Jump to content

mantik

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    3.497
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

mantik Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

9.739 profil görüntüleme
  1. mantik

    Piri Reis

    Hacı, Getaf, bilgivehis, Demek ki, ortada birden fazla faktörün bir birleşimi var. Bu faktörlerin önemli olanlarını şöyle sayabiliriz belki: - Jeopolitik koşullar sebebiyle Batı Avrupa'nın bu keşifler dönemine girmeleri - Bu sayede sömürgecilik sebebiyle zenginleşmeleri - Dinlerinin kendi toplumlarındaki etkisinin, İslam'ın islam toplumlarındaki etkisine nazaran daha zayıf olması sebebiyle dinin etkilerini üzerlerinden biraz daha kolay atabilmeleri, ve rönesans, reform hareketlerini daha o zamanlar yaşayabilmeleri - Osmanlı'nın taht kavgaları, bir dizi zayıf hükümdar gibi sebeplerle uzun süre iyi yönetilememesi, ve toplumdaki yerleşik otoriteye tapma alışkanlığı ve kültürü yüzünden bunun önleminin zamanında alınamaması - Doğu kültürü ve islamın etkisiyle Osmanlı'nın fikirsel özgürlüklerin daha kısıtlı olduğu bir toplum olması (ki bu yeni denemeleri, icatları ve yaratıcılığı da etkileyen bir faktör haliyle) - Ayrıca son olarak, İslami bağnazlığın etkisiyle bilim ve teknolojiye yeterli önemin verilmemesi, ve dinsel kadercilik sebebiyle bu dünyadan çok öbür dünya için yaşanması
  2. mantik

    Piri Reis

    Türk Ateist, Kaynak ve uzman tavsiyesi için teşekkürler. Özellikle Halil İnalcık'ın kitaplarını inceleyeceğim. (İlber Ortaylı'yı zaten biliyorum). İslam en büyük faktör olarak göze çarpıyor tabi, özellikle de mesele özetlenmek istendiğinde. Yani bu kişilerin, bu soruya kısa cevap olarak bunu vermelerinde garip bir taraf yok. Kısa cevap olarak biz de öyle diyoruz zaten. Ama kökenlerine ve ilk ortaya çıkıştaki hallerine bakıldığında, ilkellik ve baskıcılık açısından İslam, Hristiyanlık ve Musevilik aslında birbirinden çok farklı değil. Fakat zaman içinde, eklileri altına aldıkları toplumlar üzerindeki güçleri, değişime direnişleri ve ilerlemeye karşı oluşturdukları dirençler açısından farklılıklar göstermişler. Bunda ise, bu dinler özleri açısından farklı olmadığına göre, başka dış faktörlerin etkisi olmalı diye düşünüyorum. Sonuçta bu dış faktörler, bu dinleri ve onları takip eden toplumları farklı şekillerde pişirmiş zaman içinde. İşte ben de bunları tespit etmeye çalışıyorum. Hatta bu konudaki faktörlerle ilgili olarak, bir dizi, madde madde liste oluştu kafamda. Bir sonraki iletimde onlara değineceğim.
  3. mantik

    Piri Reis

    Magnesia, Tespitlerin çok doğru ve yerinde. Osmanlı sarayının ve yönetiminin çürümüşlüğü aşikar. Zaten Batı'da bile Osmanlı'nın zayıflaması ve çöküşü ile ilgili faktörler listelenirken, bir tanesi muhakkak taht kavgaları ve birbiri ardına gelen bir dizi zayıf sultan olarak dile getirilir. Ama bakıldığı zaman, bu derece çürümüşlük hepsinde görülmese de, mutlakiyetin olduğu her yerde bu tür sorunlar gözlenecektir. Mesela, İngiliz toplumu yaşamamış mı bunu geçmişinde diye düşünmek lazım. Kardeş katliamı, vs düzeyinde olmasa da, zamanında bunların bir kısmını onlar da yaşamışlar. Ama sonra bakıyoruz, memleket yönetiminin bir dizi zayıf hükümdarın takdirine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu gören üst düzey devlet erkanı, sarayda kendi aralarında istişare ede ede zaman içinde ortaya öyle bir sistem çıkıyor ki, krallarının rolü önemsizleşmeye başlıyor. Meşrutiyet yönetiminin temellerini böyle atıyorlar. Yani saray çevresinde yönetim ile ilgili olarak istişare eden ve bu konulardan asıl anlayan kişiler, zaman içinde bugün bildiğimiz meclisin görevini yerine getirmeye başlıyor, ve tepedeki hükümdar işe yaramaz bir sembolik karaktere dönüşmeye başlıyor. Bu süreç yüzyıllar alıyor onlarda ama sonunda oraya geliyor. İnsan peki Osmanlı'da niye böyle olmadı diye düşünüyor o zaman. Yani zamanla Osmanlı'da da oluyor bu ama iş işten geçtikten sonra. Ayrıca, Batı'dan örnek alındığı için oluyor bu, doğal bir şekilde geliştiği için değil. Bunda ise işte İslam'ın o bahsettiğimiz rolü var bence. Tek adamcılık, otorite karşısında boynun kıldan ince olması, güce tapma, vs gibi itaatkar ve doğulu kavramlarla birleşmiş bir islami bağnazlık yani. İngiliz sarayının yapabildiğini Osmanlı'nın yapamamasını belki buna bağlayabiliriz diyorum.
  4. mantik

    Yurtdışına yerleşmek

    Ben 22 yıldır ABD’de yaşıyorum. Sizler buraya gelmek istiyorsunuz, bizler de buradan bıkmışız, dönebilsek memleketimize döneceğiz, ama memleketin dönülecek hali kalmadığı için dönemiyoruz. Burada bunca yıl yaşamış da olsan, doğup büyüdüğün ülke gibi olmuyor. Hep yabancısın burada. Hele de son dönemde Amerika’da yabancı düşmanlığı da çok arttı biliyorsunuz. Trump’ın Amerikası şu anda burası. Bu yüzden iyi düşünün. Hiç de beklediğiniz bir ortamla karşılaşmıyorsunuz burada. Pek çok kişi ya çok ağır çalışma koşulları altında çürüyor, ya yalnızlıktan bunalıyor, ya da daha yılını doldurmadan geri dönüyor. Tanıdığım bir arkadaş bir işyeri devraldı. Başına da Türkiye’den getirdiği bir genci koydu. Ama buradaki hayat çocuğu bunalttı. Bir süre sonra çocuk bu arkadaşı ortada bırakıp Türkiye’ye geri döndü. Arkadaşın zaten kendi işi var bütün zamanını alan. Güveneceği biri başında durmazsa diğer işi takip edebilmesi mümkün değildi. Dolayısıyla, çok zor durumda kaldı, ve o girişimden zarar etti. Benzer başka örnekler de duydum. Yani davulun sesi sizlere uzaktan hoş geliyor, ama çoğunuza güvenmek zor bu konularda. Ya işi beğenmiyorsunuz, ya çalışma şartlarını ağır buluyorsunuz, ya yalnızlıktan bunalıyorsunuz, ya da sarışın kızlarla gönül eğlendireceğinizi zannettiğiniz bu ülkede aradığınızı bulamayıp geri dönüyorsunuz. Hollywood filmlerinin sadece iyi kısımlarını gösterip reklamını yaptığı gibi bir ortam olmadığını anlamanız lazım burasının önce. Onu göze alıyorsanız, ve kolay vazgeçmeyen biriyseniz, zorluklardan da yılmıyorsanız belki gelinebilir.
  5. mantik

    Piri Reis

    Piri Reis'in haritası, ve o dönemde Osmanlı'da dünyanın geri kalanının ne kadar bilindiği ve ne derece ilgi gösterildiği ile ilgili bir araştırma yapıyorum. Bilindiği gibi Piri Reis'in o dönemden kalan ünlü haritasında Güney Amerika'nin doğu kıyıları gösteriliyor. Bazıları müslümanların Amerika'yı Avrupalı'lardan daha bile önce keşfettiği gibi sonuçlar falan çıkarıyorlar bu haritadan. Hatta meseleyi uzaylılara bağlayan Eric von Daniken gibiler bile var. Ama olayın bunlarla ilgisi yok tabi. O dönemde Amerika kıtası çoktan keşfedilmiş durumda. İspanyol ve Portekizlilerin elinde pek çok harita var o dönemde. Piri Reis 11 yaşından itibaren amcası Kemal Reis ile birlikte denizlere açılıyor. 14 yıl boyunca amcasının gemisinde denizcilikle ilgili pek çok şey öğreniyor. Akdeniz'de yabancıların gemilerine saldırıp ganimet falan elde ediyorlar. Bir nevi korsanlık yani. O meşhur haritasını 1511 ve 1513 yılları arasında çiziyor. Bu haritayı çizerken İspanyol ve Portekiz gemilerinden ele geçirilen haritalar, Caferiye haritaları ( İskender döneminden kalan Abbasiler döneminde kopyalanan haritalar) ve Kristof Kolomb'un Amerika haritasından yararlanıyor. Yaklaşık 20 harita kullanıyor bu haritasını çizerken. Hatta yararlandığı Krisfof Kolomb'un o dönemden kalan ve günümüzde kayıp olan haritasının bir kısmı Piri Reis'in bu çalışmasında görüldüğünden, acaba bu haritanın diğer eksik kısımlarına Osmanlı arşivlerinde rastlanabilir mi diye araştırma bile yapılıyor Cumhuriyetin ilk yıllarında, hem bazı Türk tarihçiler, hem de İstanbul'a gelen yabancı tarihçiler tarafından. Ama bulunamıyor. Piri Reis'in haritasını 1517 yılında Yavuz Sultan Selim'e hediye ettiği biliniyor. Yani anlayacağınız, Amerika kıtasının keşfinden 20-30 yıl sonrasından bahsediyoruz, ve o dönemde yeni dünya ile ilgili elde pek çok bilgi var. Benim merak ettiğim ve araştırdığım konu, bu haritanın temsil ettiği bilgilerin o dönemde Osmanlı erkanı tarafından nasıl karşılandığı, nasıl yorumlandığı. Bir ihtimal, gösterilen bölgelerin Amerika kıtası olduğu bile bilinmiyor veya anlaşılamıyor Osmanlı tarafından. Çünkü o dönemde zaten hala orasının Asya ve Hindisyan olduğu inancı hakim. Hatta Piri Reis'in haritasında Kuzey Amerika ile ilgili bazı kısımların doğru olmamasını Amerika'nın doğu Asya ile karıştırılmasına bağlayan uzmanlar var. Ama mesele bu kadar mıdır? Yani biz oralara zaten karadan gidebiliriz koca Atlantik okyanusuna açılmanın ne anlamı var mı denmiştir acaba? Yani merak ettiğim, neden Osmanlı'da bu keşifler kervanına katılmak için motivasyon ortaya çıkmamış? Hiç mi merak etmemişler? Bu gavur Asya'ya batıdan gidiyor, biz de gidelim bakalım niye dememişler mesela? Bu kadar meraksız ve vurdumduymaz olunur mu? Ki Osmanlı'nın en güçlü olduğu dönemden bahsediyoruz burada. Osmanlı o dönemde keşifler kervanına katılsaydı, dünyanın ondan sonraki tarihi çok daha farklı olurdu diye düşünüyorum. O dönemdeki psikolojiyi ve bunun neden yapılmadığını araştırıyorum. Bu araştırmada faydalanabileceğim kitap ya da kaynak bilenler lütfen burada bildirebilir mi?
  6. mantik

    BİR HABER!

    Bu habere ne diyeceğimi bilmiyorum. Hacı ile sanal ortamdaki tanışıklığımız Ateistforum kurulmadan önceki yıllara, Alternatiforum ve Türk Ateist forum sitelerine dayanır. Yani yaklaşık 20 yıllık bir tanışıklığımız var kendisiyle sanal ortamda. Sonra Ateistforum'u da beraber işlettik yıllarca. Yüz yüze tanışmadık ama kendisiyle defalarca telefonda görüşmüşlüğümüz var. Yani kendisi arkadaşımdır. Bunu okumak benim için bu haberi günlük hayattaki bir yakınımdan duymaktan farksız. Ben bu tür konulara yaklaşımda ve cevap bulmada iyi değilim. Kendi çevremde de yakınlarımdan, tanıdıklarımdan bu tür haberler aldığımda söyleyecek doğru şeyi bulmakta zorlanırım. Onun için burada ne diyeceğimi de bilmiyorum. Geçmiş olsun desen, geçecek birşey değil. Olsa olsa geciktirilebilecek birşey. Tek aklıma gelen sabır dilemek ve moralini yüksek tutma tavsiyesinde bulunmak. Bu tür bir tavsiyeye benzer durumda ben kendim ne kadar uyabilirdim bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki, insan kötü ve stresli bir durumla karşılaştığında, asıl işkenceyi kendi kendisine ediyor. Gerçek olay kişiyi en fazla bir defalık etkileyebilecek birşeyken, insan kendi kafasında bunu sayısız defa yaşıyor. İşte bunun etkisini azaltmanın tek yolu, o kısmı kontrol edebilmekte. Yani iyimser ve umutlu olmak gerekiyor. Bu tür streslerin etkisini en aza indirebilecek tek yol bu. Umut az olduğu veya istatistiksel olarak düşük olasılıklı olduğu durumlarda bile morali yüksek tutmanın tek yolu bu umuda sıkıca sarılmak. Burada umut tıptaki gelişmeler ve yeni tedavi yöntemleri. Bu konuda en fazla aşama kaydetmiş ve/veya en fazla umut vaadeden yöntemlerin, çalışmaların ve tedavilerin peşinden gitmek gerek. Benim aklıma gelen ve tasviye edebileceğim tek şey bu.
  7. mantik

    Güvende değilim.

    Summertime Sadness, Yakın zaman öncesine kadar genel bakış açısı PC'lerin, özellikle de windows temelli PC'lerin ele geçirilmeye daha açık olduğu, cep telefonlarının çok daha güvenli olduğu yönündeydi. Özellikle de iOS temelli cihazların. Hatta iPhone'ların ele geçirilemez cihazlar olduğunu iddia edenler vardı. Ama hacker'lar boş durmuyor tabi. Artık bu cihazlar çok popüler olduğu için, zamanında windows'un açıklarını arayıp durdukları gibi, bir süredir de bunların açıklarını arıyorlar. Son dönemlerde artık bu cihazların ele geçirilemez olduğunu söylemek de zorlaştı. Çünkü aksi örnekler ortaya çıkmaya başladı. Yine de, bir siteye tıklarayak telefonun kontrolünü kaybetmek biraz aşırı geldi bana. O kadarı mümkün müdür bilmiyorum.
  8. mantik

    Güvende değilim.

    Gerçi artık gmail ve hotmail gibi bazı email hizmetleri bu tür spoof girişimlerini önlemeye çalışıyor. Eğer spoof edilen email doğru IP adresinden gelmiyorsa (yani email adresindeki domain'in DNS kayıtlarındaki server'ın IP'sinden), bunu sizin gelen kutunuza ulaştırmayabiliyorlar. Ama her email hizmeti bunu yapmadığı gibi, IP spoofing diye birşey de olduğu için, bu yukarıdaki kodun biraz daha gelişmiş şekliyle onun da üstesinden gelinebiliyor. Bu tür şeylerin olduğunu bilmek için internete biraz aşina olup bir süredir kullanıyor olmak kafi. Ama çamur atmak daha kolay tabi.
  9. mantik

    Güvende değilim.

    Yahu, "email spoofing" diye birşey var. Çok da basit. Size giden bir email'i istediğim adresten geliyormuş gibi gösterebilirim. Eğer sizin email adresinizi biliyorsam, istersem sizin adınıza, sizin adresten gidiyormuş gibi görünen emailleri istediğim yere gönderebilirim. Zaten bu tür şeyler yapan spam programları falan da var. Hiç rastgelmediniz mi? Bazen arkadaşınızın email adresinden bir email gelir, ama spam olduğu bellidir. Bunlar spam bot'ların işleri. Sürekli olan şeyler. İnternete biraz aşina olan birinin bu devirde artık bu konuları biraz bilmesi ve mesele etmemesi gerekir. Mesela, şu aşağıdaki kodu alın, bir text dosyası olarak email_spoof.php adıyla kaydedin: <html> <head> <title>Email Spoof</title> </head> <body> <?php $to = "your_email@youremail.com"; $subject = "Test mail"; $message = "Hello! This is a simple email message."; $from = "do_not_reply@ateizm.org"; $headers = "From:" . $from; mail($to,$subject,$message,$headers); echo "Mail Sent."; ?> </body> </html> "your_email@youremail.com" adresinizi kendi email adresinizle değiştirin. Sonra da, herhangi bir web server'a erişiminiz varsa, bu dosyayı oraya yükleyin. Bu dosyaya her eriştiğinizde, mesela browser yoluyla, veya kendiniz bilerek bağlanıp dosyayı çalıştırarak, bu dosya size "Hello! This is a simple email message" içerikli bir email gönderecek, ve kimin gönderdiğine baktığınız zaman, email'in "do_not_reply@ateizm.org" adresinden geldiğini göreceksiniz. Bu iş bu kadar basit. Buyrun siz de deneyin ve görün.
  10. mantik

    Hangi VPN servisini tercih etmeliyim?

    Market Wizard, Eğer o İsveç IP'sine bağlanan fazla kişi yoksa, özellikle de senin bağlandığın saatlerde, o zaman aşağı yukarı tespit ederler o durumda. Yani eğer dediğin türde birşey yapıyorsa bizim savcılık. En azından ellerinde bir liste olur. O listedekilerin de hepsi şüpheli olur. O durumda da artık ispatlayamazlarsa bile, en azından başın ağrır. Baskıcı bir zihniyetin baskı uygulamak için başvurmayacağı yol yok demekki. Bu dediğin uygulamayı ilk defa duyuyorum. Savcılık açısından zekice bir hamle. Şu FETÖ soruşturmaları falan sebebiyle icat etmek zorunda kaldıkları bir yöntem olmalı.
  11. mantik

    Hangi VPN servisini tercih etmeliyim?

    Market Wizard, Ben Bilgisayar değil, Elektronik mühendisiyim. Ama yakın tabi. VPN konusuyla hiç ilgilenmedim yalnız. Yırtdışında yaşadığım için ihtiyacım olmadı. Benden alacağın bilgiden daha iyisini google'da bulursun bu konuda tahmin ediyorum. Düşman ülke değil ama, ifade özgürlüğünün gelişmiş olduğu bir ülkenin VPN'ini seçebilirsin. Kanada gibi, Kuzey Avrupa ülkeleri gibi. Ben öyle yapardım herhalde.
  12. mantik

    Hangi VPN servisini tercih etmeliyim?

    Yukarıda bu forumdan IP istenirse verileceği, forum sahibinin bir fonksiyonu bile olmayacağı falan söylenmiş, forum kurallarından alıntı yapılmış. Burasının kurucularından, ve yıllarca yönetiliğini yapmış biri olarak bazı düzeltmeler yapmam gerekiyor. Evet, kurallarda katılımcılardan Türkiye Cumhuriyeti yasalarına saygı bekliyoruz, doğru. Ama bu demek değil ki politik sebeplerle, fikir hürriyetine aykırı uygulamalarla ve sansürcü zihniyetle buradan IP istenirse verilecek. Bu daha çok başka durumlar için geçerli. Mesela, birisi dolandırıcılık yapıyor diyelim, ve savcılık bizimle bağlantı kurdu, bu sitenin kullanıcısı olan bu kişinin yakalanmasında yardım istedi. Ya da bir kullanıcı önce burada birilerini ölümle tehdit etti, sonra da o kişi ölü bulundu ve savcılık buradaki kişinin parmağı olduğunu düşünüyor, vs. O tür durumlarda, eğer ikna edici bir gerekçe sunulduysa, belki IP’yi veririz. Ama unutulmamalıdır ki, burası bir Amerikan forumudur. Resmi olarak, takip etmesi zorunlu olan yasalar sadece Amerikan yasalarıdır. Dolayısıyla, Amerika’da suç olmayan hiçbir eylem için kimse burasının yönetimini kullanıcıların bilgisini ifşa etmeye zorlayamaz. Yani, bir politikacıya hakaretten, ya da din aleyhine yazdığınız için “halkın manevi duygularını incitmek, vs” gibi sudan gerekçelerden falan kimse buradan IP alamaz. Ayrıca, söylenenin aksine, bu yönetimin kontrolü dışında da değildir, çünkü burası alelade bir hosting servisi kullanan bir site değildir. Bu site kendi kendisinin hosting şirketidir, kendi kiraladığı server’da tutmaktadır siteyi. Server’ı kiraladığımız şirketin server’a ne erişimi, ne de yasal olarak erişme hakkı vardır. Yani, içiniz rahat olsun, burada güvendesiniz. Sırf ateistsiniz ve din aleyhine yazıyorsunuz diye burada başınıza birşey gelmez.
  13. mantik

    DEĞİŞİM ZAMANI

    Yöneticilik için bir yere yazılmış kesin kurallar falan yok. Ama yöneticilik için düşünülecek kişinin güvenilir biri olması gerekiyor. Tabi kişiyi gerçek hayattaki haliyle tanımak çoğu durumda mümkün olmadığı için, güvenilirliğin tek göstergesi kişinin bu forumdaki geçmişi olacaktır. Yani yeterince eski bir katılımcı olması, forumda yazdığı yeterince iletisinin bulunması, üslubuyla, birikimiyle burada saygı duyulan biri olması, vs. Ayrıca buraya düzenli bağlanabilen, ve buraya ayırabilecek vakti olan biri olması da önemli tabi. Eskiden beri yöneticilik için kriterlerimiz böyle şeylerdi. Şu anki yöneticiler de muhtemelen bunlara bakacaktır.
  14. mantik

    DEĞİŞİM ZAMANI

    Sütlü Kase, Yeni gelenlerin anibal'i veya falanca birini atamayacağı, eski yöneticilerin buna engel olacağı konusunda yanılıyorsun. Zaten burada topu topu 3-4 tane yönetici kaldı. Onların ise yarısı eğer giderlerse burası başı boş kalacağı için gidemiyorlar. Yani gitmekten kasıt, yönetimden tamamen ayrılmak değil ille de, ama yarı emekliliğe çekilmek. Forumun günlük işleyişi ve sorunlarıyla ilgilenmek zorunda kalmadan, buraya bağlandıkları zaman sadece başlıklara göz atıp tartışmaların zevkini çıkaracak şekilde burayı takip eder duruma gelmek. Uzun yıllar burada yöneticilik yaptıktan sonra bu tür durum özlenir hale geliyor, emin ol. Eskiden yöneticilik yapmış, sonra forumu takip etmeyi bırakmış, fakat yine de yöneticilik yetkileri devam eden kişiler geri dönebiliyor arada sırada. Anibal örneği bu tür bir örnek. Kendileri bile yöneticilik yetkilerinin hala devam ettiğinin farkında olmayabilir bu kişilerin bazen. Bu yüzden üsluplarına dikkat etmeyebilirler, vs. Anibal örneğinde de öyle olmuştur demiyorum, çünkü dediğim gibi, burada değildim, takip etmedim o konuyu. Ama tek bir ayrıntıya takılmayın. O konuda ne olduysa oldu, bilmiyorum. Sonuçta hata da yapılabilir. Yöneticiler de insan. Onlar da bazen öfkesine yenilebilir, ya da adam kayırmak suretiyle hata yapabilir, vs. Önemli olan daha sonra bunun düzeltilmesi. Mesela bildiğim kadarıyla anibal'in yöneticilik yetkisi yok şu anda. Yanılıyor muyum? Demek istediğim, bahane aramayın. Buraya hizmet etmek isteyen, ve daha iyi yerlere getirmek isteyen kişi, bunun da yolunu bulur. Ayrıca, burasının prestijinin bahsettiğin sebepten dolayı yerlerde gezindiğini falan zannetmiyorum. İnternette burası ile ilgili kötü yorum çok tabi. Onun farkındayım. Ama bunda garipsenecek birşey yok, çünkü bunların çoğu zaten burası ateist ortam diye baştan önyargı ile yaklaşan kişiler, ve bu ortamı karalamanın ve kötülemenin sürekli yolunu arayan kişiler. Yani yapılması gereken açık. Yıllardır forumu takip eden, burada yönetim tarafından bilinen, ve üslubu ve buradaki geçmişi ile forum ahalisinin güvenini kazanmış kişilerden buraya hizmet etmek isteyenler, Bir Buçuk ile bağlantıya geçecek. O da ondan sonrasını halledecek. Tabi aynı isim ile uzun yıllar burada yazmış ve forumda çok sayıda iletisi olan kişiler ancak bu koşulları yerine getirebilecektir. Mesela, sen eski misin bu forumda bilmiyorum ama, en azından Sütlü Kahve nick'i belli ki yeni. Sadece 23 iletin var. Yani mesela sen talip olamazsın muhtemelen. Yani olursun da, kabul edilmez tahminim. Eğer yönetim seni tanımıyorsa ve forumdaki geçmişini bilmiyorsa tabi.
  15. mantik

    Green Card

    Bana diyorsan, ben anibal değilim.
×