Jump to content
impressivo

TANRI YOKSA, HİÇBİRŞEYİN ANLAMI YOKTUR

Recommended Posts

6 hours ago, NotImportant said:

Bozunuma uğrayacak tıpatıp aynı 2 atom hayal et. bu atomlardan biri bir dakika diğeri bin yıl sonra bozunuma uğrayabilir. Birinin diğerinden daha önce veya sonra bozunuma uğrayacak olmasını sağlayan hiç bir neden sonuç ilişkisi yoktur. Olasılık tamamen rastgele gerçekleşir.

Daha başka örnek için Schrödinger'in kedisi ışığın dalga parçacık ikiliği söylenebilir. 

Tıpatıp aynı 2 atom olduğunu sanmam, mutlaka aralarında bir fark vardır, senin aralarında fark olduğunu görememen fark olmadığı anlamına gelmez. Bu atomlar durup dururken hiç nedensiz mi bozunuma uğruyor? Bir atomun ne zaman bozunacağını bilememen bu bozunmanın nedensiz olduğu anlamına mı geliyor?

Schrödinger'in kedisinin ne alakası var benim sorduğum soruyla? Ayrıca Schrödinger bu hayali deneyi Kuantum fiziğinin Copenhag yorumuna tepki olarak öne sürmüştür.

Işığın dalga parçacık ikiliği nasıl nedenselliği çürütüyor?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Şimdi, sağduyu yazdı:

Tıpatıp aynı 2 atom olduğunu sanmam, mutlaka aralarında bir fark vardır, senin aralarında fark olduğunu görememen fark olmadığı anlamına gelmez. Bu atomlar durup dururken hiç nedensiz mi bozunuma uğruyor? Bir atomun ne zaman bozunacağını bilememen bu bozunmanın nedensiz olduğu anlamına mı geliyor?

Schrödinger'in kedisinin ne alakası var benim sorduğum soruyla? Ayrıca Schrödinger bu hayali deneyi Kuantum fiziğinin Copenhag yorumuna tepki olarak öne sürmüştür.

Işığın dalga parçacık ikiliği nasıl nedenselliği çürütüyor?

pardon tıpa tıp aynı 2 atom olamaz mı ? Konuşma bitmiştir. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
1 hour ago, NotImportant said:

pardon tıpa tıp aynı 2 atom olamaz mı ? Konuşma bitmiştir. 

Daha atomun elektronların momentumları ve konumları kesinlikle bilinemezken sen hangi mantıkla tıpatıp aynı 2 atom diyebiliyorsun?

Ya bu 2 atomun çekirdeğini oluşturan parçacıklar için ne diyeceksin? Bu 2 atomdaki parçacıkların arasındaki mesafe, birbirlerini çekme gücü falan birbirlerinin tıpatıp aynısı mı diyorsun yani? Neye dayanarak?

Heisenberg'in belirsizlik ilkesi konu atom olunca devre dışı mı kalıyor yani?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Bir saat önce, sağduyu yazdı:

Daha atomun elektronların momentumları ve konumları kesinlikle bilinemezken sen hangi mantıkla tıpatıp aynı 2 atom diyebiliyorsun?

Ya bu 2 atomun çekirdeğini oluşturan parçacıklar için ne diyeceksin? Bu 2 atomdaki parçacıkların arasındaki mesafe, birbirlerini çekme gücü falan birbirlerinin tıpatıp aynısı mı diyorsun yani? Neye dayanarak?

Heisenberg'in belirsizlik ilkesi konu atom olunca devre dışı mı kalıyor yani?

Bozunum diyorum yahu bozunum ne olduğunu bilmiyorsun araya elektronların hızlarını momentumlarını bulaştırıyorsun. Bilmiyorsun işte insan evladı. Bu tartışma için bir seviye gerekli ve sen o seviyeyi karşılayamıyorsun, bari kafandan uydurma. 

Ama biri olur da sorarsa falan aklında bulunsun, sendeki bir hidrojen atomuyla güneşteki bir hidrojen atomu bir birinin tıpa tıp aynısırdır. Tartışmayı daha fazla uzatmayacağım. Sen kitap falan okuma sakın olur da 1-2 bir şey öğrenirsin. 

Hayır kaynağı soruyor gösteriyoruz kabul etmiyor o zaman ne soruyorsun kardeşim ? Sen ve senin kafadakiler kendi doğrularını tanrı bellemiş kişilerdir. Kusura bakma, benim buna ayıracak vaktim yok. 

tarihinde NotImportant tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Indeterminizmi savunmaya kalkışanların hiç bir indeterminist argüman ortaya  atamayıp sürekli tartışmayı kişisel saldırıya dökmeleri, determinizmin kesin zaferlerinden sadece biri...

Sağduyu ise son derece haklı. Tanrınızın bir kocası olmadığını bilemiyorsunuz. Tanrıyı bir kez iddia ettikten sonra saplanacağınız sayısız çıkmazdan sadece biri bu. Tanrınızın karısı olmadığını da bilemiyorsunuz. Tanrının varlığına dair tek geveleyebildiğiniz, olmadığını bilemeyeceğimiz şeklinde gülünç bir argüman. Tanrının olamayacağı için olmadığını anlayabilecek kafadan yoksunsunuz. Tanrı olamaz. Olmasının hiç bir en küçük olasılığı yok.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
2 hours ago, NotImportant said:

Bozunum diyorum yahu bozunum ne olduğunu bilmiyorsun araya elektronların hızlarını momentumlarını bulaştırıyorsun. Bilmiyorsun işte insan evladı. Bu tartışma için bir seviye gerekli ve sen o seviyeyi karşılayamıyorsun, bari kafandan uydurma. 

Ama biri olur da sorarsa falan aklında bulunsun, sendeki bir hidrojen atomuyla güneşteki bir hidrojen atomu bir birinin tıpa tıp aynısırdır. Tartışmayı daha fazla uzatmayacağım. Sen kitap falan okuma sakın olur da 1-2 bir şey öğrenirsin. 

Hayır kaynağı soruyor gösteriyoruz kabul etmiyor o zaman ne soruyorsun kardeşim ? Sen ve senin kafadakiler kendi doğrularını tanrı bellemiş kişilerdir. Kusura bakma, benim buna ayıracak vaktim yok. 

Yahu birden fazla parçacıktan oluşan ve üstelik bu parçacıkların hepsi de hareket ederken, devinirken, titreşirken sen hangi mantıkla 2 atom birbirinin tıpatıp aynı olabilir diyorsun? 

Sen hala atomu bölünemez, tek bir parçacık sanıyorsun herhalde. 2 Atomdaki elektron, proton, nötron sayısının aynı olması o 2 atomu asla tıpatıp aynı yapmaz.

 

tarihinde sağduyu tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Diyalektik materyalizmin kesin kuralıdır. Hiç bir şey aynen tekrarlanamaz. Bu o kadar kesin ki, taaa ilkçağ filozofları  bile kavramış bunu. Tekrarlanır diye iddia ettiğiniz anda cahil bir salaktan başka bir şey olmazsınız. Bu çok apaçık ve kesin bilinen birşey. Dünya 365 günden biraz fazla sonra güneş etrafında dönüp aynı yere mi gelir, nah gelir. Böyle bir şey olanaksızdır. Hiç bir şey aynen tekrarlanamaz. Bu son derece kesindir. Evrenin hiç bir noktası bir saniye öncesi ile aynı kalmaz. Evren korkunç bir hızla genişliyor. Sadece bu argüman, iddia ettiğiniz aynen tekrarlabilirlik gülünç zırvanızı yerle bir eder. Kıpraşacak halde değilsiniz, sadece cahil cahil hezeyan sayıklıyorsunuz.

Ne uğruna, tanrı diye saçma sapan olamayacak bir zırva uğruna. Şu tanrı diye yırtınan haliniz, en pespaye bir şarlatanın halinden daha acınası. Bir tane indeterminist argüman koyamadınız. Tanrı olabilir diye yırtmadık yerinizi bırakmadınız. Dökülüyorsunuz.

Sağduyu o kadar haklı ki, daha haklı olunmaz. Süper zenci "öyle yırtılmaz, bak böyle yırtılır" diyecekse, demeyeceğini nerden bileceksiniz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Klasik fizik ile kuantum fiziğinin en önemli ayrım noktalarından birisi, belirsizliktir.. Klasik fizikte herhangi iki fiziksel büyüklük, eş-zamanlı olarak istenilen duyarlıkla belirlenebilir anlayışı vardır. Kuantum fiziğinde ise bu durum belirsizlik ilkesidir. Belirsizlik ilkesi; koordinat-ilgili momentum, enerji-zaman ve açısal yerdeğiştirme-ilgili açısal momentum gibi kavramlar çiftinin eş zamanlı olarak istenen duyarlılıkla belirlenemeyeceğidir.Mesela, atom çevresinde hareket eden bir elektronun konumundaki belirsizlik azalırsa, momentumundaki belirsizlik artar.

Her ne kadar, kuantum gerçeğini, determinizmle bağdaştırma şarlatanlığına soyunanlar olmuşsa da,bu gerçeği değiştiremezler.Maksat, kuantuma, nedensellik ekleyip, determinizm dinine süsleme ve cilalama yapmak.Doğa olaylarında ,aklın ilkeleri arasında da determinizm ilkesinin; yani evet veya hayır gibi tek bir doğrunun geçerli olduğu,karşılaştırma ve diyalektik yöntemlerinde, bir determinizm ilişkisi olduğu zannediliyordu.Sonuçta,sadece bir ölçüm sonucu bulunan nicelik ve nitelikler gerçek olarak alınabilir. Bunun dışında gerçek hakkında başka hiçbir şey söylenemez. Örneğin; bir kitabı masanın üzerine bırakıp çıktığımızda, kitabı görmüyor olduğumuz halde onun masanın üzerinde durmasından bir gerçek olarak bahsetmemize klasik fizik izin verir. Ama aynı şeyi, mesela bir atom için söyleyemeyiz. Heisenberg’e göre böyle bir soru anlamsızdır da…  

Evren kuantum düzeyinde ne zaman bir seçim yapmak durumunda kalsa, kaç tane alternatif kuantum durumu varsa her bir durum için yeni bir evren doğar.  Klasik fiziğin, evren anlayışı madde ve ışıktan ibarettir. Yani madde atomlardan, ışık ise dalgalardan meydana gelmiştir. Planck denilen bilim adamı, maddede olduğu gibi ışık için de bir atom yapısı olabileceğini göstermiştir. O‘na göre, ışıklar maddeden yapılmış bir borudan fışkıran su gibi, devamlı bir akım halinde değil, belki bir makineli tüfekten çıkan mermiler gibi birbirinden ayrı patlayıcılar halinde fırlarlar. Planck bu parçalara quantlar adını verir. Bu görüşü Nils Bohr,şu şekilde genişletmiştir: yeter derecede güçlü bir mikroskopla incelemede, maddenin en son parçalarının gösterdiği hareket tarzı, raylar üstünde sessizce kayıp giden bir demir yolu katarının hareketi olmayıp, tarla üzerinde zıplayan bir kangurunun hareketi biçimindedir.

Nesnelerin zaman ile uzam içine yerleştirilmeleri dorudan seçilen dizgenin konumuna bağlıdır. Seçimin kendisi de gözlemciden gözlemciye değişebilir olması nedeniyle görelilik içerir. Schrödinger denkleminin belli bir kuantum sistemi için çözüm olan dalga fonksiyonu kavramına göre, betimlenen olasılıklar, gözlemcinin ya da kuramcının eksik bilgisinden veya gözlem aletlerinin yetersizliğinden kaynaklanmaz. Olasılıklar ve bu olasılıklara bağlı belirsizlikler, doğanın özünde bulunur. Yani, quantum fiziğinde tek bir doğru yoktur, yer ve zaman kavramı aynı anda algılanamaz. Belirsizlik, tüm evrene hakimdir. Evrende de bir birliğin, bütünlüğün var olduğu ve bu bütünlüğü de enerjinin oluşturduğu biliniyor. Artık çok iyi biliniyor ki enerji ile madde arasında bir dönüşüm mevcut. Her zaman enerji belirli kanunlar çerçevesinde yoğunlaşarak maddeyi, madde çözülüp bozularak asli hali olan enerjiye dönüşebilmektedir.,İşte, kaynak olan bu enerjide,  nedensellik yok.

Mikro fizikte görülen; elektronların aynı anda hem tanecik, hem de dalga özelliğini göstermesi de ikili bir durum ortaya koymasındandır.Ayrıca,klasik fizik yasalarından kuantum yasaları elde edilemiyor ama kuantum yasalarından klasik fizik yasaları elde edilebiliyor. Bu da bilimsel bir gerçek olarak tümevarım ilkesi durumunu ortaya koyarak, determinizme çok sağlam darbe vuruyor ve belirlenimcilik anlayışını geçersiz kılıyor.Çünkü, maddenin temelinde belirsizlik hakimse, bu bütüne de yansır.

 

 

 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ayrıca, konunun özüne gelirsek,öncelikle belirtmek gerekir ki,  bilinçli olduğumuzun bilincindeyiz. Öleceğimizi biliyoruz. 1 milyon yıl önce yaşamış bilinçli bir birey, şimdiki zamanda yaşayan veya gelecekte (varsa. yaşyacak vs....).... Evrenin veya multiverse evrenlerin yaşına oranla kıyaslama yapıldığında, bilinçli zihinlere atıf yaparak, bu kıyaslama durumunda, bir kaç saniye gibi kısa bir süre yaşam ve sonrasında sonsuz hiçlik gerçeğinin bilincinde olan bir bilincin, yaşamına anlam katması sadece zihinsel yanılsamalarla mümkün olacaktır.Sonuçta,  akıl ve mantık çerçevesinde  yaşam amaçsızdır. Peki, Yaşamın amacı üremektir diyenler >>>>>>>>>>>>>>>>>>>> neye göre böyle bir mantığı kuruyorsunuz? 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İyi de bunları ben açıkladım. :D Hem de son derece açık, net şekilde. Kağıttan uçağı belli bir küçüklüğe kadar yapabilirsin, ama artık daha küçüğünü yapsan da uçmayacağı, hatta hiç uçak yapamayacağın bir boyuta inersin ölçeği küçülttükçe dedim. Bu fiziğin iflas ettiği anlamına gelmez, yeni fizik yasaları devreye girer dedim. Küçük bir metal parçasının sudan ağır olduğu halde su yüzeyinde durmasının Arşimet'i çürütmediğini, yeni bir fizik yasası olan yüzey geriliminin devreye girdiğini hep söyledim.

Daha da açık anlaşılsın diye bulaşık eldiveni ile karanlıkta su dolu bir tencerede elimizi yüzdürerek bir domates çekirdeğini aradığımızı, kuantumun bu derece ölçümün zor olduğu bir küçüklük olduğunu söyledim. CERN o tencereden farksızdır. Bir gün akşama kadar parçacık çarpıştıracaksın, apartman büyüklüğündeki detektörlerden akan verileri CD ye kaydetsen üst üste koyduğun CD ler Ay'a ulaşacak kadar veri birikecek, süper bilgisayarlar harıl harıl bu verileri işleyecek de, bir gerçeği belki yakalayabileceksin, o da belki. Aylarca, yıllarca bu tempoda çalışman lazım!

Kuantum nedir bilmiyorsunuz. Kuantum alanda çalışmak nasıl bir hafakandır, bir veri kırıntısı elde etmek ne kadar zordur, bilmiyorsunuz. Sonra da belirsizlik var diyorsunuz! :lol: E heralde var! Tır tartan kantardan bir karınca geçti, kantarda bir hareketlenme oldu mu acaba diye led ekranda bir oynama bekleyen saftirik süzme salaklarsınız. Ülen güvercin konsa yine ekranda bir oynama olmaz, kuantum parçacıkların birbirleri ile büyüklük kıyaslamasını biliyor musunuz siz?

Bir parçacık balina kadar, bir parçacık karınca kadar! Böyle türlü çeşitli acayip, tuhaf, anlaşılamayan parçacıklarla cadı kazanı gibi kaynıyor kuantum alemi. Böyle bir alemden oluşan atomlar neymiş birbiri ile özdeşmiş! Sen daha atom nedir tam bilebiliyor musun da ülen zeka yoksunu, atomların özdeş olduğu gibi komik ötesi aptalca bir iddiaya kalkışıyorsun? 

Sanırsın adam atomun elektronunun birindeki bir dünyada yaşıyor da görüyor atomu! O kadar emin yani!

Ha şimdi su dolu tencerede karanlıkta bulaşık eldiveniyle suda yüzen domates çekirdeğini saptayamadık diye determinizm yok! Salaklığın lüzumu yok salaklar. Daha düne kadar Ay dünyaya kaç kilometre uzaklıkta, ölçemiyorduk, eeee noolmuş yani? Ay ile dünya arasında mesafe yok muydu biz bilmiyoruz diye? Ay Formoza adası kadardı, atmosferin de içinde balon gibi süzülüyordu, biz teknoloji ile bir ölçtük, hoooop atmosferin dışında dünyanın altıda bir kütlede  bir uzay nesnesi oluverdi!

Ölçtük ya! :D Zırvalarınız öyle komik, öyle komik ki eğlencelik çıtırsınız, demek zeka olmayınca  insan ne hallere düşüyor, bir tanrı hayaleti için yırtınıyor diye komik halinize gülüyorum.  Zavallı tiplerin tanrı hayaleti uğruna çırpınmaları yırtınmaları kadar komik bir şey bilmiyorum ben. :lol: Öyle böyle komik değil, aşırı...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Şimdi yalnız tanrıcıların en büyük düşman olarak determinizmi hedef almaları, nihilist indeterminist ateistleri hiç kaale almamaları gerçekçi bak. Yiğidi asacaksan da as ama hakkını ver. Bu konuda akıllılık yapıyorlar. İndeterministten ateist işte anca o kadar ateist olur, üfürükten ateist olur. Nihilist takılan bunalımlı kaale alınmayacak bir şey olur.

İndeterminizmden tanrı safsatasından başka bir şey çıkmaz. Ben bunu çok anlattım. Sevinmeliyim, yankı bulmuş. Anlayan olmuş bunu.Daha önce de anlattım:

Şimdi bu Said denen adam şizofren kaçık filan ama zeki adam. Atatürk'ün başarılı olacağını anlayacak kadar zeki bir adam. Anladığı nerden belli, çünkü İskilipli Atıf denen herifin salyaları akarak imzaladığı, Atatürk'ün kafir olduğu ve katlinin vacip olduğu fetvasına imza atmayı Said reddetmiştir. Bu Atatürk bu işi başarırsa bu kesin deccaldır başka türlü başaramaz diye düşünmüş olabilir. Sanırsam da böyle düşündü.

Şimdi bu adam Tabiat Risalesi adlı kitabında küfürü üç sınıfa ayırıyor: 1. Evcedethül esbab 2. İktezathüt tabiat 3. Teşekkele binefsihi.

Şimdi bunlar ne demek. Şöyle: "1. Nedenler gerektiriyor. 2. Doğanın gereği. 3. Kendiliğinden oluyor. Dikkat ederseniz adam determinizmi baş düşman olarak ilk sıraya koymuş. İkinci sıraya pantezimi koymuş. Düşmanlar arasında deizm ve agnostisizm elbette yok. Onların adını bile anmıyor. Ben onun yerinde olsam deizmi hafife almazdım. Tarihte teizme en büyük darbeyi ateizm değil deizm vurmuştur. Daha biz ateistler olarak deizmin o parlak zaferini rüyamızda bile göremedik. Ama son gülen iyi güler, son kesin öldürücü darbeyi biz vuracağız, o ayrı.

Said en son sıraya en önemsiz düşmanı, yani indeterminizmi koymuş. Bunu da pek kaale almadığı üslubundan belli oluyor. Bunlar nasılsa bizden, Müslüm olmaya en yatkın kafir taifesi bunlar diye bakıyor. Bir indeterminist eninde sonunda o yolda giderse tanrıcı olur. Bu şaşmazdır. Geçici bir süre nihilist takıldığı için ateistim filan diyebilir. Ayakçılığın sonu kıyakçılıktır bilirsiniz.

Şimdi bu Said yabana atılır adam değildir. Bu bir ideolog ve dava fedaisi bir adamdır. Davası nedir, nasıl Araplar düşüp islam bayrağını Türkler aldıysa, ki Arapların da İsraillilerden aldığına inanırlar, Türklerden de Kürtler alacak davasıdır. Adamın ideolojisi bu. Adam Kürtlerin doğurganlığına güveniyor ve Kafkasya'dan Basra körfezine kadar tüm enerji koridorunu ele geçirecek bir Kürt imparatorluğu hayal ediyor.

Bu hayal halen Türkiye Cumhuriyeti'nin başının belasıdır ve emperyalist planların baş maşasıdır. Emperyalistler bu güne kadar Kürtçülükle İslamcılığı etkin bir şekilde evlendiremediler. Tüm çaba bu. Hizbullah filan hep bu amaçla kuruldu ama olmadı. Bu ikisi evlendiği gün iblis dünyaya gelecek ve TC nin kucağına verilecektir. Bu ikisi evlenir mi bilmem. Ama muta nikahı yapabilirler.

Neyse diyeceğim, bu Said zırvalasa da beyin sancısı çekmiş bir düşünce adamıdır. Bunun ne dediğine bakmak, pozisyonumuzu belirler. Bakarsın yani düşmanın asıl nihai hedefi neresi. İstihbarat savaşta her şeydir. Bakın hedefi diyorum, hangi kanattan saldıracağı ayrı konu. O taktik stratejik değişiklikler gösterir. Ama hedef değişmez. Her savaşın bir ulaşmak istediği hedef, bayrağı dikmek istediği bir yer vardır.

Tanrıcılar için düşürmeleri şart olan kale determinizmdir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu Gazali için de böyle olmuştur. Abbasi halifesi Me'mun Yunan eserlerini Arapçaya tercüme ettirince felsefe İslam dünyasına girdi. Tarihin en büyük deterministlerinden (klasik olsa da) biri İslam dünyasından çıktı: Farabi! Tabii o zaman modern determinizm filan olmadığı için klasik olması çok normal.

Gazali baş veren bu amansız düşmanın hemen farkına vardı ve derhal Farabi'yi kafir ilan etti. Farabi'nin en önemli izleyicisi İbni Sina canını yobaz katillerin elinden zor kurtardı. Hükümdarları iyileştiren hekim diye nam salmasa kesin öldürülmüştü.

O gün bu gündür İslam determinizmle savaş halinde ve en büyük düşmanının determinizm olduğunu bilincinde. Haksız da değil, determinizm laikliği ve klasiği deizmi yaratarak teizmi yıkmış, yere sermiştir. Ama teizm toparlandı ve doğruldu. Yediği amansız darbelere rağmen ölmedi. Çünkü ne laiklik ne deizm öldürücü darbeyi vuracak yetenekte değillerdir.

Ateizm teizme öldürücü darbeyi vuracak yetenektedir. Ama vurmayacaktır. Öldürmek bize yakışmaz. Acıyor muyuz, acımak yanlış mı, fırsatını bulunca yok mu edeceksin, merhametten maraz mı doğar, hayır. Mevzu bunlar değil. Mevzu fikirlerin öldürülemeyeceğidir. Mevzu insan haklarından taviz verilemeyeceğidir. Mevzu, özgürlüğün insanın en büyük erdemi olduğudur. Özgürlüğü yok ederseniz ortada insanlık kalmaz. Tanrıya inanmak bile özgürlük konusu olmalıdır. Özgürlüğü hiç bir biçimde kısıtlayamazsınız.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ya da teizm belki aldığı ölümcül yaralarla göçüp gider ve varisi olarak tahta deizm oturur, ateizmin yeni düşmanı deizm olur, deizm belki mutasyon geçirir canavarlaşır, bilemiyorum. Deterministim diye kahin de değilim yani kehanet öne sürecek...

Hiç tanrıya inanan tek kimsenin kalmadığı bir dünya düşünemiyorum ama din diye bir şeyin hiç olmadığı bir dünya düşünebiliyorum. Bu mümkün bir şey... Bu olabilir. Olamayacak bir şey değil. Ama tanrıya inanan birileri illa olacaktır. Bunun olmamasını olanaksız görüyorum. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

“Yarının hiçlik olması tehdidiyle mutlu olamam ve olmayacağım. Derin bir hakaret bu… Bu yüzden, beni acı çekmem ve yok olmam için, fikrimi sormadan ve küstahça var eden bu doğayı su götürmez davacı, savcı ve davalı rolümle, kendimle birlikte mahküm ediyorum… Doğayı yok edemediğim için de, sadece kendimi yok ediyorum, hiçbir suçlunun bulunmadığı bir tiranlığa katlanmaktan bezmiş olarak…”

Dostoyevski

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Madem konu açıldı, aslında daha önce belirttiğim konuları kısaca özetleyeyim:

Deizmi klasik determinizm yaratmıştır. Nasıl, tanrıyı ilk neden konumuna iteleyerek evrenin kontrolünden elini çektirmiştir. Evren artık tanrının değil nedenselliğin kontrolündedir. Tanrı sadece başlatmıştır, gerisine karışmamıştır. İşte bu felsefe, suya sabuna dokunmayan tanrı anlayışını, yani deizmin tanrısını yarattı. Artı laisizmi yarattı. Tanrı dışlanınca, işlerin kontrolü insanların eline geçti.

Son klasik determinist Laplace'dır. Ondan sonra işin rengi değişmeye başladı. Modern determinizmin ortaya çıkışı oldukça yeni. İlk düşünenin Fransız dahi matematikçi ve filozofu Henry Poincare olduğu düşünülür. Kaos teorisinin temelini o atmıştır çünkü. Saatlerce Sen Nehri'nin üzerinde köprüden aşağıda köprü ayaklarında oluşan girdaplara bakardı. Herkes delirdiğini sanmıştı. Fakat çizdiği fraktallar ve bu şekillerin etrafını dolduran denklemler ölümünden uzun zaman sonra büyük değer kazandı. Nihayet insanlık kültürü "Kelebek Etkisi" ni kazandı. Bu yepyeni bir anlayıştı, çığır açtı. Klasik determinizm modern determinizme dönüştü. Buna göre ilk neden filan yoktu, ilk diye bir şey yoktu, dolayısıyla tanrı da yoktu. Çoklu evrenler, paralel evrenler kuramları ard arda patladı. Big Bang'in her şeyin başlangıcı olduğu iddiası yıkıldı gitti,  

Fakat ateizmi modern determinizmin yarattığını iddia edemeyeceğim. Bu doğru olmaz. Ateizm tekel kabul etmez. Modern determinizmden önce ateizm vardı ve klasik determinizme karşıydı. Çünkü klasik determinizmde tanrı etkisiz eleman olsa da vardı. Fakat modern determinizmden önce ateizm piyasası her şeyin rastlantı olduğunu söyleyenlerin tekelindeydi. Modern determinizm bu piyasaya rastlantının olmadığını, maddenin özünde barındırdığı özelliklerin, yani kuantum yasaların makro evreni yarattığını söyledi.

Modern determinizm tanrıyı yok edip maddeyi mi tanrı ilan etti? Hayır. Tanrı bilinçli bir güç iddiasıdır. Bilinçli tasarım iddiasıdır. Modern determinizm ise evrimi ortaya koyar. Evrimi de doğa yasaları, mutasyon ve doğal seleksiyon ile açıklar. Doğa yasaları ise bilinçli değildir. Ama seçilim sonuçta bilinci ortaya çıkarıncaya kadar ilerler.

Modern determinizm bu fikirleri oluşturmak için materyalizmden yardım almıştır. Determinizm ile materyalizmin birleştirilmesinden modern determinizm çıkmıştır. Bu yüzden modern determinizme maddesel determinizm de deniyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
18 saat önce, sağduyu yazdı:

Yahu birden fazla parçacıktan oluşan ve üstelik bu parçacıkların hepsi de hareket ederken, devinirken, titreşirken sen hangi mantıkla 2 atom birbirinin tıpatıp aynı olabilir diyorsun? 

Sen hala atomu bölünemez, tek bir parçacık sanıyorsun herhalde. 2 Atomdaki elektron, proton, nötron sayısının aynı olması o 2 atomu asla tıpatıp aynı yapmaz.

 

Peki. 

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

democrossian yazdıklarını okumaya kalkışmayacam bile. Gerek yok, gerekli şeyleri söylediğim uzun bir yazını okudum. 

 

Ama şöyle bir göz gezdirirken dikkatimi çekmedi değil metal sudan ağır değildir. Daha yoğundur. (Hoş ağır da olur miktarları önemli, ama sen çaktırma) 

Gördüğün gibi bu tip hatalar yaparken, mesela kütle ile ilgili konuşurken mutlak sıfır gibi bir şey demen. Seni fizik konusunda kale almam ben. Hele ki kuantum fiziiği güldürme beni...

Siz onu bunu bırakın da bana ışığı bir şeye benzetin en iyisi. Işık şunun gibidir diyin.  (yada elektromanyetik dalga)

tarihinde NotImportant tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Saçmalama import bula bula bunu mu buldun da yazıyorsun!  Tabii ki ağır derken aynı hacimdeki miktarın ağırlığı kastediliyor. Bunu çocuk bile anlar.  Yani mevzuyu buraya getirecek kadar çaresiz kaldın öyle mi...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tartışmaya katıl

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.

Misafir
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Yükleniyor ...

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...