Jump to content
mantik

Evrim - Sık Sorulan Sorular

Recommended Posts

Evrimin var olduğu aşikarda tam olarak mekanizmasının nasıl işlediğini çözemedim.

Benim sorum şu;

Evrim tamamen rastgele mutasyonlarla mı işler yoksa canlıları kendi ihtiyaçları doğrultusunda evrimleşebilir mi ?

Mesela bir zürafa,sürekli dallara uzandığı için mi boyu uzamıştır yoksa boyu uzun olanlar hayatta kalabildiği için mi ?

Bu pangenesis baya kafamı karıştırdı :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Evrimin var olduğu aşikarda tam olarak mekanizmasının nasıl işlediğini çözemedim.

Benim sorum şu;

Evrim tamamen rastgele mutasyonlarla mı işler yoksa canlıları kendi ihtiyaçları doğrultusunda evrimleşebilir mi ?

Mesela bir zürafa,sürekli dallara uzandığı için mi boyu uzamıştır yoksa boyu uzun olanlar hayatta kalabildiği için mi ?

Bu pangenesis baya kafamı karıştırdı :)

Mutasyonlar rastgeledir, ancak doğal seçilim mekanizması olumsuz etki yapan mutasyonları eler, bu nedenle de olumlu mutasyonlara sahip canlıların genleri sonraki nesillere iletilir.

Zürafaların boyu dallara uzandığı için uzamaz, bu çoktan çürütülmüş Lamarkçı görüştür, boyu uzun olanların yaşama şansı daha fazla olduğundan boy uzayabilir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Evrimin var olduğu aşikarda tam olarak mekanizmasının nasıl işlediğini çözemedim.

Benim sorum şu;

Evrim tamamen rastgele mutasyonlarla mı işler yoksa canlıları kendi ihtiyaçları doğrultusunda evrimleşebilir mi ?

Mesela bir zürafa,sürekli dallara uzandığı için mi boyu uzamıştır yoksa boyu uzun olanlar hayatta kalabildiği için mi ?

Bu pangenesis baya kafamı karıştırdı :)

Evrim Rehber'inde açılmış olan Evrim - Temel Bilgiler başlığını okuyunuz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Cevaplarınız için teşekür ederim.Aslında sormak istediğmi tam anlatamadım.Mantik isimli arkadaş bir önceki sayfada tam anlamı ile düşüncelerime tercüman olmuş;

- Lamark'çı anlayış yanlış olduğuna göre, bir ekosistemde yaşamak için gerekli özellikler nasıl ortaya çıkmaktadır? Rastlantısal mutasyonların, gen çeşitliliğine sebep olan faktörlerin (popülasyonlar arası göç, eşeysel üreme, vs)tam da gerekli özelliklerin ortaya çıkışını açıklamakta yeterli olup olmadığı nasıl anlaşılabilir? Ortadan kalkan türlerin sayısı, zararlı mutasyonların miktari, vs istatistiksel olarak, bahsettiğimiz türde özelliklerin ortaya çıkışını açıklamaya yeterli midir? Bu inceleme yapılmış mıdır?

Koku duyusunun ilk oluşumununu düşünürken taktım bu konuya :) sadece rastlantısal mutasyonlara bağlayamadım.Filtreden bir türlü geçmedi :).Zira bu duyunun işe yaraması için birkaç yapının koordineli çalışması lazım.Basit şekilde düşünürsek.Bir adet burun-kodlayıcı niyetine reseptör hücreler-beyine iletim için sinirler-ve decoder olarakta beyinde gerekli bölüm.

Neyse fazla uzatmak istemiyorum.Birazda kendim araştırsam iyi olacak...

iyi forumlar...

tarihinde BooKLeSS tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
evrim teorisi hakkinda cok sey bilmiyorum....okudum ve arastirdim az ama icinde gecen her uc kelimeden 1 anlasilmaz...bu konuyu iyi bilen arkadaslar su soruma aciklama getirirse menun olacam...evrim yavas yavas eksikliklerini tamamliyarak ustun veya tam olustugunda kendini tamamliyor..simdi o zaman dusunuyorum insan veya herhangi baska bir varligin bugunku haline gelmesi yavas yavas olsaydi tamamlanma ihtimali sifir olacakti cunku canlilar su anki hali olmasa zaten canliligini yitirir...eger vucuda su an olan organlardan ucu olusmus digerleride olusacaksa zaten canli canliligini yitirir..evrimin kendini tamamlamasina imkan yok....ve diyorumki farz edelimmki evrim kendini tamamladi..peki bu tamamlada karar veren kim..yani mesala insan bu haliyle durmus bu hali almistir..burda evrimi durduran ne niye devam etmiyorki...

Yazdıklarından konuyu neredeyse hiç bilmediğin anlaşılıyor. Sana bazı temelleri öğrenmen için şu siteleri tavsiye ederim.

http://www.yaziyaz.com/nedir/evrim/evrim-nedir/

http://www.fenokulu.net/portal/Blog.php?Sa...&UyeID=5975

http://www.biyoweb.net/evrim/evrim-nedir.html

http://evrimianlamak.org/e/Evrim101:Evrime_Giri%C5%9F

http://apoptozis.wordpress.com/evrim-nedir/

http://www.biyobank.com/showthread.php?t=2744

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

kullanılmayan organ körelir deniliyor. bilgisizlikten olacak kavrayamadığım nokta şu ki, bu organ her ne kadar canlı için avantaj sağlamasa da onun için bir dezavantaj da olmayabilir. doğal seçilim açısından düşünüldüğünde yararsız ama zararlı da olmayan organlara sahip türler neden elenirler?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> Koku duyusunun ilk oluşumununu düşünürken taktım bu konuya sadece rastlantısal mutasyonlara bağlayamadım.

Evrimi mutasyonlara bağlamak mevzusu, evrimi inkar etmeye çalışanların uydurduğu bir korkuluktur (bkz: Straw man, korkuluk safsatası).

Ve bu iş, popülasyon bazındaki mutasyon kavramı ile DNA üzerindeki mutasyon kavramını sessizce, çaktırmadan karıştırarak yapılır.

Evrim fertler üzerinde işlemez. Evrmi, nesiller boyu zamanda ve bireyler değil topluluklar, yani popülasyonlar bazında ele alınır. Popülasyonlarda mutasyon terimi bir veya birden fazla bireyde ortaya çıkan ve diğer bireylerden farklı olan her tür özelliğe denir. Öyleki, bazen popülasyonun her bireyi bu açıdan popülasyondaki diğer bireylerden benzersiz olur.

Bunu insan topluluğu için düşünürsek, örnekleyecek olursak, sen ve karşındaki arasındaki tüm farklar, yani senin diğer herhangi bir insandan farklı olan her şeyin bir mutasyondur. Bu mutasyon DNA kökenli vs. vs. olabilir, neden olduğu ve ne olduğu önemli değildir. Bireydeki bu mutasyonlar gruplanır ve varyasyon adını alarak evrimin temel hammaddesini oluşturur. Yani, evrim türleri değil, varyasyonları işler. Şimdi bunu örneklendirelim. Mavi gözlü olmak bir varyasyondur. toplum içinde mavi fözlüler kümesi oluşturulabilir. Sarı saçlı olmakta bir varyasyondur. Bunun da kümesi oluşturulabilir. Bir birey ise, her iki kümeye de dahil olabilir. Eğer bir kişiye bakıyorsan, mutasyondan, topluluk içinde neler nasıl dağılıyor, ona bakarsan, varyasyondan söz edersin.

Bu noktada, evrimin mutasyonlar, yeni fert değil, popülasyondaki varyasyonlarla ilgilendiği unutulmaması gereken şeydir.

İşte bu varyasyonlar, her şekilde olabilir. Varyasyonların sebebinin genetik olduğunun anlaşılması yeni bir olgudur, en azından evrim teorisinden daha yeni. İşte evrim der ki, bu varyasyonlardan doğal seçilimle hangilerinin yeni nesillere geçeceği belirlenir.

Kısaca, evrim mutasyonlar değil, doğal seçim ile çalışır.

Koku alma mevzusunda ise atladığınız diğer evrim husus şudur: Evrim gradient bir değişimdir. Yani, belli olmayacak kadar küçük farklarla gerçekleşir. Bu, beyin var, koku var, hop hop bir batında koku alan burun ortaya çıkıvermiş demek gibi şeylerin var olamayacağını gösterir.

Peki nedir bu burun, nerden çıkıyor? Cevabı basit aslında.. Acaba, burun ortaya çıkarken beyin var mıydı?

Denizanalarının gözleri vardır. Burunları da vardır. Ama beyinleri yoktur. Buradan başlayarka bir düşün bakalım? Sana bir gözlem, deniz anası önüne konan siyah sopaya doğru yüzer, altına girer, ama beyaz sopa koyarsan gider ona toslar. Bunu yapan, köklerin altına yumurtlayan bir denizanası türüdür.

Görüleceği üzere, görme ve koku alma beyin olmadan da yapılabiliyor. Gereken, belli bir ışık duyarlılığı ve buna göre hareket etme. Aynı şey, koku içinde geçerli. Şimdi bu canlının sinir sistemi geliştirmeye başladığını düşün..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> kullanılmayan organ körelir deniliyor. bilgisizlikten olacak kavrayamadığım nokta şu ki, bu organ her ne kadar canlı için avantaj sağlamasa da onun için bir dezavantaj da olmayabilir. doğal seçilim açısından düşünüldüğünde yararsız ama zararlı da olmayan organlara sahip türler neden elenirler?

Kullanılıp kullanılmamasından ziyade, avantaj sağlayıp sağlamaması..

Şöyle düşün, kuyruğun var, ama hiç bir avantaj sağlamıyor. Ee, dursun öylece, ne zararı var? Kuyruğundan yaklanacak olman gibi şeyleri bir kenara bırak, dikenli bir yerden geçerken kuyruğunun yaralanıp, enfeksiyon kapman ihtimali? O organın kanser olması ihtimali?

Bunlar tali ihtimaller ama etkili şeylerdir. Asıl bakacağın şey şu. Her organ bir enerji ihtiyacı getirir. Protein, vitamin, yağ vs. vs. bu da, kuyruğun varsa, daha çok yemen, su içmen vs.gerektiğini, bunları bulmak içinde daha çok uğraşman gerekitğini gösterir. Eğer kuyruğun kısaysa, daha az enerji ile yetinebilirsin. Bu apaçık bir avantajdır. İşte o yüzden kullanılmayan organ körelmeye mahkumdur..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
>>> kullanılmayan organ körelir deniliyor. bilgisizlikten olacak kavrayamadığım nokta şu ki, bu organ her ne kadar canlı için avantaj sağlamasa da onun için bir dezavantaj da olmayabilir. doğal seçilim açısından düşünüldüğünde yararsız ama zararlı da olmayan organlara sahip türler neden elenirler?

Kullanılıp kullanılmamasından ziyade, avantaj sağlayıp sağlamaması..

Şöyle düşün, kuyruğun var, ama hiç bir avantaj sağlamıyor. Ee, dursun öylece, ne zararı var? Kuyruğundan yaklanacak olman gibi şeyleri bir kenara bırak, dikenli bir yerden geçerken kuyruğunun yaralanıp, enfeksiyon kapman ihtimali? O organın kanser olması ihtimali?

Bunlar tali ihtimaller ama etkili şeylerdir. Asıl bakacağın şey şu. Her organ bir enerji ihtiyacı getirir. Protein, vitamin, yağ vs. vs. bu da, kuyruğun varsa, daha çok yemen, su içmen vs.gerektiğini, bunları bulmak içinde daha çok uğraşman gerekitğini gösterir. Eğer kuyruğun kısaysa, daha az enerji ile yetinebilirsin. Bu apaçık bir avantajdır. İşte o yüzden kullanılmayan organ körelmeye mahkumdur..

Anibal izninle şunu sormak istiyorum..

Kullanılmayan organın zamanla yok olması konusuna , yatalak hastaların zamanla kas sisteminin erimesi örnek olabilir mi???

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> Kullanılmayan organın zamanla yok olması konusuna , yatalak hastaların zamanla kas sisteminin erimesi örnek olabilir mi???

Alakasız bir konudur..

EVrimsel açıdan körelme ile fizyolojik açıdan körelme farklı anlamlar taşır. Ama her ikisininde kullanılmadıkça gerçekleştiği malumdur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Anibal,

Burada verdiğin cevapları, Evrim Rehberi altına da taşıyabilirsin. Zaten amaç bu.

Yani bu başlık altında tartışma olmasın, sorulara cevap verilmesin demiyorum ama madem zaman harcanıp bu başlıkta sorulan sorulara cevap hazırlanıyor, bu cevaplar pekala evrim rehberine de taşınıp, ilgili başlığın altına soru-cevap olarak konabilir. Eğer ilgili bir başlık yoksa, yenisi açılabilir.

Evrim rehberi ancak o şekilde genişleyecek.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Iste böyleeeeeee

Dinci gecinen dinsizlerin % 99,9 una hicbir gerceyi anlatma ve inandirma olanagi yoktur.

Cünkü onun USUNU kafasindan cikarip almislar.

Artik NAKIL onun cipsi olmustur.

Onun bir santim disina cikmasi olanaksizdir.

Bir kurdu örnek gösterirsek.

Bir kurt,bir koyun sürüsünün icine girdiginde,o koyunlari tek tek bogar birakir, taki son koyuna kadar.

Bölgemizde koyun sürüleri olan tanidiklarin anlattiklarina göre söylüyorum.

Baska örnekte verebiliriz tabiki.

Ama bir cakal,yakalar bir koyunu karnini doyurana kadar yer ve ceker gider.

Bu hayvanlar, ciplerindeki kurguya göre hareket ederler.

Halbuki insanlar böyle evrimlesmemislerdir,

Birsey konusunda karar cipsden deyil beyinden gelir.

Eyer beyin,dincilerde oldugu gibi saf disi edilip Nakil cipsiyle donatilmamissa.

Ne dedik,dinci dinsizler.

Evrimleri var eden güc, hicbir seyi dinci dinsizlerin dedigi gibi var etmemistir.

Herseyi en ince hesap ederek bilime ilime,USA ters düsecek,bir biriyle TEZATA düsecek hicbirsey var etmemistir.

Dinci dinsizlerin sacmalari Var edenin sorunu deyil, UYDURANLARI ilgilendirir.

Evrim bir gercektir.

Akli ermeyenlerin deyildir demeleriyle EVRIM yok olmuyor.

Dinci dinsizlerin iddialari,Allah adami yaratti sonrada Havvayi.

Bunlar hic zorluk cekmeden basladilar konusmaya Saytan da nerden ögrendiyse Arapcayi ,bu ücü hic zorluk cekmediler,POST MODERN insanlar gibi sohbete devam ettiler.

Halbuki bilim adamlarin arastirmalari hicde öyle demiyor.

Bulunan kanitlar,dindar dinsizlerin tamamen tersini söylüyorlar.

Insanlar milyonlarca yillar boyunca isaretlerle anlasmislar.

Sekiller yaparak anlasmislar.

Diller ,Allah tarafindan deyil insanlar tarafindan gelistirilmistir olduguda bilim adamlari tarafindan gayet net aciklanarak isbat edilmistir.

Bunlari dahi ,daha icine sindirememis dinci gecinen dinsizlerden Evrime inanmalarini beklemek komikligin komikligi olur.

Mutlakaki yoktan var olma olanagi yoktur.

Mutlaka olusumun bir cekirdeyi olmasi kacinilmaz.

Buraya kadar insan beyni iz sürmesi yaninda,bunun ötesinde henüz iz sürme olanagimiz yoktur.

Belki gelecekte bunun cok ötelerinede iz sürebileceyiz sanirim.

Ama,yaradilisin Tüm sirlarini cözebileceyimizi hic sanmiyorum.

Dinci gecinen dinsizler.

21 yüzyilinda TAS DEVRINI YASAYMAKTADIRLAR:-))))))).Bu bakimdan kusurlarini mazur görünüz:-))))).

Nakilci deyil,Akilci dindarlara sözümüz yoktur tabiki :-)))).

tolonbeg

tolonbeg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Arkadaslar benim sorum cok basit ama dusundurucu olacak. Madem evrim var diyorsunuz o zaman dunya var olmadan once hatta gunes sistemimiz var olmadan once bu evreni bu kadar yildizi galaksiyi bu kusursuz sistemi, uzayin karanligini kim yaratti Allah askina bu kadar sey nasil tesadufen olusur bunu sizin akliniz aliyormu.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

O kadar şeyin tesadüfen olduğunu kim söylüyor ki?

Senin sorunun şu. Senin görebildiğin mekan kainatın zilyonda biri değil. Yaşadığın sürede o kadar kısa ki, kainat ölçeğinde göz açıp kapayana kadar bile değil.

Böyle olunca da sen düzensizliğin ağababasını görmüyor, göremiyorsun..

Örneğin, dünyanın kendi dönüş ekseni ile yörüngeye olan açısı 23.44 derecedir. Amanda bu ne güzeldir, ne iyi düzendir midir? Senin ömrün boyunca bu oran değişmez emin ol. Çünkü senin ömrün çok kısadır. Ama 100 bin yıl boyunca bakarsan, bu açının ortalama 40 bin yılda bir değiştiğini, 22 ila 38 derece arasında kafa salladığını görürsün. Hele 5 milyon yıl seyretsen, ortada düzen filan göremezsin..

Buna bağlı olarak, dünya ılıman bir iklimden daha sıcak bir iklime giriyor. Senin hayatın boyunca bu sıcaklıkların düzenli olması, 40 bin yıl önce yaşayana insanların buızlarla kaplı olduğu gerçeğini değiştiremez.

Eğer 5 Milyar yıl ölçeğinde bakarsan, gökte görüp yıldız sandığın bir şeyin, büyüyüp büyüyüp koca bir galaksi olduğunu, sonra de gelip senin galaksine toslayacka olduğunu görürsün.

Kısaca, kainatta düzen filan yoktur. Ama senin kısacık ömründe görebildiğin azıcık şey, o koca sistemin o kadar küçük bir parçasıdır ki, sanki düzen varmış gibi görürsün.

Dmekki, bu işler ağaç tepesine çıkıp tefekkür ederek yapılamıyormuş, düşünmek değil, gidip bakma lazımmış ortalığa..

Şimdi soru ve sorun şudur.. Hangi beceriksiz ve denyo tanrı, bu kainatı böyle arap saçı gibi karmakarışık yapmıştır ki? O tanrı için ancak ve ancak şapşal demek mümkündür.

Ama düşünmeye devam edelim. Eğer bu düzen kendi kendine var olamazsa, ki bu yanlış, bu düzen dediğin karmaşa tam olarak kendi kendine yeten bir sistem, bu düzeni sağlayacak olan tanrı nasıl olurda kendi kendine var olmuş olabilir? Onu kim yaratmıştır?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Iste böyleeee

Sevgili Aniball,Ülen güldürdün beni vallla :-)))))).

Demek SAPSAL Allah :-)))))).

Vallaaaa,El-Ilah resimde hicde SAPSALA benzemiyor,yoksaaaaa :-))))

tolonbeg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Örneğin, dünyanın kendi dönüş ekseni ile yörüngeye olan açısı 23.44 derecedir. Amanda bu ne güzeldir, ne iyi düzendir midir? Senin ömrün boyunca bu oran değişmez emin ol. Çünkü senin ömrün çok kısadır. Ama 100 bin yıl boyunca bakarsan, bu açının ortalama 40 bin yılda bir değiştiğini, 22 ila 38 derece arasında kafa salladığını görürsün. Hele 5 milyon yıl seyretsen, ortada düzen filan göremezsin..

Buna bağlı olarak, dünya ılıman bir iklimden daha sıcak bir iklime giriyor. Senin hayatın boyunca bu sıcaklıkların düzenli olması, 40 bin yıl önce yaşayana insanların buızlarla kaplı olduğu gerçeğini değiştiremez.

Eğer 5 Milyar yıl ölçeğinde bakarsan, gökte görüp yıldız sandığın bir şeyin, büyüyüp büyüyüp koca bir galaksi olduğunu, sonra de gelip senin galaksine toslayacka olduğunu görürsün.

Ama düşünmeye devam edelim. Eğer bu düzen kendi kendine var olamazsa, ki bu yanlış, bu düzen dediğin karmaşa tam olarak kendi kendine yeten bir sistem, bu düzeni sağlayacak olan tanrı nasıl olurda kendi kendine var olmuş olabilir? Onu kim yaratmıştır?

bak katılıyorum herşeyin raslantısal olamayacagını ve mutlak yaratıcı olması gerektiğini düşünen bireyler tanrının yaratılamayacagını ve tek olduguna nasıl inanıyo ben anlamıyorum evrimsel süreci ne bireysel nede insan ömrü olan 70 yıl ile anlamak olmaz bence

benim sorum mutluka bi maddesel baslangıcın izahı nasıl yapılır? dna olusumu gibi

daha öenmli sorum türlerdeki çeşitlenme evrim rehberini okudum ama orada verilen örnek su kuslar söyle boynuzlular böle benım ihtiyacım olan nokta daha geriye gdebilmek suda ki canlılardan karaya geçişler havaye geçişler ve örnekleri koskaca bi dinazor ırkının ara geçiş formu olmasının izahı yani su anki düzen içinde bulunan tüm canlıların ortak ataya döüşünün gösterilmesi umarım anlatabıldım:D

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

bide insan sizce dogaya hakimiyeti bilincinin gelişmesi veinsan gibi bilincinin bu düzey geliştiği baska canlı olmamasıda ilginç değilmi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

>>> daha öenmli sorum türlerdeki çeşitlenme evrim rehberini okudum ama orada verilen örnek su kuslar söyle boynuzlular böle benım ihtiyacım olan nokta daha geriye gdebilmek suda ki canlılardan karaya geçişler havaye geçişler ve örnekleri koskaca bi dinazor ırkının ara geçiş formu olmasının izahı yani su anki düzen içinde bulunan tüm canlıların ortak ataya döüşünün gösterilmesi umarım anlatabıldım

Bunlar cevabı olmayan sorular değil..

Ama cevabının var olması, sana bunu izah edebileceğimiz anlamına gelmiyor. Neden?

3.8 Milyar yıllık sürecin her 100 bin yılı için bir cümle kursak.. O kadar cümleyi yazmayı bırak, söylemeye ömrümüz yetmez.

O yüzden gidip bu çöznürlükte bunu arşatırma şansımız yok.. Ne yaparız, 10 milyon yıl aralıklı kesitler halinde işleriz, inceleriz. Kimisi ilk 500 milyon yıla bakar, kimisi son 500 milyo yıla derken, tonla bilgi olur. Sonra bunlar özetlenir, kuş edilir, koca koca kitaplar halinde yayınlanır, konferanslarda vs. sunulur. Son 500 milyon yılı inceleyenle ilk 500 milyon yılı inceleyen bir araya gelir, biliglerini tutarlı hjale gelip bir diğer özetleme yaparlar derken...

Ömrümüzün yetebileceği bir izahat elimizde hazır olur. Ama ömrümüzün yeteceği izahatı buraya yazmak gene zordur. Çünkü bu izahat gene çok büyüktür. Bunu küçültmek için terimler vs. kullanmak gerekir. Mesela, gen deriz.. Mesela hardy prensibi deriz.. Mesela kambriyen deriz.. Bu sayede, bir kaç yılda sana anlatabilir hale geliriz. Ama bir kaç yıl, bir forum postu değil, gidip okulda öğrenmek demektir.

Evrimi anlamak için, bu kadar çok şey gerekmez.. Evrim basittir: Var olan varyasyonlaırn nesiller boyunca doğal seleskiyonla seçilip ilerletilmesi. Ama sen bundan daha fazlası diyorsan.. Doğal seleksiyon nasıl oluyor.. Hangi varyasyonlar var, onlar nasıl seçiliyor vs. diyorsan, eşeledikçe bir sürü yeni şey çıkıyor, öğrenmen gereken şey sürekli artıyor..

Evrimi "yok öyle olmaz, olamaz, olabilir.." gibi ahkam kesecek kadar tartışabilmek için, şu bilgilere vakıf olman gerekiyor:

1. Kimya.. Hasan iki salak osman dört, yedim bitirdim kimyayı aha seviyesi değil elbette.. Bir karbon-hidrejen bondunun, karbonun hangi izotopu için hangi enerji seviyesinde gerçekleşeceğini hespalayacak ve bilecek kadar..

2. Jeoloji..

3. Jeokimya..

4. Molküler biyoloji.

5. Genetik.

6. Ekosistem biyolojisi.

BU bir kaçını yazdığımız disiplinlerde uzman olmasanda, bunların belli başlı hususlarına vakıf olacaksın ki, bu sudan karaya geçişi sana ciddi ciddi izah edebilelim.

Yoksa, diyeceğimiz şey şudur.. 385 milyon yıl önce yaşanan kitlesel bir yokoulşun devamında, oksijen seviyesi azalan sığ sularda yaşayan balıklar, solungaç solunumu yanında akciğer solunumuda gerçekleştirmeye başladılar. Bu sayede önceleri nefes almak hava kullanırken bu özelliklerini geliştirerek, yaklaşık 10 milyon yıl osnunda karaya çıkabilen, orada azda olsa hareket edip yaşayabilen canlılar oldular. Bu sayede sudan karaya geçiş gerçekleşip, amfibyanlar ortaya çıktı.

Bu dönemde, bazı böcek ve bitkilerin çoktan karada yaşayabilir olmaları, karadan besin temin eden canlılara avantaj sağlıyordu.

Eh, bu kadarı olacaktır.. Daha fazlası dedikçe, hep sana önce bir sürü şeyi öğretmemiz gerekecek vakit yetmeyecektir..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

anlıyorumyani bilgi düzeyime göre bi yorum ben daha fazlasını katma cabasındayım biras acelede edebiliyorum müsadenle bi sorum daha olacak bakteri dünyaısnı saymazsak insanın dogaya haimiyeti zekasındaki (bi yerde evrim) gelişmeler türünün tek örneğimi yani insan herseyden daha farklı geliyo bazılarına ben kabul ediyorum dna yüzde 99 maymun ama arkadaslarım kabul etmiyo ve insanı farklı yere koyuyo buna bi yorum ne getirebilriz

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.

×
×
  • Yeni Oluştur...