Jump to content
Abdülmalik

Allah şirk koşmayı kesinlikle affetmez mi?

Recommended Posts

9 saat önce, Abdülmalik yazdı:

Konuyla alakası yok ama bunu da ek bilgi olarak ekleyeyim. Başka bir saçmalık.

 

12 saat önce, Abdülmalik yazdı:

6:75.Böylece İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun. 

 

76.Üzerini gece kaplayınca bir yıldız gördü: "Bu imiş Rabbim!" dedi. Batıverince de: "Ben böyle batanları sevmem." dedi. 

 

77.Ay'ı doğarken görünce: "Bu imiş Rabbim!" dedi. Batınca da: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı, muhakkak ki, şu şaşkın topluluktan biri olacakmışım." dedi. 

 

78.Güneşi doğmak üzere görünce: "Bu imiş Rabbim, bu hepsinden büyük!" dedi. O da batınca: 

 

İbrahim denen bu zat o yaşında sanki hiç yıldız, güneş, ay görmemiş gibi tasvir ediliyor. Yıldızı, güneşi, ayı tanrı seçmiş ama battıklarını görünce onlardan vazgeçmiş, Ülen bunlara tapmadan önce bunların batıverdiklerini bilmiyor muydu bu adam?  


Göklerin Ve Yerin zâhirini gösteriyorduk demiyor.
Göklerin ve yerin Melekûtunu gösteriyorduk buyruluyor.

Uzun yıllardır yüzeysel de olsa âyetler üzerinde mantık yürütüyorsun.
Hadi beni şaşırt. Çok kolaylaştırdım. Burayı anlayabilecen mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
7 hours ago, HATEM said:


Zırr câhiller, zınnadana câhiller,, siz daha âyetten ne anladığınızı ifâde etmekten âcizsiniz.
Kim bilir Abdül ne anlıyor sağkuyu ne anlıyor. Yazın desem birbirinizi tutmaz.
Söyleyin bakalım: Kesinlikle inananlar kimler?
Ne olmuş ta bunlar inkâra sapmış?
İnkârcılıkta ileri gitmek nedir? Günâh mı işlemeye başla mışlar mürted mi olmuşlar.
Buradaki kabul edilmeyecek olan tevbe, kimlerin tevbesidir?
Anlatılan zümrenin ileride yapması muhtemel bir tevbeden mi bahsediliyor?
Bunlar, Müslümânlar güçlenirse ileride tevbe ederiz diye mi düşünüyorlar?
Yoksa Ölmüş olan böyle bir zümre var da ölmeden önce yapmış oldukları tevbenin kabûl edilmediği mi anlatılıyor.?
Bu tevbe gerçek bir tevbe midir? yoksa sözde yapılan bir tevbe midir?
Tevbe dönmek demektir, Ortada bir tevbe olmadığı için mi tevbeleri kabûl edilmiyor?
Yoksa Bunlar önceden Müşrîk oldukları için îmân etmiş oldukları ilk ândaki tevbe'lerinden mi bahsediliyor?
Müşrîklikten Tevhîde dönüp günâhlarını sildirmiş olanların o tevbe'lerinin gereğini yerine getirmedikleri için öncekiTevbelerinin hükümsüz olduğundan mı bahsediyor?
Zınnadana câhiller, âyetten ne anladığınızı yazamıyorsanız, Hadi bunlardan birini seçin, seçiminizin doğruluğunu delîllendirin ondan sonra ben size cevap vereyim.

Ayrıca, aradığınız cevap âyetin son cümnlesinde gizlenmiş zâten Beni yormayın.

Buzağıya tapmanın Büyük şirk mesâbesinde görülmediği, Tevhîd dâiresi içindeki Mala Tapmak cinsinden küçük şirk olarak görüldüğü ve bunun cezâsının verildiği bu cezânın tezâhürünün de Dünyâda açığa çıkacağını yazmıştık. Tevbelerinin kabulünün de geleceği kurtarmak amaçlı olduğunu yine belirtmiştim.
Ya okumuyorsunuz ya da anlamıyorsunuz ya da yanlışım varsa gösteriniz. Aynı şeyleri sayıklıyorsunuz.
 

 

Demedim mi dinciler kıvırıp kendilerini kandırmanın bir yolunu bulur diye. Bak, matem nasıl kıvırıyor? Bir insan cevap veremeyince aynen böyle saçmalamaya, zırvalamaya başlar.

 

Nisa 116. Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, ondan başkasını dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan büsbütün sapıtmıştır.

 

Ali İmran 90. Kesinlikle inanmalarının arkasından inkara sapmış, sonra da inkarcılıkta ileri gitmiş olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, hep sapıklık içinde kalmış kişilerdir.

 

Bakara 54. Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün. Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”

 

Araf 152. Buzağıyı tanrı edinenler var ya, işte onlara mutlakâ Rabblerinden bir gazap ve dünyâ hayâtında bir alçaklık erişecektir. Biz iftirâcıları böyle cezâlandırırız.”

 

Putları kıvırıp duruyor, kulları kıvırmış çok mu?

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İşin daha kötüsü var.

 

Muhammed, İbrahim’i şu ayet de anlatılanlar sınıfına sokmuş.

 

Ali İmran 90. Kesinlikle inanmalarının arkasından inkara sapmış, sonra da inkarcılıkta ileri gitmiş olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, hep sapıklık içinde kalmış kişilerdir.

 

İbrahim ilk başta babasını putlara tapma, Allah’a tap diye uyarıyor, sonra kendisi gök cisimlerine tapmaya başlıyor. 

 

37:83 Şüphesiz İbrahim de onun kolundandı. 

 

84.Çünkü Rabbine tertemiz bir kalb ile geldi; 

 

85.çünkü babasına ve kavmine şöyle dedi : "Siz nelere tapıyorsunuz? 

 

86.Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilahlar istiyorsunuz? 

 

87.Siz alemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?" 

 

88.Derken yıldızlara bir göz attı: 

 

89."Ben hastayım" dedi. 

 

90.O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.

 

————————————————————————

 

 

6:74.Vaktiyle İbrahim babası Azer'e: "Sen putları bir sürü tanrılar ediniyorsun öyle mi? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum." demişti. 

 

75.Böylece İbrahim'e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun. 

 

76.Üzerini gece kaplayınca bir yıldız gördü: "Bu imiş Rabbim!" dedi. Batıverince de: "Ben böyle batanları sevmem." dedi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
14 saat önce, HATEM yazdı:


Göklerin Ve Yerin zâhirini gösteriyorduk demiyor.
Göklerin ve yerin Melekûtunu gösteriyorduk buyruluyor.

Uzun yıllardır yüzeysel de olsa âyetler üzerinde mantık yürütüyorsun.
Hadi beni şaşırt. Çok kolaylaştırdım. Burayı anlayabilecen mi?

Mesela yıldızların şeytanı avlamak için yaratıldığını mı görmüş? Melekut bu mu?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
33 dakika önce, Abdülmalik yazdı:

Mesela yıldızların şeytanı avlamak için yaratıldığını mı görmüş? Melekut bu mu? 


Köre renlkeri ince ince anlatır gibi anlatacağım merâk etme...
Bir de buna bak;
Göklerin ve yerin Melekûtunu gösteriyorduk buyruluyor.
Güneşi ve yııldızları görmek için Allah'ın göstermesine gerek var mı?
Başını 10 cm kaldıran herkes Güneşi, Ayı yıldızları görebilir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

 

melekut teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı
1. (Osmanlı Dönemi) Ruhlar âlemi. (Bak: Arş)(İnsan mülk ciheti ile kalbe zarf olur, melekut cihetiyle de mazruf olur. M.N.)
2. (Osmanlı Dönemi) Tam bir hâkimiyyetle, Saltanat-ı İlâhiyyenin müessiriyyet ve idâresinin esrarı.
Her şeyin kendi mertebesinde, o mertebeye münâsib ruhu, canı, hakikatı. Bir şeyin iç yüzü, iç ciheti

3. (Osmanlı Dönemi) Hükümdarlık. Saltanat

İlgili Terimler

1.
melekût: Ruhlar ve melekler âlemi
2. Melekût: (Osmanlı dönemi) tam bir hâkimiyetle,. Saltanatı İlâhiyenin müessiriyeti ve idâresinin esrârı;
her şeyin kendi mertebesinde, o mertebeye münâsip ruhu, canı, hakikatı' bir şeyin içyüzü iç ciheti hükümdârlık, sultanlık; ruhlar alemi


 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
3 saat önce, Abdülmalik yazdı:
10 saat önce, HATEM yazdı:

Göklerin ve yerin Melekûtu

Neymiş o? 


Sana Soruyorum, Bunca yıldır Bu konuları inceliyorsunuz.
Âyet-i kerîmede, Göklerin Ve Yerin zâhirini gösteriyorduk neden demiyor?
Göklerin zâhiri de gösterilmez (zâten görülür), "Ey İbrâhim Güneşe baktın, yıldıza baktın" Neden denilmiyor da
"Göklerin ve yerin Melekûtunu gösteriyorduk" buyruluyor?
Hem Melekûtunu diyor, Hem De Gösteriyorduk diyor. Başını on santim kaldır da bak denmiyor. Gösteriyoruz Buyruluyor.

Bu kadar ayıktırmama rağmen, Neymiş O ?  Diye sorman Zâten anlayış seviyeni gösteriyor.
Neymiş O? Diye sorduktan sonra bir cevap beklemeden halâ aynı âyetleri tekrârlaman, Benim şebeklik düşünce düzeyindekilere açıklama yaptığımı da isbatlıyor.
Yaptığım ayıktırma ile i'tirâzının tutarsızlığını belki görebilecekken,
Bu İlâhî kitâbın cümlelerini Ahmedin Mehmedin cümleleri gibi değerlendirme karanlığından çıkamayışınız, tutarsızlığınızı görmenizi engelliyor.
Karanlık içinde olduğunuz için Size yaptığım açıklamaların faydasız olduğunu biliyorum.
Benim burada size açıklama yapmaktaki hedefim, mantık hatâlarınızı farkettirmektir. Bunu da başardığımı düşünüyorum.
Google ziyâretçilerinden de nasîbi olanlar açıklamalarımı anlayacaktır. Eğer açıklamalarımı anlayacak olanlar olmasaydı sizle hiç uğraşmazdım.
Hoş, Öyle bir soru sorabilirsiniz ki Ben bu sorunun cevâbını bilemeyebilirim, Kapasitesizliğim sebebiyle i'tirâzınızdaki tutarsızlığı gösteremeyebilirim.
Nitekim bu konuyla ilgili Ateistlere cevap vermeye kalkan müslümânlar,
Âyet-i kerîmede gösterilen güneş ve yıldızların sizin anladığınız anlamda güneş ve yıldızlar olduğunu zannederek,
Ateistlere bu minvalde cevap vermişler. Tâbir-i câizse çuvallamışlar.
Dolayısıyla bu konuda olduğu gibi Cevâbını alamadığınız sorular,,
Günümüz ba'zı müslümânlarının bilgisizliğini ortaya koymaktan başka size hiç bir kazanç sağlamaz.
Benimle Tartışırken, Ama onlar Evrimi kabul etmiyorlar, Ama onlar kölelik yok diyorlar, Ama gelenek ama işid zart zurt diyerek Benimle giriştiğiniz tartışmalarda eksik görüşlü müslümânların yanlışlarının arkasında mevzî almanız, size bir şey kazandırmaz, tutarsızlığınızı bu şekilde örtemessiniz.
Ben Avam müslümânların görüşlerinin doğruluğunu savunmuyorum ki, Ben Kur'ân ve Hadîsleri ve İslâmı savunuyorum.

Konuya gelelim;

Demek ki Neymiş? Âyet-i Kerîmede zikredilen Yıldız ay ve Güneş, bizim başımızı kaldırdığımızda görmüş olduğumuz Yıldız ay ve güneş değilmiş.

Umre ziyâreti vesîlesiyle, İmsâk vaktine yakın gece vaktinde Sevr mağrasına çıktık. 10-15 kişiydik.
En tepeye vardığımızda mağraları gezdik içine girdik. Namaz kıldık, ilâhîler okuduk.
Oralarda dolaşırken, sevrin tâmm tepesinde 5-6 metre önümde,, iki katır ve ortalarında bir çoban gördüm.
Hayret ettim çünkü gecenin bu vaktinde Dağın tepesinde bunların ne işi vardı?
Yanımdaki arkadaşın kolunu dürttüm, Bir taraftan katırlara bakarken bir taraftan arkadaşa bunların ne işi var burda dedim.
Arkadaşın hareketsiz kaldığını görünce arkadaşın yüzüne bakarak tekrar kolunu dürttüm ve soruyu tekrârladım, yine tepkisiz kaldı ve boş boş bakıyor, bir cevap ta vermiyordu...
Fazla samimiyetim olmadığı için soruyu bir daha tekrarlamadım.
Umreden döndük aradan 2-3 ay geçmişti. Kadir Abiyle Umre den konuşuyorduk.
O da katırlardan bahsetti fakat Çobanın tişörtü çok dikkatini çekmiş gözleri ışıl ışıl hayret içinde çobanın tişörtünün kırmızı renginden bahsediyordu.
Yanardönerli koyu kırmızı renkte olması çok dikkatini çekmiş.
Halbuki Ben Çobanda Kırmızı renkli tişört görmemiştim.
Bu durumu Umreye de birlikte gittiğimiz rütbeli bir veliye sordum.
"Deve veyâ Katır veyâ Koyun Gösterebilirler" dedi. Devenin anlamı Aşk tır dedi hepsinin anlamını söyledi.
Çobanın elbisesi kırmızıysa Kalb Letâifinin rengidir dedi ve sırasıyla rûh, sırr, hâfî ve ahfâ letâflerinin rengini belirtti. Ya'nî bu letâflerde bulunanlar bu renkte görür demek istedi.
Ve Bu letâiflerin her birinin eliyle bedendeki yerlerini de gösterdi.

Şimdi Bu açıklamayı niye yaptım?

"Gösterdik" ifâdesinin ma'nevî ve özel bir keşif olduğunu belirtmek için yaptım.
Biraz daha açayım.

Tarîkât şeyhi İnsân-ı Kâmiller, Uygun görürlerse Mürîdleri halvete sokarlar ve Allah'a vâsıl olmadan, Mi'râclarını tamamlamadan Mürîdi halvetten çıkartmazlar.
Şeyhü'l Ekber, Türkçeye çevrilmiş te olan bir kitabında, halvet esnâsında başa gelecek ve görülecek olan her şeyi, aşamalar hâlinde özetlemiş ve zikretmiştir.
Bu kitâbında sâlik e sürekli şu uyarıyı yapar;
"Gördüğün görüntülerin câzibesine kapılma ve takılma,, gönlün ve gözün kaymasın,, sürekli daha yukarıyı arzula tâ ki Allah'a vâsıl oluncaya kadar...
Tabi halvet esnâsında akıllı da olmak gerek, Görülen hârikulâde görüntülerin ve seslerin daha ötesinin olması gerektiğini idrâk edebilmek gerek.
Keşifte görülen yıldız ay ve Güneşten geçmek gerek...
Mürîdin irfânı zayıfsa Ay olarak gördüğü akıl nûrunu Allah zannedebilir. Veyâ Güneş olarak gösterilen Kendi Rûhunun nûrunu yine Allah zannetmesi mümkündür.
Halvet esnâsında Gösterilenler, Göklerin ve yerin Melekûtudur.
Melekût, Göklerin ve yerin Yönetim gücü, Yönetimi anlamındadır. Meselâ her insânın rûhu O insânın müdebbiri ve yöneticisidir. Bâtın, Zâhiri idâre eder.
Lâtif (soyut) olan, Kesîf (somut) olandan daha güçlüdür. Su, Kayayı aşındırır. Hava ise suyu iter. Su havayı itemez...

İşte hz. İbrâhim, irfânı ile bu aşamaları geçiyor. Allah'ın,, Aklın (aklının) ve Rûhun (Rûhunun) ötesinde bir varlık olduğunu en başta kendisine anlatıyor.
Gerçi Peygamberlerin velâyet kemâlâtına ve halvete girmeye ihtiyâçları yoktur. Ümmetlerinin ihtiyâcı olan bilgiler onlara vahiy yoluyla verilir.
Ba'zı durumlarda Veliylerden daha bilgisiz gözükseler de Veliylerin nihâyetleri peygamberlerin bidâyetlerine derc edilmiştir.
Hz. İbrâhim, Bütün Peygamberlerin atası olduğu için meselâ Hz. Musâ'nın tahsîl etmediği velâyet kemâlâtlarından ba'zılarını tahsîl etmiş gibi gözüküyor.
Muhteşem konular bunlar ama neyse geçelim...

Benim burada yaptığım açıklamaların tek gâyesi sizin mantık hatâlarınızı göstermek.
Daha doğrusu sizlerle burada ortak mantık paydasında buluşuyoruz,
Ya'nî sâdece mantığınıza hitâb edebiliyorum. Düşünce yanlışlarınızı mantığınıza îzâh etmeye çalışıyorum desem daha doğru bir açıklama yapmış olurum.

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
On 22.07.2019 at 04:11, sağduyu yazdı:

Yahu anladık, bu din denen masalları çocukluktan başlayarak beyninize işlediler, yıllarca gerçek diye yutturdular, yıllarca din propagandasına maruz kalmaktan düşünemez hale geldiniz ama insan şu foruma gelip karşı argümanları duyunca hiç mi uyanmaz, hiç mi düşünmeye, aklını ve mantığını kullanmaya başlamaz? Hiç mi acaba bana şimdiye kadar gerçek diye anlatılanlar doğru mu acaba diye sormaz? Yahu bir insan şu deli saçması zırvalığa hangi akıl ve mantıkla inanır?


Hiç tevehhüm ettiğin gibi değil.
Hiç bir islâmî eğitim almadım. Değil, İmâm hatip, Kur'ân kursuna dahî gitmedim.
Kur'ân ve hadîsleri öğrenmek için okudum. Kariyer yapmak,, ma'nevî rant ve i'tibâr edineyim diye okumadım.
Namaz kılmayı bile kendi kendime öğrendim, Namaz kılarken yan tarafta kitap açarak namaz kılmayı öğrendim.
İslâm ile tanışmam, Annemin Kitap fuarından getirdiği Diyânetin Kur'ân meâli ile olmuştur.
Ne âilede ne de yakın akrabalarım arasında namaz kılan kimse yoktu. Peder Bayram namazına bile gitmezdi, Yılbaşı gecelerinde bize şampanya ikrâm ederdi.
Hakkını yemeyelim cenâze namazı kılardı. Topluma uymak için Kurban da keserdi.
Sol görüşlü partilere oy verirdi ama sizin gibi yobaz değildi açık görüşlüydü. Çocukken terâvi ye gitmemi hoş karşılardı, ilginç.

Bak Durum senin tevehhüm ettiğinin tâmm tersi olduğuna göre,
Sen Kötü, olduğun için ateist olmuşsun.
Allah seni bu konuma lâyık görmüş.

Lâf anlamaktan âcizsin, hangi argümândan hangi akıldan bahsediyorsun, hayâl görüyorsun, sayıklıyorsun.

Tutarlı gözüken  i'tirâzlar yapasınız, Doğru sorular sorasınız diye burada bekliyorum.
Bunun dışında sizde argümân, siz de akıl ne gezer...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

HZ: ÎSÂ'NIN HUMEKA DAN KAÇMASI

Hz. isa'nın var gücüyle kaçtığını gören bir adam merak edip peşine düştü. Zar-zor, nefes nefese ona yetişti ve sor­du:
"Arkandan kimse kovalamıyor, neden böyle kaçıyor­sun?"
Hz. İsa cevap vermeden yeniden kaçmaya başlayınca adam bağırdı:
"Peşinden gelecek takatim kalmadı. Allah rızası için dur da söyle, seni ne kaçırıyor, çok merak ettim."
Hz. İsa durdu ve adama yanına gelmesini işaret etti. Adam yaklaşınca,
"Evet, arkamdan kovalayan yok ama, biraz önce ahma­ğın birine rastladım, şimdi ondan kaçıyorum" dedi.
Adam, hayreti artmış bir şekilde sordu:
"Körlerin gözlerini, sağırların kulaklarını açan, toprak­tan kuşlar yapıp canlandıran, nefesinle ölüleri dirilten sen değil misin?"
Hz. İsa,
"Evet, Allah'ın izniyle benim" dedi.
Adam:
"Peki bu kadar mu'cizeye sahipken korkman ve kaç­man neden?"
Hz. İsa cevap verdi:
"îsm-i Âzam'ı köre okudum, gözleri açıldı; sağıra oku­dum, işitmeye başladı; ölüye okudum, dirildi; cansıza oku­dum, canlandı. Fakat ahmağa okudum, fayda etmedi. Hatta tekrar tekrar okudum, hiç etkisi olmadı. Onu taşlar kadar hissiz, kumlar kadar verimsiz gördüm. İşte ondan kaçmamın sebebi bu!"
 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
10 saat önce, HATEM yazdı:

Melekût, Göklerin ve yerin Yönetim gücü, Yönetimi anlamındadır.

İbrahim matematik, fizik, biyoloji bilmeden melekut sırrını nasıl çözdü? Sadece gözlem ile bu mümkün mü?

Mesela güneşin aslında batmadığını, bunun dünyanın hareketine bağlı bir yanılsama olduğunu biliyor muydu?

Biliyorsa neden ayette güneş batınca ifadesi kullanılıyor? Güneş batmaz ki, orada duruyor işte.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
12 hours ago, HATEM said:


Hiç tevehhüm ettiğin gibi değil.
Hiç bir islâmî eğitim almadım. Değil, İmâm hatip, Kur'ân kursuna dahî gitmedim.
Kur'ân ve hadîsleri öğrenmek için okudum. Kariyer yapmak,, ma'nevî rant ve i'tibâr edineyim diye okumadım.
Namaz kılmayı bile kendi kendime öğrendim, Namaz kılarken yan tarafta kitap açarak namaz kılmayı öğrendim.
İslâm ile tanışmam, Annemin Kitap fuarından getirdiği Diyânetin Kur'ân meâli ile olmuştur.
Ne âilede ne de yakın akrabalarım arasında namaz kılan kimse yoktu. Peder Bayram namazına bile gitmezdi, Yılbaşı gecelerinde bize şampanya ikrâm ederdi.
Hakkını yemeyelim cenâze namazı kılardı. Topluma uymak için Kurban da keserdi.
Sol görüşlü partilere oy verirdi ama sizin gibi yobaz değildi açık görüşlüydü. Çocukken terâvi ye gitmemi hoş karşılardı, ilginç.

Bak Durum senin tevehhüm ettiğinin tâmm tersi olduğuna göre,
Sen Kötü, olduğun için ateist olmuşsun.
Allah seni bu konuma lâyık görmüş.

Lâf anlamaktan âcizsin, hangi argümândan hangi akıldan bahsediyorsun, hayâl görüyorsun, sayıklıyorsun.

Tutarlı gözüken  i'tirâzlar yapasınız, Doğru sorular sorasınız diye burada bekliyorum.
Bunun dışında sizde argümân, siz de akıl ne gezer...

 

Kimi kandırmaya çalışıyorsun? Neyi inkar ediyorsun? Bal gibi de çocukluktan itibaren bu din masalları beynine işlenmiş işte. Bu apaçık ortada olan bir gerçek.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, Abdülmalik yazdı:

İbrahim matematik, fizik, biyoloji bilmeden melekut sırrını nasıl çözdü? Sadece gözlem ile bu mümkün mü?

Mesela güneşin aslında batmadığını, bunun dünyanın hareketine bağlı bir yanılsama olduğunu biliyor muydu?

Biliyorsa neden ayette güneş batınca ifadesi kullanılıyor? Güneş batmaz ki, orada duruyor işte.


Cevap yazım silindi. Refresh yaptım, sayfanın kaydetmesi gerekiyordu Fakat silmiş.
Bu saatte Daha da uğraşamam.

Herkesin bir Güneşi var, ya'nî rûhu var. Herkesin bir akıl göğü var.
Her insânın içinde kâinât gizlenmiş.
Her insânın içinde aynı zamânda bir ülke gizli.
Akıl almaz sırrlar gizli insânda. Zâten insân için Kâinâtın kopyası dediğimizde bu bilginin dehşet bir bilgi olduğunu anlamanız gerekir.

Kur'ânda birçok yerde, Dışardaki varlıklardan bahsedildiği zannedilse de İnsânın iç âleminden bahsedilmektedir.
Meselâ Kıyâmet sahneleri anlatılır.
Aslında bu kıyâmet âyetleri insânın ölümünden bahsetmektedir.  İnsânın ölüm hâlinin tafsîlâtlı açılım sahneleridir.

Allah (c.c.) sonsuz bilgisinin gereğine göre hitâb etmez, muhatabın anlayışını gözetir ve faydayı esâs alır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
38 dakika önce, sağduyu yazdı:

 

Kimi kandırmaya çalışıyorsun? Neyi inkar ediyorsun? Bal gibi de çocukluktan itibaren bu din masalları beynine işlenmiş işte. Bu apaçık ortada olan bir gerçek.


Yalan söyleyen birisi olsam. Burada vaktimi niye harcayayım ki?
Siz öyle sapıtmışsınız ki, Doğruları eğri görmek tabiatınız olmuş.
 

tarihinde HATEM tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
16 saat önce, HATEM yazdı:

 

melekut teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı
1. (Osmanlı Dönemi) Ruhlar âlemi. (Bak: Arş)(İnsan mülk ciheti ile kalbe zarf olur, melekut cihetiyle de mazruf olur. M.N.)
2. (Osmanlı Dönemi) Tam bir hâkimiyyetle, Saltanat-ı İlâhiyyenin müessiriyyet ve idâresinin esrarı.
Her şeyin kendi mertebesinde, o mertebeye münâsib ruhu, canı, hakikatı. Bir şeyin iç yüzü, iç ciheti

3. (Osmanlı Dönemi) Hükümdarlık. Saltanat

İlgili Terimler

1.
melekût: Ruhlar ve melekler âlemi
2. Melekût: (Osmanlı dönemi) tam bir hâkimiyetle,. Saltanatı İlâhiyenin müessiriyeti ve idâresinin esrârı;
her şeyin kendi mertebesinde, o mertebeye münâsip ruhu, canı, hakikatı' bir şeyin içyüzü iç ciheti hükümdârlık, sultanlık; ruhlar alemi


 

Şeker kardeşim , meşhur bir söz vardır ''bir şey çok şey söylüyorsa aslında hiç bir şey söylemiyordur ''. Şimdi şu melekut kelimesinin anlamını (sayet kendin biliyor isen) söyler misin bi zahmet ?Elini vicdanına koy anlamını kendin bilmediğin bir şeyi , bilgiçlik yapar gibi niçin dile getiriyosun , falan yerde şu anlama filan yerde bu anlama geliyor diye değil , kendin bu ifadeden ne anlıyorsun işte bize onu söyleyebilirsin .

tarihinde Duru akıl tarafından düzenlendi
cümle bozukluğu

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
8 dakika önce, Duru akıl yazdı:

Şeker kardeşim , meşhur bir söz vardır ''bir şey çok şey söylüyorsa aslında hiç bir şey söylemiyordur ''

Evet bir kişi çok şey söyleyebilir, toplasan konuşmasından "bir şey" bile çıkmayabilir.

Veyâ ikinci bir ihtimâl daha var, sen çok şeyden bir şey bile anlamıyor olabilirsin.
 

12 dakika önce, Duru akıl yazdı:

Şimdi şu melekut kelimesinin anlamını (sayet kendin biliyor isen) söyler misin bi zahmet ?Elini vicdanına koy anlamını kendin bilmediğin bir şeyi , bilgiçlik yapar gibi niçin dile getiriyosun , falan yerde şu anlama filan yerde bu anlama geliyor diye değil , kendin bu ifadeden ne anlıyorsun işte bize onu söyleyebilirsin .


Sen yazdıklarımdan daha anlamadıysan, bundan sonra da anlamazsın, boşuna beni yorma.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, HATEM yazdı:

Evet bir kişi çok şey söyleyebilir, toplasan konuşmasından "bir şey" bile çıkmayabilir.

Veyâ ikinci bir ihtimâl daha var, sen çok şeyden bir şey bile anlamıyor olabilirsin.
 


Sen yazdıklarımdan daha anlamadıysan, bundan sonra da anlamazsın, boşuna beni yorma.

Revani gibi adamsın ah biraz da şu kıvırman olmasa ..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, HATEM said:

Cevap yazım silindi. Refresh yaptım, sayfanın kaydetmesi gerekiyordu Fakat silmiş.

 

İyi olmuş, zaten saçmalamaktan başka bir şey yaptığın yok.

 

1 hour ago, HATEM said:


Yalan söyleyen birisi olsam. Burada vaktimi niye harcayayım ki?
Siz öyle sapıtmışsınız ki, Doğruları eğri görmek tabiatınız olmuş.
 

 

Türkiye'de, müslüman bir ailede, müslüman bir çevrede yetişmedin mi? Etrafın müslümanlarla çevrili değil miydi? Tv'den, medyadan, devletten, okuldan aklına gelebilecek bin türlü mecradan İslam propagandasına maruz kalmadın mı? Daha neyi inkar ediyorsun?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...