoktur Freud’un. Ama büyük bir olasalıkla belki kendisi bile fiktif kitaplar yazdığını bilmiyordu. Belki de kendi deneyimlerini, buluşlarını yazdığını sanıyordu.

Psikanalizin temellerini atarken Freud, serbest birliktelik tekniğini (free association technıque) geliştirmiştir. Bu teknikte hastadan akla gelen ilk konuyu çekinmeden, korkmadan bahsetmesi istenmektedir. Tartışmaya açık olmayan konu yoktur. Bu tekniği kullanan Freud kendine yeni ufuklar açmış, rüyaları, hataları, unutkanlıkarı vs. bilinç altı ile açıklamaya başlamıştır. Her yalan bir diğer yalanı izlemiş, ama yine de Freud her saçmalığı bir diğer saçmalıkla kompanze etmesini bilmiştir. Çok becerikli, kurnaz ve usta bir yazardır Freud. Freud’un kuramları psikiyatri ve psikoloji bilimlerine o kadar derin bir şekilde penetre olmuşlardır ki, nerdeyse 100 yıl sonra onlardan tümüyle kurtulmak mümkün olamamaktadır.

Psikanalitik deneyimler sonucunda Freud, insan şahsiyeti ile ilgili ilginç kavramlara ulaşmış ve onlar id, ego ve süperego terimleri ile tanımlamıştır.

İd, amacı yalnız ve yalnız yaşamı sürdürmek olan bilinç altı güdü ve içgüdüleri barındıran bir rezervuardır. İd’in kökeni genetiktir. Ana ve babamızdan kazandığımız ilkel içgüdülerdir yani.

Freud’a göre ego, kişiliğin gerçekler, çeşitli algılamalar, idrar etmek ve fiillerle ilgili hem bilinçli, hem de bilinç öncesi olan bölümüdür.

Süperego ise, kişinin değer yargılarının, ideallerinin, gelenek ve törelerinin ve ahlakının temsil edildiği bir sistemdir. Başka bir deyişle süperego, egonun sansürüdür.

Freud’a göre kişilik bu üç yapının çeşitli oranlarda bir araya gelmesinden oluşmuştur. Biraz id, biraz ego, birçok süperego…… Ama ne kadar çok.. Orası meçhul. Eski Yunanlıların madde, ateş, su ve havadan oluşmuştur dedikleri gibi bir şey. Asla bilimsel olmayan, tümüyle kurgusal ama, zarif bir kuram. Daha doğrusu bir masal ve efsane…

Freud'un hayranlarına ithaf edilmiştir...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Nitekim günümüzde Freud’un yukardaki konularda ortaya attığı kuramların hiç birisinin doğru olmadığı anlaşılmıştır. Ama ilginç olarak ortada değişen hiç bir şey yoktur. Çünkü bütün bu konular günümüzde de sırlarını korumaktadırlar.

Değişen hiçbirşey yok ise hiçbirinin doğru olmadıgı nasıl anlaşılmıştır hacı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Rüyaları bilimsel olarak çözümleyen kişi Freud'tur. İlk ortaya attığı görüşe sonra kendi de inanmamıştır ama onun başlattığı kıvılcımla çözülmüştür. Rüyaları bana göre adam akıllı çözen Gustav Jung'tur.

Freud'un kişideki değişik davranışların kökenini cinsel ve psikolojik dörtülere bağlaması da gerçektir. Hallen de bastırılmış arzudan bahsediyorsak bu Freud sayesindedir.

Freud komplexlerin kökenini de açıklamıştır.

Freud yenilen bir orduda dizanteri çeşitli kışla hastalıklarının sebebini moral bozukluğuna bağlaması da müthiş bir fikirdir..

Moralin vücut direnciyle bağlantısı önemli bir buluştur.

Kişilik bölünmeleri de freud'un bulgularıdır..

Freud bir kıvılcımı başlattı, modern psikoloji onu takip, ondan etkilenip bulgular geliştirdi, vs....

tarihinde Braddock tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Değişen hiçbirşey yok ise hiçbirinin doğru olmadıgı nasıl anlaşılmıştır hacı?

Çok basit..

Ne bildiğimizi bildiğimiz gibi, ne bilmediğimizi de biliyoruz.

Uydurmuyoruz...

Günümüz bilimsel yaklaşımları için bu çok önemli..

Bilinmeyen bir olgu için yapılan açıklamaları saçma bulmak o olgunun bilinmezlikten arındırılmasını gerektirmez..

İnsan psikolojisi hakkında her şey bilinmiş değil ki..

Bilinen çok az..

Ama bilindiği kadarıyla Freud'un bütün kuramları yanlışlanmışlardır.

Ulaşılan bilimsel düzey Freud'un fantazilerinden çok daha sofistikedir.

Yanlışın yanlış olduğunu bilmek için mutlak doğruyu bilmek gerekmez..

Bilim bu aşamaya gelmiştir. Bu da bir ilerlemedir.

Hiç bir şeyin değişmediğini, daha çok sorunların hala var olduğu ve yeterince bilinmedikleri anlamında kullandım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Ama bilindiği kadarıyla Freud'un bütün kuramları yanlışlanmışlardır.

Ulaşılan bilimsel düzey Freud'un fantazilerinden çok daha sofistikedir.

Mesela hangi kuramları nasıl yanlışlanmıştır?

Akademik olarak kabul gören bir kaynak önerebilirmisin?

Öğrenmek için soruyorum

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Popper Freud'u yanlışlanamaz şeyler söylediği için eleştirmiştir, buna rağmen bütün kuramlarının yanlışlanmış olması ilginç geldi bana

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Mesela hangi kuramları nasıl yanlışlanmıştır?

Akademik olarak kabul gören bir kaynak önerebilirmisin?

Öğrenmek için soruyorum

Bu konuda çok sayıda literatür var..

Google araması yapabilirsin..

Çeşitli tümceleri arayabilirsin..

was Freud right

Freud contraversy

Freud's theories

Veya Freud yaz.. Karşına tonla yazı çıkacaktır.

Yalnız Türkiye'den googl tam olarak taranamıyor.

Türkçe kaynak yok gibi bir şey..

İngilizce aramanız gerekiyor..

Freud'un hala hayranları olduğunu da unutmayalım.

Freud'un teorilerinin yanlış ve uydurma olmalarının en büyük nedeni, Freud'un onları bilimsel psikolojik yöntemler kullanarak değil de, oturup düşünerek ortaya koymasıdır.

Düşünerek bilim yapılmaz.

Ayrıca Freud'un zamanında yaşayan bilim adamlarının insan psikolojisi hakkında doğru olarak bildikleri hiç bir olgu yoktur..

Sıklıkla kadınlarda histeri tanısı koyarlar ve tedavi ederlerdi.

Bu tedaviler arasında en başarılı olanı kadınlara mastürbasyon yaptırmaktı.

Kadınlar cinsel özgürlüklerine kavuştuktan sonra histeri hastalı kayboldu gitti.

Freud'un zamanında cinselliğe verilen önemi onu bu yöne doğru itmiştir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Freud'un teorilerinin yanlış ve uydurma olmalarının en büyük nedeni, Freud'un onları bilimsel psikolojik yöntemler kullanarak değil de, oturup düşünerek ortaya koymasıdır. Düşünerek bilim yapılmaz.

Freud'un her söylediği doğrudur demiyorum ama haksızlık yaptıgını düşünüyorum Freud'a

Freud insanları incelemiştir onları dinlemiştir ve çarpıcı yorumlar yapmıştır

Nasılki Darwin hayvanların sadece görünümlerini inceleyerek genetik hakkında hiçbirşey bilmeyerek evrim kuramını ortaya atması, onu "sallayan" bir adam yapmaz ise benzer bir durum vardır.

Evine kapanıp insan içine çıkmayıp kendini sanki tasavvufa vermiş bir adam gibi anlatman garip

Ayrıca Freud'un zamanında yaşayan bilim adamlarının insan psikolojisi hakkında doğru olarak bildikleri hiç bir olgu yoktur..

Bu birşeyi göstermez ki

tarihinde DeHRi tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
was Freud right

Freud contraversy

Freud's theories

Freud yerine Darwin yazsam mesela internette ne kadar kaynak bulurum sence?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

O zaman Freud'un neden bir sahtekar olduğunu anlaman için sana şunu söyleyebilirim:

Freud bir bilim dalına imzasını atmıştır.

Hakkında hiç bir şey bilmediği, başkalarından öğrenmediği bir konuda yeni bir bilim dalını doğrular üzerine kurmak nasıl mümkün olabilir?

Freud psikiyatrinin babasıdır.

Ama bütün kuramlarının yerini yenileri almıştır.

Onların da doğru oldukları kesin değildir ama, ne de olsa çağdaş kuramlara daha çok iltifat edilir.

Diğer bilim adamlarının da hataları olduğunu ve kuramlarının yanlışlandığını biliyoruz.

Ama Freud'un en büyük özelliği yeni bir bilim dalını yanlış teoriler üzerine kurmuş olmasıdır.

Yine de bütün sahtekarlıklarına rağmen Freud'u günümüzde canlandırmak isteyen sapkın hayranları vardır.

Freud hakkında herkesin kabul edeceği bir konsensusa ulaşılamamıştır.

Tartışmalı bir figürdür..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Freud yerine Darwin yazsam mesela internette ne kadar kaynak bulurum sence?

Ben Darwin yazdım..

51 milyon 600 bin giriş buldum.

Freud yazınca 24 milyondan fazla kaynak çıkıyor karşıma..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Hakkında hiç bir şey bilmediği, başkalarından öğrenmediği bir konuda yeni bir bilim dalını doğrular üzerine kurmak nasıl mümkün olabilir?

Democritus'u düşün hacı onun zamanında atom diye birşey biliniyormuydu ama adam binlerce yıl evvel doğayı gözleyerek akıl yürüterek o zaman için inanılmaz sonuçlara ulaşmıştır. Şimdi Democritusun dediği herşey doğru değil diye ona sahtekar diyebilirmisin?

İlla birilerinin önceden birşey bilmesi gerekiyor ise bir bilim dalır nasıl ortaya çıkar

Ne kadar geri gidersen git ondan daha öncesinde birilerinden birşeyler öğrenmesi gerekiyormuş bir bilimdalını doğrular üstüne kurabilmek için senin bu mantıgınla insanoğlunun tartihsel serüveninde yerinde sayması gerekirdi.

Yine de bütün sahtekarlıklarına rağmen Freud'u günümüzde canlandırmak isteyen sapkın hayranları vardır.

Adamı sahtekarda ilan ettin :)

Ben senin Freud takıntını yaklaşık 7-8 yıldır bilirim hacim hiç değişmiyor

BigBang öncesine dair falan doğrudan deneysel bilgi olmayan bazı kuramları "böyle olmalı" kabullenirken sende bu titizliği görememekte ayrı bir ironi tabi.

Bir ara fazla boyut öneren kuramcılara da şarlatan falan diyordun

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bugün bilimi insan beynini inceleme işini oldukça ilerletmiştir. Artık bir insanın belli bir algı halindeki beyin görüntüsü görüntülenmektedir. Çeşitli algı hallerinin, beyindeki görüntüleri bilinmektedir. Bunlar üzerinden bir çok çalışma yapılmaktadır.

Freud id, ego ve süperego kavramlarını ortaya atmıştır. Bunlar iyi güzel kavramlarda olsa, bir şeyleri açıklasada, günümüzde bile hala açıklamaya yarasalarda, artık bu kavramları aşmamız ve daha sağlam bir anlayış oluşturmamızın zamanı gelmiştir.

haci doğal olarak insan beynindeki görüntülenebilir ve ölçülebilir verileri esas almaktadır. Bunun önemini yadsımak mümkün değil.

Ancak insanın kendisini ve çevresini, nasıl algıladığı, neye inandığı her zaman çok önemlidir. Çünkü bu konudaki algı kalitesi, bir insanın tüm biyokimyasal sürecini etkiler.

Mesele kişinin kendini ne olarak algıladığındadır. Sürünün bir parçası mıdır? Yoksa birey olabilmiş midir? Hayatın dinamiklerini ona sürü mü öğretmiştir yoksa o bunları beğenmeyip bir arayışa çıkmış mıdır?

Herkeste temel olarak var olan içgüdülerin ne kadar farkındadır? Ego anlayışı nedir? Diğer egolarla ilişkilerini nasıl algılamaktadır? Süperego kişiye neleri dayatmıştır? Ve kişi üzerindeki hakimiyeti ne boyuttadır?

Bütün bunların toplumdan topluma ne kadar değiştiğini biliriz. Her bir toplumda bunlar bireye farklı farklı yansıtılır. Birey yansıtılanları olduğu gibi alırsa ve toplum gelişkin bir yapıya sahip değilse, birey toplumun hastalıklarını taşıyan bir yapıya bürünür. Mesela toplumların evrensel değerlerle ne kadar bütünleşebildiklerindedir.

Yerel ve subjektif değerler tümüyle yanlış olmasalarda, sağlıklı değillerdir. Bir toplum ne kadar hayatın ve evrenin gerçeklerine nüfuz edebilirse o kadar evrenselleşmiş bir anlayışa sahiptir. Yani gerçekleri ve işleyişi ne kadar iyi anladıysa ve hayata olan hakimiyeti ne oranda arttı ise o kadar evrenseldir o toplum.

Kişi içinden çıktığı toplumun bakış açısı yerine, bugünün imkanlarından yararlanıp, evrensel bir bakış açısını ne kadar yakalarsa o kadar sağlıklı olur.

Freud doğrusu ile yanlışı ile mutlaka çok önemli bir bilim adamıdır. Bugünün anlayışına göre ona bilim adamı demek istemeyecekler çıkacaktır. Ancak o anlam denilen şeyin peşine düşmüş bir kişidir. Yani yaşadığımız hayatta her nesneyi ve olguyu bir şekilde anlamlandırıyoruz. Bu bizim kaçınılmazımız. Başka türlü yapamayız. Bu anlamlandırma elbette var olan gerçeğe göre hatalar içermek zorundadır. Zamanla değişmek zorundadır. Ama bizde o gün için bunu bir şekilde değerlendirmek ve anlamlandırmak zorundayızdır.

Freud'un bu kadar çok konuya el atması bile onun hayatı nasıl anlamlandırdığımızın peşine düştüğü gerçeğini gözler önüne seriyor. Libidonun tüm hayata olan etkisini abarttığı bir gerçek. Ancak tümüyle haksız değil tabii. Libidonun insan ve toplum için ne ifade ettiğini, kavramsal temellerle açıklamaya çalıştı sonuçta Freud. O zaman elde bugünkü bilimsel bulgular yoktu. Hata yapmasından doğal ne olabilir?

O bize simgeler ve kavramlar sundu. Biz onlarla belli bir zaman dilimini geçirdik. Ne olursa olsun, hiç olmazsa kafamızda yanlış bile olsa bir anlam sistematiği kurmamızı sağladı.

Bugünün bulguları eşliğinde yeni bir anlam sistematiği kurmanın zamanı gelmiştir. Ancak bunu aramızdan hangi dahinin yapacağı meçhuldür.

tarihinde baglanti tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Doğru.

Bütün bunlardan sorumluyum...

Sence Democritus haklı mı?

Atom denen bir şey var mı?

Olmadığını biliyoruz..

Bizim bugün atom dediğimiz şey Democritus'un atom dediği şeyle aynı mı?

Bilim bilgi birikimi sonunda tedrici olarak gelişen ve zamanla ortaya çıkan bir disiplindir.

Birden fazla bilim adamının ömrüne sığar.. Gelişmesi nesiller sürer.

Psikyatriyi Freud kendi ömrü içinde yaratmıştır.

Big Bang iyi bir örnek değil..

Çünkü oldukça iyi bilinen bir gözlem..

Bütün yapılacak Planck zamanının ötesini düşünmektir.

Bu bir hayal kurmak değildir.

Extrapolation dır..

Ek boyutlar da bazı hayali zengin bilim adamlarının fantazisidir.

Evet. Freud bir sahtekardır..

Olsun. Freud benim sahtekarımdır diyebiliyor musun?

Diyemiyorsan, sen de Freud'u anlamıyor ve değerlendirmiyorsun..

Ben Freud'dan gıcık almıyorum. Hatta seviyorum bile diyebilirim. Takdir ediyorum..

Ama kuramlarını reddediyorum..

Hepsi o kadar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Abarttıgı bazı kavramlar pekala vardır ama bir çok açıdan Freud'un maruz kaldıgı eleştirilerin Dawkins'in "bencil gen" paradigmasını ortaya attıgı zamanki maruz kaldıgı eleştrilerden farklı olmadıgını düşünüyorum. Yani yanlış anlaşılmalar yüzünden. İd, ego, superogo gibi kavramları bilimsel olmayan kavramlar olarak nitelendirmek mümkün mesela bir şekilde bir skala ile bunların derecesini ölçemiyoruz aynen genlerin ne kadar "bencil" olduklarını ölçemeyeceğimiz gibi.

Günümüzde daha indirgemeci bir bilim anlayışı hakim.Beyin çeşitli cihazlarla görüntülenebiliyor belirli davranış ve tepkilerin beynin neresinden kaynaklandıgını tespit edebiliyoruz vs. ama bu olaylar Freud'ın kavramsallaştırdığı bazı olguları yadsımıyor. Freud daha yüksekten bakıp kafasında olayı anlamasını kolaylaştıracak modeller kurarken günümüz bilimi daha alçaktan bakıyor olaylara. Darwin örneğini tekrar verirsem, Darwin varyasyonun sebebinin ne oldugunu bilmeden daha "kaba" kavramlarla evrim kuramını son derece tutarlı bir şekilde ortaya koyabilmiştir. Tabiki Darwin'in çalışmaları daha pozitif bilim kapsamına sığar ama Freud'u da anatomik, biyolojik, genetik sebeplerini bilmediği olgular hakkında daha üst düzey yani yukardan bakarak (detayları görmeden) yaptıgı yorumlardada hepsinde olmasa bile bir çogunda çarpıcı doğrulukların oldugunu, yaptıgı yanlışların bile bir şekilde ondan sonrakileri yönlendirdiğini düşünüyorum

Aristo'nun bile dediklerinin neredeyse tümü hatalıyken ona sahtekar denmezken Freud'a sahtekar denmesini yadırgıyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ayrıca Democritus örneği ilginç bir çağrışım yaptı..

Democritus atomu daha küçüğü olmayan, daha fazla kesilemeyen madde olarak tanımlamıştı.

a-tom kesilemeyen demek..

2 bin yıl içinde bu inanış tartışıldı..

Ve 20'nci yüzyılın başında kabul edildi..

Ama kimse atomun parçalanabileceğini, daha küçük öğelerden oluştuğunu bilmiyordu..

Zamanla 15-20 yıl içinde quantum fiziği ilerleyince o parçacıklar bulundu..

Democritus'un kuramı yanlışlandı..

Ama ilginç olarak onun kullandığı bir terim kullanılmaya devam ediyor.

Atom, günümüzde maddenin temel öğesi olan parçacıklar grubunu tanımlamada yetersiz bile değil. Tümüyle yanlış..

Aynı şekilde Freud'un kullandığı terimlerin ve kuramların hepsinin yanlış olmasına ve yeniden tanımlanmalarına karşın, hala geçerliklerini koruyorlar.

Parçacık fiziğini Democritus'un başlattığını bile ileri sürebiliriz.

Değil mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...