Jump to content

Darbeyi kim yaptı?


Recommended Posts

56 dakika önce, poiuz yazdı:

20 Temmuz suikast girişimi ya da Hitler'e suikast girişimi, 20 Temmuz 1944'te Almanya'da Adolf Hitler'e yönelik Schwarze Kapelle (Siyah Orkestra) üyelerince yapılan suikast ve darbe teşebbüsüdür. Doğu Prusya'da Rastenburg yakınlarındaki Wolfsschanze'de (Kurdun İni) gerçekleştirilen suikast girişiminde komplocular Hitler'i Wolfsschanze'deki bir toplantı sırasında bombalı saldırı ile öldürme girişiminde bulunmuş ve aynı gün Albay Claus von Stauffenberg ve diğer komplocular Berlin'de Hitler'in öldüğünü duyurarak daha önceden planlanmış ‘Valkyrie’ operasyonunu uygulamaya koyarak yeni hükumeti kurmaya çalışmışlardır.
Komplocular, Hitler ve parti üyeleri var oldukça Almanya'nın savaşı kazanamayacağını, Hitler'in düşmanlarıyla masaya oturup antlaşma yapmayıp Almanya'yı felakete sürükleyeceğini anladığı anda harekete geçmiş, Nasyonal Sosyalist Parti üyeleri ve SS'i ortadan kaldırıp hükumet kontrolünü ele geçirerek Batılı Müttefikler ile anlaşma teşebbüsüne girişmişlerdir.
20 Temmuz 1944 tarihinde Hitler'e bulunduğu mevki nedeniyle oldukça yakın olan Albay Claus von Stauffenberg çantasında bombayı patlatarak suikast eylemini gerçekleştirip hızlıca Berlin'e dönmüş, komplocular Valkyrie operasyonunu harekete geçirerek Hitler'in öldüğünü duyurmuş ve hükumete el koymuşlardır.
Fakat bomba Hitler'in iki metre uzağında infilak ettiği için Hitler çok küçük yaralar almış, Berlin'deki gelişmeleri takip ederek komplocuların yakalanıp infaz edilmesini emretmiştir. Aynı gece Schwarze Kapelle üyelerinin pek çoğu yakalanıp kurşuna dizilmiş, Hitler'de derin travma yaratan suikast girişimi nedeniyleGestapo tarafından 7 bin kişi tutuklanıp bunların yaklaşık 5 bini infaz edilmiştir.

 

Tayyibe darbeyi kim yapti? ;)

Darbe girişiminden 3-5 gün sonra "Operasyon Valkyrie" adlı filmi izledim. İlk suikast girişimi ve arkasından olacak olan darbe girişimi 15 Temmuzda deneniyor. Bir şey ters gidiyor, 20 Temmuzda tekrar deniyorlar. Tarihlerin aynı olduğunu görünce şok olmuştuk.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 216
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

 İlker Başbuğ : Erdoğan'a verdiğim listenin başında Ali Fuat Yılmazer vardı. İstanbul ayağının bütün pisliklerinin içinde var...

 Hüseyin Avni Mutlu : Kumpasın başında Ali Fuat Yılmazer’in olduğunu biliyordum, zaten onu da görevden aldık.

İlker Başbuğ son dönemin en başarılı Genel Kurmayı idi. Ali Fuat Yılmazer'ı bu olaylardan çok önce Erdoğan'a ifşa etmişti ama o zamanlar cemaatle akp henüz kavgaya tutuşmamışlardı. Bir bakıyorum Akar'a, bir de bakıyorum Başbuğ'a, aralarında fersah fersah fark görüyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş
21 saat önce, aluben yazdı:

 

Ben bilmediği konulardan ahkam kesenlere çok kızarım. Önce uyarırım, anlamadı mı kalayı basarım. Şimdi söyle bakalım ukala zembereği:

- Okumadığın bir gazetenin tarafsızlığı hakkında ne mok yemeye yorum yaparsın?

- "Sözcü tarafsız değildir" yargısını hangi organından ürettin? Sen medya kuruluşlarına not veren bir otorite falan mısın? Ben Sözcü'nün sözcüsü falan değilim. Eksik, yanlış bulduğum birçok yönü de vardır. En başta Dinçer Güner adlı soytarı medyum bozuntusunun reklamını yapmasına her zaman şiddetle karşı çıkmışımdır; hatta gazete genel müdürüne, editörüne, onlardan yanıt alamayınca yazarlarına e-posta yağdırmışımdır. Onlar da yanıt alamamışdır. Ama bütün bunlar bir yana Sözcü haberi tarafsız verir ve taş gibi de muhaliftir. Bugüne kadar Atatürkçü çizgisinden ödün vermemiştir. Aksini söyleyen yalan söyler.

- Amerikan basını lafını sakız etmişsiniz. Amerikan basınını bir tek siz okuyor sanıyorsunuz herhalde. Türkiye'de olup bitenler hakkında bu kadar bilgisiz olmanızın nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor. Çünkü dış basından Türkiyeyi öğrenmek, hele hele bu kadar gizli bir örgütü tanıyabilmek hayaldir. Dış basında Türkiyeyle ilgili haberler nadiren çıkar. Köşe yazarları da yatıp kalkıp Türkiyeyi yazıyor değiller. Ayda bir Türkiye hakkında bir makale yayınlanırsa yayınlanır onun da içeriği son derece yüzeyseldir. Amerikan halkı günde 24 saat Türkiyede neler olup bitmiş yaa diyerek gazete satın almaz çünkü ey koca ahmaklar! Türk basını Güney Afrika Cumhuriyetinde neler olup bittiğini ne kadar biliyorsa sizin dış basın dediğinin kaynaklar da bizim memleketimizi o kadar bilir. Gülen cemaati gibi sinsi bir yapıyı ise hiç bilemez. Bugün tüm olup bitenlerden sonra bile örgütün tüm yapılanmaları, uyuyan hücreleri bütünüyle ortaya çıkarılabilmiş değil. Öyle muazzam bir örgütlenme ki dibi bile görünmüyor. Sanat dünyasından tutun futbol camiasına, emniyet teşkilatından diyanetine, TRT'sinden bakanlıklara, askeriyeden MİT'e kadar bütün kurumları bir örümcek ağı gibi sarmış dünyanın en tehlikeli örgütlenmesidir Gülen Cemaati! İlluminati, soros vb. uyduruk mitlere benzemez. Benzerleriyle kıyas edilemez bile.    

- Darbe girişiminin dış basında Atatürkçüler tarafından yapılan bir kalkışma olarak görünmesi de aslında dış basının Türkiyedeki fiili durumdan bihaber olmasından kaynaklanıyor. Çünkü ellerinde asker tarafından yapılan daha önceki darbelerden ve 15 Temmuzda TRT'de okunan tuzak bildiriden başka delil yok idi. Fetönün nasıl çalıştığını, yöntemlerini, taktiklerini hiç bilmedikleri için bu bildirinin bir aldatmaca olduğunu da anlayamadılar ve darbeye kalkışanların Atatürkçüler olduğunu sandılar. Kalkışma başarısız olunca üzüldüklerini gördük. Buradan da yıllarca anlatmak için dil döktüğüm bir gerçek teyit edilmiş oldu. Batının Atatürkçü bir Türkiye'den yana olduğu gerçeği! Ama olay aydınlanmaya başladı ve Batı medyası da bu kalkışmanın gerçek failinin Gülen hareketi olduğunu artık ufaktan anlamaya başladı ve işin iç yüzünü tam olarak kavradığında bu yanlışından dönecektir; buna kuşku yok. Asıl o zaman ne bok yiyeceksiniz siz onu düşünün! Bunca zırvaladıktan sonra nasıl toparlayacaksınız? Burada yazmaya yüzünüz kalacak mı? 

 

Hocam hızlıca baktım. Eğlence ortamındayız ama bana "ukala" demezseniz sevinirim. Yanıt olarak: ben daha bilimsel, soğukkanlı, tarafsız, olaylara daha nesnel yaklaşan duygusallıktan uzak gazete/dergileri seviyorum. Ben örneğin Cumhuriyet'i de çok karamsar bulurum. "Karamsar"'ı tanımla deseniz tanımlayamam. Eskiden Radikal okurdum ama kapandı. Herkesin damak zevki kendine.

Türkiye'de basın çalışanı olmakla ilgili de güzel bir makalem var. Türkiye'de yaşayan, Türkiye'yi seven Hollandalı bir basın çalışanına ait. ne birileri kızacak ama link vereceğim:

https://pjmedia.com/trending/2016/08/05/a-personal-report-from-your-pjmedia-correspondent-in-turkey/

Türkiye'de basın çalışanı olmak kolay değildir. Bu yazar ayrıca söz konusu %50'lik kesiminin tarafsız olmayan basının yaratığı bir unsur olduğunu ifade etmiş. Ben de öyle düşünüyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, leonardo18 yazdı:

Hocam hızlıca baktım. Eğlence ortamındayız ama bana "ukala" demezseniz sevinirim. Yanıt olarak: ben daha bilimsel, soğukkanlı, tarafsız, olaylara daha nesnel yaklaşan duygusallıktan uzak gazete/dergileri seviyorum. Ben örneğin Cumhuriyet'i de çok karamsar bulurum. "Karamsar"'ı tanımla deseniz tanımlayamam. Eskiden Radikal okurdum ama kapandı. Herkesin damak zevki kendine.

Türkiye'de basın çalışanı olmakla ilgili de güzel bir makalem var. Türkiye'de yaşayan, Türkiye'yi seven Hollandalı bir basın çalışanına ait. ne birileri kızacak ama link vereceğim:

https://pjmedia.com/trending/2016/08/05/a-personal-report-from-your-pjmedia-correspondent-in-turkey/

Türkiye'de basın çalışanı olmak kolay değildir. Bu yazar ayrıca söz konusu %50'lik kesiminin tarafsız olmayan basının yaratığı bir unsur olduğunu ifade etmiş. Ben de öyle düşünüyorum.

Kardeşim, sen birkaç sene geriden geliyorsun. Ülkede basın özgürlüğü olmadığını, yıllardır AKP-Fethullah işbirliğiyle içeri atılan, Tayyip'e laf eden ve yaptığı pis işleri açık etmeye çalışan gazetecileri yeni öğreniyor gibisin. Gelmiş bizde ülkede basın özgürlüğü mü var, dünyada 135. sıradayız falan diyorsun. Can Dündar hapse atıldı diyorsun tuhaf tuhaf, şaşıyorsun falan.

Silivri vardı hani, bildin mi? ODA TV davası vardı, başka gazetelerde çalışan gazeteciler vardı Silivri'ye tıkılan, ana akım medyada muhalif yazılar yazdıkları için gazete patronlarına TV'lerden seslenip onları işten atmalarını isteyen bir başbakan vardı, birer birer işten atılan ve Tayyip'in de AKP'li yandaşların da gazabına uğrayıp haklarında davalar açılan bir dolu gazeteci... Hani bir yığın eylem yaptık, bazılarımız Sivri'de gaza tuza boğuldu falan? 

Gelmiş, ülkede basın özgürlüğü yok diye haber veriyorsun bize. Radikal okuyunca böyle olur tabii.

Sizi buraya parayla mı tutup gönderiyorlar bilmiyorum ki.

Link to post
Sitelerde Paylaş
21 saat önce, Türk Ateist yazdı:

Aslında darbeyi kimin yaptığının önemi yok. Önemi, amacın ne olduğunu anlamak ve bilmek istediğimiz noktada ortaya çıkıyor. 

İlginç bir şekilde bu forumda Fethullahçılara bir güzelleme başladı, beni deli gibi rahatsız eden bu. Darbeyi onlar yaptı diyen ve bunda ısrarcı olan (sanki Tayyip babamızın oğlu, sanki biz senelerdir Tayyip'le mücadele etmiyoruz, sanki türban özgürlüğü denen rezilliğe güzellemeler çekilirken faşist ilan edilen bizler değiliz, batıdaki türban vb özgürlüğü model gösterilip de "biz batı değiliz, bizde İslam tehlikesi büyük ve çok güçlü" dediğimizde korkak ve geri kafalı sayılan biz değiliz, sanki eylemlerde Tayyip'in faşizmine maruz kalan biz değiliz vs vs vs) insanlar bir şekilde Tayyip'in etkisi altında kalan ahmaklar gibi gösteriliyor. Referans da ABD ve batı medyası. Onlar OK demedikçe ben inanmam diyor adam. Şaka gibi. Şu kafı ben etsem ve birileri bizim ettiğimiz lafların onda birini etse bana, utancımdan tek satır daha yazamam şurada. 

E o batı medyası daha düne kadar Tayyip'in, ülkenin gelmiş geçmiş en demokrat, en çalışkan, insan haklarını en gözeten, en başarılı, ezilmiş dindar(!) kesimi elitist laikçilerin baskısından kurtarıp rahatlatan, Kürtlerle barış içinde diyalog kurduğu için ayakta alkışlanan, ülkeyi askeri darbelerden veya askerin siyasete karışması alışkanlığından(!) kurtaran adam olarak anıyordu? Hepsi bayılıyordu Tayyip'e? O zaman da mı onları referans alıyordunuz? 

 

İkinci paragraf çok ilginç ve doğru. Haklısınız. Ama düne kadar değil. 5 sene öncesinden söz ediyorsunuz. Ve "Hiç kimse Demokrasi için Erdoğan kadar çalışmamıştır" diyen sesler halen var.

Bizdeki laik kesim başından beri Tayyip'e karşı idi. Ben de öyleydim. Ama bugün için bile, sözüm ona 2012 veya Gezi olayları öncesine kadar, AKP'yi Türkiye açısından başarılı bir parti olarak görüyordum. Daha doğrusu "Halk seçtiyse bir bildikleri vardır" diyordum. Ya da en azından şeytan olarak görmüyordum. 2003'ten beri yapılan pek çok olumlu işi, IMF'ye borcumuzu filan ödeyebilmesi ve diğer reformları yok sayamayız. 90'ları yaşamış birisi olarak, AKP döneminin 2012 yılına kadar, özellikle ekonomi, devletin yeniden yapılanması alanındaki başarılarını yok saymak da bilimselliğe yakışmaz.

Ancak 2012 yılından itibaren Erdoğan bir İslamlaşma, diktatörleşme yoluna gitmiştir (laik kesimin çok önceden öngördüğü gibi) Bu dönemden itibaren de yerel basında olmadığı kadar, dış basında eleştiriler artmıştır. Öncesinde çok iyiydi demiyorum ama 2013 gezi olaylarında basının ne halde olduğunu hep beraber gördük. Bu konuda daha fazla yazmayacağım.

Bir de darbeyi CIA yaptı diyenler var. Tayyibin işlerini kullanan devlet şu anda ABD değil Rusya'dır.

 https://www.yahoo.com/finance/news/russia-may-preparing-long-term-150655553.html

NATO'dan AB'den uzaklaşan ülkeyi Ukrayna gibi kendi etki alanına katmaya çalışan bir Rusya var. Tayyip'i kullanan, ülkenin haline sevinen kişi Putin'dir. CIA değil.

Link to post
Sitelerde Paylaş
21 saat önce, aluben yazdı:

15 Temmuz gecesinden başlayarak bir hafta boyunca dış basında tuhaf haberler yer aldı. Olay gecesi sanırım bir Alman haber ajansında Tayyibin Almanya'dan sığınma talep ettiği ileri sürüldü. Darbecilerin başaramadığı anlaşıldığı anlarda Bazı Amerikan kanallarında "Turkey losses last hope" gibi manşetler belirgin biçimde altyazı olarak geçildi. Atatürkçülerin yenildiği söylendi. Esasen ben bunları ilk gördüğümde gözlerime inanamadım. Gerçi sonradan bu konuda düzeltmeler yapıldı; gerçekler su yüzüne çıktıkça geri adımlar atıldı.

Ama ben bugün eminim ki bu tür haberleri yayanlar da Fetönün Batı medyası içindeki adamlarıdır. Fetö özellikle Amerikan medyasının kilit noktalarında etki ajanlarına sahiptir. ve bu adamlarını devreye sokmuştur. Abartılı bir spekülasyon gibi durabilir ama araştırıldığında bunlar isim isim ortaya çıkacaktır. 

Şimdi "geyik muhabbeti" olayı bütün basın kuruluşlarında var. Netice Ansiklopedi okumuyorsun. Bundan bir önceki, 2008-2009 seçimlerinde de "Türkiye'de laiklik sona ermiştir" filan deniyordu. Bunlar tartışmadır. Ansiklopedik bilgi değildir.

Bir de o 1 dolarla ilgili makale buldum: 

http://www.chicagotribune.com/news/nationworld/ct-turkey-coup-u-s-banknotes-20160805-story.html

"Terör örgütü" halen çok asılsız ve ağır bir kelime. 2000'lerde Fettulahçıların mason localarına bile sızdıklarına dair haberler vardı. Eğitim sistemini birleştirip devletin kontrolüne almadığın zaman, Herkes kendi dershanesini, öğrenci yurdunu, okulunu, üniversitesini açar. Dinci bir insan (Fettulah gibi) bu açığı kullanbilir ve müritlerine "kilit noktalara sızma" emri verebilir. Hepsini öldürseniz de fark etmez. Eğitim laik-bilimsel-devlet denetiminde olmazsa, adamları diri diri gömseniz de 10 sene sonra Fettulah değil de Hamdullah olur.

- İkincisi, bunu yapmak yerine Tayyip laik eğitim veren okulları kapatmak peşinde. Yani Fettulah yapınca suç. Ama refah partisi yapınca "biz beş artı üç isteriz" (90'ların sonunda sekiz yıllık eğitim getirilince İmamhatipler kapatılmıştı ve AKP'nin o zamanki kitlesi "imam hatipleri kapatmayın" diye sokağa dökülmüşlerdi)

- O Zaman Tayyip de terörist, Bundan sonra AKPTÖ diyelim. İmam hatiplerde milletin beynini yıkıyorlar. Yalan haberle milletin kafasını karıştırıyorlar. Darbeyi diktatör olmak için kullanıyorlar. İtalya'da kara para aklayıp İŞİD'ten petrol alıp, İŞİD'e silah veriyorlar.

- Bir de Batı medyasına niye taktınız? Bildiğiniz gazeteci işte, çalışıp hazırlıyor bizde okuyoruz?

Link to post
Sitelerde Paylaş
21 saat önce, Robespierre yazdı:

Niye batı basınına inanıyorsun? Sana en az 50 tane savaş yalanlarını sayabilirim. Romanya, Ukrayna, Irak ve Suriye yalanları batı basınını sıfırlamıştır. Tam aksine, batı "main stream" basınına kesinlikle inanma. İşleri güçleri yalan.

Saddam Hüseyin hiçbir yere kaçmadı. Oğulları öldürüldü, kendisi idam edildi. Saddam Hüseyin'in kaçtığını nereden çıkardın?

Ben de senin tam aksine, kendi menfaatleri ile çelişen durumlarda batının söylediği hiçbir şeye inanmam.

Mesela son yalanlarını söyleyim. Alman gazeteleri Nazlı Ilıcak'ın Kemalist olduğunu yazıyor. Cahillik mi, yalan mı? Hangi ihtimal daha kötü? Ona da sen karar ver.

Saddam'ın akrabaları sanırım Ürdün veya Sudi Arabistan'a kaçmıştı. Kendisi ve oğulları öldü, doğrudur.

- Benimki alışkanlık diyebilirim: Tabi ki ansiklopedik bilgi değil. Ona da şüpheyle yaklaşmak lazım.

Ama yanılıyorsam düzeltin: Gezi olayları sırasında medya nasıl bir şeydi? Yazılı basın yine vardı. Ama bütün kanallarda provokatörler, bir takım profesörler, penguen belgeselleri, Tayyibin halka hakaretleri filan vardı. Bir tek Ulusal kanalda sokakta olup bitenler, o da ilk iki gün, doğru dürüst aktarılıyordu.

- Bir de burada "AKP Medya'yı halkın beynini yıkamak için kullanmıyor" diyen var mı? varsa onu tartışalım.

Link to post
Sitelerde Paylaş
22 saat önce, Robespierre yazdı:

Batı düşmanı değilim. Bana tokat atana tokat atarım. Mesele bu.

Nazlı Ilıcak ya da Fethullah itini Kemalist olarak tasvir eden batı basını kesinlikle düşmanlık peşindedir. 

Yazdıklarında Fethullah'ın batı basınını kandırdığını ima ediyorsun. Sen buna inanıyor musun? O sırtlanlar bizim AKP'li süzmelerden mi sandın? Yerler mi onlar? Hayır. Bu haberlerin amacı batı kamuoyudur. Batı kamuoyuna Fethullah masum ve mağdur olarak gösterilmeye çalışılıyor. Batı açıkça darbe tarafında olduğu için, darbecileri kendi kamuoyuna "laik ve ılımlı" olarak pazarlamaya çalışıyor. Batı basınının bokunda boncuk arayan Türkler ise, bu yazılara gereğinden fazla önem veriyor. Siz Fethullah ve Nazlı Ilıcak'ın ne bok olduğunu bilmiyor musunuz? Kendi gördüğünüze, yaşadığınıza mı inanacaksınız yoksa ajan döküntülerinin palavralarına mı?

Batı kamuoyu içgüdüsel olarak katı İslamcılardan hoşlanmaz. Kürtlere olan sempatisinin temelinde, Kürt grupların laik olarak lanse edilmesi önemli rol oynamıştır. Şimdi bunun benzerini Fethullah itine uygulamak istiyorlar.

Yemezler.

Böyle bir şey yoktur. Sadece Fettulah Gülen'in İslam anlayışının AKP'nin islam anlayışına göre daha ılımlı ve hoşgörülü olduğu inancı var. Ama Fettulah da bir dincidir ve bizim laiklik anlayışımıza terstir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
22 saat önce, aluben yazdı:

Alman gazetelerinin Nazlı Ilıcak'ın Kemalist olduğunu yazmalarının nedeni farklı. Amerikan basınında da Gülencilerin Batı yanlısı, ılımlı, hatta Atatürkçü olduklarına dair haberler ve yorumlar var. Bunun nedeni Fetönün Batıda izlediği kendini gizleme siyasetidir. Çünkü Fetö Batı'nın çağdaş değerleri savunan Atatürkçü görüşten yana olduğunu çok iyi bilir. Amerikada rahatça yaşayıp faaliyetlerini zorlanmadan devam ettirebilmek amacıyla bu siyaseti izlediler ve Batı medyasını kandırmayı başardılar. 

Yoksa Batı medyası senin sandığın gibi Türkiye düşmanı ve şeytani bir oluşum değildir; Türk medyasından da yüz kat daha özgürdür ve daha doğru haber yapar. Batı düşmanlığı sizi daha çok yurtsever yapmaz, tersine birer ahmak yapar, kör eder. 

 

"Batı medyasını kandırmak" diye bir şey yok. Ama Fettulah GÜlen Fransa'da değil. Fransa'da olsaydı sınır dışı edilirdi. ABD'de dini özgürlüklere çok önem verilir. Örneğin Amişlerin kendi kasabaları, kendi yasaları filan vardır. Yani Yaşlı kıtadaki daha kuvvetli laiklik anlayışı burada yoktur. Bu yüzden Gülen'in peşinden gitmek için hiçbir sebepleri yoktur.

Batı medyası da, gazetenin düzeyine, kalitesine göre bir şeyleri araştırır, yorumlar. Tabi ABD'de Çin kaynaklı veya Rusya kaynaklı medya haberlerden de söz edilmektedir. Bu da ayrı bir konudur. Ama 1 kişi 2 kişidir. Fettulah bunların içine nasıl sızsın? Bu adamın süper güçleri de yok ki. Kendine yakın basın kuruluşları filan belki vardır. Ama benim buradan okuduğum haberleri o etkilemez. Türk televizyonundaki haberleri Tayyip etkiler.

Ayrıca Gülen şöyle de bir şey söylemiştir: "Tayyip parmağını her şıklattığında istediğini almaya alıştı. Burayı da Türkiye sanıyor" demiştir.

Neticede o meşhur 1 dolarla ilgili yurt dışındaki makaleler de yerel gazetelerden alınmıştır. Belki doğrudur belki değildir. Ama böyle bir şey olmuşsa, niye kanıtlayamıyorlar? Yani işkence yapmadan, baskıcı şartlarda verilmiş ifadeler dışında ellerinde niye hiçbir şey yok? Türkiye delil sunarsa ABD'nin Fettulahı vermemek için hiçbir sebebi yok: Tabi şu da var. İnsan haklarının askıya alındığı, diktatörlüğün yükselişe geçtiği, basın özgürlüğünün olmadığı, önemli kişilerin hukuksuz yargılanıp işkence edildiği ülkeye APO olsa, onu bile vermeme hakları var. Bunu da düşünmek lazım.

Link to post
Sitelerde Paylaş
34 dakika önce, leonardo18 yazdı:

İkinci paragraf çok ilginç ve doğru. Haklısınız. Ama düne kadar değil. 5 sene öncesinden söz ediyorsunuz. Ve "Hiç kimse Demokrasi için Erdoğan kadar çalışmamıştır" diyen sesler halen var.

Bizdeki laik kesim başından beri Tayyip'e karşı idi. Ben de öyleydim. Ama bugün için bile, sözüm ona 2012 veya Gezi olayları öncesine kadar, AKP'yi Türkiye açısından başarılı bir parti olarak görüyordum. Daha doğrusu "Halk seçtiyse bir bildikleri vardır" diyordum. Ya da en azından şeytan olarak görmüyordum. 2003'ten beri yapılan pek çok olumlu işi, IMF'ye borcumuzu filan ödeyebilmesi ve diğer reformları yok sayamayız. 90'ları yaşamış birisi olarak, AKP döneminin 2012 yılına kadar, özellikle ekonomi, devletin yeniden yapılanması alanındaki başarılarını yok saymak da bilimselliğe yakışmaz.

Ancak 2012 yılından itibaren Erdoğan bir İslamlaşma, diktatörleşme yoluna gitmiştir (laik kesimin çok önceden öngördüğü gibi) Bu dönemden itibaren de yerel basında olmadığı kadar, dış basında eleştiriler artmıştır. Öncesinde çok iyiydi demiyorum ama 2013 gezi olaylarında basının ne halde olduğunu hep beraber gördük. Bu konuda daha fazla yazmayacağım.

Bir de darbeyi CIA yaptı diyenler var. Tayyibin işlerini kullanan devlet şu anda ABD değil Rusya'dır.

 https://www.yahoo.com/finance/news/russia-may-preparing-long-term-150655553.html

NATO'dan AB'den uzaklaşan ülkeyi Ukrayna gibi kendi etki alanına katmaya çalışan bir Rusya var. Tayyip'i kullanan, ülkenin haline sevinen kişi Putin'dir. CIA değil.

Bunlar AKP'nin yalanları. Sen de o yalanları buraya taşıyıp "bilimsel" olduğunu zanneden bir liberalsin. 

AKP ekonomiyi batırmış, bitirmiştir, Tayyip'in şu an en büyük kokularından biri de bunun açığa çıkmasıdır. Bu "IMF'ye borç bile ödedik, süperiz" diye sevinen ak beyinsizlerden başka, senin gibi Radikal vb yandaş medyadan beslenen liberaller de bizim belamız oldu. Bizi, "bilimsel olmak" üzerinden etkilemeye ve desteklememizi sağlamaya çalışman gözlerimi yaşarttı.

AKP "IMF'ye borcumuzu ödedik, ekonomimiz süper, büyüdü" derken dış borcun ne olduğunu açıklamıyordu. Sanki bizim borçlu olduğumuz tek yer IMF imiş gibi hep birlikte halkı kandırıp durdunuz.

AKP'nin geldiği 2002'de dış borcumuz 129.6 milyar dolarken, çok güzeldi dediğin 2012 yılı sonunda 336.9 milyar dolara fırladı. Kamuyu, özel sektörü borçlandırdılar, özel sektörün dış borcu 2002-2012 döneminde tam %425'le artış rekoru kırdı.

Türkiye, cumhuriyet tarihinin toplamında bu kadar borçlanmamış, onu da not düşelim. Bunun dışında, ekonomimiz onlar geldiğinde de dünyanın en büyük ekonomilerinden biriydi, AKP hiçbir şeyi büyütmüş veya düzeltmiş değil. 

Bak bu veriler, Anadolu Ajansı'nın (ki bu ajansın ne olduğu hakkında bilgin vardır herhalde) IMF'in sitesinden derlediği veriler. Meclis tutanaklarına girmiştir.

Alıntı

 

 1998'de yine 15'inci, 1999'da 16'ncı, 2000, 2001, 2002, 2003 yıllarında ise dünyanın 17'nci büyük ekonomisi konumundadır. 2004, 2005, 2006, 2007, 2008 yıllarında ise dünyanın 15'inci büyük ekonomisidir. 2009 ve 2010 yıllarında ise 16'ncı sıraya gerilemiştir. Yani Türkiye 1980'den itibaren hep ilk 20 ekonominin içinde olmuştur. 1990'dan beri ise hep ilk 17 ekonominin içindedir.


 

Devletin yeniden yapılanmasını reform olarak gören ahmaklar da ne kadar ahmak olduklarının farkına varmıştır umarım.

Bi tutturmuşsun Gezi olayları sırasındaki medyanın halini, başka bir şey dediğin yok. Sana ana akım medyadan bahseden mi var? Bizim bizde basın özgürdür dediğimizi gördün de mi tereciye tere satmaya çalışıyorsun? 

Sana muhalif medyadan sözediyoruz. Sen sadece Ulusal Kanal var sanıyorduysan o da senin eksikliğin, penguen gösteren ana akımı zaten sıcağı sıcağına da protesto ettik, unutmadık, yandaş ana akım medyaya da hiçbir zaman itibar etmedik. 

Bizim haber kaynaklarımız seninki gibi ana akım medya olmadığı için ciddiye alıyor ve önemsiyoruz. Sen ise Türkiye'deki haber kaynağı AKP'nin usefull idiot'ları, eskinin liberali yenilerin Fethullah sevicisi sözde gazetecileri olan yabancı medyayı takip ededur... Öğrenirsin belki ayrıntıları, ne olup bittiğini... Ama bir halt bulmuşgibi getirip getirip bize gösterme, kendine sakla. AKP'yi pek de güzel övüp sevmişiniz vaktiyle, gördük.

Senin gibilerin ağzını açıp laf etmeye hakkı bile yok. AKP süper işler yapmış, ekonomiyi düzeltmiş, devlet yapılanmasında başarılar elde etmiş, reformlar yapmış da bunları yok saymak bilimselliğe yakışmazmış.

Vah vah...

 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
22 saat önce, Robespierre yazdı:

Batı düşmanı değilim. Bana tokat atana tokat atarım. Mesele bu.

Nazlı Ilıcak ya da Fethullah itini Kemalist olarak tasvir eden batı basını kesinlikle düşmanlık peşindedir. 

Yazdıklarında Fethullah'ın batı basınını kandırdığını ima ediyorsun. Sen buna inanıyor musun? O sırtlanlar bizim AKP'li süzmelerden mi sandın? Yerler mi onlar? Hayır. Bu haberlerin amacı batı kamuoyudur. Batı kamuoyuna Fethullah masum ve mağdur olarak gösterilmeye çalışılıyor. Batı açıkça darbe tarafında olduğu için, darbecileri kendi kamuoyuna "laik ve ılımlı" olarak pazarlamaya çalışıyor. Batı basınının bokunda boncuk arayan Türkler ise, bu yazılara gereğinden fazla önem veriyor. Siz Fethullah ve Nazlı Ilıcak'ın ne bok olduğunu bilmiyor musunuz? Kendi gördüğünüze, yaşadığınıza mı inanacaksınız yoksa ajan döküntülerinin palavralarına mı?

Batı kamuoyu içgüdüsel olarak katı İslamcılardan hoşlanmaz. Kürtlere olan sempatisinin temelinde, Kürt grupların laik olarak lanse edilmesi önemli rol oynamıştır. Şimdi bunun benzerini Fethullah itine uygulamak istiyorlar.

Yemezler.

Hiç yok öyle bir şey.

Basının birileri için halka karşı çalışması Türkiye gibi ülkelere özgüdür. Ben fettulah'ı savunan türden bir tane bile makale okumadım. Sadece olanı söylüyorlar. Biri dinci tarikat, diğeri siyasal İslamcı. İttifak bozuldu birbirlerini yiyorlar. Benim okuduklarım bunlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş
22 saat önce, aluben yazdı:

Bu konuda net konuşacak kadar bilgili olmasam da Amerikada yaşayan arkadaşlarımdan aldığım duyumlara göre Fetö Amerikada da çok güçlü bir örgütlenmeye sahip. Bu mantıken de böyle. Çünkü rahatça serpilip gelişebileceği, çalışabileceği bir ortam yaratmak zorundaydılar. Sınırsız mali güçleriyle ışık evlerindeki öğrencileri Amerikanın en iyi üniversitelerinde eğittiler ve önemli konumlara gelmelerini sağladılar. Elbette kilit noktaları tutmaları abartılı bir iddia olur. Ama Amerikan basınında ve medyasında önemli konumlarda adamları olduğu bir gerçek.

Yine de, Amerika Meksika bunlar bizi çok bağlamaz. Mesele bizim içimizde. Kökleşmiş cehaletimizde. Uç noktalarda yaşayan, bir türlü gerçeği göremeyen zavallı aydınlarımızda. Kısacası sorunlarımızdan sadece biz sorumluyuz. Amerikalılar ya da uzaylılar değil. 

Bu dedikleriniz ancak Türkiye'de olur. ABD'de değil. ABD halkının kendi işi gücü yok mu? Fettulah onlara niye kendi haberlerini okutmak istesin? Çok mantıksız.

-Şu doğru: Noam Chomsky bunu ortaya koymuştur. ABD'nin kendi sorunları ile ilgili kendi halkına bilgi ve görüş dayattığı dönemler olmuştur. Ama kendi meseleleri ile ilgili olarak. Sıradan Amerikalı Fettulah'ı bilmez ki. Tabi ben bu adamın yurt dışındaki okullarını filan bilemem. Hakan Sükür bile Fettulahçıymış. Ne demek şimdi bu?

Ben bunların büyük bir saçmalık olduğuna inanmışım. Buna kalıbımı da basmışım. Fransız, İngiliz işi gücü bırakıp Fetullah ile mi uğraşsın?

- Önce büyük oyun, sonra derin devlet, sonra paralel yapı, sonra FETÖ, bunlar rejimin halkı hizada tutmak için kullandığı yalanlardır. Ne kadar ilgilenirsen o kadar hükümetin ağına düşersin. %50'yi böyle toparlıyorlar. Her zaman bir "Büyük düşman" olması şart. Olmazsa ayakta kalamazlar.

- Fettulah'ın inanca dayalı bir tarikata sahip olması, eğitim yoluyla insanlara ulaşması ve laikliği değiştirmek/çarpıtmak istemesi tabi ki tehlikeli. Bunun sebebi de eğitim politikalarında devletin gevşey davranmış olması. Ve AKP de aynı kaynaktan beslenmektedir.

- Böyle şeyler batıda niye olmuyor? Birisi parayla okul açsın, herkesi yandaş yapıp ülkenin siyasetini değiştirmeye kalksın. ve şunu da hatırlatırım. 4-5 sene önce Tayyip bu adamı Türkiye'ye dönmeye davet ediyordu.

- Ve iddi ettikleri gibi, örneğin bir masonik teşkilatlanmaya benzer bir teşkilat olduklarına ben inanmıyorum. Hayır bunlar bir dini inanç grubudur. Tarikattır. Devlet diyebilir ki: "Tarikat üyesisin, gitmeni istiyorum". Böyle bir hak da olmalıdır. Ama  o zaman AKP'nin okullarını, kömürünü, teşkilatlanmasını da kapatacaksın.

- Bu bir tarikatlar arası iktidar mücadelesidir ve en çok da Rusya'Nın işine gelmektedir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
21 saat önce, malta erigi yazdı:

TÜBİTAK'ın son dönem dangalaklıklarını da (beddua kavanozu, salavat sayacı, vb) paralele bağladılar ve milleti atmaya başladılar. umalım da Tübitak biraz düzelsin, bu cadı avı da bi işe yarasın...

Onu hiç anlamadım zaten. Bilim adamından ne istediler? O da mı Fetullah'çı

Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, cigi yazdı:

Geriye dönük yazilarda ''ABD nin ve CIA nin Türkiye Gülen ve Tayyip ile ne isleri olabilir" düsüncelerini okudugumda hayretler icinde kaldim. Bu su anlama geliyor: Anadolu tarihini  cografyasinin önemini dünya konjuktürünün nasil isledigini bilmemek demektir. Fetos ve cemaati hakkinda sifir bilgi demektir.

Önceleri M.Kemal sayesinde köse baslarini tutan sahtekarlar bunlarin palazlanmasina neden oldular ama M.Kemal'i cikarsiz seven onun düsüncelerini ileriye tasimak isteyenler bu pisliklere hic bir zaman kanmadilar. Daha sonra AKP ile birlikte M.Kemal'e saldirip köse tutup cikar sahibi olma modasi basladi. Ya simdi? Ülkeyi cikarlari ugurlarina ona buna peskes ceken din tacirleri Atatürkcü olmaya basladilar. Yani tekrar basa döndük...Tiksinmemek elde degil cünkü gene aldanmam aldatamazlar.

Sevgi kosulsuzdur bunun showu cikari reklami abartmasi olmaz.! Ne demisti M.Kemal? ''Beni övmeyin gelecekte neler yapilmali onlari söyleyiniz" demisti. Örnegin M.Kemal'in askerleri K.Evren ve tayfasi gercek laik sisteme gecis yapmaya mi calistilar yoksa Fetosun cemaatinin tarikatlarin palazlanmalarina yardimci mi oldular? Imam hatip okullari onlarin zamaninda cogalmaya baslamadi mi?

Diyarbakir'da Suruc'ta Ankara'da Reyhanli'da  canli bombalarla gelecegini dizayn eden zihniyet darbeninde yapilacagini bilerek onca insanin ölmesine  de onay verdiler. Geleceklerini tekrar ve bu sefer daha anli sanli dizayn ettiklerini saniyorlar ama aldanmaktadirlar. Ben A. Davutoglu'nun bu tasarima karsi ciktigini düsünüyorum ve bundan dolayi yerine emir eri getirildi diyorum.

Dinle bayraklarla isimlerle resimlerle sembollerle sehitlerle insanlar kandirilmaya son verilmedikce, esit haklar hukuk bagimsiz yargi demokrasi laiklik bilimsel egitim adina adimlar atilmadikca ülke, AKP ve padisahi ile birlikte karanliklara dogru yuvarlanmaya devam edecektir.

Umarim yanilirim.

 

 

 

 

 

Ben zaten bu yüzden yer yer bu kişilere küfür ediyorum. Yapacakları işin A.K. diyorum.

Tek açıklaması: Kenan Evren solu ve Solcuları düşman bildi. Cumhuriyetin başından beri Cumhuriyete düşman olan kesimleri oluşturacağı tehlikeyi göremedi. Kafasına göre iş yaptı.

Yine de, benim anlamadığım 1997'de bir düzenleme yapıldı. 8 yıllık eğitime de geçildi. 1999'da ülkede çok iyimser bir hava vardı. AB ile görüşmeler de hızlanmıştı.

Ama bunu da söylemek gerek: O kadar zaman boyunca ülkedeki laik kesimler bu irtica tehlikesini görüp önlem alamamışlar demek ki.

Ben yine de durumun düzelebileceğine inanıyorum.

Link to post
Sitelerde Paylaş

 Nisan 2014 tarihinde İlker Başbuğ, Fikret Bila'ya verdiği röportajda şöyle demişti; "Allah Allah diye taarruz eden bir ordudan, gemilerinin direğinde Kuran-ı Kerim bulunan bir ordudan söz ediyoruz. Bu TSK’ya yöneltilen en haksız eleştiridir. Türk ordusunu bu şekilde suçlamak kabul edilemez, bizler bu ocağın içinde büyüdük, yaşadık. Ben sorumlu olduğum her kademede çok hassas davranmış, gerekli imkanların sağlanmasına özen göstermişimdir. Çok beğendiğim ve sık tekrarladığım bir söz vardır. Savaşta, cephedeki mevzide ateist yoktur. Evet, bu söz doğrudur, mevziye girince kimse ateist olmaz, dua eder”.

Bugün geldiğimiz noktada İlker Başbuğ aynı dürüstlükte bir adamdır. Günün koşullarına göre eğilip bükülmeden kendince doğru bildiklerini anlatıyor. İlker Başbuğ'un Erdoğan'a verdiği liste zamanında değerlendirilseydi, 15 temmuz kalkışmasını yaşamayacaktık bence.

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, leonardo18 yazdı:

"Batı medyasını kandırmak" diye bir şey yok. Ama Fettulah GÜlen Fransa'da değil. Fransa'da olsaydı sınır dışı edilirdi. ABD'de dini özgürlüklere çok önem verilir. Örneğin Amişlerin kendi kasabaları, kendi yasaları filan vardır. Yani Yaşlı kıtadaki daha kuvvetli laiklik anlayışı burada yoktur. Bu yüzden Gülen'in peşinden gitmek için hiçbir sebepleri yoktur.

Batı medyası da, gazetenin düzeyine, kalitesine göre bir şeyleri araştırır, yorumlar. Tabi ABD'de Çin kaynaklı veya Rusya kaynaklı medya haberlerden de söz edilmektedir. Bu da ayrı bir konudur. Ama 1 kişi 2 kişidir. Fettulah bunların içine nasıl sızsın? Bu adamın süper güçleri de yok ki. Kendine yakın basın kuruluşları filan belki vardır. Ama benim buradan okuduğum haberleri o etkilemez. Türk televizyonundaki haberleri Tayyip etkiler.

Ayrıca Gülen şöyle de bir şey söylemiştir: "Tayyip parmağını her şıklattığında istediğini almaya alıştı. Burayı da Türkiye sanıyor" demiştir.

Neticede o meşhur 1 dolarla ilgili yurt dışındaki makaleler de yerel gazetelerden alınmıştır. Belki doğrudur belki değildir. Ama böyle bir şey olmuşsa, niye kanıtlayamıyorlar? Yani işkence yapmadan, baskıcı şartlarda verilmiş ifadeler dışında ellerinde niye hiçbir şey yok? Türkiye delil sunarsa ABD'nin Fettulahı vermemek için hiçbir sebebi yok: Tabi şu da var. İnsan haklarının askıya alındığı, diktatörlüğün yükselişe geçtiği, basın özgürlüğünün olmadığı, önemli kişilerin hukuksuz yargılanıp işkence edildiği ülkeye APO olsa, onu bile vermeme hakları var. Bunu da düşünmek lazım.

Fetonun Batı medyasını nasıl kandırdığını darbe gecesi ve izleyen günlerde tüm çıplaklığıyla gördük. Amerikan hükümetinin Gülen hareketine ilişkin açıklamalarında gördük. Senin bunu inkar etmen de aslında senin samimiyetsiz bir trol olduğunu gösteriyor. Yazılarından çıkan tek sonuç bu. 

Üstelik konuya dair de bir şey yazmıyorsun. Biz tartışma yaparken kimi zaman ana konudan uzaklaşıp kabaca diğer konulara da giriyoruz. Ama burada Batı medyasının karakterini tartışmıyoruz. Hem sonra Radikal gibi bir paçavrayı gazete diye okuyan bir gerizekalıyla bu konunun tartışılamayacağı da açık. Senin tek yaptığın tartışmayı piç etmek, ortamı cıvıtmak.

Başlığın konusu belli. Darbeyi kim yaptı?

Akla hayale sığmaz bin bir türlü deli saçması iddia ortaya atıldı. 

Atatürkçüler yaptı diyen kara cahiller çıktı.

Feto-Kemalist ortaklığı diyen ahmaklar çıktı. 

Uzaylılar yaptı diyen çıksa şaşırtmazdı. 

Ama ortaya kanıt koyan kimse çıkmadı.

Bazı ukalaların, hatta insan onurundan nasibini almamış karaktersizlerin bu saçma iddiaların altında kalıp nasıl rezil olduğunu, şerefini iki paralık ettiğini burayı okuyan herkes gördü. 

Darbecileri isim isim açıkladım.

Yetmedi diyen varsa onlardan daha düzinelerce var. 

KAPI GİBİ İDDİANAME VAR!

Getirir gözünüze sokarım!

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Yuh artık, Fethullah batı medyasını da kandırmış. Bunu benim başlık yazıma zırva diyen kişi söylüyor. Bu kişiyle doğrudan iletişime geçmiyorum, çünkü
bunu hakedecek bir üsluba sahip biri değil. Ama bu kadarını söylemeden de geçemedim.

ABD'nin Gülen'i koruma eğiliminde olduğu doğru, çünkü olayları tamamen ona bağlayan somut delil üretilemiyor. Ya da henüz üretilemedi. ABD hükümeti buna bakıyor. İkna edici deliller kendilerine sunulduğu takdirde Türkiye'ye teslimini bile onaylayacaklardır.

Kontrol altındaki yerli medya sizin beyninizi yıkamış tamamen. Adamı iyice gözünüzde büyütmeye başlamışsınız. Türkiye'de devletin pek çok önemli yerlerine sızdıkları doğru, ama bu etkiyi global bir düzeyde görmek, işte benim gözümde asıl zırva odur.

Delil getirmiş. Ben bu başlıkta sunulmuş delil falan görmüyorum.

Bu işte kemalistlerin hiçbir parmağı yoksa, darbe açıklaması yapan kurumun bile adını niye "Yurtda Sulh Konseyi" koysunlar?

Fethullahçılar Atatürk'ü de, Atatürkçüleri de sevmez. Ama kemalistlerle gönülsüz de olsa geçici işbirliğine girmeleri olası. Zaten geçmişte bu tür bir işbirliğinin örnekleri olduğunu söyleyenler de var forumda. Örnekleri nedir, hangi olaydır şu anda hatırlamıyorum. Elbette darbe kadar ciddi bir iş değildir bu geçmişte, ama ortak rakibe karşı geçici olarak bir araya gelmek politik arenada çok karşılaşılan bir durum. Anlaşılmayacak, mümkün olmayacak birşey değil.

O tür bir işbirliği mümkün olmasa, şu anda AKP'nin kemalistlerle yakınlaşmasını nasıl açıklıyorsunuz peki? O mantığa göre onun da mümkün olmaması gerekirdi o zaman.

Ama tekrar ediyorum, ben Gülen'in bu işte hiçbir parmağı olmadığını söylemiyorum, bunu hiçbir zaman iddia etmedim. Ama bu işteki rolünün düzeyi, onun adamlarının ordudaki diğer Tayyip muhalifleri ile işbirliği yapmaya çalışarak mı bu işe giriştikleri, yoksa hakikaten sadece kendilerinin mi kalkıştıkları, bunlar benim için hala bir muamma.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu işin netleşmesi, darbeye katıldığı kesinleşmiş kişilerin, ve bunların geçmişlerinin, bağlantılarının incelenmesi ile ortaya çıkacaktır.

Ama burada tutuklanan kişileri demiyorum. Fethullah bağlantılı kişilerin tutuklanmakta olduğu açık. Darbeyi planlayıp uygulamaya koyduğu kesinleşmiş kişilerin incelenmesinden bahsediyorum.

Şu aşamada işaretler gösteriyor ki, Fethullah'çıların bu işte en azından bir parmakları olduğu kesinleşmiş durumda.

Ama baş aktörleri olup olmadıkları hala net değil bana göre.

Bu konuda forumda yazılanları okuyorum, ve Fethullah'ın bu konudaki rolünün kesinliği ile ilgili olarak beni ikna etmeye en yakın ifadeleri ve bilgileri Türk Ateist'de görüyorum. Kendisini tanırım ve bu konudaki algılarına ve fikirlerine güvenirim. Sonuçta bizler uzaktayız, ve eğer Türk Ateist bu işi Fethullah'ın ekibinin tek başlarına yaptığından eminse, benim gözümde şu anda en kesin delil, onun analizine olan güvenimdir.

Sonuçta kendisi, ve Türkiye'de yaşayan diğerleri bize göre bu işi daha yakından takip ediyor, ve darbeye katılan (veya bu konuda tutuklanan) kişileri isimleriyle ve geçmişleriyle, vs biliyorlar.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...