Jump to content
Ateistforum

Recommended Posts

Kuran'ın Meryem suresinde Meryemler'i karıştırmadığı kasten 2 Meryem'i birleştirdiğine yönelik bazı tarihi kanıtlar var. Örneğin Gabriel Said Reynolds ve Guillaume Dye bundan bahseder. Sadece 2 Meryem değil bu arada Kuran birçok Tanah öyküsünü birbirine geçiriyor. Babil Kulesi ve Haman öykülerinin Musa zamanına, Gidyon öyküsünü Davut zamanına, Musa ve Yakup'ıun kuyu öykülerini birleştirme olaylarına baktığımız zaman önümüzde 2 seçenek var:

 

Ya Kuran bu öyküleri hiç bilmeyen yazarlara sahip olduğu için kulaktan dolma şekilde öyküleri birleştiriyor?

Ya da Kuran kasten bunu yapıyor?

 

Ben kasten yapmış olabileceği görüşündeyim. Çünkü Kuran hiç de kulaktan dolma şekilde bu öyküleri aktarmışa benzemiyor hatta öykülerin değişik formlarına da aşina (Yedi Uyurlar öyküsündeki farklılıkların Kuran'da belirtilmesi) ayrıca Kuran apokrif kaynaklardaki bilgileri de kısaca da olsa detaylarına kadar aktarabiliyor. Ayrıca Kuran yine Hristiyanlar hakkındaki teolojik tartışmaları biliyor ve onların anlaşmazlığa düştüğü konulardan bahsediyor.

 

Yani bence Süryani Hristiyanlık'ında da görülen Tanah ve Yeni Ahit karakterlerini kasten bilerek benzerlikleri şiirsel olarak birleştirerek anlatım gücünü artırmak adına tipolojik paralelizm yapıyor Kuran.

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 81
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

4 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Soy olarak bağdaştıran yerler var; Kurtubi rivayetinde yer vermiş ancak bunu konuştuk zaten. (Kurtubî, 4/63)

Zemahşeri de var. (Zemahşerî, 1/185)

Birde Peygamber'e isnad edilen şu rivayet var; Meryem'in Hz. Harun'un soyundan geldiği. İlgili kaynaklar;  (Zemahşeri, el-Keşşaf, II. 508; Fahreddin er-Razi. Mefatıhu'l-Gayb. XXI. 207.)

Bunlar tamamen Kuran temelli rivayetler, tarihi dayanağı yok. İncil'de yok, Kuran'da yok, hadislerde açıklanmamış. Tek açıklama Muğire bin Şube'nin Necranlılar'dan getirdiği rivayete Hz.Muhammed'in verdiği cevaptır, o da savunma reflekslidir. Eğer Hz.Muhammed'e "şaşırmışsın diyolar" dediysen "hayır şaşırmadım" cevabı verecektir tabii ki.

Dipnot = Hz.Muhammed'in isim hafızası zayıftır. Aslında tüm insanların isim hafızası, hikaye hafızasına göre zayıftır. Bedir Savaşı'nı anlat desem anlatırsın ama iki ismi yanlış vermiş olabilirsin, (falan sancağı kim tutuyordu, hurmayı kim yiyordu falan)

10 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Sadece iki aile adına dediğin gibi soyu seçilmiş kelimesi kullanılmakta. Bu bilgi doğrudur. Kuranda adı geçen İmran konusunda sadece Meryem'in babası olduğu bilgisi var. İşi, yaşı vb bilgiler yok. 

Tabii ki olmaz, çünkü böyle bir adam yok, yaşamış ve ölmüş hepsi o kadar. Vasat bir adam...

 

13 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Annesinin anlatılma sebebi ise, o gün için babasının vefat ediyor bulunmasıydı. Adını ona annesinin vermesinden de bu çok rahatlıkla anlaşılabilir bir durum.

Tabii ki, anlatmak istediğim annesi bile anlatılmışken alemlere seçilmiş iki soydan birinin sahibi İmran'dan hiç bir şey anlatılmıyor. Çünkü bu adam aslında (en iyi ihtimal) Musa'nın babası İmran. Zaten dikkate et, son dönem müfessirleri yavaş yavaş bu fikre geçtiler. (Muhammed Esed, Mustafa Öztürk)

 

16 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Kabul etmesem İncil ve Tevrattan örnekler vermem. Bu konuda, bütün dünyanın kabul ettiği derken bunu sadece tarihsel olarak aslında seninde dediğin gibi Aişe hadisine temellendirebiliriz. Yine de bu senin dediğini yalanlamaz, aksine doğrular.

Tamam, işte bu noktada sen(Rabbim) dünyaya "yeni din artık bu" diye bir kitap sürüyorsun. Eski kitapların tüm dünyada yayılmış, Maide 41-48'te eski kitaplarına bayağı bir sahip çıkmışsın, adeta onlar benimdir demişsin ama görünüşe göre bazı şeylerden de rahatsızsın, mesela İsa'nın tanrı oğlu olduğu gibi. Muhtemelen Tevrat'ta defalarca yazan İmran'ın çocukları Harun - Musa - Meryem üçlüsü seni rahatsız etmiş olamaz zaten olsaydı özellikle söylemeliydin.   Gelelim yeni kitabına göre biz şimdi ne anlıyoruz Rabbim=

Musa'nın erkek kardeşi Harun (Taha Suresi + Tevrat)

Musa'nın kızkardeşi Meryem (Kasas Suresi + Tevrat)

Harun'un erkek kardeşi Musa (Taha Suresi + Tevrat)

Harun'un kızkardeşi Meryem (Meryem Suresi)

Musa'nın babası İmran (Tevrat)

Harun'un babası İmran (Tevrat)

Meryem'in babası İmran (Ali İmran Suresi + Tevrat)

 

Şimdi ey Rabbim suç sende mi, Hz.Ayşe'de mi?

Şimdi ey Rabbim suç sende mi, bizde mi?

 

31 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Eğer biz bu ibare ile birlikte kitaplarda yazan her şeyi temele göre esas alarak konuşursak, Tevratta ki yazan ile Kuranda yazanı bağdaştıramayız. Bu sefer ikiye ayrılırız -ki zaten yaşıyoruz- ve orada öyle, burada böyle lafzı ortaya çıkar. Yani konu açıklığa kavuşmuş olmaz.

Bağdaşmıyor zaten. Konuyu tam olarak açıklığa kavuşturacağım ama önce şu anlayışı kabul etmelisin (kendi üslübunla değiştirebilirsin)

ŞUNU BEKLİYORUM

=> Evet, Allah'ın hikayeyi anlatırken açık ve seçik anlatmadığı, insanların kafasını karıştıracak şekilde anlattığı doğrudur, isimler soyadlar kardeşler benzediği halde Allah bunu umursamamıştır, üstüne gereksiz bir kardeşlik ekleyerek kafamızı daha da karıştırmıştır, bunun sebebini/hikmetini Allah bilir

 

40 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

bu konuda ki farklılık olarak bahsedebileceğimiz tek konunun Harun'un kız kardeşi ibaresi olduğunu düşünüyorum.

 

"Harun'un kızkardeşi Meryem demiyeydi iyiydi" desen de olur.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
44 dakika önce, Desert Wind yazdı:

Kuran'ın Meryem suresinde Meryemler'i karıştırmadığı kasten 2 Meryem'i birleştirdiğine yönelik bazı tarihi kanıtlar var. Örneğin Gabriel Said Reynolds ve Guillaume Dye bundan bahseder. Sadece 2 Meryem değil bu arada Kuran birçok Tanah öyküsünü birbirine geçiriyor. Babil Kulesi ve Haman öykülerinin Musa zamanına,

Yani bence Süryani Hristiyanlık'ında da görülen Tanah ve Yeni Ahit karakterlerini kasten bilerek benzerlikleri şiirsel olarak birleştirerek anlatım gücünü artırmak adına tipolojik paralelizm yapıyor Kuran.

 

Kasten değil kardeşim, kaynak meselesi, hepsini tek tek açıklayamam ama Meryem konusunu net bir şekilde açıklayacağım. Kuran'da geçen hikayelere bak. Bazı bilgiler harfi harfine tutuyor, bazıları ise karman çorman. Hangi rivayetin hangi nüshada geçtiğine bak anlarsın.

Haman olayı'na, Karun olayı Süleyman dönemi Sebe melikesi Belkıs'ı da ekleyebiliriz.

Dediğin gibi en zayıf İncillerde geçen hikayeler de var. Hz.Muhammed iyi bir Yahudi kültürüne sahip değildi ama çok kuvvetli bir hristiyan kültürüne sahipti. Apokrif temelli "Şeytan Adem'e secde etmedi" olayı hayret verici mesela.

Ben şimdi Yahudi bilgi sorunları üzerinden gidiyorum.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Zemahşeri ve Fahreddin er-Razi'nin rivayetini Kuran temelli sayıyoruz ancak neden Muğire bin Şube'nin rivayetini saymıyoruz? Her ikisi de Peygambere dayanarak söylemiş. Aişe rivayetinde de zaten ''Peygamber bize öyle demişti'' kısmı bulunmakta. Her ikisini de tarihi dayanak olarak sayabiliriz. Zemahşeri ve Fahreddin kendileri Kuran'a göre hüküm vermemiş ki. O kaynaklarda raviler yazmakta. Aksi taktirde zaten senedsiz verse ben sana bunu belirtirdim.

 

25 dakika önce, saygsayg yazdı:

Tabii ki olmaz, çünkü böyle bir adam yok, yaşamış ve ölmüş hepsi o kadar. Vasat bir adam...

Bu dediğin orada ki İmran ailesinden kastın, Meryem'i de içeri aldığı Musa ve Harun sülalesi olduğunu açıklar aslında. Öyle ki, peygamberler soy olarak birbirine dayanır.

27 dakika önce, saygsayg yazdı:

amam, işte bu noktada sen(Rabbim) dünyaya "yeni din artık bu" diye bir kitap sürüyorsun. Eski kitapların tüm dünyada yayılmış, Maide 41-48'te eski kitaplarına bayağı bir sahip çıkmışsın, adeta onlar benimdir demişsin ama görünüşe göre bazı şeylerden de rahatsızsın, mesela İsa'nın tanrı oğlu olduğu gibi. Muhtemelen Tevrat'ta defalarca yazan İmran'ın çocukları Harun - Musa - Meryem üçlüsü seni rahatsız etmiş olamaz zaten olsaydı özellikle söylemeliydin.   Gelelim yeni kitabına göre biz şimdi ne anlıyoruz Rabbim=

Musa'nın erkek kardeşi Harun (Taha Suresi + Tevrat)

Musa'nın kızkardeşi Meryem (Kasas Suresi + Tevrat)

Harun'un erkek kardeşi Musa (Taha Suresi + Tevrat)

Harun'un kızkardeşi Meryem (Meryem Suresi)

Musa'nın babası İmran (Tevrat)

Harun'un babası İmran (Tevrat)

Meryem'in babası İmran (Ali İmran Suresi + Tevrat)

 

Şimdi ey Rabbim suç sende mi, Hz.Ayşe'de mi?

Şimdi ey Rabbim suç sende mi, bizde mi?

Sahip çıkma olayını gayet doğru bir şekilde açıkladığımı düşünüyorum. Üst iletilerde yazıyor. Bu sebepten bu alıntıda ki yazdıklarına cevap vermeyeceğim.

 

28 dakika önce, saygsayg yazdı:

Bağdaşmıyor zaten. Konuyu tam olarak açıklığa kavuşturacağım ama önce şu anlayışı kabul etmelisin (kendi üslübunla değiştirebilirsin)

ŞUNU BEKLİYORUM

=> Evet, Allah'ın hikayeyi anlatırken açık ve seçik anlatmadığı, insanların kafasını karıştıracak şekilde anlattığı doğrudur, isimler soyadlar kardeşler benzediği halde Allah bunu umursamamıştır, üstüne gereksiz bir kardeşlik ekleyerek kafamızı daha da karıştırmıştır, bunun sebebini/hikmetini Allah bilir

Hayır yanılıyorsun. Kafasını karıştıracak şekilde anlatmıyor. Tekrar söylüyorum, sadece Kuran'ı temel al ve oku. Hiç bir kafa karışıklığın olmayacak.(İlk iletimde açıkladığım yazıyı da oku ve birbiri ile ilişkilerini gör)

Ya da tekrar diyorum şöyle yap; Tevrat, İncil ve Kuran'dan oku. 3'ünün de birbirinden farklı olduğunu gör, bu sefer senin için doğru olanı kanıtla ya da 3'ünü de yalanla. 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

 

Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Zemahşeri ve Fahreddin er-Razi'nin rivayetini Kuran temelli sayıyoruz ancak neden Muğire bin Şube'nin rivayetini saymıyoruz?

Çünkü birisi Hz.Muhammed'in sözü. Ötekisi Taberi'nin yaptığı gibi faraziye (yani eldeki verileri birleştirip bir tespit çıkarmak, Fahreddin Razi de bu konuda üstaddır). Faraziyeler temelsizdir, temelli olsaydı Taberi de Davut'a kadar bağlamazdı.

Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Bu dediğin orada ki İmran ailesinden kastın, Meryem'i de içeri aldığı Musa ve Harun sülalesi olduğunu açıklar aslında. Öyle ki, peygamberler soy olarak birbirine dayanır

Senin de kafan karışmış görünüyor. İmran, İsa'nın dedesi değil miydi? Ne Musa'sı ne Harun'u? (Ya da belki de az önceki faraziyeyi Taberi'den çok kabullendin)

Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Sahip çıkma olayını gayet doğru bir şekilde açıkladığımı düşünüyorum. Üst iletilerde yazıyor. Bu sebepten bu alıntıda ki yazdıklarına cevap vermeyeceğim.

"Ortadaki absürtlüğün sebebi kim" diye soruyorum. Allah, Tevrat'a sahip çıkmıyorsa, konuyu bi zahmet açıklayabilirdi.

Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

Hayır yanılıyorsun. Kafasını karıştıracak şekilde anlatmıyor. Tekrar söylüyorum, sadece Kuran'ı temel al ve oku. Hiç bir kafa karışıklığın olmayacak.

Ben neyi temel alıyorum burada?

1. Harun'un kızkardeşi" tabirine ne gerek vardı, teorik olarak yanlış olduğu kesin olan bu bilgi nereden çıktı

2. Meryem'in babası İmran'a ne gerek vardı, kaç kişinin babasının adı Kuran'da geçiyor, üstelik kaynaklara göre yanlış (ha pardon Kuran'dandı), Ve bu yanlış bilgi niye özellikle verilmiş

3. Seçilmiş soy demişsin adamın soyu sopu belli değil, Davut'a bağlayan var, Harun'a bağlayan var, üçüncü nesil torunu bile yok adamın yavv :)  hiç tanımayanlar daha fazla

Bir saat önce, EbûTürâb yazdı:

İlk iletimde açıkladığım yazıyı da oku ve birbiri ile ilişkilerini gör

Anlaşıldı, sen aynı tekrarları söylemeye devam edeceksin. Zaten Harun'un KIZKARDEŞİ kelimesini Harun'un SOYKIZKARDEŞİ diye tefsir eden biri dürüst tefsir niyetinde değildir.

 

UHTE MUSA sözü ile UHTE HARUN sözü arasında tefsir olarak ne fark var açıklar mısın

Uhte Musa = Kasas Suresi(28/11)

Uhte Harun = Meryem Suresi (19/28)

 

Sürekli olarak "bunu açıklamayacağım" diye cevap veriyorsun, sebebini anlayamadım.

 

Son olarak : Diyelim ki SOYKIZKARDEŞİ olsun. "Keşke kullanmasaydı" diyor musun içinden?

Ben bu cevabından sonra (ne cevap verirsen ver) hikayenin gerçeğini açıklıyorum

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 saat önce, EbûTürâb yazdı:

Üst iletilerde yazıyor. Bu sebepten bu alıntıda ki yazdıklarına cevap vermeyeceğim.

Bir daha açıkla

Harun - Musa - Meryem kardeş mi diyorum? EVET diyorsun

Harun ile Hz.Meryem ne alaka diyorum ? SOYKIZKARDEŞİ diyorsun

Harun'un ÖZKIZKARDEŞİ Meryem, SOYKIZKARDEŞİ Meryem diyorum ? TESADÜF diyorsun

Harun'un ÖZKIRDAŞİNİN BABASI İmrran, SOYKIZKARDEŞİNİN BABASI da İmran diyorum ? TESADÜF diyorsun

SOY diyorum, ortada soy yok diyorum? Var bak Fahreddin Razi söylüyor diyorsun

Napcaz bu işi

Link to post
Sitelerde Paylaş
22 dakika önce, saygsayg yazdı:

Senin de kafan karışmış görünüyor. İmran, İsa'nın dedesi değil miydi? Ne Musa'sı ne Harun'u? (Ya da belki de az önceki faraziyeyi Taberi'den çok kabullendin)

Ben görüşümü belirtmiş, soy olarak Harun'a (yada Musa her ikiside olur) dayandığını söylemiştim Meryem'in. Burada ki İmran'dan kastında, Musa ve Harun'u da alan soyun içerisinde olduğunu dile getirmiştim. İlk sayfada mevcut.

 

24 dakika önce, saygsayg yazdı:

Çünkü birisi Hz.Muhammed'in sözü. Ötekisi Taberi'nin yaptığı gibi faraziye (yani eldeki verileri birleştirip bir tespit çıkarmak, Fahreddin Razi de bu konuda üstaddır). Faraziyeler temelsizdir, temelli olsaydı Taberi de Davut'a kadar bağlamazdı.

İkisi de Muhammed Peygamberin sözü. Fahreddin Razi o konuda üstat diye ona bağlayamayız. Belirtilen kaynakta yazıyor. Ravi ile birlikte.

25 dakika önce, saygsayg yazdı:

"Ortadaki absürtlüğün sebebi kim" diye soruyorum. Allah, Tevrat'a sahip çıkmıyorsa, konuyu bi zahmet açıklayabilirdi.

Absürtlük yok ki işte mesele orada. Bak benim sana bir kaç iletidir belirtmek istediğim şey şu; Şimdi Tevratta Harun ve Musa'ya ek olarak Meryem'in de onların kardeşi olduğu belirtilir. Bunda ikimizde sabitiz. Kuranda ise Musa'nın baba adı(Hani İmran diyoruz ya)belli değil. Kız kardeşinin ismi belli değil. Sadece Harun belli. Kuran'a göre bir absürtlük yok. Biz Kuran'ı tahlil etmekte, Tevrat ve İncil'i kaynak kullanırsak orada insani bir yanlışlama ortaya çıkıyor işte.

27 dakika önce, saygsayg yazdı:

Ben neyi temel alıyorum burada?

1. Harun'un kızkardeşi" tabirine ne gerek vardı, teorik olarak yanlış olduğu kesin olan bu bilgi nereden çıktı

2. Meryem'in babası İmran'a ne gerek vardı, kaç kişinin babasının adı Kuran'da geçiyor, üstelik kaynaklara göre yanlış (ha pardon Kuran'dandı), Ve bu yanlış bilgi niye özellikle verilmiş

3. Seçilmiş soy demişsin adamın soyu sopu belli değil, Davut'a bağlayan var, Harun'a bağlayan var, üçüncü nesil torunu bile yok adamın yavv :)  hiç tanımayanlar daha fazla

1- Söyledim tekrar söylüyorum; ''Sonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık'' Saffat 119 

Burada belirtilen Musa ve Harun'dur. İlgili ayeti açıp okursan orada belli oluyor. Şimdi şu konuda sabit olduğumuzu düşünüyorum. İleride ki jenerasyon için Musa ve Harun nam sahibi. Peki bu nam dediği şeyler ne; ''Rahmetimizden de ona, kardeşi Harun’u bir peygamber olarak ihsan eyledik.'' Meryem 53 

Peygamberliğin getirdiği tüm doğru özellikleri de biliyoruz. Bu konuda açıklama yapmama gerek yok.

Şimdi devam edelim bu tabirin önemi nerede; "Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi." Meryem 28

Bak şimdi dikkatli okuyalım. 27'de ne diyorlar; '''Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!"

Bak burada, Meryem'i kınıyorlar değil mi? Çirkin bir şey yaptın diyorlar. Sonrakinde peki neden kullanılmış; Harun'dan bahsettim, sonrakiler içinde onlara iyi bir nam bırakılmış. Başka bir peygamber ve kitap yok bak dikkat et, Yahudilikten bahsediyorum.  Diyorlar ki; Ey Harun'un kızkardeşi(Temizlikte onun ile eş değer olan, bu eş değerlik sebebi ile bir peygamber kardeşi olabilecek kadın, aynı zamanda ben bunun soyuna yapılan vurgu olduğunu da düşünüyorum, çünkü bunun sebebini şuna bağlıyorum; sırf temizlik mesele olsa başka bir kadın içinde aynı ifade kullanılabilir ancak özellikle Harun'dan bahsedilmesi onun atası olması sebebi iledir. Bu soy birliği sebebi ile Harun'a vurgu yapılmıştır.)Senin baban kötü bir adam değildi(Açıkça görüldüğü üzere onunda temizliği vurgulanıyor.)annen de iffetsiz bir kadın değildi(bak aynı şekilde annesinin de temizliği vurgulanıyor.)  Bu tabir işte buradan geliyor.

Ayrıca eğer Harun diye bir kardeşi olsaydı, Senin değil sizin kelimesi kullanılırdı! (Hoş buna da bir şey denileceğini sanmıyorum!)

 

Benzer şekilde; Hz. Meryem’in teyzesi, Hz. Zekeriyya’nın hanımı Elisabet, İncil’de “Harun’un kızlarından” şeklinde tanıtılmaktadır. Luka, 1:5

 

2- Meryem'in babası İmran, yani ne gerek vardı biraz saçma bir soru ki bunu ben cevaplayamam. Vahiy yani bilemem ki niye o koyulmuş, niye bu koyulmuş. Ama İmran ailesi tabirinin sebebini söyledim. 

3- Musa'nın da soyu belli değil Kuranda. Şimdi bu konuda ne yapalım yani Musa'ya da mı aynı yaftaları yapıştıralım. Aslında gayet açık, Musa'nın anası babası belirtilmiyor. Tevratta geçtiği gibi mi değil mi bilmiyoruz. Doğru kabul edemeyiz, yanlışta kabul edemeyiz. Bu sebepten Musa'nın soyu belirtilmediği için İmran ailesinden kastın,  Musa,Harun ve Meryem sülalesi olduğu kesindir. Çünkü her şekilde, ondan önce bahsedilen Adem,Nuh ve İbrahim peygamberlerin soylarının dayandığı yerler açık bir şekilde bilinir. Kimse tersini söylemez.  İşte İmran ailesinden kasıt ile de Musa,Harun ve İsa'da(Meryem de diyebiliriz) ayette bahsedilenlere giriyor.

44 dakika önce, saygsayg yazdı:

UHTE MUSA sözü ile UHTE HARUN sözü arasında tefsir olarak ne fark var açıklar mısın

Ayette geçen “uhte” kelimesinin İbranicesinin karşılığı ve kullanım şekli anlamca (kardeş, soy, nesep, halk, kavim) kavramlarını ifade etmektedir. Bu konu  Muhammed Peygambere sorulduğunda , “uhte-kardeş” kelimesinin, İbrani geleneğinde “bir peygambere, salihe, kavme, soya” nispet edilme anlamında olduğunu vurgulamıştır. (Müslim, El-Camiu’s Sahih Çev. Mehmet sofuoğlu İst.-1965, VI/396).

Arapça kelime olarak “Uht” : 1- Kan bağı olarak öz veya üvey kardeşlik 2- Soy, Kavim yada Din ve İnanç kardeşliği 3- Benzer, Denk, Eşit, Muadil

Orijinal olarak İbranice “אחיות –ahot” kelime anlamı olarak, kardeş-kız kardeş” olduğu gibi kullanım olarak ta “ kardeş - kız kardeş-soy-nesep-kavim-halk” anlamındadır.

Şimdi sana Tevrattan da bunun kanıtı vereceğim, bu konuda şüphesi olan herkes okusun bunun üstüne iyi okuyup kavradıysa daha da bana cevap yazılmayacağına eminim.

Yeremya 3.Bölüm 10 ve 18.

Bu verdiğimi okuyun, orada ki kelimeleri tahlil edin ve bakalım uhte'den kasıt ibranice ahot'tan kasıt neymiş.

 

 

Şimdi gelelim Uhte ne demekmiş ayetler ile bakalım; 

Araf 38- كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَا- Kullema zahalet ummetun lanet uhteha – Onların hepsi (bütün o millet, ümmet) ateşe girerken, kendi yandaşlarına-benzerlerine-bağlarına-soylarına-ulularına lanet edecek.

bu ayette, “Uhte = yoldaş, yandaş, bağ-soy” anlamlarına gelmekte. Buna da başka anlam yükleyecek olursan, gerçekten gülerim :) 

 

Zuhruf 48-اَكْبَرُ مِنْ اُخْتِهَا – “ ekberu min Uhtiha – Benzerlerinden-denginden daha büyük” manasında.

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

 Kuranda ise Musa'nın baba adı(Hani İmran diyoruz ya)belli değil. Kız kardeşinin ismi belli değil. Sadece Harun belli. Kuran'a göre bir absürtlük yok. Biz Kuran'ı tahlil etmekte, Tevrat ve İncil'i kaynak kullanırsak orada insani bir yanlışlama ortaya çıkıyor işte.

Olmadı Ebu Turab olmadı :) İşine gelince Tevrat'ı (sebepsiz yere) tahrif etmek olmadı. Halbuki başta hemfikirdik. Şimdi diyorsun ki "Musa'nın babası İmran değil, kardeşi Meryem değil" olmadı. Neymiş kuran bahsetmemiş, Hatice de yok o zaman, Ayşe de....

4 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Ayette geçen “uhte” kelimesinin İbranicesinin karşılığı ve kullanım şekli anlamca (kardeş, soy, nesep, halk, kavim) kavramlarını ifade etmektedir.

Çok iyi ya.... Uhte Musa denince özkardeş; Uhte Harun denince soykızkardeş(aynı soydan gelen)

8 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Benzer şekilde; Hz. Meryem’in teyzesi, Hz. Zekeriyya’nın hanımı Elisabet, İncil’de “Harun’un kızlarından” şeklinde tanıtılmaktadır. Luka, 1:5

Dikkat et "KIZLARINDAN" diyorsun,  "kızlarından,torunlarından" bir şekilde olur ama kızlarından başka, kızkardeş başka

Neyse, ben yazıyorum, sen eleştir artık....

Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, saygsayg yazdı:

Olmadı Ebu Turab olmadı :) İşine gelince Tevrat'ı (sebepsiz yere) tahrif etmek olmadı. Halbuki başta hemfikirdik. Şimdi diyorsun ki "Musa'nın babası İmran değil, kardeşi Meryem değil" olmadı. Neymiş kuran bahsetmemiş, Hatice de yok o zaman, Ayşe de....

Ben işime gelince demiyorum. Tekrar söylüyorum; Tek başına Kuran'a baktığımızda durum ayrı. 3 Kitaba bir baktığımızda durum ayrı. Ben direk babası İmran değil, kardeşi Meryem değil'e isnad etmedim. Sadece olan bir gerçeği söylüyorum. Senin görmezden gelmek istediğin gerçeği. Çünkü ikimizde biliyoruz, belirtilmemiş. 

2 dakika önce, saygsayg yazdı:

Çok iyi ya.... Uhte Musa denince özkardeş; Uhte Harun denince soykızkardeş(aynı soydan gelen)

Benzer ayetleri verdim. Tevrat ve İncilden de örnek koydum.

 

3 dakika önce, saygsayg yazdı:

Dikkat et "KIZLARINDAN" diyorsun,  "kızlarından,torunlarından" bir şekilde olur ama kızlarından başka, kızkardeş başka

Neden, Elisabet Harun'un kızı mı? Neyse neyi tartışıyoruz ki aslında. İncil bile doğrular Meryem'in Harun'un soyundan olduğunu. Luka İncili (1/5-6, 36)

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 dakika önce, EbûTürâb yazdı:

Neden, Elisabet Harun'un kızı mı? Neyse neyi tartışıyoruz ki aslında. İncil bile doğrular Meryem'in Harun'un soyundan olduğunu. Luka İncili (1/5-6, 36)

Yahu bundan vazgeçtin sanıyordun. Bak İMRAN (hani Kuran'da anlatılan alemlere seçilmiş) şimdi mezarından kalkacak "Ulan benim soyumu baldızım Elizabet'ten mi takip ediyorsun lan" diye kızacak sana :)

Link to post
Sitelerde Paylaş

HZ.MUHAMMED HANGİ KOŞULDA HATA YAPTI

1.  Peygamber kıssaları anlatıldığı zaman Hz.Muhammed henüz Arap Peygamberiydi, Mekke'deydi, kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı kişi değildi. Necaşi'ye giden heyet böyle bir iddiada bulunmadı,  Meryem Suresi'ni okudular. Habeşliler dinini değiştimedikleri halde Necaşi'nin müslümanları kabullenme sebebi budur.

2. Yahudiler'in ellerinde cep telefonu, Kuranmeali sitesinde "Haman, Meryem" aramaları yapma imkanları yoktu. Kuran mushafı yoktu, çoğu ayet sadece ezberdeydi. Yahudiler, Kuran'ı çürütmek için pek bir imkan bulamadılar.

3. Derken hicretin 4.yılında Hristiyan Necranlılar'a İslam tebliğ edildi. Necaşi'ye yaptıkları gibi Meryem Suresi okundu. Ancak bu defa işler ters tepti. Necaşi, müslümanlara acımış onları kabul etmişti. Ancak Necranlılar tehdit altındaydı, dinlerinin değiştirilmesi isteniyordu.

4. Necranlılar,  "Harun'un kızkardeşi Meryem" sözüne takılmışlardı. İslam'ı öğrenmek için Medine'ye heyet gönderdiler. Hz.Muhammed ile çok ağır tartışmalar yaşandı. İsa'nın Tanrı olup olmadığı konuşuldu, Harun'un kızkardeşi konusu konuşuldu, Meryem'in babası kim konusu da konuşuldu. "Putlarla dolu Kabe'ye nasıl taparız" bile dedi adamlar(3/95-96).

5. Sıkıntı şurada, Necranlılar anlattıkça sahabeler onları haklı buluyordu (3/99-101)

6. Hz.Muhammed köşeye sıkışmıştı.Hz.Muhammed'in en azından kendi halkını ikna etmesi gerekiyordu. Medine'deki bir hristiyan vahiy katibi onun imdadına yetişti. Bu konuda kendi bildiklerini anlattı. İşte bu noktada beraberce Ali İmran Suresi oluşturdular.

7. Necranlılar, "gerekirse haraç veririz, yine de iman etmeyiz" dediler., haraç verdiler.  (Maalesef ileride buna rağmen kelleyi kurtaramayacaklardır)

8. Ancak hristiyan katibin anlattıklarının bir çoğusu kendi hayal ürünü ya da zayıf rivayetleriydi. "İmran" konusunda hata yaptı, ya da bilerek bu yanlışı Kuran'a soktu. Bu adam, Hz.Muhammed'in bir yalancı olduğunu anladı ve kendi memleketine kaçtı. Orada da Muhammed bir şey bilmez, hepsini ben anlattım diyordu.

9. Hz.Muhammed, adama suikast düzenletti, öldürttü. Adamı gömdüler, ancak Hz.Muhammed'in öfkesi geçmemişti, gece yarısı cesedini dışarıya attırdı. Birkaç sefer bu iş böyle devam etti.

10. Adamın Neccarlı olduğu söylenir ama Neccarlılar Medineli'dir ve Hz.Muhammed'in en yakın kabilesidir, akrabalık bağı vardır. Neccarlı değil de Necranlı olma ihtimali yüksektir. Bu hikaye Buhari ve Müslim'de sahih hadistir.

PEKİ NEDEN MUSA DEĞİL DE HARUN İLE MERYEM KARDEŞ

1. Tevrat parça parçaydı. Hz.Muhammed, Tevrat'ın çoğunu ele geçirememişti. bundan şikayet ediyordu, Yahudiler'in paylaşmadığı halde anlatabildiği hikayeler olursa onunla övünürdü. (6/91)

2. Ele geçirebildiği nüshalardan biri "Çıkış" nüshasıydı. (birisi de Tekvin'dir) Bu nüshadaki bilgiler, özellikle ilk 15 bab, Kuran'da neredeyse hiç sektirilmeden anlatılmış. Çekirge sürüsü gibi ıvır zıvırlar bile anlatılmıştır.

3. Bu nüshada Musa'nın hayat hikayesi şöyle anlatılır. "Levili bir adamın oğlu oldu, kadın oğlunu üç ay gizledi, sonra onu onu nehre bıraktı. Çocuğun ablası onu gözledi."

4. Görüldüğü gibi baba var, abla var ama ne İmran var, ne Meryem ......

5. Aradan on beş bab, yani 360 ayet geçer.  Musa büyür, savaşır, olaylar gelişir, Yahudiler artık Mısır'dan çıkmayı bile başarmıştır. Şöyle bir cümleye rastlarız "Harun'un kızkardeşi Peygamber Meryem eline tefini aldı" (Çıkış/15)

6. "Bu Meryem peygamber olmadığı halde, Kuran'da niye ismi zikredilir" diye soran varsa, az önceki hitaba bir daha baksın

8. Evet, artık Hz.Muhammed'in gözünde "Harun'un kızkardeşi Meryem" vardı, üstelik peygamber derecesindeydi.

9. Ama bir sorun vardı. Hz.Muhammed "Sayılar" nüshasını eline geçirememişti. Orada ne yazdığını bir türlü öğrenememişti. Musa ve Harun'un ablası Meryem burada türlü kahramanlıklar gösteriyordu, yeri geliyor Tanrı ile konuşuyordu, ordunun liderliğini yapıyordu, yeri geliyor Tanrı tarafından cezalandırılıyordu. Kadının ölümü ve gömülüşü bile anlatılmıştı.

10. "Sayılar" nüshasından Kuran'da anlatılan tek bir hikaye dahi yoktur. Ama şu vardır, kulaktan dolma bilgiler... Mesela Kuran'da "mallarıyla yerin dibine batırdık" der. Yerin dibine batırılan kişi Karun'dur. "Sayılar" nüshasında "Korah" mallarıyla yerin dibine batırılır. Ama hikaye beş benzemezdir. Mesela Korah,  kuran'da anlatıldığı gibi hiç zengin değildi. Üstelik saraylarda yaşamıyordu. Zavallı Korah, çölde garibanlıktan bitap düşmüş, Musa'dan şikayet etmeye başlamıştı. Musa'dan şikayet edenler mallarıyla birlikte yerin dibine battılar. Kuran'dakinin aksine halk Musa'yı ayıplamıştır. (Kasas,28/76-82)

SONUÇ

Görüleceği üzere Hz.Muhammed, Musa ile Meryem'i kafasında bir türlü bağlayamadı. Ama "Harun'un kızkardeşi Meryem" tabirini de bir türlü unutamadı. Nihayetinde kendisini ele veren büyük bir hata yaptı. Bu tabiri Meryem Suresi'ne koydu. Bu hatayı Mekke'de yapmıştı. Medine'de düzeltmek için artık çok geçti. Ali İmran Suresi'nde vahiy katibi adam, ona bir kazık daha atmıştı. Çatlak sesleri susturarak konuyu kapatması gerekiyordu. O da öyle yaptı.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
2 saat önce, EbûTürâb yazdı:

Kalksın kalksın da doğruları konuşur en azından :)

 

6 saat önce, Desert Wind yazdı:

Kuran'ın Meryem suresinde Meryemler'i karıştırmadığı kasten 2 Meryem'i birleştirdiğine yönelik bazı tarihi kanıtlar var. Örneğin Gabriel Said Reynolds ve Guillaume Dye bundan bahseder. Sadece 2 Meryem değil bu arada Kuran birçok Tanah öyküsünü birbirine geçiriyor. Babil Kulesi ve Haman öykülerinin Musa zamanına, Gidyon öyküsünü Davut zamanına, Musa ve Yakup'ıun kuyu öykülerini birleştirme olaylarına baktığımız zaman önümüzde 2 seçenek var:

 

Ya Kuran bu öyküleri hiç bilmeyen yazarlara sahip olduğu için kulaktan dolma şekilde öyküleri birleştiriyor?

Ya da Kuran kasten bunu yapıyor?

Meryem-Harun-İmran olayı bir önceki iletideki gibi gerçekleşmiştir.

Link to post
Sitelerde Paylaş

İddialarını tek bir temel üzerine dayandırmış, bu konuda kesin bir tarihsel dayanak olmadan, Kuranda verdiğim diğer ''uhte'' ayetlerine bakmadan, Tevrat ve İncillerde ki örneklerini görmeden yorum yapmışsın. Yazdıklarına cevap yazmayacağım artık çünkü şu 2 üstte dediklerin gerçekten benim gözümde kusura bakma ama safsata. 

Sadece Kuran'ı temel alıp konuşsan bu yazdıklarının geçersizliğini göreceksin, ben yine sizlere iyilik olsun, ayıp olmasın diye 3 kitabı da temel alıp her birinden örnekler veriyorum. Neyse uzun uzun sözlere gerek yok. Senin düşüncen öyle benimki böyle. İkimizde dayanaklarımızı sunduk. :):):) 

Link to post
Sitelerde Paylaş
13 saat önce, saygsayg yazdı:

HZ.MUHAMMED HANGİ KOŞULDA HATA YAPTI

1.  Peygamber kıssaları anlatıldığı zaman Hz.Muhammed henüz Arap Peygamberiydi, Mekke'deydi, kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı kişi değildi. Necaşi'ye giden heyet böyle bir iddiada bulunmadı,  Meryem Suresi'ni okudular. Habeşliler dinini değiştimedikleri halde Necaşi'nin müslümanları kabullenme sebebi budur.

2. Yahudiler'in ellerinde cep telefonu, Kuranmeali sitesinde "Haman, Meryem" aramaları yapma imkanları yoktu. Kuran mushafı yoktu, çoğu ayet sadece ezberdeydi. Yahudiler, Kuran'ı çürütmek için pek bir imkan bulamadılar.

3. Derken hicretin 4.yılında Hristiyan Necranlılar'a İslam tebliğ edildi. Necaşi'ye yaptıkları gibi Meryem Suresi okundu. Ancak bu defa işler ters tepti. Necaşi, müslümanlara acımış onları kabul etmişti. Ancak Necranlılar tehdit altındaydı, dinlerinin değiştirilmesi isteniyordu.

4. Necranlılar,  "Harun'un kızkardeşi Meryem" sözüne takılmışlardı. İslam'ı öğrenmek için Medine'ye heyet gönderdiler. Hz.Muhammed ile çok ağır tartışmalar yaşandı. İsa'nın Tanrı olup olmadığı konuşuldu, Harun'un kızkardeşi konusu konuşuldu, Meryem'in babası kim konusu da konuşuldu. "Putlarla dolu Kabe'ye nasıl taparız" bile dedi adamlar(3/95-96).

5. Sıkıntı şurada, Necranlılar anlattıkça sahabeler onları haklı buluyordu (3/99-101)

6. Hz.Muhammed köşeye sıkışmıştı.Hz.Muhammed'in en azından kendi halkını ikna etmesi gerekiyordu. Medine'deki bir hristiyan vahiy katibi onun imdadına yetişti. Bu konuda kendi bildiklerini anlattı. İşte bu noktada beraberce Ali İmran Suresi oluşturdular.

7. Necranlılar, "gerekirse haraç veririz, yine de iman etmeyiz" dediler., haraç verdiler.  (Maalesef ileride buna rağmen kelleyi kurtaramayacaklardır)

8. Ancak hristiyan katibin anlattıklarının bir çoğusu kendi hayal ürünü ya da zayıf rivayetleriydi. "İmran" konusunda hata yaptı, ya da bilerek bu yanlışı Kuran'a soktu. Bu adam, Hz.Muhammed'in bir yalancı olduğunu anladı ve kendi memleketine kaçtı. Orada da Muhammed bir şey bilmez, hepsini ben anlattım diyordu.

9. Hz.Muhammed, adama suikast düzenletti, öldürttü. Adamı gömdüler, ancak Hz.Muhammed'in öfkesi geçmemişti, gece yarısı cesedini dışarıya attırdı. Birkaç sefer bu iş böyle devam etti.

10. Adamın Neccarlı olduğu söylenir ama Neccarlılar Medineli'dir ve Hz.Muhammed'in en yakın kabilesidir, akrabalık bağı vardır. Neccarlı değil de Necranlı olma ihtimali yüksektir. Bu hikaye Buhari ve Müslim'de sahih hadistir.

PEKİ NEDEN MUSA DEĞİL DE HARUN İLE MERYEM KARDEŞ

1. Tevrat parça parçaydı. Hz.Muhammed, Tevrat'ın çoğunu ele geçirememişti. bundan şikayet ediyordu, Yahudiler'in paylaşmadığı halde anlatabildiği hikayeler olursa onunla övünürdü. (6/91)

2. Ele geçirebildiği nüshalardan biri "Çıkış" nüshasıydı. (birisi de Tekvin'dir) Bu nüshadaki bilgiler, özellikle ilk 15 bab, Kuran'da neredeyse hiç sektirilmeden anlatılmış. Çekirge sürüsü gibi ıvır zıvırlar bile anlatılmıştır.

3. Bu nüshada Musa'nın hayat hikayesi şöyle anlatılır. "Levili bir adamın oğlu oldu, kadın oğlunu üç ay gizledi, sonra onu onu nehre bıraktı. Çocuğun ablası onu gözledi."

4. Görüldüğü gibi baba var, abla var ama ne İmran var, ne Meryem ......

5. Aradan on beş bab, yani 360 ayet geçer.  Musa büyür, savaşır, olaylar gelişir, Yahudiler artık Mısır'dan çıkmayı bile başarmıştır. Şöyle bir cümleye rastlarız "Harun'un kızkardeşi Peygamber Meryem eline tefini aldı" (Çıkış/15)

6. "Bu Meryem peygamber olmadığı halde, Kuran'da niye ismi zikredilir" diye soran varsa, az önceki hitaba bir daha baksın

8. Evet, artık Hz.Muhammed'in gözünde "Harun'un kızkardeşi Meryem" vardı, üstelik peygamber derecesindeydi.

9. Ama bir sorun vardı. Hz.Muhammed "Sayılar" nüshasını eline geçirememişti. Orada ne yazdığını bir türlü öğrenememişti. Musa ve Harun'un ablası Meryem burada türlü kahramanlıklar gösteriyordu, yeri geliyor Tanrı ile konuşuyordu, ordunun liderliğini yapıyordu, yeri geliyor Tanrı tarafından cezalandırılıyordu. Kadının ölümü ve gömülüşü bile anlatılmıştı.

10. "Sayılar" nüshasından Kuran'da anlatılan tek bir hikaye dahi yoktur. Ama şu vardır, kulaktan dolma bilgiler... Mesela Kuran'da "mallarıyla yerin dibine batırdık" der. Yerin dibine batırılan kişi Karun'dur. "Sayılar" nüshasında "Korah" mallarıyla yerin dibine batırılır. Ama hikaye beş benzemezdir. Mesela Korah,  kuran'da anlatıldığı gibi hiç zengin değildi. Üstelik saraylarda yaşamıyordu. Zavallı Korah, çölde garibanlıktan bitap düşmüş, Musa'dan şikayet etmeye başlamıştı. Musa'dan şikayet edenler mallarıyla birlikte yerin dibine battılar. Kuran'dakinin aksine halk Musa'yı ayıplamıştır. (Kasas,28/76-82)

SONUÇ

Görüleceği üzere Hz.Muhammed, Musa ile Meryem'i kafasında bir türlü bağlayamadı. Ama "Harun'un kızkardeşi Meryem" tabirini de bir türlü unutamadı. Nihayetinde kendisini ele veren büyük bir hata yaptı. Bu tabiri Meryem Suresi'ne koydu. Bu hatayı Mekke'de yapmıştı. Medine'de düzeltmek için artık çok geçti. Ali İmran Suresi'nde vahiy katibi adam, ona bir kazık daha atmıştı. Çatlak sesleri susturarak konuyu kapatması gerekiyordu. O da öyle yaptı.

 

Karun Tevrat'ta olmasa dahi sonradan geliştirilen Talmud'a göre zengindir.

 

Kuran'da Sayılar' dan Harun ve Meryem'in Musaya Kuşlu kadınla evlendiği için karşı gelmelerinden üstü kapalı bahsedilir. ( Bkz: Musa'yı üzenler gibi olmayın. )

Yanlış bir bakış açısı bence bu. Klasik Islam Tarihinin delilsiz ve çelişkili anlatımlarını Kuranı anlamak için kullanmak yani.

 

Necasiler'in Müslümanlar'i kabul etmesi zaten olasılıkdışi.  Aramızda ufak bir fark demesi zaten akılalmaz. Çünkü Hristiyanlar daha kendi aralarındaki ufak farkları çözemiyor birbirlerini yiyorlarken ( konsiller, mezhepler v.b) bu olayın yaşanmış olması imkansız. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
4 saat önce, Desert Wind yazdı:

Necasiler'in Müslümanlar'i kabul etmesi zaten olasılıkdışi.  Aramızda ufak bir fark demesi zaten akılalmaz. Çünkü Hristiyanlar daha kendi aralarındaki ufak farkları çözemiyor birbirlerini yiyorlarken ( konsiller, mezhepler v.b) bu olayın yaşanmış olması imkansız. 

Necaşi örneğini verme sebebim, Hristiyanlarla diyaloğa geçerken "Meryem Suresi" okumasıdır. Necaşi, İslam'ı kabul etmemiş ama himaye garantisi vermiştir. Necranlılar'da durum farklıdır. Hz.Muhammed ile direkt olarak diyalog kurmuşlar ve problemleri anlamışlar

4 saat önce, Desert Wind yazdı:

Kuran'da Sayılar' dan Harun ve Meryem'in Musaya Kuşlu kadınla evlendiği için karşı gelmelerinden üstü kapalı bahsedilir. ( Bkz: Musa'yı üzenler gibi olmayın. )

Kuran'da Musa'nın üzülme sebebi olarak sayısız konu sayabilirim. Ama farketmez, dediğim gibi "Sayılar" üzerinden anlatılan bir HİKAYE yok

4 saat önce, Desert Wind yazdı:

Yanlış bir bakış açısı bence bu. Klasik Islam Tarihinin delilsiz ve çelişkili anlatımlarını Kuranı anlamak için kullanmak yani.

Hristiyan vahiy katibinin Ali İmran Suresi'ni okuduğu, daha sonra öldürüldüğü, cesedinin defalarca kez dışarıya atılmış olarak bulunduğu hem Buhari hem Müslim'in sahih kabul ettiği sağlam bir hadistir. Diğerleri zaten ayet, ayetler de Ali İmran Suresi'nden alınmıştır. Çelişkili bir bilgi kullanmadım

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 3 weeks later...

Harun ile Meryemin yaşamlarının arasında binlerce yıl fark var. Aradan nesiller geçmiş.

Muhammedin karısı Ayşe (günümüz) müslümanlarının "annesi" oluyor. Günümüzde kimse ona "müslümanların bacısı" demez.

Veya Muhammedin yaşadığı zamanda Ali veya Osmanın ona "anne" demeyeceği gibi! 
Kız kardeş, erkek kardeş, kuzen vs daha çok aynı yaş gruplarında, aynı nesilde kullanılır. Aradan nesiller geçtiyse kullanılmaz.

Harundan yüzyıllar sonra yaşayan Meryeme "Harunun kızkardeşi" denmez!

 

Cevabın büyük kısmı da boş yazı.

Dediğim gibi, Kuranın Meryemleri karıştırmasını düzeltmek için bayağı çaba sarfedilse de hata düzeltilecek gibi değil.

 

İyi günler

Link to post
Sitelerde Paylaş
  • 2 months later...

İncil 'de Meryem 'den babasız çocuk doğurduğu için şüphelenildiğinden, Meryem'e atılan iftiradan bahsetmez.Kuran bundan bahsederek,Meryem'ı aklamaya çalışarak sanki sorunu halleder. Siz durup dururken  yakın bir akrabanız veya sevdiğiniz bir bayanın adını anarak millete " falanca kişiye or.spu diyorlarmış. Öyle bir şey yok ,iftira !" derseniz , durduk yere insanların içinde kuşku uyandırırsınız. iftira meselesi Kuran da hiç yer almasaydı, " Meryem iffetli biriydi" demekle yetinilseydi, sorun kalmazdı. Kuran'da yapılan şey arı kovanına çomak sokmaktır.Ayşe ye atılan iftiraya aynı açıdan yaklaşmak mümkün. 

tarihinde fezadabirtürk tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
On 28.02.2020 at 14:32, fezadabirtürk yazdı:

İncil 'de Meryem 'den babasız çocuk doğurduğu için şüphelenildiğinden, Meryem'e atılan iftiradan bahsetmez.Kuran bundan bahsederek,Meryem'ı aklamaya çalışarak sanki sorunu halleder. Siz durup dururken  yakın bir akrabanız veya sevdiğiniz bir bayanın adını anarak millete " falanca kişiye or.spu diyorlarmış. Öyle bir şey yok ,iftira !" derseniz , durduk yere insanların içinde kuşku uyandırırsınız. iftira meselesi Kuran da hiç yer almasaydı, " Meryem iffetli biriydi" demekle yetinilseydi, sorun kalmazdı. Kuran'da yapılan şey arı kovanına çomak sokmaktır.Ayşe ye atılan iftiraya aynı açıdan yaklaşmak mümkün. 

 

1. İncil'de Meryem'e atılan iftiradan bahedilmez. Doğru, çünkü İsa'nın anası belli, babası bellidir. İsa, Mesihliğini ilan edene kadar kimse onun babasız olduğunu düşünmüyordu

 

2. İsa, 8 günlük iken sünnet olmuş, küçüklüğünden itibaren mabedde yetişmiştir. Yani, hayatında hiçbir anormal durum yoktur

 

3. Mabedde yetişmek şu demektir: Her AİLE'de doğan ilk erkek çocuk mabede adanır. Bu kural Musa'nın getirdiği yasadır. Yani İsa, sıradan bir aile çocuğuydu.

 

4. Zaten iyi düşün İsa'nın babasız doğduğuna şahit (zavallı anacığından başka) kim olabilir ki, kendinden yaşça küçük havarileri mi, İsa'yı kabul etmeyen hahamlar mı?

 

5. Peki İsa'nın babasız olması nedir : İnanışa göre (masal bu ya) Mesih, Davut soyundan ve babasız olarak doğmalıdır.  Eğer İsa, beklenen mesih ise, babası ne olacaktı? Güya İsa'nın babası Yusuf, Meryem'i önce zina etti sanmış, rüyasında Tanrı ona gerçeği göstermiş ve Meryem'le evlenmiştir. Bütün bunları sorabileceğimiz Yusuf ise İsa hakkındaki iddialardan çok önce ölmüştür.

Yorum: Yusuf için hayat çok zor geçmiş olmalı, İsa'nın dört kardeşi daha vardır, düşünsene Tanrı'nın hamile bıraktığı kadınla yatıyorsun onu beceriyorsun. Bunu aynen böyle kabul ederek inanan 2,5 milyar hristiyan var dünyada, İncil yazıyor. Hani Meryem bakireydi diyorsun, kıvırıyorlar. Güya onlar üvey kardeşi olabilirmiş. Halbuki bu kardeşlerden biri de İncil yazarı yani pes.


6. İsa'ya "annen ve kardeşlerin geldi" derler, anasını kardeşini inkar eder. İsa için babası Tanrı'dır, kardeşi de müritleridir. Demek istediğim zavallı anacığının İsa'nın gözünde beş para kıymeti yoktur. Halbuki biz onu Tanrı'nın hamile bıraktığı azize kadın olarak biliyoruz. Hayırsız evlat doğurmuş bu zavallı kadının İsa öldükten sonra ne yaptığını bilen duyan yoktur. Yüzyıllar sonra "yahu İsa babasız doğduysa, bu adamın anası da mübarek olmalı, Tanrı'dan hamile kalmış" diye kadının peşine düşmüşler. Yine de hayatına dair hiçbir bilgi yoktur. (Efes olayını falan bilirsin)

 

7. Peki İncil bu kadar ilgisizken, Kuran niye "Meryem de Meryem" diye coşmuş? Dedim ya, Meryem yüzyıllar sonra kıymete binmiş.

 

8. Peki Kuran'da Meryem'in kutsanma sebebi nedir? Muhammed'e yardım eden fikir babaları, Tevrat'ta gördüğü "Harun'un kızkardeşi Peygamber Meryem" lafzını İsa'yı doğuran azize kadın sanmış, yok canım daha neler deme sen de okusan öyle sanırsın, Tevrat'ın "Mısır'dan Çıkış" adlı nüshasını baştan sona oku da gör.

 

(Tamamı için kaynak:İncil)

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...