Jump to content

Kuran'da insanın fizyolojik evrimi


Recommended Posts

Atalar:
Ümmetlerini hizip / fırka / mezhep / tarikatlara bölenlerin resullere cevabı:
İbrahim: “Dediler: "… atalarımızı böyle yapar halde bulduk."” Suara 74
Musa: “Dediler: "... İlk atalarımız arasında bunu hiç duymadık."” Kasas 36
Nuh: “Dediler:”... Biz ilk atalarımız arasında böyle bir şey duymadık."” Muminun 24
Salih: “Dediler ki: “… atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmemizi mi yasaklıyorsun?"” Hud 62
Şuayb: “Dediler ki: "Ey Şuayb! Namazın/duan mı emrediyor sana, atalarımızın tapar olduğunu terk etmemizi…"” Hud 87
Hud: “Dediler ki: "Sen, yalnız Allah'a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin?"” Araf 70
"Ayetlerimiz açık-seçik kanıtlar halinde karşılarında okununca şöyle derler: "Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgeçirmek isteyen biriden başkası değil."” Sebe 43
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" dendiğinde: "Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!...” Bakara 170
… İnsanlardan öylesi var ki, Allah uğrunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın mücadele eder. Böylelerine, Allah'ın indirdiğine uyun dendiğinde şu cevabı verirler: "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Peki, şeytan onları, alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?” Lukman 20-21
Kuran'daki ata, düşünceleri takip edilen daha önceki kuşaklardır. Önceki kuşaklar (baba ve dedeler) kendi düşüncelerini kendileri yaratmadılar; kendi liderlerinden, alimlerinden edindiler. O alimler, liderler dini deforme ettikçe, takipçilerinin dini deforme oldu ve kendilerinden sonra gelenlere bu deformasyonu aktardılar. İş çığrından çıktıkça yeni resuller geldi ve o yüzden onlara "sen eski liderlerimizi, alimlerimizi izleyen dedelerimizi reddetmemizi mi istiyorsun" dendi. Resuller de cevap verdiler: "Ben sadece bir uyarıcıyım".
İslam resulü geldiğinde bugünkü tüm inançlar yine vardı, Allah, şeytan, melekler, namaz, haç, oruç, kurban, sarık, cübbe vs. O da diğer resuller gibi bunlar için değil, alimlerin, liderlerin rab (eğiten, daha iyiye daha güzele kılavuzlayan, tekamül ettiren) edinilmesi, rableşmesi üzerine geldi. Tıpkı bugünki gibi.
Böylece herkes kendi soyunu veya düşünsel atasını seçip onun ardına düşünce, diğerlerininkini beğenmemeye, hasım olarak görmeye başlamakta. Bu yasaklanmış ayrışma ve hasımlaşma, fırka-hizip gibi Kuran tabirleri kullanılmayarak, mezhep-tarikat gibi tabirler kullanılarak gözlerden gizlenmekte.
Önceki yüzyıllarda eğitim, çok pahallı ve nadir bir imkandı. Bazı insanlar iyi niyetle, bilgileri geniş kitlelere aktaracak formülasyonlar üretmeye çalıştılar. Ancak kendilerinden sonra gelenler bu amacı sürdüremediler. Her düşünce bir sektöre, yaşam biçimine, finansal yapılanmaya dönüştü. Öyle ki artık, başlangıçtaki amaca dönmenin bir anlamı ve yolu kalmadı. Günümüzdeki mezhep ve tarikatların hali budur.
Ancak dünyanın hali bu değil. Eğitim artık herkesin ulaşabildiği kadar ucuz ve yaygın. Ulaşım, toplulukları bir araya getirecek imkanlara sahip. İnternet, tüm dünyayı tek bir platform olarak birleştiriyor. O halde onca zorluğa rağmen dinlerin binlerce yıldır çağırdığı, “her insanın kendi gerçeğini bulması, kendi ilmini yapması”na artık hiçbir engel, hiçbir bahane mevcut değil. Tek engel/bahane, toplumların değişen koşullara rağmen alışkanlıklarını değiştirmeme, değişime direnme huyları.
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 186
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

Atalar:
Ümmetlerini hizip / fırka / mezhep / tarikatlara bölenlerin resullere cevabı:
İbrahim: “Dediler: "… atalarımızı böyle yapar halde bulduk."” Suara 74
Musa: “Dediler: "... İlk atalarımız arasında bunu hiç duymadık."” Kasas 36
Nuh: “Dediler:”... Biz ilk atalarımız arasında böyle bir şey duymadık."” Muminun 24
Salih: “Dediler ki: “… atalarımızın kulluk ettiklerine kulluk etmemizi mi yasaklıyorsun?"” Hud 62
Şuayb: “Dediler ki: "Ey Şuayb! Namazın/duan mı emrediyor sana, atalarımızın tapar olduğunu terk etmemizi…"” Hud 87
Hud: “Dediler ki: "Sen, yalnız Allah'a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin?"” Araf 70
"Ayetlerimiz açık-seçik kanıtlar halinde karşılarında okununca şöyle derler: "Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgeçirmek isteyen biriden başkası değil."” Sebe 43
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" dendiğinde: "Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!...” Bakara 170
… İnsanlardan öylesi var ki, Allah uğrunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın mücadele eder. Böylelerine, Allah'ın indirdiğine uyun dendiğinde şu cevabı verirler: "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Peki, şeytan onları, alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?” Lukman 20-21
Kuran'daki ata, düşünceleri takip edilen daha önceki kuşaklardır. Önceki kuşaklar (baba ve dedeler) kendi düşüncelerini kendileri yaratmadılar; kendi liderlerinden, alimlerinden edindiler. O alimler, liderler dini deforme ettikçe, takipçilerinin dini deforme oldu ve kendilerinden sonra gelenlere bu deformasyonu aktardılar. İş çığrından çıktıkça yeni resuller geldi ve o yüzden onlara "sen eski liderlerimizi, alimlerimizi izleyen dedelerimizi reddetmemizi mi istiyorsun" dendi. Resuller de cevap verdiler: "Ben sadece bir uyarıcıyım".
İslam resulü geldiğinde bugünkü tüm inançlar yine vardı, Allah, şeytan, melekler, namaz, haç, oruç, kurban, sarık, cübbe vs. O da diğer resuller gibi bunlar için değil, alimlerin, liderlerin rab (eğiten, daha iyiye daha güzele kılavuzlayan, tekamül ettiren) edinilmesi, rableşmesi üzerine geldi. Tıpkı bugünki gibi.
Böylece herkes kendi soyunu veya düşünsel atasını seçip onun ardına düşünce, diğerlerininkini beğenmemeye, hasım olarak görmeye başlamakta. Bu yasaklanmış ayrışma ve hasımlaşma, fırka-hizip gibi Kuran tabirleri kullanılmayarak, mezhep-tarikat gibi tabirler kullanılarak gözlerden gizlenmekte.
Önceki yüzyıllarda eğitim, çok pahallı ve nadir bir imkandı. Bazı insanlar iyi niyetle, bilgileri geniş kitlelere aktaracak formülasyonlar üretmeye çalıştılar. Ancak kendilerinden sonra gelenler bu amacı sürdüremediler. Her düşünce bir sektöre, yaşam biçimine, finansal yapılanmaya dönüştü. Öyle ki artık, başlangıçtaki amaca dönmenin bir anlamı ve yolu kalmadı. Günümüzdeki mezhep ve tarikatların hali budur.
Ancak dünyanın hali bu değil. Eğitim artık herkesin ulaşabildiği kadar ucuz ve yaygın. Ulaşım, toplulukları bir araya getirecek imkanlara sahip. İnternet, tüm dünyayı tek bir platform olarak birleştiriyor. O halde onca zorluğa rağmen dinlerin binlerce yıldır çağırdığı, “her insanın kendi gerçeğini bulması, kendi ilmini yapması”na artık hiçbir engel, hiçbir bahane mevcut değil. Tek engel/bahane, toplumların değişen koşullara rağmen alışkanlıklarını değiştirmeme, değişime direnme huyları.

sende mi ateist oluyorsun?

islama göre

"Tek bir gercek vardir, o da Kuranin gercegidir!"

saniyordum.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Tanım: Rab, kul, resul
De ki: "Allah'ın kılavuzluğudur gerçek kılavuzluk3. Âlemlerin Rabbi Allah'a1 teslim olmakla emrolunduk biz."” Enam 71
"Yaratan Rabbinin adıyla oku... Oku! Rabbin Ekrem'dir. O'dur kalemle öğreten! İnsana bilmediğini öğretti2." Alak 1-5
1- “rab”… Allah/ilah değil, 2- Eğitip/öğreterek, 3- Daha iyiye/güzele yolu gösteren/kılavuzlayan.
Rableri katında dereceler, bağışlanma ve bol bir rızık var onlar için.” Enfal 4
Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz. Senin Rabbin Hakîm'dir, Alîm'dir.” Enam 83
Her birinin yapıp ettiklerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların işlediklerinden habersiz değildir.” Enam 132
Allah’ın rabliği/kılavuzluğu.
Ali İmran 78-80:
78- Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap'tan olmayan birşeyi siz Kitap'tan sanasınız diye, dillerini Kitap'la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, "Bu, Allah katındandır." derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.
Kitap’tan olmayan şey = Allah katında olmayan şey. Kitap’ta olmayan şey Allah katında da yok!
78- Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap'tan olmayan birşeyi siz Kitap'tan sanasınız diye, dillerini Kitap'la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, "Bu, Allah katındandır." derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.
Peki Kitap’tan olmadığı, dolayısıyla Allah katında olmadığı halde Kitap’tan sanılsın, Allah katından sanılsın diye…
78- Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap'tan olmayan birşeyi siz Kitap'tan sanasınız diye, dillerini Kitap'la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, "Bu, Allah katındandır." derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.
Dilleri Kitap’la eğip bükerek Allah hakkında yalan söylemek nedir?
79- Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve resullük versin de sonra o, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" desin. O ancak şöyle der: "Öğrettiğiniz şu Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah'a adamış kullar/Rabbânîler olun!
Kitap’tan/Allah katından olmadığı halde, Kitap’tan/Allah katından sanılsın diye, dilleri Kitap’la eğip bükerek Allah hakkında söylenen yalanlar... Allah’ın kitap verdiği resulleri kullanarak söylenenlerdir.
79- Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve resullük versin de sonra o, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kullar olun2" desin. O ancak şöyle der: "Öğrettiğiniz şu Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak1 benliklerini Allah'a adamış kullar/Rabbânîler olun!
Bu yalanlar… “kul” kavramı ile “Rabbani” kavramı karşı karşıya getirilerek açıklanıyor:
1- Allah'a kul olanlar… Kitap'a ve okuyup araştırdıklarına dayanarak sadece Allah'ı takip edenler, Rabbaniler.
2- Allah’ı bırakıp başkasına kul olanlar… Rabbani olmak yerine, resul dahil başkalarını takip edenler.
80- Ve size melekleri ve resulleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz, müslümanlar/Allah’a teslim olanlar haline geldikten sonra inkârı mı emreder size?
“Resulleri rab edinmek”… onlara tapınmak, onları Allah/ilah bilmek değil; onları eğitmen/kılavuz yapmak. Resuller, "bize kul olmayın, bizi rab edinmeyin" derken, "bize tapınmayın, bizi Allah/ilah bellemeyin" demiyor, "Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak sadece Allah'ı takip edin" diyor. “İlah”… gökte duran, heykeli yapılan, dua edilen, yardım istenen değil; "Kitap'a ve okuyup araştırdıklarımıza dayanma” sınırını aşarak kendimize rab/eğitmen/kılavuz edindiğimiz her mevhum bir ilahtır, “Allah’a teslim olmanın inkarıdır”; ki o mevhum isterse resullük olsun.
.
tarihinde ozkanates2 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Bilader mevhum demek vehmedilen, olmadığı halde var zannedilen şey demektir ya... Mefhum diyeceksin. Mefhum ise fehmedilen, yani anlaşılan, kavranan demektir. Örneğin fehmi ismi anlayışlı, kavrayışlı anlamına gelir. Vehmi diye isim ise kimse koymaz.

Hoş aslında bir bakıma yanlışlıkla doğruyu söylemişsin. Allah da mevhum, peygamber de... Yok öyle bir şeyler, vehim, halisünasyon, hezeyan bunlar...

Ne dininizi biliyorsunuz, ne onun dili olan arapçayı... Bu halinizle irşada kalkışıyorsunuz. Biz siz gelirken dönüyorduk, neyin irşadına kalkışıyorsunuz ya? Biz bu dini araştırdık, yalan dolan safsata olduğunu anladık da öyle çıktık bu dinden. Biz gitmişiz geri dönüyoruz, yolda siz daha geliyorsunuz, "ya bu din var ya, çok güzel haaa" diyorsunuz. Lan biz ordan geliyoruz, gördük, ne ot var bu dinde ne bot... Bizi mi kandıracaksınız...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bakın millet, bu dincilerin bu zırvalarına kimse kanmasın. Bunların bakmayın bu muhammedin "bana değil allaha kul olun" dediği yalanlarına filan. Muhammed diye biri zaten yok, uydurma birine uydurma sözler atamışlar.

Hadi diyelim var. Yine bir şey değişmez. Firavun Akhenaton da tanrıları ortadan kaldırıp Aton adında tek bir tanrı bıraktı. Ben de onun hizmetkarıyım dedi. Akhenaton atonun hizmetkarı demektir. Adam yine firavun, yine firavun. Bana tapmayın atona tapın diyor ama yine atonun gönderdiği yasalar diye yalan uydurup kendi yasalarını uyguluyor.

Değişen hiç bir şey yok.

Bunu herkesin iyice anlaması lazım.

Kimse allaha kölelik yapamaz. Gittim allahın yemeğini yaptım, yemeğini yedirdim, bulaşıklarını yıkadım, banyosunu yaptırıp üstünü başını değiştirdim, cebine üç beş kuruş koydum diyebilirmisiniz? Diyemezsiniz, çünkü allah diye biri yok.

Onun hizmetkarıyız diyen uyanık yağmacı dolandırıcılar var. Allaha kul olmak demek bunlara kul olmak demektir.

Bunu herkes açıkça anlasın!

Bu allahı peygamberini filan uydurup yaratan uyanıklar, allaha tapıyorsunuz deyip millet eğildikçe milleti badeliyorlar.

Olay bu!

Bunu herkes açıkça, net olarak anlamalı.

Bu din belasından artık kurtulunması lazım. Bu uyanıklar malı götürdü, dünyayı yedi, deveyi hamuduyla götürdü allah peygamber diye diye.

Allaha tapın bize tapmayın dediler, millet tapmak için eğilince badelediler.

Bunların derdi gücü allaha taptırıp eğildikçe badelemek.

Kendilerine niye taptırsınlar zaten, önde dururken kendilerine eğilenleri nasıl badelesinler? Allaha tapın diyecekler ki millet eğilince arkalarında durup badeleyecekler.

Bunu artık herkes iyice anlasın, yeter!

Zaten bunların sobayla konuşan tımarhane kaçkını üstatları da ben yazmadım allah yazdırdı diyordu.

Bunlar hep böyleler. Bunların derdi gücü badelemek!

Badelenenler aptallıklarına doymasınlar. Bunlara badelenmek kadar rezil bir kerizlik daha yok...

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Örnekler:

"Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler1. Meryem'in oğlu Mesih'i de öyle2. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan3 başkasına ibadet/kulluk etmemeleri4 emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O5." Tevbe 31

1- “rab”… Allah/ilah demek değil, eğitmen/kılavuz demek… insanlar insanları rableştiriyor.

2- Resulleri de.

3- Oysa tek rab/eğitmen/kılavuz olan Allah.

4- Başkasına kulluk etmemek = Kitap’a ve okuyup araştırdıklarına dayanarak sadece Allah’ı rab edinmek.

5- Diğer rablar, Allah’a ortak koşma. O halde şirk, Allah'dan başka her tür otoriteyi, her tür kutsallığı içerir. Niteliği ne olursa olsun, Allah'dan başka varlıkların kutsallaşması, kutsallık kazanması, hüküm koyucular, öğreticiler, karar vericiler, kararlarımızı/davranışlarımızı şekillendirenler haline gelmesi, onların rableşmesi = ilahlaşması = şirk.

"De ki: "Ey Ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim2, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım1. Allah'ın berisinden birbirimizi rabler edinmeyelim3!" Eğer yüz çevirirlerse şöyle söyle: "Tanık olun, biz müslümanlarız/Allah'a teslim olanlarız!"" Ali İmran 64

1- Şirk odur ki…

2- Allah’dan gayrısına kulluk etmek,

3- Yani Allah’dan gayrısını rab/eğitmen/kılavuz edinmek.

3- “Birbirimizi rabler edinmeyelim” diyen Resul, yani kendisi de rab/eğitmen/kılavuz edinilmeyecek.

(İsa:) "Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka bir şey söylemedim: 'Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a1 kulluk edin.' İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun2. Ve sen zaten her şey üzerinde bir Şehîdsin, bir tanıksın." Maide 117

1- Resul olan ve olmayanların rabbi/eğitmeni/kılavuzu, Allah.

1- Resul, resul olmayanlara rab/eğitmen/kılavuz değil.

2- Resullük beşer bir görev, beşerin ölümü ile son buluyor.

Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim1." Ahkaf 9

O, şiddetli bir azap öncesinde sizi uyaran bir kişiden başkası değil1." Sebe 46

Senin için söylenen, senden önceki resuller için söylenenden başkası değil1.” Fussilet 43

“Meryem'in oğlu Mesih, bir resulden başkası değildir. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir1. Onun annesi de özü-sözü doğru biriydi. İkisi de yemek yerlerdi2. Bak nasıl açıklıyoruz onlara ayetleri! Sonra bak, nasıl gerisin geri çevriliyorlar!3” Maide 75

Muhammed bir resulden başkası değildir. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir1. Şimdi o ölse yahut öldürülse2 ökçeleriniz üzerine gerisin geri mi döneceksiniz! İki ökçesi üzerine geri dönen3, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah, şükredenleri ödüllendirecektir.” Ali İmran 144

De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim2. Bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor1.” Kehf 110, Fussilet 6

1- Resulluk, pek çok kişiye verilmiş bir uyarıcılık görevinden başkası değil.

2- Resuller, diğerleri gibi yemek yiyen, ölen-öldürülen beşerler.

3- Bu, diğer beşerler için kabullenilmesi zor bir bilgi.

Şunu da söyle: "Allah herşeyin Rabbi iken O'ndan başka rab mı arayayım?"” Enam 164

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Rableştirme ayetleri:

"O'nun berisinden veliler edinenlere gelince, onlar üzerine gözcü de Allah'tır. Sen değilsin onlara vekil." Sura 6

"Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!" Araf 3

"Allah'ın berisinden veliler edinenlerin durumu, bir ev edinen dişi örümceğin durumuna benzer. Ve evlerin en güvensizi/en zayıfı elbette ki, dişi örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!" Ankebut 41

Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'nun yanında birilerini daha veliler edinerek, "Biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.” Zümer 3

Ve derler ki: "Rabbimiz! Biz, efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."” Ahzab 67

"Allah yalnız başına anıldığında, âhirete inanmayanların kalpleri nefretle ürperir; O'nun berisindeki, ilahlaştırılmış kişilerle birlikte anıldığında ise hemen müjdelenmiş gibi sevinirler." Zümer 45

Allah’dan başka rabler edinmenin neticisi de belirtili:

"Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah'ın yolundan geri çevirirler." Tevbe 34

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Allah’ın rabliği Kuran:

Tek rab:

Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem/hüküm koyan mı arayayım?” Enam 114

"Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanacaklar?!" Casiye 6

Eksiksiz:

Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” Enam 38

Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.” Enam 115

Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır.” Bakara 118

Çelişkisiz:

“(Kuran) Allah'tan başkasının katından olsaydı, içinde mutlaka pekçok çelişki bulurlardı.” Nisa 82

İşte bu Kitap, onun içinde/hakkında kuşku/çelişme/tutarsızlık yok. Bir kılavuzdur o, sakınanlar için.” Bakara 2

Ayrıntılı:

"İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık." Enam 98

Bilgi ile donanmış bir toplum için ayetleri, Arapça bir Kur'an halinde ayrıntılı kılınmış bir kitaptır bu.” Fussilet 3

“Sana bu Kitap'ı indirdik ki herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.” Nahl 89

"Bu Kur'an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir." Yusuf 111

Kolay anlaşılır:

Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?” Kamer 17, 22, 32, 40

Allah’ı rab edinmeme hali de belirtili:

“(ahiret gününde) Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular." Furkan 30

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Allah’ın rabliği Kuran:

Tek rab:

Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem/hüküm koyan mı arayayım?” Enam 114

"Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanacaklar?!" Casiye 6

Eksiksiz:

Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” Enam 38

Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.” Enam 115

Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır.” Bakara 118

Çelişkisiz:

“(Kuran) Allah'tan başkasının katından olsaydı, içinde mutlaka pekçok çelişki bulurlardı.” Nisa 82

İşte bu Kitap, onun içinde/hakkında kuşku/çelişme/tutarsızlık yok. Bir kılavuzdur o, sakınanlar için.” Bakara 2

Ayrıntılı:

"İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık." Enam 98

Bilgi ile donanmış bir toplum için ayetleri, Arapça bir Kur'an halinde ayrıntılı kılınmış bir kitaptır bu.” Fussilet 3

“Sana bu Kitap'ı indirdik ki herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.” Nahl 89

"Bu Kur'an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir." Yusuf 111

Kolay anlaşılır:

“Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?” Kamer 17, 22, 32, 40

Allah’ı rab edinmeme hali de belirtili:

“(ahiret gününde) Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular." Furkan 30

Yav getirip astığın aytlere bak hiç birini icelemiyor elştirmiyorum sadece şöyle baktım kim kime yemin ediyor burda bunu bir açıklarmısın.Allahta kendi tanrısınamı yemin ediyor burda bir akıl yürtün be kardeşim zeytine yamin eden Allahtan tanrımı olur. gülsekmi ağlasakmı halimize

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281

Allah’ın rabliği Kuran’ın metodojisi:

Kur'an'ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı?” Nisa 82

“Ve Kur'an'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku!” Müzzemmil 4

"Onu, bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp ağır ağır indirdik." Isra 106

“Allah size ayetleri işte bu şekilde açıklıyor ki, inceden inceye ve derinden derine düşünebilesiniz.” Bakara 266

“Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.” Sad 29

“Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde o kalplerin kilitleri mi var?” Muhammed 24

“Gerçeği örten nankörler/inkârcılar dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.” Furkan 40

Kendilerine Kitap'ı verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona inanırlar.” Bakara 121

Özetle Kuran metodojisi:

- Kuran’ı ağır ağır, dura dura okuyup,

- Üzerinde ince ince, derin derin düşünmek.

- Ve diğer okuyup araştırdıklarımızla birleştirerek,

- Hiçbir beşerin arkasına düşmeden

- Sadece Allah’ı takip etmek.

“Kuran’ı bilemeyiz / anlayamayız” deme hali de 4 kez belirtili:

Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?” Kamer 17, 22, 32, 40

.

tarihinde ozkanates2 tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş

Alemler http://www.ateistfor...40#entry1232869

Tek ümmet http://www.ateistfor...-8#entry1234413

Ümmetler http://www.ateistfor...-8#entry1235164

Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281

Atalar http://www.ateistfor...-9#entry1237345

Tanım: Rab, kul, resul http://www.ateistfor...-9#entry1238261

Örnekler http://www.ateistfor...-9#entry1239585

Rableştirme ayetleri http://www.ateistfor...-9#entry1240782

Allahın rabliği Kuran http://www.ateistforum.org/index.php/topic/57233-kuranda-insanyn-fizyolojik-evrimi/page-9#entry1242311

Allahın rabliği Kuranın metodojisi:

Kur'an'ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı? Nisa 82

Ve Kur'an'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku! Müzzemmil 4

"Onu, bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp ağır ağır indirdik." Isra 106

Allah size ayetleri işte bu şekilde açıklıyor ki, inceden inceye ve derinden derine düşünebilesiniz. Bakara 266

Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler. Sad 29

Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde o kalplerin kilitleri mi var? Muhammed 24

Gerçeği örten nankörler/inkârcılar dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk. Furkan 40

Kendilerine Kitap'ı verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Bakara 121

Özetle Kuran metodojisi:

- Kuranı ağır ağır, dura dura okuyup,

- Üzerinde ince ince, derin derin düşünmek.

- Ve diğer okuyup araştırdıklarımızla birleştirerek,

- Hiçbir beşerin arkasına düşmeden

- Sadece Allahı takip etmek.

Kuranı bilemeyiz / anlayamayız deme hali de 4 kez belirtili:

Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var? Kamer 17, 22, 32, 40

.

öncelikle sorularla gitmek isterim şunu söyleyebilirim ki kurani burdakiler inanın yüzlerce kez okudu ..tanrinizin inanmayanlarla atismasi,tehditleri ve onlara Sinirlenmesi okadar fazlaki tüm kitap hemen hemen bununla geçiyor ...bi tanrı yarattıklariyla neden tartışır tehdit eder ...tanrı en sonunda gaza geliyor allah onları kahretsin nasılda haktan yüz çeviriyorlar diyor kendi kendi üzerinden lanet okuyor :) neyse konu bu değil....sen evrensel bir kitap gönder üç beş anlamlı cümle kurmaya çalış oda yanlış olsun mesela dünyanın düz oluşu gibi...sonra ona buna hiddetlen bu kitabta anlamlı insanlığa gerçekten fayda verecek ilim varmı yok..ilme yöneltiyormu hayır..iman edilmesi mi önemli evet..

tanrıya İnanmazsin ama iyi işler yaparsan ne olur yanarsin ...önemli olan sadece tanrıya inanmak inanmazsak ne olur ? Tanrı bizi öldürürmu hayır ya ne yapıyor ..tanrı kendini nasıl kanıtlıyor peki...pek tabiki inananlarla inanmayanlari öldürtmek isteyerek ...

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu kopyala yapıştır tebliğcilerini iki meteliğe saymayın. Tek metelik bile etmezler. Bu ne yahu? Kopyala yapıştır, tebliğ yaptım, allaha ne yalakalık yaptım haaa! Artık namaz kılmasam da olur! Bu zavallılara acıyorum... Dertleri güçleri allaha en kolay en zahmetsiz yoldan nasıl yakalalık yapılır! Hani öyle Esad'ın ordusuna filan saldırmadan, beline bomba filan bağlamadan en kıyak yalakalık nasıl yapılır!

Ya a. k. partisine oy vereceeeen, o içine sinmezse kopyala yapıştır yapacan internette... Git şimdi işite mişite yazıl, onca eğitim, sonra tam savaşacaz allah yolunda, havadan bombalayıveriyolar, sıkıntı... Can tatlı... Yetmişiki huri ama işte sıkıntı... :D

Ne zavallılar şu müslümler yaaa... :lol:

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Allah’ın rabliği Kuran http://www.ateistfor...-9#entry1242311

Allah’ın rabliği Kuran’ın metodojisi http://www.ateistforum.org/index.php/topic/57233-kuranda-insanyn-fizyolojik-evrimi/page-9#entry1243567

Kuran’da bilmediklerimiz / anlamadıklarımız:

Biz, hiçbir benliğe gücünün yeteceğinden daha azını yüklemenin dışında bir teklifte bulunmayız2. Bizim katımızda, hakkı söyleyen bir kitap vardır1. Onlara haksızlık edilmez.” Muminun 62

1- Sorumlulukları belirleyen sadece Kuran.

2- Kuran’dan anladığımız = ilmimiz kadar sorumluyuz.

Sana vahyi tamamlanmadan önce, Kur'an hakkında aceleci olma1. Şöyle de:"Rabbim, ilmimi artır2". Taha 114

"Ey iman sahipleri! Size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın. Kur'an indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır1. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah bağışlayandır3, yumuşak olandır." Maide 101

1- Kuran’dan henüz gönlümüze inmemiş olanlar =, 2- mevcut ilmimizin ötesi…

3- Gönlümüze inene kadar (ilmimiz olana kadar), Allah onlardan vazgeçer, bağışlar.

.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Allah’ın rabliği Kuran http://www.ateistfor...-9#entry1242311

Allah’ın rabliği Kuran’ın metodojisi http://www.ateistfor...-9#entry1243567

Kuran’da bilmediklerimiz / anlamadıklarımız http://www.ateistforum.org/index.php/topic/57233-kuranda-insanyn-fizyolojik-evrimi/page-9#entry1245374

Resullük:

Resullük, Tanrı'nın reklam ajansıdır. Bir ürün ne kadar iyi olursa olsun, halka tanıtımı yapılmazsa kimse bilmez. Bu ruhi bir konum değil, beşeri bir görev. Çünkü ruhaniyet, kutsallık ve hüküm koyma, sadece Allah'ın:

1- Resullerin ilk ortaya çıkış dönemi… "onlar resuller ile alay ettiler, ve onları haksız yere öldürdüler" ayeti ile anlatılıyor. Görülüyor ki, otorite kurmak bir yana, hayatları masada. Bahsedilen ayetler hariç bir güvenceleri olmaz.

2- Dinin ilk yayılma dönemi… yoksunluklar, imkansızlıklar dönemi. İlk müslüman gruplar, yiyecek yemek bulamazken, kendilerine saldıranlarla savaşmak zorunda kaldılar, ve bazıları geri çekildi. Bu zor günlerde Kuran, Resul’ün kendi insanlarında yaşadıklarına, üzüntülerine değinir ve bahsedilen hatırlatmaları yapar.

3- İslam’ın hızla genişleme dönemi… resul aynı zamanda devlet başkanı durumuna geldi. Ama bu onun ruhani değil, beşer kimliğiydi. İkisini birbirine karıştırmadı, tam tersine, Kuran'a öncelik verebilmek için, her iki kimliğini de her yerden sildi.

Kuran'a dönersek...

- Resullük, bir beşere verilmiş bir görev. Doğaüstü bir yönü tanımlanmamıştır. Tam aksine Kuran, kendinden başlayarak her tür doğa üstüne (büyü, sihir, mucize vs) karşı kalın bir çizgiyle kendini korur.

- Bu görev, resullerin ölümüyle biter. Kaldı ki Resul yaşarken bile, manaya çağırmak haricinde insanlara karışmaması için uyarılır: "Biz seni onların başına bekçi olarak göndermedik", "Beni kulumla başbaşa bırak".

- Resullük görevinin ölümle biteceği, İsa üzerinden anlatılır: "
İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun".

- Kuran hiçbir kurumun ve kişinin, din adına konuşmasına, hüküm koymasına, başkası adına doğru ve yanlışı ayırtetmesine izin vermez. Tam tersine kendisi, buna mani olmak için gelmiş yeni bir hatırlatmadan ibaret.

- Kuran, takipçilerine tek bir metodoji sunar: Yavaş yavaş ve üzerinde derin derin düşünerek Kuran okumak. Diğer tüm uygulamalar, Resul’ün ve ondan önceki resullerin mücadele etmek için görevli kılındığı uygulamalar.

Resul’ün 3 makamı:

Görmedin mi şu fısıldaşmaktan2 yasaklananları ki, biraz sonra, yasaklanmış oldukları şeye dönüyorlar ve günah, düşmanlık, Resul’e isyan3 konusunda fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde, seni Allah'ın selamlamadığı biçimde selamlıyorlar1. Kendi içlerinde2 ise şöyle diyorlar: "Söylediğimiz şey yüzünden Allah bize azap etse ya!" cehennem yeter onlara. Girecekler oraya. Ne kötü dönüş yeridir o!” Mücadele 8

1- Allah’ın selamla-ma-dığı biçimde Resul’ü selamlamak =, 2- gizlice, 3- Resul’e isyan.

Allah’ın Resul’e selamları:

- Resul/nebi: Bu, atama ile verilen bir görev, elçilik.

- Kul: Hepimiz kuluz (devlet başkanı olarak yazışmalardaki imzası: "Allah'ın Resulü ve Kulu")

- Arkadaş:

O çevresindekilerin arkadaşı: “Düşünmediler mi ki onların arkadaşında cinnetten eser yok. O ancak apaçık bir uyarıcıdır.” Araf 184, Sebe 46, Necm 2, Tekvir 22

Çevresindekiler onun arkadaşı: “Hani küfredenler onu ikinin ikincisi olarak yurdundan çıkardıklarında, mağarada arkadaşına "Tasalanma, Allah bizimle" demişti.” Tevbe 40

Onlar birbirlerinin arkadaşı: “Kim Allah'a ve resule itaat ederse işte onlar, Allah'ın nimet verdiği nebilerle, hak dostlarıyla, şehitlerle, hayır ve barışı sevenlerle beraberdir. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.” Nisa 69

"Selam" kelimesini "hitap" olarak alırsak, Kuran'da Allah'ın Resul'e dördüncü ve son bir hitabı daha var: Muhammed. Önünde arkasında hiç bir şey olmadan sadece Muhammed.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ben daha güzelini buldum. İlk başta Adem yaratılmıştı, sonra Havva. Ondan sonra bu iki insan ürediler ve bir çoğunluk oluşturdular. Sonra bu homo sapiensler neandertallerle çiftleştiler. Böylece geçiş fosilinin de neden olmadığını da bizdeki neandertal genlerinin nedenlerini de açıklamış oldum.

Eşhedüenlailaheillallah ve eşhedüenlamuhammeden abduhu ve resulühü... Dr Kemal ve Tevhid, afedersin sizi anlayamamışım uzun zamandır. Hacı'dan başlıyorum kafalarını kesmeye.

Link to post
Sitelerde Paylaş
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Allah’ın rabliği Kuran http://www.ateistfor...-9#entry1242311

Allah’ın rabliği Kuran’ın metodojisi http://www.ateistfor...-9#entry1243567

Kuran’da bilmediklerimiz / anlamadıklarımız http://www.ateistfor...-9#entry1245374

Resullük http://www.ateistforum.org/index.php/topic/57233-kuranda-insanyn-fizyolojik-evrimi/page-9#entry1247179

Resul'ün 3 makamı http://www.ateistforum.org/index.php/topic/57233-kuranda-insanyn-fizyolojik-evrimi/page-9#entry1247179

Resul ile nebi arasındaki fark:

Peygamber Farsça olup Kuran’da geçmez. Kuran’da geçen resul, hem Allah’ın elçisi hem de herhangi bir elçi anlamında elçi demek. Elçi, kendisine ait olmayan mesajı taşıyandır.

Allâh, nebilerden söz alırken, "size Kitap’tan ve hikmetten verdim; sizde olanı doğrulayan resul geldiğinde, mutlaka ona inanacaksınız ve mutlaka ona yardım edeceksiniz” dedi. Ali İmran 81

Kim Allah'a ve resule uyarsa işte onlar, Allah'ın nimet verdiği nebilerle, hak dostlarıyla, şehitlerle, hayır ve barışı sevenlerle beraberdir. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.” Nisa 69

Nebi bir ünvan, devletteki diplomat ünvanı gibi. Kişi ilgili üniversiteyi bitirip ilgili makama geldiğinde diplomat ünvanı alır. Bu ünvanı bir kez alınca, artık onu sürekli taşır. Mesela evdeyken veya uyurken de o yine bir diplomattır, diplomat ünvanının sahibidir. O diplomat, yurt dışına gönderilip devlet adına görüşme yaparken o artık bir elçidir çünkü elçilik yapmaktadır. Yani diplomat ünvanın adı, elçi icraatın adı. O kişi yurda geri döndüğünde halen diplomattır ama artık elçi değildir, çünkü elçilik yapmamaktadır.

Nebi de ünvanın adı. Kişi, kendisine “Kitap’tan ve hikmet” verildiğinde nebi ünvanı alır. Bu ünvanı bir kez alınca, artık onu sürekli taşır. Mesela evdeyken veya uyurken de o yine bir nebidir, nebi ünvanının sahibidir. O nebi, vahyi tebliğ ettiği anlarda ise bir elçidir, resuldur, tebliğ icraatını, elçilik icraatını yerine getirmekte olandır. Tebliğ yapmadığı = elçilik yapmadığı anlarda, resul sıfatı olmaz, nebi sıfatı olur.

Elçilik işlevi… elçiyle mesaj gönderen (Allah), elçinin duyurduğu mesaj (Kuran), elçinin şahsı (nebi), elçinin mesajı duyurması (resullük) ve mesajı alanlardan (müslümanlar) oluşur. Kuran,

- “Allah’a ve resulüne uyun” der. Böylece uyulması istenenin, elçinin kendisi/şahsı (nebi) olmadığını… ama nebinin elçiliğini/resullüğünü yaptığı mesaj üzerinden, o mesajı gönderen Allah olduğunu anlatır.

- “Allah’a ve nebisine uyun” demez, “Allah’a ve Muhammed’e uyun” demez. Çünkü bunlarla nebi, Allah’ın yanında uyulacak ikinci bir otorite, ikinci bir din yapıcı olurdu. Oysa hükmü Allah koyar, resul duyurur.

- “Nebiye uyun, Muhammed’e uyun” demez. Çünkü uyulması istenen resulün şahsı = nebi değil.

- “Allah’a uyun” demez. Çünkü nebinin resullüğünü yaptığı mesaj olmadan bu mümkün olmaz.

- “Kuran’a uyun” demez. Çünkü bu ifade, “Kuran Muhammed’in sözüdür“ iddiasını cevaplamaz.

- “Resule uyun” ifadesini, Nisa 80’de açıklayarak kullanır: “Resul’e uyan Allah’a uymuş olur”.

- “Nebiyi, Muhammed’i örnek alın, tabi olun” demez: “Allah resulünde sizin için… güzel bir örnek vardır.” Ahzab 21.

- Resullük Kuran’ı duyurmak olduğundan, resule yanlış atfetmez. Mesajı duyuran kişiye, nebiye ise atfeder: Abese 1-11, Tevbe 43, Ahzab 37 vb.

- Ahzab 28-33’de resul ve nebi kavramlarını üçer kere sırayla kullanarak izah eder. Nebi eşlerinin olumsuz davranışlarından bahiste “nebi, nebi eşleri” derken; eşleri güzel davranışa çağırmada “Allah’a ve resulüne uyun” der. Nebi dinde hüküm koymadığından; dinen uyulması istenen, nebi eşleri için dahi nebi değil; nebinin resullüğünü yaptığı hükmü koyan Allah’dır.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 2 weeks later...
Hizip, fırka, mezhep, tarikat http://www.ateistfor...-8#entry1236281
Allah’ın rabliği Kuran http://www.ateistfor...-9#entry1242311

Allah’ın rabliği Kuran’ın metodojisi http://www.ateistfor...-9#entry1243567

Kuran’da bilmediklerimiz / anlamadıklarımız http://www.ateistfor...-9#entry1245374

Resullük http://www.ateistfor...-9#entry1247179

Resul'ün 3 makamı http://www.ateistfor...-9#entry1247179

Resul ile nebi arasındaki fark http://www.ateistforum.org/index.php/topic/57233-kuranda-insanyn-fizyolojik-evrimi/page-9#entry1249092

Örnekler:

Muhammed sadece bir resuldür.” Ali İmran 144

Muhammed… Allah'ın resulüdür.” Fetih 29, Ahzab 40

Ahmet adında bir resulü müjdeleyici olarak gönderildim.” Saff 6

Muhammed'e indirilene inanmış olanlara gelince,” Muhammed 2

Nebinin adının geçtiği 5 ayetten dördü onu resul, biri de Kuran resulü olarak tanımlamak içindir.

Ey Resul!2 Rabbinden sana indirileni duyur1. Eğer duyurmazsan3, O’nun resullüğünü duyurmamış olursun4.” Maide 67

Nebi… 1- Mesajı duyururken, 2- resuldür. 3- Duyurmazken, 4- resul olmaz = nebi olur.

Rabbimiz, ne olurdu bize bir resul gönderseydin de zelil ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık.” Taha 134

Resulün duyurduğu ayetlere uyulur = uyulan resulün şahsı (nebi) değil, nebinin resullüğünü yaptığı (duyurduğu) ayetler.

Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken2, Allah'ın dışında bir hakem/hüküm koyan mı arayayım1?” Enam 114

O kendi hükmüne kimseyi ortak etmez1. Rabbinin Kitap'ından sana vahyedileni2 oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur3.” Kehf 26-27

1- Sadece Allah hüküm koyar. 2- Kitap ile inen o hükmü, 2- resul değiştirmeksizin duyurur.

Ayetlerimiz onlara deliller olarak okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar şöyle dediler: "Bundan başka bir Kur'an getir yahut onu değiştir." De ki: "Nefsimden bir şey katarak onu benim değiştirmem olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana tabiyim. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım."” Yunus 15

Nebi inen hükmü eklemeler yaparak değiştiremez, hükme tabidir, hükme uyar.

Ey nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden Allah'ın sana helal kıldığını haram kılıyorsun?” Tahrim 1

Nebi inen hükmü tersine çeviremez; helali haram, haramı helal yapamaz.

Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden başkasını uydurarak bize isnat/iftira etmen için fitneye düşüreceklerdi.” Isra 73

Nebi kendi uydurduğunu/hükmünü vahiye/Allah’a isnat/iftira edemez = Allah hükmü olarak duyuramaz.

De ki: “Bu Kur’ân bana, sizi ve ulaştığı herkesi onunla uyarmam için vahyolundu.”” Enam 19

Nebi sadece Kuran ile uyarır = kendi hükmüyle uyaramaz.

“Muhakkak ki o (Kuran) sen ve kavmin için vahyi hatırlatmadır ve sorumlu olacaksınız. Zuhruf 44

Sorumluluk sadece Kuran’a = nebinin hükmüne değil.

"Allah'tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanacaklar?" Casiye 6

İnanç sadece Kuran’a = nebinin hadis/sözüne değil.

Kitap'ı sana hak ile indirdik. O halde dini O’na özgüleyerek Allah’a kulluk et.” Zümer 2

Din sadece Kuran ile, sadece Allah’a özgülenir.

Geniş kaynak:

https://www.youtube.com/watch?v=mK7I-8ybPRc <----- Nebi ve Resul Kavramları

http://www.kurandakidin.com/2011/10/27-elciye-resule-peygambere-itaat-ne-demektir/

Nebi ve resul kelimelerinin Kuran’da kullanımı için www.kuranmeali.org.tr kelime kelime tercüme bölümü.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


Kitap

Yazar Ateistforum'un kurucularındandır. Kitabı edinme seçenekleri için: Kitabı edinme seçenekleri

Ateizmi Anlamak
Aydın Türk
Propaganda Yayınları; / Araştırma
ISBN: 978-0-9879366-7-7


×
×
  • Yeni Oluştur...