Jump to content

ZAMAN


Recommended Posts

bu arada QED : ''Quod erat demonstrandum'' demektir latince de.. Yani kesin kanıt demektir.:)

Aslında benim değindiğim QED de, kuantum fiziğinin temeli en sağlam olan kuramıdır.

Kesinliğe en yakın kuramdır ama, tam doğru olmayabilir. Yine de insanlığın bulduğu daha kesin bir kuram yoktur.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 178
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Top Posters In This Topic

Posted Images

Aslında benim değindiğim QED de, kuantum fiziğinin temeli en sağlam olan kuramıdır.

Kesinliğe en yakın kuramdır ama, tam doğru olmayabilir. Yine de insanlığın bulduğu daha kesin bir kuram yoktur.

aslında ben ironiye dikkat çekmek istedim.. İnsanların bulduğu en kesin kuramın kısaltması latince de kesin kanıt anlamına geliyor :)

Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdiki ve gelecek zaman kavramları da pek işe yaramıyor.

Çünkü şimdiki zaman anında geçmiş zaman oluyor ve gelecek zamanın geleceğinin bir garantisi yok.

Bu durumda zaman yalnız geçmiş zaman olarak birikiyor. Ona da gitmek mümkün değil.

Belki de biz zaten geçmişte yaşıyoruz bile diyebilirsiniz...

Zamanın pek çok tanımı yapıldı. En objektif özelliği. ZAMAN BİRİKİRolmasıdır.

Birikmesi ne demektir; Yani öyle geçip gitmiyor. Geçmiş zaman 'şimdi'ye taşınıyor. Şimdinin içinde birikiyor.

Üstelik zamanı oluşturan tüm hareketlerin seyri iyi hesap edilirse. Gelecek zamanı da içerebilir.

Ufukta bir gemi gördük. Buraya doğru yol alıyor. Bir süre sonra burada olacak. Yarınlar gelecek. Yıllar gelip geçip birikecek.

Zaman objektiftir ancak, farkına varılmasa yoktur. Zamanın farkına varmak belli bir seviyedeki canlılar için en temel özelliktir. Bizler dünyaya gelirken hücrelerimizin yaşam potansiyeli ömrümüzü belirliyor. Yaşam boyu hücrelerimizdeki zamanı kullanıyoruz. Ölünce zamanımız tükenmiş demektir.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Zamanın pek çok tanımı yapıldı. En objektif özelliği. ZAMAN BİRİKİRolmasıdır.

Birikmesi ne demektir; Yani öyle geçip gitmiyor. Geçmiş zaman 'şimdi'ye taşınıyor. Şimdinin içinde birikiyor.

Üstelik zamanı oluşturan tüm hareketlerin seyri iyi hesap edilirse. Gelecek zamanı da içerebilir.

Ufukta bir gemi gördük. Buraya doğru yol alıyor. Bir süre sonra burada olacak. Yarınlar gelecek. Yıllar gelip geçip birikecek.

Zaman objektiftir ancak, farkına varılmasa yoktur. Zamanın farkına varmak belli bir seviyedeki canlılar için en temel özelliktir. Bizler dünyaya gelirken hücrelerimizin yaşam potansiyeli ömrümüzü belirliyor. Yaşam boyu hücrelerimizdeki zamanı kullanıyoruz. Ölünce zamanımız tükenmiş demektir.

Sevgiler.

Sevgili Drekinci'den zaman hakkında ilginç bir felsefi görüş...

Aslında birden fazla görüş..

Katılmamak mümkün değil.

Zamanın birikir olması ilginç bir şekilde gerçek ama, biriken nedir?

Bence önce bu sorunu halletmemiz gerekiyor.

Bu arada gelecek için de bir yorum yapmak isterim.

Geçmişi bilmek nibeten kolaydır. Gelecek ise ancak tahmin edilebilir. Bilinmez.

Yine de geleceğin bilindiği özel durumlar vardır.

Örneğin aya gitmek istiyorsunuz... Bir anda gidemezsiniz. Gelecekte ayın nerede olduğunu bilmeniz ve ona göre dünyadan o yöne doğru hareket etmeniz gerekir. Geleceği bilemezseniz, aya gidemezsiniz.

Aynı şekilde geleceği bilmeden güneş sisteminde hiç bir gezegene gidemezsiniz.

Aya gitmek aslında ayın geleceğine gitmektir.

Ama dönelim zamana.. Birikir.. Ama o biriken nedir?

Cevabını ilgiç bulabilirsiniz.....

Sevgili Drekinci'ye göre yaşam canlı varlıkların zamandan borç aldığı ve kullandığ bir değerdir.

Bu analojiyi beğendim gerçekten.

Peki zaman geçerken biriken nedir?

Link to post
Sitelerde Paylaş

Peki zaman geçerken biriken nedir?

Zaman madde hareketidir dedik ya. Her madde hareket ederken mekanda yer değiştirir. Mekan boş ise bu hareketten zaman çıkmaz. Mekan dolu ise, içini dolduran her madde diğeri üzerinde iz bırakır.

Biriken iz/ler dir. Bu iz/ler biçim şeklinde olabildiği gibi, kimyasal tepkimelerle öze ait te olabilir. Sarkıt ve dikitlerin bulunduğu bir mağarada su damlalarıyla biriken mineraller olduğu gibi, radyoaktif bir elementin yarılanma ömrü vs de olabilir. Hücrelerimizin zar geçirgenliğinin azalması, metabolizmamızdaki değişiklikler, Kan şekerinin düşmesi, Kitap okurken gözümüzün satırlar üzerinde hareketi, Yazı yazarken parmaklarımızın hareketi, durup düşünmemiz.

Zamanın şuurumuz ile direkt ilişkisi vardır. Şuurumuz açıkken biyoritmimiz ile sayarız. Bu sayma işlemi (biyolojik saatimiz) Bazen hızlı çalışır, bazen yavaş. Bazen zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile olmayız. Bazen bir türlü geçmek bilmez. Bazen hiç geçmesin isteriz. Bazen geçmesi için dua ederiz.

Şuurumuz yarı kapalı veya tam kapalıyken, uykuda, komada zamandan koparız. Bu kopuş geri dönüşlü olabildiği gibi, geri dönüşü olmayabilir de.

Zamana geri dönüşün olmadığı durum Sessiz Gemi'nin yolcularıdır.

Artık demir almak günü gelmişse zamandan.

Meçhule giden giden bir gemi kalkar bu limandan.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Asagidaki alintida gecen konu hakkinda daha genis bilgi nerde bulabilirim?

Uzaydan Dünya’mıza gelen yüksek enerjili kozmik parçacıklar, atmosferin üst tabakasında atomlarla çarpıştıklarında çeşitli yeni parçacıkların ortaya çıkmasına neden olur. Bu parçacıklardan birisi de müon. Çarpışma yüksek enerjili olduğu için de müonlar yüksek hızlarla, ışık hızına çok yakın hızlarla hareket etmekte.

Atmosferin üst tabakalarında yaratılan bu müonların nasıl olup da yeryüzüne, ta deniz seviyesine kadar indiklerini açıklayabilmek için zaman genleşmesine başvurmak gerekiyor. Aksi takdirde, eğer zaman genleşmesini dikkate almazsak, müonlar yaşam süreleri içinde ortalamada ancak 660 metre yol alabilir. Bu durumda da, müonların büyük çoğunluğunun deniz seviyesine ulaşamadan, yolda bozunması gerekirdi.

Alinti icin;

Özel Görelilik

SAYGILAR

Link to post
Sitelerde Paylaş

Daha spesifik olabilri misiniz?

Ne hakkında bilgi istiyorsunuz? İngilizce olabilir mi?

Atomlarin carpismasi üzerine olusan parcaciklardan birisi olan müon lar üzereine yapilan deney sonuclari okumak istiyorum. Müonlar gercekten carpismanin etkisiyle isik hizina yakin hareket edebiliyorlarmi? Baska hangi parcalar müon parcasi gibi? Yoksa müon yanlizmi?

Türkce kaynak tercihim olmazsa Almanca olsun. Ingilizce olursa google ile cevirip okumaya calisirim.

SAYGILAR

Link to post
Sitelerde Paylaş

Atomlarin carpismasi üzerine olusan parcaciklardan birisi olan müon lar üzereine yapilan deney sonuclari okumak istiyorum. Müonlar gercekten carpismanin etkisiyle isik hizina yakin hareket edebiliyorlarmi? Baska hangi parcalar müon parcasi gibi? Yoksa müon yanlizmi?

Türkce kaynak tercihim olmazsa Almanca olsun. Ingilizce olursa google ile cevirip okumaya calisirim.

SAYGILAR

Kozmik protonların atmosferdeki gaz atomları ile çarpışması çok şiddetli olduğu için ortaya çıkan muonlar ışık hızına yakın hareket ediyorlar.

Bu sırada diğer pionlar da açığa çıkıyor. Onların ömrü daha kısa ve onlar yere inemiyorlar sanıyorum.

Muon'un ömrü biraz daha uzun. Yine de yeryüzüne inememesi lazım ama, özel görelik kuramına göre zaman genleşmesinden dolayı inebiliyor.

Hızla hareket ettiği için muon için zaman göreli olarak yavaşlıyor ve bu yavaşlama muon'un yere ulaşmasına yetiyor..

Almanca google arasanız daha iyi. Ben tonla İngilizce buldum ama size yaramaz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Zaman madde hareketidir dedik ya. Her madde hareket ederken mekanda yer değiştirir. Mekan boş ise bu hareketten zaman çıkmaz. Mekan dolu ise, içini dolduran her madde diğeri üzerinde iz bırakır.

Biriken iz/ler dir. Bu iz/ler biçim şeklinde olabildiği gibi, kimyasal tepkimelerle öze ait te olabilir. Sarkıt ve dikitlerin bulunduğu bir mağarada su damlalarıyla biriken mineraller olduğu gibi, radyoaktif bir elementin yarılanma ömrü vs de olabilir. Hücrelerimizin zar geçirgenliğinin azalması, metabolizmamızdaki değişiklikler, Kan şekerinin düşmesi, Kitap okurken gözümüzün satırlar üzerinde hareketi, Yazı yazarken parmaklarımızın hareketi, durup düşünmemiz.

Zamanın şuurumuz ile direkt ilişkisi vardır. Şuurumuz açıkken biyoritmimiz ile sayarız. Bu sayma işlemi (biyolojik saatimiz) Bazen hızlı çalışır, bazen yavaş. Bazen zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile olmayız. Bazen bir türlü geçmek bilmez. Bazen hiç geçmesin isteriz. Bazen geçmesi için dua ederiz.

Şuurumuz yarı kapalı veya tam kapalıyken, uykuda, komada zamandan koparız. Bu kopuş geri dönüşlü olabildiği gibi, geri dönüşü olmayabilir de.

Zamana geri dönüşün olmadığı durum Sessiz Gemi'nin yolcularıdır.

Artık demir almak günü gelmişse zamandan.

Meçhule giden giden bir gemi kalkar bu limandan.

Sevgiler.

Ben de geride kalan iz için şunları düşünüyorum.... Aynı şeyi düşünüyoruz diyebilirim.

Geçen zaman evrende vuku bulan fizik değişiklikler şeklinde birikir. Bu değişikliklerin doğasını bilen onları yakından inceleyerek geçen, kullanılan zamanın miktarını saptayabilir. Hemen her geçen an geride fiziksel bir iz bırakmaktadır. Bu iz için “bilgi” terimini kullanabiliriz. Evrende sürekli bir bilgi birikimi vardır. Bu birikimi yakından inceleyerek geçmiş zamana ulaşmak ve aradan geçen zamanı oldukça doğru olarak hesaplamak mümkündür.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hareketin olmadığı mekanda zamandan söz edilebilirmi?

Referans olmadan zaman olur mu?

Öyle ise zaman yoktur.mm, cm, m, kg varmıdır ? Yoktur, zaman niceliktir, ama sanki zaman bir olguymuş gibi anlaşılıyor. Zaman hareketin bir başka hareketle sayımıdır. Ve bundan dolayı görelidir.

Tamamen insanların uydurması olan bir şeydir. Zamanın oku, zamanın göreliliği yoktur, hareketin bir diğer harekete veya referans noktasına göreliği vardır.

Işığın hızı: ışık 297,000km'yi dünyanın kendi etrafında bir turunun 3600 da birinde kateder. Sizin bunu sezyum 133 saati ile ifade etmeniz gene bir diğer hareketi refer etmenizdir.

Tekillikte zamandan söz edemezsiniz, referans yoktur çünkü. Bundan dolayıdır ki zaman big bangle başlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Hareketin olmadığı mekanda zamandan söz edilebilirmi?

Referans olmadan zaman olur mu?

Öyle ise zaman yoktur.mm, cm, m, kg varmıdır ? Yoktur, zaman niceliktir, ama sanki zaman bir olguymuş gibi anlaşılıyor. Zaman hareketin bir başka hareketle sayımıdır. Ve bundan dolayı görelidir.

Tamamen insanların uydurması olan bir şeydir. Zamanın oku, zamanın göreliliği yoktur, hareketin bir diğer harekete veya referans noktasına göreliği vardır.

Işığın hızı: ışık 297,000km'yi dünyanın kendi etrafında bir turunun 3600 da birinde kateder. Sizin bunu sezyum 133 saati ile ifade etmeniz gene bir diğer hareketi refer etmenizdir.

Tekillikte zamandan söz edemezsiniz, referans yoktur çünkü. Bundan dolayıdır ki zaman big bangle başlar.

Bu yaptığınız zamanın tanımı. Olan bir şeyi tanımlarken, onun olmadığını söylemek biraz saçma, değil mi?

Gerçi bu konuda tek ve yalnız değilsiniz.

Zaman, zaman yoktur diyerek kapanacak bir konu değil..

Zaman yoktur dediğiniz an, Pandora'nın kutusunu açıyorsunuz.. İçinden ne çıkacağını bilemezsiniz..

Soyut bir kavram olan zaman, somut olgulara anlam kazandırıyor.

Matematik de öyle değil mi?

O da sanal ve insansal bir kavram. Doğada yok...

Zaman da doğada yok diyebilirsiniz.

Foton için zaman kavramı yok örneğin.

Peki bu durumda ne yapmayı düşünüyorsunuz. Bu kavramı kaldırıp çöpe mi atacaksınız?

Yoksa onunla daha da sıkı bir şekilde uğraşacak mısınız?

Biz ikincisini yapıyoruz.

Hakkında hemen hiç bir şey bilinmeyen, ama çok şey söylenen bir olguyu masaya yatırdık, inceliyoruz.

Kimisi masada hiç bir şey yok diyor.. Kimisi ne olduğun görmüyor ama, var ve şöyle şöyle olmalı diyor.

Onun ileri geri gittiğini görenler bile var aramızda.

Tekillikte zamandan değil, hiç bir şeyden söz edemezsiniz..

Zaman sorununu bu şekilde bir kaç cümle ile yok edemezsiniz.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Zaman konusunu tartışmaya devam edelim.

Başından beri konunun spekülasyonunu yaptığımızı ileri sürebilirsiniz ve haklısınız.

Düşünmesi, kuram üretilmesi ve tartışılması neşeli bir konu.

Bilinmeyenlerle dolu... Onlara değinince sanki bir şeyler keşfediyormuşuz gibi hissediyoruz kendimizi. Oysa değişen hiç bir şey yok.

Hemen hiç bir olumlu katkımız yok zaman kavramına.. Zenginin malı gibi züğürt çenemizi yoruyor zaman.

Aşağıdaki tartışma konusunda olduğu gibi..

Uzay Bir Bang’den sonra, ilk elementleri oluşturan öğelerin bir araya gelmesi ve çekim gücünün maddeyi galaksi öncüsü kümeler şeklinde bir araya getirmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Uzay kütleçekim gücünü ileten dalgalarla, elektromanyetik radyasyondan oluşan bir dokuya sahiptir. Bu doku ayrıca zaman dediğimiz ve ne olduğu hakkında fazla bilgimizin olmadığı bir değer tarafından da satüre edilmiştir.

Kütleçekim dalgaları, elektromanyetik radyasyon ve zaman, birlikte uzayın sihirli dokusunu oluştururlar.

Bu doku içinde barındırdığı çeşitli büyüklüklerdeki kütleler tarafından eğilir, bükülür, katlanır, çekilir, gerilir ve çeşitli şekillerde deforme edilir.

Zaman da uzay dokusunun bir öğesi olmalıdır.

Çünkü zaman, madde ve uzay gibi, Big Bang’den sonra ortaya çıkan, son derece entrikalı ve muğlak bir kavram ve bir değerdir.

Ortaya çıkan bu zaman, bütün evreni dolduran kütleçekim dalgaları ve elektromanyetik radyasyon gibi sonsuz bir değere sahiptir.

Evrenin bir ucundan diğer ucuna yayılmış ve arada yer alan bütün uzayı doldurmuştur.

Bu zaman için, çekim ve elektromanyetik radyasyonla birlikte ortaya çıkan ve uzay dokusunun yapısına katılan “ilkel” veya “ilk” zaman diyebilir miyiz?

Zamanı evrenin bu şekilde yapılanması ile ortaya çıkmış bir değer olarak kabul edebilir miyiz?

Geçen, kullanılan, harcanan bir değer ve sayı olarak tanımlamaya çalıştığım zaman bu zaman değildir ama. O şekilde tanımladığımız ve pratikte kullandığımız zaman uzayın oluşması sırasında açığa çıkan ilkel zamandan, bütünün parçaları şeklinde borç alınan ve dünyanın kendi ve güneş etrafında dönmesi gibi, bazı keyfi limitler arasında tutulan değer olarak kabul edilebilir mi?

Belki de esas zaman, evren oluştuktan 300 bin yıl sonra vuku bulan şeffaflaşma süreci sonunda, uzay ve ilk elementlerle birlikte ortaya çıkmış ve etrafa ışık hızı ile yayılmaya başlamıştır.

Big Bang ve genişleme sırasında zaman da yaratılmıştır ama, kendi varlığını gösterecek uzay şeklinde bir doku henüz mevcut olmadığından, maddeden soyutlanamamıştır. Bilindiği üzere Einstein'a göre uzay-zaman tek bir antitedir. Onlara katılan ışık hızı değişmez ama, onlar birbirleri ile ters orantılı olmak üzere değişirler.

Daha sonra zaman, elektromanyetik radyasyon ve kütleçekim dalgaları gibi, oluşan maddeden çıkıp evrene yayıldığı ve bu ilk evren madde ile dolu olduğu için, uzay daha başında zaman denen değerle satüre olmuştur. Bu kabüllerin ışığında zaman için şu spekülasyonu yapabiliriz....

Zaman, elektromanyetik radyasyon ve kütleçekim dalgaları gibi, atomaltı quantum alemden, atomüstü evrene yayılan bir değerdir. Uzay ve evrenle birlikte zaman da genişlemektedir. Bu zamanın yaklaşık 13,7 milyaar yıl yaşında olduğuna inanılmaktadır. Yani kendi keyfi zaman ölçümüzü bu ilk zamana uygulayarak onun yaşını saptayabiliriz.

Bizim kullandığımız zamanın keyfi ve göreli olmasına karşın, uzay dokusunun bir öğesi olan bu ilk zaman, giderek genişleyen ama, yine de absolü olan bir değere sahiptir. Madde var oldukça o da var olacaktır ve madde ile birlikte yaratılmıştır. Uzay dokusunun kaçınılmaz bir öğesidir.

Zamanın göreliliği ancak yerel olarak söz konusu olmalıdır. Evren o kadar geniştir ki, bu evrende mevcut keyfi zamanın absolü olması mümkün değildir. Bu zaman ancak göreli olabilir. Çünkü ışığın ve zamanın geçme hızı saniyede 300 bin km’yi geçemez. Işık hızı sabittir ama, uzay ve zaman birlikte genişleyip daralabilir. Uzayda ışık hızına yakın hızlarda hereket eden bir cisim için uzay genişler ve dolayısıyla zaman yavaşlar.. Ama ışık hızı değişmez. Einstein’ın görelik kuramının temeli budur.

Büyük cisimlerin yakınlarında zaman yavaşladığına göre, maddenin ışık hızı ve zamanla entrikalı bir ilişkisi olmalıdır. Madde ne kadar büyükse üzerinde ve yakınlarında zaman o kadar yavaş geçecektir. Yani zamanın geçme hızı maddenin kütlesi ile ters orantılıdır.

Einstein maddenin bir tür enerji olduğunu ünlü formülü ile veciz bir şekilde belirtmiştir.

E=MC2

Bu formüle göre enerji ve madde birbirlerine dönüşebilmektedirler.

Bu konu devam edecek.....

Link to post
Sitelerde Paylaş

Madde ve hareketi olmayınca zaman da olmaz görüşü bana fizik yasalarının doğasını tartışırken yaptığımız yorumları çağrıştırdı.

Aynı argümanları fizik yasaları için de yapmak mümkün.

Belki daha da geçerli..

Kimine göre fizik yasaları yok. Fizik yasaları dediğimiz kavramlar maddenin davranışları ile ilgili.

Madde ve enerji belli bir ortamda o şekilde davranıyor ki biz onları bazı yasalara uyuyor sanıyoruz.

Kİmine göre ise madde ve enerji ortamda bulunan ve doğası hakkında hiç bir şey bilinmeyen bazı yasalara boyun eğerek davranıyor.

Madde ve enerjinin boyun eğdiği o güce biz fizik yasaları diyoruz.

Buradaki argümanlarda geçen fizik yasaları teriminin yerini zaman alsın..

Zaman var mı, yoksa yok mu?

Fizik yasalarının tartışıldığı başlıklar arşivde..

Bir göz atın isterseniz..

Aynı argümanları zaman için de yapmak mümkün.

http://arsiv.ateizm2.org/ARSIV-V/T641.HTM

http://arsiv.ateizm2.org/ARSIV-VI/html/t531.html

Link to post
Sitelerde Paylaş

Madde ve tüm Enerji formları bugün içerisinde bulunduğumuz Evren'de 4 temel Kuvvet uyarınca davranmaktadır. Buna isteyen Yasa der isteyen marjinal bir isim takar, ancak sonuç değişmeyecektir. Gravitation, Electromagnetic, Strong Nuclear, ve Weak Nuclear kuvvetleri dışarısında herhangi bir Fiziksel kuvvet formu bulunmamaktadır.

Zaman dediğimiz kavramın momentum'a dayalı + gravitasyonal etkileşimleri refere eden süreç dilimleri (bütünü) olduğunu tekrar etmekte fayda var. Hareketin olmadığı bir alan'da zamandan bahsetmek tanımsızdır. Çünkü zaman'ın temel şartı hareket prensibidir. Hareket'in hızını ve Kütle'nin çekim etkisini baz alan zaman, hareket'in olmadığı ortamda Tıpkı Ep= 0.(3.10^8) yani durağan elektromanyetik dalga/foton olmayacağı gibi varolmayacaktır.

Göreliliği su götürmezdir, ancak bu Görelilik yine v - g ile belirlenir.

Saygılarımla.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Madde ve tüm Enerji formları bugün içerisinde bulunduğumuz Evren'de 4 temel Kuvvet uyarınca davranmaktadır. Buna isteyen Yasa der isteyen marjinal bir isim takar, ancak sonuç değişmeyecektir. Gravitation, Electromagnetic, Strong Nuclear, ve Weak Nuclear kuvvetleri dışarısında herhangi bir Fiziksel kuvvet formu bulunmamaktadır.

Zaman dediğimiz kavramın momentum'a dayalı + gravitasyonal etkileşimleri refere eden süreç dilimleri (bütünü) olduğunu tekrar etmekte fayda var. Hareketin olmadığı bir alan'da zamandan bahsetmek tanımsızdır. Çünkü zaman'ın temel şartı hareket prensibidir. Hareket'in hızını ve Kütle'nin çekim etkisini baz alan zaman, hareket'in olmadığı ortamda Tıpkı Ep= 0.(3.10^8) yani durağan elektromanyetik dalga/foton olmayacağı gibi varolmayacaktır.

Göreliliği su götürmezdir, ancak bu Görelilik yine v - g ile belirlenir.

Saygılarımla.

Aslında benim zaman için yaptığım tanımlamadan farklı değil bu iddialarınız.

Zaman kuantum mekanik süreçler sırasında ortaya çıkıp, oradan atomüstü evrene yansıyan bir artefakttır diye tanımlamıştım zamanı.

Burada sorun bu artefaktın doğasının ne olduğudur.

Sizin dediğiniz gibi sadece maddenin hareketleri sırasında mı açığa çıkmaktadır, yoksa atomüstü evrene yansıyan bir parçacık mı vardır.

Yalnız dört kuvvetin bilindiği doğru ama başka kuvvetlerin olmadığı doğru değil.

Beşinci, hatta altıncı kuvvetler de var olabilir. Bir ara birisi beşinci kuvveti bulduğunu söylemişti.

İnsanlık onların tamamını bulduğunu iddia edemez. Bu absürd ve magalomanik bir iddia olur.

Zaman beşince kuvvet olmaya adaydır.

Tabii bütün bunlar spekülasyonlardır.

Zaman hakkında somut hemen hiç bir delil yoktur. Soyut bir kavramdır.

Dolayısıyla zaman için herşey mümkündür. Olmayabilir de.. Beşinci kuvvet olarak var olabilir de..

Zaten fizik zamanı farklı bir anlayışla değerlendirmektedir. Zaman fiziğe göre ileri geri harket edebilen bir değerdir.

Fiziksel süreçlere anlam veren matematiksel bir ifadedir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu yaptığınız zamanın tanımı. Olan bir şeyi tanımlarken, onun olmadığını söylemek biraz saçma, değil mi?

Gerçi bu konuda tek ve yalnız değilsiniz.

Zaman, zaman yoktur diyerek kapanacak bir konu değil..

Zaman yoktur dediğiniz an, Pandora'nın kutusunu açıyorsunuz.. İçinden ne çıkacağını bilemezsiniz..

Soyut bir kavram olan zaman, somut olgulara anlam kazandırıyor.

Matematik de öyle değil mi?

O da sanal ve insansal bir kavram. Doğada yok...

Zaman da doğada yok diyebilirsiniz.

Foton için zaman kavramı yok örneğin.

Peki bu durumda ne yapmayı düşünüyorsunuz. Bu kavramı kaldırıp çöpe mi atacaksınız?

Yoksa onunla daha da sıkı bir şekilde uğraşacak mısınız?

Biz ikincisini yapıyoruz.

Hakkında hemen hiç bir şey bilinmeyen, ama çok şey söylenen bir olguyu masaya yatırdık, inceliyoruz.

Kimisi masada hiç bir şey yok diyor.. Kimisi ne olduğun görmüyor ama, var ve şöyle şöyle olmalı diyor.

Onun ileri geri gittiğini görenler bile var aramızda.

Tekillikte zamandan değil, hiç bir şeyden söz edemezsiniz..

Zaman sorununu bu şekilde bir kaç cümle ile yok edemezsiniz.

Elbette değil,

zamanı hareketten bağımsızlaştırmanın mümkün olmadığına, hareketsiz zamanın olmayacağına ve özellikle zamanın bir birim olduğuna dikkat çekmekti derdim. Nasıl ki tüm birimler bir referansa göreyse, zamanda öyledir.

Zaman göreli dendiği anda sanki diğer birimler göreli değilmiş gibi anlaşılmakta, tüm birimler görelidir. Metre iridyum alaşımlı platin çubuğun uzunluğudur, kilogram bir litre suyun kütlesidir vs.

Zamanı da böyle algılamalıyız, ezoterik misyonlar yüklememeliyiz, siz yüklüyorsunuz diye söylemiyorum.

Zaman nominal bir şeydir.

Soyutun somutlanması görüşünüze tamamiyle katılıyorum, zaman hareket üzerinde gerçeklenir, çünkü orijini harekettir(referansların olduğu varsayımından).

Şuna katılmıyorum zaman üzerine söylenecek çok söz yok, aslında biz zamanı değil, hareketi (hızı, ivmeyi, kuvveti) konuşuyoruz. Gerçek olan pozisyon değişimidir lokal veya global.

Zamanın oku gibi yanlış kilişeler; sanki zamanın doğrultusu varmış ve vektörel bir kemiyetmiş gibi sunuluyor.

Tekillikte hiçbirşeyden söz edememek tek bir evren kabulü demektir, kısaca gözlemci yoktur tekillikte, bu nedenle söz edilemez. Fakat arkeolojik bulgular varsayımlarda bulunmamıza, kavramsal(en azından şimdilik) modeller yaratmamızı sağlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş

ZAMAN İLERİ-GERİ, GEÇMİŞE-GELECEĞE DOĞRU HAREKET EDER Mİ?

Zamanda hareketten değil, zamanın hareketinden bahsediyorum.

Çünkü tek başına zamanda hareket edilmiyor. Uzay-zamanda hareket ediliyor.

Zamanın kendisi hareket eder mi? Geçer mi yani?

Zamanın oku olduğu söyleniyor. Öyle ise zaman bir yöne doğru hareket etmektedir.

Zaman okunun olması ne demektir?

Zamanın hareket ettiğini (geçtiğini)nasıl bilebiliriz?

Zamanın belli bir yönünün olmasının somut delilleri nelerdir?

Zamanın geçmişe-geleceğe doğru hareket etmesi ne demektir?

Anti-madde zamanda geçmişe doğru mu hareket eder?

Zamanda geçmişe doğru hareket etmenin delilleri nelerdir? Öyle deliller var mıdır?

Zaman yoksa, onun hareketi de söz konusu değildir. Değil mi?

Bu soruların yanıtını verirken zamanı mutlaka var kabul etmek zorunda değiliz.

Zaman eğer maddenin harketleri sırasında ortaya çıkan bir değer ise, ileri geri geçmesinden sorumlu madde hareketleri de olmalıdır.

Zamanın geriye doğru geçtiğini gösteren madde davranışları nelerdir?

Bunlar yeterince zor sorular.

Ama aynı zamanda yanıtlanmaları gerekli sorular.

Çünkü zaman kavramının kökenine iniyor bu sorular.

Onlarla zamana bir anlam veriyoruz. Onların yanıtı bize zaman hakkında bazı ilginç gerçekler ifşa edebilir....

Kim önce başlamak istiyor?

Ben iki saat sonra gideceğim. Umarım ben dönünceye kadar bazı açıklamalar yapılır ve bıraktığım yerden devam ederim.

Bu soruların yanıtını ben de çok merak ediyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş

sevgili hacı son iletinizdeki sorular. Zaman'ı ayrı, hareketi ayrı olarak düşündüğün için yerinde sorular olmamış.

Kuzey kutbunun kuzeyi türünden sorular olmuş.

Bu sorulardan tatmin edici yanıtlar çıkmaz.

Zamanın ne olduğunu; göreliliğini, hareket temeline dayanmasını, hareketlerin fizisel ve kimyasal izlerinin birikmesini, insan için var, insana hitap eder olduğunu vs. zaten tanımlamışız.

Bir büyük havuza çeşitli çeşmelerden su doluyor. Her bir çeşme kendi zamanını havuza akıtıyor. Havuz sürekli doluyor. Havuzdaki su besbelli ki geçmiş zamanlarda akıp birikmiş su. Suyun seviyesi sürekli artıyor. Her seviye şimdiki zamanı gösteriyor. Vee biz dışarıdan bir gözlemci, Havuzu ölçüyoruz, suların debisini ölçüyoruz, Diyoruz ki. Bu havuz ne kadar süre önce boş idi. Su ve havuz ne zaman ortaya çıktı. Geriye gidiş akıl yürütme ile oluyor. Ama ne suya ne de havuza etki edemiyoruz. Şu kadar süre sonra havuzun seviyesi ne kadar yükselir. Onu da akıl yürütme ile hesap edebiliyoruz ama. Suların akış hızına etki edemiyoruz.

Hep şimdiyi yaşıyor, geçmişe ve geleceğe ancak düşünsel düzeyde gidebiliyoruz. Bizim gibi akıllı varlıklar dışında da zaman akıp gidiyor ama zamanın ne olduğu konusunda bilgileri yok. Kendileri bilgi ve bilgiyi taşıyorlar ama ne kendilerinin bilgi olduğunu ne de taşıdıkları bilginin farkında değiller.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...