NonTime

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    107
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

7 Takipçiler

NonTime Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    Baltimore
  • Interests
    Bilim, Sanat, Felsefe ve Mantık.

Güncel Profil Ziyaretleri

387 profil görüntüleme
  1. Bu konu hakkında az-çok araştırması ya da bilgisi olanlar var mı? İnançların arkasında yoğun güç blokları olduğunu düşünüyorum. Antik dönem bilimleri, kabala, mistisizm vb. kavramlar bu fikrimi destekliyor. Tam olarak oluşsallığını henüz bilemesem de genel anlamda bazı kişilerin ya da başka tür akıllı formların böyle bir güç hâkimiyeti kurduğunu düşünüyorum. Materyalist arkadaşlar için de şu şekilde sorayım: Enerji formundaki maddenin insan veya başka bir zekâ sahibi varlık tarafından azamî enerjiyle/enerjisiz olarak kontrol edilmesi mümkün müdür? İnsan doğasının böyle bir kabiliyeti var mıdır?
  2. Ahahah fizik yasaları mı? Delik deşik oldu onlar, kuantuma gerek yok maddenin özüne insen bile yeter. Ayrıca; -Algılandığın sahte gerçeklik, orijinali değil.
  3. +1 Aptal materyalistler maddeyi töz olarak görürler hep. Birnevi maddeye tapıyorlar.
  4. Tanrı'nın adaleti yeryüzüne tecelli etsin.

  5. Büyü olsaydı mevcut enerjiyi sömüren insanlar arasında kaos çıkardı. Birkaç köy hikayesi var büyü, sihir vs. hakkında ama ben bunların halk nezdinde ortaya çıkışını biraz yorum biraz da hile olarak değerlendiriyorum. Büyü yoktur ama eğer fizikçiler böyle giderse büyüden beklenebilecek her türlü etkiyi üretebilecekler. Bir tek zaman yolculuğu hariç.
  6. "İslâm evrensel yahudiliktir" -İlber Ortaylı
  7. Beni Kureyza, Beni Kaynuka, Beni Nadir Yahudileri, haksız yere sürülmüş ve öldürülmüştür. Hatta adını sayamadığım pek çok Yahudi kabilesi de aynı akıbete uğramıştır. Muhammed bazı savaşa yakın vakitlerde zanna uymuştur. Allah'ın ulu ismi olmasa, dininiz çoktan küle dönerdi. Lakin gün gelecek, her şey açığa çıkacak.
  8. Adi pislik. Küçümsediğin Batı'ya cariye bile olamazsın bok çuvalı seni. Cahil takiyyeci
  9. Aton mitolojik olarak çok ilginç. Mantıklı olması tartışılır ama özgün olduğu kesin.
  10. Lilith hikayesini biliyorum. Dilerim ki gerçek değildir çünkü çok saçma ve kırıcı. Evet olabilir. Talmud'da da zaten Süleyman'ın Özdeyişleri'nde yazıyor, kadının erkeğe eşit olması için kaburgadan yaratıldığı vs. Böyle bir bab var. Sembolik de olabilir tabii. Shekinah da YHVH'nin dişil tecellisini gösteriyor ayrıca. https://eksisozluk.com/shekinah--421010 Hermeneutik metinler bunlar. Analizini yapmak zor. Kur'an'ın teville kurtarılma çabaları var ama onda tarihsel pratikler de olduğu için şükürler olsun ki "apaçık" bir kitap.
  11. Sizin anlamadığınız şey şu: Tanrı'nın insanı yargısına ihtiyaç yok. Zaten faktörleri falan biliyor. Bu yüzden nihai olarak mevcut fiziksel gerçeklikte sizin tabirinizle cennet ve cehennem belirleniyor zaten. Ben hatta her yaptığımızın anında karşılığını orada aldığımızı düşünüyorum teorik olarak. Bu yüzden ölüm sonrası hak edilen şey her neyse orada bulacağız kendimizi. Veya belki de reenkarnasyon döngüsü olabilir vs. Bu yüzden Tanrı'nın/Allah'ın ayrıca bir yargıda bulunacağını sanmıyorum.
  12. Evet biliyorum, Toprak Ana ve Vişnu örnek gösterilebilir buna mesela. Ama beni üzen, semavi dinlerin içinde en azından en net, tutarlı ve manevi yönü yüksek olan yahudilik ve hristiyanlığın da patriyarkal olması. Tekvin bölümü olmasa bu iki inanç da idare ederdi aslında. Ama Musa'nın hikayesi vs. de tam mitolojik. Tanrı tüm dinleri bloke etmiş sanırım.
  13. Eğer sen ahlaklı davranmazsan sana da ahlaklı davranmazlar. Toplumun ahlakı seni yok eder ya dağlarda yaşamaya çalışırsın. Ki o mertebede de ahlak olmayacağı için bir hayvana yem olabilirsin ya da berbat bir hayat yaşar ve bunalıma girersin. Demek ki neymiş, Tanrı'nın yasaları iman faktöründen bağımsız olarak, herkese işliyormuş. İstersen uyma.
  14. Arkadaşlar, öncelikle bu yazıdaki amacım, teizmi olabildiğine sade, bilimsel ya da felsefî kompleksliğinden ayrı olarak, netleştirerek açıklamak ve bu son haline eleştiri getirmek. Zira akıl ve mantığın karşısında, yetersiz seçilimlere zorlayan teizmin, yıllarca güç kazanması hep bulanıklıklardan ötürü oldu. Benim için ise bilgiye yönelik en önemli şeylerden biri de anlamaktır. Başlayalım. Başlangıçta Tanrı ya da tanrılar evreni yaratıyor. Yani aslında pek çok kaynakta yer ve gökler gibi geçiyor hatta katmanlarda vs. bilimsel bariz hatalar olduğunu biliyoruz bu ifadelerde. Neyse. Sonrasında ikinci hamle, doğanın (doğal unsurların ya da faktörlerin) yaratılışı & tanzimi oluyor. Bazen evrenle bir, ilk hamlede sayılabilir. Üçüncü hamlede ise insan yaratılıyor bildiğiniz gibi. Çoğu hikayede, ataerkinin etkisiyle, ilk olarak erkek (adam) yaratılır. Ki bu ahlâkî ve bilimsel açıdan oldukça yanlış ve mantıksızdır. Dördüncü olarak da, ekseriyetle bildiğimiz gibi, kadın. Ve kadınlar genellikle (özellikle semavi dinlerde) itaatkâr olan ve olması gereken kişiler olarak tasvir ediliyorlar. Genellikle erkeğin tamamlayıcısı ya da doğurgan olmaları ön planda olmuş hep teolojilerde. Ya da en fazla tanrıça olarak pantheonda boşluk dolduruyorlar. Yani, kısacası erkeğe daha fazla önem verilmiş çoğu eski inançta. Bu utanç kaynağını benimseyen rezil toplumlar da ahlakî gelişimden hayli yoksun kalmışlar. Bir diğer önemli nokta olan kollektivizm/içtimai görüşe de ilerde değineceğim. Evet, bu noktadan sonra hikayelerde çoğunlukla değişiklik olsa da gelişimler aşağı yukarı aynı. İnsanlar yeryüzünde çoğalıyor ve medeniyetler kuruyorlar. İçlerinden tanrıya ya da tanrılara bağlı olduğunu iddia eden kişiler, dim adamı oluyorlar ve tanrı/ tanrıların elçileri oluyorlar. Bu kişilere ilham ya da vahiy geliyor, ya da tefekkür ederek aydınlanıyorlar vs. Sonrasında kendilerine özgü yasalar koymaya ve resmî dinlerini belirlemeye başlıyorlar. Sonrasında ise din kurumsallaşıyor vs. Arada belki tanrının/tanrıların gazabı olabiliyor ve bunlar ibret verici kıssalar olarak anlatılıyor filan. Hepsi aynı bu noktaların. Yani toplamda en az üç kere müdahale edilmiş oluyor. İnsan da çoğunlukla yaratıldığı için itaat etmesi gereken bir varlık olarak görülüyor. Kul tabiri de buradan geliyor işte. İbadetler/ritüeller falan da öyle. Yani bunları farklı anlamlara çeksek bile insanın temelde yaşama amacı ve nedeni; görev yapmak oluyor. Görev de ya tanrının/tanrıların emirlerine göre yaşamak ve onu hoşnut etmek ya da kendini tanrının öngördüğü şekilde günahtan kurtarmak. Bu "ver ki vereyim" mantığına dayanıyor. Belki okumuşsunuzdur, başka bir dildeydi terimin orijinal ifadesi gerçi ama neyse. Nihai olarak, "tüccar mantığı" dediğimiz şey de buradan ileri geliyor. Teistler tanrılarıyla ticaret yapabileceklerini düşünüyorlar. Bu elbette yanlış bir inanç. Politeizmi sembolik olarak görsem de monoteizmi bu konuda ciddi bir şekilde eleştiriyorum. Tanrıyla ticaret yapamazsınız; cennet ya da herhangi bir talebiniz için. Velhasıl, konumuza dönecek olursak, teizm budur. Teizmin vizyonu bundan ibarettir ve bununla biçimlenir. Çoğu inançta şeytana rastlanır ve şeytanın yegane amaçlarından biri, insanı kandırmak ve düşürmektir. Komik bir rekabet bu elbette. Sonuçta, teizm bugün kültürel olarak deistik bir atmosfer içerisinde bekasını sürdürüyor. Birçok sebebi olabilir tabii ama moderniteden yararlanıp paradigmasını güncelleyerek yorumladığı kesin.
  15. Senin ilahın ölmek, uyumak ve muhtaciyetten yoksun demek ki. Bence panenteist ol, sizin sufiler de öyle yapmıştı. Dinamik bir tanrı inancın olur hiç değilse Hem bu şekilde hem yaratan hem de yaratılan olursun