Jump to content

mantik

Root Admin
  • İçerik sayısı

    3.554
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

mantik Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

10.301 profil görüntüleme
  1. mantik

    DEĞİŞİM ZAMANI

    Brad pit, Eskisi gibi vaktim olmadığı için forumu takip edemiyorum. Yani birşeylere seyirci kaldığım doğru değil. Seyirci kalmak için görmek ve haberdar olmak gerek. Forum oldukça aktif. Haftada bir ya da iki defa giriş yapsam bile, sadece o anda aktif olan birkaç başlığa şöyle bir göz atıp çıkıyorum ancak. Yani her olan biteni ayrıntılı bir şekilde takip edebilecek bir durumda değilim. Bazen ben bir kez giriş yapmadan haftalar, aylar geçtiği bile oluyor. Bazılarının hoşnutsuzluk göstermesi normal. Bu tür ortamlarda herkesi memnun etmek mümkün değil. Ama görüldüğü kadarıyla herkesin şikayetçi olduğu, büyük haksızlıkların döndüğü falan bir durum mevcut değil. Öyle olsa çok daha fazla kişi şikayet ederdi diye düşünüyorum.
  2. mantik

    kuranda güneş ve ay

    "Mantık" ve sonradan "Mantık_sadecebiri1" kullanıcı adı, kullanıcının isteği üzerine "RasyonelDüşünce" olarak değiştirilmiştir.
  3. mantik

    kuranda güneş ve ay

    "Mantık" kullanıcı adıyla yazan üyemiz, yönetici ve eski yönetici kullanıcı adlarına çok yakın nick almak yasaktır. Kullanıcı adınız "Mantık_sadecebiri1" olarak değiştirilmiştir. (Sadecebiri1 email adresinizdeki isim olduğu için). Kullanıcı adınız için başka bir tercihiniz varsa özel mesajla bildiriniz. (Size o konuda özel mesaj da gönderdim).
  4. Bende bir sorun olmuyor: Sizlerin bilgisayarına özgü, browser konfigürasyonu türü şeylerle ilgili olmasın?
  5. KURALLAR ve DUYURULAR bölümünde, tepede iğneli olarak yer alıyor.
  6. Yeni üyeler 20 mesaj kotasını doldurmadan başlık açamaz. Bu ve diğer kuralları öğrenmek için forum kurallarını okuyunuz.
  7. mantik

    Güvenlikimiz Tehlikede

    Başkasının üyeliği ile yazmak ancak o kişinin şifresinin ele geçirilmesi yoluyla olur. Üye o kişiyle özelden yazışarak, kendisini tanıyıp şifresini tahmin etmiş olabilir, ya da başka bir hesabını kırıp (mesela email), oradaki şifresi ile forum şifresi aynıysa o şekilde ele geçirmiş olabilir, vs. Onun dışında bir kişinin başka birinin üyeliğiyle yazmasının bir yolu yok. O durumda bile, hesap bilgileri ele geçirilmiş kişi yönetim ile bağlantı kurduğu takdirde, bunu yapan kişi atılacaktır. Yani endişelenecek bir durum yok. Ayrıca, bu forumda bilgileriniz güvendedir. Burası bir Amerikan forumu. Ancak Amerikan mahkemeleri bilgi isterse vermek zorunda. Türk mahkemelerinin yasal bir yaptırım gücü yok burası üzerinde. Ben burasının kurucularından biriyim ve yıllarda aktif yöneticiliğini yaptım. Forumun 17 yıllık geçmişinde, kullanıcı bilgileri sadece bir kez ele geçmiştir, o da hacker'ların o zamanki server'a erişim elde edip forumun veritabanını indirmesi yoluyla olmuştu. Güvenliği zayıf bir server'daydık o zaman. Ki o zaman bile, ele geçirenlerin ilgilendiği tek IP adresleri o zamanki yöneticilere ait IP'lerdi. Yani yazan üye olarak çekineceğiniz birşey yok. Burada yazmanız Türkiye Cumhuriyeti yasalarına da aykırı değil. Ama tabi diyebilirsiniz ki, herşey yasalara göre mi işliyor. Haklısınız tabi. Türkiye gibi bir ülkede insanların sırf burada yazıyorlar diye rahatsız edilme ihtimalleri var. Ama bunun için önce kimliğinizi öğrenmeleri gerekir, ki aradıkları kişi çok ciddi bir suçtan falan aranmıyorsa, sıft ateist diye falan kimsenin bilgisi ifşa edilmez. Ki, bir şekilde kimliğinizi öğrenir de mahkemeyle falan rahatsız etseler bile, bu sadece caydırma ve korkutma eylemi olur. Yasal olarak başınıza birşey gelmesi çok düşük bir ihtimal. Türkiye'de bile, ve Türkiye'nin bugünkü ortamında bile.
  8. mantik

    Yatırım tavsiyeleri

    Ama maksat ortaktan kurtulmak anladığım kadarıyla. O zaman, işiniz zor. Bu çok fazla bir sermaye değil. Bununla günlük yaşam giderlerini karşılayacan bir iş açmaksa maksat, bildiğiniz işten vazgeçmeyin derim. Yine otelcilik, pansiyonculuk işi yapın o zaman. Ama kendi başınıza. Ya da başka bir ortakla. Bu arada, başlık yanıltıcı. Aradığın şey yatırım tavsiyesi değil. Yatırım tavsiyesi olması için, günlük yaşam giderlerin için ihtiyacın olmayan bir paranın, değerini kaybetmemesi, ve hatta zaman içinde değer kazanması için nereye yatırmak gerektiğini düşünüyor olman gerekir. (O zaman borsa, emlak, vs bir sürü seçenekten bahsedilir). Senin aradığın, yürümeyen bir işletmenin kapatılıp, yeni bir iş açılması ile ilgili bir tavsiye. Bu ise başkasının vereceği akıl ile olmaz. Sizin yapmayı bildiğiniz, o sermayeyi batırmayacağınız yeni bir iş bulmanız lazım. Onun ise ne olacağını sizden başkası bilemez.
  9. mantik

    Yatırım tavsiyeleri

    1 milyon TL, 166 bin dolar şu anda. Bir otel satışından gelecek paraysa, az bu. Otelden ziyade, daha ufak bir yer, bir pansiyon gibi birşey olabilir belki, bilmiyorum. Eğer maksat gelir elde etmeye devam etmekse, neden devrediyorsunuz? İşletmeye devam edin o zaman. Devralacak biri olduğuna göre, karlı bir işletme olduğunu tahmin ediyorum. Oradan gelecek parayı, para getirip getirmeyeceği belli olmayan riskli birşeye yatırmaktan iyidir aynı şekilde işletmeye devam etmek.
  10. mantik

    Yatırım tavsiyeleri

    Bu ihtiyaç duymadığın, kullanmayı düşünmediğin fazlalık bir paraysa, güvenli ve başarılı yatırım fonlarına yatırabilirsin. Türkiye ekonomisi iyi durumda olmadığı için, Avrupa ve özellikle Amerika bazlı yatırım fonlarını düşünmek daha güvenli olur. Tek bir fona yatırmayıp, farklı yatırım stratejisi olan değişik fonlara dağıtırsan, riski de azaltırsın. Ya da emlak'a yatır. Emlak, getirisi borsadan ve finans sektöründeki diğer yatırım araçlarından daha az olsa da, en güvenli ve sağlam yatırımlardan biridir. Kolay değer kaybetmez. Ama maksat tam net değil burada. Parayı bir yere yatırmak mı istiyorsun, yoksa bir iş açmak mı istiyorsun? Pasif gelir mi, aktif gelir mi? Bu paraya enflasyonun üzerinde değer kazandıracak yatırım imkanları mevcut. Ama paranın miktarı, o şekilde getireceği getiri üzerinden yaşamaya imkan verecek kadar fazla değil. Bu parayı sermaye yapıp, bir iş açarak para kazanmak daha fazla gelir kapısı açabilir. Ama tam tersi paranın batmasına da sebep olabilir. (ABD'deki istatistiklere göre yeni iş girişimlerinin %80'i ilk 5 yıl içinde kapanır). Bir dükkan, ya da restoran aç. Yapmayı bildiğin bu tür bir iş varsa. Ya da bir ev alıp kiraya ver. İlle de bu parayı iyi gelir getirme ihtimali olan bir yere yatırmak istiyorum diyorsan, gözünü kapatıp büyük risk al, ve gelecek vaadeden yeni bir start up şirkete ortak ol. Hatta gel benim ortağım ol Kendi maaşlı mühendislik işim haricinde, kenarda hobi mahiyetinde yürüttüğüm web development aktivitelerim var. Ona ortak ol. Amerika'dan müşteri bulup, Türkiye'deki genç web developer'larla çalışarak hem Türkiye'deki gençlere gelir sağlıyorum, hem de buradaki Amerikalı müşterilere işlerini daha hesaplı yaptırma imkanı sağlıyorum.
  11. mantik

    Türkiye den kaçmak

    Ben 23 yıldır ABD'de yaşıyorum. Kendim buraya lisansüstü eğitim için burslu olarak geldim, sonra doktora yaparken okudğum okulun kariyer fuarına çeşitli firmalardan temsilciler geldi. Diğer lisansüstü öğrenciler bu fuara gidip iş arıyorlardı, bana da dediler sen neden gelmiyorsun, gel en azından piyasa hakkında bilgi edinirsin falan dediler. Uzun vadede Amerika'da kalma niyetinde değildim. Master ve doktoramı bitirip dönmek istiyordum. Ama fuara katılmaktan zarar çıkmaz dedim. Sonra fuardaki firma temsilcilerinden büyük bir ilgi gördüm. Bazıları defalarca arayıp özgeçmişimi göndermemi istediler. Ben de gönderdim ve ne olduğunu anlamadam iyi bir iş teklifi aldım. Türkiye'de hayal bile edemeyeceğim miktarlarda para teklif ettiler. Ben de bu sefer çalışmaya başlayayım bari dedim. Hem Amerika'da piyasa tecrübesi edinirim, hem para biriktiririm, hem de doktorama devam ederim dedim. Doktorayı yine de bırakma niyetinde değildim yani. Ama çalışmaya başladıktan sonra, hele o yıllarda bir de evlenince, bunların hepsinin beraber yürümesi mümkün değildi. Zamanla vazgeçtiğim şey doktora eğitimi oldu. Biri Türkiye'den, biri Amerika'dan olmak üzere ikinci master derecesiyle yetindim. Çalıştığım firmalar sposor oldukları için zaman içinde önce green card aldım, sonra da vatandaş oldum. Ama hala bir süre sonra Türkiye'ye dönme fikri vardı kafamda hep. Önce vatandaşlığı alayım öyle döneyim dedim. Sonra biraz da para biriktirip öyle döneyim dedim. Ondan sonra da çocuklar öyle bir yaşlara geldiler ki artık onları alıp Türkiye'ye götürmek onlara kötülük yapmak anlamına gelecekti. Toplum farklı, dil farklı, kültür farklı. Türkçeleri zaten yarım yamalak. Dolayısıyla, mecruben kaldık burada zaman içinde. Artık şu anda emeklilikte dönmeyi düşünüyorum. Bir sahil kasabasında ev alıp, her yıl 6 ay Türkiye'de, 6 ay burada yaşamayı planlıyorum emekli olunca. Benim tavsiyem, bu şekilde tahsil ve meslek sahibi olarak gelmiyorsanız, veya elinizde yüklü bir sermayeyle gelip burada iş açmak için gelmiyorsanız (ki bu sermaye en az yarım milyon dolar olmalı), onun dışında geleceğiniz hiçbir tür seçenek için uygun değil buralar diye düşünüyorum. En önemlisi çalışma izni ve green card. Vasıfsız elemanın, eğer zengin bir iş adamı değilse green card alabileceği aşağı yukarı tek yol evlilik burada. Diğer bazı istisnai yollar çok zor, ve çok düşük olasılıklı. 100-200 TL ile buraya gelip, kaçak olarak kalmaya niyetliyseniz, bu parayı kısa sürede eritirsiniz, ne olduğunu anlamadan elinizde avucunuzda birşey kalmaz, doğru dürüst de iş bulamazsınız, belki şansınız varsa türk lokantalarında benzincilerde falan iş bulup çok zor koşullar altında üç kuruşa boğuşur, niye buralarda kaldım diye kafanızı duvarlara vurursunuz, benden söylemesi. O parayla Türkiye'de rahatça dükkan falan açarsınız. Burada ise 6 ay, 1 yıl falan ya geçinirsiniz, ya geçinemezsiniz. Hadi çok kemerleri sıktınız diyelim, 2 yıl geçindiniz. Eninde sonunda bitecek o para. Vasıfsız elemanın diversity lottery dışında (green card lotosu) oturma ve çalışma izni almasının benim bildiğim tek pratik yolu evlilik. O da denk gelirse olacak birşey. Bir de 10 bin, 20 bin dolar falan ödeyip, parayla evlenip green card alanlar olabiliyor. Ama çok riskli bir yol o. Vize memurlarını evliliğin gerçek olduğuna ikna etmeniz gerek çünkü green card alırken. Ayrıca, o şekilde alanlar green card'ı aldık zannedip rehavete düşüyorlar, ama o şekilde alanların 3 yıl sonra tekrar gidip hala evli olduklarını gösterip uzatmaları gerekiyor. Pek çoğu bunu bilmediği için, 3 yıl sonra o evlendikleri kişiyi bulamıyorlar bile artık. Nerede olduğunu bilmiyorlar. Yani green card'larını uzatamıyorlar. Ondan sonra yine kaçak durumuna düşüyorlar. Normalde green card 10 yıllık veriliyor ve 10 yıl sonra uzatılıyor. Ama bu şekile evlilik yoluyla alanlarda bu dediğim türde bir mesele de oluyor diye biliyorum. Bunun tuzağına düşüp green card'ını kaybedenler olduğunu duydum. Green card'lı olarak en az 5 yıl yaşamadan zaten vatandaş olamıyorsunuz. Bu yüzden bu işler öyle kolay değil. Zaten Türkiye'den kaçmak için buraya gelirseniz, yine de kaçamadığınızı göreceksiniz, çünkü gelenlerin çoğu yine Türklerin sosyal ortamında kalır burada. Zamanla başka kesimlerle ve Amerikalılarla da görüşmeye başlarsınız, ama Türklerden hemen hemen hiçbir zaman tamamen kopmazsınız, kopamazsınız. O türkler de alıp Türkiye'yi buraya getirirler, aynı meselelerle, aynı sorunlarla burada da muhattap olmak zorunda kalırsınız. Vereceğimiz davet içkili mi olacak, içkisiz mi olacak, içkili olursa falancayı davet edelim mi etmeyelim mi, kayınpederler vesaireler ziyarete geldi, buralarda cami bulup götürmek lazım olayları falan olacak. Yani burada da Türkiye'den kaçamazsınız, çünkü siz kendiniz türksünüz. Çok inada bindiren kaçar tabi. Amerikalı ile evlenir, Türklerden bilerek uzak durur, vs. Öyleleri de var. Ama onlar da mutlu değil. Bir anda bildikleri bütün kültürden, dilden, hayat tarzından, yedikleri yemek ve ağız tadından uzak durmak kolay değil, pek mümkün de değil. Anlayacağınz, zorluğu gurbet elde yaşayacağınıza, Türkiye'de başka bir yere taşının, ya da sosyal çevrenizi değiştirin, elde öyle bir sermaye varsa onunla bir dükkan falan açıp sizi yurtdışına kaçmaya iten sorunlardan öyle uzaklaşmaya çalışın derim. Benim tavsiyem o yönde olur. Ama çok merak eden yine de gelip 1 yıl falan kalıp, o parayı eritip, öyle de karar verebilir tabi. Orası da kişiye kalmış.
  12. mantik

    Piri Reis

    Bu başlıktaki tartışma bitti diye düşünüyordum. Birkaç yeni yorum daha gelmiş. Bir Buçuk, daha önce nemecsek'in gündeme getirdiği rastgeleliğe tekrar vurgu yapmış. Hakkı olabilir. Ama mesela düşünün, o dönemde okyanuslara ilk açılanlar neden Portekizliler ve İspanyollardır? Sonra da İngilizler. Bunun Atlantik Okyanusuna kıyıları olmasıyla ilgisini kurmamak çok zor. Yani belli olasılıkları arttıracak faktörler mevcutken, rastlantısallık bile eşit olasılıklı bir rastlantısallık olmuyor. Biri zaman içinde Atlantik'e açılmayı kafasına koyacaksa mesela, bunun İtalya yerine Portekiz'den çıkması daha olası oluyor o zaman. Olayları da tüm faktörleri ile birlikte değerlendirmeliyiz. Ama faktörler nelerdir, ve hangisinin etkisi ne kadardır, bunu tam olarak tespit etmek kolay değil tabi. priest of nature, verdiğin bilgi ilginç. Müslüman ve Osmanlı gemileri İzlanda'ya kadar girmiş demek ki. Ama geç gitmişler. Ondan 100 yıl önce beklerdim normal olarak. Virginia ve Newfoundland'e giden Osmanlı gemileri meselesini ise hiç duymadım. Hangi tarihte acaba. Geç bir tarihse normaldır. Ama o zaman zaten iş işten geçmiştir. Herşeyden önce, acaba bu bilgi doğru mudur. Bunu da bir araştırmak lazım. fezadabirtürk Osmanlı'nın okyanuslara açılmamasını ek toprağa ihtiyaç duymaması ve bu konuda bir motivasyonunun olmamasına bağlamış. Bu da bir faktör olabilir gerçekten. Ama Amerika kıtasından Avrupa'ya altın ve değerli metaller gelmeye başladıktan sonra bunun değişmesi gerekirdi. Osmanlı da her devlet gibi paraya ve güce kör değildi. Olamazdı. Ama becerememiş. Avrupa'da olan bitenin ve yeni dünyadan gelenlerin onları ne kadar zenginleştirdiğinin yeterince farkına varmamış bile olabilir. Çünkü zaten bilinen bir gerçek var ki Osmanlı batı ülkelerinde elçi pek bulundurmamış o dönemde. Yani oralarda olan bitenle pek ilgilenmemiş bile. Bunun nedenini anlamak çok zor olsa da, bu durum pek çok şeyi açıklıyor.
  13. mantik

    Piri Reis

    Hacı, Getaf, bilgivehis, Demek ki, ortada birden fazla faktörün bir birleşimi var. Bu faktörlerin önemli olanlarını şöyle sayabiliriz belki: - Jeopolitik koşullar sebebiyle Batı Avrupa'nın bu keşifler dönemine girmeleri - Bu sayede sömürgecilik sebebiyle zenginleşmeleri - Dinlerinin kendi toplumlarındaki etkisinin, İslam'ın islam toplumlarındaki etkisine nazaran daha zayıf olması sebebiyle dinin etkilerini üzerlerinden biraz daha kolay atabilmeleri, ve rönesans, reform hareketlerini daha o zamanlar yaşayabilmeleri - Osmanlı'nın taht kavgaları, bir dizi zayıf hükümdar gibi sebeplerle uzun süre iyi yönetilememesi, ve toplumdaki yerleşik otoriteye tapma alışkanlığı ve kültürü yüzünden bunun önleminin zamanında alınamaması - Doğu kültürü ve islamın etkisiyle Osmanlı'nın fikirsel özgürlüklerin daha kısıtlı olduğu bir toplum olması (ki bu yeni denemeleri, icatları ve yaratıcılığı da etkileyen bir faktör haliyle) - Ayrıca son olarak, İslami bağnazlığın etkisiyle bilim ve teknolojiye yeterli önemin verilmemesi, ve dinsel kadercilik sebebiyle bu dünyadan çok öbür dünya için yaşanması
  14. mantik

    Piri Reis

    Türk Ateist, Kaynak ve uzman tavsiyesi için teşekkürler. Özellikle Halil İnalcık'ın kitaplarını inceleyeceğim. (İlber Ortaylı'yı zaten biliyorum). İslam en büyük faktör olarak göze çarpıyor tabi, özellikle de mesele özetlenmek istendiğinde. Yani bu kişilerin, bu soruya kısa cevap olarak bunu vermelerinde garip bir taraf yok. Kısa cevap olarak biz de öyle diyoruz zaten. Ama kökenlerine ve ilk ortaya çıkıştaki hallerine bakıldığında, ilkellik ve baskıcılık açısından İslam, Hristiyanlık ve Musevilik aslında birbirinden çok farklı değil. Fakat zaman içinde, eklileri altına aldıkları toplumlar üzerindeki güçleri, değişime direnişleri ve ilerlemeye karşı oluşturdukları dirençler açısından farklılıklar göstermişler. Bunda ise, bu dinler özleri açısından farklı olmadığına göre, başka dış faktörlerin etkisi olmalı diye düşünüyorum. Sonuçta bu dış faktörler, bu dinleri ve onları takip eden toplumları farklı şekillerde pişirmiş zaman içinde. İşte ben de bunları tespit etmeye çalışıyorum. Hatta bu konudaki faktörlerle ilgili olarak, bir dizi, madde madde liste oluştu kafamda. Bir sonraki iletimde onlara değineceğim.
  15. mantik

    Piri Reis

    Magnesia, Tespitlerin çok doğru ve yerinde. Osmanlı sarayının ve yönetiminin çürümüşlüğü aşikar. Zaten Batı'da bile Osmanlı'nın zayıflaması ve çöküşü ile ilgili faktörler listelenirken, bir tanesi muhakkak taht kavgaları ve birbiri ardına gelen bir dizi zayıf sultan olarak dile getirilir. Ama bakıldığı zaman, bu derece çürümüşlük hepsinde görülmese de, mutlakiyetin olduğu her yerde bu tür sorunlar gözlenecektir. Mesela, İngiliz toplumu yaşamamış mı bunu geçmişinde diye düşünmek lazım. Kardeş katliamı, vs düzeyinde olmasa da, zamanında bunların bir kısmını onlar da yaşamışlar. Ama sonra bakıyoruz, memleket yönetiminin bir dizi zayıf hükümdarın takdirine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu gören üst düzey devlet erkanı, sarayda kendi aralarında istişare ede ede zaman içinde ortaya öyle bir sistem çıkıyor ki, krallarının rolü önemsizleşmeye başlıyor. Meşrutiyet yönetiminin temellerini böyle atıyorlar. Yani saray çevresinde yönetim ile ilgili olarak istişare eden ve bu konulardan asıl anlayan kişiler, zaman içinde bugün bildiğimiz meclisin görevini yerine getirmeye başlıyor, ve tepedeki hükümdar işe yaramaz bir sembolik karaktere dönüşmeye başlıyor. Bu süreç yüzyıllar alıyor onlarda ama sonunda oraya geliyor. İnsan peki Osmanlı'da niye böyle olmadı diye düşünüyor o zaman. Yani zamanla Osmanlı'da da oluyor bu ama iş işten geçtikten sonra. Ayrıca, Batı'dan örnek alındığı için oluyor bu, doğal bir şekilde geliştiği için değil. Bunda ise işte İslam'ın o bahsettiğimiz rolü var bence. Tek adamcılık, otorite karşısında boynun kıldan ince olması, güce tapma, vs gibi itaatkar ve doğulu kavramlarla birleşmiş bir islami bağnazlık yani. İngiliz sarayının yapabildiğini Osmanlı'nın yapamamasını belki buna bağlayabiliriz diyorum.
×
×
  • Yeni Oluştur...