Jump to content

DETERMİNİZM VE KAOS


Recommended Posts

  • İleti 69
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Şunu merak ediyorum sormadan edemeyeğim evren determinist veya indeterministtir diyebilir miyiz? Bunu ispatlamak mümkün mü? Ve benim için önemli olan soru bizim yani herhangi bir insanın deterministik veya indeterministik evrende yeri nedir? Ne ifade eder?

sarhoş iken araba süren ve bir kaza yapan için evren deterministtir...

ama bu şoförün sürdüğü arabanın altında kalan çocuk için indeterministtir...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Determinizm, kendisini sürekli eleştiren ve yoklayan bir düşüncedir. Bir felsefedir, bu bakımdan kesin kanıtlanmış olamaz. Felsefenin görevi, öneriler ortaya atmaktır. Bilim, çalışma ilkesi olarak felsefenin determinizm önerisini benimsemiş ve bu yöntemle çalışmaktadır.

Bilimciler tüm olguları irdelerler. Hepsindeki determinist bağlantıları ortaya çıkarırlar. Eğer nedenselliğe aykırı gibi duran bir olgu görürlerse hemen determinizmi sınarlar. Acaba nedensellik dışı, nedenlerden bağımsız bir olgu ortaya çıkabilmiş mi, incelerler. Örneğin görünürde hiç su kullanmayan bir çöl canlısı görüldü diyelim. Bir canlı ne kadar su kaybını en aza indirmiş de olsa hiç su kaybetmemesi olanaksızdır. Bu nedenle su içmiyor da olsa bir şekilde su temin edebiliyor olması şarttır. Bilimciler arar tarar, ne yapar eder bu canlının nerden su temin ettiğini bulurlar. Aksi halde determinizm ihlal edilmiş olur. Suyu o canlıya maddi nedenlerin üstünde bir doğaüstü güç temin ediyor olur.

İndeterminist iddia iki şekildedir:

1.) Her şey raslantıdır, kaostan düzen nasıl çıktı bunu bilemeyiz, bilmemiz de gerekmez, bir şekilde çıkmış. Nasıl var olduğumuz önemli değil, bir şekilde var olmuşuz. Önemli olan var olduğumuzdur. Belki de var olduğumuzu sanıyoruzdur, hiç önemli değil. Önemli olan, evrenin indeterministik olması ve hiç bir kural ile bağlı olamayacağımızdır.

2.) Madde özünde kaotiktir, bundan çıkması, düzen oluşturması için bir neden de yoktur. Nedenler diye bir şey yoktur, kaostan düzen çıkmasının tek nedeni tanrıdır. O halde tanrı ne diyorsa odur. Kural yok, tanrının dedikleri vardır.

Şimdi başka bir örnek verelim: Açıklanmış nedenselliğe göre bir yıldızın olabileceği bir en küçük çap vardır. Bu çaptan aşağı yıldız, termonükleer reaksiyon başlayamayacağı için, olamaz. Eğer bu minimum çaptan aşağı bir yıldız gözlemlenirse, astronomlara alarm zilleri çalar! Determinizm ihlal mi oldu, çabuk bulun! Eğer astronomlar neden bu yıldızın bu çapta olabildiğini bulamazlarsa, determinizm açısından sorun devam ediyordur. Mutlaka reaksiyonu başlatan bilinmeyen nedeni bulmak zorundalar!

İşte determinizm böyle çalışır ve indeterminizmin olguların nedensiz oluştuğu veya nedenin maddi olmayan bir güç (tanrı) olduğu tezlerini çürütür.

Şimdiye kadar nedenselliği tümüyle açıklanamaz kalmış pek bir olgu yoktur. Tabii ki tüm nedensellik en küçük gedik kalmadan açıklanabilmiş değil. Böyle olsa determinizm bir felsefe olmaz, bilim olurdu. Felsefeye de artık gerek kalmazdı. Bilim tüm görevleri üstlenirdi.

Tabii ki örneğin ilk proteinin yeryüzünde nasıl ortaya çıktığı gibi bazı olguların nedenselliğini tam anlayamadık. Ama her şeyi zart diye bir anda anlamamız beklenemez. Asıl böyle olsa evren çok anlamsız olurdu. Zart diye anlayıverdiğimiz bir evrenin ne kıymeti olurdu ki? İyi ki evren çok karmaşık, hiç canımız sıkılmıyor, daima yapacak işler var!

Olanaklarımız, erimimiz ve teknolojimiz yettiği oranda dev bir çorbanın orasından burasından tuzuna bakıyoruz. Tüm çorbayı içemeyiz. İşte diyoruz yüzeyde tuzu iyi, (determinizm geçerli) ama acaba dipte tuzlanma olabilir mi? Bulabildiğimiz tüm olanaklarla determinizmi her alanda denetliyoruz. Tüm çorbayı içmedikçe veya en azından her metreküpünden örnek almadıkça, determinizm bir bilim değil, bilim felsefesi olarak kalıyor. Böyle olması da doğal.

Hemen göze çarpıyor ki indeterminist iddia kolaycı, tembel ve kestirmeci. Tam anarşistlere ve allahçılara göre. Salla gitsin, ne uğraşacaksın! Determinist savlama ise atak, iddialı, hatta küstah, cesur ve çalışkan bir iddia!

Daha uğraşacağız ve sadece yeryüzünde en az bir milyar yıl daha vaktimiz var. Evrenin ömrü çok daha uzun. Bu sürede mutlaka gizlerin büyük çoğunluğunu çözeceğiz. Belki de o bir türlü bulunamayan tanrı biz olup, evren yok olduktan sonra başka bir evrende tekrar var olmamızı sağlayacak bir bilgi tohumu yaratmanın bir yolunu bulmuş olacağız.

Tek bir evren olması kesinlikle mümkün değildir, bu aklen olanaksızdır...

tarihinde demirefe tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

her şeyin nasıl başladığına ve buna neyin sebeb olduğuna dair deterministik cevabı alamadık hala...

ayrıca herşeyin sebeblerine riayet ederek yaşamaya çalışan bizlerin hiç bir şekilde değiştiremeyeceğimiz sebebler sonucu ölmemiz de ayrıca bir ironi olarak duruyor karşımızda...

adam ölmek için aşağı atlıyor altında o sırada herşeyden habersiz yürüyen bir çocuğun üstüne düşüp onu öldürüyor ama kendisi yaşamaya devam ediyor...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Sevgili demirefe, determinizmi, indeterminizmi güzel güzel tanımlarken, hiç ilgisi olmayan son cümleyi yerleştirmiş.

Evren kavramı bütüncül bir kavramdır. (Tıpkı sonsuz veya tanrı kavramı gibi.) Bütün maddi ve düşünsel birikimleri içerir. Evren kavramını bölüp parçalamaya kalkışırsan evren, evren olmaktan çıkar. Dünyaya bir evren, güneş sistemine başka bir evren, samanyonula bir başka, lokal gruba bir başka, evren diyebilirsin. Halbuki görünen ve görünmeyen (hesap edilen) tüm şeyleri içeren bir kavramdır evren. Evren hakkında bilgimiz arttıkça evrenin sınırları da genişlemektedir.

Tüm bunların dışında evrenler olduğunu söylemek, bilinmeyenler üzerinden spekülasyon yapmak demektir. Hakkında hiç birşey söyleyemeyeceksen, varlığından da bahsedemezsin.

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

her şeyin nasıl başladığına ve buna neyin sebeb olduğuna dair deterministik cevabı alamadık hala...

Alamadınız çünkü henüz yok. Kuantumun çözülmesi gerek. CERN'e bunun için dünyanın masrafı yapıldı. Dediğim gibi güneş bir milyar yıl daha gezegenimize dostça ışıyacak. Vakit var, çözeriz.

Varsayımlar tabii var. İki karadeliğin çarpışması şu an en gözde big bang kuramı. Bazı kanıtları da var. Karadelikler nerden geldi, önceki evrenlerden. Tek bir big bang ve tek evren aklen olanaksızdır.

Allah bile arşım su üzerindeydi diyor, o bile madde bağımlısı! ^_^ Madde-enerji bileşeni sonsuzdur. Çünkü bir sınır çizmenin bir yolu yok! Aklen imkansız!

Link to post
Sitelerde Paylaş

Evren kavramı bütüncül bir kavramdır.

Evren var olan her şey demek olsa, varlık kavramı olmazdı. Var olan her şey ontolojik olarak "varlık" kavramı ile karşılanır. Evren derken başlangıcı, sonu ve büyüklüğü belli bir varlıktan bahsediyoruz. Evrenin başlangıcı ve sonu vardır, bu bilimsel olarak kanıtlıdır.

Evrenler anlayışına da buradan geliyoruz. Tek evren olması aklen olanaksızdır. Hiç bir şey yokken bir şeyin var olması ve yok olması olanaksızdır.

Çoklu evren kuramları şimdilik felsefi kuramlardır. Her konuda olduğu gibi felsefenin gösterdiği yolda bilim araştırma yapmaktadır. Aynen felsefi olarak evrende hayatın yalnız dünyamızda ortaya çıkmış olmaması gerektiği tezinden yola çıkarak uzayın radyo teelskoplarla kesintisiz dinleniyor olması gibi. Burada hiç bir bilimsel kanıt olmamasına karşın, bu teleskoplara masraf ediliyor.

Faraza evren tüm varlık olarak kullanılmış olsun. Kavramlar değişir. Sadece birkaç yüzyıl önce evren, dünya merkezli ve onun etrafında dolanan küçük cisimler demekti, öyle değil mi? :)

Link to post
Sitelerde Paylaş

Evren var olan her şey demek olsa, varlık kavramı olmazdı. Var olan her şey ontolojik olarak "varlık" kavramı ile karşılanır. 1-Evren derken başlangıcı, sonu ve büyüklüğü belli bir varlıktan bahsediyoruz. Evrenin başlangıcı ve sonu vardır, bu bilimsel olarak kanıtlıdır.

Evrenler anlayışına da buradan geliyoruz. Tek evren olması aklen olanaksızdır. 2-Hiç bir şey yokken bir şeyin var olması ve yok olması olanaksızdır.

Çoklu evren kuramları şimdilik felsefi kuramlardır. Her konuda olduğu gibi felsefenin gösterdiği yolda bilim araştırma yapmaktadır. Aynen felsefi olarak 3-evrende hayatın yalnız dünyamızda ortaya çıkmış olmaması gerektiği tezinden yola çıkarak uzayın radyo teelskoplarla kesintisiz dinleniyor olması gibi. Burada hiç bir bilimsel kanıt olmamasına karşın, bu teleskoplara masraf ediliyor.

Faraza evren tüm varlık olarak kullanılmış olsun. Kavramlar değişir. 4-Sadece birkaç yüzyıl önce evren, dünya merkezli ve onun etrafında dolanan küçük cisimler demekti, öyle değil mi? :)

1-Evrenin, başlangıcı, sonu ve büyüklüğü ne zaman belli oldu? Eee kanıtlar nelermiş? boyutlar ne kadarmış?

2-Doğru ve bilimsel bir yaklaşım ama bu yaklaşım birinci önermeni çürütüyor.

3-Başka yerlerde hayatın olup olmamasının konu ile ilgisi ne? Başka yerlerde hayat bulunmuş mu? Bulunması veya bulunmaması evren kavramında bir değişiklik yaratır mı?

4-He vallah! evrenin sınırlarını genişlettik ama sınırlara ulaştık mı? Bir alem de sensin :)

Sevgiler.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Evren 13,7 milyar yaşındadır. Big bang'dan sonra bu kadar zaman geçmiştir. Bu süre içinde ilk başta ışık hızını bile geçen bir yayılma hızına sahip olduğu halde, sonra yavaşlayarak yayılmayı sürdürmüştür. Süre belli, hız belli, dolayısıyla genişlik de bellidir. Çapı 75 milyar ışık yılı olarak tahmin ediliyor.

Evren halen genişliyor. Toplam kütlesinin bu genişlemeyi durdurup geri büzülmesine yol açamayacağı hesaplanmıştır. Dolayısıyla evren genişleyerek yok olacak. Çok uzun zaman sonra içerisindeki yıldızlar soğuyacak ve sönecek.

Fakat evrende yok olmayacak şeyler var. Karadelikler yok olmaz. Çünkü onlar evrenle birlikte genişlemez. Işık bile olay ufkuna girdikten sonra onlardan kaçamaz, yutulur. Evren genişleyen bir gaz ve toz bulutu haline geldikten sonra karadelikler ne yaparlar bilmiyorum.

Kuantum dünyasındaki sırlar kuantal parçacıklarda, evrendeki sırlar karadeliklerde.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bence galaksilerin keşfi insanlığın yaptığı en önemli keşiflerden biri. Büyüleyici evren fotoğrafı bu keşifle ortaya çıktı. Bir galaksi, insan beyninin tasavvur gücünden çok ilerde muhteşem bir yapıdır. Felsefe bence galaksi fotoğrafı ile sembolize edilmeli.

Fakat galaksi tasavvur ötesi muhteşem boyutlarına karşın evrende görülemeyen bir noktadan ibaret. Buna rağmen bu muhteşem evren, galaksilerin soluk ışığıyla belli belirsiz aydınlanan seyreltik bir gaz ve toz bulutundan başka bir şey de değil...

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 2 weeks later...

Evrenin yapısını modellemek, çok yararlı bir düşün egzersizidir. Eğer güneşimizi 28 cm çapında bir futbol topu kadar düşünürsek, dünyamız ondan 30 metre uzaklıkta 2,5 mm. çapında bir toplu iğne başı ile temsil edilir. Pluton ise 1 km. uzaklıkta minik bir noktadır.

Galaksimizde güneş gibi 100 milyar kadar yıldız vardır. Güneş orta büyüklükte bir yıldızdır. Bu yıldızları 0,02 mm çapında toz taneleri olarak düşünürsek aralarında 650 metre mesafe olur ve galaksimizin çapı Asya kıtası kadar olur.

Bu galaksimiz Samanyolu, bir galaksi kümesi içinde yer almaktadır. Kümenin ikinci büyük galaksisidir. Kümeye adını veren Andromeda galaksisi, Samanyolu'dan 3 misli büyüktür.

Samanyolu 1 cm. çapında bir disk olarak gösterilirse, Andromeda 22 cm. uzakta 3 cm. çaplı bir disktir. Samanyolu ve Andromeda’nın içinde bulunduğu 30 kadar galaksi, bir galaksiler kümesi halinde birarada bulunur. Andromeda ve Samanyolu, çevrelerindeki küçük galaksi ve yıldız kümelerini de yutarak birbirine yaklaşmaktadırlar. Yaklaşma hızları saatte 500 bin km.dir. Üç milyar yıl sonra bütünleşip tek galaksi haline gelecekleri öngörülüyor. Yani 2,2 milyon ışık yılı yol gidip en yakın galaksiye ulaşmamıza gerek kalmayacak, o bize geliyor. İki galaksi birleşirken yıldızlarının çarpışma olasılığı son derece düşük. Fakat başka galaksiye gitmek şöyle dursun, güneşe en yakın diğer bir yıldız olan Centauri'ye gitmek için 4,7 ışık yılına ihtiyaç var. Bu yıldızın ise gezegenleri olmadığı tahmin ediliyor. Yörüngesinde iki yıldız var.

Başka komşu galaksi kümeleri arasındaki mesafeler yüz milyonlarca ışık yılıdır. Bin kadar galaksiden oluşan galaksi kümeleri vardır. Bizim kümemize en yakın galaksi kümesi 8 milyon ışık yılı uzaklıktaki Sculptori galaksi kümesidir. Hydra adı verilen bir kümenin uzaklığı 4 milyar ışık yılıdır. 6 milyar ışık yılı uzaklıkta galaksi kümeleri gözlenebilmiştir.

Yabancı galaksi kümelerinin büyüklükleri bizimkinden çok fazladır. Başak kümesi üçbin, Saçı kümesi dokuzbin galaksi içerir. (Saçı yakın kümelerden olup 250 milyon ışık yılı uzaktadır.)

Galaksi kümeleri de süper kümeler oluştururlar. (Evrende herhangi bir sistem, bir eksen etrafında dönen kütlelerden oluşur.) Galaksi kümemiz en büyük kümesi olan Başak kümesinin adını taşıyan süper küme içerisinde önemsiz bir noktacıktır. Başak süper kümesinin çapı 150 milyon ışık yılıdır. Başak kümesi kendi adını taşıyan süper kümenin yaklaşık merkezindedir. Bizim yerel kümemiz ise merkezin 50 milyon ışık yılı uzağında zor farkedilen parlaklıkta olarak yer alacaktır. Süper kümemizin diğer komşu galaksi kümelerinin hepsi bizim kümemizden büyüktür.

Kaç süperküme olabileceğini artık araştıramadım, başım döndü. Zaten bu bilinemez. 6 milyar ışık yılı uzaklık gözlenebildiğine göre ve evrenin çapı 75 milyar ışık yılı tahmin edildiğine göre, diğer süperkümeleri bilemeyiz.

Bu evren fotoğrafı olağanüstü muhteşem... Herhangi bir felsefi konu düşünülürken bu evren fotoğrafının bence akılda tutulması gerekir.

tarihinde demirefe tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Tabii ki. Değişik süreli yayınlarda yayınlananlar var ama bir kitap çıkarmayı henüz başaramadım. Nedeni, konuların ateist içeriği. Bir tanesini yanlışlıkla dincilerin ele geçirdiği bir yere göndermişim, heriflerle telefonda yarım saat atıştık. Ben orayı normal sanıyordum, ne bileyim herifler her yere el atıyorlar.

Ortamı kitap bastırmak için uygun göremiyorum. Ortam nefes almaya bile uygun değil...

Şaka bir yana eğer bu zorlukları bir şekilde atlatır da, kitap yazmayı başarabilirsen ses getireceğinden şüphe yok, bu kadar akıcı yazmak her babayiğidin harcı değil. Sürükleyici bir anlatım tarzı.

tarihinde TheQuestioningman tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

kitap yazmayı başarabilirsen

Bak şimdi. Benim yazacağım türden filan da değil, bir küçük değinen bir kitap yazan birinin başına gelenleri ve kitabını tanıtabilmek için nasıl çabaladığını kendi ağzından okur musun:

Benim adım Deniz Hasret. Çoban - Hz. Muhammed'in DNA'sı isimli fantastik romanın yazarıyım. Bu kitabın başına gelmedik kalmadı diyebilirim. Ne dağıtımı yapılıyor ne de tanıtımı. yayınevlerini konuşmak dahi istemiyorum. (ama ben en sonunda bir matbaa da olsa, kitabı yayınlatabildim. hem de büyük maddi sıkıntılar içinde.) El kol tamamıyla bağlanmış bir durumda. Kitap aslında ateist bakış açısıyla yazılmış bir kitap değil. Türü ise fantastik romandır.

Burada lafı fazla uzatarak, canınızı sıkmak istemem. benim sizden açıkçası, bir ricam olacak. bu kitabı facebook sayfanızda tartışmaya açabilir misiniz? ...

Bak dikkatini çekerim, yine hz. mazreti filan diyor. Ateist bakış açısıyla yazılmış değil diyor!! Benim öyle hazreti mazreti ile işim de olmayacağını bilirsindir. Tamamen özgürce ne söyleyeceksem söyleyerek yazamayacaksam, yazmam daha iyi...

Henüz daha nerelerde otlamaktayız, görüyorsun... Hiç ışık görmüyorum hiç... Şimdilik diyelim...

tarihinde demirefe tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Henüz daha nerelerde otlamaktayız, görüyorsun... Hiç ışık görmüyorum hiç... Şimdilik diyelim...

Ne desen haklısın. Durum çok vahim. Geçenlerde bir sosyal paylaşım sitesinde ''inanmasan da Hz. diyeceksin deyyus!'' diyen kişilerin gazabına uğradım.

Hz. demeyince hemen başlıyor linç kampanyası. Richard Dawkins'in çevirmenini bile yargılamışlardı geçenlerde. Ama sende yazarlık yeteneği olduğunu düşünüyorum.

tarihinde TheQuestioningman tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Kitapta sakalından klonlanan Çoban, oniki aslanı ile Hitler'in oyununu filan bozuyor ha! Öyle yergi filan bir yana, övgü var!

Bu, kıyametler koparıyor, kınanıyor, protesto ediliyor, okumayın, protesto yağdırın çağrıları yapılıyor, düşünebiliyor musunuz? Vay sen nasıl peygamberimizi klonlarsın? Hiç peygamber klonlanır mı? :lol:

Toplumsal histeri dönemi...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Deniz Hasret'in kitabında islama ne bir yergi var, ne bir eleştiri. Muhammedin allahına ise hiç laf yok. Yalnız müslümanlara yardım etmeyeceği söylenmiş, e zaten de etmiyor! Hatta muhammedin klonu 12 aslanı ile dünyayı Hitler'in klonunun elinden kurtarıyor!

Bu kitaba bile nette küfürler ediliyor, yazarı tehditler alıyor.

Ülkede fikir dünyası bitmiş, fikir özgürlüğünün adı bile yok, yalakalığın kitabından başka her türlü kitabı yazanlar içerde...

Gazeteci zaten neredeyse yok. Gazeteci olanlar ya içerde yatıyor, ya ,çeri atılmakla tehdit ediliyorlar. Aydın diye bir şeyin sadece adı var, o da sadece plaka kodu 9 olan ilimiz. Aydınlar ya öldürülmüş, ya susturulmuş, ya rüşvet verilip satın alınmış.

Manzara bu...

Peygamber klonlamak caiz değil anlaşılan. Müslümanlar böyle düşünüyor olmalı.

Bir de klonuna iner bi kuran muran, al başına çifte bela...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...