Jump to content

İnsanlığa mâlolmuş terimlerin dincilere kaptırılması ile ilgili


Recommended Posts

Ne ahlak ne de inanç dinin tekelinde değil. Ahlak tam olarak etik kelimesinin arapça karşılığı. Etik temelinde işlevsel bir topluluk üretmek için var. Ahlak kelimesi islamiyetten önce de vardı, sonra da var olacak.

 

İnanç ise davranış biçimlerimizin sebebi. Her davranış biçimimiz yüzde yüz kanıtlanmış ya da bütünüyle planlı ve rasyonel olmak zorunda değil. Elimizdeki en iyi verilerle hareket etmemize inanç deniyor. 

 

Dinde ahlaklı söylevler de bulabilirsiniz (örn. kendin haricinde başkalarını da düşünmekle ilgili kısımlar). Ama ahlaksızlık da bulursunuz (örn. kadının hakkının erkeğin yarısı olması, sonlu davranışların sonsuz sonuçlar üretmesi, güçlünün haklı olması). Demek ki din ahlaka eşit değil.

 

Dinci kendisine empoze edildiğine inandığını, o yüzden ahlaklı olduğunu iddia eder. Kendisine empoze edildiğine inanması ne kadar güven verici? Her dinci günah işlediğini itiraf ediyor. Demek ki empoze edilmiş bir inanç onların davranışlarını bağlamıyor. Ayrıca bir dincinin bir ateisti öldürmesi dinen yasaklanmış birşey değil. Bu da hepsini potansiyel caniler yapıyor. Potansiyel canilerden ahlak dersi alacak değiliz. 

 

Kelimelerimizi düzgün tanımlayalım, bilmiyorsak öğrenelim ve onları lütfen dincilere hediye kutusunda vermeyelim. 

 

tarihinde bayşapka tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
  • İleti 75
  • Created
  • Son yanıt

Top Posters In This Topic

BU işin kuralı bu, doğru olan bu falan diyorsun da

Dinciler galip gelip ele geçirmişler işte

Kaçıkla tünel kazmak gibi bir faaliyete mi girişirsin?

Yoksa hapishanenin güvenliğini havaya uçurup tüm gardiyanları öldürüp çıkar mısın?
 

Tanımlamaya çalıştığın kaleler çoktan kaybedildi.

Ele geçirsen bile artık hükmün hiç bir zaman meşru olmayacak.

Ya o kaleleri ve sancaklarını ele geçirip sürekli işgal riskiyle karşı karşıya yayacaksın.

SOnuç olarak dev bi rkuşatma ve toplu ölüm kaçınılmaz olacak.

Ya da kaleyi ve tüm bölgeyi havaya uçurup yeni bir kurum ve dünya yaratacaksın.

Feminizm terimi gibi.

Feministler bilmiyor muydu "Kadın Hakları" demeyi?

Ama kadın hakları ifadesi yumuşak bir yastık.

Feminizm ise keskin bir hançer. Rahatsız ediyor karşı tarafı.

 

Bu işler böyle.

Ahlak dincilerin.

 

O kelimenin evrensellik ilüzyonu sayesinde hayatta kalıyorlar.

Eğer o kelimeyi onlara vermezsen, yok olup giderler.

O kelimeyi taşırsan suda tutunacakları bir tahta parçası sunmuş olursun.

 

Ayrıca inanç ile iyi umudu, ümidi birleştiriyorsun.

İnanç kötülüktür.

Umut ile ümit farklı.

Onu da ele geçirmişler işte.

İnancın her türlüsü de yok edilmeli.

Ölülerin hükmü olmaz

Yaşayanların hükmü olur.

Yaşayanlar da hükümlerini ölülere göre belirlemez.

Sen bilinç altına yerleştirilmiş bir alt program ile dinlere yardım ediyorsun.

Hapishanede yatan tutsaklara gizli gizli ekmek su getiren tipler olur hikayelerde ve filmlerde.

Onlar gibisin.

Sezar'ın hakkını Sezar'a vermelisin.

Dünya üzerinde reklam edilen Ahlak ve İnanç senin bahsettiğin gibi değil.

Bunu biliyorsun.

Niye merdiven altı fason üretici gibi marka taklidi yapıyorsun ki?

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 minutes ago, AteistBakish said:

BU işin kuralı bu, doğru olan bu falan diyorsun da

Dinciler galip gelip ele geçirmişler işte

Kaçıkla tünel kazmak gibi bir faaliyete mi girişirsin?

Yoksa hapishanenin güvenliğini havaya uçurup tüm gardiyanları öldürüp çıkar mısın?
 

Tanımlamaya çalıştığın kaleler çoktan kaybedildi.

Ele geçirsen bile artık hükmün hiç bir zaman meşru olmayacak.

Ya o kaleleri ve sancaklarını ele geçirip sürekli işgal riskiyle karşı karşıya yayacaksın.

SOnuç olarak dev bi rkuşatma ve toplu ölüm kaçınılmaz olacak.

Ya da kaleyi ve tüm bölgeyi havaya uçurup yeni bir kurum ve dünya yaratacaksın.

Feminizm terimi gibi.

Feministler bilmiyor muydu "Kadın Hakları" demeyi?

Ama kadın hakları ifadesi yumuşak bir yastık.

Feminizm ise keskin bir hançer. Rahatsız ediyor karşı tarafı.

 

Bu işler böyle.

Ahlak dincilerin.

 

O kelimenin evrensellik ilüzyonu sayesinde hayatta kalıyorlar.

Eğer o kelimeyi onlara vermezsen, yok olup giderler.

O kelimeyi taşırsan suda tutunacakları bir tahta parçası sunmuş olursun.

 

Ayrıca inanç ile iyi umudu, ümidi birleştiriyorsun.

İnanç kötülüktür.

Umut ile ümit farklı.

Onu da ele geçirmişler işte.

İnancın her türlüsü de yok edilmeli.

Ölülerin hükmü olmaz

Yaşayanların hükmü olur.

Yaşayanlar da hükümlerini ölülere göre belirlemez.

Sen bilinç altına yerleştirilmiş bir alt program ile dinlere yardım ediyorsun.

Hapishanede yatan tutsaklara gizli gizli ekmek su getiren tipler olur hikayelerde ve filmlerde.

Onlar gibisin.

Sezar'ın hakkını Sezar'a vermelisin.

Dünya üzerinde reklam edilen Ahlak ve İnanç senin bahsettiğin gibi değil.

Bunu biliyorsun.

Niye merdiven altı fason üretici gibi marka taklidi yapıyorsun ki?

 

 

Almışlar çalmışlar işte diyerek bir yere varamazsın. 

Doğruları doğrular olara söylemek gerek. Felsefede inanç neyse inanç odur. Felsefe inanç kelimesini bırakmadığı sürece ben de bırakmam. Ahlak kelimesi de islamdan falan gelmiyor. Morality, ethics, türkçeye de etik olarak girmiş. Yani toplum yapmaya uygun davranış biçimlerinin bütününün arapçası. Bildiğimiz, tanımları net ve belli olan terimleri neden bırakıyormuşuz? O zaman her üstüne çökülen kavramı sağa sola dağıtalım. Elektriği de scientologlar alsın. Elektrikli zımbırtıları var sonuçta iki elle tuttuğun. Felsefeyi mısır islam üniversitesine bırakalım, psikolojiyi de juju büyücülerine. Hırsızın peşinden gideceksin ve malını geri alacaksın. Bunun adı taklitçilik değil. Umarım derdimi anlatabilmişimdir.

Link to post
Sitelerde Paylaş
4 dakika önce, bayşapka yazdı:

 

Almışlar çalmışlar işte diyerek bir yere varamazsın. 

Doğruları doğrular olara söylemek gerek. Felsefede inanç neyse inanç odur. Felsefe inanç kelimesini bırakmadığı sürece ben de bırakmam. Ahlak kelimesi de islamdan falan gelmiyor. Morality, ethics, türkçeye de etik olarak girmiş. Yani toplum yapmaya uygun davranış biçimlerinin bütününün arapçası. Bildiğimiz, tanımları net ve belli olan terimleri neden bırakıyormuşuz? O zaman her üstüne çökülen kavramı sağa sola dağıtalım. Elektriği de scientologlar alsın. Elektrikli zımbırtıları var sonuçta iki elle tuttuğun. Felsefeyi mısır islam üniversitesine bırakalım, psikolojiyi de juju büyücülerine. Hırsızın peşinden gideceksin ve malını geri alacaksın. Bunun adı taklitçilik değil. Umarım derdimi anlatabilmişimdir.

 

Bazen uğraştığın düşmanın kalitesi senin kaliteni belirler.

Bu geri zekalılarla uğraşa uğraşa hangi saygın veya güçlü seviyeye ulaşacaksın?

 

Bilim bu ilkel geri zekalılarla olan bağlantı yollarının yüzde doksanını koparıp attı

Bu durum sana mesaj veriyor aslında.

Bilgi sana mesaj veriyor.

İnançlılardan ayrılma kopmayı tetikle diyor.

 

Geçtiğimiz 20 yıla kadar hepsi Mühendisliği, Tıbbı, Teknolojiyi, Buluşları kitaplarının dinlerinin içindeki mesajlarda var diyordu.

Bu saçmalığa bilim prim verdi mi? Vermedi.

Sonra ayıp oldu bunu demek. Şimdi utanıyorlar böyle şeyler demeye.

Ahlak terimi dincilerin. Tanrı Allah için iyi bir köle olmak.

Onlarda bunun alternatifi yok. Terim de onların olduğu için.

Kısır döngü içinde kıvranıyorsun.

 

Senin yapman gereken bu yalancı manipülatörlerle arana mesafe koymak.

Ve bu mesafeden sonra da bir kaç yüzyıl içinde bu arızalı ürünlerin üremesini oluşmasını bitirmek.

 

Yapılması gereken bu.

Yaşamak için her gün milyonlarca tavuğu nasıl kesiyorsun?

Nasıl yumurtalarını çalıyorsun?

Düşmanın mı onlar?

Değil.

Ama kendi türündeki bu tanrıcılar düşmanın.

Düşmanını yok etmelisin.

Onlar yok etmeyi denedi bizleri.

Beceriksizliklerinden başaramadı.

Merhametleri yüzünden hayatta değiliz.

Beceriksizlikleri yüzünden hayattayız.

 

Terimleri geri alayım derken enfekte olmuş şeyleri kendi dünyana taşıyorsun.

 

Yahu bu ezanı bile adamlar taciz ve travma yaratmak için okuyorlar. Birilerini namaza çağırmak için değil.

 

Bu gezegendeki yaşam sisteminde doğrular önemli değil.

Doğrular önemli olsaydı tavukların seni ve türünü soykırımdan geçirme hakkı olurdu, bu da doğru olan olurdu.

 

Sistem yaratmak istiyorsun, anlıyorum, katılıyorum.

Ama orijinal, özgün bir sistemin reklamını yap.

Dincilere inanç hastalarına fason imalat yapma.

 

 

 

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
6 saat önce, bayşapka yazdı:

Ne ahlak ne de inanç dinin tekelinde değil. Ahlak tam olarak etik kelimesinin arapça karşılığı. Etik temelinde işlevsel bir topluluk üretmek için var. Ahlak kelimesi islamiyetten önce de vardı, sonra da var olacak.

 

İnanç ise davranış biçimlerimizin sebebi. Her davranış biçimimiz yüzde yüz kanıtlanmış ya da bütünüyle planlı ve rasyonel olmak zorunda değil. Elimizdeki en iyi verilerle hareket etmemize inanç deniyor. 

 

Dinde ahlaklı söylevler de bulabilirsiniz (örn. kendin haricinde başkalarını da düşünmekle ilgili kısımlar). Ama ahlaksızlık da bulursunuz (örn. kadının hakkının erkeğin yarısı olması, sonlu davranışların sonsuz sonuçlar üretmesi, güçlünün haklı olması). Demek ki din ahlaka eşit değil.

 

Dinci kendisine empoze edildiğine inandığını, o yüzden ahlaklı olduğunu iddia eder. Kendisine empoze edildiğine inanması ne kadar güven verici? Her dinci günah işlediğini itiraf ediyor. Demek ki empoze edilmiş bir inanç onların davranışlarını bağlamıyor. Ayrıca bir dincinin bir ateisti öldürmesi dinen yasaklanmış birşey değil. Bu da hepsini potansiyel caniler yapıyor. Potansiyel canilerden ahlak dersi alacak değiliz. 

 

Kelimelerimizi düzgün tanımlayalım, bilmiyorsak öğrenelim ve onları lütfen dincilere hediye kutusunda vermeyelim. 

 

 

Ahlak elbette dindarların/dinlerin tekelinde değil ki bu bilinen bir şey aslında. Hiçbir dindar gelip bana "Ben dinimin/kutsal kitabım/tanrımın sayesinde senden daha ahlaklıyım" diyemez veya iddia edemez. Dediği vakit, yalan söylüyordur, çünkü bugüne kadar piyasaya sürülen hiçbir din ve tanrı insanları daha ahlaklı yapmamıştır. Zaten tanrı dendiği vakit, ayrımcılık başlar.

tarihinde kavak tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)
5 hours ago, AteistBakish said:

Sistem yaratmak istiyorsun, anlıyorum, katılıyorum.

Ama orijinal, özgün bir sistemin reklamını yap.

Dincilere inanç hastalarına fason imalat yapma.

 

Hiç de böyle değil. Tanımları doğru yapacağız ki düzgün iletişim kurabilelim.

Bence özgünlük ararken kendi kendini mat eden yerlere gidiyorsun. 

Ahlak (yani Etik) ve inancın tanımları var. Yukarıda yaptım. Ve bu tanımlar kimsenin elinde değil. 

Dinde ahlaksızlık var, bunları da yukarıda ilettim. 

İtirazın varsa tanımlar veyahut etimoloji yanlış de, sebebini söyle.

Gerisi sadece ajitasyondan ibaret. 

 

Örneğin inancı umut ya da ümit olarak çevirdiğimi düşünmüşsün. İnancın tanımı bu değil.

Felsefede inanç kanıya, tahmine dayalı aksiyon, hareket. Uzay boşluğunda var olan farazi birşey değil.

Bir epistemoloji kitabını arala, sana bir zarar vermez.   

 

 

tarihinde bayşapka tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
7 dakika önce, bayşapka yazdı:

 

Hiç de böyle değil. Tanımları doğru yapacağız ki düzgün iletişim kurabilelim.

Bence özgünlük ararken kendi kendini mat eden yerlere gidiyorsun. 

Ahlak (yani Etik) ve inancın tanımları var. Yukarıda yaptım. Ve bu tanımlar kimsenin elinde değil. 

Dinde ahlaksızlık var, bunları da yukarıda ilettim. 

İtirazın varsa tanımlar veyahut etimoloji yanlış de, sebebini söyle.

Gerisi sadece ajitasyondan ibaret. 

 

Örneğin inancı umut ya da ümit olarak çevirdiğimi düşünmüşsün. İnancın tanımı bu değil.

Felsefede inanç kanıya, tahmine dayalı aksiyon, hareket. Uzay boşluğunda var olan farazi birşey değil.

Bir epistemoloji kitabını arala, sana bir zarar vermez.   

 

 

 

Bana epistemoloji deme

Bunu defalarca yıllarca tartıştık daha önce buradaki bazı idealist dallamalarla.

 

Ahlak doğrudan dinle tanrıyla ilgili bir terim.

Yeni bir PR ve lansman yapma peşindeysen, milyonlarca saat iş gücü lazım.

Bir sürü insan.

Dönüştürmen için her şeyin tam rayında gitmesi lazım.

Amerika gibi bir devlet 20 yılda dağ ayılarını medeni hayata ikna edemedi.

 

Ayrıca dijital çağ ve koloniler dönemi başlıyor.

Ahlakın dinlerin tekelinde olmadığını anlatacaksın da ne olacak?

Artık uzayda kimsenin tanrıya inanacak, ibadet edecek zamanı olmayacak.

Ölüleri iş gücü ve ekipmanlarla, riskler, enerjilerle birlikte kişi başı 10 milyon dolar kargo maliyetiyle dünyaya kimse getirip gömmeyecek.

Vizyonsuzsun.

Yeni bir ortamda yeni orijinal şeyler düşünmek yerine son 200 yılını yaşayan ve yok olacak bir kavramla ahlak farkını belirlemeye yatırım yapıyorsun.

 

Bu dinlerin tanrıların Allahların kurtulma şansları yok.

Tek şansları tam da onlara ait olan Ahlak, İnanç, İnanç vs gibi saçmalıklar içinde senin yeni dünyana sızmak.

Sen de keriz gibi taşıyıcı enfekte bir organizmayı oynayacaksın.

 

Sistemin ve işlevselliğin olduğu yerde etiğe  ihtiyaç yoktur.

Ahlak sübjektif bir şey.

Bu da sübjektif bir örgütlenmeyi getirir.

Bu da din inanç enfeksiyonu zaten.

Link to post
Sitelerde Paylaş
3 minutes ago, AteistBakish said:

 

Bana epistemoloji deme

Bunu defalarca yıllarca tartıştık daha önce buradaki bazı idealist dallamalarla.

 

Ahlak doğrudan dinle tanrıyla ilgili bir terim.

Yeni bir PR ve lansman yapma peşindeysen, milyonlarca saat iş gücü lazım.

Bir sürü insan.

Dönüştürmen için her şeyin tam rayında gitmesi lazım.

Amerika gibi bir devlet 20 yılda dağ ayılarını medeni hayata ikna edemedi.

 

Ayrıca dijital çağ ve koloniler dönemi başlıyor.

Ahlakın dinlerin tekelinde olmadığını anlatacaksın da ne olacak?

Artık uzayda kimsenin tanrıya inanacak, ibadet edecek zamanı olmayacak.

Ölüleri iş gücü ve ekipmanlarla, riskler, enerjilerle birlikte kişi başı 10 milyon dolar kargo maliyetiyle dünyaya kimse getirip gömmeyecek.

Vizyonsuzsun.

Yeni bir ortamda yeni orijinal şeyler düşünmek yerine son 200 yılını yaşayan ve yok olacak bir kavramla ahlak farkını belirlemeye yatırım yapıyorsun.

 

Bu dinlerin tanrıların Allahların kurtulma şansları yok.

Tek şansları tam da onlara ait olan Ahlak, İnanç, İnanç vs gibi saçmalıklar içinde senin yeni dünyana sızmak.

Sen de keriz gibi taşıyıcı enfekte bir organizmayı oynayacaksın.

 

Sistemin ve işlevselliğin olduğu yerde etiğe  ihtiyaç yoktur.

Ahlak sübjektif bir şey.

Bu da sübjektif bir örgütlenmeyi getirir.

Bu da din inanç enfeksiyonu zaten.


Terimleri doğru konuşanlar dallamadır, ahlak dindir, neden? Cevap yok onlar öyle, gerçekleri kabul ettirmek ve kabullenmek çok zor vs. Bunlar cevap değil. Bunlar sadece senin şahsi fikrin. Altı dolu değil. Olan birşeyden de bahsetmiyorsun. Çoğu insan öyle konuşuyor diye birşey yok. Cahil ve aptallar öyle konuşuyor, bunları eğitebilirsin o kadar çok değiller.   

 

İç çamaşır konusunu en iyi mormonlar bilir diyenlere itiraz edemezsin. Yüzyıllardır yanmayan iç çamaşırı konusunda bilgi sahibi bir gruba iç çamaşırını kaptırdın. 

 

Din tabii ki bilimi tekeline almaya çalıştı ve bu hiçbir işe yaramadı. Aynı şekilde ahlakı da alamaz, inancı da bilgiyi de alamaz. Kendinle çelişme. 

Aklıma diyebileceğim başka birşey gelmiyor. 

Link to post
Sitelerde Paylaş

açılan başlık ve yapılan yorumlar konuyu açıklamak bir yana daha da kafa karıştırıcı hale getirmiş.

hem bazı etimolojik hatalar hem de öznel değerlendirmeler dolayısıyla iş büsbütün çorbaya dönmüş.

başlıktan anlaşılan şu: dinle ilişkili olmayan terimler dinler tarafından sahiplenilmiştir.

benim anladığım şu: insanlığın üstün değerleri dinler tarafından gasbedilmiştir. 

bu ikisi arasındaki fark ne derseniz, bazı sözcükler hakikaten din kökenlidir.

örneğin tartışma konumuz olan ahlak kelimesi de din kökenlidir. 

kelimenin etimolojisinden/kökeninden bahsediyorum.

ahlak arapça "yaratmak" kökünden gelir. hâlik "yaratan", halk "yaratılan(lar)"

"balık bilmezse hâlik (yaratıcı) bilir" sözündeki...

o halde denebilir ki atalım bu kelimeyi çöpe, ne diye kullanıyoruz?

şöyle açıklayayım: ahlak insanın "yaradılış" özelliklerinin bütünüdür.

sözlükteki karşılığı "huylar" demektir, yani doğuştan/genetik olarak getirdiğimiz özelliklerimiz.

o yaradılışı gereği mazbut bir adamdı dediğimiz zaman yani "doğası gereği", yani "genetik kodu"...

genetik özelliklerimizin ortaya çıkardığı davranış şekillerinin iyi ya da kötü olarak sınıflandırılması işlemidir ahlak kuralları da.

hoşgörülü olmamak kötü, nazik davranmak (nezaket göstermek) iyidir

yalan söylemek kötü, dürüst olmak iyidir gibi...

elbette bu davranışlar öğrenilen davranışlardır aynı zamanda fakat kökeninde genetik miras vardır!

kelimenin bir şekilde dini kökenli olması onu kullanımdan çıkarmamızı gerektirmez.

dil ve din tarihsel süreçte iç içe geçmiştir ve bu anlaşılır bir şeydir.

çünkü dil kültürün taşıyıcısıdır, içinde doğduğu kültürden bağımsız değildir.

dil dinden etkilenir, din de dilden etkilenir!

asıl çarpıtma, kelimelerin değil değerlerin kaynağı olarak dinlerin gösterilmesidir.

çünkü bu değerler, ortada ne din ne de dil yokken vardı ve ilk insandan bugüne genetik olarak taşındı.

bu süreçte dilde de karşılığını bulurken dinler de bu değerleri sahiplenmiştir.

dinlerin bu değerlerin müsebbibi olarak gösterilmesi ise ahlaksızlığın dik âlâsıdır.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Ahlak dinlerin tanrıların Allahların bir ürünüdür.

Giderek saçmalıyorsunuz.

 

Haydi sizleri haklı kabul edelim.

Ahlakı dinlerden alıp ne yapacaksınız?

Bu kuruma uygun rütbeler mi dağıtacaksınız?

 

Bu ahlaklı, bu çok ahlaklı, bu en ahlaklı diye bir dini saçmalığa mı dalacaksınız?

Lan böyle bir kurumun olması bile başlı başına aşiretçilik, teokratik bir düzen görmüyor musunuz?

 

Tamam ahlak dinlere tanrılara ait değil dedin.

Aldın.

Bu kurumu nasıl işleteceksin objektif bir dünyada?

Sistemdeki insanları hangi otoriteye göre değerlendireceksin?

Siz manyak mısınız?

Siz bilerek mi yapıyorsunuz bunu? Bir çeşit dini fanatik misiniz?

İşleyen bir sistemin (hukuk da dahil) olduğu yerde ahlak diye ayrıca işleyen bir sistem daha mı olacak?

 

Bunu kim işletecek?

Gurusu kim olacak?

 

Aptal aptal konuşuyorsunuz.

Arkası önü ilerisi gerisi her yeri bom boş, ya da dinciye boş tarla sunar gibi.

 

Ne konuştuğunuzu ne istediğinizi zerre bilmiyorsunuz.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

Bütün kavramlar iç içe geçtiğinden

Ve anormallikler rutin hal aldığından göremiyor olabilirsiniz

Ama insan sistemlerinde yaptırım gücü olmayan hiç bir kurumu işletemezsiniz.

 

Ahlak adlı kurumun da yaptırım gücü tanrılar, allahlar, sonsuz cezalandırmadır.

Din adamları da bu kurumun komiserleridir.

 

İşin bir de bu boyutu var.

Ahlak kurumunda kimse özgür değildir.

 

BU komiserli denetim sistemini aşama aşama devre dışı bırakmış gelişmiş toplumlar.

Yaptırım gücü, yaptırım motoru olarak da devlet ortaya alınmış.

 

Bu devletler eskiden komiserli sistemi pat diye yok etmiyor.

Aşama aşama gidiyor.

Çünkü işine geliyor.

 

Yaptırım gücü olmayınca hiç bir çalmayacaksın, öldürmeyeceksin prensibi işe yaramaz.

 

Modern toplumlarda bu yaptırım gücünü devlet iyi yaşamla sosyal fırsatlarla sağlıyor.

Göç akını, oralara ulaşmaya çalışma bundan dolayı.

 

Bu göç akını popülaritesine, rağbete Avrupa sert yanıt vermiyor.

Çünkü kurdukları sistemin mıknatıs etkisini kendi güçlerini pekiştirmekte kullanıyor.

BU popülarite ve göç akınındaki insanlar içinse yol üzerindeki ahlaksız devletlere rüşvetler veriyorlar oralarda bir ön eleme istasyonları kuruyorlar.

 

%3 diye bir dizi vardı geçtiğimiz yıllarda

İnsanların hepsi getto gibi üçüncü sınıf bir yere toplanmış karmaşa ve yokluk içinde yaşıyorlar.

Her yıl gençler için bir eleme süreci oluyor ve başvuranların %3lük kısmı uzaklarda deniz ortasında açıklar diye bir yerde cennet gibi yaşama alınıyor.

Aynısını yapıyorlar.

 

Yaptırım gücü olmazsa kurallara uyma yaptırımı yaratamazsınız.

Dinler tanrılar allahlar bunu ahlak kurumuyla kendileri komiser olarak yapıyorlar.

Yeni nesil oluşumlarda ortaya koyulan devlet dinamo görevi görüyor.

 

Avrupa Birliği merkezdeki devlet denilen şeyin, konseyin bileşen sayısını kalabalık tutuyor.

Bu sayede devletin kontrolden çıkması yozlaşması ve bağlı insanlara zarar vermesi engelleniyor.

 

Rusya gibi yozlaşmış yerlerde korku yaptırımı uyguluyor devlet.

Orada devlet kontrolden çıktı. 

Çin'de de devlet parti konseyince zaptedilmeye çalışılıyor ama oradaki de kontrolden çıkacak.

Yani durum bu şekilde.

 

Ahlak öyle millete aşı gibi enjekte edebileceğiniz bir şey değil.

Yaptırım gücü bulmanız lazım.

Dinamo.

Yaptırım gücü olmadan empati yaratamazsınız.

 

Felaketler ve kaoslarda ilk yok olan şeyler kurallar ve düzendir.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
gönderildi (düzenlendi)

Evet ciddi kafa karışıklığı var. 

@Getaevet, başlık iki anlamda da anlaşılabilir, amaç zaten buydu. Sırf ahlak kelimesinin mahlukatla ortak etimolojisi yüzünden "dinlerden gelmiştir" diyemezsiniz, hangi dinler olduğunu söylemeniz gerekir. Sırf "Birşeyin doğası" ve "Birşeyin yaratılışı" eskiden aynı anlamda kullanılıyordu diye dinden gelmiştir diyemezsin, hangi dinden geldiğini söylemen gerek.

@AteistBakish 

Ahlak ve etik aynı şeyse, etik ve kanun hakkında düzinelerce kaynak varken neyin yaptırımından bahsediyorsunuz? Toplum olarak yaşamak için seküler sistemlerde zaten halihazırda olan ve kullanılan ekonomik ve yaptırımsal yöntemler zaten var. Ben herşeyi sıfırdan icat edelim demiyorum, tek bir mükemmel yöntem vardır da demiyorum, yeni bir icat çıkartmıyorum. Dinler de ahlak konusunda ahkam falan kesemez çünkü "komiser" denen arkadaşın hiçbir yaptırımı olmadığı aşikar. Yani gerçekten inansalardı dinciler hırsızlık yapmazdı. Ama bilindiği üzere dinciler hırsızdır, yalancıdır, işlerine geleni yaparlar. Demek ki inancın bir yaptırım gücü yok. 

 

Bu arada biraz sakinliğe davet ediyorum. 

 

tarihinde bayşapka tarafından düzenlendi
Link to post
Sitelerde Paylaş
8 dakika önce, bayşapka yazdı:

evet, başlık iki anlamda da anlaşılabilir, amaç zaten buydu. 

 

dostum seninle zaten bir fikir ayrılığımız yok.

şu forumda en makul, mantıklı, sağduyulu paylaşımlar yapan bir avuç insandan birisin.

fakat daha başlıkta onu da kastettim bunu da kastettim diye yola çıkarsan...

ahlak orta doğu menşeli bir kelime ve "yaratmak" kökünden geliyor.

burada sanatsal bir yaratmadan mı söz ediliyor?

 

 

8 saat önce, AteistBakish yazdı:

Haydi sizleri haklı kabul edelim.

Ahlakı dinlerden alıp ne yapacaksınız?

Bu kuruma uygun rütbeler mi dağıtacaksınız?

 

dostum ben evrimsel bir şeyden söz ediyorum.

etimolojik olarak dinî kökenli olduğunu da söyledim.

ne rütbesi, ne yaptırımı, hangi çağda yaşıyoruz?

ahlak kurallarına ister uyarsın ister uymazsın.

hele de din sosuna bulandırılmış olanları olduğu gibi çöpe atarsın.

burada ışid'in, taliban'ın, ömer'in, osman'ın ahlakından bahsetmiyoruz.

eğer dinî kökenli sözcükleri kullanmayacaksan "halk" sözcüğünü de kullanma,

hak sözcüğünü de, hukuk sözcüğünü de, daha bir milyon kelimeyi de!

böyle saçmalık olur mu?

 

Link to post
Sitelerde Paylaş

İllaki şeyhülislam altını olsun para birimimiz diyorsunuz yani.

Tabu bir hastalık.

Neyse.

Ahlak etik vs saçmalıklara ihtiyaç duymak

Her gün eşine beni aldattın mı ya da aldatacak mısın diye soran ya da bu ihtimali düşünen bir manyakla ortak özelliklere sahip olmaktır.

Artık bir insanın geçmişine özelliklerine bakınca istatistikler oluşturulabiliyor.

Dinlerle tanrılarla allahlarla ahlak ticaretinizde size iyi zarar etmeler...

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
4 hours ago, Geta said:

ahlak orta doğu menşeli bir kelime ve "yaratmak" kökünden geliyor.

burada sanatsal bir yaratmadan mı söz ediliyor?

 

Evet, yaratmak kökünden geliyor 100% katılıyorum, çünkü varoluş için, ya da "birşeyin doğası" için kullanılan kelime eskiden buydu. Başka kelimeleri yoktu. Kendilerini ifade etme yöntemleri kısıtlıydı. Ama bu semavi dinlerdeki yaratılış hikayesinden bahsedildiği anlamına gelmiyor. Bu sebeple hangi din diye sorup duruyorum. Yani bu kelimeyi tekeline alacak bir din yok diyorum. Varsa lütfen birisi adını koysun.

 

3 hours ago, AteistBakish said:

Ahlak etik vs saçmalıklara ihtiyaç duymak

Her gün eşine beni aldattın mı ya da aldatacak mısın diye soran ya da bu ihtimali düşünen bir manyakla ortak özelliklere sahip olmaktır.

Artık bir insanın geçmişine özelliklerine bakınca istatistikler oluşturulabiliyor.

 

İhtiyaç duyulan birşey değil, Geta'nın söylediği gibi evrimsel bir sürecin sonunda doğal olarak oluşan toplumun kendini koruma şekli. Daha da derine inersek bireylerin kendilerini koruma şekillerinin doğal seçilimle topluma uyarlanmış, yani oyunlaştırılmış hali. Bu sebeple seri tecavüz seküler ortamda yasak, fakat dinciler için atış serbest https://unherd.com/2021/04/swedens-migrant-rape-crisis/

Link to post
Sitelerde Paylaş
45 dakika önce, AteistBakish yazdı:

Evrimsel falan değil.

Sürü yeri geldiğinde lideri zehirliyor.

Lideri zehirleme özellikli iğneli bir bebek doğsa dediğin doğru olabilir.

Evrimsel olur.

Ama etkileşimli kontrollü psikolojik baskılı eylemlere itmenin nesi evrimsel?

 

Bu söylediklerine katılmıyorum, çünkü sürü, liderini zehirliyorsa, demek ki sürünün aleyhine bir tavır almış. Sürüyü sürü yapan ve değer yargılarımızı zamanla oluşturan şey, evrimsel süreçtir.  İnsanlar hep sosyal/toplumsal yaşamıştır; sosyal demek belirli kurallara göre yaşamak demek. Kuralın dışına çıkan, gruptan dışlanır. İnsanlar gruplar halinde yaşamanın bireylere getirdiği avantajları görmüşler ki hălă sürüler halinde yaşamaktan gocunmuyoruz.

 

Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, AteistBakish said:

Evrimsel falan değil.

Sürü yeri geldiğinde lideri zehirliyor.

Lideri zehirleme özellikli iğneli bir bebek doğsa dediğin doğru olabilir.

Evrimsel olur.

Ama etkileşimli kontrollü psikolojik baskılı eylemlere itmenin nesi evrimsel?

 

 

Davranışları kontrol eden genler var. Bizi toplum yapan bu. Herşey kol bacak iğne falan değil. Ama bazıları her yerde önlerini açıp izin verdiği için birileri her zaman çıkıp kısa yoldan umut ticareti yapıyor.  Onlara da dinci deniyor. 

Link to post
Sitelerde Paylaş
57 dakika önce, kavak yazdı:

 

Bu söylediklerine katılmıyorum, çünkü sürü, liderini zehirliyorsa, demek ki sürünün aleyhine bir tavır almış. Sürüyü sürü yapan ve değer yargılarımızı zamanla oluşturan şey, evrimsel süreçtir.  İnsanlar hep sosyal/toplumsal yaşamıştır; sosyal demek belirli kurallara göre yaşamak demek. Kuralın dışına çıkan, gruptan dışlanır. İnsanlar gruplar halinde yaşamanın bireylere getirdiği avantajları görmüşler ki hălă sürüler halinde yaşamaktan gocunmuyoruz.

 

 

Yani Sezar'ın ortaya alınıp hançerlerle delik deşik edilmesi evrimsel bir şey öyle mi?

Link to post
Sitelerde Paylaş
16 dakika önce, AteistBakish yazdı:

 

Yani Sezar'ın ortaya alınıp hançerlerle delik deşik edilmesi evrimsel bir şey öyle mi?

 

Her hareketimizde, her davranışımızda öyle veya böyle, az veya çok evrimin izleri var.

Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.


×
×
  • Yeni Oluştur...